Vahiyden Kültüre

9,1/10  (10 Oy) · 
27 okunma  · 
11 beğeni  · 
995 gösterim
Allah, kendi yolunun küllenmiş işaretlerini hatırlatmak için zaman zaman peygamberler göndermiştir. Bu peygamberler, mesajlarını yaymaya çalışırken hem kendilerini engellemek isteyenlerin, hem de taraftarlarının zulümlerine maruz kalmışlardır. Bu taraftarlardan bir kısmı peygamberin getirdiği sahih inancı olduğu gibi yaşamaya çalışırken, bir diğer kısmı kitabı tahrif etmek, bidat ve hurafelere tabi olmak ve peygamberlerini adeta ilahlaştırmak gibi durumlara düşmüşlerdir. Bu gün yeryüzünde yaşayan üç büyük ilahi dinden ikisi yukarıda belirttiğimiz bozulmayı bütün boyutlarıyla yaşamışlardır. Hristiyanlar ve Yahudiler kitaplarını tahrif etmişler ve peygamberlerini olmadıkları konumlara koyarak onlara, en büyük zulmü yapmışlardır. İslamın ise kitabı sağlam, mesajı sahih olarak kalabilmiştir. Ancak bir kısım müslümanlar, bu sahih kitabın söylediklerine titizlikle uymaya çalışırken, diğer bir kısım heva ve hevesleriyle dini karıştırıp bidat ve hurafeler icad etmişlerdir. Rasülün ölümünün hemen ertesinde az da olsa başlayan bu ikilem ve mücadele hızlanarak şu ana kadar devam etmiş ve günümüzde de devam etmektedir. Elinizdeki inceleme bu mücadelenin kuşbakışı bir tarihi anlatımı, adeta bir İslam kültür tarihi denemesidir.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    416
  • ISBN:
    9789753520119
  • Yayınevi:
    Pınar Yayınları
  • Kitabın Türü:
Afra 
 26 Şub 20:56 · Kitabı okudu · 16 günde · 10/10 puan

Eser İslamın içine dolaylı yollarla yerleşmiş asılsız fikirlerin nasıl gerçekleştiğini, kimler tarafından, hangi nedenlerle getirilmiş olduğunu anlatıyor .

Mezheplerin oluşumu,
Fırkalara ayrılma,
Kelam, felsefe ve tasavvufun nasıl ortaya çıktığı

Şu bir çoğumuzun bildiği İbni Arabi, Hallacı Mansur, Beyazıt Bistami, Celaleddin Rumi, Yunus Emre,İbn Rüşd, İbn Sina gibi filozof ve tasavvufçuların İslama aykırı olan düşünce ve davranışlarndan bahsediliyor.

İslamiyetin hızla yayılmasından sonra bozulmaların ardı ardına gelmesi insanların Allahın birliğini kabul etmeleri fakat eski kültürlerinden vazgeçemeyip bunları İslami motiflerle döşemeleri, gerek siyasi gerek bireysel, bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve İslamın içine girmiş olan günümüzde hala devam etmekte olan uygulamaların İslamla alakalarının olmaması anlatılıyor.

Kitapta anlatılan tüm bu nedenlerden dolayı Müslümanlar belini doğrultamıyor. anlatamıyoruz artık mavi boncuğun faydası olmadığını, ölülerden yardım istemenin şirk olduğunu, muskanın günahını sonradan İslama girmiş olduğunu..

Yunan felsefesinden tutunda tevrattan, incilden, Hint kültüründen, Hristiyanlardan İslama girmiş bir ton uygulama mevcut kitap tüm bunları işlemiş.

verimli ve bir hayli emek harcanmış bir eser..

İslam dinine sonradan sızmış bu fikir ve ideolojileri anlamak kavramak umarım tüm Müslümanlara nasip olur. İçine şirk bulaşmamış safiyeti bozulmamış bir yaşantımız olması duası ile

İç bunaltıcı bir kitap çünkü yürek dayanmıyor. Mezhep taassubundan tasavvufa, atalar dinine kadar Vahiy İslamıyla kültür İslamının bir karşılaştırması, kültür islamının gelişiminin özeti niteliğinde. İnsan hayal kırıklığına uğruyor kitabı okurken. Çünkü Vahiy İslamının bu denli hızla bozulmaya başlaması ve halkta karşılık bulması üzücü bir şey.

İslam tarihi denildiğinde anladığımız şey İslam'ın tarihi değil müslümanların tarihi. İslam tarihiyle müslümanların tarihi aynı şey değil. Kaldı ki, müslüman tarihi dediğimiz şey de, Allah'ın müslüman olarak tarif ettiği kişilerin tarihi değil. İslam örtüsüne bürünmüş, kendini müslüman adlandıran insanların, nasıl adım adım İslamdan uzaklaştıklarının tarihi aslında. Bir çeşit "İslam'a nasıl kıydılar" kitabı. Mutlaka okunmalı.

Vahiyden Kültüre benzeri kitaplar

Maşide Durmaz 
11 Ağu 19:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Celaleddin Vatandaş'ın okudugmğum ilk kitabı.Mükemmel bir yazı üslubuyla ele almıs olduğu bu kitap bana çok sey kattı.Hemen hemen her sayfası ayrı güzeldi

Kitaptan 2 Alıntı

"Elbetteki İslam akla önem verir. Ancak onu asıl kaynak kabul etmeyip önemli bir araç olarak niteler; vahyi anlamanın, hakikati görmenin aracı. Bu itibarla dinde akla muhalif bir şey bulunmaz. Ancak aklı aşan, onun anlayamayacağı şeyler vardır. Zira akıl sınırlı, bilginin konusu ise sınırsızdır. (...)
el-Akıl arapçadır ve anlamlarından birisi; bağlamak, birleştirmek anlamındadır. Allah, vahyinde sapmış olanları 'la ya'kilun' diye isimlendirirken İlahi bilgiyle bağını koparmış olduklarını, dolayısı ile bunu bağlamalarını bildirir ki bunun şekli akletmektir. Yani aklın araç olarak kullanılmasıdır. Bu itibarla akıl amaç değil araçtır. Görevi ise İlahi bilgi ile insan arasındaki irtibatı sağlayıp insanın düşünce ve yaşantısını bu bilgiye uygun şekilde düzenlemektir."

Vahiyden Kültüre, Celaleddin Vatandaş (Sayfa 63 - Pınar)Vahiyden Kültüre, Celaleddin Vatandaş (Sayfa 63 - Pınar)