Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi (Tarihte En Çok Sözü Geçen Kediler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
804
Gösterim
Adı:
Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi
Yazar:
Alt başlık:
Tarihte En Çok Sözü Geçen Kediler
Baskı tarihi:
Aralık 2009
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710537
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Tek bir kedinin uygarlığı değiştirmeye gücünün yetmeyeceğini düşünüyorsanız, koca bir canlı türünü tek başına yok eden Tibbles'ı duymamışsınız demektir. Ya da Pakistan ile Abd arasında diplomatik bir tartışmayı tetikleyen Ahmedabad adlı kedi yavrusunu. Ya da bir tutam tüyüyle bir katilin yakalanmasını sağlayan Kartopu adlı Kanada kedisini.

Bunlar, "uygarlığı değiştiren 100 kedi"den yalnızca üçü. Elinizdeki kitap, bilim, tarih ve sanata ve daha birçok alana katkıda bulunan kedilere selam duruyor. Büyük edebiyat yapıtlarına esin kaynağı olanlardan tutun da, polise telefon ederek sahibinin hayatını kurtaranlara kadar, kedilerin zekâsını ve cesaretini gözler önüne seren birçok örnek var bu kitapta.

Bütün bu kedicikler tarihi az çok değiştirdiler. Bunu umursamamaları, hatta yaptıklarının farkında bile olmamaları, çok daha basit bir işi becerince yaygara koparan insanlara örnek olmalı.
(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·1 günde·7/10
Neşeli bir kitap. Tüm kediseverlerin ilgisini çekecek türden. Ama örnekler az ve bu konularda tarihi kaynaklar günümüze ulaşmadığından anlatılan konu sayısı bana az geldi. Bu yüzden puanım 7

İki bilgi benden gelsin. Antik Mısır' da kedi, medeniyetin sembollerin biridir. Kedi başlı tanrı heykelleri var mesela.. Yanısıra Ortaçağ Avrupası' nda kediler cadilikla suçlanip yok edildikten sonra büyük veba salgınları baş göstermiştir.
136 syf.
Benim gibi bir kedi sever iseniz oldukça hoş vakit geçireceksiniz. Kedilerin haylazlıkları, yetenekleri, neden sizi korkutacak hareketler yapıyorlar vb tüm soruların cevabı ile Dünya üzerinde kedilerin yaşama etkilerini görebilirsiniz.
136 syf.
·10/10
Kedileri çok seven biri olarak her sayfasını zevkle okuduğum bir kitap oldu kitaptaki her kahraman kedi için keşke şimdi olsa da sevsem bi güzel diye iç geçirdiğim kediler hepinizi çok seviyorum
136 syf.
·Beğendi·8/10
Yazar Sam Stall sıcak bir karşılama ve samimi bir üslup ile yaratmış kitabını. Stall ,kitabın konusunda dünyanın birçok yerinden birçok kediyi ve onların maceralarını anlatmış. Ayrıca konu birçok siyasi,edebi,kültürel bilgi ile harmanlamış. Kedi türlerinden, zaman zaman kedilerin huy ve alışkanlıklarından söz etmiş, bize kedi dünyasından insan dünyasına değişik bir bakış açısı sunmuş.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bir de bunun uygarlığı değiştiren 100 köpeği var :) Açıkcası o biraz daha iyi. Sebebi ise kedilerin vurdumduymaz, dünya yansa umurlarında olmaması olabilir. Üstüne basarak belirtmem gerekir kedilerin öyle aman aman bir iz bıraktığı yok. Güzel bir araştırma, hoş bir çalışma olmuş. Anlatım oldukça renkli ve akıcı. Kitap tasarımı da oldukça şirin :)
136 syf.
"Konu kedi olsun da her şeyi okurum." diye düşünüyorsanız benim gibi çok seveceksiniz. Ancak hakkını yememek lazım "Uygarlığı değiştiren 100 Köpek" çok daha eğlenceliydi.

Çerezlik bir kitap. Mevsime uygun olarak deniz kenarında soğuk içeceğinizi yudumlarken kolayca okuyup bitirebilirsiniz.

Okudukça her kedinin bir diğerinden ne kadar farklı olduğunu göreceksiniz. Kedilerin yaramazlıkları ve becerileri birbirinden o kadar farkı ki...

Kediler korkacağınız değil sizin için mırıldayarak rahatlamanıza neden olan muhteşem arkadaşlar.
136 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
"Kediler gizemlidir. Farkına varamayacağınız kadar çok şey geçer akıllarından" Sir Walter Scott.
Kedilerle ilgili enteresan, güzel ve gerçek hikayelerden oluşan eğlenceli bir kitap. Hemen bitmesin diye ara ara okudum. Okurken de çok keyif aldım. Kitap hala başucumda duruyor. Hikayelerdeki kedileri de internetten de araştırdım. Biliyordum kediler gerçekten de harikalar. Onları boşuna sevmemişim. Okumanızı tavsiye ederim. Hoş vakit geçireceksiniz.
MÜEZZA
HZ.MUHAMMED'İN EN SEVDİĞİ KEDİ

Hıristiyanlar kediye daima kuşkuyla bakmışlardır.Yüzyıllar boyu, yeni doğmuş bebeklerin soluğunu çalmaktan tutun da şeytanın çıraklığına varana kadar suçlan­ madığı şey kalmamıştır zavallı yaratığın.Müslümanların kediye bakış açısı ise tam tersidir.Öyle saygı duyarlar ki kedilere, camiye girmelerine bile izin verirler.Kediler bu yüce konumlarım Hz.Muhammed'in sevgili kedisi Müezza'ya borçludur.Bir gün, bu sadık kedi tam da giysisinin yenine kıvrılıp uyumuşken, peygamber namaza çağrılınca kediyi rahatsız etmektense yenini kesti.Döndüğünde Müezza sahibinin önünde eğildi, karşılığında da üç kere sırtı okşandı.Bu sayede ahrette kendine bir yer edinmiş oldu.Başka bir efsaneye göre, Hz.Muhammed evinde vaaz verirken Müezza da ku­ cağında uyurdu.Kedinin neye benzediğine dair hiçbir bilgimiz yok.Ama dünyanın dört bir köşesindeki kediseverleri susturmak ne mümkün! Kimi diyor ki Müezza tekirdi, kimi diyor Ankara kedisiydi, kimi de Habeş kedisi olduğunda ısrar ediyor.
SOKAĞA ÇIKMASI YASAKLANAN KEDİ
Bazı kediler ünlü olur, bazılarının ise adı kötüye çıkar.Adı kötüye çıkanlardan biri de Connecticut'ta yaşayan, uzun siyah-beyaz tüylü, Lewis adlı erkek kediydi.Şiddet eğilimi yüzünden bu imansız küçük kedinin yasalarla başı derde girmiş, müebbete denk düşen bir ceza almasına yol açmıştı.Eskiden sokak sokak dolaşan kediyi Fairfield Belediyesi yetkilileri ömrünün sonuna kadar evde kalma cezasına çarptırdılar; yoksa fena olurdu! Bir kediye verilen ilk sokak yasağıydı bu; aynı za­ manda en tartışmalı ve medyada en fazla gürültü koparanıydı.Lewis'in yasalarla sürtüşmesi, Sunset Circle adı verilmiş sessiz, sakin bir çıkmaz sokakta yaşayanlara durduk yerde saldırmasıyla başladı.Aniden ortaya çıkıyor, kurbanlarına arkadan hücum ediyordu.Taarruza uğramış bir sokak sakini Connec­ ticut Post'a, "Kedi Felix'e benziyor; her patisinde altı parmağı, hepsinin de sipsivri tırnağı var," demiş, "korkunç birer silah bunlar," diye de eklemişti.Anlaşılan Lewis tırnaklarım önüne çıkan herkese geçirmekte tereddüt etmiyordu.Bunların arasında Avon müstahzaratı satan zavallı bir kadıncağız da vardı; söylenenlere göre Lewis ona arabasından inerken saldırmıştı.
Kısacık edebi yaşamı süresince Edgar Allan Poe büyük şiirler yazdı, dünyanın en dehşet verici korku hikâyelerinden bazılarını kaleme aldı ve dedektif romanını icat etti.Ama bu başarıları ona ne mutluluk getirdi, ne de maddi refah.Tam tersine.Bir yaşam boyu hayal kırıklığı, reddediliş ve acıyı tattıktan sonra 1849'da kırk yaşındayken aşırı alkolden öldü.Karısı Virginia'ya 1842'de tüber­küloz teşhisi konmuştu.Beş yıl bo­yunca sağlığı günbegün, 1847'de ölene kadar kötüye gitti.Çiftin yoksulluğu Virginia'nın durumunu daha da ağır­laştırıyordu.Poe arada sırada dergiler­de iş bulsa da, cebi asla dolmuyordu.İçkiyi bırakamaması başta olmak üzere kişisel iblisleri de evde kopan fırtınala­rın nedeniydi.Sorunu öylesine ciddiydi ki, zil zurna sarhoş olduğu anlardan birinde Virginia'yı incitmekten korkar­dı Poe.Bütün bu yıllar boyunca çiftin en sadık dostu Cattarina adlı kediydi.Me­rasimden hoşlanmayan Poe'lar üç renkli kedilerini bazen kısaca Kate diye çağı­ rırlardı (evde Poe'ya da "Eddie" denir­ di).Poe yazı yazarken kedi omuzlarına çıkıp oturur ya da Virginia'ya sokulup buz gibi soğuk evde ona birazcık sıcak­lık sağlardı.
Poe, anlatılanlara göre deli gibi sevdiği karısına asla fiziki bir zarar vermedi.Ama zarar verme korkusu hiç dinmiyor, karısına daha iyi bir hayat sağlayamadığı için suçluluk duygusu hep içini kemiriyordu.Kara Kedi adlı hikâyesinde bu yeter­sizlik ve kendinden nefret etme duygularını okurlarıyla paylaşmıştı.O zamana kadar hiç yazılmadık derecede dehşet verici olan bu hikâyenin esin kaynağı kısmen kedi Cattarina'nín Virginia'ya düşkünlüğü, kısmen de Poe'nun ruhunun karanlık yönü yüzünden duyduğu endişeydi.1842'de yazılmış olan hikâyede sarhoş bir adam alkolün kışkırttığı öfkeyle kedisini asar; Poe kediyi "güzel mi güzel bir hayvan, kapkara ve insanı şaşırtacak kadar bilge" diye tanımlar.Çok geçmeden başka bir kedi adamı evine kadar takip eder.Bu kedi asılan kedinin aynıdır, ama boynunda bembeyaz tüylerden ürpertici bir halka vardır.Adamın karısı yeni gelen kediyi görür görmez çok sever; ayrılmaz bir ikili olur­lar.Ama adam bu yeni kedinin, işlediği cinayetin öcünü almaya geldiğine inanmaya başlar.Yine bir alkol krizi sırasında kediyi baltayla öldürmeye çalışır, ama bu kez kurbanı karısı olur.Adam kadını bodrumdaki duvara gömer; kedinin ortadan yok olmasından da memnundur.Daha sonra, karısının neden ortadan kaybolduğunu soruşturmaya gelenlere bodrumu soğukkanlılıkla gösterir.Ama birden taş duvarın ardından korkunç bir çığlık duyulur.Duvarı yıkarlar.Ölü kadın ortaya çıkar, kara kedi kadının kafasına tünemiş, tiz çığlıklar atmaktadır.Adam karısını telaşla duvara yerleştirirken kediyi de gömmüştür.Hikâyenin sonu, dehşet edebiyatının en unutulmaz ve insan psikolojisini en iyi yansıtan sahnelerinden biridir.Gerçek hayatta Poe karısına bakmak için elinden geleni yapmış, o karanlık esin perisi Cattarina'ya asla kem gözle bakmamıştı.Ama bu üç renkli kedinin karısına kendisinden çok daha iyi ve çok daha sadık davrandığı aklından geçmişti muhtemelen.Eğer öyleyse, belki de Kara Kedi iki şeyi başarmış oldu:

Yazarın korkularını ve yetersizliklerini keskin hatlarla ortaya çıkardı ve edebiyattaki varlığı hem kendisinden hem de sahiplerinden çok daha uzun ömürlü olan diğerkâm Cattarina'nın anısını onurlandırdı.
NECMİ
ADI OLAN İLK KEDİ
Yaygın inanışa göre evcil kediler, Felis silvestris libyca adı verilen ve Nil Irmağı'nın kenarlarında yaşayan tekir benzeri Afrika yabankedisinden türemişti.Ter dökerek ürettikleri tahılı sıçanlar ve farelerden korumaya ahdeden ilk çiftçiler, bu küçük, kıvrak avcıların kolay av peşinde koşarken tahıl ambarlarının civarına yerleştiklerini görünce zil takıp oynamışlardı kuşkusuz.Öyle sevinmişlerdi ki, belki de olağanın dışında davranarak bu yabankedilerini kendilerine çekmeye, onları rahat ettirmeye uğraştılar.Çok geçmeden bu vahşi avcılar tamamen evcilleşti, yavaş yavaş Mısır evlerine girmekle kalmayıp Mısır kültürüne de damgalarını vurdular.Kedi Tanrıça Bast halkın gözünde bir kült figüre dönüştü.Pek de tekin olmayan bir başka kedi tanrıça ise Sekhmet'ti.Kedilerin tanrılardan haber getirdiğine inanılırdı; bu yüzden kedi öldürmek yasaktı.Kazara da olsa bir kedi öldüren, hemen oracıkta öfkeli kalaba- lıklarca linç edilirdi.Bir eli yağda bir eli balda ev kedilerine küpe, burun halkası, pahalı tasmalar takılırdı.Öldüklerinde mumyalanır, alayişle gömülürlerdi.Mısır'ın her köşesinde yüz binlerce kedi mumyası bulundu.Ne ki, resimleri saray duvarlarından papirüs tomarlarma, mücevherlere kadar her yeri süslese de, tek tek kediler hakkında pek bir şey yazılıp çizilmemişti.Çoğunun ismi bile olmadığı düşünülür.Onlara basitçe mau denirdi; "miyavlayan" demekti bu.İşte Firavun III.Tutmosis (İ.Ö.1479-1425) zamanında yaşamış ve ölmüş bir kedi­yi benzersiz, kılan da budur.Bu kedinin adı Necmi'ydi ("sevgili" ya da belki "yıldız" anlamında).Necmi'nin adı, eski Teb şehrinin dışında gömülmüş Puimre adlı önemsiz bir memurun mezarında, duvara yazılıydı.Necmi hakkında, Puimre'nin onu çok sevdiğinden gayri bir şey bilmiyoruz.Puimre sevgili kedisine nice büyük bir şöhret sağladığını ne yazık ki hiç bilmeyecek.Kedisinin adını ölümsüzlüğe kavuşturmaya karar verdiğinde, bu kediciğin, adı bili­nen ilk kedi olarak tarihe geçmesini sağlamıştı.
Üç Silahşorlar, Demir Maskeli Adam, Monte Cristo Kontu gibi klasiklerin yazarı Fransız romancı Alexandre Dumas, lüks yaşamı ve garip davranışlarıyla ünlüydü.Örneğin, kedisi II.Mysouff'a beğenmediği bir davranışı yüzünden pek tuhaf bir ceza vermişti.Talihli kediymiş.Ceza, uygulanamayacak kadar yaratıcıydı.II.Mysouff aslında bu kedi hanedanının ikinci kedisiydi.Dumas yazar olarak ilk adımlarını atmaya başladığında, I.Mysouff onunla birlikte yaşıyordu.Kedi işe giden sahibini her gün geçirir, her akşam da sokağın köşesinde Dumas'yı bekler, eve gidene kadar ona eşlik ederdi.Yazar erken de gelse geç de gelse, kedi hiç sektirmeden aynı noktada bekliyor olurdu.Asıl sadık kedinin ölümünden sonra, Dumas'nın aşçısı evin bodrumunda kısa tüylü siyah-beyaz bir kedi buldu.O sırada yazar artık zengin ve ünlüydü, lüks içinde yaşıyor, elini sıcak sudan soğuk suya sokmuyordu.II.Mysouff da tam iyice şımar­tılmaktayken bir çuval inciri berbat etti.Dumas, malikânesindeki maymunlarla egzotik kuşlara çok düşkündü.Bir gün kedi kuşhaneye girmenin bir yolunu buldu ve hepsini afiyetle yedi.Dumas dehşete kapılmıştı kapılmasına da, bir yandan da çok eğleniyordu.Suçlu kediyi mahkemeye çıkarmaya karar verdi.Ertesi pazar tek tek seçtiği dostlarından oluşan bir "jüri" topladı ve iddianamesini sundu.Ancak duruşma sırasında bir jüri üyesinin akima hafifletici bir neden geldi: Kuşhanenin kapışım açan maymunlardan biriydi, kedi sadece durumdan yararlanmıştı.Demek ki maymunlar kedinin suç ortağıydı.Bunun üzerine Dumas zavallı II.Mysouff'un beş yıl maymunlarla birlikte hapsedilmesine karar verdi.Ama kader onu zindanlarda çürümekten kurtaracaktı.Kedi cezasını çekmeye başladıktan he­ men sonra, yazar büyük bir mali krize düştü.Kemerler sıkılacaktı mecburen.Pahalı maymunlar ve kafesleri haraç mezat satıldı.II.Mysouff ise evde kaldı, üstelik çok geçmeden affa uğradı.
KARTOPU
KATİLİ YAKALATAN KEDİ
Douglas Beamish bir cinayet işlemiş, ama kaçıp kurtulacağım sanmıştı.Kaçabi­lirdi de, eğer kedisi cinayet kanıtmı sağlamasaydı.Yıl 1994'tü.Prens Edward Adası'ndaki Kanadalı yetkililer Shirley Duguay'i de­ rin kazılmamış bir mezarda buldular.Kraliyet Kanada Atlı Polisi cinayet mahalline çağrıldı.Uzmanlar plastik bir torbaya tıkılıp cesetle birlikte gömülmüş kanlı bir deri cekèt üzerinde özellikle duruyorlardı.Ne yazık ki kan kurbana aitti, yani DNA karşı­laştırması yararsız olacaktı.Ancak adli tıp uzmanlarının ceketin üzerinde buldukları yirmi yedi beyaz tüyün bir kediye ait olduğu anlaşıldı.Atlı Polis, cinayet kurbanı Duguay'in ayrı yaşadığı nikâhsız eşi Beamish'in mezardan çok da uzak olmayan bir bölgede ana babasıyla beraber yaşadığını hatırlayıverdi.Üstelik ailenin Kartopu admda bir de beyaz kedisi vardı.Atlı Polis, Kartopu'ndan kan örneği aldı.Cinayet mahallinde bulunan tüy­ lerle DNA karşılaştırması yapmayı umuyordu.Ama bir sorun ortaya çıktı: Kimse böyle bir araştırma yapmamıştı o güne kadar.Her yere telefon yağdıran yetkililer sonunda şu gezegende kendilerine yardım edebilecek kişileri saptamayı başardı­ lar.Maryland'deki Frederick şehrinde Ulusal Kanser Enstitüsü Genom Çeşitliliği Laboratuvarı'nda çalışan bir araştırmacı ekibi, kedi genomları haritası geliştirmeye çalışıyordu.Bu akademisyenler böyle bir cinayet soruşturmasına hiç katılmamışlardı.Onları işbirliğine ikna etmek kolay olmadı.Ama bir kez işe koyulduklarında, cekette bulu­ nan tüylerin genetik kodunu ayırmaları fazla uzun sürmedi, Kartopu'ndan alman kan örneğiyle de hemen eşleştiriverdiler.Artık kanıt hazırdı; teknolojiyi geliştirmiş olan uzmanlar tanıklık edince Beamish cinayet suçuyla mahkûm edilip hapishaneye gönderildi.Bu dava, kedi DNA'sımn şüphelilerin suç mahallinde bulunduklarını ka­ nıtlamak için kullanılmasına emsal teşkil etti.Daha sonra, ABD Adalet Bakanlığı'mn hibe ettiği 265.000 dolarla Ulusal Kedigiller Genetik Veritabanı oluşturuldu.Böylece, adli tıp laboratuvarlarımn, suç mahallerinde bulunan tüylerin belirli kedilere ait olup olmadığını saptayabilmesini sağlayan teknoloji geliştirilmiş oldu.Kartopu sayesinde suçluları (yaklaşık üçte birinin kedisi vardır) artık tüylü dostlan ele veriyor.
TEE CEE
SARA NÖBETLERİNİ ÖNCEDEN HABER VEREN KEDİ
Bu kadar huzursuz ve bağımsız olmasalar, kediler genellikle köpeklerin yaptığı işleri doğallıkla üstlenebilirler.Son derece gözlemcidir kediler, çevrelerindeki en ufak değişikliği bile sezerler, dolayısıyla çok iyi bakıcı olabilirler.Ama bugüne kadar böyle görevleri kesinlikle reddetmişlerdir.Bir kedi dışmda.Söz konusu kedinin adı Tee Cee idi.Sara nöbetlerini daha başlamadan bilmek gibi hiç de tekin olmayan yeteneği sayesinde uluslararası ün kazanmış, bu yeteneğini kendisine minnet duyan sahibinin acısını dindirmek için kullanmıştı.Kaderin cilve­ sine bakın ki, bu İngiliz kediye insanın teki çok ıstırap çektirmişti.Bu adam Tee Cee ile kardeşlerini bir kutuya koyup ırmağa atmıştı.Bereket ki yavruları bir kurtaran olmuş, hepsini kedi evlat edinmek isteyenlerin uğradığı bir merkeze götürmüştü.Orada Tee Cee'ye Sheffield'da yaşayan Michael Edmonds sahip çıktı.Edmonds ne yazık ki sara hastalığının son derece tehlikeli ve öngörülemeyen bir türünden mustaripti.Aniden beliren son derece şiddetli nöbetler geçiriyordu.Sorunu o kadar ciddiydi ki, beklenmedik bir zaman ya da mekânda nöbet gelir diye yalnız başına evden dışarı çıkamıyordu.Edmonds'm yeni kedisi Hızır gibi yetişti imdada.Tee Cee yeni sahibiyle çok ya­ kından ilgileniyordu.Özellikle de, sanki tam nöbet gelmek üzereyken.Bu gerçekten inanılmaz bir şeydi, çünkü nöbet gelmeden önce Edmonds'da herhangi bir belirti, en azından insanların fark edebildiği bir belirti görülmüyordu.Edmonds'm üvey kızı Samantha Laidler, BBC'ye şunları söylemişti: "Bir de baktık ki, Tee Cee tam nöbetten önce üvey babama dik dik bakmaya başlıyor ve hemen anneme koşarak bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmaya çalışıyor.Sanki bir erken uyarı sistemi.Biri yardıma koştuğunda bile Tee Cee sahibinin bilinci yerine gelene kadar yanından ayrılmıyor.Uyanları ailemiz için paha biçilmez değerde." Kedinin davranışı öyle sıra dışıydı ki, aile üyeleri Edmonds'm sara nöbetleri ile Tee Cee'nin gözünü dikip ona bakması arasında uzun süre bağlantı kuramadı.Ama bir kez o bağlantı kurulduğunda, bir zamanlann zavallı kimsesiz kedisinin ünü dört bir yanı sardı.2006'da Yılın Cankurtaran Kedisi Ödülü'ne aday gösterildi; hayatının başlangıcında kelimenin tam anlamıyla çöp gibi ırmağa atılan bir kedi için hiç de fena bir başarı değildi bu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi
Yazar:
Alt başlık:
Tarihte En Çok Sözü Geçen Kediler
Baskı tarihi:
Aralık 2009
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710537
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Tek bir kedinin uygarlığı değiştirmeye gücünün yetmeyeceğini düşünüyorsanız, koca bir canlı türünü tek başına yok eden Tibbles'ı duymamışsınız demektir. Ya da Pakistan ile Abd arasında diplomatik bir tartışmayı tetikleyen Ahmedabad adlı kedi yavrusunu. Ya da bir tutam tüyüyle bir katilin yakalanmasını sağlayan Kartopu adlı Kanada kedisini.

Bunlar, "uygarlığı değiştiren 100 kedi"den yalnızca üçü. Elinizdeki kitap, bilim, tarih ve sanata ve daha birçok alana katkıda bulunan kedilere selam duruyor. Büyük edebiyat yapıtlarına esin kaynağı olanlardan tutun da, polise telefon ederek sahibinin hayatını kurtaranlara kadar, kedilerin zekâsını ve cesaretini gözler önüne seren birçok örnek var bu kitapta.

Bütün bu kedicikler tarihi az çok değiştirdiler. Bunu umursamamaları, hatta yaptıklarının farkında bile olmamaları, çok daha basit bir işi becerince yaygara koparan insanlara örnek olmalı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • teomany
  • Kara
  • Ayşe Başak Gürel
  • Ozan Bal
  • Ali Can
  • Richard Wagner
  • Bilge Üstüner
  • İlkay Şal
  • SihirliFlut
  • İrem günal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (5)
9
%10 (1)
8
%30 (3)
7
%10 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0