·
Okunma
·
Beğeni
·
5,6bin
Gösterim
Adı:
Uzaktan Kumandalı Kız
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758082
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Girl Who Was Plugged In
Çeviri:
Begüm Kovulmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
“Tiptree, yazıda ve üslupta ‘erkek’ ile ‘kadın’ın ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti.”

- Ursula K. Le Guin -

Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü

Alice B. Sheldon 1967 yılında James Tiptree Jr. adıyla bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun aslında bir kadın olduğunu bilmiyordu. Bu durum ortaya çıktığında ise insanlar ne şaşkınlıklarını gizleyebilmiş ne de yazarı takdir etmekten kendilerini alabilmişti. Ötekilikten cinsiyete, gerçeğin yanıltıcılığından insanın evrendeki yerine kadar pek çok konuyu eşsiz üslubuyla anlattığı onlarca eserinin en önemlilerinden biri olan Uzaktan Kumandalı Kız'da ise Tiptree yalnızca kendisinin yazabileceği, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor.

Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları.

Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak.

Kilometrelerce öteden P. Burke’ün kumanda etmesiyle dünyayı sarsmaya başlayan Delphi şöhret basamaklarını hızla tırmanırken bu akıldan yoksun Kumandalı’nın arkasındaki Burke de yaşam amacını bulmuş gibidir. Ta ki bu sahte bedenini fazla benimseyip âşık olana dek.



İnsanı insan yapan bilinci midir? Ruh mu bedene hapistir yoksa beden mi ruha?

Uzaktan Kumandalı Kız, hayallerin yeniden bedenlenme süreci.

Ursula K. Le Guin’in önsözüyle
72 syf.
·1 günde·9/10
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 29. kitap oldu. Hugo Kısa Roman Ödülünü de kazanmış bu kitap, önsözü saymazsak toplamda 55 sayfalık bir eser. Ancak hacmine kıyasla sarsıcı bir içeriğe sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitap, Huckster Yasası denen bir kanunun kabulü ile ortaya çıkan reklamsız bir gelecek toplumunu anlatıyor. Huckster Yasası'nın kabulü ile satıcılar markalarını, ürünlerinin içinde veya üzerinde bulunan, yalnızca ürünün kullanımı veya yerinde satışı sırasında sergilenen teşhirlerle kısıtlamak zorunda kalıyorlar. Aslında ilk bakışta, her yeri saran reklam panosu, logo, slogan, tanıtım gibi şeylerden bıkmış günümüz insanları için, reklamsız bir gelecek bir ütopya gibi gelebilir; ancak karşı karşıya olduğumuz dünya yazarın da kitapta sıklıkla ifade ettiği üzere bir distopya.

Kahramanımız ise P. Burke isimli on yedi yaşında çirkin ve hastalıklı bir kız. Çok zor bir hayat süren, geleceğin ona yaşam şansı tanımadığı birisi ve bu hayata daha fazla dayanamayıp sonunda intihar ediyor. İntihar etmesi sonucunda ise kendini hastanede buluyor ve şans eseri, zorlu ve sefil yaşamı baştan aşağı değişiyor. Hastanedeyken bir yayın şirketinden ona bir teklif sunuluyor ve teklifi kabul etmesiyle yeni bir dünyaya adım atıyor.

Teklif ise, reklamların yasak olduğu bu gelecek dünyasında, tüketim ürünlerini teşhir ederek, ürünlerin gizlice reklamını yapmak. Tıpkı bizim sosyal medya fenomenlerinin şu an yaptığı gibi. Günümüzde markalar reklamını yapabilmek için sosyal medya fenomenlerini giydirip kuşatıyor veya evine tonlarca içecek gönderiyor. Fakat kitaptaki ikonların günümüz fenomenlerinden bir farkı var. Bu ikonlar bir insan ürünü olarak tasarlanıyor, yani bir çeşit andoid olarak uzaktan kumandalı olarak yönetiliyorlar. Gerçi günümüzdeki fenomenlerin birçoğunun da uzaktan kumandalarla yönlendirildiğini söylesek yanlış söylemiş olmayız herhalde... İşte GTX isimli yayın şirketi bu şekilde Huckster Yasaları'nın getirdiği reklam yasağını delmiş oluyor ve bunu yasal bir şekilde yapıyor. Öncelikle tabii Burke'ün ismi değiştiriliyor ve Delphi oluyor. Zamanla Delphi tüketiciler tarafından seviliyor ve plan başarıya ulaşıyor. Böylece, Delphi de kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor.

Bu noktada Delphi'nin hayatının ve çektiği acıların bana Kemal Sunal'ın Yüz Numaralı Adam filmini hatırlattığını da belirtmeden geçmemeliyim: https://www.youtube.com/watch?v=dMKmdoJ-sTo Kim bilir belki de Yüz Numaralı Adam filmimiz bu kitaptan ilham almıştır...

Zamanla Delphi, GTX şirketinin yönetim kurulu üyelerinden birinin oğlu olan Paul Isham isimli genç bir çocuk ile tanışıyor ve birbirlerine aşık oluyorlar. Ancak Delphi bir kukla olduğu için aşık olması yasak, daha doğrusu imkansız. Bu noktadan sonraki konu ise oldukça hüzünlü bir şekilde devam ediyor ve kitabın sonunda oldukça sarsıcı bir son sizleri bekliyor.

İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum en ince kitap olmasına karşın, içeriği bir hayli doluydu ve oldukça duygu yüklü bir kitaptı. 1 günde okunabilecek bir bilimkurgu kitabı isteyenlere öncelikli tavsiyemdir.
72 syf.
·7/10
Konusu aslında çok güzel. Ürünün nasıl kullanılacağını anlatan basit videolar dışında bir tüketiciyi ürünü almaya teşvik edecek her türlü reklamın yasaklandığı bir dünyayı okuyoruz. Ama şirketler tabii ki bunun için farklı yollar deniyorlar. Kendi yarattıkları ikonik insanların hayatlarına bir anlamda ürün yerleştirme yapıyorlar.

Bu kapsamda da vücudu deforme olmuş P. Burke, kendini Delphi ismindeki bu reklam yüzünün vücudunda buluyor.

Kitabın başında Ursula K. Le Guin'in bir giriş yazısı var ve burada yazarın aslında kadın olduğundan ve çeşitli sebepler yüzünden erkek takma adıyla yazdığından bahsediyor. Bunu bilmiyordum ve okuyunca çok şaşırdım.
72 syf.
Tüm hayatın bir aldanmadan ibaret olduğu 70 sayfalık bir kitapta yazılanlarda saklı. Yazılanlar size çarpa çarpa ilerlerken bir anda tüm dünyanız yerle bir oluyor. Ve soruyorsunuz; Güç uğruna, kariyer uğruna, para uğruna kalbimizi ne zaman teslim ettik. Güç neredeyse, kimdeyse onun peşinde ilerliyoruz ve buna yaşamak diyoruz.
İnsanı, insan yapan bedeni mi yoksa ruhu mudur? Beden sadece sahip olduğumuz bir görünüş, bir aldanmadır. Bedenimize can veren ruhumuzken, biz ruhumuzu ne uğruna kaybettik? Bedenler bu kadar metalaşmışken, bedenlerimiz bir başkasının elinde sermaye kaynağı olurken, ruhumuzu nerede kaybettik? Ruhumuzu ne uğruna sattık?
72 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Ursula Guin’in önsözde belirttiği;
“Tiptree, yazıda ve üslupta 'erkek' ile 'kadın'ın ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti." Bir söz bir kitaba ancak bu kadar oturur.
Kitabın çok farklı bir dili var anlatıcı bazen çok uzaktaki birisi gibi hissediyorsunuz bazen de olayların çok içinde size “anladınız mı?” diye soran birisi gibi...
Yine anlıyoruz ki işin içine aşk girince bütün olaylar sarpa sarıyor.Kitap çok ince olmasına rağmen ağır bir kurgusu var. Yüzyılın en iyi bilim kurgu öykülerini okuduktan sonra sanırım hiç bir bilim kurgu kitabına tam puan veremeyeceğim...Onun yanında çok hafif kaldı ama değişik bir kurgu farklı bir bakış açısı sırf bunlar için bile okunur.

****
72 syf.
·Beğendi·9/10
Günümüz genel olarak ne kadar sahte değil mi? Televizyonda izledikleriniz, sosyal medya, spor, siyaset... Gördüğünüzün ötesinde bir şeyler olduğunu düşünmüyor musunuz? Bu sahteliğin nerede başladığını ve nerede bittiğini (ya da bitip bitmediğini); kimleri kapsadığını ve sizleri ne derece etkilediğini fark etmek ne kadar da zor. Gözleri açmak gerek; fakat etrafta bu kadar körlük varken sivrilmek, kötü sonuçlar da doğurabiliyor.

Kitabın konusuna aslında bir nebze giriş de yapmış bulundum. Daha önceki yazılarımdaki gibi; konulara en fazla bu kadar girerim. Fazlası zaten satırlarda mevcut. Her şeyden önce İthaki'yi tebrik etmek gerekir sanırım. Bilimkurgu Klasikleri gerçekten çok büyük bir adım. Bu adımlardan oluşan yürüyüş de hala devam etmekte. İthaki, son hızla bizlerle klasikleri buluşturuyor. Ah bir de şu eski baskıları yenileseler de okumak istediğimiz kitaplara ulaşabilsek!

Ursula K. Le Guin'in bu eser için yazdığı önsöz sanırım beni en çok etkileyen, karşılaştığım en samimi önsöz. Kısa bir öykünün aslında ne kadar derin olabileceğini bizlere yalnızca birkaç kelimenin derinliği ile gösteren usta kalem de ayrıca tebrik edilmeyi hak ediyor.

"Uzaktan Kumandalı Kız" o kadar derin ve güzel düşünülmüş bir kısa öykü ki elinizde olmadan günümüz ve geçmişimizle ilgili bağlantılarını kuruyorsunuz. Tiptree Jr.'ın anlatım tekniği mükemmel. Kitabı elinize aldığınız an sanki (mevsime de uyum sağlamak lazım) hafifçe esen bir yaz rüzgarı eşliğinde Tiptree Jr. ile bir bahçede yan yanasınız, o anlatıyor, siz de ağzınız açık dinliyorsunuz. Tiptree Jr. bu hikayeyi anlatırken aslında bize günümüzün nasıl kumanda edildiğini, gördüklerimizin sahteliğini gösteriyor. Hikayesini bizlere anlatırken aslında gözümüzü açmaya gayret ediyor. Televizyonlarımıza gözümüzü dört açıp bakarken aslında bir o kadar da kör olduğumuz gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Bunu yaparken kullandığı dil masal dili kadar sade, hayrete düşürücü kadar da çarpıcı. Bu gibi kısa öykülere kavuşmak bizim için ödül. James Tiptree Jr.'ın diğer öykülerinin de İthaki'nin radarında olması beni oldukça sevindirdi. Ayrıca unutmadım; baskıları yenileyin Allah aşkına. Lütfen diyorum bakın.
72 syf.
·3 günde·5/10
UZAKTAN KUMANDALI KIZ ️
James Tiptree namı değer Alice B. Sheldon 1967 yılında bu isimle bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun kadın olduğunu bilmiyordu. "Yazıda ve üslupta erkek ile kadının ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti." Sözünden de anlaşılacağı üzere, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor.
🪐
🪐
#kitapyorumu : Gerçekten bizi uzaktan kumandalarıyla yönetenler kim? Kalbimizi ve ruhumuzu ne zaman metrelerce toprağa gömüp kumandayı başkasının eline verdik?
O başkaları tarafından yönetilen yakın bir gelecektesiniz kitapta. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Fakat bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler, günümüz influecerları, youtuberları, instagrammerlarını çağrıştırdı bana; kelimeler ne kadar garip yazılsa da durum bu. Sonuçta milyonların takip ettiği "uzaktan kumandalı robotlar" sadece arada bir ortaya çıkacak ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olacaklar. Popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları.
Her şey istedikleri gibi gidiyordu adamların, tanrılar bu işte çok iyiydi. Hesap edemedikleri tek gerçek ise; uzaktan kumandalı da olsa yerin metrelerce altındayken sahte bedenini fazla benimseyip aşık olan P. Burke.
Hikaye sizi bekler, size keyifli okumalar dileriz
72 syf.
·2 günde·6/10
İthaki bilim kurgu serisinin belki de en kısa kitabı bu olabilir. zaten hugo en kısa roman ödülünü almış. ben kısalığından şikayetçiyim açıkçası. 50 sayfalık bir roman. önsöz çok iyi olmuş Ursula abladan. yazarın erkek adıyla çıkarıp aslında sonra kadın olduğunu açıklaması çok müthiş bir olay bence. Ursula abla bunu güzel betimlemiş :) "Tiptree iyi bir adam fakat en muhteşem yanı aynı zamanda alice adında bir kadın olmasıdır :)" kitaba gelecek olursak eksikleri baya var. anlatım ve karakter tanıtımı olarak yetersiz kalmış. giriş kısımları iyiydi. alt metinini beğendim. reklamlarını günümüzdeki hali ortada. midemiz bulanıyor ama reklamlar hangisini isterse toplum olarak ona yöneliyoruz. bunun önüne geçmek için reklamı yasaklayan bir dünyada hikayemiz geçiyor. Ana karakterimiz yazar gibi çift kişiyi oynuyor(bir insansı robotu uzaktan kontrol ediyor). çok fazla terim girdiği ve tanıtılmadığı için bunlar okumayı zedeliyor. işin sonu aşka gitmesi beni çok ama çok üzdü. böyle bir dünya da aşkla bitmesi acayip hayal kırıklığı. aşk seviyorsanız 9 bile verebilirsiniz. ama benim aram yok. 7de verebilirdim ama bir kaç gereksiz +18 kelimeler ve cümleler yüzünden vermedim. aşk yerine alt metini odaklanılabilirdi. Yani kitabın evreni daya iyi anlatılıp kurgulansa ve uzun bir roman çıksa çok daha güzel bir iş ortaya çıkabilirdi. sıkılmadan okuyabileceğiniz bir çıtır çerez kitap. elinize geçerse okursunuz. sıralamaya alın elbet bir gün ara kitap olarak okursunuz. (uzun kitapların arasında nefes almak için) harcanmış bir potansiyel benim gözümde.
72 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İnternet çağımızın kaçınılmaz katili, kimi zaman da en yakın dostu. Belki de insanların ulaşamadıkları şeylere çok kolay bir şekilde ulaşmalarının tek sahibi! Peki, onun tutsağı olduğumuzun farkında mıyız? Verimli kullanılırsa çok işe yarayan, ama tek bir hata da affetmeyen bir platform burası. Hiçbir çaba veya emek harcamadan, kendimizi olmayan biri gibi göstermenin, istediğimizi istediğimize hiç düşünmeden söylediğimiz ve sonuçlarını asla düşünmediğimiz bir sanal alem. Hani biz şimdi bir simülasyonun içinde miyiz yani diye düşünüp duruyoruz ya, aslında biz kendimizi bir simülasyon içine bile isteye kapatıyoruz. Bütün algılarımızı, farkındalıklarımızı, içimizi, dışımızı, söylemlerimizi, saygı duyduğumuz şeyleri, utançlarımızı veya sevinçlerimizi değiştiriyoruz. Değerleri yıkıyoruz, bencilleşiyoruz. Bencilleştikçe yalnızlaşıyoruz. Bir telefon kadar değil, bir tık kadar yakın olmayı yeğliyoruz ve bundan da hiç korkmuyoruz. Kendimizi ifade edeceğiz diye, başkalarının bunalımlarına sebebiyet verebiliyoruz. Bunlardan besleniyoruz, beş dakikalık ünlülüğe neredeyse ruhumuzu satacak kadar fanatikleşiyoruz. Bizim elimizde uzaktan kumandalar var sanıyoruz, ama aslında bu kumandaları biz bilerek onlara takdim ediyoruz.

James Tiptree Jr ya da Alice Bradley Sheldon. Uzaktan Kumandalı Kızı 1973 yılında yazdığında bunları anlatıyordu. Ta o zamanlardan geleceği bize gösteriyordu, ama biz buna sadece bilim kurgu diyorduk. Oysaki bilim mi kurguydu yoksa kurgular mı bilime dönüşüyordu? Hiçbirimiz bu sorunun cevabını tam olarak veremedik ve veremiyoruz. Ama pek çok şeyi kanıksaya kanıksaya gerçek olduğuna da şahit oluyoruz. Yuhlasak da, göklere de çıkarsak bu çıkmaz paradoksun adresinden de vazgeçemiyoruz. Bu kitap Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü’nün sahibi. Yazarın pek çok öyküsü Nebula ve Hugo ödüllerine layık görülmüş. Dili akıcı, üslubu sert, aydınlık değil; karanlık distopyaların yaratıcısı ve feminist bir yazar. Yıllarca kimliğini saklayan, hatta Ursula L. Guin bile onu erkek zannediyordu, hikayelerini bir erkeğin gözünden yazıldığına insanlara inandıran; CIA’de çalışmış, psikoloji okumuş, hava kuvvetlerinde istihbaratçılık yapmış ve 1987’de intihar etmiş. Belki de gördüklerine dayanamadı, asıl kurguların insanın tam da atomlarında gerçekleştiğinin farkına vardı, kim bilir…

Uzaktan Kumandalı Kız’da yazar bize reklamların olmadığı bir dünya kurar. Artık mağazaların isimleri bile sadece küçük levhalardan oluşmaktadır. İlk bakışta kapitalizme karşı gibi görünse de, üretici toplum tüketicileri her zaman bir mal olarak gördüğünden bunun da çözümü hemen bulunur. Artık devir fütüristtik bir devirdir. Holokameraların, asteroid madenciliğinin, uydu ağı ile iletişimin ve Tanrıların olduğu bir dünyadır. O günün Tanrıları, bugünün ise fenomenleridir aslında. Filtreli burunları, görkemli vücutları ve yaptıkları her hareketleriyle insanları büyüleyen, insan olamayacak kadar gerçek, insan olmadıkları kadar robotturlar. İşte bu tanrıların bir görevi vardır: Tüm reklamları hayatlarının içine gizlerler.
P. Burke adlı anti kahramanımız da, onların yanına yaklaşmak şöyle dursun, gördüklerinde ondan kaçacak kadar çirkin, köle ve ötekidir. Herkesin gözü önünde intihar eder ve bingo! Şansı dönüverir. Ona hayatında kimsenin yapmayacağı bir teklif sunulur bunların yaratıcısı GTX’den: P. Burke ölecek yerine Delphi yaratılacaktır. P. Burke uzaktan kablolarla kimseyi görmediği, bir tabutun içinde toprak yerine kablolarla kaplı yaşayacak, pardon Delphi’yi yaşatacaktır. O çirkinliğinden eser kalmayacak, insanın baktıkça içi gidecek; herkesin peşinde koştuğu bir tanrı, bir fenomen olacaktır. Hiç düşünmeden kabul eder. Kim bir Tanrı olmak istemez ki?

Kadın bedeninin metalaştırıldığı, kapitalizme, tüketime, üretime, değerlere, ötekiliğe karşı bir kısa romanla James Tiptree Jr ya da Alice Bradley Sheldon; bizleri çok da uzakta olmayan bir geleceğe götürür. Bir insanın içinin nasıl canlı canlı oyulduğunun, güzelliğin nasıl yerle bir edildiğinin ve bir şeyleri biraz daha yüceltirsek onun altında nasıl da yok olacağımızın kısa bir tarihini verir aslında. Gelecek, belki de gelmiştir. Geçmiş, belki de şimdidir. Şimdi ise tamamen bizim uydurmamız olabilir.

Hepimizin kumandalarının bir gün pili bitebilir. Kim bilir bitti dediğimiz yerden hayat o acımasızlığıyla belki de döngüsel olarak var olmaya devam edecektir.
72 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
İthaki Bilimkurgu klasiklerinin en ince kitabı olmasına rağmen, bence çoğu kalın kitaplardan daha iyiydi. 1973te yazılmış bir kitap olmasına rağmen, çok ilgimi çeken bir nokta var ki 36.sayfasında, günümüzdeki snapchat filtrelerinden bahsediyor. Mor yarasa, kuş kafası, kurukafa filtrelerinin moda olmasından ve güncellendikçe pazarın nasıl geliştiğinden bahsediyor.
İlginç bir öngörü. Kitabın konusu çok orjinal ve bence biraz daha uzun olmalıydı.
Herkese hitap edeceğini düşünmüyorum ama ben sevdim. Okumak için biraz teknik terimlere hakim olmak gerekebilir, eh sonuçta bilimkurgu okuyorsanız bi zahmet yani :))
Sonuç:
İthaki Bilimkurgu klasikleri kalp ben ;)
72 syf.
·1 günde·9/10
Bir oturuşta okuyabileceğimiz oldukça güzel bir bilimkurgu öyküsü...

Kitaba daha başlamadan Le Guin’in önsözünde kitabımızın yazarı Alice Sheldon’un uzun yıllar boyunca kadın kimliğini gizleyerek öykülerini James Tiptree olarak yazması merak duygumuzu kabartıyor.

Bir dünya düşünelim reklamlar yok. Reklam panosu,logo,slogan,cingıl,gökyüzü ilanı,tanıtım,subliminal mesaj hiç biri yok. Kitabımız Huckster Yasası ile reklamların yasaklandığı bir distopyayı anlatıyor. P.Burke isimli pekte güzel olmayan kitapta yer yer enkaz diye tabir edilen bir kızımızı laboratuvar ortamında dünyalar güzeli peri masalı karakteri gibi oluşturulmuş Delphi’yi uzaktan kontrol etmesi için seçiyorlar bugünlerde oldukça alışık olduğumuz bir görev için: “influencerlık”

GXT isimli şirket bu yasağı delmek için yeni bir yol buluyor canlı reklam bu günümüzdeki sosyal medya fenomenlerinin yaptığıyla oldukça benzer bir durum tabiki reklamı yapacak kişinin de oldukça görselliğe hitap etmesi gerekiyor. P.Burke’nin ruhunu taşıdığı bedenin Delphiye ait olduğu canlı reklam kısa zamanda çok ses getiriyor ve oldukça popüler oluyor. P.Burke ise bu işe oldukça kendini kaptırıyor taa ki yasak olduğı halde bir başkasının bedeninde aşık olana kadar...

Günümüzden oldukça fazla benzetme bulabileceğimiz bu sarsıcı kitabın sonu ise üzücü ve çarpıcı bitiyor. Kısa ve öz bir hikaye keyifle okumanızı tavsiye ederim.
72 syf.
·4 günde·7/10
Bir dünya düşünün ki reklamlar yasak; reklam sözcüğü bile yasak. Karşınızda da alaycı bir anlatıcı; size "zombi" olarak hitap eden, herkesi/her şeyi oldukça güçlü sıfatlarla niteleyen, lafını esirgemeyen.
Günün birinde reklamların yasaklanması gibi bir mucize olursa, ki hiç sanmıyorum, gerçekleşmesi olası şeyler içeriyor metin. P. Burke insanın içini sızlatan, kıyamam ya şeklinde okuduğum bir karakter oldu. Ve onun yaşadığı intihar olayı malesef ki bilimkurgunun değil gerçek dünyanın bir parçası.
Konuyu gerçekten çok sevdim ama yazarın üslubunu sevemedim. Ben böyle okuyucuyla sohbet havasında, araya girip bölen yazım tarzlarını sevmiyorum. O yüzden yazarın dili bu anlamda hoşuma gitmedi. Bir de kitap çok kısa. Bu kadar güzel bir konuyu işlemek için asla yeterli değil sayfa sayısı. O yüzden de pek keyif alamadım okurken. Ama kitabı okurken kafamda adeta bir black mirror bölümü çektim.
Haberlerde yalnızca insanların bilmesini istedikleri şeyleri gösteriyorlar. Ülkenin yarısı yanıp kül olsa bile onlar istemediği sürece kimsenin haberi olmaz.
James Tiptree Jr
Sayfa 53 - İthaki Yayınları, 2. Baskı
Haberlerde yalnızca insanların bilmesini istedikleri şeyleri gösteriyorlar. Ülkenin yarısı yanıp kül olsa bile onlar istemediği sürece kimsenin haberi olmaz.
Kocaman bir yalan ve çöp girdabı dönüyor da dönüyor,büyüyor da büyüyor ve hiçbir şeyin değişeceği yok.
James Tiptree Jr
Sayfa 54 - İthaki Yayınları
Haberlerde yalnızca insanların bilmesini istedikleri şeyleri gösteriyorlar.Ülkenin yarısı yanıp kül olsa bile onlar istemediği sürece kimsenin haberi olmaz.Dee,sana anlatmaya çalıştıklarımı kafan almıyor mu?Bütün dünyayı programlamışlar! İletişim kanallarını tamamen kontrol altına almışlar.Gösterdiklerini düşünecek ve verdiklerini isteyecek hâle getirmişler herkesi,istemeye programlandıkları şeyleri verip duruyorlar onlara.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uzaktan Kumandalı Kız
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758082
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Girl Who Was Plugged In
Çeviri:
Begüm Kovulmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
“Tiptree, yazıda ve üslupta ‘erkek’ ile ‘kadın’ın ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti.”

- Ursula K. Le Guin -

Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü

Alice B. Sheldon 1967 yılında James Tiptree Jr. adıyla bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun aslında bir kadın olduğunu bilmiyordu. Bu durum ortaya çıktığında ise insanlar ne şaşkınlıklarını gizleyebilmiş ne de yazarı takdir etmekten kendilerini alabilmişti. Ötekilikten cinsiyete, gerçeğin yanıltıcılığından insanın evrendeki yerine kadar pek çok konuyu eşsiz üslubuyla anlattığı onlarca eserinin en önemlilerinden biri olan Uzaktan Kumandalı Kız'da ise Tiptree yalnızca kendisinin yazabileceği, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor.

Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları.

Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak.

Kilometrelerce öteden P. Burke’ün kumanda etmesiyle dünyayı sarsmaya başlayan Delphi şöhret basamaklarını hızla tırmanırken bu akıldan yoksun Kumandalı’nın arkasındaki Burke de yaşam amacını bulmuş gibidir. Ta ki bu sahte bedenini fazla benimseyip âşık olana dek.



İnsanı insan yapan bilinci midir? Ruh mu bedene hapistir yoksa beden mi ruha?

Uzaktan Kumandalı Kız, hayallerin yeniden bedenlenme süreci.

Ursula K. Le Guin’in önsözüyle

Kitabı okuyanlar 1.101 okur

  • Orhan Sinan TÜRKER
  • Ayşe
  • İlhami Keleş
  • chmst17
  • Hatice Aybike Yahşi
  • Elif
  • Büşra Gündüz
  • Ezgi
  • November Rain
  • Tuğçe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.8 (33)
9
%12.3 (60)
8
%22.1 (108)
7
%25.4 (124)
6
%16 (78)
5
%9.2 (45)
4
%3.9 (19)
3
%2.3 (11)
2
%1.2 (6)
1
%0.8 (4)

Kitabın sıralamaları