Var Olma Eğilimi

8,8/10  (13 Oy) · 
42 okunma  · 
18 beğeni  · 
976 gösterim
Emil Cioran bu kitabı oluşturan on bir bölümde ölüm gerçekliğini inkâr etmeden var olma eğilimi, “soluğu kesilmiş bir uygarlık” olarak Batı, sürgün, yazgı, roman ve başka konularda kendine özgü keskin gözlemlerini her zamanki şaşırtıcı üslubuyla bir araya getiriyor.

Hayat için öldürücü, özü itibarıyla tahrip edici olan bir bilgi vardır. Bu kitaptaki metinler işte bu bilgiden yola çıkıyor ama aynı zamanda ondan kopuyor; kendilerini bir dizi şaşkınlık ifadesi, bir kasılmanın anlatımı olarak sunuyorlar. “Olmak” ile “bilmek” arasında kalan yazar sonunda olmayı seçiyorsa, kendisine karşı, kendi kesinliklerine karşı düşünmeye idmanlı olduğu için seçiyor: Kasılmayı bu defa kendi içine, ta en derinine yerleştiriyor.

“İkide bir ‘mutlak’ı karşımıza diktiğinizde, kendinize çok derinmiş gibi, ulaşılmaz bir hava veriyorsunuz, sanki uzak bir dünyada, bir ışıkla size ait karanlıklarla uğraşıyor gibisiniz. Sizin dışınızda hiç kimsenin yaklaşamayacağı bir krallığın majestelerisiniz. Biz ölümlülere, orada yaptığınız büyük keşiflerden birkaç parça, araştırmalarınızdan kırıntılar gösterirsiniz. Ama bütün çabalarınız; okumalarınızın, bilgiç züppeliğinizin, kitabi hiçliğinizin ve ödünç tasalarınızın ürünü olan bu zavallı ‘mutlak’ sözcüğünü terk etmekle sonuçlanır.”

İÇİNDEKİLER
Kendine Karşı Düşünmek
Soluğu Kesilmiş Bir Uygarlık Üzerine
Yazgı Üzerine
Küçük Bir Kuram
Sürgünün Yararları
Yalnızlardan Oluşan Bir Halk
Birkaç Çıkmaz Yol Üzerine Mektup
Üslubun Serüveni
Romanın Ötesinde
Mistiklerin Zanaatı
Öfke ve Tevekkül
Var Olma Eğilimi
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2016
  • Sayfa Sayısı:
    200
  • ISBN:
    978-605-316-030-4
  • Orijinal Adı:
    La Tentation d'Exister
  • Çeviri:
    Kenan Sarıalioğlu
  • Yayınevi:
    Metis Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Esther. Sema 
01 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle kitabı beğendiğimi söylemek ile başlamalıyım.
Eseri hiç uzatmadan anlatmaya ve detayları vermeye başlıyorum. Varoluşçuluk ve hiçliğe sert ve kendine has üslup ile değinilmiştir. Bir çok bölümden oluşan kitapta, her bölümde ayrı konulara vurgu yapılmıştır.Hayatı sorgulamış, bireyin kendi dünyasının gerçek manası ile neye inanırsa inansin , kesinlik olmamasını belirtmiştir.
Eski uygarlıkların tarihleri gerçek manada bilinemez; çünkü asıl kendi gaddar kişiliklerini gizlerler.
Yazar ;kendi yazgısına boyun eğip kabullenmeye de karşı çıkmıştır. Yani kaderine razı olmayı.
Ayrıca Yahudilik ve Hristiyanlık kıyaslaması yapmış, Hristiyanlik'a ağır eleştirilerde bulunmuştur. Bu eleştirilerle birlikte Yahudilik ile ilgili de yalnız ve acı çeken bir halk ifadesini kullanmıştır. Bir başka bölümde ise yazarların Voltaire'den önce alçak gönüllü fakat ondan sonra kendini beğenmişlik duygusunun esiri olduğuna vurgu yapılmıştır. Eleştirilerden bir başkası da romanlara olmuş. " Okuduğum en önemli değilse de en sarsıcı kitaplar romanlardı. Ama onlardan nefret etmemi engellemez bu. Umutsuz nefret. Çünkü her ne kadar başka bir dünyaya, bizimki olmasa da hangisi olursa olsun, başka bir yaşama can atsam da, ona asla ulaşamayacağımı bilirim." Bu yetti. Neyse kendimi tutamadım daha fazla yazmayım kitabı özetlemiş gibi oldum:)Gerçi asıl yerlerine değinmedim süprizi kaçmasın:) Keyifli okumalar diliyorum .