Uysal Kız

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.195
Gösterim
Adı:
Uysal Kız
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
1819113
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Milli Eğitim Yayınları
Baskılar:
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız
Dostoyevski'den hayatın içinden alınmış ve olayların tüm gerçekliğiyle bize yansıtıldığı, uzun öykü tarzında yazılmış harika bir kitap.

Yanlış bir evlilik. Kadın açısından mecburiyetten hasıl olmuş kötünün iyisi seçeneği, erkek açısından daha avantajlı görünümde ama aradaki uyumsuzluk ve kendini ifade de eksiklik ve maalesef dramatik son.

Yazarın, insan iç dünyasını anlatan müthiş kitaplarından biri.
Ben beğenerek okudum. Okunmasını da tavsiye ederim.
Birbirlerini seven ama bunu bir türlü göstermeyi başaramayan iki karakter.Kendinizi ister istemez karakterlerin yerine koyuyorsunuz zaman zaman.Derinlere inip soluksuz kaldığınız zamanlar da oluyor.Karısının intiharı üzerine bir vicdan söz konusu...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.394 Oy)19.159 beğeni43.690 okunma3.021 alıntı184.213 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.601 Oy)8.884 beğeni28.904 okunma841 alıntı140.560 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.338 Oy)9.298 beğeni25.832 okunma1.847 alıntı119.644 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.774 Oy)13.494 beğeni34.763 okunma3.440 alıntı147.045 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.615 Oy)9.117 beğeni25.510 okunma1.531 alıntı127.765 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.693 Oy)5.797 beğeni19.797 okunma836 alıntı101.944 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.941 Oy)8.904 beğeni26.494 okunma2.694 alıntı115.615 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.268 Oy)4.158 beğeni15.896 okunma1.404 alıntı77.068 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.501 Oy)8.094 beğeni22.955 okunma848 alıntı90.504 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.061 Oy)6.409 beğeni16.939 okunma2.947 alıntı86.603 gösterim
Dostoyevki okunmazmi diye başladığım kısacık bir roman.yine dostoyesvskinin harika anlatımıyla bütünleşmiş içsel dünyamızı yansıtan bir eser
Kitabın adıyla tamamen çelişen bir karakterimiz var. Psikolojik açıdan her türlü tutarsızlık mevcut. Genç bir kadın ve adamın evliliği ve bu evlilikteki yaşanan her tarz konuya şahitlik ettim. Kaliteli ellerden çıktığı zaten ilk sayfalarda anlaşılıyor. Daha çok psikolojik olarak ele alınmış bir roman. Diğer kitaplarında aldığım zevki alamasam da, yazarın adı kitabı okuttu.
Dostoyevski’nin ilk eserlerinden olan Beyaz Geceler’de hayalperest bir adamın dört günlük aşkı anlatılır. Şehir Petersburg’dur, zaman anlatımı, o uzun, bunaltıcı, sonu gelmez fakat ışıklı olan beyaz geceler yalnız ve yalnız Petersburg’a hastır. Beyaz Geceler çarpıcı bir (modern) aşk öyküsü sayılabilir. Üçlü bir aşk öyküsünün tahlilini yaparken, yalnızlık ve aşk arzusunu, tanışmak, kim olursa olsun, biriyle tanışmak arzusunu böylesine güçlü biçimde duyuran çok az metin var gibi geliyor bana. Genç adam(hayalperest) kasvetli, beyaz gecelerinden birinde, tesadüfen kendisi gibi yalnız olan Nastenka ile tanışır. Genç kızla beraber tüm hayallerini ve anılarını paylaştıkları dört beyaz geceyi St. Petersburg’un sokaklarında geçirir. Bu ânlar romantik unsurlar barındırır ve coşkulu bir ruh halini yansıtır. Hikâye trajik bir şekilde sonlanır. Dostoyevski hikâyeleride, romanlarını okumak kadar eğlenceli. Tahliller ve tasvirler daha kısa ama olsun. ••• UYSAL KIZ için, Dostoyevski şöyle başlıyor yazmaya: “Bu sefer ‘Günlüğümü’ her zaman olduğu gibi değil de, uzun bir hikâye şeklinde yazdım. Bu yüzden okurlarımın affına sığınıyorum. Ancak hikâyeyi bitirebilmek için neredeyse bir aya yakın bir süre uğraştım durdum.okurlarımın beni hoş görmelerini istemem bu yüzdendir. Yazdığım hikâyeye gelince…”Fantastik Bir Hikâye” ismini verdim, oysa konusunu tamamen gerçek bir olaydan alıyor.Böyle olmakla birlikte hikâyenin yazılış biçiminden dolayı, fantastik bir yanıda yok değil. Okuruma bunu en başta açıklamayı uygun buldum. Aslında kaleme aldığım bu hikâye, tam olarak hikâye sayılamayacağı gibi, bir günlük yazsısıda değildir. karısı birkaç saat evvel pencereden atlayarak intihat eden ve cansız bedeni masanın üzerinde uzanan evli bir adam düşünün. şaşkınlık içinde olan adamın düşünceleri darmadağınıktır. Evinde bir odadan ötekine koşturarak olup biteni anlamaya, kafasını toparlamaya çalışmaktadır.üstüne üstlük adamcağız kendi kendine konuşan,',flah edilemez bir ruh hastasıdır. İşte şimdi de durmadan mırıldanarak, böyle bir şeyin nasıl gerçek olabileceğini açıklığa kavuşturmaya çalışmaktadır… Kafasındaki düşünce zinciri tutarlı gibi görünmekle birlikte, gerek mantık, gerekse duygu yönünden çelişkilerle doludur. Bir yandan kendinin haklı olduğunu düşünüp karısını suçlarken, bir yandan da konuyla ilgisi olmayan açıklamalara, ayrıntılara girer. öte yandan, düşünce ve duygularında çelişkiler olsada derin bir içtenlik vardır. Nihayetinde, durumu yavaş yavaş açıklamaya, düşüncelerini bir noktada toplamaya başlar. Anılar zihninde canlandıkça, gitgide gerçeğe yaklaşır. Bu hem mantığının, hem de kalbinin karşı konulmaz biçimde yücelmesini sağlar. Başlangıçta bir hayli karışık olan hikâyenin sona geldikçe netleşmesi bu yüzdendir. zavallı adamın yaşadığı acı olayın boyutlarının gitgide belirginleştiğini görürüz; en azından kendi açısından. İşte yazdığım hikâyenin özeti bu. Doğaldır ki hikâyenin anlatımı başlangıçta çelişkili duraksamalarla, birbirini tutmayan bölümlerle bir süre uzar gider; adamcağız bir yerde kendi kendisiyle konşurken, başka bir yerde düşündüklerini onu dinleyen birine, bir yargıca anlatır gibidir. Zaten gerçekte de kendi kendine konuşmalar benzer bir süreci izler, öyle değil mi? Adamı gizlice dinleyen bir stenograf, onun söylediklerini aynen yazsaydı, benim size şimdi sunduğumdan daha başka, işlenmemiş, kaba saba bir hikâye ortaya çıkardı. Bununla birlikte bana öyle geliyor ki, adamın ruh halindeki değişmeler gene aynı kalırdı.İşin içine bir stenograf sokup not ettiklerini benim yeni baştan düzenlemeyi tasarlamam, demin sözünü ettiğim gibi, hikâyenin fantastik yanıdır. Söz sanatında buna benzer yöntemlere birkaç kaz başvurulmuştur. Mesela Victor Hugo’nun şaheseri olan “Bir Ölüm Mahkûmunun Son Günü”nde böyle bir yöntem seçtiğini görürüz. gerçi işin içine bir stenograf karıştırmamıştır; ama ölüm mahkûmunun son gününe, son saatine, hatta son dakikasına değin anılarını yazabileceği(buna vakit bulacağı), çok daha inanılmaz bir yöntem uygulamıştır. Böyle fantastik bir yönteme başburmasaydı, yazdığı eserlerin en gerçekcisi olan ve doğruya en çok yaklaşan bu şaheseri yazamazdı…”
....
Peki, yarın onu götürdüklerinde ne yapacağım ben? Kitabın son cümlesiyle başlamak istedim.
Bizim için değerli olan insanlara tüm kalbimizle sevgimizi verelim. Henüz vakit varken...Henüz nefes alabiliyorlerken...Teyzesinin evinde yaşamak zorunda kalan 16 yaşındaki yetim ve öksüz olan bir kızın, evlendikten sonra da kocası tarafından sırf şımartılmamak için değersizleştirilmesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi...
Sevgi dile vurulmadıktan sonra kalpte olsa kaç yazar dedirten bir kitaptı. Seviyorsan git konuş bence dediğimiz şey çok doğru eğerki adam karısına onu ne kadar sevdiğini söyleseydi ya da kadın onun sevgisine ihtiyacı olduğunu söyleseydi ya da ... Bilemiyorum.
Okuduğunuz bir hikâye veya roman sizi etkiliyorsa bilinki o işlenen Konunun gerçeklik payi çok yüksektir. Bu Kitabin insan hayatındaki en önemli 2 evresi olan Gençlik ve yetişkinlik çağına çok katkısı olabilir. Konusu seven bir erkeğin Gururu ve kendi içinde yaşadigi gel gitler şeklindeki içsel çatışmaları ve bu kahramanımızla evlenen tâbir yerindeyse Ağzı var dili yok Masum tipik bir Rus kadını ile geçen hüzün dolu bir hikâye. Dostoyevski den muazzam bir eser daha keyifle okuyacağınızı bilin..
................... ne kadar....................................................................................................
...................................düşersek ...................................................................................
...................................................o kadar iyi...................................................................
Kitabı okurken güzel bir kitap beklerken yanılmadığımı anladım ama iki karaktere de çok kızdım özellikle de erkeğe. Aslında birbirlerini seven ama bunu bir türlü göstermeyi beceremeyen karakterlerimizin evlilikleri çok etkileyici bir dille yazılırken sonunda ne olacak ki acaba diye düşünmeden de edemiyor insan. İnsancıklardan sonra okuduğum ikinci Dostoyevski kitabı olan bu kitabı insancıklar kadar sevemesem de yine de güzel bir kitaptı.
Kitap başlığını gören okur; bir kızın uysallığını, kadın zerafetini, iyilikler, duygular gibi sakin şeyler okuyacağını düşünüyor fakat hikayede ruhsal bozukluklar, içsel çatışmalar, sinirsel ve fiziksel bozukluklar ve dahası diz boyu. Ama yine de şöyle düşününce sessiz sakin de bir hikaye. Yani siz nasıl düşünürseniz, öyle. Siz en iyisi okuyun....
Dostoyevski'nin sadece bir iki kitabını okudum ancak Uysal Kız aralarında en akıcı olanıydı. Hikayeyi genel olarak beğendim ve kitapta değindiği noktalar çok güzeldi. Hızlı okuduğum ve üzerine düşünecek vakit bulamadığım için bazı noktalar hala karanlık zihnimde. Ancak buna rağmen kısa ve oldukça zevkliydi. Okunmasını tavsiye ederim, hemen bitiyor zaten
Bana ne şimdi sizin yasalarınızdan? Sizin alışkanlıklarınızdan, gelenek ve göreneklerinizden, din ve devletinizden bana ne? Beni sizin yargıcınız yargılasın, beni mahkemeye götürsünler, açık mahkemenizde, hiçbirinizi tanımadığımı söyleyeceğim.
Onurlu bir kız, üzerinde egemenlik kuramadığımızdan kuşkulandığımız zaman çok sevimlidir. Öyle değil mi ?
..sessizlik dilini kullandım. Ben sessizce konuşmanın ustasıyım. Hayatım boyunca susarak yaşadım diyebilirim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uysal Kız
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
1819113
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Milli Eğitim Yayınları
Baskılar:
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız

Kitabı okuyanlar 296 okur

  • Behican Tekin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.9 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0