Adı:
Vadideki zambak
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799944353129
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Zamanı Yayınları
İsteğine boyun eğiyorum. Kendisinin bizi sevdiğinden daha çok bizim kendisini sevdiğimiz kadının ayrıcalıklı durumu, akım kurallarını bize bütün yönleriyle unutturmaktadır. Alnınızda küçücük bir çizginin dahî oluştuğunu görmemek için, en ufak bir redden kederlenen dudaklarınızdaki hüzün ifadesini gidermek için mucizeler yaratıp uzaklıkları aşar gelir, kanımızı döker ve geleceğimizi hiçe sayarız. Bugün geçmişimi bilmek istiyorsun, al işte öğren. Fakat Natalie bilmeni istediğim birşey var: ben bugüne değin sana itaat ederek dokunmaya bile kıyamadığım anıları çiğnemek zorunda kaldım.
328 syf.
·Puan vermedi
Ben de bir sıkıntı var galiba okurken bu kadar mi sıkılır insan bir kitabı, dünya klasiği olmuş bu günlere kadar okuyucular severek okumus ama ben bir aydır iteleyerek okuyorum sonunda bugün bitirdim. Basladigimdan beri kaç kitap bitirdim ama bu kitap yok bitmedi.Betimlemeler içinde boğuldum koptum resmen icerikten, sonlara doğru diyaloglar arttı da akicilasti biraz.
Kitabin istediği sonsuz ve imkansiz ask ikilisini çok guzel yansitmis Balzac. Insanlarin icindeki gelgitleri, duygusal devinimlerini sonuna kadar hissettim okumalisiniz benden daha cok zevk alicaginiza eminim:(
328 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
Vadideki Zambak’ı ikinci kez okudum. İlk okuyuşumda özellikle kırlardaki çiçeklerin anlatıldığı kısımlarda betimlemelerin fazlalığı nedeniyle rahatsız olmuştum. Dahası Balzac’ı betimlemeyi abartan bir yazar olarak değerlendirdim. Ve bu sitedeki bir yorumda bu rahatsızlığımı paylaştım. Belki bunda daha önceki okuduğum çevirinin de payı olabilir. İkinci okuyuşumda Kübra A. ‘ nin Klasikler ve Çevirmenler iletisini (#26528064) dikkate alarak İş bankası Yayınlarından Volkan Yalçıntoklu çevirisiyle okudum.

İncelememe başlarken Sait Faik’le ilgili bir giriş yapmaya çalışacağım. Sait Faik öncelikle: “Ben herhangi bir ḳāriʾ değilim, yazar okuyucuyum” diyor. Daha sonra ise bir yazardan bahsedildiğini duyunca: “Ondan yazar olmaz, daha balık çeşitlerini bilmiyor” diyor. Dolayısıyla, kitap yazı ve şiir atölyesinde ders konusu olarak verildiği için; ikinci okuyuşumda kurguyu takip ederek, nasıl yazıldığına, cümleleri kurma şekline, anlatım diline, gizli ve açık mesajları nasıl yerleştirdiğine dikkat ederek okumaya çalıştım. Bu kadar farklı iki sonuca nasıl ulaştığıma hayret ettim ve kitaba hayran kaldım. Ortalamamın çok üzerinde paylaşımlar yaptım. Demek biz hep aynı insan değiliz. İç dünyamızla ve okuma anındaki duygu ve beklentilerimizle farklı sonuçlara ulaşabiliyoruz. Diğer önemli bir nokta ise; yazarın botanik bilgisi ve kırlarla, çiçek ve aşk üzerine yaptığı benzetmeleri dikkatle okudum. Ve Sait Faik’in bahsetmeye çalıştığı bu olmalı diye düşündüm. Tanpınar’ın musiki eşliğinde hikâyeyi taşıması gibi burada da demet demet çiçeklerle bir aşk hikâyesi taşınıyordu.

Kitap hakkında giriş bilgisi olarak şunu söyleyebiliriz: Vadideki Zambak, 1836 yılında ilk yayınlandığında beklenen ilgiyi görmez ve Balzac’ın o dönemde en az satılan romanı olmuştur. Ama yazar eserine olan güvenini asla kaybetmez. Ve onun kitaba olan derin inancı eseri bugünkü başarıya kadar ulaştırır. Bugün bazı yazarlar tarafından Balzac’ın başyapıtı olarak kabul edilir. İşte 1836’larda ilk okuyup beğenmeyen, Daha sonra 2019’da okuyup beğenenlerden biri benim :)

Bu noktadan sonra kitabı daha detaylı aktarabilme amacıyla hikâye hakkında fazla derine girmeden rahatsız etmeyecek derecede spoiler bulunabileceğini vurgulayarak devam etmek istiyorum.

Hikâyemiz, istenmeyen bir çocukluk geçiren Felix’in sağlığının düzelmesi için kırlara gönderilmesi ile başlıyor. İncelemenin başında ifade ettiğim betimlemeler burada başlıyor. Ve doğal güzellikten etkilenen kahramanımız âşık olduğu kadını bu vadinin zambağı olarak simgeliyor.
Kontun krallık ordusundaki yenilgi ve sürgün sonrası gergin ve tutarsız davranışları kontesi evlilikle ilgili büyük bir hayal kırıklığına uğratır. Ve şatodaki yaşantı ve karakter tahlillerinin anlatıldığı bu bölümde yazar oldukça başarılıdır.

Burada özellikle kitaba damgasını vuran mektuplardan bahsedilmesi gerekiyor. Birincisi kitabın girişinde Nathalie’ye yazılan mektup ile kitabın sonunda Nathalie’nin yazdığı mektup. Diğerleri ise; kitaba önemli ölçüde değer katan kontesin yazdığı mektuplardır. Mektuplar aracılığıyla insan, toplum ve kurallar üzerine yazar önemli denemeler ortaya koyar. Aşığa yazılan öğütler şemsiyesi altında ahlak ve değerler üzerine göndermeler yapılır. Mektupların gerek yazışma, gerek vasiyet şeklinde olsun son derece samimi ve öğretici olduğunu düşünüyorum. Ve bu romanda kitabın kurgusunun tamamlanması ve mesajların yerine oturtulması için son derece ustalıkla yerleştirildiğini gördüm. Özellikle kontesin Felix’e yazdığı iki mektupta yazarın hayat hakkında söylemek istediği birçok mesajın kuvvetli bir şekilde aktarıldığını görüyoruz. Felix Paris’e giderken kontesin onun karşılaşacağı iş, siyaset, çevre ve kadınlar hakkında her şeyi önceden görüp uyarma amacıyla yazdığı mektup, yazarın tüm birikimine ışık tutacak derece kuvvetliydi. Yine kontesin öldükten sonra aşığına okuması için bıraktığı mektup; aşk, fedakârlık, inanç ve ihanet kavramları açısından son derece etkili ve öğreticiydi.

Ben genelde batının anladığı aşk kavramının fiziksel ve fayda merkezli olduğunu, doğudaki aşkın ise duygusal, manevi ve fedakârlık eksenli olduğunu düşünüyorum. Nitekim Leyla diye yola çıkan birçok âşık ya fiziki olarak verem derdine düşmüş veya manevi olarak Mevla’ya ulaşmıştır. Elbette günümüzde doğu ve batı diye bu kadar net sınırlar çizmek mümkün değil, ama kültürel olarak böyle bir kaynaktan beslendiğini düşünüyorum. Zweig’in(Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu) ‘nda işlenen uzaktan sevme temalı romanında bile tek taraflı dahi olsa, bir faydaya uzandığı ve ulvi olmaktan uzak olduğu görülebilir. Daha fazla derine inmeden kitabımıza dönüyorum.

Bu romanımızda ise; yazar, aşk, fedakârlık, annelik ve ihanet kavramlarını iki kadın karakter üzerinden sorgulamamıza imkân tanıyor. Âşık olan, fakat çocuklarından vazgeçemeyen Fransız kadını ile yine aynı kahramanımıza âşık olan ve aşkı için ailesi, serveti ve itibarından vazgeçen İngiliz kadınını karşılaştırma imkânı buluyoruz. Tabi her ikisi de evli olan kadınların eşlerine ihaneti ve bu ihanet için zemin sağlayan büyük hoşgörü konusuna girmiyoruz. Zira buradan çıkmamız zor olur. Ben özellikle çocuklarından vazgeçebilme noktasına ve yazarın hangi tarafı tuttuğuna dikkat çekmek istiyorum.

Yazarımızın İngiliz soğukluğu ve menfaatçiliği aleyhine bir duruşu olduğunu ve Lady Dudley üzerinden bütün İngiliz kadınlarını suçladığını söyleyebiliriz. Markizin aşkının yüzeyselliği anlatılırken; Britanya’lılara özgü bencil tutumu ve aşkına dünyayı boyun eğdirtme vurgusuyla yine İngiliz düşünce dünyasına bir gönderme yapmaktadır. Bir diğer konu ise; Protestanlık ve Katoliklik karşılaştırmasıyla yine Fransız kadınının dini duyarlılığı ve erdemleri ön plana çıkarılmaktadır. Ve kitabın ana özünün; Kontesin aşkını yüreğine gömüp, erdemin yüceliğine vurgu yapması ve aşığını değil çocuklarını tercih ederek ölüme gidişine varan bir yüceltme ile yazar tarafından ödüllendirildiğini düşünüyorum.

Gerek kitaplar, gerekse sinema ve tiyatro olsun, insanın iç dünyasındaki çelişkilerin anlatıldığı eserleri son derece dikkat çekici buluyorum. Beş Katlı Evin Altıncı Katı ‘ da olduğu gibi. Burada ana karakter Felix’in iki aşk arasındaki çelişkisi, diğer iki kadın karakter Kontes ve Markizin aileleri ve aşkı arasındaki çelişkileri, daha sonra iki kadının birbirlerine karşı tutumlarını belirlerken yaşadıkları çelişkiler uzun uzun incelenir. Daha sonra, tanımadığımız Nathalie kitabın sonunda yazdığı mektupta bütün bu çelişkileri Felix’e gösterir ve kahramanımızın etik yönden muhasebesini yaparak kitabı finale taşır.

Son olarak söylemek istediğim kontesin bu kadar yoğun aşk duygusunu annelik vurgusuyla taşıması, kızını aşığıyla evlendirme çabası ve Felix’in yaşayamadığı anne baba sevgisini ve korumacılığını bu aşkta araması ilginç olan ve buralardan bakınca anlaşılması çok kolay olmayan kitabın başka bir yönüydü.

Kitaba geri dönüp baktığımda aklımda özellikle kalan noktalar; çelişkiler, sorgulamalar, vicdan azabı, kıyaslamalar ve özellikle kontesin ölüm döşeğinde Felix’ i karşılaması oldu. Konunun ve mesajın tamamlanması adına başarılı bir sahneyle sayfanın kapatıldığını düşünüyorum. Sayfalar kapansa da artık ara sıra açılması gerektiğini biliyorum.

Eksiklerimiz olabilir ama kitaba özür mahiyetinde elimden geleni yaptım:)
https://hizliresim.com/4jBDZG

Keyifli okumalar dilerim…
328 syf.
·7 günde·6/10
Honore de Balzac 'ın en bilinen eserlerinden Vadideki Zambak. Lisede ve üniversitede okumaya çalıştığım fakat bir türlü okuyamadığım kitaptır kendisi. Geçenlerde iki arkadaşımın elinde de gördükten sonra ve arkadaşlarımın ısrarla okutmaya çalışmasına dayanamayarak okumaya başladım. İlk defa bir kitabın hemen sonu gelsin istedim. Yanlış anlaşılmasın kitabın sonunu merak ettiğimden değil kitabın sıkıcılığındandı bu yakarışım. Okumaya başladıktan sonra yıllar önce bu kitabı neden sürekli yarıda bıraktığımı bir kez daha anladım. Uzun ve sıkıcı betimlemelerin boğuculuğu, konusunun sadece aşk üzerine kurulu olması beni kitaptan uzaklaştırıyordu. Bu yüzden 1 haftada zor bitirdim. Antik batı ve dünya klasiklerini sevmeme rağmen Vadideki Zambak asla favori kitaplarımdan olmayacak. Okumasanız hiçbir şey kaybetmezsiniz. Akıcı bir kitap okumak isteyenlere tavsiye etmiyorum. Büyük bir okucuyucu kitlesinden yüksek puan almış olsa da Vadideki Zambak için notum 6.
Kitabın genel özeti şöyle ( SPOILER IÇERIR) :
Aristokrat bir ailenin küçük oğLu Felix de Vandennesse, ailesinin sıcak sevgisinden ,ilgisinden yoksun, otoriter bir ortamda yetişmiş bir çocuktur. Tours’a gittikten sonra bir gün bir baloya katılır. Baloda bir genç kadın görür.Onun güzelliği karşısında büyülenir, ona karşı derin bir sevgi duyar.Bu genç kadını uzun süre unutamaz.

Bir gün, İndre nehrinin kıyısında Clochegourde satosunda bu genç kadınla karşıLaşır. Kadının adı Kontes Henriette de Mortsauf’tur. Felix kadının güzelliğinin vadinin adı ile özdeşleştiğini düşünür.Vadinin adı Zambak’tır.Henriette de tıpkı zambaklar gibi temizi saf ve güzeLdir.Felix ve Henriette tanışırlar.Henriette, Felix’e hayat hikayesini anlatır.Henriette, evlidir ve kocası asık suratlı, sert, soğuk bir insandır.Mutsuz bir hayatı vardır.Felix de ona ailesinden, çocukLuğundan bahseder. Karşılıklı dertleşmeler ikisini birbirine yakınlaştırır.Aralarında temiz fakat gizLi bir aşk başLar.

Felix paristeki hayatı sırasında, elit tabakadan Lady Dudley ile tanışır.Onun gösterişinden etkilenir ve bir süre sonra aşık oLduğunu zanneder.Bu olayı öğrenen Henriette hastaLanır, sonunda Felix' i affetse de bu hastaLık oun ölümüne neden olur.
328 syf.
·13 günde·6/10
Çok ağır bir dili var. 'Sanat toplum içindir.' anlayışını benimsediğim için bu gereksiz ağdalı dil beni baygınlık derecesine getirdi. Ben yazana değil de bu eseri çevirene şapka çıkarmak istiyorum.
Şu an şoke olmuş bir şekilde yazıyorum, saatten de anlaşılacağı üzere. Hayatımda ilk defa bir klasiği yarıda bıraktım. Yani abartmıyorum kadının omzunu yirmi sayfada anlatmış. Sen bu kadar betimleme nasıl yapabiliyorsun be adam. Aşırı aşırı betimleme severler için müthiş bir kitap, ben de severim ama bu kadar da olmaz. Okurken inme geldi. Kitabı bi anda elimden attım. En ünlü eseri bu olduğu için okumuştum diğer eserlerini okumadım, şu an onlara karşıda aşırı bir ön yargım var umarım zamanla geçer. Bence edebi yönden güçlü olacağım diye çok çok uzatmış onu geçtim, hikaye beni sarmadı maalesef. Depresyona falan girersem(ki yakındır) o zaman bitirebilirim. Ayrıca bana şu butonda “yarım bıraktım” seçtirdiğin için teşekkür ediyorum.
328 syf.
·Beğendi·9/10
hayır ben kımseyı sevmedim yalnizca col ortasinda susadim

gonlum kartaldan daha yukseklere ucacak cunku beni orda hic aldatmayacak bir sevgi var
232 syf.
·8 günde·8/10
Kitapla ilgili ne söylesem eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Söylenecek çok şey var esas itibariyle; fakat patavatsızca davranıp roman hakkında çok fazla spoiler vermek istemiyorum.

Konusundan biraz bahsetmek gerekirse; küçük yaşlarda geçirdiği rahatsızlık ve ailesinden göremediği ilgisizlik hasebiyle, mutsuz olan ve her zaman her koşulda yapayalnız olduğunu düşünen Felix'in kırlara gönderilmesiyle, iki çocuk annesi, mutsuz bir evliliği olan, daima huzursuz ve daima kaygılı "çocuklarım yaşama sebebim" düşüncesiyle evliliğinde ve hayatında pekçok şeye göz yumup katlanan Henriette'in umutsuz, imkânsız ve yıkıcı aşkını anlatıyor.

Balzac, Henriette karakterinde, kendi hayatında onu her zaman taşıyan, derleyip toplayan eşinden esinlenmiştir. Ruhuyla seven bir kadın, karşısındakini anne şefkatiyle seven bir kadın olsa olsa Balzac'ın kadını olur.
Betimlemelerine, ifade tarzına bayıldım.

Karanfil Yayınları'ndan okuduğum bu çeviri pek fena sayılmamakla birlikte, geliştirilebilir...

Vadideki Zambak'ın neden klasikler arasına girdiğini, kitabı okuduktan sonra daha iyi anladım... :)

Normalde bir inceleme yazarken kitaptan yaptığım alıntıları da buraya serpiştiririm; ama bu sefer olağandışı bir şey gelişti, romanı okuduğum süreçte o kadar çok alıntı yaptım ki, -abartmiyorum belki otuz, kirk alıntı olmuş belki de geçmiştir- bundan mütevellit buraya alıntı bırakmayacağım. Bu işkenceyi kendime yapamam, çok fazlalar çünkü. :)
Hatta burada tanıdığım bir arkadaşım bana kitapla ilgili yaptığım alıntıları çok beğendiğini söyleyince ona şu cevabi verdim:

"Utanmasam kitabın tamamını alıntı diye paylaşacağım, Balzac'ın müthiş bir anlatımı var. O vadide gözüm kapalı geziyorum sanki; gözüm kapalı olmasına rağmen tüm güzelliklerini hissettiriyor. Gerçekten çok keyifli. Ve o alıntıların pekçoğunda kendimi buldum, sanırım en önemlisi de bu. Vadideki Zambak ben olabilirim."

Benden hikayesi, ben bu kitaba ba-yıl-dı-m! Okumak isteyene ben kefilim. :)
Kitabı okumak isteyenler, alıntıları merak edenler, profilimden ulaşabilirler.

Keyifli okumalar. :))
328 syf.
·Beğendi·10/10
Aşk bedende değil ruhta yaşanmali ve aşk, geçici değil sonsuz olmali tüm benliğiyle. Ve de çokça ve de çocukça olmalı tüm saflığıyla....
Iste Balzac tamda boyle anlatıyor, asla birlikte yaşayamacakları iki sevgilinin hikayesini. Sürükleyici, bir solukta okumak isteyeceğiniz güzel bir yapıt olmuş..:)
295 syf.
·15 günde·9/10
Betimleme, çok betimleme, daha çok betimleme...

Yeni yeni açıldığım dünya edebidebiyatında, oldukça başarılı bir eser daha okuyup, değerli bir yazarla daha tanıştım. Tek bir eserle bir yazar ne kadar tanınabilirse o kadarlık bir tanışma. Daha önce okuduğum eserlerde bu kadar uzun cümleler ve betimlemelerle karşılaşmamıştım, bir sayfayı 5 - 6 cümleyle doldurmak gerçekten kafa karıştırıcı. İlk başlarda dengemi kaybetim nerdeyse, bir ara sayfanın ortalarına geldiğimde; akşam üstü yapılan 1.5 - 2 saatlik uykudan sonra oluşan algı bozukluğu gibi bir şey oldu. Ne okuduğumu, kahramanın kim olduğunu, hikayenin ne olduğunu falan hepsi gitmişti. Bir kaç sayfa geri gidip aralardan bazı cümleler okuyunca taşlar yerine oturmaya başladı. Neyseki karakter tanıtımları bittikten sonra bu kargaşa bir nevi bitti ama betimlemeler hala tam hız devam ediyordu, sonuna kadar da devam ettiler de.

Kitap bir mektupla başlıyor ve cevap niteliğinde bir mekktupla bitiyor. Arda gecen zaman ise kahramanımızın kendi ağzından anlattığı hayatını okuyoruz. Öyle bir hayat ki düşman başına. Ne anneden ne abladan ne abiden hiç kimse sevmiyor bunu, hayatı acılarla dışlanmışlıkla geçiyor. Sonra bir şeyler oluyor ve kahramanımız şeytanın bacağını kırıyor. Ne olduğu kitapta yazıyor merak edenler açıp okuyabilirler. :)

Kısacası etkileyici bir kitaptı. Çok dikkat gerektiren bir okuma, aksi takdirde kelimeleri birbirine bağlamakta çok zorlanabilirsiniz.

İyi okumalar.
328 syf.
·16 günde·8/10
Balzac'ın en tanınmış ve en sevilen eserlerinden biri. İmkansız bir aşkı, temiz ruhları ve saflığı konu alan bir roman. Girişi oldukça acıklı olsa da (okurken çok üzülmüştüm), ilerleyen bölümlerde aşkın derinliklerinde yüzüyor ve umut ile umutsuzluk arasında hikayenin sonunu merakla bekliyorsunuz.

"Her acının öğrettiği bir şey vardır, onca acı çektiğim için bilgim derindir."

Kitaptaki karakterler hem güçlü hem de özgünler. Gerçek aşk ve sevgiyi irdeliyor ve saf sevginin ne olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Her karakter sevginin başka bir biçimini temsil ediyor, hepsi hayatın içinden hepsi olağan, bununla birlikte hepsi kusurlu.

Ben kitabı yaklaşık iki haftada okudum, zaman bulup başına hiç geçemediğim günler oldu, bu da kitapla arama girdi ne yazık ki. İstediğim etki bende tam anlamı ile uyanmadı, daha kısa bir sürede okusam daha çok seveceğime eminim. Uzun betimlemeler bazen hikayeden kopmanıza sebep olsa da sevginin çeşitli hallerini okumak ve inceleme fırsatı bulmak hoşuma gitti. Vadideki Zambak'ı ne kadar sevsem de Goriot Baba hala favorim.
342 syf.
·37 günde
Kitabı Dünya Klasikleri'nden olduğu için alıp okuyayım dedim. Bana hitap etmeyen ya da benim eksik kaldığım bir kitap oldu. Sıkıcı bulduğum ve hiç meraklandırmayan kitap olduğu için 37 günde bitirdim. Okumak için okunsa 3 güne biterdi.
- Yer betimlemeleri ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bu da okuyucuyu sıkmaya bir nedendir. Kimi kişi betimlemeleri ise oldukça başarılıdır.
+Felix ve Kontes arasındaki mektuplaşmalar ve birbirlerine olan aşkları beni etkileyen tek şey olmuştur.
- Felix'in Kontes ile tanışmasına kadar geçen olaylar durağan ve sıkıcıdır.
- Kimi konuşmalar uzun
Yazar, Felix'in ağzından okuyucuyla konuşuyor hissi verir.
Kontes ile sevgi bağı kurulduktan sonraki konuşmalar daha anlamlı olmaya başlamıştır.
- Bölümlendirmenin olmaması olayların geçişini kestirmekte zorluğa neden olmuştur.
Felix'in ya da Kontes'in ruh tasvirleri ve kimi düşünceleri yazarın; "İnsanları ve yaşantımızı inceleyip sorgulamalı ve anlamlandırmamız gerektiği" düşüncesini yansıtır.
353 syf.
·25 günde·9/10
Trappistler (O.C.S.O.: Ordo Cisterciensis Strictioris Observantiae), hıristiyanlığın katolik mezhebinden Sistersiyen tarikatının bir koludur. Trappistler, 18.yy sonlarındaki dini reform hareketlerinden etkilenen Sistersiyen tarikatı içinde günlük yaşamlarında Aziz Benedikt'in koyduğu prensipleri birebir ve katı bir şekilde uygulayan bir grup olarak 19.yy başında ortaya çıkmıştır. Sistersiyenler gibi Trappistin adı verilen kadın kolları da vardır.

Bu tarikat ismini Fransa'nın Normandiya bölgesinde bulunan La Grande Trappe manastırından alır.

Trappistlerin hayatları 6.yy'da yazılmış Aziz Benedikt'in kurallarına harfiyen uyarak yaşarlar. Trappist rahipleri sessizlik yemini etmeseler de Aziz Benedikt'in kuralları gereği çok lüzumlu olmadıkça konuşmazlar. Gereksiz konuşmak ve gülmek bir insanın ibadete yoğunlaşmasını engelleyeceğinden sessiz kalmayı tercih ederler. Konuşmayı en aza indirmek için kendi aralarında basit bir işaret dili de geliştirmişlerdir. Yemeklerini bir arada ve konuşmadan okunan bir kitap eşliğinde yerler. Okumak günlük hayatlarının büyük bir kısmını oluşturur. Tüm diğer Sistersiyen keşişleri gibi mal edinmeleri, evlenmeleri ve diğer tüm dünya zevkleri yasaktır. Kendilerini bedeni arzulardan arındırmak için zamanlarının çoğunu oruç tutarak geçirirler.
Bembeyaz dudakların oluşturduğu gülümseme, ölümün alaycı gülümsemesine belli belirsiz benziyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vadideki zambak
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799944353129
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Zamanı Yayınları
İsteğine boyun eğiyorum. Kendisinin bizi sevdiğinden daha çok bizim kendisini sevdiğimiz kadının ayrıcalıklı durumu, akım kurallarını bize bütün yönleriyle unutturmaktadır. Alnınızda küçücük bir çizginin dahî oluştuğunu görmemek için, en ufak bir redden kederlenen dudaklarınızdaki hüzün ifadesini gidermek için mucizeler yaratıp uzaklıkları aşar gelir, kanımızı döker ve geleceğimizi hiçe sayarız. Bugün geçmişimi bilmek istiyorsun, al işte öğren. Fakat Natalie bilmeni istediğim birşey var: ben bugüne değin sana itaat ederek dokunmaya bile kıyamadığım anıları çiğnemek zorunda kaldım.

Kitabı okuyanlar 10.067 okur

  • Rabia Peköz
  • Elif Sude Özcan
  • MELİKE ÖZ
  • Z.
  • Jessica Ney
  • SONGÜL DEMİR
  • Nigar Məcidzadə
  • GİZEM️.️
  • Hilal Şahin
  • Emel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%12.5
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%12.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.7
Erkek
%33.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0.2 (4)
8
%0 (1)
7
%0
6
%0 (1)
5
%0
4
%0 (1)
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları