1000Kitap Logosu
Üstü Kalsın
Üstü Kalsın
Üstü Kalsın

Üstü Kalsın

Seçme Şiirler

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.3
1.850 Kişi
8,4bin
Okunma
1.979
Beğeni
29,9bin
Gösterim
120 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 24 dk.
Adı
Üstü Kalsın (Seçme Şiirler)
Basım
Türkçe · Türkiye · Yapı Kredi Yayınları · 2008 · Karton kapak · 9789750814440
Ölüyorum tanrım Bu da oldu işte.   Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım.   Ama, ayrıca, aldığın şu hayat Fena değildir..   Üstü kalsın..
4 mağazanın 3 ürününün ortalama fiyatı: ₺5,07

Puan ve İncelemeler

8.3
10 üzerinden
1.850 Puan · 194 İnceleme
Anıl
Üstü Kalsın'ı inceledi.
120 syf.
·
1 günde
·
10/10 puan
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar Geçenlerde Cemal Süreya bir kez daha kurşuna dizildi, bizzat gözlerimle şahit oldum. Bu kurşunları atanların çoğu da arkadaşımdır, sevdiğim insanlardır. Hiçbirinin eli bile titremedi. Kör oldum. Onlardan ummazdım bunu kör oldum. Tam 254 kurşun… “KADIN DEDİĞİN PORTAKAL GİBİDİR, GÖRDÜĞÜN YERDE SOYACAKSIN.” “Şairler, aydın kesimin bir parçasıdır. Onların zihnimize ve daha ziyade kalbimize paylaştıkları her fikir bizde bir iz bırakır, bizi değiştirir, bu az dahi olsa böyledir.” Ey ahali duydunuz mu biz hayatın gerçekleriyle ilkin şairlerle, aydınlarla tanışıyormuşuz. İlkokulların sıra altlarında yahut çöplerinde bulunan erotik dergi modellerinin, yanağından makas aldığımız çocuğun telefonundan çıkan fotoğraflardaki çıplak kadınların da birer aydın olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyordunuz çünkü siz yazmaya gelince gerçekleri bertaraf edenlerdensiniz. Mesela buluğ çağına girmiş her bir çocuğun zihninde dönen fanteziler gerçeğini asla kabul etmek istemezsiniz. Modellere aydın diyorum çünkü ülkemizde bu konular açıldığında kusası gelen öyle bir topluluk ve bu topluluğun öylesine katı bir baskısı var ki, bana da bu modellere aydın demek düşüyor. Buluğ çağına giren, girmeyen ve girmek üzere olan her bir bireyi bu modellerimiz aydınlatıyor. Neden? İşte bu baskı yüzünden. Cinselliği, fanteziyi ve buna bağlı aksiyonları bahsini ettiğim aydınlardan öğrenildiği gerçeği sizi de ürkütmüyor mu? Beni fazlasıyla ürkütüyor. “Hani çok yerde, ‘Cemal Süreya fiziksel aşkı en güzel anlatmış şairdir.’ denir ya, bir dakika, FİZİKSEL AŞK MI? Aşk kollara ayrılıyor muymuş ya?” Aşk belki kollara ayrılmıyor ama her bireyde ayrı bir tanımı olduğunu açık etmek gerek. Daha kaçımız, ben asla fiziğe, güzelliğe, boya posa bakmam diye yalan söylemeye devam edecek. Hangimiz dışını beğenmediğimiz karşı cinsin, içini merak etmeyeceğimiz gerçeğinin üzerini yalanlarla örtmeye devam edecek? Sizi gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyorum. Bir de şey vardı; “Bir insan kaç defa âşık olabilir?” diye hemen sözü CS’ye bırakıyorum. Açılıp kapandıkça sevdam, Kapanıp açılıyor bir mavi. Gelelim Kadın konusuna. Ülkemizde dikkatin üzerinde toplanması en elzem konu belki de Kadındır ama böylesine hassas bir konuyu alıp, hayatın gerçeklerini bertaraf ederek üstüne üstlük çok değerli bir şair üzerinden algı yaparak değersizleştirmek, şairi kurşunlamak değil de nedir sorarım size. Özellikle bu husus zoruma gittiği için hemen bir kitabını alıp adından yorumlamak, içimdekileri kusmak istedim. Kimi şairlerin yahut edebiyatçıların eserleri ile yaşadıkları arasında muhakkak bir bağ vardır. Bu ikisi adeta birbirine yapışık haldedir ve bu haliyle bağı görmezden gelemeyiz. Gelirsek şayet talihsiz yorumlarda bulunabiliriz. Bu sebeple CS’nin hayatına kısaca göz atmak gerek. Hani diyorsunuz ya; “hemcinslerimin bu kadar ELLENDİĞİ satırlar karşısında öfkeleniyorum.” diye halbuki Ülkü Tamer CS’nin Kadın temalı şiirlerini okuduktan sonra ne demiş; Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece Cemal’i, Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı. Cemal Süreya çocukluğunun ilk yıllarını geçirdiği Erzincan’ın Pülümür ilçesinde doğdu. Öldüğünde şimdi bile tüyleri diken diken eden adına şiir yazdığı babasının adıdır Hüseyin. Tüm kadınlarda aradığı anne şefkatine sebep olan olay Gülbeyaz Hanımın 23 yaşında hayatını kaybetmesindendir. Kan görüyorum taş görüyorum bütün heykeller arasında Karabasan ılık acemi – uykusuzluğun sütlü inciri – kovanlara sızmıyor. Annem çok küçükken öldü beni öp, sonra doğur beni. 1938’de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik’e sürgün edildi. Bilecik’te ilkokula başladı, İstanbul’da devam etti. Haydarpaşa Lisesi’nden mezun olup Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve iktisat Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli devlet kurumlarında çalıştı. Erzincan’dan sürgün edildiklerinde bindirildikleri sürgün treni, nereye götürüldüklerini bilmeyen insanlarla doludur… Yedi yaşında çıktığı bu yolculuk Cemal Süreya’nın bütün hayatını etkiler, şiirini besleyecek bir dönemin başlangıcı ve ‘bir doğum anı’ olur. Seniha Hanım, Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır ve ortaokul yıllarında başlayan bu aşk evlilikle sonuçlanır. Hatta Süreya, Seniha Hanım’dan bahsederken, o yıllarda sınıfın tahtasına yazdığı kızıl mısralar adlı şiirinde ‘Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu’ der. 1955 güzünde Eskişehir’den İstanbul’a yardımcı maliye müfettişi olarak atanır. İstanbul’a yerleşmesiyle edebiyat çevrelerinde ve etkinliklerinde daha sık görünmeye başlar; ancak bu durum ailesini ihmal etmesine yol açar. Her şey biliyor her şey Sen biliyor musun bakalım Seni nice sevdiğimi? Üstüne titrediğimi? Geldiğimi? Gittiğimi Hadi! Aşkın onu bir menevşe kurusuna çevirdiği günler de Mülkiye yıllarına rastlar. Bu tutkulu âşığın yani şairin, karısına attığı tokadın pişmanlığı yüzünden, jiletle bileklerini kesecek kadar ileriye gitmesi, bu evliliğinin ömrü hakkında daha o günlerde ipuçları verir aslında. 1958 yılında ayrılan çift, yedi yıl sonra resmî olarak boşanır. Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. İlk evliliğinden sonra ikinci evliliğini Zuhal Tekkanat’la, üçüncü evliliğini Güngör Demiray’la yapar, ondan ayrıldıktan kısa bir süre sonra tekrar Zuhal Tekkanat’la birlikte olur (tabii bu evliliklerin arasında sayısız gönül macerası, evlilikten dönen nişanlılıklar da vardır) ve bunlardan sonra Cemal Süreya Birsen Sağnak’la evlenir. işte bu şiir Birsen hanım için yazılmıştır. Tomris Uyar, Ülkü Tamer ile evliyken âşık olur Cemal Süreya’ya… İkisi de evlidir, ikisi de birbirleri için boşanırlar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirirler. Tomris Uyar’ı “Aşkları Uğruna Yazılanlarla Edebiyatımıza Yön Veren Kadınlar” listesinden hatırlayacaksınız zaten. Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı. Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, Bir yanlışı düzeltircesine açmış; Gelmiş ta ağzımın kenarında Konuşur durur. Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, Güverteleri uçtan uca orman; Aldım çiçeğimi şurama bastım, Bastım ki yalnızlığımmış. Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Tomris Uyar’ın Cemal Süreya ile olan ilişkisi hem enteresan, hem dillere destandır… Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlardı Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, “Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş” der. Ertesi gün geç gelir Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç gelir. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i görür ve gerçek ortaya çıkar. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı… Tomris Uyar Cemal Süreya ile ilgili: “Tanıdığı kaç kişi varsa, o kadar Cemal Süreya vardır. O yüzden ben bir tane Süreya biyografisi düşünmem. Üç tane yazılabilir. Üçü de apayrı.” demiştir. Üvercinka, kızının doğumunu karşıladığı anda hastanenin kapısında bekler onu. Hani şu meşhur şiiri ve aynı adlı kitabı Cemal Süreya’nın… Üvercinka, Cemal Süreya’nın eşi Seniha Hanım hamile iken tanıştığı ve adını bilmediğimiz genç bir kızdır. Süreya’nın hayatında her daim bir sır olarak kalan bu kızın adını bilen olmamıştır. Türk şiirinin en güzel örneklerinden biri olan ‘Üvercinka’, bu genç kızın güzelliği sayesinde Süreya’ya şöhreti getirmiştir. “Üvercinka, güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük; barışa, aşka, dayatmaya dönük bir kavram. Kitabımın adını Üvercinka koyarak , kelimeyi zorlayan şiirimden ufak ama anlamlı bir kesit vermiş oluyorum galiba.” der şair… Ahmed Arif öylesine hayrandır ki Cemal Süreya’ya, yüzünü bile görmediği kız kardeşi Ayten ile evlenmek ister. Cemal Süreya’nın duyguları da ondan farklı değil. “Evlen kız, Türkiye’nin en iyi şairi!” der. Ayten önce şaşırır ama sonunda ağabeyinin sözünü dinler. Zafer çarşısında buluşmak üzere sözleşirler; gelin ve damat adayı tanışacak. Bekle bekle Ahmed Arif yok! Cemal Süreya ertesi gün öğrenir ki, temiz bir gömleği olmadığı için gelememiş Ahmed Arif… Kırmızı bir kuştur soluğum Kumral göklerinde saçlarının Seni kucağıma alıyorum Tarifsiz uzuyor bacakların Kırmızı bir at oluyor soluğum Yüzünün yanmasından anlıyorum Yoksuluz gecelerimiz çok kısa Dört nala sevişmek lazım Ölüyorum tanrım Bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım. Ama, ayrıca, aldığın şu hayat Fena değildir… Üstü kalsın… “On yedi dergi, birkaç evlilik, bir meslek, bir banka batırdı.” Cemal Süreya’nın, şair Süreya ve denemeci Süreya’yı yan yana koyup değerlendirme yaparken şair tarafı için kendi kendine sarf ettiği sözlerdir bunlar. Ama arkasına eklemeyi de unutmaz: “Hayatımı başka bir hayatla değiştirmek istemediğime göre demek ki mutsuz değilim.” Not: İncelemenin serzenişten sonraki bölümlerini hazırlarken Feyza Perinçek ve Nusret Duruel’in Can Yayınları’ndan çıkan “Cemal Süreya – Şairin Hayatı Şiire Dahil” adlı eserinden ve bir web sitesinden faydalandım. Cemal Süreyya’yı yedirtmem. Herkese keyifli okumalar.
Üstü Kalsın
8.3/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
13
183
K.
Üstü Kalsın'ı inceledi.
120 syf.
·
9 günde
·
9/10 puan
Üstü kaldı.
"Bir gün aklına gelecek olursam, Bana şiir ısmarla. Eylül'ü konuşalım." Artık sadece kıyıda köşede kalmış kitaplar için inceleme yapma kararı almıştım. Yalnız beni şiire gerçek anlamda bağlayan bu kitabı da incelemek istedim. Ortaokulda iken yaklaşan Anneler Günü için okulda bir şiir yarışması düzenlenmişti. Elbette ben de katılmamıştım tabi. Sonrasında akşam eve geldiğimde astım hastası olan annemin astımı fena şekilde azmıştı ve annem hastaneye kaldırılmıştı. Teyzem iki küçük kardeşimi ve beni alıp evlerine götürmüştü. Ben de korkudan ne yapacağımı bilemiyordum. Ardından teyzem de bizi büyük kuzenime emanet ederek eniştem ile beraber hastaneye gitmişti. Odaya kapanmıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Hayatımda kitap okumayı hiç istemediğim vakitlerden biriydi. Ben de o an nasıl oldu bilmiyorum kağıt kalemi alıp annem için bir şiir yazdım. Ertesi gün öğretmene verdim ve cuma günü İstiklal Marşı töreninde yarışmayı kazananın ben olduğum açıklanınca çok şaşırmıştım. Sonradan kaç kez daha şiir yazmayı denedim ve hepsinde saçmalamıştım. Hatta öğretmenlerim şiiri bir yerden alıntıladığımı bile düşünmüşlerdi. O gün anlamıştım. Şiir, yaşanan duygu yoğunluğunun dışa vurulmasıydı. Bende de bu durum bir defa yaşanmıştı. Ve benim böyle bir özelliğim olmadığından ötürü hep yabancı kalacaktım şiire. Hep okuyacaktım bir kaç güzel şiir beğenip bir şeyler hissetmeyecektim. Ta ki şu son 1 aya kadar. Özdemir Asaf ve Cemal Süreya'yı okuyana kadar. Özellikle de Cemal Süreya'yı. Bu arada anne seni çok seviyorum. Aslında Beşiktaşlı olduğundan ötürü hep garezim vardı kendisine. Ki hâlâ kısmen var. Lakin kendisine tutuklu bırakıyor dizelerinde. Nazım alanında dizeleri defalarca okumayı kendisinde yaşadım. Bir peçetenin üzerine dize yazmayı da. Onun için bu incelemede daha çok Cemal Süreya hakkında araştırdıklarımı ve öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle şâirimizin gerçek ismi Cemalettin Seber'dir. Edebiyatımızın en önemli ve en çarpıcı şiir topluluklarından İkinci Yenicilerin en önde gelen şâirlerinden birisi hatta kuramcılarındandır. Kendine özgü bir şiir anlayışı geliştirmiş; çarpıcı, yoğun imgelerle, bilgi birikimini sentezleyerek başarılı eserler vermiştir. Sözüne son derece sadık olan Cemal Süreya, “Süreyya” olan soyadını, Eskişehir Vergi Dairesi’nde çalışan Üvercinka adını verdiği uzun boylu, beyaz tenli, güvercin şahnişli sevgilisiyle girdiği iddia sonucu Y harfini kaybederek “Süreya” ya çevirmiştir. Şairlik duygusunun en temel aktörü annesi Gülbeyaz Seber olan şair, şiire ilk adım atışını annesinin anlattığı Kerem ile Aslı hikayesine bağlar. Gülbeyaz, beyaz tenli kadın, Cemal Süreya'nın “kar tanesi”. Cemal Süreya henüz çok küçükken kaybeder annesini ve çocuk kalbi artık sessiz kalmıştır: “Küçük kalbimdeki kuş ölmüştü.” Bundan mütevellit bütün sevgililerine “Annem çok küçükken öldü / Beni öp sonra doğur beni” diye seslenir. (Sayfa 47) İlginç bulduğum bir olay ise Ortaokulda 100 metre koşusuna katılması, yarışmada birinci gelen Cemal Süreya 'ya dolma kalem hediye edilmesi ve böylelikle ilk dolma kalemine sahip olmasıdır. Bir ilginç olay da, üvey annesi tarafından zehirlenmeye çalışılması. Küçük kalbindeki kuş ölen Cemal Süreya, Esma adlı bir üvey anneye mahkûm olmuş. Kız kardeşlerine ve ona sürekli dayak atan Esma bir keresinde onu zehirlemeye kalkışmış. Yemeğine cam kırıkları karıştırdığı da bir çok kişi tarafından biliniyormuş. İlkokul 3’te Suç ve Ceza’yı defalarca okumuş. Karamazov Kardeşler’i ise tam 5 kez okumuş. Bu da o yaştaki birisine göre takdire şayan. Yazı yazarken gürültü araması Mülkiye kantininde yazmaya başladığı eserleri onda ilginç bir alışkanlık doğurmuş. Yazı yazarken hep gürültü aramış. Sırf bu yüzden evde yazı yazarken televizyon ve radyonun sesini açmaya başlamış. Öğrendiğime göre yazmaya bayılırdı, hatta o kadar ki kadınların ağzından kendi kendine mektup yazar ve postalardı. Diğer bir özelliği ise, sevdiği kadınları beğenmeyen arkadaşlarına küsmesi. Çok kadın sevdi, bu kadınları da herkesin sevmesini isterdi. Dostları sevdiği kadını beğenmeliydi. Bu yüzden sevdiği kadını beğenmeyen arkadaşlarına küserdi. Kızının nikahına katılamaması Kızı Ayçe ile sağlıklı bir ilişkisi yoktu. O kadar ki kızının nikâhına katılamadı, çünkü ona haber verilmemişti. Şairimizin diğer bir gizli tarafı ise Tomris ile gittiği hiçbir mekana bir daha gitmemesi. Tomris büyük bir aşktı onun için. Bu aşkın öfkesi de büyüktü, bir tartışma sonrası çok sinirlendi ve birbirlerine yolladıkları tüm mektupları yırttı. Ve bu mektuplardaki aşk günümüze ulaşamadı. Tomris’le ilişkisini bitirdikten sonra onunla gittiği hiçbir mekâna adımını atmadı. Kendine farklı doğum günleri belirlemesi Cemal Süreya’nın mutlak doğum tarihi belirsizdi. Bu yüzden kendine her seferinde farklı bir doğum günü belirlerdi. Bu doğum günlerinden biri de 10 Ağustos’tu, yani sonradan eşi olacak Güngör Demiray’la tanıştıkları tarih. En garip bulduğum ise eski eşi Zuhal’le ayrılmışlardır, Cemal başka evlilikler-aşklar yaşamıştır. Bir gün Zuhal’le görüşen Cemal, Zuhal’in biriyle evlenmek istediğini öğrenir. Zuhal kızıp kızmadığını sorar, ama alacağı yanıt bambaşkadır. Çünkü Cemal, Zuhal’in nikâh şahidi olmayı istemektedir. Zuhal şaşkınlıkla bu teklifi kabul eder, ancak bu asla gerçekleşemeyecektir. Çünkü Zuhal’in evlenmek istediği kişi kısa süre sonra hayatını kaybeder. Oğlu Memo çok fütursuzdu, babasıyla sürekli kavga eden Memo babasının en değerli kitaplarını çalıp sahaflara satardı. Cemal Süreya’nın son yıllarını çekilmez hale getiren Memo bir tartışmaları sırasında babasını ağır şekilde darp etti. Hastaneye kaldırılan Cemal Süreya hastalık ve üzüntü sonucu birkaç gün sonra hayata veda etti. Sürreallik Türk şiirine damgasını vuran şairin hayatı da şiiri gibi “sürreal”di. Sevdi, aşık oldu, hasret çekti, acılara katlanmaya çalıştı, çoğu kez ağladı, kıskandı ve eşsiz şiiri bunlarla doğdu. Hepsi ama hepsi bambaşkaydı.. Sevgili okurlar. Bu saymış olduğum bilgileri şairimizi derinlemesine araştırırken öğrendim. Ne kadar doğru bilmiyorum ama hepsini en az 3 yerde gördüğüm için sizinle paylaştım. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Evde Kalın, kitapla kalın. :)
Üstü Kalsın
8.3/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
170
Mustafa
Üstü Kalsın'ı inceledi.
120 syf.
·
3 günde
Ben kendimi bildim bileli bu derleme tarzı kitapları görünce hep şunu demişim kendime: yav bu adamın başka işi gücü yok, tutup para kazanayım diye derleme kitap yapmaya karar veriyor, biraz araştırma ile sağdan soldan bulduğu malzemeyi bir sıraya göre yerleştir kitap diye çıkart. Vay be güzel iş miş. Günümüzde bu derleme kitap olayı eskisi gibi tutar mı bilemem ama eski zamanları düşününce ne İnternet var ne sosyal medya var ve nede blog siteleri falan, tek çare dergiler ve derleme kitaplar belki geçmişte tuttu hatta çokta beğenildi. Şimdi ise durum farklı imkanlar çeşitli millet bir tıkla dünyanın derlemesine ulaşabilir. Bu mevzu burda daha çok uzar sözü kitaba getirelim. Kitabta hepten aşk şiirleri var belki arada toplumsalıda işlemiştir ya da derleyen aşklı şiirleri kitaba kaydetmiş. Çeşitli kitaplarından alınan belli başlı şiirler var. Bu şairlerin çoğu sanki ilham almak için ya da aşklı aşksız şiirler yazmak için çorap değiştirir gibi aşk değiştiriyorlar. Anlamış değilim bir Mecnun da var Leyla için kendinden geçen ve tek bir aşka bağlı kalıp bu dünyadan göçen, ve belki de binlerce mecnunlar var aşkı ele ayağa düşürmeden gereken saygıyı gösterip bu dünyadan çekip giden.
Üstü Kalsın
8.3/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
18
İrem
Üstü Kalsın'ı inceledi.
120 syf.
·
7/10 puan
Üstü Kalsın
İkinci Yeni şairlerinden Cemal Süreya’nın şiirlerinden derlenmiş bir kitap Üstü Kalsın. Aynı adı taşıyan şiirin adı aynı zamanda da. Cemal Süreya sevdiğim bir şair olduğundan kitaptaki şiirleri de sevdim. Cemal Süreya’yı anlamak biraz çaba gerektiriyor gerçekten. Şiirlerinde imgeler çokça yer tutuyor. Bazı şiirlerinin aralarında öyle mısralar var ki insanı alıp götürüyor. 20 satırlık bir şiirde tek satır sana yetiyor. Aşk, kadın, siyaset, yaşam ve nice konular var şiirlerinde şairin. Bu zor felaket zamanlarında soluklanabileceğim bir liman oldu bana Üstü Kalsın... Alıntı: Ölüyorum tanrım. Bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım.
Üstü Kalsın
8.3/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8