Vadinin PerileriHalil Cibran

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.156
Gösterim
Adı:
Vadinin Perileri
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
112
ISBN:
9789944979948
Kitabın türü:
Çeviri:
A. Erkin Köylügil
Yayınevi:
Avrupa Yakası Yayınları
Martha 16 yaşına basmıştı. Ruhu, doğanın tüm sevimliliğini yansıtan, cilalanmış bir aynaydı ve kalbi, seslerin aksettiği geniş vadiler gibiydi.

Doğanın üzüntülerle doluymuş izlenimi verdiği bir sonbahar günü, dünyevilik hapishanesinden sanki düşüncelerin bir ozanın düşleminden kurtuluvermesi gibi sıyrılarak oturduğu pınarın başında, ağaçlardan düşen sararmış yaprakların savruluşunu seyrediyordu.

Rüzgârın yapraklarla, insan ruhlarıyla oynaşan ölüm gibi oynaşmasını izlemekteydi.

Gözleri çiçeklere odaklandı ve onların solduklarını, gözelerinin kuruyup küçük parçalara bölündüğünü gördü. Savaş ve kargaşa dönemlerinde süs eşyalarını, mücevherlerini saklayan kadınlar gibi, tohumlarını saklamaktaydılar. Öylece oturup çiçeklere ve ağaçlara bakarken ve geçmekte olan yazın acısını onlarla paylaşırken, vadinin ufalanmış taşlarında bir atlının kendisine doğru yavaş yavaş gelmekte olduğunu gördü. Adamın, zenginliğini gösteren giysileri ve huzur uyandıran bir yapısı vardı. Adam atından indi ve genç kızı nazikçe, daha önce onu kimsenin selamlamadığı bir biçimde selamladı.
Halil Cibran bu eserin de üç kısa öyküye yer vermiş. Eserinin ana teması inançlar. Zor da kalan insanların maneviyata yönelişi bilgelikle, eleştirilmeden kaleme alınmış...

Martha adlı ilk eser de bir kadının yanlış yola girmesi ve son anında yaptığı konuşma ile onun Tanrı'ya değil insanların ön yargısına olan isyanını betimlemiş...

İkinci öykü de ise iki sevgiliden birinin ölüm anında yaşamak için dualarının kabul olmayışı ve yeniden dünyaya gelip, yarım kalan aşklarının onları birleştireceğine olan inançları konu edilmiş...

Son öykü de ise Yuhanna'nın kiliseye olan isyanı kaleme alınmış. Yuhanna, kilisenin fakirlere değilde kendi rahiplerine olan tutumunu, onların ihtişam içinde yaşayışlarına karşı doğruları haykırışını anlatırken, okuduğu İncil ayetleri sebebi ile adının delilikle anılmasına yer verilmiş...

Kitabın Mavi Çatı Yayınları'ndan çıkan baskısını okudum. Eserin ilk 52 sayfası Halil Cibran'ın hayatına ve eserlerine ayrılmış. Onun hayatına açılan bu pencereden hayatına tekrar misafir olup bilgilerimi tazeledim. Çevride ufak tefek kelime hatalar olsa da genel olarak öykülerin ilerleyişinde çokta etken değil...

Halil Cibran'ın bilgelik dolu öyküleri ile tanışmadıysanız, Ermiş ile başlayıp bu eser ile devam edebilirsiniz...
Kitap üç kısa öyküden oluşuyor. Martha, Çağların Tozu ve Ebedi Ateş, Yuhanna ve Kaçık. Bu öyküler aşktan, sevgiden, hayal kırıklığından, ihanetten, sömüren din adamlarından ve sömürülen emekçi halktan bahseden hayata dair öyküler. Konular, anlatılanlar bilindik ama bunları okur tarafından hissedilebilir dereceye çıkaran Halil Cibran'ın sanatçılığını konuşturması, anlatım şekli ve herşeyin dışında bu duygularından hepsini derinden yaşaması. Üç öykünün üçüde etkileyiciydi fakat beni en fazla etkileyen Yuhanna ve Kaçık öyküsü şiddetle tavsiye edilir. Halil Cibran ile hala tanışmamış iseniz Vadinin Perileri'nin peşine takılıp şahane bir başlangıç yapabilirsiniz.
Not: Halil Cibran yeterince yetkin bir sanatçı ama Cahit Koytak da o derece iyi bir çevirmen. Bu nedenle Kapı Yayınları ve Cahit Koytak çevirisi naçizane tavsiye edilir.

Benzer kitaplar

İçeriği birkaç hikayeden ulaşan müthiş bir kitap. Halil Cibran filozof diye anılıyor ve bu nitelemeninde hakkını sonuna kadar vermiş. Betimlemeleri ve cümleleri çok ustaca kaleme dökmüş. Kitabın bazı yerlerinde bazı karakterlerce Tanrı’ya, insanlığa... seslenişler var. Bu seslenişler insanı çok etkiliyor. Kesinlikle okunmalı.
Modern medeniyetlere kapılarak sürüklenir dururuz kentlerde. Sağlığı ve ruhsal temizliği, sade ve mutlu yaşayabilme düşüncesini unutmuşuzdur ya da hep böyle söyleriz kendi kendimize. Başımızı kaldırıp bakıversek, Doğa Ana'nın tüm maneviyatını hissediyormuşuz gibi, hayatı da ilkbaharda tebessüm ederken, yaz güneşiyle uyuklayıp sonbaharda ekin biçerken ve kışın dinlenirken gözlemleyebiliriz oysa. Maddi refahlık açısından o köylülere göre daha zenginiz, ancak onlar bizden daha asil ruhlara sahipler. Biz çok ekeriz, biçtiğimiz ise hiçtir. Ama onlar ne ekerlerse onu biçerler. Bizler nefislerimizin köleleriyiz, onlar kanaatkarlıklarının çocukları. Bizim içtiğimiz su bile acıyla, umutsuzlukla, korkuyla ve yıpranmışlıkla bulanıklaşmıştır. Onların içtiği yaşam saftır.
Dini, yargılamadan eleştiren ve bunu hikaye yoluyla okuyucuya sunan Cibran, aslında bize vermek istediği yararlı ve gizli bilgileri damıtarak veriyor. İlgimi çekti. Tavsiye ederim kesinlikle. Paralel okuma için güzel bir eser. İyi okumalar :)
Kitabın yarısında Halil Cibran'ın doğumdan ölümüne kadar geçen sürede edebi ve sanatsal kimliğinin oluşumuna etki eden kişiler ve durumlarla birlikte yüzeysel hayat hikayesi anlatılmaktadır. Kalan bölümü ; 3 tane sembolizmin ağır bastığı kısa öykülerden oluşmaktadır .
Halil Cibran... Doğaya saygısına ve de muhabbetine hayran olunası. Nasıl da güzel anlatmış o dağları, vadileri, yeşilleri, mavileri... Bu okuduğum üç kitabında da öyle güzel öyle açık.
Kitap ince, yazılanlar kısa, anlatılanlar az fakat anlatılmak istenen öyle çok öyle dolu dolu, öyle kocaman... (Lübnan vadileri kadar kocaman :) )
Yapılan essiz benzetmelerle, anlatılmak istenen daha da güzelleşmiş. Tabii anlatılmak istenenler başlıbaşına güzel. Anlattıkları ne kadar da doğru ve biz insanlar bildiğimiz halde ne kadar da yanlış yapıyoruz.
Betimlemeler bakımından Lübnan'ın Sabahattin Ali'sidir Halil Cibran. Diğerlerinde olduğu gibi bu eserinde de insan ruhunun derinliklerine inip orada uyuyan aşkı, sevgiyi, merhameti kısaca insanlığı uyandırmaya çalışıyor. Kitapta üç alegori var. İlki, Vadilerden sanki çöllere savrulmuş yüzüstü bırakılan, "çürümekte olan uygarlığın akıntısı"na kendini kaptırmış ve sefalete düşmüş Martha'nın öyküsü,
2.sinde; ölümle boğuşan sevgilisi için bir tapınağa gidip yakarışlar ve methiyeler düzen bir adamın çaresizliği ve reenkarnasyon konu edilir. Sonuncusu ise Halil Cibran'ın deyimiyle "elleri fakir fukaranın cebinde olan" rahiplere ve kiliseye başkaldırıp ezilenlerin sözcülüğünü yapan 'deli' diye yaftalanan genç Yuhanna'nın öyküsü..
İyi okumalar...
Kız yavaşça suya doğru yürüdü, çıplak ayakları çiğle ıslanmıştı.
Bir çiçeğin, güzel kokusunun farkına varışı gibi bir şeydi bu.
Ne korku ve ıssızlık dışında bir dostumuz; ne de ağıt ve gözyaşından başka yardım edenimiz vardı.
Halil Cibran
Sayfa 69 - Mavi Çatı Yayınları
Güzel gözlerinin ışığı hasta ruhunun karanlığı ile evli.
Saflığı ve ruhsal temizliği, sade ve mutlu yaşayabilme düşüncesini unutmuşuzdur ya da hep böyle söyleriz kendi kendimize.
Halil Cibran
Sayfa 57 - Mavi Çatı Yayınları
Oruç ona maddi değil ancak manevi bir açlık veriyordu; çünkü bu ona İsa'yı ve O'nun yeryüzündeki yaşamının bitişini anımsatıyordu.
Halil Cibran
Sayfa 90 - Mavi Çatı Yayınları
Kimsin ve yüreğimi hoplatan bu çekicilik, bu canlılık, bu yıkıcılık ne?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vadinin Perileri
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
112
ISBN:
9789944979948
Kitabın türü:
Çeviri:
A. Erkin Köylügil
Yayınevi:
Avrupa Yakası Yayınları
Martha 16 yaşına basmıştı. Ruhu, doğanın tüm sevimliliğini yansıtan, cilalanmış bir aynaydı ve kalbi, seslerin aksettiği geniş vadiler gibiydi.

Doğanın üzüntülerle doluymuş izlenimi verdiği bir sonbahar günü, dünyevilik hapishanesinden sanki düşüncelerin bir ozanın düşleminden kurtuluvermesi gibi sıyrılarak oturduğu pınarın başında, ağaçlardan düşen sararmış yaprakların savruluşunu seyrediyordu.

Rüzgârın yapraklarla, insan ruhlarıyla oynaşan ölüm gibi oynaşmasını izlemekteydi.

Gözleri çiçeklere odaklandı ve onların solduklarını, gözelerinin kuruyup küçük parçalara bölündüğünü gördü. Savaş ve kargaşa dönemlerinde süs eşyalarını, mücevherlerini saklayan kadınlar gibi, tohumlarını saklamaktaydılar. Öylece oturup çiçeklere ve ağaçlara bakarken ve geçmekte olan yazın acısını onlarla paylaşırken, vadinin ufalanmış taşlarında bir atlının kendisine doğru yavaş yavaş gelmekte olduğunu gördü. Adamın, zenginliğini gösteren giysileri ve huzur uyandıran bir yapısı vardı. Adam atından indi ve genç kızı nazikçe, daha önce onu kimsenin selamlamadığı bir biçimde selamladı.

Kitabı okuyanlar 65 okur

  • Ersin Akman
  • name-i arzu
  • Namütenâhi
  • Oğuz Aktürk
  • Hülya Gülen
  • Havanakara
  • Sevda
  • Şemdin Şemdinoğulları
  • Gülsüm öztürk
  • Harun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%16.2
25-34 Yaş
%51.4
35-44 Yaş
%21.6
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.7
Erkek
%41.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.6 (6)
9
%26.3 (5)
8
%21.1 (4)
7
%15.8 (3)
6
%5.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0