Adı:
Varisler Öğrenciler ve Kültür
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058600874
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Sümer , Levent Ünsaldı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Heretik Yayıncılık
Eğitimin toplumsal hareketliliği sağlayan başlıca etmenlerden biri olduğu savı, bugün, ortak kanının değişmez unsurlarından biri olarak kendini kabul ettirmiş gibidir. Bu idealden "sapma" olarak eğitime erişimdeki eşitsizlikler ise, ya olması doğal ancak elden geldiğince düzeltilebilecek ekonomik eşitsizlikler ya da olması en az diğeri kadar doğal ancak düzeltilmesi o kadar da kolay olmayan "kişisel yetenek" farklılıkları çerçevesinde kavranılır.

Bourdieu ve Passeron'un elinizdeki kitaptaki müdahalesi tam da bu iki argüman düzeyinde şekillenir. Mevcut hâliyle okulun toplumsal hareketlilik unsuru olduğu iddiası bir yanılsama, hatta bir ideolojidir, der ikili. Zira eğitimin "kişisel yeteneğe" dönüştürdüğü nitelikler, öğrencide aradığı vasıflar, kazandırmayı hedeflediği kabiliyetler, esasında, bazı imtiyazlı sınıfların kültür karşısındaki imtiyazlarının "doğallaştırılmış" "mutlaklaştırılmış" hâlleridir.

Eğer böyleyse, diye ekler Bourdieu ve Passeron, sadece ekonomik eşitsizliklere yönelmiş bir tahlil, kültürel mirasın ve kültür karşısındaki eşitsizliklerin merkezî önemini ıskalamakla kalmaz, bunları görmezden gelerek veya yok sayarak sistemin idamesine de hizmet eder. Zira sosyal imtiyazı yeteneğe, başarıyı ise şahsi liyakate dönüştüren eşitsizlikler ortadan kalkmaksızın ekonomik imkânların eşitlenmesi mevzubahis olabilir. "Böyle bir durumda, farklı sosyal kesimlerin eğitim sisteminin farklı mertebelerindeki eşit olmayan temsili, hiçbir zaman olmadığı kadar fazla gerekçeyle, yeteneklerin veya kültüre erişme arzusunun eşit olmayan dağılımına isnat edilecektir (...) Hatta daha da iyisi, şansların biçimsel eşitliği böylece sağlandıktan sonra okul, imtiyazların meşrulaştırılmasının hizmetinde, kendine bütün meşruiyet görünümlerini verebilir". Eğitimde fırsat eşitliği mi demiştiniz?
(Tanıtım Bülteninden)
Yalnızca nefis bir sosyoloji çalışmasından beklenen nitelikleri -ciddiyet, titizlik, temkinlilik, açıklayıcılık, "mistik" ve fetiş olanın ardındaki toplumsalı deşifre etmek- taşıması ile değil, aynı zamanda sosyoloji disiplininin şahsiyeti ve saygınlığı adına muazzam bir gayreti ve hizmetkarlığı göğüslemiş bir figürün aslî kaygılarının kökenlerine doğru iz sürmek adına da fevkalade ehemmiyet taşıyan temel bir eser. Müstakbel meslektaşlarımızın eğitimleri boyunca maruz kaldıkları şeylerin az çok farkında biri olarak, her şey bir tarafa, sosyoloji icrasını ancak ve ancak virtüöz icrasının kendisinde bulabileceklerini hatırlatmak zorundayım. Virtüözün performansı da bu performansı alımlayabilecekler içindir zaten. Dolayısıyla zahmeti göğüslemek gerektir.
Mamafih, akılcı pedagoji keşfedilmeyi beklemektedir ve psikolojik temeli dışında başka hiçbir temeli olmamasından ötürü toplumsal farklılıkları görmezden gelen ve görmezden gelmek isteyen bir sisteme aslında hizmet eden bugünün bilinen pedagojileriyle hiçbir şekilde karıştırılmamalıdır.
İlk olarak toplumsal kökeni ne olursa olsun, kadınların edebiyat fakültelerine, erkeklerin ise fen fakültelerine yönelmeleri her zaman en olası durumdur. Bu noktada cinsiyetler arasındaki iş bölümü ve “yetenek” ayrımına ilişkin geleneksel modellerin tesiri fark edilir. Daha genel surette, öğretmenlik eğitimi veren edebiyat ve fen fakültelerine kadınlar daha fazla mahkûm edilmişlerdir: Babaları tarım işçisi olup üniversiteye girebilmiş kadınların bu iki fakülteden birinde bulunma ihtimali %92,2 oranındadır.
Köylü, işçi, ücretli, küçük esnafın erkek çocukları için tedrisî kültüre nüfuz etmek akültürasyondur.
Bu sebeple, sadece iktisadi eşitsizliklere veya siyasal iradeye eğitim sistemindeki tüm eşitsizliklerin sorumluluğunu isnat etmek, sistemle mücadele ettiğini sanırken sisteme hizmet etmenin en iyi yoludur.
[Tıpkı kadın öğrenciler gibi] alt sınıflardan gelen erkek öğrenciler de daha gerçekçi bir yaşam projesine zorunlu olmaları nedeniyle, hiçbir zaman meraklı amatör oyununa kendilerini tamamıyla kaptıramazlar veya kendilerini, onlar için her şeyden önce toplumsal hiyerarşide bir yükselme fırsatı olan (değerlendirilmesi gereken bir fırsat olan) eğitimin geçici itibarlarına veremezler. Zaruretin, kendisini onlara bir kaide olarak dayatması sebebiyle hazırlandıkları mesleği bilirler ve bunu ve bir mesleğe hazırlandıklarını daha rahatlıkla ikrar ve itiraf ederler.
Eğer felsefe öğrencisi geleceğin felsefe öğretmeni gibi görünmüyorsa bu, bu sonuca ulaşabilmek için varılacak nihai noktayı unutmaya ihtiyacı olduğundandır. Burada mistikleştirilmiş deneyim, bizatihi pratiğin içerdiği değerlere katılımın şartlarından biridir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Varisler Öğrenciler ve Kültür
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058600874
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Sümer , Levent Ünsaldı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Heretik Yayıncılık
Eğitimin toplumsal hareketliliği sağlayan başlıca etmenlerden biri olduğu savı, bugün, ortak kanının değişmez unsurlarından biri olarak kendini kabul ettirmiş gibidir. Bu idealden "sapma" olarak eğitime erişimdeki eşitsizlikler ise, ya olması doğal ancak elden geldiğince düzeltilebilecek ekonomik eşitsizlikler ya da olması en az diğeri kadar doğal ancak düzeltilmesi o kadar da kolay olmayan "kişisel yetenek" farklılıkları çerçevesinde kavranılır.

Bourdieu ve Passeron'un elinizdeki kitaptaki müdahalesi tam da bu iki argüman düzeyinde şekillenir. Mevcut hâliyle okulun toplumsal hareketlilik unsuru olduğu iddiası bir yanılsama, hatta bir ideolojidir, der ikili. Zira eğitimin "kişisel yeteneğe" dönüştürdüğü nitelikler, öğrencide aradığı vasıflar, kazandırmayı hedeflediği kabiliyetler, esasında, bazı imtiyazlı sınıfların kültür karşısındaki imtiyazlarının "doğallaştırılmış" "mutlaklaştırılmış" hâlleridir.

Eğer böyleyse, diye ekler Bourdieu ve Passeron, sadece ekonomik eşitsizliklere yönelmiş bir tahlil, kültürel mirasın ve kültür karşısındaki eşitsizliklerin merkezî önemini ıskalamakla kalmaz, bunları görmezden gelerek veya yok sayarak sistemin idamesine de hizmet eder. Zira sosyal imtiyazı yeteneğe, başarıyı ise şahsi liyakate dönüştüren eşitsizlikler ortadan kalkmaksızın ekonomik imkânların eşitlenmesi mevzubahis olabilir. "Böyle bir durumda, farklı sosyal kesimlerin eğitim sisteminin farklı mertebelerindeki eşit olmayan temsili, hiçbir zaman olmadığı kadar fazla gerekçeyle, yeteneklerin veya kültüre erişme arzusunun eşit olmayan dağılımına isnat edilecektir (...) Hatta daha da iyisi, şansların biçimsel eşitliği böylece sağlandıktan sonra okul, imtiyazların meşrulaştırılmasının hizmetinde, kendine bütün meşruiyet görünümlerini verebilir". Eğitimde fırsat eşitliği mi demiştiniz?
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Jirem Derin
  • İlkay Şal
  • Ahmet
  • Hasan Suphi
  • Hicabi Kaynak
  • Gökçe
  • Fehime ERGÜN
  • sosyologsen
  • Ayşegül Güray
  • Özge Eker

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (2)
8
%25 (1)
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0