Uzun Hikaye

8,5/10  (278 Oy) · 
983 okunma  · 
273 beğeni  · 
4.679 gösterim
Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu.
Babam "İnatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedene çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu.
Keşke...

Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı. Sanki anlaşmışlar gibi babam da ona bakar, dudaklarında muzip bir gülümseme:
"Hıh... Biz okuduk bir şey olduk sanki" diye omuz silkerdi.
(Kitabın İçinden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2000
  • Sayfa Sayısı:
    115
  • ISBN:
    9789759953331
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Münzevi Okur 
22 Oca 22:45 · Kitabı okudu · 1 günde

Küçük kasabalar, tren istasyonları ve yollarda geçen, hiçbir yere tutunamayan kısa ama aslında upuzun bir hikâye bu…

Bugün film izlemek için film arayışına girmiştim. Karşıma Uzun Hikâye çıktı. Tam izlemeye başlıyordum ki geçen gün kardeşimin elinde bu isimde ki kitabı görmüştüm. Sonra filmi kapatıp kitabı elime aldım başladım okumaya.

Bu kitap "Sinemayı yakıp Münire'yi kaçıran Bulgaryalı Ali'nin destanı." nı ve sonrasını anlatır. Anlatıcımızın babası Bulgaryalı Ali; haktan, eşitlikten bahseden ve gördüğü haksızlık karşısında susmayan biriydi. Ne eşi Münire’nin dayak yemesini ailesinin yanına bırakmış, ne de kendi emeğiyle kurduğu o bahçeyi o müdüre. Yeri gelmiş sosyalist Ali olmuş. Ama kimseye pabuç bırakmamış. Eşini üzmeyen, her işi ona yüklemeyen. Kendi işleri yanında eşine de yardım eden iyi kalpli Adam gibi adam... Eşini de düşünmek lazım. Her şeye rağmen onu bırakmayan, onun yanında olan bir kadın. Bulgaryalı Ali nasıl bir insanmış öyle. Ben çok sevdim. Zorlu geçen yaşamlarını o pozitifliliği ile mutluluğa çevirmişler. Aralarında ki aşk öyle kuvvetli ki her zorluktan sonra biraz daha artmış. Bütün o sürgünler, yolculuklar ve yoksulluk karşısında pes etmemişler. Ye'se, ümitsizliğe kapılmamışlar. Hep bir çıkar yol bulmuşlar. Kendi karamsarlığıma bakınca bu hikâyelerde ki kahramanlara imreniyorum. Kendimce ders de çıkarıyorum. Bana faydası dokunan, böyle olan her kitabı ayrı ayrı seviyorum.
Lakin hikâyemiz böyle mutlu bir seyirde devam etmiyor. Bir olay oluyor. Bulgaryalı Ali ağlıyordu. Ama önlerinde oğluyla yollarda geçecek hareketli günler vardı.

Tek hikâyemiz, tek karakterimiz Ali değil. Bu kısa kitapta daha birçok kişi ve hikâyesini göreceksiniz. Anlatıcının Adı Rıza mı Remzi mi tam hatırlayamadığı istasyon şefi ve acıklı hikâyesi var. Sonra Çerçi Abdullah var. Ardından Arkadaşı Celal'in hastalığı ve onun Ayla'ya olan sevdasının hikâyesi var.

Kitabın içinde particilik kavramı 1 sayfa da mükemmel bir şekilde anlatılmış. O sayfayı not almak lazım. Kitabımız içinde başka kitap isimlerine de rastlıyoruz. Küçük Prens, İlk Aşk, Beyaz Geceler, Şahika, Yeşil yıllar, Çehov hikâyeleri gibi kitap isimlerini gördüm. Hepsi de birbirinden güzel kitaplar. Tıpkı bu güzel kitap gibi… Neşet Ertaş türküsüne dahi rastlıyoruz. Kitapta Saka kuşu ile küpe çiçeğinin yanında karakterlerin bir kısmı jilet gibi takım elbise giyen tipler olması da dikkatime çeken taraflarından

Duygusal bulduğum tarafları var. İlk yaşanan kötü olay beni en çok duygulandıran olay olmuştu. Kitabı bitti. Sıra filminde…

Rıfat ÇELEBİ 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kelimeler kifayetsiz kaldığında susar ya insan, "Uzun Hikaye"de onun gibi birşey işte. Ciltlere sığacak bir hikayeyi 114 sayfada anlatıp, adına da "Uzun Hikaye" demek her yazarın harcı olmasa gerek. Yine sonunda kavuşmak olmayan, kitap sayfaları arasında başlayıp ahirete kalan yarım bir sevda, hüzzam bir hikaye... "Tirende Bir Keman" hikayesinde olduğu gibi baba ile oğulun benzer sonu...Acılar, aşklar, yolculuklarla yoğrulan göçebe bir hayat, bir yere ait olmadan geçen bir ömür...Olur olmadık yerde boşalan kaderin kurulu yayı... Aşkların ve samimiyetin naylonlaşmadığı zamanlar...Kısacık uzun bir hikaye... Bu kitap hakkında daha bir sürü şey yazarım ama uzun hikaye... Okuyun işte...

Beyza Gördebil 
09 Mar 13:28 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Bir yazar her cümlesi, her noktası ve virgülüyle nasıl içimizden biri olabilir, nasıl bu kadar sade ve derin bir üslupla anlatır Anadolu'nun hikayelerini? Mustafa Kutlu dönemimizin en iyi öykü yazarıdır bana göre. Her kitabında okuyucusuna olan samimiyetini görmek, kendimden bir şeyler bulmak ve o muazzam kalemi beni etkiliyor. Kesinlikle daha fazla Mustafa Kutlu okumam gerektiğini anlıyorum.

Hepimizin bir Uzun Hikaye'si var şüphesiz. Mustafa Kutlu da Sosyalist Ali Bey'in hikayesini anlatıyor. "Sinemayı yakıp Münire'yi kaçıran Bulgaryalı Ali'nin destanı" nı anlatıyor. Bulgar muhaciri, haksızlığa tahammül edemeyen bu yüzden de sürekli başı belaya girdiği için şehir şehir gezen, her işten anlayan, yakışıklı, karizmatik, ağzı laf yapan bir adamdır Ali Bey. Daha çocukluktan başlayan göçebe hayat Ali Bey ve ailesi için hiç son bulmuyor. Münire'yi kaçırıp bir tren vagonuna yerleşmeleriyle de yoksulluklar, zorluklar içinde de olsa sevgi dolu kimine göre uzun kimine göre kısa hikayeleri başlıyor. Hikaye Ali Bey'in oğlu tarafından anlatılıyor. Babasıyla aynı kaderi paylaşıp paylaşmadığı ise bir muamma. Her şey çok gerçek. Ali ve Münire'nin aşkı da hepimizi kıskandıracak, imrendirecek cinsten. Ve keşke adı gibi uzun olsa dediğim bir Mustafa Kutlu kitabı daha. Emin olun kitap bitmeden elinizden bırakamayacaksınız :) iyi okumalar.

Merve 
01 Ağu 22:13 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Uzun hikayenin filmini de izlemiştim ama sanırım kitap kadar etkilenmemiştim.
ALINTI "Ben o zamanlar onaltı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu."
Böyle başlıyor uzun hikaye..
Hani derler ya hayatımı anlatsam roman olur, bu kirpi saçlı çocuk anlatmış, upuzun bir hikaye olmuş :)

Tavsiyemdir. Özellikle sonu çok çok güzel. Keyifli okumalar :)

DERYA 
30 Haz 22:22 · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Umudum her zaman bakidir ama zaman kısa,yol uzun ben yorgunum...

Yol arkadaştır insana...Tanıtır insanı insana,kötüyü tanıtır,iyinin kıymetini bildirmek için...Fakiri,garibi tanıtır sofrasının,gönlünün zenginliğini göstermek için...Yollar tanıtır insana dostu da düşmanı da...Minicik bir çocuğun gözünde ki ışık yol olur kimi zaman...Kimi zaman da boynunu bükmüş bir papatyanın yaprakları...Olmazları olduran,olurları bozduran yoldur,yolcudur...Kiminin varmak için can attığı yere,kimi dönmek için saatler sayıyordur...Güneşin doğuşuyla başlayan yeni günün umudu,batan güneşle hatıra olur yaşanmışlar...Belki bir çobanın kavalında,bir kuzunun melemesinde,bir kelebeğin omuzuna konmasında,bir gecenin şafağında gizlidir gittiğin yol...
Yol uzun ,hikaye uzun,hayat kısa olsa da gittiğimiz yollar sevdiklerimize çıkıyorsa,yol da başım üstüne,çektiğim sıkıntılar da...

Taner durmaz 
12 Haz 00:33 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hem filmini izledim hemde kitabı okudum ama bana sorarsanız kitabı okuyun derim ve bir çocuğun ağzından kısa ama upuzun bir hikayeyi dinlemeye hazır olun

Uzun hikaye okuduğum ilk Mustafa Kutlu kitabıdır. Yeri ayrıdır bu nedenle.
İçinde tren geçen hikayeleri, şiirleri hep sevmişimdir. Kitabın kapak resmindeki tren ve çocuk resmi sevgimin başlıca nedenlerindendir. Dahası Mustafa Kutlu, tren demez hiç. Tiren diyerek o soğuk kelimeyi daha çok bizden Anadou'dan kılar.

Uzun Hikâye, Göçmen Ali ve onun eser boyunca adını öğrenemediğimiz,
oğlunun başından geçen olayları anlatan Zamanın Türkiye’sinin fotoğrafını güzel yansıtan bir Mustafa Kutlu öyküsü. İnatçı bir oğul ile Bulgaristan göçmeni ve adı sosyaliste çıkan bir babanın öyküsü.
Mustafa Kutlu, bir otobiyografi havasında anlatıyor hikayeyi. Kahramanımız kendisi midir bilinmez ama yer yer hayatından izler taşıdığı bilinir.

Gittikleri her kasabada ya bir siyasi olay ya bir aşk macerası ile son bulan ve yine yollara düşme vaktinin geldiği yolculuklar, kapak resmi en çok bu kısımlarda canlanıyor gözlerimin önünde. Kara tren dumanlarını çıkartarak yol alırken ayrılık yeni bir hikayeye doğru yol alıyor. Yine yol göründü diye düşünen oğula güzel bir sürprizi var Mustafa Kutlu’nun.

Feride..
Elinde kasımpatılarla Küçük Kitapçı’ya gelen yeşil gözlü Feride.
Uzun Hikaye burada başlıyor benim için..
Feride’nin başını kaldırıp gözleriyle buluştukları an, kahramanımızın zihninden geçenleri okuyorum ve aşkın bu güzel haline, saf haline imreniyorum:
Gözlerinin yeşilinde kahverengi menevişler varmış meğer..

Benim en kıymetli öykülerimdendir. Kavuşmanın, aşkın ve sevdanın sadece bedenle değil ruhla alakalı olduğunu düşünenlerdenim çünkü.
Bir daktilo, mızıka, yeşil gözlerinde kahverengi menevişlerle Feride ve içli bir Neşet Ertaş türküsü.
Alın size uzun bir hikaye..

Salih Çermik 
10 Oca 16:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk eseri, 'Uzun Hikâye'... Ve devamında yazarın tüm kitaplarını okudum, tüm kitaplarını okuduğum tek yazar. Uzun Hikaye, adının aksine sayfa sayısı kısa (az) ancak barındırdığı duygu, anlatım adı gibi... Mustafa Kutlu'nun dili sade, hoş. Bu eserinde de üslup aynı. Harika bir çizgisi var yazarın, sohbet edercesine anlatıyor her şeyi. Yoğun duyguların olduğu, mükemmel bir olay örgüsüne sahip kitap. Kesinlikle tavsiye edilir.

Nazan gercek 
13 Şub 22:45 · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Kisaçık bir öykü ama anlattığı kocaman uzun bir hikaye "kim bilir ne kadar yazmışım,omuzlarim tutulmuş. Sabah ezanı okunmaya başladı. Daktilonun basindan kalktım. Pencereye gidip perdeyi aralayarar dışarı baktım. İşte bir küçük kasaba daha, uyanıyor diye bitiriyor yazar o kadar güzel anlatmıştı baba oğul kenetlenmisler birbirlerine her zaman kendine güvenen,cesur yürekli Ali ve onun sımsıcak öyküsü mutlaka tavsiye ederim. .

EMRE YAMAN 
 05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Hepimiz küçüklere bir hikaye anlatmışızdır.Biz çocuklardan kaç kez dinledik belki hiç.Bir çocuktan hikaye dinlemek onunla arkadaş olmak,dertlenmek,gülmek isterseniz bu hikayeyi okuyun yani bir çocuktan dinleyin.

Hayatı göç ile geçen,annesini kaybetmiş,babasının idealleri yüzünden sürgün yiyen bu çocuğun hikayesi çok özel.Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kitap çocuk ağzıyla yazılmış.Tatlı tatlı gülümsemeler,yavru bir kuş edasıyla oradan oraya giden çocuk.Sizi sıkmadan son sayfasına kadar sizin yanınızda.


Yazar sosyalist babanın sürgününde yanında yaşayan çocuğun hikayesini yazmış hatta yaşamış.Sürgün günlerinde çocukların düşüncelerini,neler hissettiklerini anlatmış.

Bu incelemeyi yaparken ne yazacağımı bilemedim.Kelimelerim birbirine dolandı etkilendim sanırım.Siz en iyisi alın okuyun.

Kitaptan 86 Alıntı

mavera 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bizim sevdamız artık ahirete kalmıştır, böyle bilsin..

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 108)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 108)

“Ayakkabılar eskir be Ali’m.

Her şey eskir.

Bak sen hâlâ sevdiğim adamsın, sen eskime.”

Filminden alınmıştır.

Uzun Hikaye, Mustafa KutluUzun Hikaye, Mustafa Kutlu
Ahmet Can Ayhan 
29 Oca 02:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

- Nereye gideceksin?
- Bilmiyorum.
- İyi... Bilmemek en iyisi.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109)
Ahmet Samsa 
20 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünyada ne insanlar var, yüzü insan, içi odun. Neyse.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 19)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 19)
Ahmet Can Ayhan 
28 Oca 19:41 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sabaha kadar türkü çığırdık, Neşet Ertaş'tan okuduk:

Mühür gözlüm seni elden
Sakınırım kıskanırım

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 97)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 97)
9 /