Varolmanın Acısı (Schopenhauer Felsefesine Giriş)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.610
Gösterim
Adı:
Varolmanın Acısı
Alt başlık:
Schopenhauer Felsefesine Giriş
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
165
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756511107
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Donkişot Yayınları
Baskılar:
Varolmanın Acısı
Varolmanın Acısı
Schopenhauer’e göre dünya, bedenimizde yer almakla birlikte kökeni transzendental (aşkın) bir alanda yatan "iradenin" eseridir. Gerçeklik, bu iradenin fenomenlerinden biri olan beynimizin "tasarımlarından" ibarettir. Biricik amacı türü koruyup sürdürmek olan "irade", bireyi aldatarak onu kendi hedefinin hizmetine koşar. Öyleyse yapılması gereken, "iradeye" ‘hayır’ demek, hayatı "olumsuzlamaktır". Azizce, keşişçe, nihilist bir hayat sürmek, iradenin esaretinden kurtulmak olacaktır. Sadece "merhametin" içinde ortaya çıkan "yaşama iradesinin" reddi, bizi acıların, ıstırapların dünyasından çıkartıp "kurtuluşa" ulaştıracak biricik yoldur.

Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.
A. Schopenhauer
165 syf.
·Puan vermedi
Schopenhauer üzerine yazılmış metinlerin filozoftan yapılan alıntılarla organize edilmiş, düzenlenmiş, derlenmiş bir hâlidir. derleme bir felsefe kitabıdır.

Filozofun yaşamını, akademik kariyerini, ailesel dramını, felsefi zemininin oluştuğu ortamı anlatan bir başlangıç metni vardır. Burada Hegel ile arasındaki tarafsız çekişme, özellikle dikkat çekicidir; zira filozof, bu çekişme üzerine kocaman bir sistem inşa edecektir.

Materyalizm, idealizm, arkhe, transandantal felsefe gibi konulara eğilen ikinci bölümde özellikle materyalizm ve idealizmin birbiriyle ilişkisini ve arkhe meselesini çok temiz anlatan kitabın mantık bilimine gönderileri de özellikle dikkat çekmekte. Örneğin arkhe konusunda, "Ateş, su, hava... bunların salt maddesel zeminde arkhe olarak adlandırılmadığı fikri yanlıştır; çünkü ateş örneğin sıcaklık özelliği, su örneğin nemlilik ve hava örneğin yayılma nitelikleriyle, arkhe olarak konuşulmuştur." diyerek konuya derin bir bakış kazandırmıştır.

İçeriği daha önce felsefi metinler okumayanlar için anlaşılmaz ve ağır gelebilir. Bu sebeple felsefeye yeni başlayanlar için uygun bir metin bütünü değildir. Fakat ilgilisi için oldukça verimli bir okuma serüveni olacaktır.
165 syf.
Nietzscheci nihilizmin dışında kalan ilkel nihilizmin hegelci yorumlar dışında tüm altyapısının işlendiği kitap.

beynin yarattığı gerçeklik fenomenolojisinin bir tasarımdan ibaret olduğu ve insana acının bu esaret şeklinin verdiğini söyler schopenhauer. ve bu sistem ile ortaya çıkmaya başlayan ''irade'' kavramıyla olan savaşı kazanmak gerektiğini bunun için ise hayatı olumsuzlamak gereği anlatılır.

ahlak üzerine, toplum üzerine, kısacası beynin yarattığı tüm toplumsal tasarımlarına çok incelikli eleştiriler getirir.

ancak kendi kanaatimce irade olgusuna karşı çıkan düşünür, bunun karşısında irade koymayı savunarak iradeye teslim olmakta. ilkel nihilizmin açmazı da burada başlıyor. esasen iradeye karşılık irade koymak sadece bir yöntemdir. çözüm değildir. çözüm olarak sunulmuş olması kitabı eleştirdiğim nokta. kitabı okurken schopenhauer gözüme günümüzün güçlü görünmeye çalışan yorgun insanı gibi geldi. irade karşısında her şeyi akışına bırakmak bence acıyı uzun vadede dindirir. ama asla geçmez.
165 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Var olmamdan acı duyduğum bir akşam, kitabı görünce okumanın tam zamanı diyerek başladığım bir kitap. Şunu belirtmek istiyorum kitap Schopenhauer'un değil onun felsefesini anlatan bir derleme. Felsefeye yeni yeni ilgi duymaya başlamışken yanlış kitapla devam ettiğimi düşünüyorum. Aslında yanlış da denilemez kitabı okuduğum için mutluyum en azından tekrar okumam gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Schopenhauer'un kitaplarını okumadan direkt bu kitapla başlayınca bilgi bombardımanına tutulmuş gibi oldum. Kant, Hegel, Schopenhauer arasında gittim geldim. Bir de lise felsefesinden az çok duyduğum kelimeri (irade, bilinç, bencilik, fenomen, a priori, a posteriori, transzendental vb.) bu kitapta her yerde ve birbiriyle harmanlanmış olarak görünce bu kitabı Schopenhauer felsefesine giriş kitabı olarak değil de sonuç kitabı olarak okunması gerektiğini düşündüm. Bu yüzden kitabı felsefe yolunda iyi bir ilerleme gösterdikten sonra tekrar okumayı düşünüyorum.
165 syf.
var oluş serüveninde; erdem, etik ve benlik üçgeninden yola çıkarak somut olmayan değerler üzerine söylenmiş -maalesef- evrensel ölçütleri yok sayan savları barındıran -ya da diğer bir deyişle- "küçük gruplar sosyolojisi" üzerine yazılmış schopenhauer eseri.
165 syf.
·4 günde·3/10 puan
Kitap Schopenhauer'in hayatını ve felsefî düşünce sistemini anlatıyor. Kant ve Schopenhauer'in düşünce benzerliklerine-farklılıklarına ve Schopenhauer'in Hegel ile çatışmasına da yer verilmiş. Kitabı anlamak zor çünkü çeviri ve derleme çok kötü yapılmış. Daha öncesinde Schopenhauer'in eserlerinden okuduğum için anlatılmak isteneni anladım. Onun dışında bu kitabı çeviri ve dilinden dolayı anlamak çok zor. Direkt Schopenhauer'in kitaplarını okumak daha anlaşılır olacaktır. Bu site içerisinde ilk defa bir kitabın okunmasını tavsiye etmiyorum. Yarım bırakmayı düşündüğüm ama zorla bitirdiğim çevirisi vasat bir kitap. Bunun yerine direkt Schopenhauer'in kendi kitaplarını okumanızı ve hayat hikayesi içinde biyografi ya da internetten yazılı kaynaklara bakmanızı öneririm. Kitapta iyi olan kısımlar az olsa da yararlı, bazıları şunlar; Schopenhauer'in benlik, irade, metafizik, cinsellik görüşleri, dönemin düşünce sistemine etkisi, Kant ve Hegel ile ilgili bilgiler. Dediğim gibi tavsiye etmediğim bir kitap. Okumak isteyenler bir daha araştırmalıdır.
165 syf.
·1 günde·8/10 puan
Schopenhauer’e göre dünya, bedenimizde yer almakla birlikte kökeni transzendental alanda yatan bir “iradenin” eseridir. Gerçeklik, bu iradenin fenomenlerinden biri olan beynimizin “tasarımlarından” ibarettir. Biricik amacı türü koruyup sürdürmek olan “irade”, bireyi aldatarak onu kendi hedefinin hizmetine koşar. Öyleyse yapılması gereken iradeye “hayır” demek, hayatı olumsuzlamaktır. Azizce, keşişçe, nihilist bir hayat sürmek, iradenin esaretinden kurtulmak olacaktır. Sadece merhametin içinde ortaya çıkan yaşama iradesinin reddi, bizi acıların, ıstırapların dünyasından çıkartıp kurtuluşa ulaştıracak biricik yoldur.

“Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.”
-Arthur Schopenhauer
165 syf.
Arthur Schopenhauer, 22 Şubat 1788'te Danzing'de dünyaya gelir. Huzursuz bir çocukluk geçirir. Babasının kendisini yalnız bıraktığını, annesinin ise sevmediğini düşünür. Duyguları karmakarışık, endişeleri diz boyudur. İşleri bozulan babası intihar etmiştir. Koca baskısından kurtulan ve ekonomik anlamda endişesi olmayan dul annesi, hayattan bütün hevesini almaya başlar. Artur Schopenhauer, babasının baskısıyla tüccar olacakken, onun ölümüyle meslek değiştirir. Latince ve edebiyat dersleri almaya başlar. 1809'da Göttingen Üniversitesi'nde tıp eğitimine başlar. İkinci yarıyılda tıbbı bırakıp felsefeye geçer. Annesinin soğuk yüreği ve hayatı karşılayışındaki yüzeysellik, Artur'a dünyayı yaşanmaz kılmaya yetecektir. 

Artur Schopenhauer'un babasından kalan miras, ona ömür boyu yetecektir. O da bu güvenle kendini felsefi çalışmalara bırakır. Ancak parasının bulunduğu banka batar ve beş parasız kalır. Çalışmak zorunda olduğunu hisseden Artur, Berlin'de 24 yarıyıl ders vermek üzere üniversiteyle anlaşır. Ne var ki ancak tek bir yarıyıl profesör olarak ders verebilir. Çünkü karşısına engel olarak Hegel çıkar. Hegel ile seminerleri aynı gün ve saate denk gelen Artur, derslerine fazla kişi gelmemesi nedeniyle başarısız olur. Çünkü herkes Hegel'in seminerlerini dinlemektedir. Artur, daha sonradan batan bankadan parasını bir şekilde kurtarır ve ekonomik anlamda eski rahat hayatına yeniden kavuşur.

Arthur Schopenhauer, annesi ile arasındaki gerginliğe katlanamaz hale gelir. Annesi ile arası ölümüne kadar açılır. Anne oğul birbirlerini bir daha hiç görmezler. Artur'un annesi ile arasındaki sert çatışma, onun kadınlarla olan ilişkisinde belirleyici bir etmen olarak kalacaktır. 

1825 -1831 yılları arasında Berlin'de yaşar. O yıl patlak veren koleradan kaçıp Frankfurt'a yerleşir ve Artur Schopenhauer bir bakıma kendi dünyasına kapanır. 

1821 yılında Caroline Louise Marquet adlı bir kadınla başa derde girer. Artur ev konusunda haklı olmasına rağmen, kadın mahkemede yaralandığını ileri sürer. Bu dava uzun yıllar başına dert olur.

Artur Schopenhauer; çocukluk yıllarında yaşadıkları, annesinin ona yaptıkları, bir kadın tarafından haksız yere suçlanıp yıllarca bununla uğraşmanın getirdiği psikolojiyle, o kadınlara karşı soğumuş ve cephe almıştır. Bugün özellikle kadınlar tarafından, kadın düşmanı olarak tanıtıldığını görmeği esefle karşılıyorum. Kimsenin ne yaşadığını biz bilemeyiz. Onu kadın düşmanlığı ile suçlayıp, bunun nedenlerini araştırmadan peşin hüküm veren zavallılara acıyorum.

Artur Schopenhauer, yalnız değilsin. Bırak seni kadın düşmanı olarak tanıtmaya devam etsinler. Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanında Ursula'nın da dediği gibi: "Elalem ne düşünürse düşünsün, ne derse desin. Biz öyle olmadığını biliyoruz ya."
128 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Schopenhauer'in genelleştirilmiş hayat hikayesinden başlayan ve kendi felsefesinin ilk kırıntılarını Hegel ile olan çatışmalarından, transzendental mantıkla, etikle veya kitapta göreceğiniz irade kavramıyla devam ettiren, Schopenhauer'in kendisini anlamak için ideal bir kitap olarak hazırlanmış bir yapıt. Çeviride bazı sıkıntılar var basım kalitesi pek iyi değil. Onun haricinde, okunmasını öneriyorum. Ancak, önce yazarın kitaplarını okumak daha faydalı olacaktır.
165 syf.
·1 günde·9/10 puan
Schopenhauer'de, zaman, mekân ve nedenselliğe boyun eğmiş dünya, bir tür rüyalar
âlemi gibi bir şeye dönüşür; bizim dışımızda, ama kaynağı kafamızda olan bu imajlar
dünyası, bu hayaller dünyası, dünyaya ilişkin çok derinlerdeki bir hakikatin kodlanmış bir
şekilde yüzeye yansıması gibi bir şeydir. Bu noktada onun irade metafiziği Hint dinleriyle
ve manevi dünyasıyla birleşir. Ama bu metafiziğin içinde Avrupa mistiğinin izlerini de
buluruz. Schopenhauer bu mistiğin içinde kendi öğretisinde anladığı ve yorumladığı
şekliyle insanın metafiziksel ve dinsel ihtiyacının karşılandığını düşünür. Çünkü salt beyin
fizyolojisinden ve materyalist teorilerden farklı olarak bu öğretiler, nesnelerin bambaşka
bir organizasyon biçimine, zaman, mekân ve nedensellik ilişkilerince belirlenmiş o
düzende yer aldıklarından, çok farklı bir düzenlenişine imkân tanırlar.
165 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Schopenhauer severler için çok tatmin edici bir kitap. Filozofun hayatı ve oluşturduğu felsefeyi tek kitapta anlamanızı sağlayacak kaliteli bir eser. Ben kendisine dair aklımdaki taşları daha bi yerine oturttum böylelikle, umarım sizler için de aynısı olur.
128 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Varlığın ilk nedenini irade olarak kabul gören ve bunu argümanlarıyla açıklamaya çabalayan Schopenhauer, idealizmi eleştirirken aynı zamanda materyalizme de eleştiriler geririr. Her iki düşünce sisteminden belli noktalarda faydalanarak iradenin düşünceden bağımsız olduğunu, düşünceden önce geldiğini anlatmaya çalışır. Aynı zamanda irade bedensel ve görünmeyen bir yanımızın dürtüsüdür. Schopenhauer' in bu fikrinden onun "yüksek benlik, yüksek irade" kavramlarını ortaya atan mistsizm ile de ilgilendiği anlaşılmaktadır. Filozofun irade kapsamında anlatmaya çalıştıklarını okurken Kur'an'da geçen "ol der olur" cümlesi aklıma gelmiyor değildi. Her şey bir iradeden tezahür etmektedir. Bu doğru görünüyor. Fakat iradeyi bedenin içinde bir yerde arayarak filozof bir yaratıcının olmasına gerek duyulmadığı gibi bir anlayışa yol açıyor. Yazarın irade hakkında söylediklerinden "ol der olur" ayetinin manasını kavramaya çalışırken, cüz'i kul iradelerinin toplamı olan külli irade kavramını da unutmamak gerek. Külli irade olan Cenab-ı Hakk'ın iradesi içinde küçük bir cüz olan insan iradesini yaşamının asıl sebebi olarak görmeden evvel, bilimsel bilinçdışı fenomenlerini ve hayatımızdaki etkilerini anlamaya çalışırken evrenin kozmik bilincini de anlamamız gerekir. Nitekim insanda (mikro kozmos) ne varsa evrende (makro kozmos) de o vardır. Bu konuyu iyice araştırdığımızda ise "KADER" kavramıyla karşılaşacağız.
Karakter dediğimiz şey iradece belirlenmiştir. İrade, karakteri, insanın bedenini inşa eder gibi kurar.
Arthur Schopenhauer
Sayfa 78 - Donkişot Yayınları, Çevirmen: Veysel Atayman

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Varolmanın Acısı
Alt başlık:
Schopenhauer Felsefesine Giriş
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
165
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756511107
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Donkişot Yayınları
Baskılar:
Varolmanın Acısı
Varolmanın Acısı
Schopenhauer’e göre dünya, bedenimizde yer almakla birlikte kökeni transzendental (aşkın) bir alanda yatan "iradenin" eseridir. Gerçeklik, bu iradenin fenomenlerinden biri olan beynimizin "tasarımlarından" ibarettir. Biricik amacı türü koruyup sürdürmek olan "irade", bireyi aldatarak onu kendi hedefinin hizmetine koşar. Öyleyse yapılması gereken, "iradeye" ‘hayır’ demek, hayatı "olumsuzlamaktır". Azizce, keşişçe, nihilist bir hayat sürmek, iradenin esaretinden kurtulmak olacaktır. Sadece "merhametin" içinde ortaya çıkan "yaşama iradesinin" reddi, bizi acıların, ıstırapların dünyasından çıkartıp "kurtuluşa" ulaştıracak biricik yoldur.

Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.
A. Schopenhauer

Kitabı okuyanlar 186 okur

  • Tarık Okur
  • Bahar T.
  • Sems
  • Denizz
  • Friedrich nietzche
  • Where is my mind
  • Emre Fidel Çelik
  • KCeemo
  • Sümeyye Gedik ⠀
  • Fatih

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.8 (15)
9
%16.7 (9)
8
%16.7 (9)
7
%14.8 (8)
6
%7.4 (4)
5
%0
4
%3.7 (2)
3
%1.9 (1)
2
%0
1
%0