Varuna'nın Bin GözüMelih Ergen

·
Okunma
·
Beğeni
·
419
Gösterim
Adı:
Varuna'nın Bin Gözü
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750835384
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Varuna'nın Bin Gözü...
"Tek doğru, tek kural, tek buyruk"un şekillendirdiği hayatlar üzerine...
Oldukça suskun bir yazardan, Melih Ergen'den yeni bir kitap: Varuna'nın Bin Gözü...
Kaybolanları, arayanları, ölenleri, ölmeye teslim olanları, kaçanları, hayal kırgınlarını anlatan kısa ama yoğun bir roman. Birbirlerinin rüyalarında dolaşmaya cesaret edenle re tutulan göz alıcı bir ayna... Ne de olsa, ancak karanlıkta ışır hakikat...

Tadımlık
"Dolaştığı caddelerle sokaklar verevine görünüyordu çünkü yollar parçalanmıştı; insanların yüzleri asıktı çünkü içleri parçalanmıştı; okuduğun bu cümleler anlaşılamazdı çünkü anlam parçalanmıştı ve şimdi anlaşılmaz olan bu cümlelerin arasından göğe doğru yükselen gökdelen, neredeyse yazgılarını bile çatarken bu insanların, bir yandan gölgesi de kentin arka sokaklarını bile kapladığı için, bu yüzden insanlar kendileri olamayıp hep bir başkası kılığında dolaştığından sokaklarda, ?bitmedi henüz? her yanı bir anda kaplayan bu arsız gölge bir karabasan gibi çöktüğü için kentin üstüne, kent de çıldırıyor.. çıldıracak.. çıldırmıştı sonunda! Çünkü üstü görünmez bir tülle kaplı gibi olan bu kentin caddelerindeki bir dizi evlerin-lokantaların-mağazaların, arka sokaklarındaki bakkal-manav-berber-tuhafiyeci-ayakkabı tamircisi derken, gölgesi buralardaki insanların da üstüne çökerek tülü yırtarcasına göğe doğru yükselen gökdelen, tek ve mutlak aklı olmuştu bu kentin: Tek doğru, tek kural, tek buyruk; bir başka türlüsü düşünülemez, tersi olanaksız! Bundan böyle evlerin içinde bile çınlayıp durulan bir ses, üç kez bölüyordu artık zamanı; dört değil üç kez boşalıyordu sokaklar ve üç zamana sığıyordu insan hayatı, gerideyse hep o granit kayalar…"
(Tanıtım Bülteninden)
Hiçbir fikrim olmadan, kitapçıda tesadüfen denk gelerek almaya karar verdim bu kitabı. Yazarı da kitabı da daha önceden duymadım. Bir şans vermeyi istedim. Yazar kitabı fazlasıyla zorlanarak yazmış gibi geldi bana. Her cümle en az 3-4 satır sürüyor. Komplike bir dili var. Okurken sıkılmamak elde değil. Özellikle aralarda okuyucuyla konuşması, kitabı neden hala okuyorsun gibi sorular sorması tuhaftı. Teknik ve sanat açısından oldukça abartılmış buldum. Varuna mitolojik tanrısından bahsetmesi, sık sık gökdelen, rüya, gökkuşağı gibi takılıp kaldığı metaforlar mevcut. Okurken biraz sıkılmış olsam da farklı bir yapısı vardı kitabın. Zor okunan bir kitap bu yüzden herkese tavsiye edemiyorum. Yine de merak edenler yapı kredi yayınlarından alabilirler. İyi okumalar dilerim.
Kısa ama yoğun olan bir romanda değişik bir tarz yakalamaya çalışmış yazar ama çok fazla karıştırdığı için takip zorluğu ortaya çıkmış. Keşke biraz daha sade bir labirent yaratsaydi, okuyucuyu çıkışı bulurken kafa yedirmeyen Bana göre okunmasa da bir şey kaybedilmiş sayılmaz.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Varuna'nın Bin Gözü
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750835384
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Varuna'nın Bin Gözü...
"Tek doğru, tek kural, tek buyruk"un şekillendirdiği hayatlar üzerine...
Oldukça suskun bir yazardan, Melih Ergen'den yeni bir kitap: Varuna'nın Bin Gözü...
Kaybolanları, arayanları, ölenleri, ölmeye teslim olanları, kaçanları, hayal kırgınlarını anlatan kısa ama yoğun bir roman. Birbirlerinin rüyalarında dolaşmaya cesaret edenle re tutulan göz alıcı bir ayna... Ne de olsa, ancak karanlıkta ışır hakikat...

Tadımlık
"Dolaştığı caddelerle sokaklar verevine görünüyordu çünkü yollar parçalanmıştı; insanların yüzleri asıktı çünkü içleri parçalanmıştı; okuduğun bu cümleler anlaşılamazdı çünkü anlam parçalanmıştı ve şimdi anlaşılmaz olan bu cümlelerin arasından göğe doğru yükselen gökdelen, neredeyse yazgılarını bile çatarken bu insanların, bir yandan gölgesi de kentin arka sokaklarını bile kapladığı için, bu yüzden insanlar kendileri olamayıp hep bir başkası kılığında dolaştığından sokaklarda, ?bitmedi henüz? her yanı bir anda kaplayan bu arsız gölge bir karabasan gibi çöktüğü için kentin üstüne, kent de çıldırıyor.. çıldıracak.. çıldırmıştı sonunda! Çünkü üstü görünmez bir tülle kaplı gibi olan bu kentin caddelerindeki bir dizi evlerin-lokantaların-mağazaların, arka sokaklarındaki bakkal-manav-berber-tuhafiyeci-ayakkabı tamircisi derken, gölgesi buralardaki insanların da üstüne çökerek tülü yırtarcasına göğe doğru yükselen gökdelen, tek ve mutlak aklı olmuştu bu kentin: Tek doğru, tek kural, tek buyruk; bir başka türlüsü düşünülemez, tersi olanaksız! Bundan böyle evlerin içinde bile çınlayıp durulan bir ses, üç kez bölüyordu artık zamanı; dört değil üç kez boşalıyordu sokaklar ve üç zamana sığıyordu insan hayatı, gerideyse hep o granit kayalar…"
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Hacer
  • Şennur İpekbayrak
  • Akın Karabeyoğlu
  • Selma Mertel
  • Peyroux
  • Jazz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%20 (1)
6
%60 (3)
5
%20 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0