Uysal Kız

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.695
Gösterim
Adı:
Uysal Kız
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
1819113
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Milli Eğitim Yayınları
Baskılar:
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız
100 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dostoyevski'den hayatın içinden alınmış ve olayların tüm gerçekliğiyle bize yansıtıldığı, uzun öykü tarzında yazılmış harika bir kitap.

Yanlış bir evlilik. Kadın açısından mecburiyetten hasıl olmuş kötünün iyisi seçeneği, erkek açısından daha avantajlı görünümde ama aradaki uyumsuzluk ve kendini ifade de eksiklik ve maalesef dramatik son.

Yazarın, insan iç dünyasını anlatan müthiş kitaplarından biri.
Ben beğenerek okudum. Okunmasını da tavsiye ederim.
64 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İntihar eden 16 yaşında bir genç kadın. Goethe’den alıntılar yapan 41 yaşında bir rehinci. Ve hüznün hikayesi.

20 günde yazılmış, 2 yıllık bir hikayeyi 2 saatte anlatan 65 sayfalık bir eser. Sinemada tek planda çekilmiş bir sahne gibi kitap adeta. Oturup okumaya başlayıp bitirinceye kadar gözlerinizi kırpmamanız gereken bir eser aynı zamanda. Sadece anlatılanları dinlemek, ruh halinden ruh haline girmek göreviniz. Dostoyevski bu uzun öyküsünü, övgüyle bahsettiği Hugo’nun bir idam mahkumunun son günü kitabından -Fyodor’a göre başyapıt- etkilenerek yazmış. Önce o kitabı okuyanlar ve özellikle sevenler bu kitaptan çok daha büyük bir zevk alacaktır.

Neredeyse tamamı düşüncelerden oluşan bu eserde kahramanlar o kadar sessizler ki sadece çok zorunlu durumlarda konuşma ihtiyacı hissediyorlar. Bu kısmı da beni özellikle etkiledi.

Kitabın içeriği...

Düşünün bir. Annesi babası olmayan, parasızlıktan sahip olduğu her şeyi rehinciye bırakan ki bunun amacı da gazetede iş arama ilanı için gerekli parayı bulabilmek olan bir kız. Yani hayata tutunmaya çalışan, son derece fakir, bir o kadar uysal ve hepsinden öte onurunu ve gururunu kimseye bırakmayacak kadar mağrur. Diğer yanda ise elindeki avcundakine güvenen ordudan atılmış sefil bir subay şimdi bir tüccar, düşkün bir kızdan faydalanmak isteyen hatta. Ezik, zavallı, acınası, iğrenç bir herifcioğlu. Aslında bu adama da üzülmek, hatta samimiyetine inanmak geliyor içimden. Yine de sezgilerim bu adamın sevgiyi haketmeyecek bir insan olduğu yönünde. Her neyse işte kahramanımız,(ne kadar kahraman denilebilirse) düşkün durumdaki bu kıza evlenme teklifi ediyor, düşüncesinde şu var. Ben onun için kaçırılmayacak bir fırsatım. Tabi ki de bana hayır diyemeyecek. Öyle de oluyor. Çeyizi dahi olmayan bu garip kız hayata tutunmak için bu adamla evlenmeyi kabul ediyor.

E, sonra dediğinizi duyuyorum.

Sonrası yok, kız intihar ediyor. Adam onu düşünüyor ve öyle bitiyor hikaye.

Şimdi böyle yazarak kitabın sonunu söylemiş gibi oldum. Ama Dostoyevski kitabının önsözünde anlatıyor zaten kitabın nasıl biteceğini. Bu kitabı garip yapan şeylerden biri de bu. Tamamiyle neler olacağını bilmenize rağmen, yine de öyle olmaması gerektiğine, farklı bir şeyler olmasına ihtiyacınız olduğuna inanıyorsunuz. Sonuç olarak her şey olacağını varmıyor, her şey oluyor ve biz oraya varıyoruz.

Okumak isteyenlere kıyıda köşede kalmış bu önemli hikayeyi tavsiye ederim.
100 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
"Bu adam normal değil" diyerek bir Dostoyevski eserini daha bitirdim. Kendisi eserin başında "her şeyi derinlemesine anlayan biriyim" dese de bu anlatım şekli, psikolojik tahliller iyi anlayan bir insanın yazdıklarından öte biraz delice, biraz manyakça bir ruh hali gerektiriyor. Bu da Dostoyevski'de fazlasıyla var sanırım. Olağanüstü bir derinlemesine düşünme yeteneği var. İnsan zihni, duyguları, hisleri üzerinde değinmediği nokta yok neredeyse.

Eser bir intihar olayıyla başlıyor. Bu kitaptan önce "Sisifos Söyleni" kitabını okumuştum. O da intiharla başlıyordu. Ve Albert Camus o kitapta Dostoyevski'nin yarattığı karakterler üzerinden uyumsuz felsefesini açıklıyordu. Benim açımdan kıymetli bir rastlantı oldu bu.

Sabahattin Ali'nin tabiriyle "evlenme hastalığı, izdivaç mikrobu"na yakalanmış iki kişinin, birbirlerine pek de uygun olmamalarına rağmen evlenmesinin ve bu evliliğin kadının intiharıyla sonuçlanmasının anlatıldığı bir eser. İntihar eden kadının ceseti ve kocası bir odanın içerisindeler ve adam bulundukları o anki duruma nasıl geldiklerini, nasıl başladıklarını, nelerin yaşandığını kendi kendine konuşarak anlatıyor. Hikaye böyle başlayıp, böyle bitiyor. Bu söylediklerim hikayenin içerik açısından tadını kaçıracak bilgiler olarak görülmesin. Zaten Dostoyevski esere önsöz niteliğinde yazmış olduğu kısa yazıda bunlardan fazlasını anlatıyor. Ve odada kendi kendine konuşan adamın psikolojisine dikkat çekiyor. Eserin mühim olan kısmı da orası esasen.

Okuduğum eserin çevirisi Mehmet Özgül tarafından yapılmış. Rus Edebiyatı eserlerini okurken Mehmet Özgül çevirilerini bulup okumaya dikkat ediyorum. Benim için önemli bir konu bu.

İyi okumalar...
100 syf.
·Beğendi·7/10
Birbirlerini seven ama bunu bir türlü göstermeyi başaramayan iki karakter.Kendinizi ister istemez karakterlerin yerine koyuyorsunuz zaman zaman.Derinlere inip soluksuz kaldığınız zamanlar da oluyor.Karısının intiharı üzerine bir vicdan söz konusu...
100 syf.
·Beğendi·7/10
Dostoyevki okunmazmi diye başladığım kısacık bir roman.yine dostoyesvskinin harika anlatımıyla bütünleşmiş içsel dünyamızı yansıtan bir eser
100 syf.
Kitabın adıyla tamamen çelişen bir karakterimiz var. Psikolojik açıdan her türlü tutarsızlık mevcut. Genç bir kadın ve adamın evliliği ve bu evlilikteki yaşanan her tarz konuya şahitlik ettim. Kaliteli ellerden çıktığı zaten ilk sayfalarda anlaşılıyor. Daha çok psikolojik olarak ele alınmış bir roman. Diğer kitaplarında aldığım zevki alamasam da, yazarın adı kitabı okuttu.
103 syf.
·Beğendi·9/10
Trajedi sevdiğimden mi yoksa bir Dostoyevski farkı mı emin değilim ama bu kitap beni öyle derinden etkiledi ki. Karakterler, düşünceleri, verilen mesajlar, duygular... Bu ince kitap hepsini sunmuş. Çok beğendim.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Peki, yarın onu götürdüklerinde ne yapacağım ben? Kitabın son cümlesiyle başlamak istedim.
Bizim için değerli olan insanlara tüm kalbimizle sevgimizi verelim. Henüz vakit varken...Henüz nefes alabiliyorlerken...Teyzesinin evinde yaşamak zorunda kalan 16 yaşındaki yetim ve öksüz olan bir kızın, evlendikten sonra da kocası tarafından sırf şımartılmamak için değersizleştirilmesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi...
100 syf.
·1 günde·8/10
Kitap başlığını gören okur; bir kızın uysallığını, kadın zerafetini, iyilikler, duygular gibi sakin şeyler okuyacağını düşünüyor fakat hikayede ruhsal bozukluklar, içsel çatışmalar, sinirsel ve fiziksel bozukluklar diz boyu. Ama yine de şöyle düşününce sessiz sakin de bir hikaye. Yani siz nasıl düşünürseniz, öyle. Siz en iyisi okuyun....
Dostoyevski’nin ilk eserlerinden olan Beyaz Geceler’de hayalperest bir adamın dört günlük aşkı anlatılır. Şehir Petersburg’dur, zaman anlatımı, o uzun, bunaltıcı, sonu gelmez fakat ışıklı olan beyaz geceler yalnız ve yalnız Petersburg’a hastır. Beyaz Geceler çarpıcı bir (modern) aşk öyküsü sayılabilir. Üçlü bir aşk öyküsünün tahlilini yaparken, yalnızlık ve aşk arzusunu, tanışmak, kim olursa olsun, biriyle tanışmak arzusunu böylesine güçlü biçimde duyuran çok az metin var gibi geliyor bana. Genç adam(hayalperest) kasvetli, beyaz gecelerinden birinde, tesadüfen kendisi gibi yalnız olan Nastenka ile tanışır. Genç kızla beraber tüm hayallerini ve anılarını paylaştıkları dört beyaz geceyi St. Petersburg’un sokaklarında geçirir. Bu ânlar romantik unsurlar barındırır ve coşkulu bir ruh halini yansıtır. Hikâye trajik bir şekilde sonlanır. Dostoyevski hikâyeleride, romanlarını okumak kadar eğlenceli. Tahliller ve tasvirler daha kısa ama olsun. ••• UYSAL KIZ için, Dostoyevski şöyle başlıyor yazmaya: “Bu sefer ‘Günlüğümü’ her zaman olduğu gibi değil de, uzun bir hikâye şeklinde yazdım. Bu yüzden okurlarımın affına sığınıyorum. Ancak hikâyeyi bitirebilmek için neredeyse bir aya yakın bir süre uğraştım durdum.okurlarımın beni hoş görmelerini istemem bu yüzdendir. Yazdığım hikâyeye gelince…”Fantastik Bir Hikâye” ismini verdim, oysa konusunu tamamen gerçek bir olaydan alıyor.Böyle olmakla birlikte hikâyenin yazılış biçiminden dolayı, fantastik bir yanıda yok değil. Okuruma bunu en başta açıklamayı uygun buldum. Aslında kaleme aldığım bu hikâye, tam olarak hikâye sayılamayacağı gibi, bir günlük yazsısıda değildir. karısı birkaç saat evvel pencereden atlayarak intihat eden ve cansız bedeni masanın üzerinde uzanan evli bir adam düşünün. şaşkınlık içinde olan adamın düşünceleri darmadağınıktır. Evinde bir odadan ötekine koşturarak olup biteni anlamaya, kafasını toparlamaya çalışmaktadır.üstüne üstlük adamcağız kendi kendine konuşan,',flah edilemez bir ruh hastasıdır. İşte şimdi de durmadan mırıldanarak, böyle bir şeyin nasıl gerçek olabileceğini açıklığa kavuşturmaya çalışmaktadır… Kafasındaki düşünce zinciri tutarlı gibi görünmekle birlikte, gerek mantık, gerekse duygu yönünden çelişkilerle doludur. Bir yandan kendinin haklı olduğunu düşünüp karısını suçlarken, bir yandan da konuyla ilgisi olmayan açıklamalara, ayrıntılara girer. öte yandan, düşünce ve duygularında çelişkiler olsada derin bir içtenlik vardır. Nihayetinde, durumu yavaş yavaş açıklamaya, düşüncelerini bir noktada toplamaya başlar. Anılar zihninde canlandıkça, gitgide gerçeğe yaklaşır. Bu hem mantığının, hem de kalbinin karşı konulmaz biçimde yücelmesini sağlar. Başlangıçta bir hayli karışık olan hikâyenin sona geldikçe netleşmesi bu yüzdendir. zavallı adamın yaşadığı acı olayın boyutlarının gitgide belirginleştiğini görürüz; en azından kendi açısından. İşte yazdığım hikâyenin özeti bu. Doğaldır ki hikâyenin anlatımı başlangıçta çelişkili duraksamalarla, birbirini tutmayan bölümlerle bir süre uzar gider; adamcağız bir yerde kendi kendisiyle konşurken, başka bir yerde düşündüklerini onu dinleyen birine, bir yargıca anlatır gibidir. Zaten gerçekte de kendi kendine konuşmalar benzer bir süreci izler, öyle değil mi? Adamı gizlice dinleyen bir stenograf, onun söylediklerini aynen yazsaydı, benim size şimdi sunduğumdan daha başka, işlenmemiş, kaba saba bir hikâye ortaya çıkardı. Bununla birlikte bana öyle geliyor ki, adamın ruh halindeki değişmeler gene aynı kalırdı.İşin içine bir stenograf sokup not ettiklerini benim yeni baştan düzenlemeyi tasarlamam, demin sözünü ettiğim gibi, hikâyenin fantastik yanıdır. Söz sanatında buna benzer yöntemlere birkaç kaz başvurulmuştur. Mesela Victor Hugo’nun şaheseri olan “Bir Ölüm Mahkûmunun Son Günü”nde böyle bir yöntem seçtiğini görürüz. gerçi işin içine bir stenograf karıştırmamıştır; ama ölüm mahkûmunun son gününe, son saatine, hatta son dakikasına değin anılarını yazabileceği(buna vakit bulacağı), çok daha inanılmaz bir yöntem uygulamıştır. Böyle fantastik bir yönteme başburmasaydı, yazdığı eserlerin en gerçekcisi olan ve doğruya en çok yaklaşan bu şaheseri yazamazdı…”
....
100 syf.
Sevgi dile vurulmadıktan sonra kalpte olsa kaç yazar dedirten bir kitaptı. Seviyorsan git konuş bence dediğimiz şey çok doğru eğerki adam karısına onu ne kadar sevdiğini söyleseydi ya da kadın onun sevgisine ihtiyacı olduğunu söyleseydi ya da ... Bilemiyorum.
100 syf.
·1 günde·8/10
Okuduğunuz bir hikâye veya roman sizi etkiliyorsa bilinki o işlenen Konunun gerçeklik payi çok yüksektir. Bu Kitabin insan hayatındaki en önemli 2 evresi olan Gençlik ve yetişkinlik çağına çok katkısı olabilir. Konusu seven bir erkeğin Gururu ve kendi içinde yaşadigi gel gitler şeklindeki içsel çatışmaları ve bu kahramanımızla evlenen tâbir yerindeyse Ağzı var dili yok Masum tipik bir Rus kadını ile geçen hüzün dolu bir hikâye. Dostoyevski den muazzam bir eser daha keyifle okuyacağınızı bilin..
Bana ne şimdi sizin yasalarınızdan? Sizin alışkanlıklarınızdan, gelenek ve göreneklerinizden, din ve devletinizden bana ne? Beni sizin yargıcınız yargılasın, beni mahkemeye götürsünler, açık mahkemenizde, hiçbirinizi tanımadığımı söyleyeceğim.
Onurlu bir kız, üzerinde egemenlik kuramadığımızdan kuşkulandığımız zaman çok sevimlidir. Öyle değil mi ?
..sessizlik dilini kullandım. Ben sessizce konuşmanın ustasıyım. Hayatım boyunca susarak yaşadım diyebilirim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uysal Kız
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
1819113
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Milli Eğitim Yayınları
Baskılar:
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız
Uysal Kız

Kitabı okuyanlar 357 okur

  • Behican Tekin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.8 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0