Uyursak Geçer Mi?Seda Eroğlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.604
Gösterim
Adı:
Uyursak Geçer Mi?
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052006092
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müptela Yayınları
“Ayağa kalkıp demir kapıyla vedalaşması birkaç saati buldu. Gecenin karanlığı gökyüzüne en karmaşık halini vermiş, hava iyice soğumuştu. Bizi o evde bıraktığı güne lanet ediyordu. Sağa sola yalpalayarak ilerliyordu. Sokak lambasının altından geçerken yüzüne düşen her bir kar tanesi ayrı ayrı renklerde yanıp sönüyordu. Tekrar hıçkırıklara boğuldu. Köşeyi döndüğünde artık sokak da en az arka oda kadar sessizdi. Geride kırgın bir kadının küçük, narin ayaklarının izleri kalmıştı.”

Canan’ın ardında bıraktığı kırgın bir kız çocuğuydu Kader. Gözlerinde sevgi pırıltıları görmeyi beklerken her seferinde çarptığı soğuk duvarlar gibiydi babası. Her haliyle annesine benzediği için cezalandırılıyor muydu bilinmez, geleceğe doğru kalbindeki büyük çizikle sürükleniyordu. Eksikti, yarımdı. O boşluğu dolduracak umut, bir gün yüreğinde filizlenebilecek miydi, bilmiyordu.

Annesinin geçmişinden yüklendiği bir isimle hayatında derin yaralar açılmış yalnız bir adamdı Can. Rüzgar nereden esse, o yöne savruluyordu. Özlemleri, pişmanlıkları, yarım kalmışlıkları bir sonbahar yığıntısı… Hayatın derinliğinde bir anlam arıyordu.

Binlerce yüreğe dokunmuş, sevgi dolu bir kadındı Hayat. Bir sabah pencere aralığından odasına sızan mazi çağrısıyla, o çok özlediği çocukluğun Can’dan ibaret olduğunu anladı. Şimdi yıllar önce terk ettiği, yosun kokulu o küçük şehir onu hayatının yolcuğuna davet ediyordu. Biliyordu aslında, bu çağrı yeni bir uyanışa davetti ve bu yolculuğu içindeki o kırgın kız çocuğuna borçluydu.

‘Uyursak geçer mi?’ çocukluğa özlemin, umudun, aşkın ve gerçek uyanışın hikayesi.
Çocukluğum, gençliğim, hayatım ve hayallerim...
Uyursak Geçer mi? kitabını okurken her biri teker teker yakama yapışarak beni sorguladı.
Fırsat ve taviz vermeyim desem de boğazımın düğüm düğüm olduğu sayfalarda hesap verdiğim doğrudur.
Öyle etkileyici bir kitap okudum ki bu etkiden uzun süre sıyrılabileceğimi sanmıyorum.
Açıkçası bu kadar etkileneceğimi dahi beklemiyordum.
Yazarın kalemine yüreğine sağlık olsun.
Duygu yoğunluğunun, hayatın, hayalin, geçmişin ve geleceğin renklerini tüm zihnime bulaştırdı.

Kader, Can ve Hayat...
Her birinin hayat hikayesini kendi penceresinden seyrederek okuyoruz.
Hataları, eksiklikleri, pişmanlıkları, içlerinde kalan son uhdeleri, sevgileri, öfkeleri...
Kısacası özlemleri.
Öyle bir noktada kesişiyor ki hikayeleri...
İlgiyle, severek, etkilenerek okudum.
Kitabın yazarı Seda Eroğlu ile tanışmama vesile olan kitabı keyifle okudum diyebilirim.
Aslında bizden, içimizden bir hikaye. Kim bilir komşunuz, belki de yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınız, her sabah ekmek, gazete aldığınız bakkalınız bile bu hikayeden bir parça taşıyabilir.

Ve bir kez daha görüyoruz ki KADIN güçlü bir duruş sergiledikçe, kendine güvendiği takdirde altından kalkamayacağı hiçbir zorluk olamaz bu hayatta. Kız annelerine selam olsun, işiniz çok zor....
Çocukça davranamadığı bir ailenin çocuğu idi Kader. Gerçekten de çok küçük yaşlarda başlamıştı acı çekmeye. Arkadaşları güle oynaya sokaktan evlerine gittiklerinde sevgi dolu sıcacık bir ortama girerken o arka odada zamanını geçiriyordu. Çünkü Kader'in annesi yoktu ve hep bir yanı eksikti. Babası annesinden ayrıldıktan sonra başkasıyla evlenmiş ve çocuklarını annelerinden almıştı. Sevgisiz bir ortamda büyüyen Kader ilk aşkı Azad ile öğrenmişti sevgi kelimesinin anlamını. Daha önce hiç bu kadar sevilmemişti. Onun için masal gibi yaşanan bu aşk abisine yakalandığı gün bitmişti. Zaman onu başka yerlere savurmuştu. Kendi anne özlemini yenemeden, sırf üvey anneden ve ona kötü davranan babasından kurtulmak için yaptığı evlilikte Can'ı kucağına alıp anne olmuştu. Sağlıksız verilen her karar gibi onun Ümit'le yaptığı evlilik de yanlış bir karardı. Ama oğlu Can, geçmişten gelen tüm acılarını ona unutturuyordu. Aslında Can'ın da hayatı kolay değildi. Annesinin yaralarını sararken kendisi okyanusta kaybolmuş bir gemi gibi ilerliyordu. Tatil günlerinde gittiği kır bahçesinin dışında hiç bir şey onu mutlu etmiyordu. Şömine yanında içtiği kahveye eşlik eden gazetenin 'Hüzünlü Yazar' lakaplı köşe yazarı aslında onun bundan sonra ki 'hayat'ı idi.

Kader, Can, Hayat... Kitabın kalbini oluşturan bu üç isim, bizlerin hayatında da büyük anlamlar ifade etmiyor mu sizce de... Eminim ki kimsenin hayatı her daim güllük gülistanlık değildir. Mutlaka acılar, üzüntüler, zorluklar yaşanır. Hepimiz belli zamanlarda belli sınavlardan geçeriz. Kitaptaki bu üç kişinin verdiği yaşam sınavı da beni inanılmaz etkiledi. Bazı kitaplar vardır, sizi içine hiç çekemez yada okunması için yanlış zaman seçilmiştir. Bazı kitaplarda da ruh haliniz, bulunduğunuz koşullar birebir örtüşür. "Uyursak geçer mi? " ye başlama zamanımda benim için kitaba uygun koşullarda oldu. Şu günlerde yaşadığım olaylardan dolayı günlerim gerçekten de huzurlu bir uykuya özlem dolu geçiyor. Kitabın üzerinde yazan 'uyku, yaraları iyileştiren en büyük mucizedir.' sıkça kendimi telkin ettiğim bir cümle...

Kitap beni psikolojik olarak çok etkiledi. Her bölüm geçişlerindeki alıntılar beni benden aldı. Hikaye aralarındaki betimlemeler harika. Her biri mutlaka sizi bir yerden yakalıyor. Yazarın daha önceki kitabını merak etsemde okuyamamistim. Şimdi iyice pişman oldum. Anlatım tarzı ve dilini çok sevdim. En kısa zamanda sizinde okumanızı tavsiye ederim.
Sevgi tek taraflı fedakarlık yapmak değildir. Yıllarca susup sabrettiğini söyleyen kadınlar, bir gün ansızın çekip gidebilir.
Seda Eroğlu
Sayfa 99 - Seda Eroğlu
Zaman varken sevdiklerinin kıymetini bilmeli insan. Sonra o sonsuz uyku vakti geldiğinde , söylenemeyenler için hissedilen acı , başka hiçbir acıya benzemez.
Seda Eroğlu
Sayfa 113 - Müptela
'Keşkeler ' biriktirmek kumbarada
Para biriktirmeye benzemez .
Pişmanlıklar arttıkça ,
Zamanla hayatınızdan çalınır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uyursak Geçer Mi?
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052006092
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müptela Yayınları
“Ayağa kalkıp demir kapıyla vedalaşması birkaç saati buldu. Gecenin karanlığı gökyüzüne en karmaşık halini vermiş, hava iyice soğumuştu. Bizi o evde bıraktığı güne lanet ediyordu. Sağa sola yalpalayarak ilerliyordu. Sokak lambasının altından geçerken yüzüne düşen her bir kar tanesi ayrı ayrı renklerde yanıp sönüyordu. Tekrar hıçkırıklara boğuldu. Köşeyi döndüğünde artık sokak da en az arka oda kadar sessizdi. Geride kırgın bir kadının küçük, narin ayaklarının izleri kalmıştı.”

Canan’ın ardında bıraktığı kırgın bir kız çocuğuydu Kader. Gözlerinde sevgi pırıltıları görmeyi beklerken her seferinde çarptığı soğuk duvarlar gibiydi babası. Her haliyle annesine benzediği için cezalandırılıyor muydu bilinmez, geleceğe doğru kalbindeki büyük çizikle sürükleniyordu. Eksikti, yarımdı. O boşluğu dolduracak umut, bir gün yüreğinde filizlenebilecek miydi, bilmiyordu.

Annesinin geçmişinden yüklendiği bir isimle hayatında derin yaralar açılmış yalnız bir adamdı Can. Rüzgar nereden esse, o yöne savruluyordu. Özlemleri, pişmanlıkları, yarım kalmışlıkları bir sonbahar yığıntısı… Hayatın derinliğinde bir anlam arıyordu.

Binlerce yüreğe dokunmuş, sevgi dolu bir kadındı Hayat. Bir sabah pencere aralığından odasına sızan mazi çağrısıyla, o çok özlediği çocukluğun Can’dan ibaret olduğunu anladı. Şimdi yıllar önce terk ettiği, yosun kokulu o küçük şehir onu hayatının yolcuğuna davet ediyordu. Biliyordu aslında, bu çağrı yeni bir uyanışa davetti ve bu yolculuğu içindeki o kırgın kız çocuğuna borçluydu.

‘Uyursak geçer mi?’ çocukluğa özlemin, umudun, aşkın ve gerçek uyanışın hikayesi.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Fırat
  • Nazlı Can
  • Kitapdelisi
  • Şeyda Nur Ulutaş
  • Sümeyra Sarıca
  • @kitapfisiltisiofficial
  • Deniz Gürçay
  • Eren demirci
  • Nilay.Fatih
  • Birgül Alkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%20 (1)
8
%0
7
%40 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0