·
Okunma
·
Beğeni
·
1.350
Gösterim
Adı:
Unutmanın Genel Teorisi
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050827736
Kitabın türü:
Çeviri:
Sevcan Şahin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Angola bağımsızlığını kazanmadan hemen önce, Ludo yaşadığı apartman dairesinin kapısına bir duvar örer. Burası onun otuz yıl boyunca ayrılmayacağı yuvasıdır artık. Terasında yetiştirdiği birkaç sebze ve yakaladığı güvercinlerle beslenir. Isınabilmek için kitapları, mobilyaları yakar. Ve evin duvarlarını kendi hikâyesiyle kaplar, satır satır işler yalnızlığını.

Ancak dış dünya bırakmaz Ludo’nun yakasını, yavaş yavaş sızar hayatına: Radyoda bir cızırtı, yan daireden bir ses, peşindekilerden kaçan bir adam, ayağına not bağlı bir güvercin. Ta ki bir gün küçük Sabalu, yan binaya kurulan inşaat iskelesine tırmanarak Ludo’nun terasına çıkana kadar...

Angola’nın bağımsızlık öyküsüyle birlikte akan Ludo’nun öyküsü bu, evinden dışarı çıkmayan bir kadının duvarlarında yankılanan gerçek bir hikâye.


“J.M. Coetzee ile Gabriel García Márquez’i karıştırın, José Eduardo Agualusa’yı elde edeceksiniz: Portekiz’in Nobel Edebiyat Ödülü için bir sonraki adayı.” — Alan Kaufman


“Sayfalara sığmayan bir hayal gücü.” — The Irish Independent


“Unutmanın Genel Teorisi, okuru ‘kahraman’la ‘kötü adam’ arasındaki çizgiyi çekmeye ve tarihle kurgu arasındaki ilişkiyi sorgulamaya davet ediyor. İyi edebiyatın yapması gerekeni yapıyor: Okuru koltuğuna mıhlıyor, bırakıp gitmek imkânsız.” — Maaza Mengiste

“Portekizli Fernando Pessoa ve Arjantinli Jorge Luis Borges gibi, Portekizli-Angolalı yazar José Eduardo Agualusa da yarattığı kurgusal dünyalarla oynayan bir hokkabaz... Ortaya koyduğu parçalı türün ustası olan Agualusa polisiye bilmecelerden pastoral betimlere, oradan mekânın yansımalarına başarıyla geçiyor. Ancak onun kalbi hep kahramanlarından yana, - her karakterin hikâyesi okurun içine işliyor, algı ve empati sınırlarını genişletiyor.” —Star Tribune

“Angola’nın en yaratıcı yazarlarından Agualusa, yaşanmış bir olay üzerine kurguladığı bu hikâyeyi, ülkenin zorlu geçmişini analiz etmek için en uygun araca dönüştürüyor... O, hiç şüphesiz, Portekizce konuşulan Afrika ülkeleri yazarları arasında öne çıkan ses. Romanın karakterlerinden biri diyor ki ‘İyi bir hikâyesi olan insan neredeyse kraldır.’ Bu doğruysa, Agualusa kendini kıtasının asilleri arasında görmeli.” — The Financial Times

(Tanıtım Bülteninden)
272 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Benim için karmaşık başlayan sonrasında çözülen ve en sona geldiğimde ise hayran kaldığım bir kitap oldu ‘unutmanın genel teorisi’.
Angola bağımsızlığı öncesi kardeşine taşınan Ludo’nun,30 yıl boyunca ördüğü duvarın ardına yuva kurmasını anlatıyor yazar.Ama bundan daha da fazlası var.Yolları akıl almaz bir şekilde kesişen karakterler,altı çizilecek pek çok satır..Ludo’nun karalamaları ise ‘neden kabuğunu kıramadığını-kırmadığını’ açıklıyor.
Şu cümlelerde olduğu gibi:
“Onun varlığı her ne kadar bizim sınırlı algımızın çok ötesinde olsa da Tanrı’ya inanmak,kibirli insanlığa inanmaktan daha kolay geliyordu.Uzun yıllar boyunca sırf tembellikten,kendimi inançlı biri kabul ettim.
Tanrı’ya inanmanın yolunun insanlığa inanmaktan geçtiğini son yıllarda anladım.
İnsanlığın olmadığı yerde Tanrı da yok.
Tanrı’ya da insanlığa da inanmamayı sürdürüyorum.”
Ve okuduğum en can acıtıcı cümlelerden biri de bu kitabın içindeydi:
“..annemin kollarından uzakta nasıl çocuk olabilirim?”
272 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Efendim yine işlerden dolayı geç bitirdiğim bir kitapla karşınızdayım Dünya edebiyatına ait kitapları seviyorum. Bu sefer Portekiz edebiyatına dair okudum. Başlık çok dikkat çekici olsada, içerik başlık kadar çekici değildi lâkin ben kitabı beğendim. Portekiz'de yaşanan Karanfil Devrimi ve ardından Angola'nın bağımsızlığı ilan edilirken, bir kadının kendini yaşadığı olaylar neticesinde eve kapattığı ve onun etrafında -eklemeli- olayları anlatan bir kitaptı. Farklı kişilerin konuya eklenmesi benim hoşuma gitti. Her bölümde başka insanları tanıyorsunuz. Ve sonunda o kişiler birleşiyor mu tabii ki bu konu hakkında bilgi vermeyeceğim Roman kahramanın başına gelenler hayli üzücüydü. Kitap çok şahane diyemiyorum fakat kötü de değildi. Bunu özellikle belirtiyorum ki, dönüp de bana söylenmeyin Ben uzun zaman diliminde kesik kesik okuduğum için yorumunu çok iyi yapamadığımı düşünüyorum. Belki siz okuyunca hakkını verirsiniz
Bu kadar ödül almış bir kitap.. Neden sıkıldığımı bilmiyorum ama 40 olmadan bıraktım. Nadiren yarım bıraktığım kitap vardır. Bu da onlardan oldu maalesef
272 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
“İyi bir hikayesi olan neredeyse kraldır”
Ludo’ nun ise iyi bir kötü hikayesi var. Kitap oldukça akıcı ve zaman müsaitse bitirilmeden sonlandırılmayacak akıcılıkta. Son zamanlarda okuduğum iyi kitaplardan.
272 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
“Eğer hâlâ yer, kömür ve yeterince duvar olsaydı, unutmak üzerine muhteşem bir eser yaratabilirdim burada:
Unutmanın Genel Teorisi.” Syf:(109)


1975 den 2002 ye kadar devam eden bir savaşın gölgesinde tecrit odası oluşturarak dış dünyadan kendini soyutlayan Ludo’nun hikayesi. Bknz: (https://kitapdergisi.com/...ninda-bir-hapishane/)

Hepimizin ördüğü duvarlar var. Gerek dış dünya ile, gerek kendimizle, gerek dostlarımızla aramıza.

Ludo’nun ördüğü duvar onu dış dünyadan tamamen koparıyor ve hayatta kalmak için terasta yetiştirilen bitkiler, muz ve nar ağacı. Tek arkadaşı köpeği Fantasma.
Kesilen musluk suyunu yağmur suyuyla telafi etmek. Güvercin avlamak, tavuk beslemek ile hayatta kalma mücadelesi. Evdeki herşeyi sırayla yakarak yemek yapmak. Koltukları, kapıları, parkeleri, ve kitapları.Tüm bunları yaparken şehri uzaktan izlemek olan biteni tepeden görmek. Bir düşünün yaşadığınız şehri yıllarca bir tepeden izlemek, sadece izlemek ne hissettirir size. Genç olarak girdiğiniz bir evden yıllar sonra yaşlanmış olarak dışarıya çıkmanız.

“Günler sıvıymışcasına akıp gidiyor. Artık ne yazacağım bir defterim ne de kalemlerim var. Artakalan kömür parçalarıyla duvarlara kısa satırlar yazıyorum.

Yediğim yemekten, içtiğim Sudan, yaktığım ateşten ve kullandığım sıfatlardan tasarruf ediyorum.”

(Syf:91)


Okuyarak ve yazarak zihnini diri tutmaya çalışmak. Yazacak kalem ve kağıt kalmadığında kömürle duvarlara günlük yazarak unutmamak.
Kitapta hissettiğim şey ise yaşanan savaşlara kötülüklere rağmen umudun türküsünü söylebilmek aslında.
Hayat içinden çıkılmaz bir hal aldığında bile ufacık da olsa bir umut herkes için var.
Umudu hissedebilmek, içinde taşıyabilmek.
İnsana verilmiş unutma hâli çoğu zaman bir nimet aslında. Bazıları unutmak istiyor bazıları ise unutulmaktan korkuyor şu hayatta. Her ikisi de ziyadesiyle göreceli ve üzerine konuşulması gereken bir kavram.
Arka planda savaşların insanlara kaybettirdikleri ve soğuk yüzünü, haksızlıkları görmek elbette her zaman insanın canını yakıyor.
Biraz kafa karıştırsa da ilginç ve biraz da yarım kalmışlık hissi ile biten bir kitap.
Gerçi yarım kalmışlık hissi veren kitapları ayrı seviyorum çünkü içinde tamamlayabiliyorsun, ya da rüyalarında. Bu aslında yazarın okuru hikayeye dahil etme biçimi.

Ludo’nun bu kadar içine kapanması, şemsiyesiz asla dışarıya çıkmaması ise sonuna doğru çok trajik bir şekilde okura anlatılıyor.


Unutmanın Genel Teorisi. Jose Eduardo Agualusa
272 syf.
Çok ilginç bir romanla daha karşı karşıyayız, dili çok basit akıp gidiyor...Angola'nın bağımsızlık için mücadele ettiği yıllar, travma sahibi bir kadının kendini yaşadığı eve 30 yıl boyunca hapsi, yaşanılan her olayın her şahsın romanın sonunda birbirine bağlanması, karma:) ben sevdim hem kahramanımız Ludo'yu hem de yazar Jose Eduardo Agualusa'nın kalemini... Mutlu okumalar herkes.
272 syf.
·3 günde·8/10
Romandan beklentim daha fazlaydı. galiba öncesinde Virginia Woolf'tan Kendine Ait Bir Oda okuduğumdan kaynaklanıyor. Mükemmel bir konu bulunmuş, ama kişiler arası romanın sürüklemesi arasında bir sorun var gibi ilerliyor. Buna rağmen insanın belleğinde konusuyla iz bırakan ve çocukluğu, şiddeti, terörizmi ve sonuçlarını, yalnızlığı, komşuluk ilişkilerini, insani yardımları tekrar düşündüren bir kısa roman. (spoiler içerir) Unutmanın Genel Teorisi, kendini ve geçmişini, etrafında gelişen terörizm olaylarının da etkisiyle 30 yıl evine kapatan, geçimini kaçan komşusunun bıraktıklarıyla bir süre geçinen, duvarlarına kömürle günlükler tutan, köpeğiyle dostluk kuran ve ansızın bir çocuğun yaşam dolu sıcaklığıyla tekrar hayata tutunan bir kadının gerçek olaydan esinlenerek yazarın kaleme aldığı şiirsel bir roman.
272 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Unutmanın genel teorisi
Angola’nın bağımsızlığı ile yanlız ve talihsiz de bir kadının bağımlı yaşamı marquez tadında kaleme alınmıştır. Ludo’nun ablasının yanında yaşamaya başlaması, ki esasen ablasının hayatına bağlanması, ardından ablası ve eniştesinin ortadan kaybolması ile birlikte kendisini dış dünyadan soyutlayıp gerçek hayatla arasına duvar örerek yıllarını tek başına tüketmesinin kaleme alındığı kitapta tesadüfler üzerine Ludo’nun bu tekbaşınalığı neden tercih ettiği sorusu güzel bir kurgu ile gün yüzüne çıkmaktadır. Gayet akıcı bir dille kaleme alınan kitapta kadını bu birbaşınalığa sürükleyen olaylar ustaca kurgulanmıştır. Beklentilerimin altında kalsa da akıcı dili ile okunabilir.
272 syf.
·8/10
Bir biyografi diyebiliriz. Ludo'un hikayesini ve (daha fazlasını) okuyoruz. Hikaye Angola da geçiyor. Angolanin bağımsızlık öncesi ve sonrası. Bir somurge ülkenin bağımsızlığıni kazanirken sömürü, işkence , kaybetme, yoksulluk haliyle eksik olmuyor. Yan hikaye olarak kitapta yer alıyorlar.
Ludo başına gelenlerden sonra evinin kapısına bir duvar örüyor. Evden çıkmadan yaşamaya çalışıyor.
Kötülükten, zulümden faşizmden bir duvar örerek kaçılabilir mi?
Unutmak bir ihanet mi? Bir kurtuluş mu ? Ve unutmak mümkün mü? Hayat alıp giderken geçmişe takılıp kalmalı mı?

Çok güzel bir dili var. Kurgu da iyi. Sona doğru birbirine bağlanıyor hikayeler. Ve çözümleniyor. Unutma ve akıp giden hayat hakkında kisacik ama güzel bir bölüm var. Sadece bu bölümler için de okunabilir.
Unutmanın Genel Teorisi
Ne var ki birinin delirmesi yalnızca, diğerlerinin onun deliliğine inanmasına ve bu süreçte kişinin de gerçekten biraz delirmesine bağlıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Unutmanın Genel Teorisi
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050827736
Kitabın türü:
Çeviri:
Sevcan Şahin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Angola bağımsızlığını kazanmadan hemen önce, Ludo yaşadığı apartman dairesinin kapısına bir duvar örer. Burası onun otuz yıl boyunca ayrılmayacağı yuvasıdır artık. Terasında yetiştirdiği birkaç sebze ve yakaladığı güvercinlerle beslenir. Isınabilmek için kitapları, mobilyaları yakar. Ve evin duvarlarını kendi hikâyesiyle kaplar, satır satır işler yalnızlığını.

Ancak dış dünya bırakmaz Ludo’nun yakasını, yavaş yavaş sızar hayatına: Radyoda bir cızırtı, yan daireden bir ses, peşindekilerden kaçan bir adam, ayağına not bağlı bir güvercin. Ta ki bir gün küçük Sabalu, yan binaya kurulan inşaat iskelesine tırmanarak Ludo’nun terasına çıkana kadar...

Angola’nın bağımsızlık öyküsüyle birlikte akan Ludo’nun öyküsü bu, evinden dışarı çıkmayan bir kadının duvarlarında yankılanan gerçek bir hikâye.


“J.M. Coetzee ile Gabriel García Márquez’i karıştırın, José Eduardo Agualusa’yı elde edeceksiniz: Portekiz’in Nobel Edebiyat Ödülü için bir sonraki adayı.” — Alan Kaufman


“Sayfalara sığmayan bir hayal gücü.” — The Irish Independent


“Unutmanın Genel Teorisi, okuru ‘kahraman’la ‘kötü adam’ arasındaki çizgiyi çekmeye ve tarihle kurgu arasındaki ilişkiyi sorgulamaya davet ediyor. İyi edebiyatın yapması gerekeni yapıyor: Okuru koltuğuna mıhlıyor, bırakıp gitmek imkânsız.” — Maaza Mengiste

“Portekizli Fernando Pessoa ve Arjantinli Jorge Luis Borges gibi, Portekizli-Angolalı yazar José Eduardo Agualusa da yarattığı kurgusal dünyalarla oynayan bir hokkabaz... Ortaya koyduğu parçalı türün ustası olan Agualusa polisiye bilmecelerden pastoral betimlere, oradan mekânın yansımalarına başarıyla geçiyor. Ancak onun kalbi hep kahramanlarından yana, - her karakterin hikâyesi okurun içine işliyor, algı ve empati sınırlarını genişletiyor.” —Star Tribune

“Angola’nın en yaratıcı yazarlarından Agualusa, yaşanmış bir olay üzerine kurguladığı bu hikâyeyi, ülkenin zorlu geçmişini analiz etmek için en uygun araca dönüştürüyor... O, hiç şüphesiz, Portekizce konuşulan Afrika ülkeleri yazarları arasında öne çıkan ses. Romanın karakterlerinden biri diyor ki ‘İyi bir hikâyesi olan insan neredeyse kraldır.’ Bu doğruysa, Agualusa kendini kıtasının asilleri arasında görmeli.” — The Financial Times

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 84 okur

  • Hüseyin T.
  • elif
  • yurdu
  • Rilakkuma
  • ibrahim yılmaz
  • Sümeyye kanca
  • Yusuf Açık
  • Gökhan kaymaz
  • Esra
  • Serra Demirci İlban

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (9)
9
%16.7 (6)
8
%25 (9)
7
%16.7 (6)
6
%2.8 (1)
5
%8.3 (3)
4
%2.8 (1)
3
%0
2
%2.8 (1)
1
%0