Adı:
Uzak Tepeler
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823343
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Pale View of Hills
Çeviri:
Pınar Besen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Uzak Tepeler
Uzak Tepeler
Japon asıllı İngiliz yazar Ishiguro, ilk romanı Uzak Tepeler'de büyük toplumsal dönüşümlerin bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini, görev duygusu ile özgürlük arzusu arasındaki çatışmayı ve modern çağda kimlik arayışını ustalıkla anlatıyor.

İngiltere'de yalnız başına yaşayan yaşlı Japon kadını Etsuko'nun büyük kızı Keiko intihar eder. Kısa süre sonra Etsuko'nun küçük kızı Niki annesini ziyarete gelir ama anne kız arasındaki duygusal mesafe, Etsuko'nun anılarına gömülmesiyle daha da artar. İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinden sonra ilk kocasıyla birlikte Nagazaki'de yaşayan Etsuko, o yıllarda komşusu Sachiko ve onun küçük kızı Mariko'yla kurduğu arkadaşlığı hatırlar. Bugünle ilgili bazı gerçekleri açıklayabilmek için, geçmişin bu dönemini gözden geçirmeye ihtiyacı vardır.
2017 yılı Nobel edebiyat ödülünü alan Japon asıllı ama İngiltere'de yaşayan yazar Kazuo İshigura'nı yazdığı ilk kitap.

Kitapta yazar, İngiltere de yaşayan ve ilk kızı intihar ederek ölen Etsuko isimli bir Japon kadının, ilk hamileliği sırasında yaşadığı, Japonya' daki anılarına ve onların şimdiki yaşantısına olan etkilerine odaklanıyor. Nagasaki'ye atom bombası atılmasından henüz bir kaç yıl geçmiştir.Şehir yaralarını sarıp yeniden inşa edilmektedir. Etsuko henüz yeni evli genç bir kadındır. Dostluk kurduğu komşusu olan ve küçük kızı Marika ile birlikte yaşayan Saçiko adlı kadının ise o ortamda çok farklı hayalleri vardır. Ayrıca kitapta, o dönemde Nagasaki'de ki hayat şartlarından da geniş bilgi verilmektedir.

Yazar olayları, geçmişe gidip gelmeler şeklinde ve oldukça gizemli bir hale getirerek, adeta okuyucuya bir satranç oyunu gibi ince ince dokuyarak anlatıyor. Kitapta öyle bir gizem var ki , her okuyucu bunu farklı bir şekilde yorumlayacaktır. Gerçek olan ise yazarın bunu ustaca kurguladığının aşikar olmasıdır.

Kitap yavaş ilerleyen bir kitap olmasından dolayı zaman zaman biraz sıkıcı gelse de yine de merakla okunmaktadır. Ben kitabı, özellikle yazarın ilk eseri olmasından dolayı, okunması gereken gizemli bir kitap olarak değerlendiriyorum.
Nobel nedeniyle adını duyduğum Ishıguro'nun okuduğum ikinci kitabı Uzak Tepeler oldu. Açıkçası Beni Asla Bırakma'dan sonra yazara ikinci bir şans vermek istedim. Ancak okurken çok sıkıldığımı söylemeliyim. Ishıguro'nun İngilizce becerisinin çok iyi olduğu söyleniyor, muhtemelen öyledir. Lakin roman çok durağandı. Zorlanarak bitirdim. Bu arada sürpriz sayılabilecek finaldeki "kişilikleri" okurken tahmin edebilmiştim. Özetle, beni çok saran bir roman olmadı.
Nobel edebiyat ödülü, son yıllarda ne kadar tartışılan bir ödül olsa da, benim adıma edebiyat rotamı belirlemek ve zenginleştirmek adına hala önemli bir işlev görüyor. 2017 Nobel Edebiyat ödülünün Japon/İngiliz yazar Kazuo Ishiguro’ya verildiği açıklandığında, kütüphanemde olmayan ve daha da ötesi varlığından haberim bile olmayan bir yazarla daha tanışmış oldum.

Benim gibi yılda ortala 30 kitap okuyan bir okur için bu utanılacak bir durum. Japon edebiyatı külliyatım sadece Murakami ile sınırlı kalmış. Nobel Edebiyat ödülü, benim gibi edebiyatın derin sularına yeterince inmeyen okurlara, daha derinlere dalma fırsatı veriyor.

2017 yılının ödül sahibi olan Kazuo Ishiguro’nun kitaplarını araştırır araştırmaz, Türkiye baskılarının Yapı Kredi Yayınları tarafından yapıldığını öğrendim ve en kısa sürede soluğu bir YKY satış noktasında aldım. Yazarın en olgun eserinin “Günden Kalanlar” isimli romanı olduğunu öğrenmeme karşın, kitapevinde bu kitabını bulamadım ve o an bulunan kitaplarından “Uzak Tepeler”i ve “Gönülü Dev”i satın aldım. Bu iki kitabın özellikleri ise yazarın ilk ve son yayınlanan eserleri olması.

Kazuo Ishiguro, kendisi 5 yaşında iken Japonya’dan İngiltere’ye taşınan bir ailenin üyesi. Kültürel altyapısı Japon olmasına karşın, eğitimini İngiliz sistemi üzerinde tamamlamış ve eserlerini İngilizce dilinde yazıyor. Farklı aidiyet köklerine sahip olan insanlar, bu köklerin sentezi ile ürettikleri eserlerle fark yaratabiliyorlar. Kazuo Ishiguro’nun “Uzak Tepeler” isimli eserinde bu farkı hissetmek mümkün.

“Uzak Tepeler” yüzeysel okuyuş ile oldukça naif ve yumuşak bir roman. Aynen bir Japon Geyşa’sının erkeğine karşı sergilediği saygılı ve alçakgönüllü tavır gibi. Oysa romanda kelimelerin ardındaki derinliği hissettikçe, bir Japon samurayının sertliğini ve yıkıcılığını hissediyorsunuz.

Roman, zamanında eşi ile birlikte Japonya’dan İngiltere’ye taşınmış bir kadının hikâyesini içeriyor. Etsuko isimli bu kadın, kendisini ziyaret eden ikinci kızı ile bir yandan intihar eden ilk kızı hakkında sohbet ederken, diğer yandan İngiltere’ye gelmeden önceki yaşamına dair anılara gömülüyor. Ancak Etsuko, geri dönüşlerle hatırladığı ve romanın geneline hâkim olan anılarında, ilk kızını intihara sürükleyen nedenlerin ipuçlarını yakalıyor. Ya da bizler yakaladığına inanıyoruz.

Kazuo Ishiguro romanda, romanın merkezini oluşturan bu intiharla ilgili net bir cevap vermiyor. Büyük olasılıkla yazar okurun hayal gücüne çok geniş bir alan bırakmış. Kitabı bitirdikten sonra okuduğum birçok kitap değerlendirme blogunda, diğer okurların da, bu düğümü farklı bakış açıları ile çözdüklerini gözlemledim. Benim yorumuma göre romanın kahramanı Etsuko ile, onun anılarında hatırladığı Suçiko arasındaki ilişki, biraz da, Nobert De Niro’nun başrolünde oynadığı Saklambaç filmindeki gibi çoğul kişilik bozukluğuna denk düşebilir. Etsuko’nun anılarında hatırladığı Suçiko’nun, kendi diğer kişiliği olma olasılığı yüksek. Ama bu sadece bir yorum ve her okurun, romanın sonuna ayrı bir anlam yüklemesi mümkün.

Romanda karakterlerin yaşamının merkezine oturan konu kızın intiharı olsa da, toplumsal dönemin merkezine oturan konu, Japon toplumunda savaş sonrası yaşanan değişim. Bunu Etsuko’nun kayınbabası ve etrafı ile yaşadığı ilişkilerde gözlemliyoruz. Kayınbaba Ogata-San’ın, savaş sonrası, Amerikan işgali döneminde yaşanan modernleşme sürecine tepkileri oldukça ilginç. Örneğin bir ailede karı kocanın ayrı ayrı partilere oy atmasına itiraz ediyor ve kabullenemiyor. Bu duruma verdiği tepkide, ayrı partilere oy veren eşlerin nasıl birbirlerine güvenebileceklerini soruyor. Emekli bir eğitimci olan Ogata-San’ın Japon eğitim sisteminde yaşanan değişime ve demokratikleşmeye de itirazı dikkat çekiyor.

Toplumsal muhafazakârlık derinliği Türk toplumuna oldukça benzeyen Japonların, bu toplumsal dönüşümlerini üç kuşak boyunca gözlemlemek, bir miktar aynaya bakma etkisi yaratıyor.

Roman tamamen bireylerin günlük yaşamları üzerine odaklansa da, aktarılan dönemin gölgesi romanın üzerine fazlası ile düşüyor. Kazuo Ishiguro’nun becerisi ve Edebiyat Nobel’i almasındaki sır belki de burada yatıyor.

Kazuo Ishiguro benim tanışmaktan büyük bir memnuniyet duyduğum bir yazar oldu. “Uzak Tepeler” ise son dönemlerde okuduğum edebiyat derinliği en güçlü kitaplardan birisi oldu. 2017 yılı bitmeden, 2017 Nobel edebiyat ödülü sahibi olan bu yazarının en az iki kitabını daha okumayı hedefliyorum.
Kazuo Ishiguro, Nobel Edebiyat Ödüllü bir yazar olduğu için fırsatını bulunca kitaplarını okumayı düşünüyordum. Bir arkadaşımın hediyesiyle bu kitaba başlamış bulundum. İlk olarak kitapta Japon yazarlara özgü bir gizem vardı. Kitabı okumadan evvel incelemelere baktığımda bazı arkadaşlar sıkıcı demiş ama ben hiç sıkılmadım. Dili akıcı olduğu için ve bir sonraki sayfada ne olacağını merak ettirdiği için sıkılacak vaktim olmadı. Tabii benim için de sonu beklediğim gibi olmadı. Yine de genel olarak güzeldi.
Kitaptan bahsedecek olursak, ana karakter Etsuko'nun savaş sonrası kocasıyla Japonya'da yeni bir hayata başlaması ve o dönemden kızının ölümüne kadar geçen sürede yaşadıklarına değiniyor. Etsuko'nun kocasıyla yeni evli ve hamile olduğu dönemlerde bir anne ve kızıyla arkadaşlık kurup vaktini onlarla geçirdiği kısımlar kitabın büyük bir kısmını kapsıyor. İntihar eden kızı ve diğeri ile ilgili geniş bir bilgi içermemesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı o kısımda beklediğimi alamadım. Ama sonuçta her okuyucu kitaptan aynı tadı alacak değil o nedenle kendiniz okuyup değerlendirin derim.
Kazuo Ishiguro adlı yazarın ilk kez bir eserini okudum.Yazarı Beni Asla Bırakma (2010) adlı eserinin sinemaya uyarlanmasıyla tanıyorum.Özellikle 2017’de Günden Kalanlar adlı eserle Nobel Ödülünü alınca merakım biraz daha artmıştı.
Uzak Tepeler (yazarın ilk romanıdır); dili sade, üslubu akıcı ve anlaşılır.Ben üslup konusunda oldukça beğendim.Kitapta anlatılan konu hoş fakat sonu hava da bitmiş sanki.Hala anlatılması gerekenler var da yazılmamış gibi.Yazar okuyucunun hayal gücünü bırakma olarak da düşünmemiş.Direk nasıl olaysız amaçsız bir şekilde başladıysa o şekilde bitmiş.Yani net bir çözümleme göremiyoruz.Sanırım yazı tarzı bu şekilde.
Romandan biraz bahsedecek olursam eğer; İngiltere’de yalnız başına yaşayan yaşlı Japon kadını Etsuko’nun birkaç gününü anlatıyor.En büyük kızı Keiko intihar etmiştir.Kısa bir süre sonra küçük kızı Niki annesini ziyarete gelir ama anne kız arasında ki duygusal mesafe, Etsuko’nun anılarına gömülmesiyle daha da artar...
Sonu istediğim gibi bitmese de diğer kitaplarını hala merak ediyorum ve okumak istiyorum.Çünkü dilinde ki o akıcılığı çok beğendim.Kazuo Ishiguro ile tanışılmasını tavsiye ederim.
Romanın baş karakteri Etsuko aynı zamanda anlatıcısı. Kitap onun Japonya ve İngiltere'deki hayatının iki kesitini anlatıyor. Japonya'da İlk çocuğuna hamile olduğu dönemi ve o çocuğunun İngiltere'de intihar ettiği dönemi. Japonya'daki arkadaşının hüsranla sonuçlanan özgürlük arayaşına tanıklık ederken İngiltere'de ikinci kızı Niki'de bu arayışın başarısına tanıklık edecektir.
İşiguro'nun bu ilk romanınında mükemmel bir geometrik yapı kurarken hiçbir şekilde suniliğe düşmemiş...
Tuhaf bir kitap. Okudukça içimdeki çizgilerin büküldüğünü hissettim. Varla yok arası bir dünyada el yordamıyla hissettim bir şeyleri. Japon bir yazar gibi değil İshiguro, İngiliz bir yazar gibi hiç değil. Hülasa beğendim romanı.
Karakterleri tanımaya çalışmak ve geçmiş ve günümüz arasında sürekli gidip gelmek okumamı biraz zorlaştırdı ve süreci uzattı. Bunun dışında sade dili sıkıcılık tehlikesine rağmen hikayenin anlatımını, karakterleri ve aralarındaki ilişkileri daha net görmemizi sağlıyor. Yormayan ama düşündüren bir kitap oldu benim için. Yazara ait okuduğum ilk kitaptı ve diğer kitaplarını da merak ediyorum.
Kazuo İshiguro’nun okuduğum ilk eseri. Roman Can Yayınları 1992 basımı. Uzak Tepeler’in ilk basımlarından. Eski basım bir kitabın sayfalarını karıştırmak ayrı bir duyguydu. Romanda konu beni pek etkilemedi. Dili çok naif, umut doluydu. Üzerinde savaşın izleri bulunan hayatların, savaş sonrası yaşamları. Kültürlerin değişimi, gelenekle geleceğin çatışması, alt metinlerde sık sık karşıma çıktı. Ve çocuklar, onlara değinmeden geçemeyeceğim. Tüm savaşlara rağmen kendilerine oluşturabildikleri dünyaları. Dünyadaki en güzel şey bir çocuğun yüzündeki gülümseme değil midir? Ya karabasanla uyanan çocuklar?
Üstelik artık çok şey de öğretilmiyor. Biliyor musun, çocuklar kendi ülkelerinin tarihi konusunda hiçbir şey bilmeden mezun oluyorlar artık.
Kazuo Ishiguro
Sayfa 58 - YKY - Ekim - 2017
Mutsuz mu? kesinlikle öyle bir şey yok. Yalnızca biraz yorgunum.
Kazuo Ishiguro
Sayfa 21 - YKY/3. BASKI (Çeviren: Pınar BESEN)
Biliyor musun, çocuklar kendi ülkelerinin tarihi konusunda hiçbir şey bilmeden mezun oluyorlar artık.
Matematik çocukların zekasını keskinleştirir. Matematikte başarılı olan çocukların çoğu başka pek çok şeyde de başarılıdır.
Kazuo Ishiguro
Sayfa 100 - YKY - Ekim - 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uzak Tepeler
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823343
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Pale View of Hills
Çeviri:
Pınar Besen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Uzak Tepeler
Uzak Tepeler
Japon asıllı İngiliz yazar Ishiguro, ilk romanı Uzak Tepeler'de büyük toplumsal dönüşümlerin bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini, görev duygusu ile özgürlük arzusu arasındaki çatışmayı ve modern çağda kimlik arayışını ustalıkla anlatıyor.

İngiltere'de yalnız başına yaşayan yaşlı Japon kadını Etsuko'nun büyük kızı Keiko intihar eder. Kısa süre sonra Etsuko'nun küçük kızı Niki annesini ziyarete gelir ama anne kız arasındaki duygusal mesafe, Etsuko'nun anılarına gömülmesiyle daha da artar. İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinden sonra ilk kocasıyla birlikte Nagazaki'de yaşayan Etsuko, o yıllarda komşusu Sachiko ve onun küçük kızı Mariko'yla kurduğu arkadaşlığı hatırlar. Bugünle ilgili bazı gerçekleri açıklayabilmek için, geçmişin bu dönemini gözden geçirmeye ihtiyacı vardır.

Kitabı okuyanlar 121 okur

  • ChanTaeyang
  • Betusch in Booksland
  • Mone Burcu
  • İshak Demirel
  • Sevinc Hemidli
  • tezcant
  • thdikmen
  • Salih Eğilmez
  • Cemile Adar
  • Ben Skoer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.4
14-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%4.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.1
Erkek
%42.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.1 (5)
9
%17.7 (11)
8
%29 (18)
7
%24.2 (15)
6
%11.3 (7)
5
%8.1 (5)
4
%1.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0