Unutma Bahçesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2774
Gösterim
Adı:
Unutma Bahçesi
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891784
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
"'Unutacağımız hiçbir şey kalmayana dek her şeyi unutabilsek tanrıyla karşılaşacağız ama oraya kadar unutmayı beceremiyoruz bir türlü...' demiştim.
'İnsan iniyor aşağı, ama bir noktada soluksuz kalıp yukarı sıçrıyor,' demişti, 'unuttuğun kadarı bile fazla bana kalırsa, boş laflar ediyorsun...'
'Her şey geçmişte gömülü, başlangıçta,' diyorum ben. Şeref, 'Sırlarımız gelecekte çözülecek ama,' dediğinde de soluğumun açıldığını hissediyorum. Söyleyecek olsam, 'Benim öyle seni rahatlatmayı düşünerek böyle konuştuğumu sanıp kendini yanıltma,' der, 'unuta unuta in aşağı sen... Madem anılar bizim atıklarımızmış, unutmanın sonuna var, anlarsın... Tanrı senin yüzüne bakıyor muymuş? Her şeyin başına dönmek isteyen nedir biliyor musun, akıl ister bunu... Aklı da kendi haline bırakmamak gerekir, aptalca işlere kalkışır çünkü...'"
NOT 1 : Canınızın çekebileceği birkaç ürün yerleştirmesi bulunuyor :)
İnsan unutmak istedikçe; iniyor aşağı, ama bir noktada soluksuz kalıp yukarı sıçrıyor çünkü biliyor derinlere indikçe her şeyin daha çok gün yüzüne çıktığını.
Yapı gereği olarak her şeyi unutmak isteyen, hiçbir şeyle bağ kurmak istemeyen bir insanım. Kitabın ismini duyduğumda işte bu dedim, bu kitap benim en sevdiğim çikolatayla okuyabileceğim bir kitap,çünkü benim de kendi içimde yetiştirdiğim bir “Unutma Bahçem” vardı ama bilmiyordum ki oraya her attığım, her görmezden geldiğim anıların tekrar tekrar büyüyerek kocaman bir çınar ağacı olduğunu. Kitabı okudukça o en sevdiğim çikolatam bir türlü yemek istemediğim pırasa yemeğine dönüştü.
Kitabı açar açmaz karşılaştığım cümlenin bana hissettirdiği: yeni aldığı dondurmasının daha tadına bakamadan yere düşüren bir çocuk gibi hissettim.
Cümle tam olarak bu: “ Bomboş unutabilsek, unutmadan yanayım ben... Ama unuttukça insanın anıları çoğalıyor. Unutarak hafiflediğimiz söylenemez o zaman, yani uçulmuyor öyle unutarak, kuşlar gibi.”
Ve bu da yetmezmiş gibi kitap karakterlerinden Şeref abinin kurduğu cümleyle devam ediyor. “Doğru, kuşlar gibi uçulmaz, balıklar gibi uçulur anıların derinliklerinde” dedi. Yani Şeref abi dondurmayı düşürdüm zaten sen de bunu diyerek yeniden dondurma alacak paramın kalmadığını hatırlattın.
Kitabı okudukça daha da hatırladığımı fark ettim, hatırladıkça ne kadar acı çeksem de insan olduğumu hissettim.
Çok fazla mantığımla hareket eden bir insanım ama kitaptaki bir cümleyle daha tam anlamıyla birkaç dakika boş duvar izledim. “ Her şeyin başına dönmek isteyen nedir biliyor musun, akıl ister bunu... Aklı da kendi haline bırakmamak gerekir, aptalca işlere kalkışır çünkü...” aslında neden aptalca işler yaptığımında farkına vardım harika arınmalar yaşadım. ( yani kısaca dondurmayı düşürdüm, sonra paramın kalmadığını farkettim ve son olarak bir daha dondurma satılmayacağını anladım. )
Çok fazla bıdı bıdı ettim, kusura bakmayın ama son bir soruyla inceleme görünümlü bol malzemeli mercimek çorbasını bitirmek isterim:
Unuttuğu için mi delirir insan, unutamadığı için mi ? Ben çok delirdim bu soruda biraz da siz kendinizi yiyin :)
Not 2 : BEN ASLINDA UNUTMAK İSTEMEMİŞİM.
280 syf.
·9/10
Yaşımdan kaynaklı mıydı bilmiyorum ama okurken çok zorlandığım bir kitap olmuştu. Bize unutmayı öğretirken aynı zamanda ne yaparsak yapalım unutamayacağımızdan bahsediyor. Yeri geliyor unutmamamız gerektiğini yüzümüze vuruyor. Anlaması zor değil aslında yalnızca kitapta anlatılanları kabullenmesi zor.
280 syf.
Unutma Bahçesi çok değişik kitaplardan birtanesi.Okurken sıkıldığım zamanlar olsa da beni düşündürmeye iten bir kitaptı.Tebessüm'ün hissettiklerini anlamaya başladığımda hoşuma gitmeye başladı.Ancak Unutma Bahçesi öyle olayların heyecanlı aktığı veya betimlemelerin olduğu bir kitap değil.İnsan ilişkileri üzerine yazılmış bir kitap.Belirli bir olay akışından söz edemeyiz.Tebessüm'ün anlattığı kadarıyla her şeyi biliyoruz.Felsefi bir kitap bile olabilir benim için.Kitabın arka kapağıyla ilgimi çekmişti, ancak bu kadar düşünsel bir kitap olduğunu anlayamamıştım.Bu sıralar heyecanlı bir şeyler okumak istediğimden beklentilerimi karşılamamış olsa da okuduktan sonra değişik bir tat aldım.İçinde çok özel cümleler var.Bu yüzden zamansız karşıma çıktı ama başka bir zamanda sindirerek okunması gereken bir kitap Unutma Bahçesi.Eğer unutma üzerine felsefe yapmak istiyorsanız bu kitabı okuyun derim.Ancak beklentileriniz yüksek olmasın, dediğim gibi kurgusu diğer romanlardan farklı.Bu kitap da farklıydı benim için, sevmedim diyemem,bilinçaltımda ilginç bir şekilde yer etti.Latife Tekinle ilk tanışmamdı, memnun oldum, farklı yazarları severim.
348 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
...son bakışın gücüne de inanıyorum ben. Ayrılıp giden insanın ruhu bir kereliğine asla unutamayacağımız biçimde en gizli köşelerine kadar aydınlanıyor. Kimileri hep ışıyacak gölgelerini bırakıyor bize. Ansızın parlayarak karşımızda beliriyorlar. Durup gülümsüyorum o zaman, ayrılık anları, gerçek tanışma anlarıdır, gözden yiterken ruhu yücelenler var; onların arkalarından bakarken, hep işte, buradan ayrılacakları ânı önceden iyi bir duyguyla düşlemiş oldukları aklımdan geçiyor.”
Latife Hanım bütün suçlardan günahlardan arınmış huzur içinde bir yaşamın olduğu adı Unutma Bahçesi olan bir bahçe düşünmüş ve cennetle eşleştirmiş. Unutma Bahçesi, unutma/hatırlama kavramlarını incelerken, insanın vahşiliği, iktidarın gücü ve gücün tadı üzerine de eğiliyor. Değişik karakterdeki kahramanlarıyla, belleğin ve toplumsal rollerin, çelişkilerin altını çizen Latife Tekin belki de daha çok unutamamanın kitabını yazmış.Yer yer kitapta kopmalar yaşasak da yine o bahçeye dönüyorsunuz.
280 syf.
·4 günde·9/10
Galiba unutmak iradi bir şey değil (hatırlamak belki). Yine de berbat acıları unutmak için yazarak, gezerek, içerek, çalışarak çabaladığımız oluyor.
Belki de bu çabalar çok yoğunlaşırsa bizimle beraber o unutmak istediklerimiz de hayâl meyâle dönüşebilir.
Hadi diyelim ki unutmayı becererek boşluğumuzu büyüttük, biz de hayâl meyâl olduk (Şimdi bana iyi fikir gibi geliyor hafiften)... Peki yaşanmış o güzelim anlar'a yazık olmaz mı bu arada?
Hani yâd etmek onları boşluğun ürpertisinden daha iyi değil mi? Bir de unutmak-hatırlamanın dışında apayrı bir şey var: UNUTULMAK... Bu hemen hemen hiç aklıma gelmez, gelirse de bir an gülümserim hafiften...

Yazar ile ilk tanışmam..Bu aralar okuduğum farklı kitaplar arasında yer alıyor Unutma Bahçesi. Kitap, unutma isteğiyle dolu bir grup arkadaşın, unutulmaya hiç de razı olmadığı gerçeğini anlatıyor. Ödüllü bir kitap..Okumaya değer..
280 syf.
·3 günde
Unutmak, bizi biz yapan geçmişimizden sıyrılmak, mümkün müdür? Dahası olmalı mıdır?
Benliğinden sıkılıp, kendini unutmayı başarabilir mi insan?
Doğadan kopup insan olduğunu unutan bizler, insanlığımızı doğaya dönünce hatırlayacak mıyız sahiden?

Anımsamak ve unutmak üzerine farklı metin tasarımıyla gayet yerinde şeyleri hatırlatıp, unuttuğumuz ne varsa gün yüzüne çıkmalı diye okuduğum bir kitap..
280 syf.
·4 günde
Yazarın kendisini geçmişte, şimdide, gelecekte ve hayali düşünceleriyle ifade ederek oluşturduğu kurguda zamanı yakalayabilirseniz hoşlanacağınız bir kitap olabilir. Ben pek hoşlanmadım...
280 syf.
·6/10
Ahım şahım, olayları art arda akan bir kitapp olmasa da çoğu yerinde durup dusunmemizi sağlayacak can alıcı noktalar var. Tekin'in okuduğum ilk kitabı. Bayağı kaldı elimde. FAkat bu kitap yerine daha makul kitaplar okunabilir.
280 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Unutmak istediğiniz şeyler biriktiği zaman sanki çare olacakmış gibi okumak istersiniz ama kitap unutmaktan ziyade, unutmanın ne kadar zor olduğunu ve aslında unutamayacağımızdan bahsediyor.
348 syf.
·43 günde·Puan vermedi
Unutma Bahçesi çok değişik kitaplardan biri diyebilirim. Okurken zaman zaman bıraktığım ve doğruyu söylemek gerekir 40 gün civarında anca bitirebildiğim bir romandır.

Ana karakterin duygularını ve hissettiklerini anlamaya başladıktan sonra biraz daha oturmaya başladı fakat kitap insan ilişkileri üzerine yazılmış olduğu için fazlasıyla karmaşık bir hal alabiliyor. Betimleme ve olay örgüsünün de az olmasıyla durumun arap saçına dönebildiği yerler yer yer mevcuttur.

Ne kadar karmaşıkta olsa sevmedim diyemeyeceğim biraz kafanızı karıştırıp acaba sorusuyla başbaşa bırakıp gidiyor. Felsefi tarzda seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim
Hiç böyle kederlendiğim olmaz, üzülüp dikkati elden bırakırsam geçmişin beni kendine çekeceğini biliyorum çünkü.
İlk bakışın gücüne inanırım ben. O zaman, karşımızdaki insanın ruhu bir kereliğine, asla unutamayacağımız biçimde, en gizli köşelerine kadar aydınlanıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Unutma Bahçesi
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
294
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891784
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
"'Unutacağımız hiçbir şey kalmayana dek her şeyi unutabilsek tanrıyla karşılaşacağız ama oraya kadar unutmayı beceremiyoruz bir türlü...' demiştim.
'İnsan iniyor aşağı, ama bir noktada soluksuz kalıp yukarı sıçrıyor,' demişti, 'unuttuğun kadarı bile fazla bana kalırsa, boş laflar ediyorsun...'
'Her şey geçmişte gömülü, başlangıçta,' diyorum ben. Şeref, 'Sırlarımız gelecekte çözülecek ama,' dediğinde de soluğumun açıldığını hissediyorum. Söyleyecek olsam, 'Benim öyle seni rahatlatmayı düşünerek böyle konuştuğumu sanıp kendini yanıltma,' der, 'unuta unuta in aşağı sen... Madem anılar bizim atıklarımızmış, unutmanın sonuna var, anlarsın... Tanrı senin yüzüne bakıyor muymuş? Her şeyin başına dönmek isteyen nedir biliyor musun, akıl ister bunu... Aklı da kendi haline bırakmamak gerekir, aptalca işlere kalkışır çünkü...'"

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0