Varoluşçuluk ve Sartre (Bilim ve Düşünce 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
212
Gösterim
Adı:
Varoluşçuluk ve Sartre
Yazar:
Alt başlık:
Bilim ve Düşünce 1
Baskı tarihi:
Kasım 2004
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756525937
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayınevi
Sartre'ın, son yıllarda da yeniden moda olmadan "gündemde" olması, hep şu veya bu kitap/dergi/makalede anılması, alıntılanması, makalelerinin yayımlanması, romanlarının söz konusu edilmesinin esprisi işte, onun tema ettiği ana sübjektivist felsefesinden ötürü altında kaldığı sorunların, kapitalist toplumda sürekli yenilenerek üretilmesidir. İnsanların sürekli öznel dünyalara itilmeleri, içlerine kapandırılmaları ve bu pozisyondan, yabancılaşmanın büyümeye devam ettiği dünyadan ancak tiksinti, korku, hiçlik ve mecalsizlik duymaları, gerçeklikten kaçmaları vb. Bütün bunlar, gelip geçici değil; tersine, kapitalist topluma özgü ve ancak işçi ve toplumsal hareketin yükselmesiyle, yani insanların umutlanması ve özgüvenlerinin artmasıyla etkisi sınırlanan, ama hareketin geriye düştüğü ya da yenildiği koşullarda yine üste çıkan sorunlardır. Bunun için de zaten varoluşçuluk ve onunla birlikte Sartre, moda olmadan da hep mevcut olagelmiştir. Sinsiliğini de bu özelliğine, tehlikeli bir "kötü gün arkadaşı" olması özelliğine borçludur
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tek ve aynı şahıs için, varoluşçulukta, sadece gölgeler var oysa! Saçma insanın gölgesi, hümanist insanın gölgesi. Fakat, acaba Marleau-Ponty de mi Sartre'ın gölgesi? Peki Madame de Beauvoir ve ötekiler? Fenomenoloji varoluşçuluğun gölgesi mi yoksa? Ya da tersi mi geçerli? Varoluşçuluk, materyalizmin mi yoksa idealizmin mi gölgesi, ateizmin mi yoksa itikadın mı gölgesi? Sartre'ın romanları, onun felsefesinin gölgesi mi yoksa tersi mi, veya karşılıklı mı? Hitler'in kendisinden hiç esirgemediği söz hakkını Fransız özgürlüğü kendisine bahşettiğinden beri gevezelik etmeyi elden bırakmayan Heidegger'in gölgesi, varoluşçuluğu bir köpek gibi izliyor; bundan yakayı nasıl kurtarmalı? Ve daha karşılaşacağımız başkalarının, Husserl'in, Hamelin’in, Brunschvicg'in, Lachelier'in de gölgesi, Bergson'un, Maurice Blondel'in, Kierkegaard'ın ve hatta neden olmasın, Pascal'ın, Marx’in gölgesi? Başkaları şeytanın gölgesini bile sezecekler, belki Andre Breton'unkini de.
Yani, Sartre için son derece tipik olan iradecilik etmeni -insanın kendi bireysel iradesiyle ahlak üzerine karar vermesi etmeni-, ya da politik kararların son derece güçlü duygusal bağlara dayandırılması sorunu, genel olarak us argümanlarının duygu argümanlarına dayandırılması -örneğin "Bulantı" romanında çok belirgin olarak görüldüğü gibi- sorunu.
. Saçma ve metafizik gölgenin yerine, moda olan ağırbaşlı, sadık, etkili, güvenli, hümanist gölgeyi edindi. Bu, artık ahlaki bir gölgedir. Aslında Sartre daha “Bulantı"da, acımasızca hümanizmin içyüzünü meydana çıkarırken (ki orada, “Marksist" hümanist, kesinlikle en saçma rolü yüklenmişti), bu gölgeyi bir ölçüde gün yüzüne çıkarmış bulunuyordu. Burada söz konusu olan, yeni ve ek bir saçmalıktan başka bir şey olamaz. Bir gölge için, gün ışı- ğına çıkarılmaktan daha kötü ne olabilir ki? Bir daha kendine gelmesi çok zordur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Varoluşçuluk ve Sartre
Yazar:
Alt başlık:
Bilim ve Düşünce 1
Baskı tarihi:
Kasım 2004
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756525937
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayınevi
Sartre'ın, son yıllarda da yeniden moda olmadan "gündemde" olması, hep şu veya bu kitap/dergi/makalede anılması, alıntılanması, makalelerinin yayımlanması, romanlarının söz konusu edilmesinin esprisi işte, onun tema ettiği ana sübjektivist felsefesinden ötürü altında kaldığı sorunların, kapitalist toplumda sürekli yenilenerek üretilmesidir. İnsanların sürekli öznel dünyalara itilmeleri, içlerine kapandırılmaları ve bu pozisyondan, yabancılaşmanın büyümeye devam ettiği dünyadan ancak tiksinti, korku, hiçlik ve mecalsizlik duymaları, gerçeklikten kaçmaları vb. Bütün bunlar, gelip geçici değil; tersine, kapitalist topluma özgü ve ancak işçi ve toplumsal hareketin yükselmesiyle, yani insanların umutlanması ve özgüvenlerinin artmasıyla etkisi sınırlanan, ama hareketin geriye düştüğü ya da yenildiği koşullarda yine üste çıkan sorunlardır. Bunun için de zaten varoluşçuluk ve onunla birlikte Sartre, moda olmadan da hep mevcut olagelmiştir. Sinsiliğini de bu özelliğine, tehlikeli bir "kötü gün arkadaşı" olması özelliğine borçludur

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Faruk
  • Cem Işık
  • Ali

Kitap istatistikleri