Uykuların Doğusu

8,9/10  (18 Oy) · 
58 okunma  · 
18 beğeni  · 
1.136 gösterim
2005 Orhan Kemal Roman Armağanı

"Bir bakıma, insan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykuda oluyor, diyordum."

İlk yayımlandığında Uykuların Doğusu, dairevî yapısıyla okurların başını döndürmüştü. Yazdığı her romanıyla "roman sanatını yeniden tanımlama"nın peşinde olan Hasan Ali Toptaş, bu kez sınırları zorluyor, alanı genişletiyor.

"Yeryüzüne haykırmak istediğim sözler peşimdeydi artık, duvarlara çarptıkça yankılanıyor, yankılandıkça da bana eskisinden daha anlamlı görünüyorlardı." Uykuların Doğusu, roman sanatının ufkuna doğru hareket ediyor; pervane gibi, döne döne, durmadan.

"Tıpkı Binbir Gece Masalları gibi bitmeyen bir anlatıdır Uykuların Doğusu. Sonsuza kadar başa dönmeye mahkûmsunuzdur."
-Ethem Baran-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2005
  • Sayfa Sayısı:
    243
  • ISBN:
    9786051850016
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ayşe 
15 Haz 03:43 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bazı kitaplar ve yazarlar vardır, cümleleriyle içinizde öyle yerlere dokunurlar ki ilk okuduğunuzda geç kalmışlık hissi uyanır içinizde. Uykuların Doğusu’nu bitirdiğimde bu geç kalmışlık hissini ben de yaşadım ve “Niye daha önce okumadım?” diye hayıflandım. Öncelikle şunu en baştan belirteyim ki “Uykuların Doğusu” konusu için okunabilecek, sürükleyici bir roman değil. Böyle bir bakış açısıyla kitaba yaklaşırsak hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Bu tür romanlar bambaşka bir yaklaşım gerektiriyor, daha yoğun bir dikkatle kitaba nüfûz etmeniz gerekiyor, ancak o zaman kitap kapılarını size açıyor. Toptaş’ın şiirsel, zengin, nitelikli kendine mahsus bir dili var. Masalla gerçek eserde birbirine karışıyor. Görünüşte anlatılan olay çok sıradan, belki birkaç sayfada özetlenebilecek bir içerikte. Ancak yazar bu olayı üslûbuyla zenginleştirerek, altı çizilecek cümlelerle dolu bir romana dönüştürüyor. Romanda dikkatimi çeken bir başka husus da ilk cümlenin küçük harfle başlamış olmasıydı. Sonrasında kitap bittiğinde fark ettim ki son cümle de yarım bırakılmış. Yazar bu şekilde bizi tekrar en başa döndürüp cümleyi tamamlatıyor. Roman, arka kapakta da belirtildiği gibi dairevî bir yapı kazanıyor bu şekilde. Ve belki de yazar bu şekilde okuruna romanı en baştan tekrar okumasını îma etmiş oluyor. Zaten böylesi romanlar her okumada okura yeni bir keşif yaptırırlar. Romanın içeriğinden bahsetmeyeceğim, dediğim gibi içerikten ziyade kurduğu dil ile iz bırakacak bir metin "Uykuların Doğusu". Sitede zaman zaman Toptaş’ın başka eserlerinden yapılan alıntılara ya da incelemelere rastlıyorum ve benim hissettiklerime benzer hislerin paylaşıldığını görüyorum. "Uykuların Doğusu" Toptaş'tan okuduğum ilk roman, ama son olmayacak. Listemdeki kitaplarla okumaya devam edeceğim.

gökçe türkkan 
28 Nis 11:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hasan Ali Toptaş'ın kendine has büyüleyici bir düş zengini dünyası var. Yazdıklarının içine sizi hapsediyor ama çıkışı da bir şekilde anlatıyor. Uykuların Doğusu ayrıntı bolluğu ve betimleme cömertliğinin en güzel hali. O kadar uzun devrilen cümlelerin, insanı bunaltmaması yazarın başarısı. Kitabın hikayesine gelirsek, birden çok karakter var ve hepsinin hikayeleri birbiri içine geçmiş durumda. Radyoda unutulan bir adam, her şeye rağmen yazan bir yazar, olmadık zamanlarda ortaya çıkan bir Haydar, bir baba var, bir dayı var. Hikaye aslında tek bir kişide toplanıyor ama siz bunu çözünceye kadar zaten kitabın hepsini okumuş oluyorsunuz :) Eser, 2006 Orhan Kemal Roman Ödülü almış. Kendi adıma benim için hoş bir deneyim oldu Hasan Ali Toptaş. Diğer kitaplarını da okumaya karar verdim!

Kerim Aydın 
16 Mar 22:12 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Bence Türk edebiyatında yaşayan en büyük romancılardan birisi Orhan Pamuk ile birlikte.
Özellikle Uykuların Doğusu kitabında Türkçe'nin ne kadar güzel bir dil olduğunu anlayıp, yazarla aynı dili konuştuğunuz için şükür ediyorsunuz. Muhteşem betimlemeler, kullanılan imgelemlerin derinliği sizi içine doğru çekiyor romanın. Tek kelime ile muhteşem. Başı ve sonu olmayan bir roman ve bu yokluğun içinde sizinde sürüklenmeniz yağan yağmur ile sizin de yağmurdan nasibini almanızı sağlıyor. Kitabı bitirip sonu olmayan cümleyi de okuduktan sonra kitabı hiç okumamışım gibi tekrar başlayıp, okuma isteği doğdu içimde.

Selman Ç. 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Her bitiş bir başlangıçtır diyerek başlıyorum incelememe.

Çünkü kitabın son satırlarını okuduğunuzda sizde bu düşüncelere kapılacaksınız. Aslında bitiş var mı, durmadan dönen bir çemberin içindemiyiz bu sorular beliriyor aklımızda.
Zaten yazar da bu romanı için ““Uykuların Doğusu’nu tamamlarken, romanın yapısı biraz da dünyanın hareketine benzesin ve roman tıpkı dünya gibi dönüp dursun istedim. Bu yüzden, Uykuların Doğusu başladığı yerde bitiyor, bittiği yerde başlıyor.” diyor ve siz bu söyleneni kitap bittiğinde anlıyorsuuz. (Tabii ben de )

Anlatıcımız asıl olarak Dayısını anlatıyor ancak bunu anlatırken , Dedeleri (Anne ve Baba tarafından) Babası, Annesi, “Radyoevindeki Adam” , “Badem Bıyıklı Adam” karakterinin ayrı ayrı hikayelerini bize tüm gerçekliğiyle yansıtıyor.


SPOİLER İÇERİR…


Taşradan kente ataması yapılan “Radyoevindeki Adam” şehirdeki radyoevine iş için gelir ancak bir türlü ona göre bir iş bulunamaz. Oradakiler sürekli bir bahane bularak adamı eli boş gönderir. Bu böyle sürüp gittikçe adam da yalnızlaşır kalır. Bundan sonra bu yalnızlaşan adamın hikayesi günden güne daha da derinleşir. Burada taşradan kente gelen insanların nasıl zor durumlarda kaldıklarını bizlere sunuyor aslında.
Daha sonra şehirde sel felaketi olur ve radyoevindeki bu adam anons için görevlendirilir. İnsanların sokaklara çıkmaması için anonslar eder ve yanındaki “Afat-ı Temmuz” adlı bir kitabın içinden eskiden sel felaketinde yaşanan kötü olaylardan da bölümler aktarıyor.
Aslında böyle bir kitap var mı orasını bilmiyorum.

Diğer yandan da anlatıcının dedesinin yine taşradan kente gelme hikayesi anlatılıyor ve şehire gelirken sele yakalanıyor. “Radyoevindeki Adam” selden Cebrail dedeyi kurtarmaya çalışır ancak başarılı olamaz ve diğer bir karakterimiz “Badem Bıyıklı Adam” dedemizin imdadına yetişir.
Burada bir iki konu var onları yazmak istiyorum. “Badem Bıyıklı Adam” şehirde şeker satıcısı varlıklı bir adamdır. Çuvallarını sele kaptırmıştır. "Çuvallarım gitti" diye yakınırken Cebrail dede bu sözü “çocuklarım gitti” diye anlar ve sandaldan atlayıp çocukları kurtarmak ister ancak kendisi bu sefer tehlikededir ve “Badem Bıyıklı Adam” onu kurtarır. Daha sonrasında yanına alır ve iş verir. Cebrail dede de köyden eşini ve çocuğunu da yanına alarak şehirde yaşamaya başlar. Adam öldükten sonra bütün malı mülkü Cebrail dedeye kalır.

Ve asıl karakter Dayı…

Dayının mutlu bir kişilikten nasıl tek parça haline geldiğini yavaş yavaş , hissettire hissettire bize anlatıyor.

Daha fazla spoiler yazmıyım :) En sonunda bu karakterleri bir şekilde harmanlayıp muazzam bir iş çıkarıyor yazar. Zaten kitabın bitmemesi de sanırım bundan dolayı. Aslında hepimiz birbirimize bir şekilde bağlı değil miyiz? Bir yörüngenin içinde dönüp duruyoruz.
Kitabın sonun geldiğinizde aslında başına gelmiş oluyorsunuz.

Aslında çok detaylı inceleme olmadı, belki eksik yerleri var , belki yarım ama ufak da olsa bir şeyler karalamak istedim. Keyifli okumalar.

Kitaptan 94 Alıntı

Murat Sezgin 
08 Nis 22:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ne bileyim, hangi açıdan bakarsam bakayım, bir insan olarak, insan denen yaratığın bu denli gamsız oluşunu bir türlü hazmedemezdim.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 77 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 77 - Everest Yayınları)
Murat Sezgin 
10 Nis 19:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsanların büyük kötülüklere yol açan iyilik anlayışlarından korkuyorum.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 246 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 246 - Everest Yayınları)
Murat Sezgin 
06 Nis 10:26 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hayatın, binlerce bilinçsiz yolculuktan oluşan daha büyük ve daha bilinçsiz bir yolculuk olduğunu düşünmüş...

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 33 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 33 - Everest Yayınları)
Murat Sezgin 
05 Nis 12:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bilirsin, sabrın sonu selamettir, demişler.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 13 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 13 - Everest Yayınları)
Murat Sezgin 
10 Nis 22:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsan, acaba ben hangi alışkanlıklara köprü oluyorum, geçmişten alıp geleceğe doğru neleri götürüyorum, ya da huyumda tüyümde ne tür pisliklerle ne tür parıltıları barındırıyorum diye arada bir durup kendisine bakmalı.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 254 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 254 - Everest Yayınları)
Selman Ç. 
10 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Akıldan geçen her şey insanoğluna söylenmez evlat, kimi zaman söyleyeceklerini sadece taşlara söyle.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 76 - Everest Yayınları)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 76 - Everest Yayınları)

Bir bakıma, insan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykuda oluyor.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş

...dünyanın arzularla kurulup düşüncelerle yıkılan hayali bir tat olduğundan da söz etmiş sonra...

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş
gökçe türkkan 
28 Nis 11:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Bir de akıldan geçen her şey insanoğluna söylenmez evlat, kimi zaman söyleyeceklerini sadece taşlara söyle, dedi.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 71)Uykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 71)

Zaten dünya büyük bir şey değildir Hasanım Ali, kimi zaman sevdiğimiz insanın yüzü, kimi zaman hayal edilen bir dokunuşun büyüsü, kimi zaman da kapıldığımız bir hevesin genişliği kadardır.

Uykuların Doğusu, Hasan Ali ToptaşUykuların Doğusu, Hasan Ali Toptaş