Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

8,1/10  (203 Oy) · 
672 okunma  · 
208 beğeni  · 
4.728 gösterim
Cumartesi ve pazar günleri, varolmanın tatlı hafifliğinin geleceğin derinliklerinden yükselip yanına vardığı duygusu içindeydi. Pazartesi, benzerini bundan önce hiç tanımadığı bir ağırlıkla çarpıldı. Rus tanklarının tonlarca çeliği bunun yanında hiç kalırdı. Çünkü sevecenlikten daha ağır bir şey yoktur dünyada.

Milan Kundera’nın en bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasına girmiş, geçen yüzyılın en güçlü anlatılarından biri. Kundera, tepkiye karşı tepkisizliği, kararlılığa karşı kararsızlığın tutarlı ve erdemli yanlarını araştırdığı romanının başkişisi Tomas’la alışılmış, arkasında güçlü düşünce ve yaşam kurallarını taşıyan roman karakterlerini sorgular. Sovyetler’in Çekoslovakya’yı işgal günlerini de arka planda anlatır. Tıpkı kişiler gibi toplumsal önyargılar da eninde sonunda kararsızlığa ve “varolmanın dayanılmaz hafifliği”ne mahkûmdur ne de olsa.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    336
  • ISBN:
    9789750726170
  • Orijinal Adı:
    The Unbearable Lightness Of Being
  • Çeviri:
    Fatih Özgüven
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
insan_okur 
 13 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Hani ben mi anlamadım yada yine çok büyük beklenti hatasına mı düştüm diyeceğim. O kadar çok ismini duyduğum bu roman beni ummadığım kadar şaşırttı. İyi yönde de, sıkıcı yönüyle de. Elbetteki çok kötü bir eser asla değil ama bazı bölümlerinde gerçekten sıkıldım, zorlandım. Hele “Kitsch” kavramının anlatıldığı bölümde gerçekten çok sıkıldım. 3 kez başa dönüp terimi canlandırmak, anlamlandırmak istedim ama zorlandım.

Neyse Milan Kundera ile ilk tanışmamızdı. Kitap 7 bölümden oluşuyor. O bölümler içerisinde de 25 ‘er bölüm oluşmakta. Karaterlerin iç dünyasını anlatan bölümler. Genelinde felsefik konular içermekte. Ama yine beklentinizi karşılayan çok iyi bir kurgu karşınızda. Kitap yaşamın hafifliği ve ağırlığından yola çıkıyor. Hayatımız tekrar eden bir döngü içinde mi yoksa düz giden bir yaşamda olmalı mı diyerek başlıyor. Son bölümde bunu güzel bir şekilde ifade ediyor.

Aslına bakarsak olaylar bir aşk ile başlıyor. Daha doğrusu tesadüf üzerine tanışan Tomas, Teraza, Sabina ve Karenin ( Anne Karenina'dan atıf bir köpek ) ile hikaye devam edip gidiyor. Yazarın üslubu çok güzel ve açık. Cinsellik ile ilgili bölümleri gerçekten çok etkileyici. Erotizm bir ara tavan yaptı hatta.

Daha detayına girince karşınızda bir komünist rejim ile ilgili detaylar çok sağlam. Kitapta Tomas adlı doktora yapılan baskı ve bunlara karşı dik durması gerçekten çok etkileyici bir bölümdü. Tomas’ın hem başkalarını hem de kendi içindeki yaşamı ( hafiflik mi , ağırlık mı ) anlamaya çalışması aslında romanın tümünü kapsayan başka bir detay.

Son bölümü hele hiç unutamayacağım. Hayvanlarla ve hayvan sevgisi ile ilgili olan bu bölümü okuyunca gerçekten duygulandım. Çok güzel değinmiş. Gerçi Karenin'i her yerde yanından ayırmaması zaten hayvanlara olan düşkünlüğünün bariz kanıtı.

Aldatılma ve cinsellik konuları üzerinde çok fazla durmuş yazar. İki kadını bir bölümde karşı karşıya getirip fikirlerini bize analiz ettirmiş.

Uzun lafın kısası farklı ve bazı yerlerinde marjinal bir roman. Konusu, kurgusu çok sağlam. Farklı bir yazar. :)

Sizce hafiflik mi daha iyi ağırlık mı ?

Tavsiye ederim. Güzel bir roman.

Ferda Doğan 
 21 Mar 17:38 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 7/10 puan

Oldukça naif bir İÇİNDEKİLER bölümü^^

I. Ağırlık ve Hafiflik
II. Ruh ve Beden
III. Yanlış Anlaşılan Sözcükler
Iv. Ruh ve Beden
V. Ağırlık ve Hafiflik
VI. Büyük Yürüyüş
VII. Karenin'in Gülümseyişi

Kitabı incelerken dikkatimi en arka kısmında bulunan ve yazarı ünlü kılan karikatürü çekmişti. Aslında karikatürden içerik az çok anlaşılıyordu.

"Ağırlık" ve "Hafiflik" kavramlarının aşk ve cinsellik üzerinden kaleme alınmasını farklı bulmakla birlikte beni hayal kırıklığına uğratmıştı.
Çünkü ismi cezbeden bu kitap ile farklı bir kalem eşliğinde yoğun bir egzistansiyalizme kucak açmak istiyordum.

Bu hayal kırıklığının ardından birinci bölüm ve ilk sayfadaki giriş bende merak uyandırmıştı.
Nietzsche'nin "Bengi Dönüş" (ebedi dönüş) teoremi üzerinden değerlendirilen "ağırlık" ve "hafiflik" ile karşı karşıyaydım.

Yazar bu mitosu hem olumlu hem olumsuz açıdan değerlendirmişti.

"Olumsuz açıdan bakıldığında, Ebedi Dönüş fikri bir daha geri dönmemecesine kaybolup giden, yinelenemeyecek olan yaşamın bir gölgeye benzediğini, ağırlıktan yoksun, daha baştan ölü olduğunu ve ister korkunç, ister güzel, ister yüce, korkunçluğunun, yüceliğinin ve güzelliğinin hiç bir anlam taşımadığını önerir."

Zerdüşt ve Nietzsche ağladığında isimli kitapta Nietzsche bu fikir altında ezilen Breuer'a şu cümleyi yöneltir;
"VAKTİNDE ÖL!"
Milan Kundera ne yazıktır ki bunu es geçmiş-'-

Olumlu açıdan bakıldığında;
Bu yüklerin en ağırının altında ; (das schwerste Gewicht) bizim yaşamlarımız göz kamaştırıcı bir hafiflik içinde belirmektedir.
,
Lakin ben buna da katılmıyorum. Çünkü bu ağırlığın bizzat kendisidir yaşamlarımız.
.

Kundera ağırlığın mı hafifliğin mi üstün olduğunu incelemektedir.
Hafifliği yüceltmiştir bir çok kez tıpkı Parmenides gibi.
...

SPOİLER

...

Özgürlüğüne, bağımsızlığına düşkün, bir aileye, eşe, çocuğa bağlanmayı reddeden bir karakterdir Tomas.
Onlarca kadınla birlikte olmuştur. Ve bunu şu etkileyici satırlarla ifade eder;
"Her kadında milyarda bir bulunan bir fark vardır. (öz) Ben bu farkı her bulduğumda dünyaya başkaldırıyorum."

Anne ve babasından hoşlanmayan bir genç kız Tereza.
Tomas ile evlenip onu kısmen de olsa bağlı kılmayı başarmıştır.
Bir selde sepet ile yollanan küçük bir kızdır Tomas için Tereza.
Titrer ve çok derin nefesler alır. Ciğerlerinde sorun vardır ve uyurken Tomasın ellerini sıkı sıkı tutar.
Tomas için özel olmayı istemiştir yalnızca.
Özel midir peki? Evet farklıdır Tomas için. Oldukça olağan olan fakat yazar tarafından muazzam bir sıradışılığı olduğu vurgusu yapılmak istenen bir rastlantı zinciri ile tanışmışlardır.
Tereza ile evlendikten sonrada başka kadınlar ile birlikte olmaya ara vermeyen Tomas'ı ölesiye kıskanır.
Tomas için özel olan bir başka kadın Sabina'dan.
Sabina resim atölyesi olan ve Tomas ile tini özdeşleştirilmeye müsait özgür ruhlu bir kadındır.

Yazar, ilginç bir olay örgüsü ile ve bazı hoş cümleleri aynı isimli bölümlerde tekrarlayarak ilginç bir hava katmıştır romana. Ayrıca son bölümlerinde olayı kendisi değerlendirir.

Tomas bir doktordur ve saklı olanı, gizliyi bulma eğilimini tetikler bu.
Çok kıdemli bir doktordur fakat ülkedeki siyasi karışıklık ile birlikte gelen ve direnenler arasında yerini alması sonucu meydana gelen mesleğinden olma durumu garip bir hayata sokar onu.
Tomas bun tatil olarak nitelendirir.
Bu arada Sabina da başka bir şehirde Franz isimli evli bir erkek ile vakit geçirir. Birlikte olmaktan Tomas ile olduğu kadar hoşnut olmadığını kendisi de bilir.
Franz boşanır ve Sabina onu terk eder.

Kendi kalemini kendi merceğinde incelemiştir Kundera.

Ve çokta verimli bulmadığım bu kitapta gizli olanı okuyucudan bulmasını istemesinin daha etkileyici olacağı da bir gerçektir.

Keyifli okumalar...

VAR OLMAK ESASEN DAYANILMAZ BİR AĞIRLIĞA SAHİPTİR.

Ahmet Kara 
 04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · 10/10 puan

Kitapsever çevremde Milan Kundera’nın yaşayan en iyi romancı olduğunu düşünen bile var. (Kundera’ya başlamayı çoktandır çok istemem, bu en bilinen romanının en sabırsızlandığım kitaplardan biri olması falan bilmiyorum hafifletici neden olur mu ama) Okuduğum ilk Milan Kundera kitabı oldu. Yazarın hem entelektüel donanımına ve üslubuna hem de bu kitapla işlediği konulara bayıldım. Yaşayan en iyi romancı mıdır bilemiyorum, yorumlamak haddim de değil, ama Kundera okumaya devam edeceğim kesin.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’nde en sevdiğim şeyler nelerdi diye düşününce;

Bir kere aşka dair bir roman :) Tabi konu aşk olunca öyle stabilite falan pek aramayacaksınız, nitekim metnin hafifliğini / uçarı akışını, bir de cinsellik konularını cesurca işlemesini (sevmeyenler de varmış yorumları okuyunca ama) ben sevdim.

Yazarın roman kahramanlarının hissettiklerine, düşüncelerine geniş yer vermesini çok sevdim. Romanın içine girmeyi çok kolaylaştırmış. Okurken bazı yerlerde sanki anlatılan kahraman benmişim de tüm olanı biteni ben yaşıyormuşum gibi hissettim.

Romanda muhtelif yerlere serpiştirilmiş felsefi argümanları sevdim. Her ne kadar biraz zor bir araç olsa da, felsefenin dokunup da ilginç kılmadığı bir şey yok zaten.

Rusların Çekoslavakya’yı işgali, savaşın kötülüğü gibi konular romanın arka fonuna harika yerleştirilmiş, bunu takdir ettim.

Aaa unutmadan, kitapta işlenen hayvan sevgisini çok ama çok sevdim. Bu yönünü hep hatırlayacağım.

Neyse uzatmayım, bazıları bu kitabı marjinal bulacaktır, ama ben hem Kundera’yı hem de bu kitabını çok beğendim.

Sema Kef 
31 Ağu 20:19 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap çok yönlü bir eser. Içinde kuvvetli betimlemeler var . Konusu daha çok aşk üzerine. Fakat tabiki bununla yetinen bir eser değil. Kitaptaki karakterlere bakıldığı zaman ise; eminim ki hepimizin hayatında kitaptaki karakterlere benzer kişiler vardır. Hatta belki de kendimizdir. Kesinlikle herkesin okuması gereken kitaplar arasında. Tabi alışılmışın dışında kitaplar arasında yer aldığı için herkes beğenmeyebilir.

Ayşe Y. 
04 May 05:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Niye bu kadar geç keşfettim?" Diye hayıflandığım kitap. Bazen bazı kitaplar insana öyle derinden dokunur ki o kitabı kendiniz yazmış gibi hissedersiniz. Muhakkak okunmalı.

mısra 
 14 Nis 2016 · Kitabı okudu · 6 günde

Kitap Nietzsche’nin Ebedi Dönüş düşüncesinden yola çıkarak yaşamlarımızın her saniyesinin sonsuz kere yinelenmesinin insan için yüklerin en ağırı olduğunu, Parmenides’in oluşturduğu olumlu -olumsuz kavram karşıtlarından biri olan ağırlık-hafiflik karşıtının hangisinin olumlu olumsuz olduğunu sorgulayarak başlıyor.

Yaşamımızda yüklerimiz bizi ağırlaştırıp yere yapıştırdığında mı gerçek yaşamımızı yakalayıp mutlu oluruz veya yüklerimizden kurtulup hafifleyip göğe yükselip özgürleştiğimizde mi?

Yazar bu ikilemden yola çıkarak Çekoslovakya’nın Prag kentinde birçok tesadüfler sonucu karşılaşan Tomaz ve Tereza’la, Sabina, Frank, Karenin karakterlerinin her birini bölümler halinde vererek onların iç dünyalarını okuyucuya aktarıyor.

Olaylar Çekoslovakya'da Komünist Parti’nin iktidar olduğu dönemde geçiyor, komünist yönetimin bir Sovyet ‘kitsch’e -Kitsch kavramı 6. bölümde ele alınmış okurken en zorlandığım beni yavaşlatan bölümdü, bu Almanca kavramın Türkçe’de net bir karşılığı yok, ben sahte kavramıyla özdeşleştirdim – dönüşmesi eleştirisi, kadın erkek, aile ilişkileri, aşk, hayvan sevgisi, baskılara göğüs gerip ben olabilme mücadelesi anlatılıyor.
Ağırlık mı hafiflik mi derseniz hangisinin bizi mutlu ettiğine bağlı.

Merve Eyvaz 
04 Tem 23:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ağırlık, hafiflik, var olma sorunu, aşk, bağlılık, sadakat, cinsellik, hayvan sevgisi...kısaca ne ararsanız var bu farklı kitapta. Arka planına Prag Baharı'nı alarak dönemin siyasal ve toplumsal atmosferine de karakterler üzerinden göz kırpıyor. Bence okumaya değer farklı bir kalem Kundera.

Yazarın bir romanı hariç tüm romanları 7 bölümden oluşmaktadır bilgisi ile bu romandaki bölümlerin adlarını yazıyorum : I- Ağırlık ve Hafiflik, II- Ruh ve Beden, III- Yanlış Anlaşılan Sözcükler, IV- Ruh ve Beden, V- Ağırlık ve Hafiflik, VI- Büyük Yürüyüş, VII- Karenin'in Gülümseyişi
Kesinlikle mükemmel kurgulanmış bir kitap, kitapta insanların ilk dikkatini çekecek olan cinsellik ve aldatma gibi görünse de karakterler iyice analiz edilebilirse kitabın bu kadar basit olmadığı anlaşılır. Romandaki karakterler, özellikle başlıca başkarakterler yazar tarafından tarif edilmemişlerdir. Fiziki görünüşleri hakkında net bir bilgiye sahip olmadan siz kafanızda onları hayal ediyorsunuz. Karakterlerin sadece düşüncelerini bize aktarmıştır yazar. Cinsellik yada aldatma konusunda bir numaralı karakter Tomas'ın hayat karşısında ilginç bir felsefesi vardır. O her insanın içinde kendisini herkesten farklı kılan bir giz olduğunu düşünür ve bunları keşfetmek ister. Doktorluğu seçme nedeni de budur. İnsanların içini açabileceği tek meslek olarak doktorluğu görür. Ancak Tomas bu keşfi kadınlar üzerinde yapmayı sever ve yalnızca seviştikleri sırada kadınlardaki bu farklılığın ortaya çıktığını düşünür. Kitapta yazarın bazen hikâyeyi bırakıp felsefe üzerine denemeler yaptığını görüyoruz. Kurgu gerçekten çok güzel. Kadın erkek ilişkilerini ve karakterlerin iç dünyasını çok güzel aktarmış yazar.
Ayrıca kitap 1988 yapımı sinema filmi olarak beyaz perdeye aktarılmıştır.
Kitaptan :
“Bazen güçlüler güçsüzleri terk edemeyecek kadar güçsüz olursa, güçsüzler onları terk edebilecek kadar güçlü olmalıdır.”
"Bir kere olan şey, hiç olmamış sayılır."

Derya Berber Tali 
17 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

İlk defa bir kitap hakkında kendi hislerim açısından kararsız kaldım. Kitabı çok begenmemekle birlikte;en küçük boşlukta kitabı okuma isteği hissettim. Yorumlar da aşk kitabı olarak bahsedilmiş;ancak bana göre yoğun felsefe içeriyor ,aşk kitabı denecek kadar aşktan bahsetmiyor.(Ya da ben cok farkli yorumladim) Herşeye rağmen kitapta bir çekicilik var ;yazar kelimelerle çok güzel oynamış ,zamanin siralama olarak ilerlememesi olayları sürekli takip gerektiriyor .Okunabilir güzel bir kitap (hala kararsizim:))

hurriyet kaytar 
17 Haz 15:45 · 7/10 puan

aşk tan kurtulmak gerekiyordu çünkü aşklar da imparatorluklar gibidir; üzerine dayandırıldıkları düşünceler un ufak olduğunda onlar da silinir gider.

4 /

Kitaptan 242 Alıntı

"Kitapları gündüz kitapları, gece kitapları diye ikiye ayırmaya orada başladım," ... "Gerçekten de, gündüz okunsun diye yazılmış kitaplar vardır, bir de sadece geceleri okunabilecek olanlar."

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 117)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 117)
esraaltunerrr 
23 Oca 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Sadece bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 16)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 16)
Ferah 
25 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur ...''

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 23)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 23)
Hacı Seydaoğlu 
 01 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Gözü kararmak
Gözü 'daha yükseklerde bir yerde' olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 53)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 53)
Elif Kimya Salt 
01 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Dehşet bir şoktur, mutlak bir körleşmenin zamanı. Dehşette en ufak güzellik yoktur. Bütün görebildiğimiz bizi bekleyen bir olayın delip geçici ışığıdır. Öte yandan, hüzün olacakları bildiğimizi varsayan bir tavırdır.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan KunderaVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera

Behlül kaçar :D
"Aşk bir meydan savaşıdır," dedi Marie-Claude, gülümsemeyi sürdürerek. "Ve ben savaşı sürdürmek niyetindeyim. Sonuna kadar."
"Aşk bir meydan savaşı ha?" dedi Franz. "Eh, öyleyse benim savaşmaya niyetim yok," dedi ve çıkıp gitti.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 135)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 135)
Hacı Seydaoğlu 
 14 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsan iyiliği
Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığı ile, özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gömülmüş, gözlerden uzak sınavı) onun, merhametine bırakılmışlara olanlara davranışında gizlidir; Hayvanlara. Ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır, o kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan almaktadır.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 254)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 254)
esraaltunerrr 
27 Oca 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Seçmediğimiz bir şeye kendi erdemimiz ya da başarısızlığımız gözüyle bakamayız.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (95)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (95)