Adı:
Uysal Kız
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055205034
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayınları
Uysal Kız-Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Körsün, sağırsın, bir ölüsün sen artık, çığlıklarımı işitmiyorsun! Sana nasıl bir cennet bağışlayacağımı anlayamadın. Cennet benim içimdeydi, onu senin önüne serecektim. Madem beni sevemeyecekmişsin, sevmesen de olurdu, bundan ne çıkardı ki? Her şey gönlünce, istediğin gibi kalırdı. Bana aklından geçenleri bir dostun olarak anlatırdın; gülerdik, sevinirdik, birbirimize neşeyle bakardık... Böylece sonuna dek yaşayıp g derdik. Başkasını sevsen bile sesimi çıkarmazdım. Onunla gezip tozardınız, ben de sokağın öbür ucundan sizi seyrederdim. Ah, her şeye razıyım, gözlerini bir kerecik açsan yeter!
250 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Rus bahadırı savaş alanında "Sağ kalan varsa çıksın karşıma!" diye bağırmış bir zamanlar. Bahadır değilim, ama ben de haykırıyorum, ancak sesimi kimseler işitmiyor. Güneşin evrene can verdiğinu söylerler. Güneş gökyüzüne yükselsin de görün bakalım, o bir ölü değil mi? Her şey ölü, her yerde ölüler var. İnsanlar yer yüzünde yalnız, çevrelerinde ölüm sessizliği; bizim dünyamız bu işte.
100 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dostoyevski'den hayatın içinden alınmış ve olayların tüm gerçekliğiyle bize yansıtıldığı, uzun öykü tarzında yazılmış harika bir kitap.

Yanlış bir evlilik. Kadın açısından mecburiyetten hasıl olmuş kötünün iyisi seçeneği, erkek açısından daha avantajlı görünümde ama aradaki uyumsuzluk ve kendini ifade de eksiklik ve maalesef dramatik son.

Yazarın, insan iç dünyasını anlatan müthiş kitaplarından biri.
Ben beğenerek okudum. Okunmasını da tavsiye ederim.
100 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
"Bu adam normal değil" diyerek bir Dostoyevski eserini daha bitirdim. Kendisi eserin başında "her şeyi derinlemesine anlayan biriyim" dese de bu anlatım şekli, psikolojik tahliller iyi anlayan bir insanın yazdıklarından öte biraz delice, biraz manyakça bir ruh hali gerektiriyor. Bu da Dostoyevski'de fazlasıyla var sanırım. Olağanüstü bir derinlemesine düşünme yeteneği var. İnsan zihni, duyguları, hisleri üzerinde değinmediği nokta yok neredeyse.

Eser bir intihar olayıyla başlıyor. Bu kitaptan önce "Sisifos Söyleni" kitabını okumuştum. O da intiharla başlıyordu. Ve Albert Camus o kitapta Dostoyevski'nin yarattığı karakterler üzerinden uyumsuz felsefesini açıklıyordu. Benim açımdan kıymetli bir rastlantı oldu bu.

Sabahattin Ali'nin tabiriyle "evlenme hastalığı, izdivaç mikrobu"na yakalanmış iki kişinin, birbirlerine pek de uygun olmamalarına rağmen evlenmesinin ve bu evliliğin kadının intiharıyla sonuçlanmasının anlatıldığı bir eser. İntihar eden kadının ceseti ve kocası bir odanın içerisindeler ve adam bulundukları o anki duruma nasıl geldiklerini, nasıl başladıklarını, nelerin yaşandığını kendi kendine konuşarak anlatıyor. Hikaye böyle başlayıp, böyle bitiyor. Bu söylediklerim hikayenin içerik açısından tadını kaçıracak bilgiler olarak görülmesin. Zaten Dostoyevski esere önsöz niteliğinde yazmış olduğu kısa yazıda bunlardan fazlasını anlatıyor. Ve odada kendi kendine konuşan adamın psikolojisine dikkat çekiyor. Eserin mühim olan kısmı da orası esasen.

Okuduğum eserin çevirisi Mehmet Özgül tarafından yapılmış. Rus Edebiyatı eserlerini okurken Mehmet Özgül çevirilerini bulup okumaya dikkat ediyorum. Benim için önemli bir konu bu.

İyi okumalar...
103 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Çok susadığı bir anda eline geçen su dolu bardağı bir dikişte bitirir ya insan bu kitap da benim için tıpkı öyle oldu.
Dostoyevski adına "düşsel öykü" demiş olsa da gerçek bir hikâyesi olduğunu söylüyor kitapta yaşananların. Eğer bana sen bir isim ver diyecek olsalardı sanırım "Bir Çaresizliğin Öküsü" koyardım ismini bu kitabın.
Eşi yalnızca beş dakika önce vefat etmiş bir adamın çaresizliğini düşünüp öyle başlamalı elinizdeki yürek burkacak o satırlara, keyifli okumalar. Dostoyevski Uysal Kız
64 syf.
·1 günde
Kısa ama yine dolu dolu bir kitap Dostoyevski'den. 40 lı yaşlarda, rehine dükkanı sahibi, eski ordu mensubu bir adamın; 16 yaşlarında dükkanına gelip giden ve bu vesileyle tanıştığı kızla evliliği anlatılıyor kitapta. Adam kitabın başlarında, kendini egoist çerçevede bir güzel tanımlıyor.
(ben iyiyim, ben böyleyim, ben şöyleyim vs.) Karısına karşı üstünlük havaları falan..
Ne oluyorsa aralarında bir şeyler oluyor ve adam tam tersi bir tutum, davranış içine giriyor. Karısının ayaklarına kapanmalar, onu anlamaya çalışmalar..
("ne oluyor" sorusunun cevabı kitapta:))
Şimdi ne olacak derken kitap bitiyor.
Tavsiye ederekten;
Keyifli okumalar..
100 syf.
·Beğendi·7/10
Birbirlerini seven ama bunu bir türlü göstermeyi başaramayan iki karakter.Kendinizi ister istemez karakterlerin yerine koyuyorsunuz zaman zaman.Derinlere inip soluksuz kaldığınız zamanlar da oluyor.Karısının intiharı üzerine bir vicdan söz konusu...
100 syf.
41 yaşındaki bir adamın, 16 yaşındaki bir kızla olan evliliği. Buna tam olarak evlilik de denilemez. Sadece evliler, hiç bir duygu paylaşımı olmayan, sevgi ve saygıyı bir üstünlük tabakası olarak görüp bunu göstermekten çekinen(utanan) ve sonucunda iletişimsizlikle geçen suskun ve bir o kadar sıkıcı birliktelik(evlilik). Anlatıcımız iyiliği, dürüstlüğü, inceliği ve buna benzer tüm duyguları sadece içinde yaşamış, karşısındakinin ya bunu çözmesini beklemiş yada çözmediğini bilememiştir. Hem aradaki yaş farkından hemde adamın kızla yaptığı evliliği ondan bir minnet beklentisi içinde olması, mutluluğu mutsuzluğa yönelten davranışlar silsilesidir.

Birbirini anlayamadan biten bir evlilik, intiharla sonuçlanan bir yaşam, ardında bunu anlamaya çabalayan bir adam.

Şimdi adamın aklında sadece tek bir soru var:
"Beş dakika, yalnızca 5 dakika geç kalmıştım."
Oysaki evlilik süresince hep kaç kaldığını unutmuştu ve pişmanlık ömür boyu sürecek bir ızdırap olarak kalmıştı hayatında.
80 syf.
Dostoyevski okumaya başladıktan sonra okumaktan daha bir zevk almaya başladım. Sanki yeni bir pencere açıldı zihnimin karanlık bir köşesinde. Ve ben yazarın bakış açısıyla dünyayı insanı anlama gayretine düştüm diyebilirim. Bu hayli yorucu olsa da aynı zamanda o kadar huzur verici bir zamana dönüştü ki durup dururken evet şimdi okumam gerekiyor diyorum. Sanki çok acıkmis bir insanın sevdiği bir yemegi yemek istemesi gibi.

Dostoyevskinin hayatını okuduğumda küçük bir şok yaşadım desem yalan olmaz kesinlikle. Sanki Yaratıcı onu yazmasi için yaşatmış. Ve Sanki her kelimesi her cümlesi yaşanmış gibi hissettiriyor. Hiçbir paragraf ya da öyküde kurgu yok gibi geliyor. Karakterlerin hem psikolojik yönleri hem fiziksel görünüşleri ince detaylar ve tasvirlerle öyle güçlü anlatılıyor ki sanki çoğunu gerçek hayatta tanıyorum.

İlk iki kitaptan sonra sanırım Dostoyevski nin bütün kitaplarını okuyacağım.

Bir dünya soru işareti ile biten kitap insanın kendi kendiyle nasıl bir hesaplaşma içinde olduğuna güzel bir örnek oluşturmuş. İnsan zihninde yarattığı ve kendisi zannettiği başka bir insanla sürekli diyalog halinde olunca olayları değerlendirmesi de hayli ilginç olabiliyor diye düşünüyorum.

Trajik bir öykü olsa da anlatımı ve cümleleri son derece kuvvetli. Alıntılardan da anlaşılacağı gibi bazı cümleler insanin en hassas noktasından yakalayiveriyor.

Bir sonraki incelemede görüşmek üzere..
İyi okumalar.
64 syf.
·5/10
dostoyevski'nin bu kitabı niye yazdığını gerçekten anlamadım. düşsel öykü demiş kitabının adına ama bu bir öykü değil, ya da düşsel bir anlatım. bence bu tamamen yazarın yaşadığı bir gerçeklik. ve bu gerçekliğin üzerine kurulmuş düşsel aforizmalar.
-spoiler-
aradaki büyük yaş farkı dolayısıyla mıdır yoksa mecburiyetten yapılmış bir evlilik olduğu için midir bilemem ama bu evlilikte herşey baştan sona yanlış. ki mecburiyet yüzünden yapılmış olsa dahi, iki kişi de birbirini seviyorsa o evlilik çokta güzel bir şekilde kurtarılabilir. ama bu adamın yaptığı tek şey, herşeyi baltalamak, güzellikleri mahvetmek. sonra da ironik bir şekilde "5 dakika geç kalmasaydım herşey çok farklı olurdu" demek. be hey adam senin önünde yıllar vardı, neden bu yıllar boyunca hiç bişey yapmadın da nemrut gibi davranarak hassas bir kızın sinirleriyle oynadın? sonra da "neden intihar etti şimdi bu kadın?" bide soruyor musun? neyse, sinirlendim.
103 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okuduğum süre boyunca iki karakterin de ağırdan alırmışçasına söyledikleri ve yaptıkları her şey için tüm sayfaları kızgınlıkla karışık bir hayranlıkla okudum. Karakterler kasıntı ve insanı çileden çıkarabilecek kadar sessizlerdi. Hayranlık duyma sebebim ise Dostoyevski'nin tüm bu kasıntı ve sessiz yaşamı, karakterlerin evini ve kişiliklerini bu kadar gerçekçi aktarmasıydı. Karakterlere kızdıkça Dostoyevski'ye bir kez daha hayran olarak okudum bu gerçek yaşam parçasını. Dostoyevski övülmekle ve iyi bir yazar demekle hafife alınabilecek bir yazar değil. Bu kitap bunu tekrar farketmemi sağladı.
.
.
.
.
.
Demek istiyorum ki, bazı düşünceleri sözlerle anlatmaya kalkışınca aptalca bir şey oluyor. "en önemlisi de hepinizden uzak, kimseye kin duymadan kendimce bir ülküye inanıp sevdiğim kadınla, Ulu Tanrım bağışlarsa kendi ailemle, çevremdeki insanlara yardım ederek yaşamaya bal gibi hakkım vardır." doğaldır ki şimdi bunu kendi kendime söylüyorum. O zaman herkese açıklasaydım ne aptalca bir hareket olurdu! Gururlu susuşumun nedeni buydu.
100 syf.
·7201 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ortak noktaları sessizlik olan iki karakter, sadece şekli erkeksi ve kadınsı olarak ikiye ayrılmış. Mağrur ve Uysal birlikteliğinin yansımaları. Hatta uysal o kadar uysal ki kitapta hiçbir düşüncesine yer verilmemiş. İnsan okurken sürekli uysalı merak ediyor.Duyguları anlatan uzun tasvirler akıcılığını azaltıyor olsada okumaya değer...
64 syf.
·8/10
iş ilanı verebilmek için dahi yırtık kazağını rehineye vermeye kadar giden 16 yaşında, çulsuz, çaresiz, yalnız bir kız.

41 yaşında, hakimiyet kurma özlemiyle yanan, kendi gururunda boğulan, donuk, soğuk, eski subay, şimdi rehineci, cimri`:ona göre tutumlu` ve yalnız bir adam.

kitabı bitirdiğimde adama kızamadım, acıyamadım. kıza üzülemedim. öyle kaldım.

kız neden intihar etti? tatmin edici bir cevap bulamadım.

sahneyi öyle güzel canlandırdım ki beynimin içinde. buram buram kahverengi bir ev. ahşap duvarlar, tahta ve gıcırdayan kapılar. 2 katlı bir ev, merdivenlerden çıkarken, gıcır gıcır sesler... kendini attığı pencere enine çok büyük değil ama kendi boyunca uzun. bibloyu eline alıyor, omzunun ucuyla yardımcısına bakıyor ve salıyor kendini. eteğinin uçuşması canlanıyor gözümde. çirkin, sarı renkte bir etek ve bol, beyaz bir gömlek. çok güzel ölüyor.

sahi kız neden intihar ediyor?
Bana ne şimdi sizin yasalarınızdan? Sizin alışkanlıklarınızdan, gelenek ve göreneklerinizden, din ve devletinizden bana ne? Beni sizin yargıcınız yargılasın, beni mahkemeye götürsünler, açık mahkemenizde, hiçbirinizi tanımadığımı söyleyeceğim.
Onurlu bir kız, üzerinde egemenlik kuramadığımızdan kuşkulandığımız zaman çok sevimlidir. Öyle değil mi ?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uysal Kız
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055205034
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayınları
Uysal Kız-Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Körsün, sağırsın, bir ölüsün sen artık, çığlıklarımı işitmiyorsun! Sana nasıl bir cennet bağışlayacağımı anlayamadın. Cennet benim içimdeydi, onu senin önüne serecektim. Madem beni sevemeyecekmişsin, sevmesen de olurdu, bundan ne çıkardı ki? Her şey gönlünce, istediğin gibi kalırdı. Bana aklından geçenleri bir dostun olarak anlatırdın; gülerdik, sevinirdik, birbirimize neşeyle bakardık... Böylece sonuna dek yaşayıp g derdik. Başkasını sevsen bile sesimi çıkarmazdım. Onunla gezip tozardınız, ben de sokağın öbür ucundan sizi seyrederdim. Ah, her şeye razıyım, gözlerini bir kerecik açsan yeter!

Kitabı okuyanlar 704 okur

  • Mekan ATAC
  • tayfun yolcu
  • Sidal yileşmez
  • Önder Aktaş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0