Utanç Odası 2 İtiraf

9,8/10  (6 Oy) · 
8 okunma  · 
5 beğeni  · 
746 gösterim
Gerçeği söyleyen herkese seslenme zamanı geldi. Delirme noktasına gelmiş ya da sinirleri harap olanları açıklama zamanı. Fakat gerçeği paranoyayla özdeşleştirenler, bunu açıkça söylemeye cesaret edene şaşkın şaşkın bakanlar var. Şunu da söylemeliyim, gerçeği açığa çıkarmak için mücadele edene acıyoruz. Bir kimse ne kadar içten ve dürüstse, o kadar tuhaf ve akılsız görünüyor. Gerçek bizi ilgilendirmez, bunu bilmeyi istemeyiz. Çoğumuz evimizin güven çemberinde yaşamayı, dışında olan kötü şeylere aldırmamayı öğrendik. Eğer birini korumak gerekiyorsa sükût elbette altındır, lakin birini ıssızlığa sürüklediğinde değil.

Hepsi için yalanlar artık bitmişti. İki avukatın baskılarından sonra her şeyi itiraf etmişlerdi. Avukatlar onları bulutlardan aşağıya indirmişti. Başka yolu yoktu. Yirmi yılı geçmesinden dolayı zaman aşımının onlara yararı olabilirdi fakat yasa, suç olan eylemlerin durumuna göre sınırlama getiriyordu, suçlamalar farklıydı ve tutuklanmaları ve hapiste kalmaları isteniyordu.

Artık hiçbir şeyi saklı tutmamaya kararlıydılar, belki bu içlerini biraz hafifletirdi. Konuşmak istiyorlardı. Nihayet konuşacaklardı. Herkes bilsindi, bazı insanlar hiç gülümsemezdi çünkü bazılarının onların gülümsemelerini çalmasından korkardı.

Gerçeğe Sırt Çevirme

Bu romanda anlatılanlar üstü örtülen değil, yalın gerçekler. Gerçeğe sırt çeviremeyiz çünkü o, ona zarar verenleri, onu küçümseyenleri, onu hançerleyenleri asla unutmaz. Gerçek, konuşma vaktinin geldiğine kanaat getirdiği zaman acımasız olur.

Kitap Hakkında Ne dediler.

Üstü örtülen değil yalın gerçekler herkesin istediği ama bir çoğunun rahatsızlık duyacağı cinsten.. "Sükut altındır " deriz ya işte buraya kadarmış! Peki tabular bir mazeret midir??
Dimoulidu uçurmuş!
-Ayşe Kucuroğlu / Köşe Yazarı

"Kadına yönelik aile içi taciz ve şiddet hassas bir hikayeyle yargılayan bu roman için tebrikler Dimoulidou. "
-Angela Sotiriou Psic. Publications Yayın Yönetmeni.

"Ne inanılmaz bir roman! Bu roman herkesin aklına, yüreğine, vicdanına ve adaletine dokunuyor."
Eleni, okur yorumu
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2016
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9786059126649
  • Orijinal Adı:
    To Kelari tis Dropis
  • Çeviri:
    Sema Sandalcı
  • Yayınevi:
    Pena Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
10 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

İnsanı, hayvanlardan ayıran en büyük özellik düşünebilme yetisidir. Bu kitabı okurken özellikle baba olan Dimitros ve anne Vangelio hakkında verdiğim kararı buraya yazsam hayvanlara hakaret olur...

Bir adam çocuk yaşta evlendiği kadına hiç saygı duymadan ona şiddet ve tehdit uyguluyor. Evliliklerinden meydana gelen üç küçük kızına ergenliğe ilk adım atınca tecavüz edip dış dünyadan onları döverek soyutluyor. Kadın ise çocukları kız olduğu için ve kocasının tehditleri karşısında sessiz kalmayı seçerek adamı yüreklendiriyor. Üç küçük çocuk ve onların dramı...

Olaylar 1967'li yıllarda başlıyor. bu canavar ruhlu adam köyde iyi bir Hıristiyan ve kilisede saygı gören dindar bir kişilik sergilese de köyün dışındaki evde neler yaptığı ancak 1999 yılında ortaya çıkıyor. Büyük kızı yaşadıklarının diğer kardeşlerinin başına gelmemesi için ne kadar çaba gösterse de başarılı olamıyor. Onların köye gitmesi, insanlarla konuşması ve kalın giysiler arasında nadiren evlerine gelenler ile konuşmasını yasaklayan Dimitros'a en büyük desteği karısı Vangelio veriyor ve kızlarını haksız görüyor. Taki en küçük kız kardeşte babası olacak adamın karşısında masumiyetini kaybedinceye kadar. Ablası Dimitra daha fazla seyirci kalamayacağını anlıyor ve onlara annelik yapmayan kadının yerine kendisi bir karar alıp uygulamaya koyuluyor...

30 yıl sonra terk ettikleri köye ve annelerine dönmek zorunda kalan üç kardeş tekrar korkuları ile yüzleşmek ve adalet önünde tüm sırlarını itiraf etmek zorunda kalıp, kendi çocuklarının ve eşlerinin önünde yaşadıkları utanç ile nasıl baş edebileceklerinden habersiz mahkumiyet bekleyerek tüm yaşanan olayları anlatırken tekrar yaşamak zorunda kalacaklardı. Artık sır dışarı taşmış ve onlara itiraf etmek düşmüştü...

Yazar, çocukların yaşadığı şiddeti, tecavüzü, tehditi ve psikolojik sorunlarını o kadar iyi anlatmış ki her sayfada yaşanan acıyı yüreğimde hissettim. Uzun süre etkisinde kalacağım bir eser çünkü, küçücük yüreklerde büyük bir acının hikayesi...