Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

·
Okunma
·
Beğeni
·
53,5bin
Gösterim
Adı:
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726170
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nesnesitelná lehkost bytí
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
The Unbearable Lightness of Being
The Unbearable Lightness of Being
Die Unertragliche Leichtigkeit des Seins
Cumartesi ve pazar günleri, varolmanın tatlı hafifliğinin geleceğin derinliklerinden yükselip yanına vardığı duygusu içindeydi. Pazartesi, benzerini bundan önce hiç tanımadığı bir ağırlıkla çarpıldı. Rus tanklarının tonlarca çeliği bunun yanında hiç kalırdı. Çünkü sevecenlikten daha ağır bir şey yoktur dünyada.

Milan Kundera’nın en bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasına girmiş, geçen yüzyılın en güçlü anlatılarından biri. Kundera, tepkiye karşı tepkisizliği, kararlılığa karşı kararsızlığın tutarlı ve erdemli yanlarını araştırdığı romanının başkişisi Tomas’la alışılmış, arkasında güçlü düşünce ve yaşam kurallarını taşıyan roman karakterlerini sorgular. Sovyetler’in Çekoslovakya’yı işgal günlerini de arka planda anlatır. Tıpkı kişiler gibi toplumsal önyargılar da eninde sonunda kararsızlığa ve “varolmanın dayanılmaz hafifliği”ne mahkûmdur ne de olsa.
318 syf.
·7 günde·9/10 puan
Bohemya'da komünizm gölgesi altındaki hayatları felsefe ve edebiyatla harmanlayarak, hem varoluş sancısını hem aşk sancısını hem bireysel özgürlük ve beraberinde getirdiklerinin sancısını bu kitabında anlatmaya çalışmış Kundera. Tüm bunları anlatırken de dört farklı karakter seçmiş. Bu dört karakter, numunelik diyebileceğimiz türden karakterler. Kundera her bir karaktere, öyle çizgiler çizmiş ki bir kişinin,  bir çok karaktere bürünüp farklı insan yapılarını böylesine yansıtmış olmasını insana mümkün görünmüyor ve kitabı Kundera değil de Tomas, Teraza, Sabina ve Franz yani kitaptaki karakterler yazmış sanki diye hissediyor insan. Hani şu varoluşçuların “Varoluş, özden önce gelir.” mottosu vardır ya, işte Kundera'da Karakterleri var edip, özlerini birer birer nakış gibi işlemiş ve bu sürece bizi de tanık etmiş.


(Bence spoiler yok ama yine de incelememin kaldırılmaması adına uyarayım, bundan sonra okuyacaklarınızda belki spoiler çıkabilir. )

Kitabın baş karakterlerinden olan Tomas, başarılı bir cerrahtır. Özgürlüğüne düşkün, bireysel bağımsızlığı hayatının amacı yapmış bir kimsedir. Birine bağlanmak, ona hayatın da küçücük de olsa bir yer açmak onun için prangadan farksızdır. Bu yüzden önce hata olarak düşündüğü evliliğini bitirir ve daha sonra da oğlundan vazgeçer. Ama kadınlardan vazgeçemez. Hiç bir kadına bağlanmadan, günübirlik ilişkiler yaşar. Sadece Sabina ile günübirlikten ziyade daha düzenli bir ilişki yaşar ama bu ilişkinin adı aşk değil hele hele bağlanmak hiç değil çünkü hem Tomas, hem Sabina bağlanmanın zıddı olarak gelmişler sanki dünyaya. Bu benzerlik ikisinin arasındaki ilişkiyi stabil tuttu ve bir adım ileriye gitmesine izin vermedi ama kader ağlarını örüyordu Tomas'ın karşısına Tereza çıktı Tomas akıntıya bırakır gibi bıraktı kendini. Çünkü aşık olmuştur.   Ama aşk onun nezdinde pranga olduğu için bunun dışa vurumunu Tereza’yı defalarca aldatarak yapar. Çünkü ona göre aşk bedenle alakalı bir şey değil, Ruhla alakalı olan bir şeydir. Aynı şekilde bedenle yapılan ihanet, ihanet sayılmazdı ona göre. Bedeni başka kadınları arzuluyordu fakat tüm ruhuyla Tereza'ya aitti. Tereza aldatıldığının farkındadır. Kocasının üzerine başka kadınların kokusu sinmiş şekilde yanına uzandığında bile ondan vazgeçemez. Çok acı çeker ve çektiği acıların tezahürü rüyalarında karşısına çıkar. Artık dayanamayacağını anladığı bir günde,
“Ama güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundalar.” der ve gider. Bu gitmenin sonucunda neler olduğuna değinmeyeceğim çünkü Sabina ve Franz ile ilgili de bir kaç şey söylemek istiyorum.

Eğer ihanet bir din olsaydı, Tanrısı Sabina olurdu. O kimseye aşık değildi çünkü o ihanete aşıktır. Hiç bir yeri kendine mesken edinmez öyle ki öldüğünde bile cesedinin yakılıp, küllerinin rüzgarda savrulmasını ister. Bir yere, bir kimseye ait olmak onun varoluşuna terstir. Kendi özü buydu onun ve özünün ona gerektirdikleri karşısında onu çok seven Franz'a haber vermeden çeker gider. Franz başarılı bir akademisyendir. Evlidir ve bir kızı vardır. İhanet tanrıçası Sabina karşısına çıkınca, kendi tabiri ile eline aldığı süpürgeyle karısını ve kızını süpürür atar hayatının dışına ve sonrasında görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.  


Şöyle bir baktığımızda karakterlerin hepsi birbirinden rezil görünüyor öyle değil mi? Karısını defalarca aldatan bir adam, her türlü ihaneti görmezden gelen bir kadın, hayatta ki herşeye ihanet eden bir diğer kadın, bir kadın için ailesinden vazgeçen bir adam… Ama işin aslı öyle değil. Kundera öyle bir kurgulamış ki hiç bir karaktere kızamıyorsunuz ya da suçlu ilan edemiyorsunuz, hepsinin yaşanmışlıkları ya da yaşayamadıkları belki de hiç yaşayamayacakları şeylerdi onları bu hale getiren.


Şimdiye kadar karakterler üzerinden kitabı anlatmış olmamın sebebi, Kundera'nın karakterler üzerine çok yoğunlaşmış olmasından dolayıdır. Ve karakterler üzerinde bu kadar durmasından dolayı Kundera'yı Peyami Safa'ya benzettim. Peyami Safa,  psikolojik olarak inceliyordu karakterlerini Kundera da felsefik olarak inceliyor. Dolayısıyla Karakterlere değinmeden anlatmak pek mümkün değil kitabı.


Karakterden çıkıp olayların geçtiği yer olan Çekoslovakya’nın haleti ruhiyyesine geçelim. Tüm bu çapraşık ilişkiler bir gölgenin altında yaşanır. O gölge Sovyet Rusya'nın gölgesidir. Çekoslovakya'yı işgal eden Sovyetler'in ülke üzerindeki etkisi de yansıtılmış kitapta. Milan Kundera Anti-komünist tavrını yazdığı her satırda hissettirmiş. Görüşlerini kurguya çok profesyonelce yedirdiği için de, okura bir şeyleri idealize etmeye çalışılmış gibi bir hava sezinlemedim ve Doktor Jivago da yaşadığım bu hayal kırııklığımı bu kitapta yaşamadım. Ayrıca Kundera aşkı ve siyaseti felsefe ile temellendirip, edebiyat ile süslediği için de okura farklı bir keyif veren tarafı da var.


Bunların haricinde değineceğim diğer konu kitaptaki erotizm. Aslında erotizm kelimesini, kitabı okuduktan sonra abartı bile bulabilirsiniz. Evet, kitabın bir çoğunda cinsellik var ama bunlar okuru rahatsız eden türden şeyler değil çünkü yazar, bu konuda neredeyse bir kaç yer hariç hiç betimleme yapmamış ve dolayısıyla ben rahatsız olmadım. Ama rahatsız olacak olan varsa uyarımı da yapmış olayım. Bolca müstehcen bölüm var.


Gel gelelim kitabı beğendim mi? Yazarla bir kaç görüşte çakıştığımı hatta bazı tüme varımlarda kullandığı yakıştırma ve örnekleri fazla bulduğumu, kendi değerlerime ters düşen değer yargılarının olduğunu söylemek isterim ve içimdeki objektif olma duygusuna lanet okuyarak söylüyorum ki evet beğendim. Hatta bittiği için üzüldüm.


Benim için farklı bir deneyim oldu, iyi de oldu. Okuyacak arkadaşlar için de öyle olmasını istiyor ve keyifli okumalar diliyorum. Sağlıcakla…
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bitirmiş olmamın dayanılmaz hafifliği..

Okuduğum ilk Milan Kundera kitabıydı muhtemelen son olmayacaktır. Çünkü anlatış tarzı gerçekten güzel, şahsen beğendim ben. Bık bık bık :)

1960-1970 yılları arasında Prag'da geçen ve politik ( Rusların Çekoslavakya'yı işgali, savaşın kötülüğü gibi konular) bir arka planı var kitabın.

Bu arka planın önünde ise beş karakterle ilerliyoruz. Ana karakterlerimiz Tomas ve Tereza diğer üç karakter ise Sabina, Franz ve benim en sevdiğim karakter ki kendisi yüce duygulara sahip bir köpek Karenin.

Bu beş (ve çoğunlukla Tomas ve Tereza üzerinden)  karakter üzerinden birbirine çok zıt karakterler arasındaki ilişkiler konusunda farklı tespitler yapıyor.

Erkek olanı cinselliği ve aşkı birbirinden ayrı tutuyor. Bir çok kadınla ilişkiye giren ya da girmiş diyeyim ama kadın ona çok zıt bir şekilde tek eşlilik taraftarı sakin, sessiz biri..

Kitabın son bölümlerinden birinde Karenin üzerinden hayvan sevgisi anlatılıyor benim en sevdiğim en etkilendiğim bölümlerden biri oldu. Hani hiç olmazsa bu bölüm için bile okunur bu kitap bence .


Kitap çok yönlü aşk var cinsel konuları cesurca işlemiş sonra felsefe var hayvan sevgisi var . Yani var da var . Çok yönlü bir kitap.

 “Roman kişileri insanlar gibi kadından doğmazlar, yazarın henüz hiç kimse tarafından keşfedilmediğini ya da hakkında önemli bir şey söylenmediğini düşündüğü temel bir insani olasılığı bir fındık kabuğunun içine sığdıran bir durum, cümle ya da eğretilemeden doğarlar.”  der Milan Kundera ve gerçekten oluşturduğu karakterler çok etkileyici. Bunu da onun ağzından bildirmek istedim.

Bahsetmeden bitirmek istemiyorum kitapta "kitsch" kavramından bahsediyor bana biraz karışık geldi . Bu bölümünü bir kaç kez okudum. Ama hala anlatacak kadar anlamamışım sanırım.


Son olarak ben çok beğendim çok yönlü bir eser olduğu için de rahatlıkla tavsiye ediyorum.


Keyifli okumalar...
  • Gülün Adı
    8.6/10 (2.286 Oy)2.409 beğeni6,9bin okunma14,5bin alıntı75,5bin gösterim
  • Zorba
    8.4/10 (3.089 Oy)2.931 beğeni9bin okunma25,9bin alıntı76,3bin gösterim
  • Veba
    8.3/10 (3.254 Oy)3.256 beğeni11,7bin okunma25,2bin alıntı77,3bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.704 Oy)3.634 beğeni14,4bin okunma17,7bin alıntı106,1bin gösterim
  • Bulantı
    8.2/10 (3.044 Oy)3.331 beğeni11,8bin okunma33,9bin alıntı111,1bin gösterim
  • Mülksüzler
    8.7/10 (2.508 Oy)2.613 beğeni7,3bin okunma16,5bin alıntı81bin gösterim
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
    8.2/10 (1.973 Oy)2.005 beğeni6,9bin okunma11,3bin alıntı73bin gösterim
  • Yaşamın Ucuna Yolculuk
    8.1/10 (1.848 Oy)1.778 beğeni6,8bin okunma22,6bin alıntı34,6bin gösterim
  • Düşüş
    8.1/10 (2.499 Oy)2.298 beğeni8,9bin okunma23,8bin alıntı51,9bin gösterim
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor
    8.3/10 (1.896 Oy)2.034 beğeni7,6bin okunma8,5bin alıntı52,5bin gösterim
336 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
"İşte oradalar," dedi yüreğine, "gülüyorlar işte; beni anlamıyorlar, ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim.”

Böyle Buyurdu Zerdüşt – Friedrich Nietzsche

Çağımızın vebalarından birisi olan “tüketim kültürü”nden nasibini almış kitaplardan birisiyle daha karşı karşıyayız. Süreç hemen hemen bütün eserlerde benzer işliyor. Büyük bir yazar, büyük bir eser yazıyor. Ciddi okuyucular okuyup seviyor, isim dilden dile; eser elden ele dolaşıyor. Gereğinden fazla elden ele dolaşan eser, giderek ele ayağa düşüyor. Nihayetinde eserin derinliğine sızamayan bir grup, esere sızamama gibi bir ihtimalleri olmadığı için (!), eserin abartıldığını söylemeye başlıyor ve yazarının binbir tutkulu hezeyanla ortaya koyduğu ürün bir pop kültür öğesine dönüşürken, kibirli ayakların tekmelerine maruz kalıyor.

Milan Kundera, sadece bir roman yazarı değildir, aynı zamanda ciddi bir kültür eleştirmeni ve düşünürdür. Bundan dolayı eserleri her midenin rahatlıkla sindirebileceği türden kolay lokmalardan değildir. Seçkin midelere, seçkin tatlar sunar ama alelade bünyelerde sindirim problemlerine sebep olur. Söz gelimi bu eseri sindirebilmek için, Parmenides’ten haberdar olmak, Beethoven’ın kahkahalarını hissedebilmek, Descartes ile Nietzsche arasında taraf tutabilecek kadar felsefeye aşina olmak gereklidir.

Kitap, benim gibi çok felsefe, az edebiyat okuyan ve her şeyden çok gerçeğe tutkun olan birisi için bulunmaz bir nimet oldu. O kadar çok sayfada heyecanlandım, mutlu oldum ve kavrayışım zenginleşti ki, Kundera’yı bundan sonraki yaşamım için vazgeçilmezler listesine ekliyorum.
336 syf.
·Puan vermedi
VAROLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ - MİLAN KUNDERA

"Sadece bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz."

*Postmodern romanda bana göre çağdaşlarının çok ötesinde bir roman Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği. 1968 yılı Sovyet rejiminin zorbalığı etrafında şekillenen ve dört ana karakterle bütünleştiğiniz bir seyirlik. İçinde hem felsefe, hem sosyoloji, hem tarih barındıran ve bana göre kusursuz psikanaliz bulunduran bir başyapıt. Tomas, Tereza, Sabina, Franz adlı karakterlerin her biri, insandan ve insan olmanın ağırlığından birer parça yansıtıyor. Kimisi sadakatle beslenen, kimisi ihanetle şekillenen ruhlara sahip. Yazar burada "kötü" insan gibi gözüken karakterleri anlamamızı ve onların ruhlarına inmemizi sağlıyor. Bunu hikâye devam ederken durup kendi düşüncelerini de okumamızla sağlıyor. Yazarın bana göre ve çoğu eleştirmene göre başyapıtı sayılan eseri. Okurken zorluk çekebileceğiniz, bazı yerleri birkaç defa okuyup belki yine anlayamayacağınız bir roman. Biraz kendizi zorlayarak ve kitaba teslim ederek okursanız müthiş bir entelektüel haz alabilirsiniz ki ben bunu ikinci okuyuşumda alabildim. Eşyanın hükmü, aşkın metafiziksel ve psikolojik tahlili, erotizmin yine ruhani yönden incelenmesi, savaşın ve zorba iktidarların insanlık ve insan ruhundaki izleri, hayvan sevgisi, rastlantı ve aşkın ayrılmaz birlikteliği, zamanın göreceliği, hafiflik ve ağırlık, ruh ve beden gibi zihinsel berraklık ve açıklık sağlayabilecek bir eser. Okuduğum en kaliteli kitaplar arasında bulunuyor tavsiye ederim.

"Aşk, çiftleşme arzusunda duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur."
336 syf.
·6 günde·10/10 puan
Ağırlık, hafiflik, var olmak... Sadakatizlik, hayvan sevgisi, hesaplaşmalar, yaralara tuz basmalar, kalabalıklar içinde yalnızlaşmalar... Dokunmak, kendine, hayata, dünyaya dokunmak... İçini dökmek hatta dökememek ve kırık dökük o yola devam etmek..
aslında varolmanın dayanılmaz hafifliğini arınmışlığa bağlamak, herkes ve her şeyden bir arınmışlık işte.
Her şeyiyle düşündüren ve yazarın hayatına bakınca aslında hayatıyla özdeşleştirip bizi bunlarla yüzleştiren aslında içimize yönelten bir kitap.
Didaktizm meyilli aynı zamanda hüzün içinde doğruyu, yanlışı biricik olan hayatımızda bu seçimlerin etkilerini gösteriyor.
Yer yer üzülsem yer yer gülsem de en çok içimi burkan Tereza’nın aslında güçsüz görünmüşken bunca şeye rağmen kalması onu benim gözümde en güçlü karakter yaptı. Canım Tereza..
(Konuya çok değinmeden spoiler vermeden yazıyorum) İsmine nazır dayanılmaz hafifliği arar kişi aslında en büyük ağırlıkları taşıyarak
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin Çekoslovakya’yı işgali üzerinde dört ana karakterin yaşamına sunan bir kitap.
Kitaba kabaca bakıldığında: dört karakter, cinsellik, savaş, aşk görebilirsiniz ama bunun çok daha ötesi aslında harika betimlemeler harika akıcılık harika üslup.. böylesine bir kitabın incelemesini nasıl yaptım bilmiyorum ama ne desem de az kalır ki bunu okumadan bilemezsiniz. Son olarak sinemaya uyarlanmış ama filmiyle pek bağdaştıramadım film kesik kesik ve kitaba göre daha basit kalmış gibi her neyse kesinlikle ufkunuzu açacak ve sizi geliştirecek bir kitap olacaktır. İyi okumalar :)
336 syf.
·16 günde·10/10 puan
Es muss sein!
Nedir seni sen yapan? Vazgeçilmez olan senin için? Varoluşunu tamamlayan, olmazsa olmaz olan?

Okurken düşünmek, düşünürken okumak istiyorsanız doğru kitabı elinize almış bulunmaktasınız.

Beethoven, Descartes, Platon, Nietzsche... pek çok düşünür ile harmanlanmış, kelimelerle dans edeceğiniz, sizi fantastik hayal dünyanız ile karşı karşıya getirecek olan bir eser.
.
Tek bir kof düşünce, sığ kalmış bakış açısı bulamazsınız. Öyle ki normal yaşantımızda karşılaşsak, bu nasıl bir karakter diyeceğimiz insanların ayakkabılarını bize giydirip, “ Hadi onların geçtiği yollardan bir de sen geç bakalım,” diyor bize sevgili Kundera.
.
.
Tomas ile Sabrina, Franz ile Tereza birbirlerine yakın karakterler. Aslında hepsinin ortak bir özelliği ve hayatlarını sarmalayan tek bir arzu var: özgürlük...
.
.
Varolmanın dayanılmaz hafifliğinde misiniz yoksa ağırlığında mı? Bu biraz hayata bakış açımızla ilgili. Seçim sizin...
.
Keyifle okuyacağınız bir eser.
Fatoş
Fatoş Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'yi inceledi.
315 syf.
Milan Kundera’nın kadın, erkek ve aile ilişkileri, siyasi otorite, geleneksellik, bireysel özgürleşme konuları etrafında kurulmuş olan romanında, arka planda da Çekoslovakya tarihi, Sovyetler Birliği’nin bu ülkeyi işgali ve Prag Baharı gibi önemli toplumsal olaylar anlatılmaktadır. Romanın başlıca karakterleri, doktor Tomas, fotoğrafçı Tereza, ressam Sabina ve akademisyen Franz’dır.

Ağırlığa ve hafifliğe atfedilen anlamların, tanımlamaların en etkileyici noktalar olduğunu düşünüyorum. Yazar, sonsuza kadar tekrar eden yinelemelerin dehşete düşüren bir ağırlığının olduğunu, yalnızca bir defa yaşanan şeylerin ise hafiflik olduğunu söyler, tıpkı hayatlarımız gibi.
336 syf.
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği...

Yaşamlarımızın her saniyesi sonsuz kere yineleniyorsa, İsa'nın çarmıha çivili olduğu gibi biz de sonsuzluğa çivilenmişiz demektir. Bu, insanı dehşete düşürecek bir olasılık. Sonsuza
kadar yinelenme dünyasında her attığımız adıma dayanılmaz bir sorumluluğun ağırlığı gelir çöker. İşte Nietzsche,
Sonsuza Kadar Yinelenme düşüncesine bunun için yüklerin en ağırı demiştir (das schwerste Gewicht).
Sonsuza Kadar Yinelenme yüklerin en ağırıysa, bizim yaşamlarımız
bu ağırlığın karşısında göz kamaştırıcı bir hafiflik
içinde belirmektedir.

Ebru Ince sayesinde okumuş oldum teşekkürler ablacığım :)

Tomas ve Tereza'nın hayatlarının akışını değiştiren 6 rastlantı. Hiç birimiz belki farkında değiliz hayatın bizler için neler hazırladığının...

Tomas hep bir merhamet duygusu için de baktı Tereza ya farklı bedenler farklı işler ne aradığını bilmeyen bir ruh halinde..(Tomas seni hiç sevmediğimi bil )

Tereza annesine benzemekten korkan bir kadın ...
Sevdiği erkeğin aldatmalarına sadece kaybetme korkusu yüzden katlanması, peki sevgi yada aşk fedakarlık mıdır? Benim kafamı çok kurcaladı...

Kitap da en çok beğendiğim bölüm; KARENİN'Nİ GÜLÜMSEYiŞİ kısmı... Hayvan sevgisini o kadar güzel anlatmış ki yazar bende hissederek okudum ve iyiki kitabı yarım bırakmamışım yoksa çok üzülürdüm...


Tümüyle benliksiz bir aşktı bu; Tereza, Karenin'den bir şey istemiyordu; onu sevdi diye karşılığında, kendisini sevmesini bile beklemiyordu. Üstelik hiçbir zaman kendi kendine; insan çiftlerine yaşamı zehir eden soruları da sormamıştı:
Beni seviyor mu? Benden daha çok sevdiği bir başkası var mı? Benim sevdiğimden daha çok seviyor mu beni? aşkı ölçmek,sınamak, denemek ve kurtarmak için aşka yönelttiğimiz
bütün bu sorular belki de her şeyin yanısıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey (aşk)
talep etmemizdir.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
318 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
İnceleme Öncesi Giriş Notu: Bu incelemeyi okumak yerine izlemeyi tercih ediyorum diyenler için:
https://youtu.be/6ApxPift_Ms

Farklı bir kitap, çok farklı bir kitap, daha da yetmez çok çok farklı bir kitap...

Tomas, Tereza, Sabina ve Franz. Roman bu dört ana karakter üzerinden dönmektedir. Sabina ve Tomas tutku dolu birer özgür ruhken Tereza ve Franz ise bir başkasına bağlanma tutkusuyla dolu ruhlardır. Kitabı bu şekilde anlatmaya başlayınca klişelerle dolu olduğunu düşünebilirsiniz. İlk sayfalarda anlatılan Tomas ve Tereza'nın aşk hikayesi zaten klişelerle dolu. Fakat sonrasında yazar okuru ters köşeye yatırıyor. Ne mi oluyor hadi bir bakalım.

Tomas ve Tereza'nın hikayesini bir parça anlattıktan sonra yazar okura dönüp bu karakterlerin hiç yaşanmamış olabileceğini, yazılanların tamamen bir kurmaca olup gerçek dışı olabileceğini belirtiyor. Yani tanrı yazar ortaya çıkıp ben buradayım, hikayeye aldanmayın diyor ve bunu derken de canınızı sıkmadan, bir sonraki hikayeye daha da istekli okumanızı sağlayarak yapıyor. Sadece bununla da kalmıyor, Sabina ve Franz'ın hikayesinin yine bir parçasını anlattıktan sonra okurun karşısına geçip neden birbirlerini yanlış anladıklarını, sorunların nereden kaynaklandığını kendi oluşturduğu bir sözlük aracılığıyla anlatıyor.

Kitap, 1968'li yıllarda Sovyetler'in Çekoslavakya'yı işgal etmesi ve katı komünist rejimin bir halk üzerindeki baskı dönemini anlatmaktadır. Fakat bunu anlatırken tamamen karakterlerin hayatlarına yedirip ajitasyon yapmadan ve okuru bunaltmadan arka fonda göstermektedir. Bunun dışında kitapta bolca Kundera'nın felsefe fikirleri, bölüm bölüm çoğunlukla üç-beş sayfayı geçmeyecek şekilde yer almaktadır.

Romanda okuru belki en rahatsız edecek taraf bolca bulunan erotik anlatımdır. Fakat bunu yaparken amaç okuru rahatsız etmek değil tamamen cinselliğin, ihanetin, ufak sapkınlıkların doğallığı üzerinde durulmaktadır. Yine insanın doğasıyla ilgili bazı rahatsızlık verici çıkarımlar da kitapta yer almaktadır.

Kitabın son kısmında yer alan dört karakterin sonlarıyla ilgili bölümleri başarısız bulsam da bu roman hem yazım stiliyle, hem anlatımıyla son derece farklı ve güzel bir roman. Kundera'nın kafasındaki felsefeyi anlattığı bazı bölümler (kitsch kısmı) sıkıcı olabilse de genel anlamda çok yormayan, akıcı ve ilgi çekici bir kitap. Farklı bir şeyler okumak isteyen her okurun hiç çekinmeden okuması gereken kesinlikle nadide bir eser.
336 syf.
·33 günde·8/10 puan
Varolmanın Dayanılmaz Hafifligi yazardan okudugum ilk kitap oldu.Cağdaş klasikler arasına giren kitap okurken gündelik gelen hayatların altındaki felsefi yaklaşımları aktarmaktadır.Arka kapagında da yazdıgı gibi tepkiye karşı tepkisizligi,kararlılıga karşı kararsızlıgın tutarlı ve erdemli yanlarını sunmustur bize.Anlattıgı karakterlerin o an ki ve geçmiş yaşamlarını iç içe anlatmıs olan yazar olayları dört ana karakter üzerinde sunmuştur biz okuyuculara.Tomas,Tereza,Sabina ve Franz.Her birinin öyküsü okurken farklı bir tad bırakacaktır.Tam bu kadar da olmaz dedigimiz an yazar geriye dönük bir hatıratı anlatıp insanlarin davranıslarının altında yatan sebeplere inmiştir.

Kitapta aynı zamanda Sovyetlerin Çekoslavakya'yı işgal ettigi günler anlatılmaktadır.Bu işgalden etkilenen kahramanlarımız(mesela doktor olan Tomas'ın mesleginin cam silme olayına kadar gelmesi)hayatları ne denli degişmiş görecegiz.
Ah bir de Karenina var sevgili köpegimiz.Kitapta adı sıkca geçen Tolstoy'un Anne Karenina adlı eserinden esinlenerek bu ad köpege verilir.Ve ben Tolstoy'un bu eserini okumak icin sabırsizlanıyorum.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifligi keyifle okudugum bir kitap oldu.Ilk fırsatta yazarin diger kitaplarına da yer verecegim.Tavsiyeleriniz varsa alabilirim.Kitapla kalın ve sevgiyle.
317 syf.
·5 günde·9/10 puan
Hani ben mi anlamadım yada yine çok büyük beklenti hatasına mı düştüm diyeceğim. O kadar çok ismini duyduğum bu roman beni ummadığım kadar şaşırttı. İyi yönde de, sıkıcı yönüyle de. Elbetteki çok kötü bir eser asla değil ama bazı bölümlerinde gerçekten sıkıldım, zorlandım. Hele “Kitsch” kavramının anlatıldığı bölümde gerçekten çok sıkıldım. 3 kez başa dönüp terimi canlandırmak, anlamlandırmak istedim ama zorlandım.

Neyse Milan Kundera ile ilk tanışmamızdı. Kitap 7 bölümden oluşuyor. O bölümler içerisinde de 25 ‘er bölüm oluşmakta. Karaterlerin iç dünyasını anlatan bölümler. Genelinde felsefik konular içermekte. Ama yine beklentinizi karşılayan çok iyi bir kurgu karşınızda. Kitap yaşamın hafifliği ve ağırlığından yola çıkıyor. Hayatımız tekrar eden bir döngü içinde mi yoksa düz giden bir yaşamda olmalı mı diyerek başlıyor. Son bölümde bunu güzel bir şekilde ifade ediyor.

Aslına bakarsak olaylar bir aşk ile başlıyor. Daha doğrusu tesadüf üzerine tanışan Tomas, Teraza, Sabina ve Karenin ( Anne Karenina'dan atıf bir köpek ) ile hikaye devam edip gidiyor. Yazarın üslubu çok güzel ve açık. Cinsellik ile ilgili bölümleri gerçekten çok etkileyici. Erotizm bir ara tavan yaptı hatta.

Daha detayına girince karşınızda bir komünist rejim ile ilgili detaylar çok sağlam. Kitapta Tomas adlı doktora yapılan baskı ve bunlara karşı dik durması gerçekten çok etkileyici bir bölümdü. Tomas’ın hem başkalarını hem de kendi içindeki yaşamı ( hafiflik mi , ağırlık mı ) anlamaya çalışması aslında romanın tümünü kapsayan başka bir detay.

Son bölümü hele hiç unutamayacağım. Hayvanlarla ve hayvan sevgisi ile ilgili olan bu bölümü okuyunca gerçekten duygulandım. Çok güzel değinmiş. Gerçi Karenin'i her yerde yanından ayırmaması zaten hayvanlara olan düşkünlüğünün bariz kanıtı.

Aldatılma ve cinsellik konuları üzerinde çok fazla durmuş yazar. İki kadını bir bölümde karşı karşıya getirip fikirlerini bize analiz ettirmiş.

Uzun lafın kısası farklı ve bazı yerlerinde marjinal bir roman. Konusu, kurgusu çok sağlam. Farklı bir yazar. :)

Sizce hafiflik mi daha iyi ağırlık mı ?

Tavsiye ederim. Güzel bir roman.
336 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Çek yazar Milan Kundera’nın felsefeyi edebiyatla harmanlayıp, tarihi arka planla sunduğu başyapıtı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği. Felsefi fikirlerini serpiştirmesi gayet kararında, bunları kurguyla paralel yürütmekteki denge de gayet başarılı kurulmuş. Felsefi fikirler ekseninde akıcı bir kurgu yaratmak, bunları hem okurun gözüne sokmadan hem de okuru kıvrandırmadan kurguya yedirmek aslında oldukça zor bir iş, Kundera bunu başarmış. Bir yandan düşünüyor, diğer yandan kendinizi kurguya kaptırıp gidiyorsunuz. Aslında kurgu, akıcılığı dışında sıradışı ya da olağanüstü değil; fakat yazarın böyle bir kurgu yaratmak gibi bir kaygısı da yok. Fikirlerle kurgu arasındaki dengenin yanı sıra, tarihi arka plan, Prag Baharı sonrası Sovyet işgali altındaki Çekoslavakya’nın yansıtılması da çok hoşuma gitti. Müstehcenlikten rahatsız oluyorsanız, kitap pek size göre olmayabilir ama bunun dışında, okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Severek okudum.
Yüklerin en ağırı ezer bizi, onun altında çökeriz, bizi yere yapıştırır bu ağırlık. Öte yandan her çağda yazılmış aşk şiirlerinde, kadın erkeğin bedeninin ağırlığı altında ezilmeyi özler. O halde yüklerin en ağırı aynı zamanda yaşamın sağladığı en şiddetli soyunun simgesidir.
Sadece tek bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızla gideremeyiz; bu nedenle de istediğimizi bilemeyiz.
Hüzün, son duraktayız demekti. Mutluluk, birlikteyiz, demekti. Hüzün biçimdi, mutluluk içerik. Mutluluk hüznün uzamını dolduruyordu.
Tereza'nın gözünde, kitaplar gizli bir kardeşlik bağının işaretleriydi. Kendisini çevreleyen kaba saba dünyaya karşı tek bir silahı vardı çünkü; belediye kitaplığından aldığı kitaplar, her şeyden önce de romanlar.
Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın?
Sadece tek bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726170
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nesnesitelná lehkost bytí
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
The Unbearable Lightness of Being
The Unbearable Lightness of Being
Die Unertragliche Leichtigkeit des Seins
Cumartesi ve pazar günleri, varolmanın tatlı hafifliğinin geleceğin derinliklerinden yükselip yanına vardığı duygusu içindeydi. Pazartesi, benzerini bundan önce hiç tanımadığı bir ağırlıkla çarpıldı. Rus tanklarının tonlarca çeliği bunun yanında hiç kalırdı. Çünkü sevecenlikten daha ağır bir şey yoktur dünyada.

Milan Kundera’nın en bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasına girmiş, geçen yüzyılın en güçlü anlatılarından biri. Kundera, tepkiye karşı tepkisizliği, kararlılığa karşı kararsızlığın tutarlı ve erdemli yanlarını araştırdığı romanının başkişisi Tomas’la alışılmış, arkasında güçlü düşünce ve yaşam kurallarını taşıyan roman karakterlerini sorgular. Sovyetler’in Çekoslovakya’yı işgal günlerini de arka planda anlatır. Tıpkı kişiler gibi toplumsal önyargılar da eninde sonunda kararsızlığa ve “varolmanın dayanılmaz hafifliği”ne mahkûmdur ne de olsa.

Kitabı okuyanlar 6,2bin okur

  • Özlem Eker
  • Kübra bulum
  • Nuggar
  • ufuk toprak
  • Ulaş Çimen
  • Sewincli K.
  • Beyza Karaca
  • Ümmü Gülsüm ÖZKAYA
  • Ru.
  • elmas

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6
13-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%20.8
25-34 Yaş
%32
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%13.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.8
Erkek
%33.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.1 (320)
9
%20.4 (361)
8
%21.3 (376)
7
%12.9 (228)
6
%5.5 (97)
5
%2.6 (46)
4
%1.3 (23)
3
%0.6 (10)
2
%0.4 (7)
1
%0.7 (13)

Kitabın sıralamaları