Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 55 dk.
Sayfa Sayısı:
138
Basım Tarihi:
Ocak 2017
Yayınevi:
Güney Filmcilik Yayınları
ISBN:
9789757956051
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·168 syf.··
2017 91. kitabı
Üniversite yıllarında okuduğum bir kitaptı. Tabi bir Yılmaz Güney hayranlığı olmakla birlikte kitabın ismi daha da cezbetbi beni ve içimdeki okuma isteğini daha da arttı. UMUT az-cok herkesin tanımını yapabileceği bir kavram. Hatta hepimizin yaşam kaynağı belkide. Hep bir şeyler umut ederek yasamazmiyiz zaten. Ancak umut doğru şekilde ansalasilmazsa adeta bir hastalığa dönüşebilir. Bu konu üzerine şekillenen bir kitap. Kitap olarak çok fazla bir şey söylemeyeceğim ancak bu tür kitaplar genellikle yazarlarının siyasi duruşundan ötürü sanki hak ettiği yere gelemiyor glbl. Önyargısız okumalar...
Sinema
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
10/10
·168 syf.··
2020 5. kitabı
Bütün gerçekleri olduğu gibi aktaran bu senaryo Yılmaz Güneyin ikinci dönem sinemasının ilk ürünü olarak görülebilir. Cabbar ve ailesi etrafında Türkiye'nin sosyo-ekonomik durumunu başarılı bir şekilde anlatan Güney son derece realist bir senaryoya imza atmış. Umut 1970 Türkiye sinemasına bir bomba gibi düşmüş o zamanın yeşilçam filmlerine karşı devrimci sinemayı yükseltmiştir. Cabbar yoksul olabilirdi ama umutsuz olmazdı. Umudunu her zaman bir yerlere bağlamak zorundaydı. Çünkü umudunu yitirdiği zaman aklını da kaybedecekti.. Film izlemek ile senaryo okumanın arasında çok fark olduğunun düşüncesindeyim. Filmi de izlenmeli senaryosu da okunmalıdır zannımca.
Sinema
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
8/10
·168 syf.··
2018 12. kitabı
Yılmaz Güney denince aklıma gelen ilk film Umut. Gerek Türkiye'de gerek Dünya'da pek çok festivalden ödülle dönen film 50 dile çevrilirken Türkiye'de yıllarca yasaklandı. Arabacı Cabbarın "hayalperest" arkadaşı Hasan yüzünden onu delirten bir umudun peşine düşmesini anlatıyor. Yılmaz Güney'e illa bir yakıştırma yapılacaksa bence "Tükiye'nin Dostoyevskisi" yakıştırması cuk oturacaktır. Sadece senaryoyu izlemek yetmez filmi mutlaka izleyin. Cabbarın atına araba çalınca karakolda insan muamelesi görmemesi , atı ölmesine rağmen kendisinin suçlanması bu toplumun gerçeğine tutulan bir ayna maalesef.
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
Arabacı Cabbar
9/10
·168 syf.··
2020 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2020 14:27
''Bugüne kadar Türk sinemasında gerçeklik adına yapılan bütün filmler yaşanılan değil, tasarlananın gerçekleştirilmesi olmuştur. Umut'un dili, yaşamanın dili, gerçekliğin dilidir.'' Bu sözleri Altan
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 37. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2021 20:49
" Benim anlattığım Umut, aslında bu bekleyişin hikâyesidir..diyor Yılmaz Güney Çok uzun süre önce sipariş vermiştim bu kitabı ve ancak sırası geldi okuyabildim. Küçük bir köyde 5 çocuk babası ,eşi ve annesiyle beraber yaşayan Cabbar artık şehire yerleşmeye karar verir ve toparlanıp yola koyulurlar. Şehir merkezinde borç aldığı at ve faytonuyla 8 boğaz geçindirme derdiyle uğraşıp durur. Asıl anlatılmak istenen günümüzde para her kapıyı açar,parayla saadet olur,para bütün dertlere devadir.cunku yaşam çok zorluklarla geçiyor.Bir evi geçindirmek,eve hergun ekmek götürebilmek ve en önemlisi evde her akşam bir tencere yemeğin pişmesi dir. Cabbar belki hayatında hiç mutlu olmamıştır belki doya doya çocukluğunu yaşamamıştır.Baba olduktan sonra sırtına yüklenen yükü taşıması ve bu hayatta halen piyango çıkar umuduyla yaşaması Hasan ise sadece bulacağı gömü peşinde koşarak günlerini geçirir. İki arkadaş gömü bulmak umuduyla yola koyulurlar ve onları bekleyen gerçek nerededir hiç bilmeyecekler Kitap çok yalın bir dille yazılmış .çok ince olduğu için bir günde bitirecek ve çok beğenirsiniz keyifle okuyun .
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
Puan vermedi·168 syf.·
2017 21. kitabı
Atlarından biri bir otomobilin çarpması sonucu öldürülünce ve ne adaletin ne de hayırseverliğin galip geleceği anlaşılınca adam yavaş yavaş umutsuzluğa sürüklenmeye başlar. Yerel bir kutsal adamın tavsiyesi üzerine ve yorulmak bilmez bir iyimserlikle beslenen, efsanevi bir kayıp hazineyi aramak için çöle doğru yola çıkar ve o son, kaçınılmaz ana doğru giderek daha da ileri kayar.
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
Umut
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
Kitap güzel okurlara tavsiye ederim hayatta herşeye bir umutla başlayıp umudumuz bitmeyene kadar da bitmez,herşeye rağmen hayallerinizden ve arzularınızdan vazgeçmeyin
Ali
Ali
Umut
Umut
Yılmaz Güney
Yılmaz Güney
İnsan ve Duygular
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2022 232. kitabı
Yılmaz Güney’in Umut kitabı, 1970 yılında yazdığı ve aynı adlı filminin senaryosunu temel alan bir eserdir. İthaki Yayınları tarafından yayımlanan bu kitap, Güney’in sinema anlayışını ve toplumsal meselelere yaklaşımını yansıtan önemli bir metindir. Umut, Türk sinemasında gerçekçilik akımının öncüsü kabul edilen aynı adlı filmin senaryosunu içerir ve Güney’in kendi yaşamından izler taşır. Yılmaz Güney, Umut’ta gerçekçi bir anlatımı benimser ve dönemin sosyo-ekonomik sorunlarını cesurca eleştirir. Eserlerinde genellikle yoksulluk, sömürü, adaletsizlik ve insanın içsel çatışmaları gibi konuları işleyen Güney, Umut’ta da bu temaları derinlemesine inceler. Kitap, onun sinema dilini ve politik duruşunu anlamak için önemli bir kaynaktır. Güney, eserdeki karakterler ve olaylar aracılığıyla, bireyin yalnız mücadelede çaresiz kalacağını ve toplumsal değişim için kolektif bir bilinç gerektiğini vurgular.
UmutYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017211 okunma

Yazar Hakkında

Yılmaz GüneyYazar · 30 kitap
Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır. Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur. İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı "Hudutların Kanunu"dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur. Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu "Şeytanın Oğlu" filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde senaryolarını yazdığı ve Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından çekilen "Yol" filmleri büyük ses getirdi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da "Duvar" filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı "Duvar" onun son filmi olmuştur. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi ve Paris'te toprağa verildi.