Uyur İdik Uyardılar Alevilik- Bektaşilik Araştırmaları

·
Okunma
·
Beğeni
·
605
Gösterim
Adı:
Uyur İdik Uyardılar Alevilik- Bektaşilik Araştırmaları
Baskı tarihi:
Mart 2009
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944387026
Çeviri:
Turan Alptekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Demos Yayınları
Belli günler vardır hayatımızda, unutamadığımız günler. Mutluluk duyduğumuz, önümüzde yeni bir ufkun açıldığı günlerdir bunlar, Irene Melikoff la tanıştığım gün de benim için böylesi günlerdendir işte.

Daha önce, Türkçeye çevrilen bir-iki incelemesini okumuştum Melikoff'un. Özellikle Alevîlik-Bektaşîlik konusunda dünyanın önde gelen Türkologlarından biri olduğunu biliyordum. (...)
Makaleler okunduğunda, Irene Melikoff'un, Alevîlik-Bektaşîlik olgusunu derin bir bilgi ve görgüyle değerlendirdiği; sahip olunan bir kültürün tarihsel-toplumsal sürekliliğini bilimsel verilerle saptadığı görülecektir. Artık bize düşen, onun bu çabası önünde saygıyla eğilmek ve açtığı yolda çalışmayı onu örnek alarak sürdürmektir.
- Atilla Özkırımlı

Melikoff, sonradan anne ve babasından duyduğu bir kaçış hikâyesini, sanki kendisi de görmüş gibi heyecanla anlatır. Rusya'da Ekim Devrimi'nin gerçekleştiği gündür. Bolşevikler iktidara gelmişlerdir; tarih, eski Rus takvimine göre 25 Ekim-7 Kasım 1917. Yalnız bir halkın değil, insanlık tarihinin de dönüm noktalarından, Stefan Zweig'ın deyimiyle "yıldızın parladığı an"lardan biri. Söylemeye gerek yok: Bir ana-baba günü. Aynı gün, Petrograd'da, petrol krallarından baba Melikoff'un 40 odalı konağında, bir kız dünyaya gelmiştir. Annesi gibi güzel. Slav sarışını tombul bir bebek. Adını Irene koyarlar yavrunun; geleceğin ünlü Türkologu Irene Melikoff'tur bu.

18 yaşında Halide Edib'in Ateşten Gömlek'ini okur, bu kitap Atatürk'e karşı büyük bir hayranlığa götürür kendisini.

... yüksek tahsilini yaparken hocaları olan özellikle Jean Deny ile Louis Massignon ve Henri Masse'nin de, meslek yaşamının ana çizgilerinin çizilmesinde büyük rolleri olur. Türk dilinin derinliğini ve yetkinliğini Jean Deny'den öğrenirken, Louis Massignon da, kendisini Sûfîliğe çeker. Meslek yaşamının gelişmesinde, başka ünlü kişilerin etki ve yardımlarını görecektir. Bunlar arasında Salih Zeki Aktay'ı, Ömer Lütfi Barkan'ı, Faik Reşit Unat'ı, Fuat Köprülü'yü özellikle zikretmeli. Balkan'dan bahsederken, "onun ölümü yalnız kültür dünyası için değil, benim için de büyük boşluk oldu" der. Bektaşîliğe ve Alevîliğe merakını uyandıran da, başta Fuat Köprülü olmuştur.
- Server Tanilli

1969 yılı, Melikoff'un yaşamında büyük bir dönüm noktası olur. 0 yıl, Bektaşîlik üzerinde araştırmalarda bulunurken Alevî dünyası ile karşılaşır. Bir "revolution"dur bu onun için, "manevî bir uyanış" da diyebiliriz; çünkü bütün yaşamına olduğu gibi, fikrî yaşamına da yeni bir yön verir bu. İşte, o tarihten başlayarak,
çalışmalarında temel konusu, Bektaşîlik, Alevîlik ve Kızılbaşlık olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
Daha önce okuduğum kitabından sonra diğer kitaplarını okumak farz olmuştu. Bazen öyle oluyor. Bir yazarı okurken 'kesinlikle diğer yazdıklarını da okumalıyım' hissi doğuyor. Irene Melikoff'da da öyle oldu.
Farklı zamanlarda yazılmış makaleler olduğu için zaman zaman tekrara düşen yazılar oluyor ister istemez. Ancak yıllarını Alevi Bektaşi araştırmalarına vermiş yazarın bu kadarcık tekrarı hiç sıkmıyor.
Daha önceki incelememde belirttim mi bilmiyorum ama meseleyi bu kadar güzel özetleyen nadir insanlardan.
Aleviliği bir 'kürt' kimliği gibi göstermeye çalışanların durumu ile Aleviliği sadece 'türk islam' kimliği üstünden açıklamaya çalışanların durumunu da ortaya koyuyor. Yani.. Okuyalım..
Fakat, yüzyıllar boyu, birçok cemaat dışı (hétérodoxe)
öğe, ilk Bektaşîlerin inanç ve âdetlerine eklendi; ilk öğeler de.
şüphesiz, Ahflerin merasim ve âdetleri oldu. Ahilik ve
Fütüvvet meslek loncaları, İslâm dünyasında çok yaygındı.
Tüıkçede XIII. ve XIV. yüzyıla kadar çıkan Ahi belgeleri ve
Fütüvvetnâme’ler vardır. XIV. yüzyılda. Faslı gezgin İbn Battuta,
Anadolu’da bulunan Ahi loncaları anlatırken onların, çok
yaygın olduğunu söylüyor. Ülkelerde yolculuğu sırasında da,
çoğu kez, Ahilerin konukseverliklerinden yararlanmıştır. Bu
belgelerden, Ahi loncalarla dervişlerin tarikati arasındaki
bağın çok sıkı olduğu anlaşılmaktadır. Ahilerde, Şii etki hakimdi.
Pirleri, Selmân-ı Fârsi idi. Selçuklu yönetimi yıkılınca,
XIV. yüzyılın başında. Ahiler, Ankara’da güçlendiler ve kısa
süreli bir Ahi devleti kurmayı başardılar. Yönetimleri sona
erip istemez duruma geldiklerinde de, aralarında sıkı ilişkiler
bulunan Bektaşilerin yanına sığınmaya çalıştılar. Bektaşilerin
Selmân-ı Fârisi’ye saygılan Ahilerden gelmektedir: Selmân-ı
Fârisi meslek loncalarının piri idi. Sülük merasimlerinde bele
kuşak kuşama âdeti, bir dolu içme ve başka bazı âdetler,
Bektaşflere, Ahilerden geçmiştir. Ahilerin katılımı ile, o zamana
kadar az çok fark edilen Şii etki, daha belirginleşmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uyur İdik Uyardılar Alevilik- Bektaşilik Araştırmaları
Baskı tarihi:
Mart 2009
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944387026
Çeviri:
Turan Alptekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Demos Yayınları
Belli günler vardır hayatımızda, unutamadığımız günler. Mutluluk duyduğumuz, önümüzde yeni bir ufkun açıldığı günlerdir bunlar, Irene Melikoff la tanıştığım gün de benim için böylesi günlerdendir işte.

Daha önce, Türkçeye çevrilen bir-iki incelemesini okumuştum Melikoff'un. Özellikle Alevîlik-Bektaşîlik konusunda dünyanın önde gelen Türkologlarından biri olduğunu biliyordum. (...)
Makaleler okunduğunda, Irene Melikoff'un, Alevîlik-Bektaşîlik olgusunu derin bir bilgi ve görgüyle değerlendirdiği; sahip olunan bir kültürün tarihsel-toplumsal sürekliliğini bilimsel verilerle saptadığı görülecektir. Artık bize düşen, onun bu çabası önünde saygıyla eğilmek ve açtığı yolda çalışmayı onu örnek alarak sürdürmektir.
- Atilla Özkırımlı

Melikoff, sonradan anne ve babasından duyduğu bir kaçış hikâyesini, sanki kendisi de görmüş gibi heyecanla anlatır. Rusya'da Ekim Devrimi'nin gerçekleştiği gündür. Bolşevikler iktidara gelmişlerdir; tarih, eski Rus takvimine göre 25 Ekim-7 Kasım 1917. Yalnız bir halkın değil, insanlık tarihinin de dönüm noktalarından, Stefan Zweig'ın deyimiyle "yıldızın parladığı an"lardan biri. Söylemeye gerek yok: Bir ana-baba günü. Aynı gün, Petrograd'da, petrol krallarından baba Melikoff'un 40 odalı konağında, bir kız dünyaya gelmiştir. Annesi gibi güzel. Slav sarışını tombul bir bebek. Adını Irene koyarlar yavrunun; geleceğin ünlü Türkologu Irene Melikoff'tur bu.

18 yaşında Halide Edib'in Ateşten Gömlek'ini okur, bu kitap Atatürk'e karşı büyük bir hayranlığa götürür kendisini.

... yüksek tahsilini yaparken hocaları olan özellikle Jean Deny ile Louis Massignon ve Henri Masse'nin de, meslek yaşamının ana çizgilerinin çizilmesinde büyük rolleri olur. Türk dilinin derinliğini ve yetkinliğini Jean Deny'den öğrenirken, Louis Massignon da, kendisini Sûfîliğe çeker. Meslek yaşamının gelişmesinde, başka ünlü kişilerin etki ve yardımlarını görecektir. Bunlar arasında Salih Zeki Aktay'ı, Ömer Lütfi Barkan'ı, Faik Reşit Unat'ı, Fuat Köprülü'yü özellikle zikretmeli. Balkan'dan bahsederken, "onun ölümü yalnız kültür dünyası için değil, benim için de büyük boşluk oldu" der. Bektaşîliğe ve Alevîliğe merakını uyandıran da, başta Fuat Köprülü olmuştur.
- Server Tanilli

1969 yılı, Melikoff'un yaşamında büyük bir dönüm noktası olur. 0 yıl, Bektaşîlik üzerinde araştırmalarda bulunurken Alevî dünyası ile karşılaşır. Bir "revolution"dur bu onun için, "manevî bir uyanış" da diyebiliriz; çünkü bütün yaşamına olduğu gibi, fikrî yaşamına da yeni bir yön verir bu. İşte, o tarihten başlayarak,
çalışmalarında temel konusu, Bektaşîlik, Alevîlik ve Kızılbaşlık olacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Epic81
  • Erdi Öztürk
  • Hüseyin Topdemir
  • Yücel CEYHAN
  • Ali Şimşek
  • MERİÇ BİLEN
  • Bilge
  • İlkay Şal
  • Ender Bıyıklı
  • burak inal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%25 (1)
8
%50 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0