Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

8,2/10  (265 Oy) · 
856 okunma  · 
264 beğeni  · 
7.229 gösterim
Cumartesi ve pazar günleri, varolmanın tatlı hafifliğinin geleceğin derinliklerinden yükselip yanına vardığı duygusu içindeydi. Pazartesi, benzerini bundan önce hiç tanımadığı bir ağırlıkla çarpıldı. Rus tanklarının tonlarca çeliği bunun yanında hiç kalırdı. Çünkü sevecenlikten daha ağır bir şey yoktur dünyada.

Milan Kundera’nın en bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasına girmiş, geçen yüzyılın en güçlü anlatılarından biri. Kundera, tepkiye karşı tepkisizliği, kararlılığa karşı kararsızlığın tutarlı ve erdemli yanlarını araştırdığı romanının başkişisi Tomas’la alışılmış, arkasında güçlü düşünce ve yaşam kurallarını taşıyan roman karakterlerini sorgular. Sovyetler’in Çekoslovakya’yı işgal günlerini de arka planda anlatır. Tıpkı kişiler gibi toplumsal önyargılar da eninde sonunda kararsızlığa ve “varolmanın dayanılmaz hafifliği”ne mahkûmdur ne de olsa.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    336
  • ISBN:
    9789750726170
  • Orijinal Adı:
    The Unbearable Lightness Of Being
  • Çeviri:
    Fatih Özgüven
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sarya 
 01 Ara 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bitirmiş olmamın dayanılmaz hafifliği..

Okuduğum ilk Milan Kundera kitabıydı muhtemelen son olmayacaktır. Çünkü anlatış tarzı gerçekten güzel, şahsen beğendim ben. Bık bık bık :)

1960-1970 yılları arasında Prag'da geçen ve politik ( Rusların Çekoslavakya'yı işgali, savaşın kötülüğü gibi konular) bir arka planı var kitabın.

Bu arka planın önünde ise beş karakterle ilerliyoruz. Ana karakterlerimiz Tomas ve Tereza diğer üç karakter ise Sabina, Franz ve benim en sevdiğim karakter ki kendisi yüce duygulara sahip bir köpek Karenin.

Bu beş (ve çoğunlukla Tomas ve Tereza üzerinden)  karakter üzerinden birbirine çok zıt karakterler arasındaki ilişkiler konusunda farklı tespitler yapıyor.

Erkek olanı cinselliği ve aşkı birbirinden ayrı tutuyor. Bir çok kadınla ilişkiye giren ya da girmiş diyeyim ama kadın ona çok zıt bir şekilde tek eşlilik taraftarı sakin, sessiz biri..

Kitabın son bölümlerinden birinde Karenin üzerinden hayvan sevgisi anlatılıyor benim en sevdiğim en etkilendiğim bölümlerden biri oldu. Hani hiç olmazsa bu bölüm için bile okunur bu kitap bence .


Kitap çok yönlü aşk var cinsel konuları cesurca işlemiş sonra felsefe var hayvan sevgisi var . Yani var da var . Çok yönlü bir kitap.

 “Roman kişileri insanlar gibi kadından doğmazlar, yazarın henüz hiç kimse tarafından keşfedilmediğini ya da hakkında önemli bir şey söylenmediğini düşündüğü temel bir insani olasılığı bir fındık kabuğunun içine sığdıran bir durum, cümle ya da eğretilemeden doğarlar.”  der Milan Kundera ve gerçekten oluşturduğu karakterler çok etkileyici. Bunu da onun ağzından bildirmek istedim.

Bahsetmeden bitirmek istemiyorum kitapta "kitsch" kavramından bahsediyor bana biraz karışık geldi . Bu bölümünü bir kaç kez okudum. Ama hala anlatacak kadar anlamamışım sanırım.


Son olarak ben çok beğendim çok yönlü bir eser olduğu için de rahatlıkla tavsiye ediyorum.


Keyifli okumalar...

insan_okur 
 13 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Hani ben mi anlamadım yada yine çok büyük beklenti hatasına mı düştüm diyeceğim. O kadar çok ismini duyduğum bu roman beni ummadığım kadar şaşırttı. İyi yönde de, sıkıcı yönüyle de. Elbetteki çok kötü bir eser asla değil ama bazı bölümlerinde gerçekten sıkıldım, zorlandım. Hele “Kitsch” kavramının anlatıldığı bölümde gerçekten çok sıkıldım. 3 kez başa dönüp terimi canlandırmak, anlamlandırmak istedim ama zorlandım.

Neyse Milan Kundera ile ilk tanışmamızdı. Kitap 7 bölümden oluşuyor. O bölümler içerisinde de 25 ‘er bölüm oluşmakta. Karaterlerin iç dünyasını anlatan bölümler. Genelinde felsefik konular içermekte. Ama yine beklentinizi karşılayan çok iyi bir kurgu karşınızda. Kitap yaşamın hafifliği ve ağırlığından yola çıkıyor. Hayatımız tekrar eden bir döngü içinde mi yoksa düz giden bir yaşamda olmalı mı diyerek başlıyor. Son bölümde bunu güzel bir şekilde ifade ediyor.

Aslına bakarsak olaylar bir aşk ile başlıyor. Daha doğrusu tesadüf üzerine tanışan Tomas, Teraza, Sabina ve Karenin ( Anne Karenina'dan atıf bir köpek ) ile hikaye devam edip gidiyor. Yazarın üslubu çok güzel ve açık. Cinsellik ile ilgili bölümleri gerçekten çok etkileyici. Erotizm bir ara tavan yaptı hatta.

Daha detayına girince karşınızda bir komünist rejim ile ilgili detaylar çok sağlam. Kitapta Tomas adlı doktora yapılan baskı ve bunlara karşı dik durması gerçekten çok etkileyici bir bölümdü. Tomas’ın hem başkalarını hem de kendi içindeki yaşamı ( hafiflik mi , ağırlık mı ) anlamaya çalışması aslında romanın tümünü kapsayan başka bir detay.

Son bölümü hele hiç unutamayacağım. Hayvanlarla ve hayvan sevgisi ile ilgili olan bu bölümü okuyunca gerçekten duygulandım. Çok güzel değinmiş. Gerçi Karenin'i her yerde yanından ayırmaması zaten hayvanlara olan düşkünlüğünün bariz kanıtı.

Aldatılma ve cinsellik konuları üzerinde çok fazla durmuş yazar. İki kadını bir bölümde karşı karşıya getirip fikirlerini bize analiz ettirmiş.

Uzun lafın kısası farklı ve bazı yerlerinde marjinal bir roman. Konusu, kurgusu çok sağlam. Farklı bir yazar. :)

Sizce hafiflik mi daha iyi ağırlık mı ?

Tavsiye ederim. Güzel bir roman.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği benzeri kitaplar

Esther. Sema 
31 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap çok yönlü bir eser. Içinde kuvvetli betimlemeler var . Konusu daha çok aşk üzerine. Fakat tabiki bununla yetinen bir eser değil. Kitaptaki karakterlere bakıldığı zaman ise; eminim ki hepimizin hayatında kitaptaki karakterlere benzer kişiler vardır. Hatta belki de kendimizdir. Kesinlikle herkesin okuması gereken kitaplar arasında. Tabi alışılmışın dışında kitaplar arasında yer aldığı için herkes beğenmeyebilir.

Hasan Suphi 
31 Eki 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

"İşte oradalar," dedi yüreğine, "gülüyorlar işte; beni anlamıyorlar, ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim.”

Böyle Buyurdu Zerdüşt – Friedrich Nietzsche

Çağımızın vebalarından birisi olan “tüketim kültürü”nden nasibini almış kitaplardan birisiyle daha karşı karşıyayız. Süreç hemen hemen bütün eserlerde benzer işliyor. Büyük bir yazar, büyük bir eser yazıyor. Ciddi okuyucular okuyup seviyor, isim dilden dile; eser elden ele dolaşıyor. Gereğinden fazla elden ele dolaşan eser, giderek ele ayağa düşüyor. Nihayetinde eserin derinliğine sızamayan bir grup, esere sızamama gibi bir ihtimalleri olmadığı için (!), eserin abartıldığını söylemeye başlıyor ve yazarının binbir tutkulu hezeyanla ortaya koyduğu ürün bir pop kültür öğesine dönüşürken, kibirli ayakların tekmelerine maruz kalıyor.

Milan Kundera, sadece bir roman yazarı değildir, aynı zamanda ciddi bir kültür eleştirmeni ve düşünürdür. Bundan dolayı eserleri her midenin rahatlıkla sindirebileceği türden kolay lokmalardan değildir. Seçkin midelere, seçkin tatlar sunar ama alelade bünyelerde sindirim problemlerine sebep olur. Söz gelimi bu eseri sindirebilmek için, Parmenides’ten haberdar olmak, Beethoven’ın kahkahalarını hissedebilmek, Descartes ile Nietzsche arasında taraf tutabilecek kadar felsefeye aşina olmak gereklidir.

Kitap, benim gibi çok felsefe, az edebiyat okuyan ve her şeyden çok gerçeğe tutkun olan birisi için bulunmaz bir nimet oldu. O kadar çok sayfada heyecanlandım, mutlu oldum ve kavrayışım zenginleşti ki, Kundera’yı bundan sonraki yaşamım için vazgeçilmezler listesine ekliyorum.

Ahmet Kara 
 04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · 10/10 puan

Kitapsever çevremde Milan Kundera’nın yaşayan en iyi romancı olduğunu düşünen bile var. (Kundera’ya başlamayı çoktandır çok istemem, bu en bilinen romanının en sabırsızlandığım kitaplardan biri olması falan bilmiyorum hafifletici neden olur mu ama) Okuduğum ilk Milan Kundera kitabı oldu. Yazarın hem entelektüel donanımına ve üslubuna hem de bu kitapla işlediği konulara bayıldım. Yaşayan en iyi romancı mıdır bilemiyorum, yorumlamak haddim de değil, ama Kundera okumaya devam edeceğim kesin.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’nde en sevdiğim şeyler nelerdi diye düşününce;

Bir kere aşka dair bir roman :) Tabi konu aşk olunca öyle stabilite falan pek aramayacaksınız, nitekim metnin hafifliğini / uçarı akışını, bir de cinsellik konularını cesurca işlemesini (sevmeyenler de varmış yorumları okuyunca ama) ben sevdim.

Yazarın roman kahramanlarının hissettiklerine, düşüncelerine geniş yer vermesini çok sevdim. Romanın içine girmeyi çok kolaylaştırmış. Okurken bazı yerlerde sanki anlatılan kahraman benmişim de tüm olanı biteni ben yaşıyormuşum gibi hissettim.

Romanda muhtelif yerlere serpiştirilmiş felsefi argümanları sevdim. Her ne kadar biraz zor bir araç olsa da, felsefenin dokunup da ilginç kılmadığı bir şey yok zaten.

Rusların Çekoslavakya’yı işgali, savaşın kötülüğü gibi konular romanın arka fonuna harika yerleştirilmiş, bunu takdir ettim.

Aaa unutmadan, kitapta işlenen hayvan sevgisini çok ama çok sevdim. Bu yönünü hep hatırlayacağım.

Neyse uzatmayım, bazıları bu kitabı marjinal bulacaktır, ama ben hem Kundera’yı hem de bu kitabını çok beğendim.

Ayşe Y. 
04 May 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Niye bu kadar geç keşfettim?" Diye hayıflandığım kitap. Bazen bazı kitaplar insana öyle derinden dokunur ki o kitabı kendiniz yazmış gibi hissedersiniz. Muhakkak okunmalı.

Nesrin Ay 
 03 Kas 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

Ağırlık ve hafiflik. Ruh ve beden. Yaşamımız bunların ikiliği ya da birliği. Tereza ve Tomas. Kadın kahramanımız kasabada yaşayan, annesine benzemekten korkan, dünyayı kocaman bir toplama kampına benzeten bir garson ve erkek kahramanımız 6 tesadüfle oraya gidip ikisinin yazgılarını birleştiren dul bir doktor.

Bu 6 tesadüf olmasaydı da ikisi karşılaşmasaydı daha mı iyi olurdu bilmiyoruz, çünkü yazarın anlatmak istediklerinden biri bu: bir kere yaşıyoruz, daha önceden bilseydik verdiğimiz kararların sonuçlarını ve tekrar döngüyle başımıza aynı olaylar gelseydi bilmenin ağırlığı altında kalırdık. Bilinmezliğin hafifliği var üstümüzde, varolmanın dayanılmaz hafifliği.

Roman Rusya'nın Çekoslavakya işgalinin gölgesi altında şekilleniyor. Kahramanlarımız 'komünizm' e karşı verdiği mücadele içerisinde neyi neden yaptıklarını sorgulamaya başlıyorlar. Tomas 'ın erotik dostu ressam ve ihanete bile ihanet eden Sabina ile Sabina' dan esinle hayatını değiştiren Franz dahil oluyor konuya. Tabii Karenin'i ni de unutmamak lazım. Hayatlarının değişimi ve her vazgeçişte bir keşfediş. Çok çok güzel yazımı.

Yazarların cinsiyeti benim için her zaman önemli olmuştur. Cinsellikle, aldatmakla, aşkla, birlikte yaşamakla ilgili konulardaki tutumlarıyla Kundera kadın aklından uzaklaşıyor bana göre. İçsel olarak yorumlayamaması değil bahsettiklerim, sonuçlandırırken hissediyorsunuz. Ya da ben Tomas'ın hiçbir zaman kabul edilemeyecek aşırılıklarını, karısının ömrünün sonlarına doğru anlayışla karşılamasını hazmedemedim.

Ve bu usta yazar yaşıyor. Paris'te.

mısra 
 14 Nis 2016 · Kitabı okudu · 6 günde

Kitap Nietzsche’nin Ebedi Dönüş düşüncesinden yola çıkarak yaşamlarımızın her saniyesinin sonsuz kere yinelenmesinin insan için yüklerin en ağırı olduğunu, Parmenides’in oluşturduğu olumlu -olumsuz kavram karşıtlarından biri olan ağırlık-hafiflik karşıtının hangisinin olumlu olumsuz olduğunu sorgulayarak başlıyor.

Yaşamımızda yüklerimiz bizi ağırlaştırıp yere yapıştırdığında mı gerçek yaşamımızı yakalayıp mutlu oluruz veya yüklerimizden kurtulup hafifleyip göğe yükselip özgürleştiğimizde mi?

Yazar bu ikilemden yola çıkarak Çekoslovakya’nın Prag kentinde birçok tesadüfler sonucu karşılaşan Tomaz ve Tereza’la, Sabina, Frank, Karenin karakterlerinin her birini bölümler halinde vererek onların iç dünyalarını okuyucuya aktarıyor.

Olaylar Çekoslovakya'da Komünist Parti’nin iktidar olduğu dönemde geçiyor, komünist yönetimin bir Sovyet ‘kitsch’e -Kitsch kavramı 6. bölümde ele alınmış okurken en zorlandığım beni yavaşlatan bölümdü, bu Almanca kavramın Türkçe’de net bir karşılığı yok, ben sahte kavramıyla özdeşleştirdim – dönüşmesi eleştirisi, kadın erkek, aile ilişkileri, aşk, hayvan sevgisi, baskılara göğüs gerip ben olabilme mücadelesi anlatılıyor.
Ağırlık mı hafiflik mi derseniz hangisinin bizi mutlu ettiğine bağlı.

Şennur İpekbayrak 
30 Kas 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Tomas, Tereza, Sabina ve Karenin üzerinden cinselliği, siyaseti, statü ve hayata bakışı, sanatı ve hayvan sevgisini çok net olarak kendi içinde tartışan bir kitap. Şaşırtan ayrıntılar ve felsefi yaklaşımlarla dolu bir eser. Bittiğinde ağır bir yemek yemişsiniz hissiyle kalıyorsunuz. Oldukça yoğun ve üzerinde düşünülecek çok fazla soru barındırıyor. Şahsen kitabın sonunu çok sevmesem de genel olarak akıcılığı, anlatımı gerçekten başarılı. Herkese tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Merve Eyvaz 
04 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ağırlık, hafiflik, var olma sorunu, aşk, bağlılık, sadakat, cinsellik, hayvan sevgisi...kısaca ne ararsanız var bu farklı kitapta. Arka planına Prag Baharı'nı alarak dönemin siyasal ve toplumsal atmosferine de karakterler üzerinden göz kırpıyor. Bence okumaya değer farklı bir kalem Kundera.

5 /

Kitaptan 276 Alıntı

"Kitapları gündüz kitapları, gece kitapları diye ikiye ayırmaya orada başladım," ... "Gerçekten de, gündüz okunsun diye yazılmış kitaplar vardır, bir de sadece geceleri okunabilecek olanlar."

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 117)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 117)

Bazı Şeylere Haddinden Fazla Değer Veriyoruz.
"Bir şeyin bizim için büyük bir yük olduğunu söyleriz. Ya taşırız bu yükü ya da beceremez, okkanın altına gideriz, bu yükle didişir, kazanır ya da kaybederiz."

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 136 - Can Yay.)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 136 - Can Yay.)
esraaltunerrr 
23 Oca 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Sadece bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 16)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 16)
Sarya 
25 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kendi kendine, "Onu düşünme!" diye hatırlatmaya çalışıyordu. Onu düşünme! Onu düşünme!

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 40 - Can Yayınları/4.Baskı)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 40 - Can Yayınları/4.Baskı)
Ferah 
25 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur ...''

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 23)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 23)
Hacı Seydaoğlu 
 01 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Gözü kararmak
Gözü 'daha yükseklerde bir yerde' olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 53)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 53)

Dehşet bir şoktur, mutlak bir körleşmenin zamanı. Dehşette en ufak güzellik yoktur. Bütün görebildiğimiz bizi bekleyen bir olayın delip geçici ışığıdır. Öte yandan, hüzün olacakları bildiğimizi varsayan bir tavırdır.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan KunderaVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera
Sarya 
22 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yattığı kadınlara şu açıklamada bulunurdu; her iki tarafı da mutlu edecek tek ilişki, duygusallığa yer vermeyen ve sevgililerden ne birinin ne de ötekinin birbirlerinin yaşamı ve özgürlüğü üzerinde hak öne sürmedikleri ilişki biçimidir.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 20 - Can Yayınları/4.Baskı)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 20 - Can Yayınları/4.Baskı)
Sarya 
02 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

..aşklar da imparatorluklar gibidir; üzerine dayandırıldıkları düşünceler un ufak olduğunda, onlar da silinir gider.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 183 - Can Yayınları/4.Baskı)Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera (Sayfa 183 - Can Yayınları/4.Baskı)