Unutamadıklarım Hatıralar Işığında Cumhuriyet Tarihi Okumaları 1

8,7/10  (3 Oy) · 
12 okunma  · 
1 beğeni  · 
578 gösterim
61 yıldır kalem tutan ve edebiyatımıza birbirinden kıymetli eserler kazandıran Yavuz Bülent Bâkiler, bu kitabında hatıralarını yazdı. 3 cilt halinde yayınlanacak eserinde Bâkiler, Cumhuriyet tarihini de sorgulayan, yorumlayan portreler kaleme aldı. Atatürk'ten Kazım Karabekir'e, Fevzi Çakmak'tan Adnan Menderes'e, Osman Bölükbaşı'dan Samiha Ayverdi'ye, Rauf Denktaş'tan Muhsin Yazıcıoğlu'na... siyaset, kültür ve edebiyat dünyamızın en önemli isimlerine şâhitlik yaptı. Kimi yerde kızdı, kimi yerde hüzünlendi, kimi yerde ise yorumu okuruna bıraktı.

"100. yılda, Bakanlığımızın bastıracağı 100 eser arasına Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy Paşaların eserlerini de almıştım. Ankara'dan İstanbul'a gittim. Kâzım Karabekir Paşa'nın büyük kızı Fazilet Hanım'la, Ali Fuat Cebesoy Paşa'nın yeğeni Ayşe Hanım'ı Atatürk Kültür Merkezine davet ettim. Onlara dedim ki:
- Atatürk'ün doğumunun 100. Yılı dolayısıyla Bakanlığımız sizin babanızın, sizin de amcanızın eserini Bakanlık yayınları arasında basmak istiyor. Bir itirazınız var mı, kabul ediyor musunuz?

Cümlemi bitir bitirmez Kâzım Karabekir Paşa'nın kızı kalktı, Ali Fuat Cebesoy Paşa'nın yeğenin boynuna sarıldı. Kadınlar hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar. Karabekir Paşa'nın kızı diyordu ki:
- Ayşe Hanımcığım! Ayşe Hanımcığım! Duydun mu? Devletimiz senin amcanın, benim babamın eserine sahip çıkıyor. Duydun mu? Duydun mu?

Doğrusu ben de dayanamadım. Bu Paşalara yapılan baskıları, hayır hayır reva görülen zulümleri hatırladım. Kendimi tutamayarak dışarı çıktım. Bir süre ağladıktan sonra odaya döndüm. Mirasçılar, kitapların basılmasına sevinç gözyaşlarıyla evet dediler; ama 12 Eylül Darbesi'nin asker idarecileri izin vermediler."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9786055535957
  • Yayınevi:
    Yakın Plan Yayınları
  • Kitabın Türü:

''Filistin askısına vurulmuş gibiyim''

Eski milletvekilimiz Mehmet Yalçınkaya'nın bu sözü hem fiziki hem de ruhsal bir durum belirtisidir. 12 Eylül'de türlü işkencelere -hem de hiç günahı yokken- maruz kalan bu yürekli Türk Milliyetçisi'ne saygılarımı sunmak isterim.

Bakiler özü sözü doğru bir adam. Üstad denilecek insana neden mi böyle hitap ediyorum? Çünkü o, her durumda dimdik duruşuyla türlü düşmanlar kazanmış bir yiğidodur. Sivaslı dediğin böyle olur.
Bakiler Hoca kitabında kendisine atfedilen ''Atatürk düşmanı'' söylemine yanıt vererek başlıyor. Yönetimin yanlışlığını, Trt'de yaşadıklarını, Menderes'i, 12 Eylül'ü, Alevi-Sünni kavgalarını, Yazıcıoğlu'nu, sevgisini, kızgınlığını sitemini dile getirmiş. Çok da güzel yapmış, bilmediğimiz bir çok konuya ışık tutmuş.
Denktaş'la, Yalçınkaya ve Orhan Şaik'le olan sohbetlerinde gözlerim dolu dolu oldu. Bu ülkeye veba gibi yayılan cehalet hastalığından kurtulmak sanırım hepimizin dileği.

Yavuz Bülent Bakiler'e Türk Dünyası için verdiği emeklerden dolayı minnettarız.

salih 
11 Şub 2016 · Kitabı okudu · 7 günde

Bilhassa yazarla aynı dünya görüşünü paylaşanlar için yakın tarihin önemli şahsiyetlerinin Yavuz Bülent Bakilerin bizzat kendi aralarında geçen yada dinleyerek öğrendiklerini edebi bir şekilde anlattığı bir eser olmuş.Her ne kadar anı şeklinde yazılmış olsada objektiflikten çok uzaklaşılmamıştır zira şahıslar ve olaylar üzerinden çok örnek verip referans göstermiş.

Mehmet Y. 
06 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yavuz Bülent Bakiler, yaklaşık 60 yıldır yazan bir kalem erbabı ve iyi bir şair. Müslüman Türk kimliğinden ve Türkçe sevgisinden taviz vermeden sürdürdüğü hayatının belli kesitlerini paylaşacağı üçlemenin ilk kitabı olan Unutamadıklarım'da TRT yıllarının ağırlıkta olduğu bazı hatıralarından ve bir bölümünü bizzat tanıdığı bir bölümünü ise ( Kazım Karabekir, Adnan Menderes ) gıyaben bilip sevdiği kişilerle ilgili görüşlerinden bahsediyor. Bakiler'i bilen ve fikir yapısından hoşlananlar için güzel bir kitap; üstadın Türkçesindeki duruluk ve akıcılık yazısında da kendini gösteriyor.

Kitaptan 3 Alıntı

Ben Numanlar Köyü'nden Emine Bacı
Yaşım belki doksanbir,belki seksensekiz.
Ellerim ayaklarım buğdaylar kadar temiz
Yaz gelince dibeklerde çaresiz
Dövülen benim benim,benim!

Benim şimdi harmanlarda savrulan
Kara topraklarda buğu,yetim ocaklarda duman
Seferberlik yıllarından beri dul kalan
Gelinim,gelinim,gelinim!...

Ben Numanlar Köyü'nden Emine Bacı
Ürüzgarın erittiği karlara benziyorum.
Gayrı söner odamda geceleri yanan mum
Yüreğime bir ses verin diyorum
İnim inim,inim inim!...

Ben Numanlar Köyü'nden Emine Bacı !
Tadım tuzum yok gayrı,ağzımda dilim acı
Varıp hangi doktordan alsam ilacı
Ben kim,doktor kim,ben kim?...

Beni böyle ilmek ilmek dokuyup saran ağrı
Biliyorum gayrı,ölüme çağrı
Kuru dallar gibi Allah'a doğru
Uzar beş vakit ellerim,ellerim,ellerim!

Ben Numanlar Köyü'nden Emine Bacı
Üzerime dağlar gibi çile gelir de
Ya sabır çekerim evvel emirde
Bir kuru canım var çok şükür bir de
Bir yatak bir yorgan bir kilim.
Bir yatak bir yorgan bir kilim...

Unutamadıklarım, Yavuz Bülent BakilerUnutamadıklarım, Yavuz Bülent Bakiler

Cebeci İstasyonu ve Sen
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesinde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun

Unutamadıklarım, Yavuz Bülent BakilerUnutamadıklarım, Yavuz Bülent Bakiler
Hasan 
 23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" Bir masa, nasıl dört ayağı üzerinde duruyorsa bir millet de kendisini yaşatan temellere dayanarak varlığını devam ettirebilir. Bu temeller, o milletin konuştuğu dildir. Mensup olduğu dini inanıştır. Tarih şuurudur. Gelenek ve görenekleridir. Güzel sanatlarıdır. Üzerinde yaşadığı vatan toprağıdır. Ordusudur, bayrağıdır, kahramanlarıdır."

Unutamadıklarım, Yavuz Bülent Bakiler (Sayfa 9)Unutamadıklarım, Yavuz Bülent Bakiler (Sayfa 9)