Unutulmaz Öpücük (Fairleigh Sisters Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.731
Gösterim
Adı:
Unutulmaz Öpücük
Alt başlık:
Fairleigh Sisters Serisi 1
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053431619
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Kiss to Remember
Çeviri:
Zeynep Alparslan Gül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Masum bir öpücük şeytanı meleğe çevirebilir mi?

Laura Fairleigh, kardeşlerinin bir evi olabilmesi için yirmi bir yaşına basmadan önce koca bulmalıdır. Ormanda baygın yatan, melek yüzlü, muhteşem vücutlu ve hafızasını kaybetmiş bir yabancı bulunca onu sahiplenmeye karar verir. Ancak cennetten düşmüş gibi görünen bu meleğin tam bir şeytan olduğundan habersizdir.

"Devonbrooke Şeytanı" olarak tanınan çapkın Sterling Harlow onun, uzun zamandır kayıp nişanlısı olduğunu iddia eden genç kızın büyülü öpücüğüyle uyanır. Kız onun bir beyefendi olduğu konusunda güvence verirken Sterling hafızasıyla birlikte aklını da kaybettiğinden şüphelenmeye başlar, zira bu kadar çekici bir genç kızın ufak öpücükleriyle yetinecek biri olmadığından emindir!

Genç adam düğün gecelerinden önce gerçeği açığa çıkarmaya uğraşırken, unutulmaz bir öpücük ikisinin de aklından çıkmayacak bir tutkuyu ateşleyecektir...

"Medeiros, karşı konulması imkânsız bir başka romantik masal kaleme almış."
-Booklist-

"Komik ve yer yer dokunaklı... Teresa Medeiros'un okuma deneyimini katıksız bir zevke dönüştüren akıcı ve süslü tarzına hayranım."
-All About Romance-
(Tanıtım Bülteninden)
376 syf.
·2 günde·5/10
Teresa Medeiros, tarihi aşk türünde, okumayı en sevdiğim yazarlardan biri. Yazarın eğlenceli tarzını, zeki ve esprili karakterlerini çok seviyorum. Güzel bir tarihi aşk kitabı okumak istediğim için de direkt yazarın okumadığım serisinin ilk kitabına başladım.

Baş karakterimiz Sterling, bir kaza geçirip ormanda bayılıyor ve hafızasını kaybediyor. O ara ormanda olan Laura da adamı görüyor ve bilin bakalım yerde yatan baygın bir adam görünce ne yapıyor? Yardım çağırıyor zannettiyseniz, dünyanın en iyi kızı Laura'yla tanışmamışsınız demektir! Laura gidip adamı öpüyor. Ya niye? Nİ-YE? Tutup da baygın bir adamı öpmenin amacı ne? Evli mi, bekar mı bilmeden, rızası olmadan birini öpüp, sonra da "Ben hayatımda hiçbir erkekle samimi olmadım, ben dünyanın en iyi kalpli kızıyım." havalarında gezmek saçmalıktan başka bir şey değil. Tabi Laura'nın yaptıkları burada da bitmiyor. Acilen bir kocaya ihtiyaç duyduğu için, adamın hafızasını kaybetmesinden yararlanıp, sen benim nişanlımsın diyor. Tekrar etmekte bir sakınca görmüyorum; evli olup olmadığını bilmeden! Belki adamın bir karısı var, belki nişanlısı var, yahu belki adamın sevdiği başka bir kadın var? Ciddi ciddi fırsattan yararlanıp adamla evlenmeye karar veriyor. Tabi bu nokta da "Ya bu adam evli olmasın, dur bir araştıralım." demek aklına geliyor ama bu konuda bir şey öğrenmeden adamla yakınlaşmaya ve düğün hazırlığı yapmaya da devam ediyor.

Sterling'in, hafızasını kaybettiği yetmezmiş gibi bir de başına bunlar geliyor. Tanımadığı bir kadın kendisiyle evlenmek istiyor, bu kadının kardeşleri ve evde ki çalışanlar, hiçbir suçu olmadığı halde adamdan nefret ediyor. Adam tüm kitap boyunca kötü hiçbir şey yapmıyor. Ama lakabı 'Şeytan'. İnanılmaz ama gerçek. İnanın Sterling bu kitapta ki tek iyi karakter. Şeytan lakabını sonuna kadar hak eden tek kişi de Laura'dan başkası değil. Ama niyeyse Laura bir melekmiş gibi gösteriliyor. Kendi refahları için başka bir adamı kullanan Laura! Eh yazarla benim, melek-şeytan kavramından anladıklarımızın aynı olmadığı çok açık!

Bir de Sterling'in üvey kardeşi ile en yakın arkadaşının hikayesi vard ki o en kötüsü. Bu ikiliye de ufacık değinmek istedim zira Sterlin'in en yakın arkadaşı olan adamdan nefret ettim. Geçmişte yaptığı bir şey için öyle bir açıklama yaptı ki bir ara kulaklarımdan alev çıkacak sandım. Rezil herif!

Kitapta eğlendiğim ve sevdiğim yerler olsa da verdiğim puanın tamamı Sterling için. Öfke duyduğu olayların tamamında haklı olan ama 'Şeytan' diye nitelendirilen bu adam, tarihi aşk kitaplarında ki en iyi erkek karakterlerden biridir. Sterling haricinde, kitaptaki hiçbir karakteri sevmedim.
376 syf.
·Beğendi·10/10
Aslında bu yazarın yalnızca bir kitabını okumuştum ancak öyle böyle bir kitap değildi. Zaten historical roman okumaya o kitapla başlamıştım ve kitabı iki üç kez falan okumuştum. Neden başka kitaplarını okumadım bilmiyorum ama bu da iki üç kez okumalık bir kitap olabilirdi eğer pdf okumuş olmasaydım. Okuduğum ilk kitabına nazaran daha az olay geçti. Daha kısa bir süreçten bahsetti. Çünkü ilk kitabında yanlış hatırlamıyorsam bir yıl kadar sürmüştü olay akışı. Bunda ise bir kaç ay sürdü, belki daha az bile olabilir. Ne anlatmak istediğimi konuyu anlatarak anlatayım (ne değişik bir cümle oldu wğxkwğcke). #kitabınkonusu Küçükken ailesi tarafından amcası olan bir düke varis olarak satışmış olan Sterling annesinin ölüm haberini, evleri yanarak ailesini kaybettiği için annesinin evine aldığı papazın üç çocuğunun en büyükleri olan Laura Fairleigh tarafından yazılan küstahça bir mektupla öğrenmiş ve bu küstah kıza haddini bildirmek üzere kendi mülkü olan Arden Malikanesine gitmek üzere yola çıkmıştır. Ancak malikanenin olduğu köyün yakınlarındaki bir ormanda attan düşmüş ve kim olduğundan habersiz olan Laura onu bulmuştur. Kardeşleri ile sokağa atılmamak için Arden Malikanesini almak için uygun bir eş arayan Laura ormanda bulduğu bu adamın hafızasını kaybettiğini fark edince ona nişanlısı olduğu ve adının Nicholas Redcliff olduğunu söyler. Ve olaylar burada başlar.
Bahsettiğim şeye gelince kitap iki bölüme ayrılıyor, Nicholas Redcliff'le Laura'nın aşkını anlatan kısım bir de gerçekler ortaya çıkınca Sterling'den annesine gösterdiği tutum yüzünden nefret eden Laura ve bu küçük yalancıya olan aşkı nefrete dönüşen Sterling'in aşkını anlatan kısım. İlk kısık gayet güzel bir şekilde anlatılmış olsa da ikinci kısım yeterince uzun değildi. Hisler çok iyi vurgulanmış olaylar çok güzel anlatılmış olsa da kısaydı işte. Tam olarak kurgunun tadı damağımda kaldı. Bunun dışında, ki bu bir kusur olarak görülebilir mi bilmiyorum, çok efsane bir kitaptı.
376 syf.
·7/10
Bir zamanlar romantik kitaplar da okuyordum bu da onlardan biriydi. Artık pek romantik türünü sevmesem de bu kitabı çok beğendiğimi hatırlıyorum o zamanlar okuduğumda. Bu türe ilgisi olanlar kesinlikle tercih etmeli güzel ve akıcı bir kitaptı.
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Aman Allahım bu nasıl bir kitaptı! Bayıldım, bayıldım, bayıldım! Bu kitabı önceden görmüş olmama rağmen zamanında okumuş olduğum Güllerin Fısıltısı kitabı yüzünden almayı düşünmüyordum çünkü bence o kitap cidden kötüydü. Bu kitabı da bildiğimiz historical tarzında yazılmış olduğunu düşünüyordum. Ama kitap beni öyle bir ters köşe yaptı ki ne siz sorun ne ben söyleyim. Julia Quinn'in Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü kitabından sonra bu kitap beni çok derinden etkiledi ve ağlattı.

Öncelikle kurgudan başlamak istiyorum. Karakterler arasındaki kimi zaman eğlenceli, kimi zaman hüzünlü diyaloglar çok zekice ve içten yazılmış. Sterling'in, annesinin son mektubunu ve Laura'nın mektubunu okurken karakterin neler hissettiğini resmen yaşadım ve içim parçalandı; böylece benim çeşmeler akmaya başladı. Sanırım o mektuplar aklıma geldikçe bir süre böyle ağladım ağlayacağım modunda olacağım.

Karakterlerin hepsine ama hepsine bayıldım ben. Yazar onların duygu ve düşüncelerini öylesine güzel aktarmış ki onların hissettiklerini çok iyi anlıyorsunuz ve onlarla dolu dolu yaşıyorsunuz.

Laura, ailesiyle yaşadıkların evin ve onların sorumluluklarını üstüne almış, ciddi gibi duran ama içinde tam bir romantik barındıran şirin mi şirin bir hanımefendi.

Sterling ise küçüklüğünde ailesinden koparıldığı ve amcası tarafından duygusuz biri olarak yetiştirilmiş olmasından dolayı sevgi denen kavramı bilmeyen, yaptığı onca şeyden dolayı insanların Devonbrooke Şeytanı olarak andığı ancak kendisi farkında olmasa da çocukluğunda her gün pencere önünde annesini bekleyip onu bir gün buralardan almasını dileyen, birinden sevgi görmeyi umutsuzca isteyen, yaşına ve yaptıklarına rağmen bence içinde hala saf bir çocuk barından muhteşem bir karakter. Ve kehribar gözlü. Bu göz renginde olan karakterlere ayrı bir sempati duyuyorum ben çünkü mavi gözden bile bulunması zor bir renk bence ve ortaya çıkan manzara inanın beni cezbediyor. Ben resmen Sterling'e aşık oldum. Kitap boyunca ona hep sarılmak ve sevgimi vermek istedim. Aklıma yaşadıkları geldikçe -mutlu veya hüzünlü- gözyaşlarımı durduramıyorum.

Laura'nın kardeşleri Lottie ve George da ayrı bir hayran kaldım. George, aklı başında ve karşılaştığı durumlarda ne yapması gerektiğini bilen ancak ben sorumluluk sahibiyim diyerek kendini kasmayan, içindeki çocuğu göstermekten de çekinmeyen tatlı biri.

Lottie ise ben bu kıza ne desem az olur şimdi. Dıştan tam melek ama içinde bir psikopat barındıran delinin teki :D . Bilmiyorum ben birçok kişinin aksine Lottie'ye bayıldım.

Diğer karakterler de ayrı eğlenceli, ayrı sevilesiydi.

Ama ben yazarın yerinde olsaydım Diana-Thane arasında geçenleri ayrı bir kitap olarak yazardım. Bir oralarda elektrik aldım alamadım havası oluşu bende. Aralarındaki aşkı hissettim ancak biraz yarım kaldı be.

Teresa bence yazdıklarıyla Julia Quinn'e en yakın olan kişi. İkisi de sizi gülmekten krizlere sokacak zekice diyaloglar buluyorlar, aile kavramını inanılmaz güzel işliyorlar. Kalemleri çok akıcı. Aralarındaki fark ise bence Julia aşk kavramını güzel işiyor ama Teresa'nın kitaplarında aşkı daha fazla hissediyorsunuz.
376 syf.
·Beğendi·8/10
Sterling ve Lauranın hikayesini konu alıyor.
Sterling yedi yaşındayken babası tarafından amcasına geçmiş ve gelecek olan kumar borçları karşılığında evlatlık olarak verilir. Annesini asla affetmez.Babasının ölümünden yıllar sonra annesinin ölüm haberini alır.Annesinin haberini veren Lauradan ve iki kardeşinden o kadar çok nefret ediyor ki geldiginde malikaneyi satacağını bildirir.Doğdugu malikaneye yıllar sonra giderken atından düşerek kafasını çarptığında bayılıp hafızasını kaybediyor.
Laura anne ve babasını kaybettikten sonra Sterling'in annesi onları yanına alıyor.Sterling'e annesinin ölüm haberini verdikten sonra onları evden kovacağını anlar.Sterling'in annesi vasiyetinde Laure eğer 21 yaşına kadar evlenirse evin ona kalacağını belirtir.Laura en kısa sürede evlenebilmek için bir damada ihtiyacı vardır. Ormanda gezinirken baygın olarak bulduğu adamın dualarının karşılığı olarak düşünür.Bu adam hafızasını kaybetmesi ise işleri kolaylaştırır.
En çok amcası onu evlatlık aldıktan sonra pahalı eşyalar,oyuncaklar verse de her gece amcası uyuduktan sonra karanlıkta cam kenarında annesinin onu gelip almasını beklemesi beni çok üzdü.Annesinin bir gün malikaneye gelip onu götüreceği inancından yıllar geçse de vazgeçmemesi
376 syf.
·1/10
Beğenmedim beğenemedim. Yazar ilkokul seviyesinde hiç bir edebi değeri olmayan kurgusu zayıf ucuz bir kitaba imza atmış.
Not:Kitap 18 yaş altına uygun değil.
376 syf.
Tatlı bir aşk romanıydı.Sterling ve Laura'nın küçük bir yalandan gerçeğe dönüşen aşk hikayesini çok beğendim. Tavsiye ediyorum. Sadece Sterling'in değişimini çabuk buldum.
376 syf.
·Puan vermedi
Çok tatlı, sıcacık bir hikayeydi. Laura zor durumda olduğu ve daha ilk görüşte arzuyla kavrulduğu için Sterling'e tuzak kuruyor. Bu tuzak kısmı kitabın yarısından fazlasını kaplamıştı. Ardından sterling gerçekleri öğrendi. Biraz kızımızla mücadele etti. Ama bazı historical erkeklerimiz gibi seviyorum deyip de kızın canına okumadı. Centilmenliğinden hiç taviz vermedi. Annesiyle ilgili bir durum da vardı. Laura onu çözmesine yardımcı oldu. Finalde de tabiki mutlu sona kavuştular. Yazar mizah unsurları da eklemiş. Özellikle çiftin birbirlerine laf sokmaları eğlenceliydi. Çok keyif alarak okudum. Türü sevenlere tavsiye ederim.
376 syf.
·9/10
Uzun zamandır okurken gülümsediğim bir kitap olmamıştı. Sadece bu bile kitabi sevmem için bir sebep olabilir. Sorun bende değilmiş. Zekice espriler, tatlı tatlı laf sokmalar, hayvanlarla sevimli sahneler olunca gülümsüyormuşum. Satırlarda bir şey eksikti anlamlandiramayacağım. O da olsaydı benim için SEP ayarında bir yazar olurdu.
'' Cookie ' den korkmanıza gerek yok.O karıncayı bile incitmez.''
Laura kaşlarını çattı. ''Tavuklar belki ya da turtaya katabileceği herhangi bir hayvanı. Ama karıncayı asla.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Unutulmaz Öpücük
Alt başlık:
Fairleigh Sisters Serisi 1
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053431619
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Kiss to Remember
Çeviri:
Zeynep Alparslan Gül
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Masum bir öpücük şeytanı meleğe çevirebilir mi?

Laura Fairleigh, kardeşlerinin bir evi olabilmesi için yirmi bir yaşına basmadan önce koca bulmalıdır. Ormanda baygın yatan, melek yüzlü, muhteşem vücutlu ve hafızasını kaybetmiş bir yabancı bulunca onu sahiplenmeye karar verir. Ancak cennetten düşmüş gibi görünen bu meleğin tam bir şeytan olduğundan habersizdir.

"Devonbrooke Şeytanı" olarak tanınan çapkın Sterling Harlow onun, uzun zamandır kayıp nişanlısı olduğunu iddia eden genç kızın büyülü öpücüğüyle uyanır. Kız onun bir beyefendi olduğu konusunda güvence verirken Sterling hafızasıyla birlikte aklını da kaybettiğinden şüphelenmeye başlar, zira bu kadar çekici bir genç kızın ufak öpücükleriyle yetinecek biri olmadığından emindir!

Genç adam düğün gecelerinden önce gerçeği açığa çıkarmaya uğraşırken, unutulmaz bir öpücük ikisinin de aklından çıkmayacak bir tutkuyu ateşleyecektir...

"Medeiros, karşı konulması imkânsız bir başka romantik masal kaleme almış."
-Booklist-

"Komik ve yer yer dokunaklı... Teresa Medeiros'un okuma deneyimini katıksız bir zevke dönüştüren akıcı ve süslü tarzına hayranım."
-All About Romance-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 82 okur

  • M.T.Y.H
  • Hayriye Dev
  • Merve Nisa Ünal
  • Aysel
  • Yasemin Akpınar
  • Leydi melisa khan ashford
  • Cheshire
  • Tuğçe D
  • Leylagibi
  • Melis D

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%31
25-34 Yaş
%34.5
35-44 Yaş
%10.3
45-54 Yaş
%20.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%100
Erkek
%0

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.2 (7)
9
%15.2 (5)
8
%36.4 (12)
7
%9.1 (3)
6
%3 (1)
5
%6.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%6.1 (2)
1
%3 (1)