Uygarlık Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,4bin
Gösterim
Adı:
Uygarlık Tarihi
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
572
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054183623
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Baskılar:
Uygarlık Tarihi
Uygarlık Tarihi
Uygarlık Tarihi
Uygarlık Tarihi
Türkiye'de ortaöğretimi, özellikle de liselerin, 1950'lerle beraber gelip girdiği ve bugün de süren bir çıkmazı da şudur: Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, gençlere -hemen hemen- hiçbir şey verilmiyor; öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyor. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası.

Egemen sınıfların bir oyunudur bu!

Amaç da ne yapıp edip gençlerin uyanmasını engellemektir.

İşler öylesine tezgahlanıyor ki, daha liseden başlayarak gençlerin gözlerinin önüne bir "duman perdesi" çekiliyor; içinde yaşadıkları çağa ve topluma yabancılaştırılıyorlar. Liselerden üniversite ya da yüksekokullara bu durumda gelen öğrenciler de, ne kendi aralarında ne de öğreticilerle bir "kültürel diyalog" kurabiliyor ve bir "kör dövüşü"dür gidiyor. Bu kitap işte bu oyunu bozmak için yazıldı. Söyleyeceklerini de, bir "uygarlık tarihi"nin zemininde ve "çağdaş tarih"in çerçevesi içinde söylüyor.

Tek kelimeyle çağını tanıtarak.

Kültür, çağını tanıtıp bilinçlenmiyorsa, laf yığınıdır.

Başta gençlere seslense de, temel kültüre meraklı olan herkesin öğreneceği var bu kitaptan.

Okuyun göreceksiniz...
(Tanıtım Bülteninden)
572 syf.
·2 günde·Puan vermedi
 Kitabın önsözünde yazdığı üzere, Tanilli bu kitabı yazarken amacının; “Liseyi bitirip üniversite ya da yüksekokul okumaya başlamış olan kişilerin uygarlık bağlamında; tarih, sosyoloji, felsefe ve sanat açıklarını kapatmak ve bu konularda asgari bilgi sahibi yapmak”
Bu amaç yazdığını söylüyor haklı ama Fransız Ihtilali'nin getirdiği ansiklopedik bilgi verme anlayışına sahip bir eser bu da ülkemize en çok zarar veren bilgi anlayışı olduğu kanısındayım. Bunun dışında güzel bir uygarlık tarihi kitabı

Uygarlık Tarihi kitabının ilk bölümü olan “Uygarlığın Doğuşu-İlkçağ Uygarlığı”bölümü üzerinde önemli durulması gereken bir bölümdür. Kitabın giriş bölümünde uygarlığın tanımı ve kökeni anlatılmakta ve farklı yorumlar açısından değerlendirilmektedir.

Uygarlığı oluşturan etkenler, şehirleşme-medenileşme kavramları ile uygarlık kavramının doğrudan ilişkisi. Diğer bir yoruma göre uygar olmamanın; ilerinin gerisinde kalan, medeninin uzağında olan gibi kavramlarla nitelendirildiği açıklamaya getirilen yorumlardır. 

Uygarlık tartışmalarında, 18. yüzyılda ortaya çıkan “Civilisation” kavramının medeniyet ve uygarlık kavramlarından farklı olup olmadığı, Rönesans sonrası ortaya çıkan daha doğrusu kullanılmaya başlayan bu kavramın farkının neler olduğu tartışma konularından olmuştur.

Batı Uygarlığı başlığı ile başlayan “İlkçağ Uygarlığı” bölümü, batı uygarlığının ilkçağdaki kökenlerini anlatmaktadır. Antik Yunan medeniyeti ile başlayan, Roma uygarlığı ile devam eden ve Hristiyanlık dininin doğuşu ve medeniyete etkileri ile son bulan İlkçağ Uygarlığı bölümü, Feodalite ve Ortaçağ Uygarlığı bölümüne kadar devam etmektedir.

Antik Yunan medeniyetinin, uygarlık tarihine en önemli etkileri nelerdir?Tartışması ve soruları bu bölümün en önemli tartışma konusudur. Öyle ki; Tanilli, bu soruların cevabını hiç geciktirmeden verir. “Demokrasi, Felsefe, Bilim, Edebiyat ve Sanat alanlarında uygarlığın ve batı uygarlığının kökenleri antik Yunana çok şey borçludur” der.

Atina demokrasisi, “Thales” ile Felsefenin doğuşu, “Sophokles ” ve benzeri edebiyat üstatları, “Arşimet” ve akla gelebilecek daha nice bilim üstatları sayesinde antik yunan uygarlık tarihinin başlangıç noktası olan ilkçağ uygarlığına damgasını vurmuştur.

Antik yunan medeniyetinin bir diğer önemli özelliği de Roma medeniyetine etkileri ve Roma medeniyeti sayesinde yunan medeniyetinin o dönem bilinen tüm dünyaya yayılmış olmasıdır.

Tanilli, kitabının bu bölümünde antik yunan uygarlığının önce Roma medeniyeti sonrada Rönesans kanalıyla dünya tarihine yön verdiğinde söz eder.

Roma medeniyet bölümünde ise, bu medeniyetin uygarlık tarihine antik yunan kadar etkisi bulunmadığı özellikle bilim, sanat, demokrasi konularında çok parlak olmadığını ancak başta hukuk (roma hukuku), bürokrasi ve devlet yönetimi konularında çok ciddi etkilerinin olduğundan söz eder.

Öyle ki; büyük imparatorlukların idaresi ve uçsuz bucaksız topraklara sahip bir liderin nasıl her yerde aynı etkiyi gösterebileceğini Roma İmparatorluğu göstermiştir.

Hıristiyanlığın günümüz Avrupasina etkisinede değinen yazar Papalığın nasıl geliştiği, Batı Avrupa üzerinde nasıl etkili olduğu ve bunu kabul etmeyen Doğu Avrupa kilisesini ve ikisi arasındaki olaylari bilim, felsefe, dönemin sanat anlayışına değinerek anlatan yazar Rönesans donemi ve Barok donemi de anlatmış.

Reform hareketleri bu bağlamda doğan mezhepler özellikle Protestanlık ve getirisinin sonraki yillarda yeryüzüne hakim olan kapitalizme yol açması, gibi geniş konulara değinen yazar.

20. Y. Y olayları ve çikan hareketlere geniş bir anlatım yapmıştır. Sosyalizm Faşizm gibi kavramları ansiklopedik bilgi ile anlatan yazar.

Çin, Küba ve Vietnam'i ayrı olarak işlemiş.

Biz ve bizim gibi tüketici ekonomiye sahip 3. dünya ulkeleri hakkında bilgi veren yazar. Bizim geri kalış sebeplerimize değinmeye çalışmış çözüm için yapılan ıslahatların eksikliği ve yanlış yaptığımız ve benimde dediğim batılılaşmanın bize ne kadar uzak olduğu biz biz olarak yükselmemiz gerektiği ve bu yukselmede biz batıdan sadece ilim ve felsefeyi almamız gerçeğini bu benim görüşüm ama yazarda buna yakın görüşe sahiptir.

Okumanızı tavsiye ederim
572 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Server Tanilli evrensel bir bakışla, üç ana başlık altında (Batı,Sosyalist ve Üçüncü Dünya) anlatmış uygarlıkların tarihini.Dili de son derece yalın.
Komünizm propagandası suçlamasıyla yargılandığı DGM'deki savunması da aynen kitabı gibi ders niteliğinde:

' Çağına ve topluma karşı görevini yerine getirmiş bir hocanın huzuru içindeyim şu anda. Yazdıklarım yazılması gereken şeylerdi. Bugün yazmaya kalksam, -en azından- gene aynı şeyleri yazardım. Hiçbiri hakkında en ufak bir pişmanlık duymuyorum. Kalemimden çıkmış her cümlenin, -cümle ne demek- her kelimenin ve hecenin altında, entelektüel şeref ve haysiyetim yatmaktadır. İnsanım, hayatta dönebileceğim şeyler olabilir. Ama entelektüel şeref ve haysiyetimden – ölüm pahasına da olsa- dönemem. Attila İlhan'ın o yeni ve unutulmaz şiirlerinden birinin son mısraları geliyor aklıma:

O sözler ki kalbimizin üstünde
Dolu bir tabanca gibi
Ölüp ölesiye taşırız
O sözler ki bir kez çıkmıştır ağzımızdan
Uğrunda asılırız.'
572 syf.
·Beğendi·10/10 puan
1995 ten beri başucu kitabım. Dünyayı analiz edebilmek için dünyayı bilmek gerekir. Bu kitap bize herşeyi öğretiyor.
572 syf.
·10/10 puan
Keske lisedeyken okusaydim dedigim bir kitap. Modern dunyanin temellerine ve Turkiyenin yapisina dair hemen hemen herseyi ozet halinde(buradaki ozet kesinlikle yetersiz manasina gelmiyor) bu kitapta bulabilirsiniz. Tarihe daha cok felsefi ve sosyolojik acidan yaklasiyor. Herkes okumali.
572 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10 puan
Keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitap oldu benim için. KESİNLİKLE her lise öğrencisinin , en geç üniversite öğrencisinin okuması gereken bir genel kültür bombası. Ayrıca kitabın dava konusu olması ve mücadele edilmesi de onu değerli kılan başka bir özellik.
572 syf.
·80 günde·Beğendi·9/10 puan
server tanilli tam bir bilgi küpü. marksizm, sosyalizm, tarih, ülke, memleket meseleleri yorumunu da çok beğeniyorum. eleştirdiği zaman bunu havai şekilde değil, sorumluluk sahibi olarak yapıyor.

kitap 1972-1975 tarihleri arası yazılmış. bu tarihten sonraki uygarlığın incelemesi doğal olarak yok.

bence kitabın en çok öne çıkan yanı, derler ya dillere "pelesenk" olmuş kavramları oturup gerçekten incelemesi. mesela demokrasi nedir, cumhuriyet nedir, uygarlık, kültür vs bunları hepsini bir şekilde biliriz. ama belki üstünkörü bildiğimiz bu bilgileri sorguluyor. ne çok basit, ne çok kuramsal.

konular akıcı bir şekilde arka arkaya getiriliyor. dili çok güzel, sıkmayan, tarih-siyaset konularında bile alttan şiirsel bir anlatımı hissedebiliyorsunuz.

önemli cümleler, kavramlar siyahla kalınlaştırılmış. belli bir şeye odaklanmanızı veya aradığınızı bulmanızı kolaylaştırıyor.

her bölümün kendi okuma listesi var. detaylı araştırma yapmak isteyen bu listeden yeni mecralara açılabilir.

dahası, her konudan sonra soru bölümü var. ki, şimdi okumuş olsanız bile önemli yerlerin üzerinde tekrar durmak gerektiğini, hafızayı soruyla test etme ihtiyacını görüyorsunuz.

başucu da demiyorum. başarılı bir YÖNTEM kitabı. bunu al, başucuna koy. bölüm bölüm oku, buradaki yönteme göre araştırmaya başla.

6 ciltlik tarih setinden önce okunabilir.
572 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sene 2001, kendisini gördüğüm ilk zaman, bana başlamam gereken ilk kitap serisinin bu kitap olduğunu tesadüfen ondan duymuştum. Herkesin okuması gereken, hayatta ise okumadan geçmeyeceği kitaplardan.
622 syf.
·Puan vermedi
Dünya’nın siyasi tarihini, insanlığın evrilişi, coğrafi keşifler ile medeniyetlerin karşılaşması ve çarpışmasını çok güzel anlatmış. Bölüm aradalarında seçki makale yazıları da ayrı bir zenginlik katmış esere. Bir dönem üniversiteler de ders kitabı olarakta okutulduğunu biliyorum. Bilgi birikiminizi besleyebilecek bir kitap.
572 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Egemen sınıfların bir oyunudur bu!

Amaç da ne yapıp edip gençlerin uyanmasını engellemektir.

İşler öylesine tezgahlanıyor ki, daha liseden başlayarak gençlerin gözlerinin önüne bir "duman perdesi" çekiliyor; içinde yaşadıkları çağa ve topluma yabancılaştırılıyorlar. Liselerden üniversite ya da yüksekokullara bu durumda gelen öğrenciler de, ne kendi aralarında ne de öğreticilerle bir "kültürel diyalog" kurabiliyor ve bir "kör dövüşü"dür gidiyor. Bu kitap işte bu oyunu bozmak için yazıldı. Söyleyeceklerini de, bir "uygarlık tarihi"nin zemininde ve "çağdaş tarih"in çerçevesi içinde söylüyor.
572 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Uygarlık tarihi benim keyifle okuduğum kitaplardan...
Zaten Server Tanilli nin dili kitabı size okutturuyor..
Sadece yakın tarih değil aynı zamanda çağlar öncesi tarih ile de bilmeniz gereken bir çok şey var aslında bu kitapta..Bir zamanlar üniversitede Server Tanilli ders kitabı olarak ta Hukuk Fakültesi öğrencilerine okutulmuş bir eserdir.
Eğitimin görevi, soyut bir bilgiler yığınıyla yüklenmiş insanlar yaratmak değil; içinde bulundukları ortamın maddesel ve kültürel gereklerini karşılayacak yetenekleri yetiştirmektir.
Server Tanilli
Sayfa 460 - Alkım
-Dünyanın varlıklı ve yoksul ülkeleri arasındaki uçurum her yıl biraz daha büyümektedir. Bu durumu değiştirecek bir çare var mıdır?
-Bir aldatmaca ve tuzak olan mevcut yardım sistemi ile azgelişmişlik uçurumunun değiştirilmesine imkân yoktur. Zira, dış yardımlardan en büyük çıkarı sağlayanlar, azgelişmiş ülkelerde statükonun temsilcisi olan yönetici üst sınıflardır. İktidardaki bu sınıflar o ülkelere daha önce egemen olan yabancı güçler tarafından kendi isteklerine kolayca uyacakları için güvenilerek bu yere getirilmişlerdir... Tüketim düzeyleri ise toplumun öteki sınıflarının çok üstünde, dolayısıyla dışındadır. Ülkelerinin gübreye ihtiyacı varken bunlar teyp satın alırlar. Çocukları ileri cerrahlık ve yabancı edebiyat öğrenimi görürlerken, gerçekte tarımcılara ihtiyaç vardır. Azgelişmiş ülkeler yeni iş alanları yaratmak zorundadırlar. Fakat gelişmiş ülkelerin sattığı modern teknoloji işsizliği artırmaktadır...
Server Tanilli
Sayfa 302 - Alkım
"Bir sanatçı nedir dersiniz? Ressamsa yalnız gözleri, müzikçi ise yalnız kulakları, ozansa kalbinin her katında bir lir ve hatta boksörse, yalnız adaleleri olan bir ahmak mı? Tersine aynı zamanda siyasal bir kişidir sanatçı. Bütün varlığı ile tepki göstermesi gereken, acıklı, keskin, mutlu olayların karşısında her an bilinçli olması zorunlu bir kişidir sanatçı. Başkalarına karşı ilgi göstermeden yapabilir mi kişi... Kendisine bol bol canlılık getirenlerden kopabilir mi? Resim, odaları süslemek için yapılmamıştır. Resim, düşmana karşı saldırıda ve savunmada kullanılması gereken bir savaş silahıdır."

Ve düşman, bencilliği ve çıkarı için başka insanları sömüren kişidir.
Server Tanilli
Sayfa 153 - Alkım
Duvarında ressamı, dilinde şiiri, kitaplığında romancısı, üniversitelerinde bilim adamı bulunmayan bir görgüsüz sınıf... Hilton'da düğün yapıp, göbekçinin külotuna banknot sokuşturmaktan başka zevki olmayan, kasaba hovardalığıyla play-boy mukallitliğinde ömür tüketen; çarpık, zevksiz, renksiz, utanç verici bir sınıf Türkiye'nin yazgısına egemen bu gün...

(İlhan Selçuk, "Görgüsüz Sınıf",Cumhuriyet, 1 Mart 1975)
Server Tanilli
Sayfa 371 - Alkım
Çağdaş insancıl yaklaşımlar bakımından İslam'ın üstünlüklerini sıralamakla iş bitmiyor. Salt İslam'daki kardeşlik düşünceleriyle temel sorunların üstesinden gelmek olanaksız. Çağdaş dünya, açık düşmanlıkların değil, süslü örtüler altında kıran kırana sürdürülen sinsi ve acımasız yarışmaların dünyasıdır. Çağdaş dünyanın sorunlarıyla başa çıkabilmek için, çağdaş dünyanın ekonomisine ve teknolojisine egemen olanların karşısına aynı silahlarla dikilebilmek gerek. Ayetler ve hadislerle değil. İslam'ın zayıf kaldığı yön başta bu yöndür.
Server Tanilli
Sayfa 308 - Alkım
Batılılaşmanın, giderek Batıcılığın bir tek anlamı kalmıştır bugün: Batıcılık, geri kalmış toplumlardaki aydınların, kendi toplumlarının geriliği gerçeği karşısında, ilerlemiş toplumlara bakarak aşağılık duygularını hafifletmek için yapıştıkları bir hayal, bir toplumsal sakatlığın aydınlar arasında nükseden bir belirtisidir.Batıcılık, başı sonu belli olmayan anlamsız bir kelimedir.

İslamcılık gibi, Osmanlıcılık gibi, Türkçülük gibi...
"Proletarya diktatörlüğü, ezenleri ezmek için, ezilenlerin öncülerinin örgütüdür. Proletarya diktatörlüğü, demokrasinin genişlemesidir: O demokrasi, artık yoksulların ve halkın demokrasisidir. Ama proletarya diktatörlüğü, aynı zamanda özgürlüklere de sınırlamalar getirir. Fakat kimlerin özgürlüğüne? Ezenlerin, sömürücülerin, kapitalistlerin... İnsanlığı ücretli kölelikten kurtarmak için, ezmemiz gerekiyor; direnişleri zorla kırmak gerekiyor."

Lenin, böyle tanımlıyordu proletarya diktatörlüğünü.
Tarihsel gelişimin belli bir döneminde iktidara geçen ve onu elden bırakmamak için örgütlenen, toplumda kilit noktaları ele geçiren bir burjuva sınıfından, ayrıcalıklarını kendiliğinden bırakmasını istemek, boş bir hayal arkasından koşmak olur. O yüzdendir ki, işçi sınıfı, zora başvurmadan iktidara geçemez.
Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.
Bakarsınız bol olur bu ekmek,
bakarsınız kıt,
bakarsınız doyum olmaz tadına,
bakarsınız berbat.
Azaldı mı ekmek, başlar açlık,
bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.
Bozuk adalet yeter artık!
Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter!
Yeter katıksız, kara kabuklu adalet!
Dura dura bayatlayan adalet yeter!

Bolsa insanın önünde ekmek, lezzetliyse,
gözler öbür yiyeceklere yumulsa da olur.
Ama her şey bollaşmaz ki birdenbire.
Bilirsiniz, nasıl bolluk doğurur ekmek:
Adaletin ekmeğiyle beslene beslene.

Ekmek her gün gerekliyse nasıl,
adalet de gerekli her gün,
hem o, günde birçok kez gerekli.

Sabahtan akşama dek, iş yerinde, eğlencede,
hele çalışırken canla başla,
kederliyken, sevinçliyken,
halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe,
günlük, has ekmeğine adaletin.

Madem adaletin ekmeği bu kadar önemli,
onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?
Öteki ekmeği kim pişiren?
Adaletin ekmeğini de kendisi pişirmeli halkın,
gündelik ekmek gibi,
Bol, pişkin, verimli.
Server Tanilli
Sayfa 150 - Bertolt Brecht
Egemen sınıfların "ideolojik" faaliyeti, “üstyapı” etkilemesinin tipik örneklerinden biridir: Üretim araçlarını ellerinde bulundurdukları için “egemen sınıf" durumuna gelmiş olanlar, kurulu düzenin ideolojisini kullanarak -örneğin dine başvurarak ya da sınıf çatışması gerçeğini yadsıyarak ya da yozlaştırarak, tarihsel gelişimi gözlerden kaçırmaya ve artık “aşikâr” duruma gelmiş çözümler yerine sahte çözümler ileri sürmeye çalışırlar.
Birleşik Amerika'da, son istatistiklere göre, insanların cebinde ya da evinde serbestçe 50 milyon silah bulunmakta, yani her dört Amerikalıdan biri tabanca taşımakta; ülkede her yirmi dört dakikada bir cinayet işlenmekte; her on saniyede bir ev soyulmakta ve her yedi saniyede bir kadının ırzına geçilmektedir.
Demokratik sayılmak için, refahın gelişmesi, elbette zenginliklerin eşit biçimde dağıtılmasını gerektirir; oysa kalkınmanın ürünleri çok eşitsiz bir biçimde bölünmektedir. Ve bazı sosyal sınıflar eğer bir kenara itilmemişlerse, pay diye yalnız birkaç kırıntı alabilmekte, buna karşılık bir mutlu azınlık, aslan payına konmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uygarlık Tarihi
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
572
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054183623
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Baskılar:
Uygarlık Tarihi
Uygarlık Tarihi
Uygarlık Tarihi
Uygarlık Tarihi
Türkiye'de ortaöğretimi, özellikle de liselerin, 1950'lerle beraber gelip girdiği ve bugün de süren bir çıkmazı da şudur: Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, gençlere -hemen hemen- hiçbir şey verilmiyor; öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, abuk sabuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyor. Ne gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşım, ne de bir bütün olarak kucaklayış kültürü. Bir bölük pörçüklük, bir derme çatmalık, bir keşmekeş kısacası.

Egemen sınıfların bir oyunudur bu!

Amaç da ne yapıp edip gençlerin uyanmasını engellemektir.

İşler öylesine tezgahlanıyor ki, daha liseden başlayarak gençlerin gözlerinin önüne bir "duman perdesi" çekiliyor; içinde yaşadıkları çağa ve topluma yabancılaştırılıyorlar. Liselerden üniversite ya da yüksekokullara bu durumda gelen öğrenciler de, ne kendi aralarında ne de öğreticilerle bir "kültürel diyalog" kurabiliyor ve bir "kör dövüşü"dür gidiyor. Bu kitap işte bu oyunu bozmak için yazıldı. Söyleyeceklerini de, bir "uygarlık tarihi"nin zemininde ve "çağdaş tarih"in çerçevesi içinde söylüyor.

Tek kelimeyle çağını tanıtarak.

Kültür, çağını tanıtıp bilinçlenmiyorsa, laf yığınıdır.

Başta gençlere seslense de, temel kültüre meraklı olan herkesin öğreneceği var bu kitaptan.

Okuyun göreceksiniz...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 408 okur

  • Feyza Akçay
  • Ali Efe
  • ferdi alataş
  • meursault
  • murat hasdemir
  • Rengin Kiraz
  • Altuğ Yerlisu
  • Heidi
  • samet öner
  • Mustafa Kerem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.2
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%27.1
35-44 Yaş
%41.7
45-54 Yaş
%10.4
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.1
Erkek
%61.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.2 (39)
9
%24.8 (30)
8
%15.7 (19)
7
%3.3 (4)
6
%3.3 (4)
5
%1.7 (2)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0