Uyanış (İlk Uyanış)

·
Okunma
·
Beğeni
·
10461
Gösterim
Adı:
Uyanış (İlk Uyanış)
Baskı tarihi:
1965
Sayfa sayısı:
414
Format:
Ciltli
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Akıl Çağı
Uyanış
Akıl Çağı
Hürriyetin Yolları Akıl Çağı
Uyanış (İlk Uyanış)
Fransızcada hem "uyanış" hem de "akıllanma çağı" anlamına gelen bir sözcükten bahsedildiği için bu kitabı Türkçeye Altın Kitaplar Uyanış ve İlk Uyanış diye (iki basımda farklı isimlerle) ve Can Yayınları ise Akıl Çağı diye kazandırmış.
Uyanış birkaç karakterin, birkaç olay hakkında yaptıkları ve düşündüklerini anlatıyor. En belirgin, düşüncelerine en çok girdiğimiz karakter olan Mathieu Delarue, bir felsefe öğretmenidir ve 34 yaşındadır. Bu yaşına kadar pek bir şey yapmadığını, hiçbir hayalini gerçekleştiremediğini düşünür ve sıklıkla bunalır. Yedi yıllık uzatmalı sevgilisi Marcelle ile görüşürken bir yandan da öğrencilerinden biri olan Boris'in kızkardeşi Ivich'e ilgi duymaktadır fakat aralarındaki yaş farkı yüzünden bunu kendisine bile itiraf edememektedir.

Boris ve Ivich, Laon'dan Paris'e okumaya gelmiştir fakat ikisinin de okumak gibi bir gayeleri yoktur, Boris, kendinden yaşça büyük bir pavyon şarkıcısı olan Lola'yla sevgili olmuş, Ivich de ağabeyi ve ağabeyinin arkadaşlarıyla vakit geçirip hayatını yaşamaktadır. Tüm bu karakterlerin yanında bir de hem Marcelle'in hem de Mathieu'nun arkadaşı olan Daniel olay örgüsüne girip çıkar ve olaylar Ivich'in kalacağından korktuğu botanik imtihanının sonucunu beklerken Marcelle'in de hamile kaldığını öğrenmesiyle başlar. Sonrasında tüm karakterler kendi özgürlüklerini, kendi yaşamlarını, kendi doğrularını bulmaya çalışırken birbirlerine çarpa çarpa, düşe kalka ilerleyecektir.

İnanılmaz sevdiğim bir romanmış, çok eskiden okumuştum ve yeniden hatırladım, belki de en sevdiğim yazarın yazdığı bir roman olduğu için fazla subjektif yaklaşıyor olabilirim ama çok güzel. Sürekli olay örgüsüne girip çıkan farklı karakterler ve tüm bu karakterlerin birbirinden çok farklı iç dünyaları, bunları birbirlerine yansıtmaları ya da yansıtmamaları yüzünden gelişen ya da gelişemeyen olaylar, sürekli kendileriyle bir kavga içerisinde olan karakterlerin hepsinin de aslında özgürlüklerine kavuşmak istemeleri ve birbirlerine ayak bağı olmaları, herkesin ince ya da kalın zincirlerle birbirlerine bağlı olması, olaylara müdahale edemedikleri anda var oluşlarının sancılarını daha da fazlasıyla çekmeleri, her şey çok güzeldi. Şiddetle tavsiye ediyorum. Bu arada sanırım Paris'te Dome adında bir kafe - bar gerçekten vardı ve Beauvoir ve Sartre orada oldukça zaman geçiriyorlardı, bu ikilinin okuduğum her romanında bu bardan bahsediliyor, bu da çok sevimli bir ayrıntı.
437 syf.
·4 günde·7/10
Romanın kahramanı Mathiu AKIL ÇAĞI na gelmenin sıkıntılarını, içinde bulunduğu durumun vasıtasıyla yaşar.Özgürlüğü savunurken, hiçbirşeye, hiçkimseye gerçekten bağlanmamayı düşünürken aslında seçimsiz hayatın ne kadar sıradan olduğunun , seçimsizliğin bi tür kaybediş olduğunun farkına varır.Romanda genç öğrencileri onun bu özgürlükçü tutumuna hayranlık beslerken kendinden yaşca büyükler, bu tutumu cezalandırmak isterler.Hatta onun bu sorumluluktan kaçmak için çırpınışından için için zevk alırlar.Mathiu evlilikten ve çocuk sahibi olma sorumluğundan kaçarken , kendi vicdanı ile çatışmaktadır.Aynı şeyi belli bi yaşa gelip evlenmemişseniz gözlemleyebilirsiniz. Etrafınızdakiler hem size gıpta ederler hem de ince ince sıkıştırmaya çalışıp, üzerinizde toplum baskısı oluşturmaya çalışırlar. Bu insanın içsel çatışmasıdır.Seçimlerin getireceği sorumluluktan kaçarken, seçimsizliğin getirdiği hiçliğin derin sancısı..
472 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
Mathieu nun iç dünyası özgürlüğünden vazgeçemezken bir çok kişiyi kaybetmesini anlatıyor okunmaya değer varoluşçuluğu yansıtan bir kitap fazla uzatmak istemiyorum okumanızı tavsiye edebilirim
437 syf.
·Beğendi·10/10
Dinlene dinlene, sindire sindire okunması gereken bir kitap. Yazar, '4 günde neler yapılır, neler yok edilir?'i anlatıyor. Kahramanların hepsinin iç sesini de romana katarak çoğulcu konuşmalarla romana daha çok bağlanmamız sağlanmış.
II. Dünya savaşına ramak kala, günün Fransa'sında, bir felsefe öğretmeni etrafında gerçekleşen olaylar... JPS'nin NOBEL'i reddettiği yıllarda ("Camus daha önce aldığı için reddetti" iddiasına hep gümüşümdür) yazdığı bu mükemmel eser, okumayı geciktirdiğim için pişmanlık duyduğum kitaplar listesinde biiirrr numara! Daha önce zaten tiyatro eserleri yazmış olan Sartre, dar alanlarda oldukça iyi diyaloglar çıkarmış bu romanında. Evet filozof. Ta kendisi. Ama bir felsefe okuması olmakla birlikte edebi yönü oldukça lezzetli bir kitap. Arka taraflara itmeyin. Üzülürsünüz.
437 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bilindiği üzere Sartre varoluşçu yazar ve filozoftur. Sartre'nin varoluşçuluğu, insanın önceden tanımlanmamış bir varlık olarak ele  alınmasıdır. İnsan kendi yaşamını ya da tanımını kendi kararıyla verecektir.  İnsanın içinde bulunduğu koşullar içinde yaptığı tercihleri onun kim olacağını ve ne olacağını belirler.  Varoluş özden  önce gelir. 

Kitaba gelecek olursak Akıl Çağı, Özgürlüğün Yolları serisinin ilk kitabı. Ana karakterimiz Mathieu, özgürlüğüne düşkün, özgürlüğünden ödün vermemek adına bağlanmamayı tercih eden bir adam... Fakat, tercihleri ve yaptıkları onu ne kadar özgür kılıyor? Sorunun burasında Sartre'nin insan tercihleriyle ne olacağını belirler düşüncesi kendini  gösteriyor.  Romanda geçen insanlar içe dönük, kalabalık içinde bile yalnız tipler. Bir anda mutluyken kendi kabuğuna çekilen, birbirini hem çok seviyor görünüp hem  de birbirinin kusurlarını bulup içten içe nefret eden insanlar.  Mathieu'nun varoluşunu ortaya çıkarıp özgürüm düşüncesi ile yaşarken neleri kaybettiğini ve aslında ne kadar klasik ve herkesçe hayat yaşadığını fark ettiğini anlatıyor. 
437 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı defalarca okudum. Defalarca derken abartmıyorum. Özgürlüğün Yolları serisinin ilk kitabı Akıl Çağı Başkahraman Mathieu'nun birkaç gününü anlatıyor. Kitabı okurken kitabın hikayesinden çok karakterlerin okunması gerekiyor. Karakterlerin her biri kendini var etme yolu arıyor. Ben okurken bütün karakterlerde defalarca kayboldum. Sakin bir zamanda yavaş bir şekilde okumanızı tavsiye ederim.
437 syf.
·6 günde·10/10
Sindire sindire okumaya çalışıp, dayanamayıp tükettiğim ilk Jean Paul Sartre romanı.
Romanda birbirinden çok farklı karakterlerin kendi içlerinde verdikleri varoluş mücadelesi anlatılsada; ana karakterimiz felsefe öğretmeni sevgili Mathieu’nun kimseye benzememek, özgürlüğüne dokundurmamak uğruna kimine göre kazanış ama çoğunluğuyla kaybedişlerini anlatıyor.
Yalnızca 4 gün içerisinde geçen olaylar Mathieu’ya 34 yıllık yaşamını hiçbir yere köklenmeden, sabun köpüğü misali yaşadığı yaşamını sorgulatıyor. Mathieu’nun etrafındaki herkes özgürlüğünü bir yerinden tutup çekiştirmekte, koparıp atmaya çalışmaktadır. Abisi Jacques “artık akıl çağına geldin Mathieu” deyip evlenmesi gerektiğini, eski dostu olan Brunet komünist partiye girmesi gerektiğini, bir şeye bağlanmayan özgürlüğün hiçbir işe yaramayacağını söyler. Arkadaşı Daniel onun duruşuna duyduğu nefretle Mathieu’ nun özgürlüğünü kaybetmesi için elinden geleni bu uğurda kişiliğini kaybetse bile yapar.
Mathieu’nun tek isteği ise varlığını yalnızca kendi egemenliği altına almak...
Kitapta bu uğurda karakterin nasıl baştan başa kendi benliği içine battığını, başlarda çırpınsada çırpındıkça daha dibe battığını gözler önüne seriyor Sartre.
Okurken bana hep şu soruyu sordurttu: “ Gerçek özgürlük nedir? Bir şey uğruna mücadele edip bir yere bağlanmak mı, yoksa bağlı olduğun ne varsa kesip atmak mı?”
Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Bu muhteşem kitap için teşekkürler Sartre...
437 syf.
·15 günde
Yazarın "özgürlük yolları" serisinin ilk kitabı olan "akıl çağı", ana karakteri felsefe öğretmeni olan bireyin hiç bir şekilde özgürlük ve prensipler namına ödün vermediği olguların; iş başa düşünce kendisi ve eylemleriyle çatışması sonucunda, kendini içinde bulduğu bir tür olgunluk dönemi olarak tanımlanabilir.
Keyifli okumalar
437 syf.
Ozgurluk nedir sorusunu sordururken, herhangi bir seye baglanmamanin, soyutlanmanin herkese ve her seye belli bir mesafeden fazla yaklasmamanin aksine isteklerini belirleyebilme kendine tanima ve karar verip sorunlulugunu alabilmenin ozgurluk demek oldugunu anlatan kitap.sonradan bakilinca her karakterin kendi yorumuna gore ortaya cikan davranis ve bakis acisi farkliliklari.kendi ic sesinize kulak vereceginiz kitaplardan biri.
437 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ben , o , siz , onlar..
İnsan tanımaya kendinden başlar. En çok da kendimizi tanır, biliriz. Bildiğimizi sanarız.
Ne zaman hangi davranışta bulunacağımızı bildiğimizden eminizdir.
Oysa kendimizi yanıltmaktan başka bir şey değildir. Ve bunu ilk düşündüğümüz davranışın zıttı olanı yaptığımızda anlarız ki, Kendimizi bilmeden önce her şeyi bildiğimize inanırız, yaşadıkça öğreniriz hiç bir şeyi bilmediğimizi.
Yaşamda önemsediklerimizin arasında iç huzur da varken, yaşadıkça uç huzura ermeyeceğiz.
Değişikliklere itiraz etmeden önce, bilgelikle ölçüp biçmeye çalıştırırsak , Emin’im fikrlerimiz değişir. Değişimi kabul etmeyenler, itiraz ederek neyi kaçırdığının farkında değildir.
Güzel akıcı yazılmış bir roman
437 syf.
·38 günde·Beğendi·8/10
“ Akıl Çağı” bir insanın kendisini içinde bulacağı bir eser. Derin ve felsefik konuşmaların bitip tükenmeyen azizliği. 1930-1940 Fransa’sında kendini aşka ve idealizme adayan bir grup genç. Başını çeken Mathieu’nun yaşamı. acı, aşk, yokluk, sosyal, kültürel ve siyasi birikimin bütünü. Aslında seçimsizliğin özgürlük olmadığını değiniyor. Okudukça içiniz açılacak ve cümlelerin arasında Sartre’ye dokunacak, Simon’u hissedeceksiniz. “Ben yalnızca kendim olmak, kendime dayanmak istiyorum”
Keyifli okumalar...
- Geçmiş günleri mi özlüyorsun?
Marcelle kuru bir sesle:
- Hayır dedi. O günleri değil. Sadece o günlerde hayalini kurduğum hayatı özlüyorum.
İhtiyarladım. Şurada bir sandalyenin üzerinde gırtlağıma kadar kendi yaşamıma gömülmüş oturuyor ve hiçbir şeye inanmıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uyanış (İlk Uyanış)
Baskı tarihi:
1965
Sayfa sayısı:
414
Format:
Ciltli
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Akıl Çağı
Uyanış
Akıl Çağı
Hürriyetin Yolları Akıl Çağı
Uyanış (İlk Uyanış)
Fransızcada hem "uyanış" hem de "akıllanma çağı" anlamına gelen bir sözcükten bahsedildiği için bu kitabı Türkçeye Altın Kitaplar Uyanış ve İlk Uyanış diye (iki basımda farklı isimlerle) ve Can Yayınları ise Akıl Çağı diye kazandırmış.
Uyanış birkaç karakterin, birkaç olay hakkında yaptıkları ve düşündüklerini anlatıyor. En belirgin, düşüncelerine en çok girdiğimiz karakter olan Mathieu Delarue, bir felsefe öğretmenidir ve 34 yaşındadır. Bu yaşına kadar pek bir şey yapmadığını, hiçbir hayalini gerçekleştiremediğini düşünür ve sıklıkla bunalır. Yedi yıllık uzatmalı sevgilisi Marcelle ile görüşürken bir yandan da öğrencilerinden biri olan Boris'in kızkardeşi Ivich'e ilgi duymaktadır fakat aralarındaki yaş farkı yüzünden bunu kendisine bile itiraf edememektedir.

Boris ve Ivich, Laon'dan Paris'e okumaya gelmiştir fakat ikisinin de okumak gibi bir gayeleri yoktur, Boris, kendinden yaşça büyük bir pavyon şarkıcısı olan Lola'yla sevgili olmuş, Ivich de ağabeyi ve ağabeyinin arkadaşlarıyla vakit geçirip hayatını yaşamaktadır. Tüm bu karakterlerin yanında bir de hem Marcelle'in hem de Mathieu'nun arkadaşı olan Daniel olay örgüsüne girip çıkar ve olaylar Ivich'in kalacağından korktuğu botanik imtihanının sonucunu beklerken Marcelle'in de hamile kaldığını öğrenmesiyle başlar. Sonrasında tüm karakterler kendi özgürlüklerini, kendi yaşamlarını, kendi doğrularını bulmaya çalışırken birbirlerine çarpa çarpa, düşe kalka ilerleyecektir.

İnanılmaz sevdiğim bir romanmış, çok eskiden okumuştum ve yeniden hatırladım, belki de en sevdiğim yazarın yazdığı bir roman olduğu için fazla subjektif yaklaşıyor olabilirim ama çok güzel. Sürekli olay örgüsüne girip çıkan farklı karakterler ve tüm bu karakterlerin birbirinden çok farklı iç dünyaları, bunları birbirlerine yansıtmaları ya da yansıtmamaları yüzünden gelişen ya da gelişemeyen olaylar, sürekli kendileriyle bir kavga içerisinde olan karakterlerin hepsinin de aslında özgürlüklerine kavuşmak istemeleri ve birbirlerine ayak bağı olmaları, herkesin ince ya da kalın zincirlerle birbirlerine bağlı olması, olaylara müdahale edemedikleri anda var oluşlarının sancılarını daha da fazlasıyla çekmeleri, her şey çok güzeldi. Şiddetle tavsiye ediyorum. Bu arada sanırım Paris'te Dome adında bir kafe - bar gerçekten vardı ve Beauvoir ve Sartre orada oldukça zaman geçiriyorlardı, bu ikilinin okuduğum her romanında bu bardan bahsediliyor, bu da çok sevimli bir ayrıntı.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları