Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.324
Gösterim
Adı:
Unutma Beni Apartmanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
420
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050900125
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Unutma Beni Apartmanı
Unutma Beni Apartmanı
Terk etmeye ve edilmeye, köksüzlüğe dair sarsıcı bir hikâye Yalnızlık kaçınılmaz bir son değil, ulaşmaya gayret ettiğim bir mertebeydi kimi zaman. Sahip olduklarımın esaretinden kurtulmak için terk etmemiş miydim sevdiklerimi, seveceklerimi, sevenlerimi' Korkmamış mıydım vazgeçemeyecek kadar alışmaktan' Annesinin sesini ilk kez kırk üç yaşında telefonda duyan bir kadının hikâyesi bu. Sırlarla dolu bir geçmişin peşinde kendi yaşamını sorgulayan, tarihin başlangıcını doğumlarla değil ölümlerle belirleyen Süreyyanın öyküsü. Terk etmeye ve edilmeye, köksüzlüğe dair sarsıcı bir hikâye Nermin Yıldırım, cesurca bir yaklaşımla aile kavramını masaya yatırırken aşkı, insan ilişkilerini, toplumsal çalkantıların bireylerin iç dünyalarında yarattığı kopuşları ve yabancılaşmayı keskin bir gözlem gücüyle aktarıyor. Türkiyenin yarım yüzyıllık tarihine mercek tutan Unutma Beni Apartmanı kişisel ve toplumsal bellek ekseninde zekice kurgulanmış, etkileyici bir roman.
Hangi dürtüyle bu kitabı raftan indirip satın aldım bilemiyorum. Belki hayatım boyunca bende iz bırakan romanların büyük çoğunlukta yabancı yazarların elinden çıkmış olması; belki de günümüzde kağıt kaleme sarılan herkesin kendince ortaya bir roman koyuyor oluşundan, daha önce ismini duymadığım; herhangi bir romanını okumadığım, bir şekilde rastlayamamış olduğum bir türk yazarın romanını alma konusunda hep tereddütlerim olur. Belki sadece kitabın arkasındaki tanıtım yazısının bir kaç satırı çekmiş olabilir, ya da kapağın güzelliği, kimbilir...

Romanın kahramanı Süreyya'nın henüz bebekken kendisini bırakıp giden annesi Mesude'nin yıllar sonra ona telefon etmesiyle başlıyor. Annesinin gidişiyle babaannesinin sahip çıktığı, büyüttüğü Süreyya, babaannesinin ölümüyle yapayalnız kalıp, gerekmedikçe kimseyle samimi olmadan, sınırları içerisine kimseyi sokmadan yaşayan birine dönüşüyor. Babaannesinden kalan parayla "bir yere ait olma" korkusundan uzun süre otellerde kalıyor, devamlı bir iş sahibi olmaktan kaçınıyor.

İç dünyasını dışarı vurmakta en başarılı olduğu an yazdığı zamanlar, oldukça başarılı romanlar yazıyor ancak insanlardan kötülük görmemenin en iyi yolunungöz önünde olmamak olduğuna inanan Süreyya kimsenin ilgisini çekmemek için romanlarını N.Y. isimli, şımarık, zengin bir kıza satarak, kızın ünlü bir yazar oluşuna tanıklık ediyor.

Yaşadığı evler, hayatındaki insanlar, dostlukları acımasızca değişiyor. Öyle ki, bir seyahat sırasında Barcelona'da tanıştığı ve ilk görüşte aşık olduğunu sandığı Marcel için Barcelona'da yaşamaya başladıktan kısa süre sonra Ada'yı doğurduğunda kendini kafese kapatılmış gibi hissettiği anda kaçıp gidiyor. Kendisini bırakıp giden annesine duyduğu nefret ve özleme rağmen, kendisi de gözünü kırpmadan kızını bırakıp gidebiliyor.

Hiç bir yere, hiç kimseye ait olamayan Süreyya'nın öyküsü bu.

Nermin Yıldırım, aile içi kopuklukları, çocuk istismarını ve çoğu zaman insanlar içinde yaşadığımız yalnızlığı Süreyya'nın dilinden çok başarılı şekilde anlatırken bir tarftan da 12 eylül dönemini kendi bakış açısıyla yansıtıyor. Süreyya'nın yazdıkları ise roman içerisinde keyifle okunan öyküler olarak kitabı daha da zenginleştirmiş.

Elimden bırakamadan, bir solukta okudum. Süreyya'nın yaşadıklarını, hissettikleri öyle anlatılmış ki ben de o ne hissettiyse hissettim, bazen otellerin soğuk lobilerinde oldum, bazen Şişli'nin eski yüksek tavanlı bir evinde televizyonun karşısında oturdum, bazen depremleri hissettim.

Şiddetle tavsiye ediyorum...
Süreyya'nın sorumsuzlukları, hayatı bomboş bir fanusta yaşar vaziyeti, kendini suçlu görmemesi bunlar küçükken annesi tarafından terkedilmenin sonuçları olabilir mi diye sorgulatan bir kitap. Öncesinde bir çocuğun gözünden annesizlik, babasızlığı görürken ilerleyen zamanlarda çocuğunu terk eden bir anneyi okuyoruz. Herkesten farklı, normal olarak kabul edilen bir çok değerin dışında bir kadın. Kızıyoruz Süreyya'ya ben hatta bir ara lanet etmiş bile olabilirim. Ama kinlenmiyoruz. Aynı Süreyya Saklı Bahçeler Haritası isimli kitapta da karşımıza çıkıyor ayrıca.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.040 Oy)17.415 beğeni39.335 okunma2.089 alıntı164.607 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.429 Oy)8.379 beğeni22.732 okunma1.432 alıntı105.020 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.972 Oy)12.422 beğeni31.622 okunma2.732 alıntı131.996 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.812 Oy)8.105 beğeni25.900 okunma618 alıntı126.111 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.118 Oy)10.778 beğeni26.457 okunma1.379 alıntı139.311 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (4.825 Oy)5.394 beğeni14.146 okunma1.488 alıntı61.022 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.941 Oy)8.332 beğeni23.136 okunma1.124 alıntı112.305 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.191 Oy)8.105 beğeni23.876 okunma1.867 alıntı101.890 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.032 Oy)7.295 beğeni19.750 okunma3.146 alıntı115.985 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.843 Oy)6.534 beğeni18.842 okunma565 alıntı106.637 gösterim
Güzel bir yolculuk ve Nermin Yıldırım’la hoş bir tanışma oldu benim için.
Son dönem yazarları arasında başarılı bir yazar. İlk kitabı ile de gerçekten tüm karakterleri ilmek ilmek dokumuş, her birine ayrı özen göstermiş. Hiçbirisini yüzeysel geçmemiş.

Kurgu içine dönemsel olarak birçok olay yerleştirmiş, böylece gerçekte yaşanmış olayları tekrar hatırlayarak ve karakterler üzerindeki etkilerini okuyarak daha da içine çekiyor kendisine.

Çok severek okudum Süreyya ve Mesude’nin hikâyesini.
Bundan sonra da Nermin Yıldırım’ın diğer kitaplarına mutlaka devam ederim.
Keyifli okumalarımız olsun
Okuduğum en güzel Nermin Yıldırım kitabıydı. Hikaye içinde hikaye, insan içinde yeni bir insan ve hiç bitmeyen bir merakla bir solukta okudum. Yeni bir Nermin Yıldırım kitabını elime almak için sabırsızlanıyorum ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Süreyya'nın bu kadar sorumsuz bir hayat yaşamasına kızsam da hak verdim.Çünkü babasını ölmüş,annesini çekip gitmiş sanırken,bir anda ortaya çıkan öz annesi bütün gerçekleri anlattığında normale dönüyor.O anneye,babaya ve babaanneye ne kadar kızsam da Süreyya haklıydı,bence.Etkileyici ve güzel bir kitaptı.Dili,olay akışı başarılı idi.Keyifli okumalar.
Ah Nermin Ah! Bu nasıl bir roman? Roman içi öykülerden oluşan, herkesin hikayesini ayrı ayrı anlatan bir öykü dizisi gibi.. Aslında bir Anne - Kız hikayesini okuyorsunuz her ikisinin de anlatımından.. Süreyya ile Mesude'nin hikayesine Rıdvan, Çiğdem, Kasım, Nihal, Feraye, Madam Karin ile Kevork, Zinnur, Ayla, NY ve Seher'in hikayeleri de dahil oluyor. Kitap içi kitap gibi, rüya içinde rüya gibi.. Süreyya'nın hayatını okurken, Türkiye'nin toplumsal ve siyasi olaylarını da okuyoruz.. Ve bir kez daha içim cız ediyor yapılanlara yaşananlara... Kitaplarının ismini ne güzel seçiyorsun Nermin Yıldırım onların bile ayrı bir hikayesi var.. Ben yine bir kez daha hayran oldum Nermin Yıldırım'a .
Kitap, yazarın ilk kitabı olması sebebiyle ilk kitap olması açısından oldukça ustaca kurgulanmıştır; ama anlatım öyle yoğun ayrıntılarda boğulmuş ki, sürükleyicilikten ziyade ağır bir seyirde ilerlemekte. Genel itibariyle güzel diyebilirim. Başkahramanımız Süreyya, oldukça değişik bir karakter belki de türüne az rastlanır cinsten. Süreyya'nın hayatını okurken yakın dönem tarihi bilgilerle de bilgi dağarcığımıza yeni bilgiler katabilmek mümkün.
Hikayenin bir ucu 60larda başlıyor diğer ucu da 2000lere kadar uzanıyor. Bu tür dönem romanlarının hepsinde olduğu gibi bol bol tarihi acılarımızdan, insan manzaralarından bahsediliyor. Onu yıllar önce terk eden anne ile yapılan bir telefon görüşmesiyle başlıyor kitap ve bu görüşme kitabın çerçevesini oluşturuyor. Telefon görüşmeleri kısa kısa kesilip sonra terk edilmiş bir çocuğun psikolojisi işlenmiş, o çocuğun 40lı yaşlara kadar ne şartlarla nasıl değişimlerle geldiğini anlatıyor. Bu da ikinci bir çerçeve oluşturuyor. En son çemberde ise yazar olan karakterin oluşturduğu başka yaşamlar var. Karakterlerini de mutsuz yaşamlarla cezalandırıyor, ailelerinden ayırıyor. Karakterle benzer bir yaşantım olduğundan içimden bir yerlere dokundu kitap. Gerçekten psikolojiyi iyi yansıtmış, mükemmel tespitlerde bulunmuş. Bu okuduğum ikinci kitabı oldu. Tekrar ne zaman yolum kesişir bilmiyorum ama en kısa zamanda başka bir kitabını da okuyacağım yazarlardan Nermin Yıldırım.
okuduğum ilk kitanı rüyalar anlatılmaz kadar etkileyici değil anlatım yorumlar roman içinde romancıklar..Tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum.........
Bu kitabı yorumlamamayı kitaba yapılmış bir haksızlık ( en azından benim için) olarak göreceğim için yorumlamak istiyorum.
Nermin Yıldırım' dan okuduğum ikinci kitap Unutma Beni Apartmanı. İlki Unutma Dersleri idi.
Konuyu açık etmeden yorumlamam gerekirse hayatına büyük bir travmayla başlayan kahramanın yeni travmalara kayıtsız kalarak ve başka hayatlarda da travmalar yaratarak devam ettiği yaşamını gözden geçirdiği ve okura aktardığı süre içerisinde gerek yakın Türkiye gündemi, ülkece kaybettiğimiz değerlere değinerek, gerekse kısa öyküler ile oluşturduğu zengin içeriği sayesinde istekle okunmasına sebep oluyor.
Kahramana hem kızdım hem anlamaya çalıştım. Onun durağan görünen, neredeyse duygudan yoksun hayatı bende çok zengin bir duygu çeşitliliği oluşturdu.
Kitapta en beğendiğim şey galiba yerleştirilen ikinci üçüncü romanların öyküsü idi.
Sonuç olarak herkese tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
90’ların başında bir İtalyan, Pisa Üniversitesi’nden Donatella Marazziti, aşkın bir tür obsesif-kompulsif bozukluk olduğu tezini ortaya atmıştı. Yaptığı araştırmalar aşkın semptomları ile obsesif-kompulsif bozukluk göstergelerinin büyük benzerlikler taşıdığını söylüyordu. Hastalar hayatlarını bir noktaya endeksliyor, sürekli aynı olayı düşünmekten kendilerini alamıyordu.
zamanla ondan ancak susarak korunacağımı kavradım. Bana bulaşmamasının tek yolu hiçbir şey bilmemesinden geçiyordu..
Acımak , başkalarının çektiği azaba bakıp, onların yasını tutarmış gibi yaparak kendi mutluluğuna şükretmektir çünkü.Acımak, kıl payı yırttığın mutsuzluğun diyetini uğursuz, cüretkâr bir sadaka gibi dağıtmaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Unutma Beni Apartmanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
420
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050900125
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Unutma Beni Apartmanı
Unutma Beni Apartmanı
Terk etmeye ve edilmeye, köksüzlüğe dair sarsıcı bir hikâye Yalnızlık kaçınılmaz bir son değil, ulaşmaya gayret ettiğim bir mertebeydi kimi zaman. Sahip olduklarımın esaretinden kurtulmak için terk etmemiş miydim sevdiklerimi, seveceklerimi, sevenlerimi' Korkmamış mıydım vazgeçemeyecek kadar alışmaktan' Annesinin sesini ilk kez kırk üç yaşında telefonda duyan bir kadının hikâyesi bu. Sırlarla dolu bir geçmişin peşinde kendi yaşamını sorgulayan, tarihin başlangıcını doğumlarla değil ölümlerle belirleyen Süreyyanın öyküsü. Terk etmeye ve edilmeye, köksüzlüğe dair sarsıcı bir hikâye Nermin Yıldırım, cesurca bir yaklaşımla aile kavramını masaya yatırırken aşkı, insan ilişkilerini, toplumsal çalkantıların bireylerin iç dünyalarında yarattığı kopuşları ve yabancılaşmayı keskin bir gözlem gücüyle aktarıyor. Türkiyenin yarım yüzyıllık tarihine mercek tutan Unutma Beni Apartmanı kişisel ve toplumsal bellek ekseninde zekice kurgulanmış, etkileyici bir roman.

Kitabı okuyanlar 84 okur

  • Sena Harman
  • Deniz Eyüpler
  • İlgi Uğuroğlu
  • Sema Kutlutan
  • Sibel Akmaz
  • Betül
  • Melike Gümüş
  • Zeynep güler
  • Öznur Solmaz
  • Ugursalan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%8
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%36
45-54 Yaş
%12
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.2
Erkek
%13.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.9 (10)
9
%18.9 (10)
8
%43.4 (23)
7
%9.4 (5)
6
%5.7 (3)
5
%1.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.9 (1)