Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.638
Gösterim
Adı:
Uzakların Şarkısı
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418179
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Papağanlar konuşur, bunu biliyoruz. Ama “haber” verirler mi? Yahut geçmişten konuşma yetenekleri var mıdır?



Kars’a yolculuk, Bünyamin, Besti Nine, Eylül, günümüzün yozlaşmış ilişkileri, psikolojik arka planlar, Gülbadem, Zencefil, Hindistan, Osmanlı İstanbul’u, ezanlar, silahlar, Sunullah Efendi, Mevleviler, Galata, kıraathaneler, Fülfül, şiirler, hüzün ve tebessüm... Genç bir yazarın kaleminden, epey olgun bir roman Uzakların Şarkısı.



“Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil/ Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil” diyen şairin kadim izi ile, Kars’ta kendini bulmaya çalışan Bünyamin’in gündelik yolu kesişirse ortaya ne çıkar? Uzakların Şarkısı bu sorunun yanıtı olmaya talip.



Roman biterken, turuncu bir yağmur yağacak. Sakın şaşırma!



“Haklısın. Ruhumun içinde usulca büyüyen başka bir ruh var; ben ona mukavemet gösterdikçe etrafında dönmeye başlıyorum, tıpkı senin gibi. Bir olmalıyız. Belki birbirimize çarparak durabiliriz.”
Bazı anlar vardır hiç bitmesin istersiniz, aynı şekilde bazı kitaplar, bazı şarkılar, bazı şiirler…
Bu kitap bitti ama anlatılanlar; yani insanın kendini arayışı hiç bitmeyecek bana göre…
Bazen buldum sanacak tamam diyecek belki ama yanılacak. “Çünkü biz insanız; zayıfız, riyakarız, korkağız, alçağız!”

Kaan Murat Yanık ile tanışmam Butimar kitabıyla olmuştu ve çok sevmiştim. Günümüz yazarlarıyla kendi aranda gerçekten bağ kurabilmek çok kolay değil. (Bu arada yazarla aynı yaştayız)
Ben sanki o bağı kurabildim bu yazarla; o arayışlar, kayboluşlar vs beni kendine çekmiş olabilir.
Yazarı eleştirenler, beğenmeyenler yazdıklarını "yeterli" bulmayanlar olabilir ama bunları da elle tutulur bir sebeple sunmak gerek diye düşünüyorum. Sen neden sevdin diye sorarsanız, yazarın yazdıklarında anlam arayışlarım, kendimi bulma çabalarım, yazarken çıktığı yolda beni de yanında götürmesi ve o yolda girdiğim çeşitli duygular bana keyif veriyor. Belki herkese bu sebepler yeterli gelmeyebilir. Bana geldi diyelim. Yazarla beraber çıktığım bu yolda yazarın değimiyle “Yollar bana esas olanın varmak değil yürümek olduğunu öğretti.” diyorum.

Kitaba gelecek olursak;
Uzakların Şarkısı aslında bir kaçış -buna ister kendinden kaçış, ister insanlardan kaçış deyin sonuçta ikisi de aynı sonuca varıyor- ile başlıyor. Yazarla beraber tren yolculuğuna başlıyorsunuz ve bir hikayenin içine giriyorsunuz. Bir yazarın yeni romanını yazmak için inzivaya çekilmesi diyelim. Yolculuk Kars’a.
Burada yaşanılanlar ve yazarın romanına başlaması ile devam ediyor hikaye. Sonrasında ise öyle bir kapı açılıyor ki bambaşka bir aleme geçiş yapıyorsunuz. Şaşırmamak, kaybolmamak elde değil. Zencefil sen neler yaşamışsın bee…

Daha fazla yazılabilir ama bu bambaşka dünyanın içeriğini buraya yazmak pek mantıklı gelmiyor bana. Okuyup o yolculuğa çıkıp, keyfini yaşamanız dileğiyle...
Uzakların Şarkısı bitti. Gerçeklikle olan tüm bağlarım gevşedi. Okumuş gibi değil de bir yanım her şeyi yaşamış gibi. Evet "Her şey, olup bitti. Geçmiş de, gelecek de çoktan yaşandı." Bir yanılsama içinde çırpınmaya devam ediyorum ve evet "Felaket bu." Turuncu yağmur hâlâ yağıyor ve ıslanmaktan kaçamıyorum. Butimar benim göz bebeğim, kıymetlim. Yeri hep başka. Ama Uzakların Şarkısı gümbür gümbür. İki buçuk yıl bekledim. İki buçuk yıl. Dile kolay cinsten. Sayılı günün çabuk geçmesi de afilli bir palavra. Beklediğim, sabırsızlandığım tek bir saniyeden bile pişman değilim. Ve Kaan Murat Yanık; yüreğine sağlık!
Papaganlar konuşur mu ?
Evet konuşur.
Peki geçmişten haber verir mi?
Zihin haritanızı karıştırmak kim olduğunuzu ne kadar gerçek duygularla yaşadığınızı sorgulamak için okumaya başlayın. Dostum Yanık , sizleri Kars'tan Delhi'ye oradan Galata'ya uzun bir yolculuğa çıkaracak . Bir sürü insanla tanışacaksınız. Olağanüstü bilgiler öğreneceksiniz. Aşka bir de onun gözünden bakacaksınız . Bor sürü olayı aynı anda ama hep karıştırmadan takip edeceksiniz. Akıcı dili, temiz üslubu ve muhteşem betimlemeleri ile tadı damağınızda kalacak . Kitabın sonunda yağan turuncu yağmuru hepinizin hissetmesi dileğiyle. Şiddetle tavsiye ederim. Kaan Murat Yanık ile tanışmayan eksik bir okurdur bana göre . Keyifli okumalar .
Bir turuncu yağmur sağanağı altında yazıyorum. Belki geçmişten gelen bir mektup, belki gelecekten alınan bir mesaj bu anlatılanlar..
O kadar güzel ki bitmesini istemeye istemeye okudum. Büyülü gerçekliğin ruhuna yakışır bir kitap olmuş. Düşsel ögeler, metaforlar, anlatılan hikayeler, renkler, elbette rüyalar ve ruh tababeti ile dolu dolu bir olgunlukla yazılmış. Diğer kitaplardan izler bulmak da mümkün zira ben zaten o izleri arayarak okudum.
"Hayat insanla beslenen vahşi bir çemberdir" cümlesi kitabın içine yerleştirdiği müzikler, kitaplar, filmlerle sarmal bir yapı halinde ilerleyerek olgunlaştırılmış.
Uzun bekleyişlere, ara ara uzaklara gidip gelmelerimize değen, içinde yeni yerler görme isteği uyandıran bir kitap. Renkler ah renkler...
Kitap bitti ve turuncu bir yağmurla ıslanıyorum.Görmediğim canları özlüyorum. Kesinlikle "iyi bir kitap hayat kurtarabilir" ve elbette "kimi ruhlar evvelden aşinadır birbirine"...
Bir günde bitirdim ama henüz hazmedebilmiş değilim. Olağanüstü bir roman. Dil, kurgu, çerçeveler, manevralar, diyaloglar, fikri ağırlık... Kaan Murat Yanık'ın tüm eserlerini okumuş biri olarak en iyi eserinin Uzakların Şarkısı olduğunu söyleyebilirim. Roman sürprizlerle dolu. Renklerin anlamı ve zamanda yolculuk meselelerini irdeleyerek bugüne kadar Türk Edebiyatında bakir olan bir alana dokunulmuş.Ayrıca romanın birinci bölümündeki özel üniversitede yaşanan gerçek olaylar epey konuşulacak gibi.
Butimar'ın üstünde çok ama çok sert bir roman. Okuyup bitirdikten sonra alt üst ediyor insanı. Beklentim zaten yüksekti bu roman için açıkçası beklediğimin çok fazlasını buldum. Gerçeği iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ya Zencefl! Mutlaka okunmalı hatta iki kez.
Binbir Gece Masalları'ndan süzülmüş gibi!
Mükemmel kurgu, harika olay örgüsü, devasa ince nüanslar... Kitabı okurken, çocuk masalı dinlermiş gibi, bir yandan da tüm olayları kahramanlarla beraber yaşıyormuş gibi. Öyle muazzam detaylar var ki... Şeytan ayrıntı da gizlidir, sözü bu kitapta o kadar bariz ortadaki. Bir konu hakkında tüm terimleri sayıp döküyor yazar, iyi bir araştırmacı olduğu çok belli. Ayrıntıda gizli olan bu. Günümüz popüler yazalarından uzak, din ve diyanetten nemalanmadan ve piyasa yapmadan, çıplak gözle yazara baktığımızdaki duruşundan daha olgun hâliyle yazılmış bir kitap. Yazarın içi dehşet bir şekilde donanımlı. Bu cümlelerden, ifadelerden o kadar belli ki. Hayran kalmamak elde değil. Butimar'dan sonra, herhalde burası zirvedir diye düşünmüştüm. Butimar'ın üstüne koymuş.
Kitap çok nazik. Sıkmıyor. Usandırmıyor. Merak uyandırıyor durmadan. Kitabın sonu yazıldığı gibi bitmemiş olsa idi mutlaka devam kitabı gelir diye düşünürdüm. Ancak bu hali ile de devamı gelebilir. Yazar bu kitapla şu sözü o kadar gerçekçi kıldı ki: 'Hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır.' Kaan Murat Yanık yaşamış. İyi ki de yaşamış. Doyurucu kitapları var. Butimar, Uçurtma Mevsimi, Uzakların Şarkısı...
Kitap şunu anlatıyor, bunu söylüyor demek taraftarı değilim. Çünkü bana anlattığını kimseye anlatmayacak. Başkalarına anlatacaklarından da bana bahsetmedi. Bu her kitap için böyle.
Bu kadar övgüden sonra hiç mi eleştirilecek yani yok, elbette var. Ünlü düşmelerine çok dikkat edilmemiş. Bu derece önemli bir kitapta göze batan bir eksiklik gibi geldi bana. Okumak çok şey kazandıracaktır.
Zaman karmaşası yaşıyorum. Bazen geçmişi sorguluyor, bazen şimdinin farkına varıyorum. Ama gelecek de gözüm yok.
Kitap da şimdi ve geçmiş arasında yutuyor insanı. Ruhu karmaşaya alışkın olanlar yadırgamazlar.
Eylül'ün ölümü düşündürse de,beklemediğim gibi olsa da kitabın sonunu doyurucu buldum.
Gülbademi derinden anlıyorum, İpek böceğininse sonrasında daha mutlu olduğunu düşünüyorum.
En azından Zencefil ile Fülfül kavuştu, yılların hasreti son buldu.
Birileri mutlu oldu...
Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı. Bünyamin karakterinin yaşadıkları, Besti Nine ile ilişkisi çok sıcak.Büyülü gerçeklik düzlemine oturan Zencefil'in dilinden dökülenler okuru bambaşka bir aleme daldırıyor. Gerçekçi bir çerçeve içinde kurgulanan; zamanın dün-bugün-yarın sıralamasıyla ifade edildiği, uzamın ayrıntılarıyla aktarıldığı, metnin her şeyi bilen bir anlatıcının gözünden fotoğraf çekercesine, okuyucuya anlatıldığı geleneksel roman, kesinlik içermeyen, zaman içinde atlamalar yapan, okuyucunun metne dahil edildiği bir formu ustalıkla başarabilmiş Kaan Murat Yanık. Dil lezzetli, akıcı ve müthiş renkli. Günümüzün tükenmiş, kısır edebiyat ortamından bunalanlara ilaç gibi gelecek. Muhteşem olmuş.
Bir roman okumak istiyor, ama romanın içinde kaybolmak istiyor, İstanbul'un tarih kokan semtlerinde omzunda papağanı ile bir ilimkâr, isyan planlarının yapıldığı sokaklar, kesilen kelleler , bir tepede insan ruhuna işgal düzenleyen Ruhsar ve bir çok akılalmaz maceraya edebi bir trenle dalmak istiyorsanız şiddetle tavsiye ediyorum. Sadece bunlar değil; keskin dilli bir papağanın mizahi sohbetleri, kitap yazmaya çalışan bir yazara sunulan hikaye ve en derini, zamanını kaybetmiş aşık ruhların farklı surette ve farklı zamanlardaki hikâyesi. Son olarak bu ruhlara ithaf edilmiş turuncu yağmur...
"Roman içinde roman.", Kaan Murat Yanık'ın çok sevdiğim tarzını bir cümle ile anlatmam gerekirse bunu söylerim. Keşke daha uzun yazsaymış doymadım çünkü. İnanılmaz derecede akıcı bir kitap okurken bi bakmışsınız sayfalar akmış, sonlara doğru bitmesin diye kendimi sayfalardan zorla ayırmak zorunda kaldim.
3 bölümden oluşan roman Bünyamın-Zencefil, Gülbadem-Zencefil, Bünyamin-Zencefil şeklinde ilerleyip son buluyor.
Bünyamin yaşadığı bir takım sıkıntılar, buhranlar sonrası, yazmaya çalıştığı romanı için kendisine kaçacak bir liman ararken ,kaderin çağırması belki de, ilk tren nereye gidiyorsa oraya gider.

"Beyaz topaklar saçlarımı boyadıkça, beynimde dönüp duran kuduz kelebeklerde bu durumdan ilham alarak tüm tozlarını döküyordu. Elimde pastel turuncu, dikişleri patlamak üzere olan valizimde, başka, uzak bir şehirde yeniden diriltmek umuduyla taşıdığım ölüler vardı. Belki de on parçaya ayrılmış kendimi taşıyordum."

Tanıştığı " Kaz Kraliçesi" teyze ile hem hayatı hem de romanı çok büyük değişime uğrayacaktı.
Gülbadem ve Zencefil ile tanıştığımız kısım romanın çekirdek kısmını olusturuyor, Hindistan'dan İstanbul'a uzanan bir yolculuk.

"Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!"

İpek Böceği ile tanışmamızla "Turuncu Yağmurun Yağması" aynı zamana denk geliyor...
Bir Kaan Murat Yanık vurgunu. Doğulu bir yazarın Doğu’yu merak etmesi, ne garip. 18. Yy. Osmanlı İstanbul’unun Galata’sından 2017 yılının Kars şehrine müthiş bir seyahat başlıyor. Akıcı Dili, sürükleyici tavrı ve harikulade kurgusu ile 400 sayfalık kitabı elimden bırakmamak için kahve komasına girmiş olabilirim. İstemeden birçok bilgi edindiğim bu kitapta fazlasıyla bakış açısı öğreneceğinizi söyleyebilirim. Bir önceki romanı Butimar’dan daha fazla ödül alacağı kesin! Yazar çıtayı Everest yayınlarına çıkarmış, ötesi okurlara kalıyor.
Kıyametin kopması yakındır. Öyle aşındı ki dünya, artık bir tarafından bakınca diğer kısmı görünüyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uzakların Şarkısı
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418179
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Papağanlar konuşur, bunu biliyoruz. Ama “haber” verirler mi? Yahut geçmişten konuşma yetenekleri var mıdır?



Kars’a yolculuk, Bünyamin, Besti Nine, Eylül, günümüzün yozlaşmış ilişkileri, psikolojik arka planlar, Gülbadem, Zencefil, Hindistan, Osmanlı İstanbul’u, ezanlar, silahlar, Sunullah Efendi, Mevleviler, Galata, kıraathaneler, Fülfül, şiirler, hüzün ve tebessüm... Genç bir yazarın kaleminden, epey olgun bir roman Uzakların Şarkısı.



“Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil/ Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil” diyen şairin kadim izi ile, Kars’ta kendini bulmaya çalışan Bünyamin’in gündelik yolu kesişirse ortaya ne çıkar? Uzakların Şarkısı bu sorunun yanıtı olmaya talip.



Roman biterken, turuncu bir yağmur yağacak. Sakın şaşırma!



“Haklısın. Ruhumun içinde usulca büyüyen başka bir ruh var; ben ona mukavemet gösterdikçe etrafında dönmeye başlıyorum, tıpkı senin gibi. Bir olmalıyız. Belki birbirimize çarparak durabiliriz.”

Kitabı okuyanlar 202 okur

  • Medine Bozkurt
  • Miray Karakaya
  • Gül Yazıcı
  • fatma dinçer
  • Mizgin Yaşasın
  • Elif nergiz
  • Burcu Özkaya
  • İlknur Altıngöz
  • Gölgesiz Adam
  • Gülten Hfz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%14.3
25-34 Yaş
%60
35-44 Yaş
%14.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%87.1
Erkek
%12.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%59.5 (66)
9
%19.8 (22)
8
%16.2 (18)
7
%1.8 (2)
6
%0
5
%1.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%0.9 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları