Uzun Hikaye

8,5/10  (234 Oy) · 
787 okunma  · 
213 beğeni  · 
4.230 gösterim
Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu.
Babam "İnatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedene çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu.
Keşke...

Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı. Sanki anlaşmışlar gibi babam da ona bakar, dudaklarında muzip bir gülümseme:
"Hıh... Biz okuduk bir şey olduk sanki" diye omuz silkerdi.
(Kitabın İçinden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2000
  • Sayfa Sayısı:
    115
  • ISBN:
    9789759953331
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Münzevi Okur 
22 Oca 22:45 · Kitabı okudu · 1 günde

Küçük kasabalar, tren istasyonları ve yollarda geçen, hiçbir yere tutunamayan kısa ama aslında upuzun bir hikâye bu…

Bugün film izlemek için film arayışına girmiştim. Karşıma Uzun Hikâye çıktı. Tam izlemeye başlıyordum ki geçen gün kardeşimin elinde bu isimde ki kitabı görmüştüm. Sonra filmi kapatıp kitabı elime aldım başladım okumaya.

Bu kitap "Sinemayı yakıp Münire'yi kaçıran Bulgaryalı Ali'nin destanı." nı ve sonrasını anlatır. Anlatıcımızın babası Bulgaryalı Ali; haktan, eşitlikten bahseden ve gördüğü haksızlık karşısında susmayan biriydi. Ne eşi Münire’nin dayak yemesini ailesinin yanına bırakmış, ne de kendi emeğiyle kurduğu o bahçeyi o müdüre. Yeri gelmiş sosyalist Ali olmuş. Ama kimseye pabuç bırakmamış. Eşini üzmeyen, her işi ona yüklemeyen. Kendi işleri yanında eşine de yardım eden iyi kalpli Adam gibi adam... Eşini de düşünmek lazım. Her şeye rağmen onu bırakmayan, onun yanında olan bir kadın. Bulgaryalı Ali nasıl bir insanmış öyle. Ben çok sevdim. Zorlu geçen yaşamlarını o pozitifliliği ile mutluluğa çevirmişler. Aralarında ki aşk öyle kuvvetli ki her zorluktan sonra biraz daha artmış. Bütün o sürgünler, yolculuklar ve yoksulluk karşısında pes etmemişler. Ye'se, ümitsizliğe kapılmamışlar. Hep bir çıkar yol bulmuşlar. Kendi karamsarlığıma bakınca bu hikâyelerde ki kahramanlara imreniyorum. Kendimce ders de çıkarıyorum. Bana faydası dokunan, böyle olan her kitabı ayrı ayrı seviyorum.
Lakin hikâyemiz böyle mutlu bir seyirde devam etmiyor. Bir olay oluyor. Bulgaryalı Ali ağlıyordu. Ama önlerinde oğluyla yollarda geçecek hareketli günler vardı.

Tek hikâyemiz, tek karakterimiz Ali değil. Bu kısa kitapta daha birçok kişi ve hikâyesini göreceksiniz. Anlatıcının Adı Rıza mı Remzi mi tam hatırlayamadığı istasyon şefi ve acıklı hikâyesi var. Sonra Çerçi Abdullah var. Ardından Arkadaşı Celal'in hastalığı ve onun Ayla'ya olan sevdasının hikâyesi var.

Kitabın içinde particilik kavramı 1 sayfa da mükemmel bir şekilde anlatılmış. O sayfayı not almak lazım. Kitabımız içinde başka kitap isimlerine de rastlıyoruz. Küçük Prens, İlk Aşk, Beyaz Geceler, Şahika, Yeşil yıllar, Çehov hikâyeleri gibi kitap isimlerini gördüm. Hepsi de birbirinden güzel kitaplar. Tıpkı bu güzel kitap gibi… Neşet Ertaş türküsüne dahi rastlıyoruz. Kitapta Saka kuşu ile küpe çiçeğinin yanında karakterlerin bir kısmı jilet gibi takım elbise giyen tipler olması da dikkatime çeken taraflarından

Duygusal bulduğum tarafları var. İlk yaşanan kötü olay beni en çok duygulandıran olay olmuştu. Kitabı bitti. Sıra filminde…

Rıfat ÇELEBİ 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kelimeler kifayetsiz kaldığında susar ya insan, "Uzun Hikaye"de onun gibi birşey işte. Ciltlere sığacak bir hikayeyi 114 sayfada anlatıp, adına da "Uzun Hikaye" demek her yazarın harcı olmasa gerek. Yine sonunda kavuşmak olmayan, kitap sayfaları arasında başlayıp ahirete kalan yarım bir sevda, hüzzam bir hikaye... "Tirende Bir Keman" hikayesinde olduğu gibi baba ile oğulun benzer sonu...Acılar, aşklar, yolculuklarla yoğrulan göçebe bir hayat, bir yere ait olmadan geçen bir ömür...Olur olmadık yerde boşalan kaderin kurulu yayı... Aşkların ve samimiyetin naylonlaşmadığı zamanlar...Kısacık uzun bir hikaye... Bu kitap hakkında daha bir sürü şey yazarım ama uzun hikaye... Okuyun işte...

Nazan gercek 
13 Şub 22:45 · Kitabı okudu · 1 günde

Kisaçık bir öykü ama anlattığı kocaman uzun bir hikaye "kim bilir ne kadar yazmışım,omuzlarim tutulmuş. Sabah ezanı okunmaya başladı. Daktilonun basindan kalktım. Pencereye gidip perdeyi aralayarar dışarı baktım. İşte bir küçük kasaba daha, uyanıyor diye bitiriyor yazar o kadar güzel anlatmıştı baba oğul kenetlenmisler birbirlerine her zaman kendine güvenen,cesur yürekli Ali ve onun sımsıcak öyküsü mutlaka tavsiye ederim. .

EMRE YAMAN 
 05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Hepimiz küçüklere bir hikaye anlatmışızdır.Biz çocuklardan kaç kez dinledik belki hiç.Bir çocuktan hikaye dinlemek onunla arkadaş olmak,dertlenmek,gülmek isterseniz bu hikayeyi okuyun yani bir çocuktan dinleyin.

Hayatı göç ile geçen,annesini kaybetmiş,babasının idealleri yüzünden sürgün yiyen bu çocuğun hikayesi çok özel.Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kitap çocuk ağzıyla yazılmış.Tatlı tatlı gülümsemeler,yavru bir kuş edasıyla oradan oraya giden çocuk.Sizi sıkmadan son sayfasına kadar sizin yanınızda.


Yazar sosyalist babanın sürgününde yanında yaşayan çocuğun hikayesini yazmış hatta yaşamış.Sürgün günlerinde çocukların düşüncelerini,neler hissettiklerini anlatmış.

Bu incelemeyi yaparken ne yazacağımı bilemedim.Kelimelerim birbirine dolandı etkilendim sanırım.Siz en iyisi alın okuyun.

Salih Çermik 
10 Oca 16:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk eseri, 'Uzun Hikâye'... Ve devamında yazarın tüm kitaplarını okudum, tüm kitaplarını okuduğum tek yazar. Uzun Hikaye, adının aksine sayfa sayısı kısa (az) ancak barındırdığı duygu, anlatım adı gibi... Mustafa Kutlu'nun dili sade, hoş. Bu eserinde de üslup aynı. Harika bir çizgisi var yazarın, sohbet edercesine anlatıyor her şeyi. Yoğun duyguların olduğu, mükemmel bir olay örgüsüne sahip kitap. Kesinlikle tavsiye edilir.

Kimin sözüydü, hatırlamıyorum: Hikaye hayata açılan pencerelerden biridir. UZun hikayede tıpkı böyle. Bir pencerenin ardından hayatı seyreder gibi... Anlıyorsunuz, hissediyorsunuz, kahramanlarla birlikte yol alıyorsunuz ama seyrediyorsunuz. Usta kalem, usta işi öykü. Okuması tek kelimeyle: Keyif...

Zeynep Öztemel 
24 Nis 21:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Ne yazsa okurum" dediğimiz yazarlar vardır..Benim için Mustafa Kutlu o yazarlardan..Kalemini çok beğendiğim okurken ruhumu dinlendiren kalbime dokunan..

Emine Koç 
01 May 17:47 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hani hatırladığınızda içinizi burkan, konuşsan yara, sussan zehir olabilecek hikayeler vardır ya boğazınızda. Düğüm gibi bir yumru halinde her yutkunuşunuzda naif bir tadıyla durur orada. Varlığı belli belirsiz gibi durur aslında ama hayatın boyunca yanındadır. Biri sorar sonra:
''Ne oldu?'' ve uğruna saatlerce konuşabileceğin şey uğruna sadece iki kelime söylersin, ''Uzun hikaye...''
Bu kitapta böyle bir kitap işte... Bana önerildiğinde iki günde bitiririm demiştim. Bitirdim bitirmesine de, ah keşke o sayfaları o kadar büyük heyecanla çevirmeseydim de hemen bitmeseydi diyorum. Ne güzel, akıcı bir şekilde yazmış. Filmini izledim. Orası ayrı bir mükemmeldi zaten.

Ahmet Samsa 
23 Kas 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir uzun göç hikayesi.
İlk defa Mustafa Kutlu okuyorum ve çok beğendim. Zaten ben böyle kitapların adamıyım. Kitaptaki betimleme ve tasvirler çok güzel. Akıcı bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okunuyor. Hatta kendi adıma seve seve okunuyor da diyebilirim. :)
Sosyalist Ali'nin hikayesini anlatıyor oğlu. Ama bir başka anlatıyor. Çok genç bir adamın ağzından anlatılması sayesinde daha da ilgimi çekti anlatım. Bir 'vagon-ev'de başlayan hikaye farklı anadolu kasabalarında devam ediyor. Ali'nin haksızlığa dayanamayan bir yanı var. "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" misali de bu yüzden barınamıyor bir yerde, barındırmıyorlar. Yanında oğlu, saka kuşu, küpe çiçeği ve karısının bir fotoğrafıyla sizi de davet ediyor, kendi içinizde bir yolculuğa Sosyalist Ali.
Arkadaşımdan aldığım ve geri vereceğim bir kitap olması konusu da ayrıca üzücü benim için.
Tavsiyedir.

M.Y. 
13 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Kitap vakti zamanında Bulgaristan’dan göçüp Türkiye’ye yerleşen, haksızlığa gelemediği ve eşitlikten yana olduğu için sosyalist damgası yiyen Ali ve oğlunun hayat hikayesini anlatıyor. Damga dedim çünkü kitap, Türkiye’de sosyalist olmanın hakaret veya zararlı bir şey olarak görüldüğü zamanlarda geçiyor. (Gerçi hoş hala bazı düşünceler değişmiş değil ya)

Mustafa Kutlu’nun sade anlatımını fazlasıyla beğendim. Sanki bir tanıdığınızın öyküsünü okuyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Sayfa sayısı olarak kısa ama adı gibi uzun bir hikaye anlatılıyor. Kitap bir yere kök salamadan yollarda geçen sürgün gibi bir ömrü, baba oğul ilişkilerini, dönemin siyasi portresini siyasetsiz ve abartmadan güzel anlatmış. Kitap bittikten sonra garip bir şekilde insanı hüzün ve umudun arafında bırakıyor.

Not: Kitabın filminde bazı olaylar, karakterler ve sonu değiştirilmiş ama hikayenin özü aynı.

Kitaptan 82 Alıntı

mavera 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bizim sevdamız artık ahirete kalmıştır, böyle bilsin..

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 108)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 108)

“Ayakkabılar eskir be Ali’m.

Her şey eskir.

Bak sen hâlâ sevdiğim adamsın, sen eskime.”

Filminden alınmıştır.

Uzun Hikaye, Mustafa KutluUzun Hikaye, Mustafa Kutlu
Ahmet Can Ayhan 
29 Oca 02:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

- Nereye gideceksin?
- Bilmiyorum.
- İyi... Bilmemek en iyisi.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109)
Ahmet Samsa 
20 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünyada ne insanlar var, yüzü insan, içi odun. Neyse.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 19)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 19)
Ahmet Can Ayhan 
28 Oca 19:41 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sabaha kadar türkü çığırdık, Neşet Ertaş'tan okuduk:

Mühür gözlüm seni elden
Sakınırım kıskanırım

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 97)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 97)
KeMâL 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Öyle... İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.

Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109 - Dergah Yayınevi)Uzun Hikaye, Mustafa Kutlu (Sayfa 109 - Dergah Yayınevi)