Vatan ve Führer İçin (1.SS Panzer Tümeni'nden Bir Askerin Anıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1074
Gösterim
Adı:
Vatan ve Führer İçin
Alt başlık:
1.SS Panzer Tümeni'nden Bir Askerin Anıları
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430426
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Birçok Alman gibi, Berlinli okul çocuğu Erwin Bartmann da Naziler tarafından körüklenen Zeitgeist'ın cazibesine kapıldı. Dünyanın en iyi ülkesinde büyüyor olduğuna ikna olan Bartmann, Hitler'in seçkin Waffen-SS birliği Leibstandarte'ye katılma hayali kurdu. Uzun boylu, sarışın, mavi gözlü ve sadece 17 yaşında olan Erwin'in hayali, çırak olarak çalıştığı Memeler Strasse'deki Glaser fırınından ayrılıp Berlin'deki Lichterfelde kışlasına gönüllü olarak adımını atmasıyla 1 Mayıs 1941'de gerçek oldu.

1941 yazının sonlarına doğru Sovyet Cephesi'ne varan Erwin, 4. Bölük'e bağlı bir ileri muhabere mangasında vazifelendirildi ve çok geçmeden hayatta kalmanın şansa veya bir koruyucu meleğin himayesine bağlı olduğunu keşfetti. Bir şarapnel parçasının destansı Kursk-Prohorovka Muharebesi sırasında akciğerine saplanmasıyla iyi şansı 11 Temmuz 1943'te son buldu. Bir nekahet döneminin ve Unterscharführer'liğe yani astsubaylığa terfiinin ardından, Berliner Ring Otobanı'nın doğu kısmına yakın bir noktada konuşlanmış olan Eğitim ve İkmal Taburu'nda makineli tüfek eğitimciliğiyle görevlendirildi.

Kızıl Ordu'nun Seelow Tepeleri'ne yönelik büyük taarruzu başladığında, artık Regiment Falke'yle birleştirilmiş olan Erwin'in birliği, Oder Nehri'nin yakınlarındaki Berlin-Frankfurt Otoban'ının güney kanadına gönderildi. Erwin, Alman savunmalarının çok geçmeden çökmesi ve Hitler Almanyası'nın sonunun kaçınılmaz hâle gelmesiyle, hayatta kalmak için mücadele etmek ile SS'in “ölümüne sadakat” yeminini ifa etmek arasında tercih yapmak zorunda kalacaktı.
320 syf.
Benim gibi yakın tarih severler ve İkinci Dünya savaşına özel ilgi duyanlar için harika bi anı kitabı.

Hitler'in vaat edilmiş zaferine canı pahasına inanmış ve savaş döneminde yaptığı hiçbir şeyden bugün dahi pişmanlık duymayan bi askerin yaşadıklarında koca bi milletin kaderini bulacaksınız.

Nedense oldu bitti şu Dünya üzerinde bi Alman bi de Japon Milletine karşı acayip sempati ve saygım var.

İkinci Dünya savaşından yerle bir olmuş bu iki ülkenin bugün Dünya 'nın en büyük ekonomilerinden biri olmasına imreniyorum.

Adamların memleketlerinde taş üstüne taş kalmamış, yüzbinlerce, milyonlarca insanını savaşta kaybetmiş olmasına rağmen, çok kısa sürede toparlanıp Dünya' nın süper güç olmaları harika bi duygu.

Keşke o Alman ve Japonların yaşadığı gelişmişlik duygusunu bizde yaşamış olsaydık. Ama ne mümkün..!

Bi yanda savaştan yeni çıkmış milletlerin başarısı bi yanda ise hiç savaşa girmediği halde bugün yaşadığımız ekonomik, siyasi, kültürel bunalımlar...!

Bu Millet bunları hak etmiyor..
Belki de hak ediyoruz...
Hak ettiğimiz için öyle yönetiliyoruz ya..
Enflasyon, yokluk, toplumsal erozyun, çarpık bir vergi sistemi, rant uğruna betonlaşan şehirler, yok edilen nice nice değerler.....!

Amann her neyse, salla gitsin.
"Halimiz yerinde, aç açıkta değiliz ya, çok şükür".. Aynen aynen çok şükür. Şükür de geç..! Şükret, eleştirme, olan biten yanlışı görmezden gel, sus, gözünü kapa...!

Konu nerden nereye geldi..?

Her neyse..

İyi Okumalar.
320 syf.
·Beğendi·10/10
Hitler'in adına kurulmuş SS'in en başarılı tümeninde olan,savaşın bizzat derinliklerinde bulunan bir askerin anlattıkları gerçekten savaşın atmosferini harika yansıtıyor.Yediği kurşunlar,yanında ölen askerler,patlayan bombalar ve tabii ki 2.Dünya savaşının vazgeçilmezi olan Rusya soğuğu.Bu cesur asker savaşta ikisinin arasında bir seçim yapacak.Acaba ben vatanım için mi,yoksa Führer'im için mi savaşıyorum ve bunca acıya dayanıyorum?
320 syf.
·7/10
Kitap, Erwin Bartmann adlı bir Alman askerinin çocuk denecek yaşta katıldığı ancak kendi deyimiyle bittiğinde üstünde onlarca yılın ağırlığının olduğu II. Dünya Savaşı anılarını, bir kaybedenin gözüyle anlatan otobiyografik bir eser.

Yazar otobiyografisinde savaş öncesi dönemle savaş sonu ve bitiminden sonraki dönemde Alman toplumundaki değişimlerle alakalı ilginç anekdotlar da paylaşıyor. Bilindiği üzere Almanya I. Dünya Savaşı’ndan yenilmiş ve gururu kırılmış bir şekilde çıkmıştı. Bu yüzden Hitler başa geldiğinde insanlar onun Almanya’nın kaybettikleri onurunu ve gururunu geri kazandırabileceğine inanıyorlardı. Yazarın deyimiyle o başa geldiğinde insanlar,sokaklarda artık rahat rahat gezebilmeye başlamışlardı. İnsanlar Hitler’e o derece bağlıydılarki ayda bir kere Pazar günleri mutfaktaki yemek artıklarından çorba hazırlamak suretiyle tasarruf edip ‘’Eintopf’’ denilen paraları Nazi Partisi’ne bağışlıyorlardı.Hitler’e büyük hayranlık duyan Almanlar, 1936 Berlin Olimpiyatları açılışında barışın sembolü olan güvercinlerin gökyüzüne salındığı statta, çok değil birkaç yıl sonra dünyanın o güne dek gördüğü en büyük yıkıma sebep olacak bir dünya savaşına yol açacağını bilselerdi yine de Hitler’e bu kadar coşkulu bir sevgi gösterisinde bulunurlar mıydı bilemeyiz. Ancak Almanların bu hayranlıklarının en azından savaşın kaybedildiğinin kesinleştiği olay olan Berlin’in düşmesine kadar devam ettiği aşikar.

Erwin Bartmann, anılarında sürekli, tarihi kazananların yazdığından dolayı yazılan tarihi eleştiriyor ve bununla alakalı karşı argümanlar ortaya koyuyor. Kitabı okurken ilk dikkatimi çeken şey Yahudi soykırımından neredeyse hiç bahsedilmemesiydi. Yazar bunu kitabın sonlarına doğru, bu ölüm kamplarından ilgililer hariç çoğu Alman’ın haberi olmadığını iddia ederek açıklasa da milyonlarca insanın adeta yok edildiği bu kadar büyük katliamların bu kadar gizlilik içinde yapılmış olabileceğinin ne kadar inandırıcı olduğu biraz düşündürücü. Ancak bunun yanında yazara hak verdiğim bir konu,savaş sonrasında Nazilere işledikleri savaş suçlarının hesabı sorulurken, Rusların savaş sırasında yaptığı katliamların(Ör: Katyn şehri yakınlarında ormanlık bir alanda 20.000 Polonyalıyı katlediyorlar),tecavüzlerin; Amerikalıların Japonya’da iki şehri nükleer bombayla adeta yok etmelerinin ve yine Amerikalıların Dresden’de çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu şehri bombalayarak on binlerce insanın ölümüne yol açmalarının hesabının sorulmamasıdır.

Kitapta ilgimi çeken bir diğer konu da savaş sonrası Alman esirlerinin toplandığı esir kamplarında esirlerin çoğunun Nazi Partisi’ne üye olmadıklarını iddia etmesiydi hatta yaşlı olanların Hitler’den nefret etiklerini söylemesi ve hayatları boyunca Nazi Partisi’ne oy vermediklerini iddia etmeleri de çok düşündürücüydü.

Son olarak kitapla alakalı daha doğrusu çevirisiyle ilgili ufak bir eleştiri yapacak olursam Alman ordu birimlerinin ve rütbelerinin telaffuzu zor olan Almanca isimleriyle yazılması okurken beni rahatsız etse de kitap, bir anı-günlük eserinden çok roman akıcılığıyla yazıldığından dolayı sıkılmadan okunabilecek bir eser. II. Dünya Savaşı’na ilgi duyanların farklı bir bakış açısıyla yazılmış olan bu kitabı keyifle okuyacaklarından eminim.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Bir dönem kitabıyla ilgili herkesin cevabını merak edeceği soru şudur: Gerçeği mi anlatıyor?
Öncelikle elbette gerçeği anlatıyor. Fakat kendi gerçeğini. Zaten başka türlü olamaz. Hepimizin hayatında sürekli ürettiğimiz, katıldığımız, görünür kıldığımız, inandığımız ve istenmedik yanlarını özenle perdelediğimiz gerçek kırıntıları var.
Erwin Bartmann ilginç bir genç adam. Waffen SS olmasına rağmen NSDAP üyesi değil, olmayı düşünmemiş. Hitler'e sonuna kadar bağlı fakat Hitler ölünce, -tuhaf bir şekilde - onu savaşa, Almanya'ya bağlayan bağların koptuğunu hissediyor. Hitler öldüyse, artık yaşamaya bakmak lazım. Bir nevi hastalıklı bir ruh hali. Hitler'den nefret etmeme rağmen son anına kadar ona bağlı kalan subaylara daha çok saygı duyuyorum. Saygı değil elbette. Bu makinelere saygı duyulmaz. Ancak tutarlılıkları övülebilir. Fakat Bartmann'ın anlattıklarının bir kısmının - belki tamamının- gerçek olduğu duygusunu hissediyorsunuz. Dil, uslup gayet samimi ve inanmak için sizi ikna etmeye hazır. Buna karşılık Bartmann'ın anlattıkları yine de yetersiz. Üstelik yanlı. Yani gerçek değil. Müttefiklerin, Almanların neden olduğu trajedileri abartmış olduklarını düşünsek bile - ki bunun için ciddi nedenler yok- yine de Bartmann'ın sanki işgal gücü olanlar Ruslar ve ülkelerini savunmak zorunda olanlar da Almanlarmış gibi hikayesini anlatmasını yadırgadım. Yahudilerin toplu olarak hapsedilip öldürüldüklerini birçok Alman vatandaşının biliyor olması gerektiğini fakat kendisinin bilmediğini, çünkü ülke sınırları dışında bir savaşta olduğunu söylüyor. Hitler'in ordusunun ülke sınırları dışında karıştığı olağanüstü savaş suçları hakkında yeterince bilgi vermiyor. Sanki dünyadan, ordusundan ve aslında savaşın büyük çarpışmalarından kopuk, savaşın kirletemediği, teslim alamadığı, naif bir Erwin Bartmann var. Bir SS mensubu, Hitler'e sonuna kadar bağlı ama öldürdüğü bir Rus 70 yıl sonra bile rüyalarına giriyor.
Aynı tarihsel şartlar altında aynı hayatı yaşayacağını söylüyor, ideallerine halen bağlı. Boşa giden gençliğine, sayısız ölüme üzülüyor görünmüyor. Ölen insanların tümüne değil de yüzünü gördüğü ve kendisi tarafından öldürülen Rus'a üzülüyor.
Kitaptaki eleştiri kırıntılarından biri propaganda amaçlı üretilmiş ve her evde olan radyolardan bahsetmesi. İkincisi, savaş sonunda kaçış araçlarını elde etmek için Alman askerlerinin karşı karşıya gelmesine üzülüyor.
Okunur mu? Okunur. Savaşın taraflarından birinin küçük bir hikayesi. Zaten kitaplarda her zaman neyin anlatıldığına odaklanmak doğru değil, çoğunlukla yazarın anlatmayı tercih etmediği şeylere de odaklanmak lazım. Yazarın anlattıkları ve anlatma biçimi özenle sakladıklarının üstündeki perdedir. Perdeyi kaldırıp okumak en iyisi.
320 syf.
·109 günde·Beğendi·8/10
Dünya tarihinde derin bir yere sahip olan Nazi Almanya'sının hep duyduğumuz yüzünden ziyade içteki yüzüne göz atma fırsatı sunan bir kitapla karşı karşıyayız. Erwin Barmann Berlin doğumlu sıradan bir Alman ailenin çocuğudur. 2. Dünya Savaş'ı sırasında henüz 14 yaşında olan Erwin o zamanın getirdiği düşünce ve bilinçle Hitler' in ordusuna katılır. Savaş süresince yaşadığı olayları, savaş sırasında bir askerin konumunu en iyi şekilde anlatmıştır. Kitap belli bir kronolojiye göre ilerleyip içinde askerin şu an bile ulaşabileceğiniz bilgileri ve fotoğrafları yer almaktadır. Dünya Tarihine ilgisi olan herkesin okumasını öneririm.
320 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
2. Dünya Savaşına özel ilgi duyduğum için bu kitabı görür görmez okumak istemiştim zaten. Kitap Mayıs 1941'den Avrupa'da ki savaşın sonuna (Mayıs 1945) kadar Alman SS kuvvetlerinde bir Leibstandarte askeri olarak görev yapmış olan Erwin Bartmann isimli askerin otobiyografisi.

Kitabın zaten henüz girişinde Bartmann bu kitabın derin savaş analizleri ve ya planları içermediğini, sadece onun (bir SS askeri olarak) başından geçenleri anlattığını belirtiyor. Hatta kendisi şöyle diyor: Bu ne savaşın mekanizasyonu ne de büyük stratejik manevraların hikayesi. Bu benim hikayem, gençiğimin ve bir Leibstandarte askeri olarak vazife yaptığım dönemin hatıraları. Anlattığım hikayeler sıradan bir asker olarak benim perspektifimden tecrübe edilenlerdir.

Kitabın sevdiğim iki yanı vardı. Birincisi; yıllardır 2. dünya Savaşını kazananların (İngiltere, ABD, SSCB) gözünden okumuş, dinlemiş, seyretmiş biri olarak savaşı birde kaybedenlerin gözünden görmek ve okumak gerçekten farklı hissettirdi. İkinci sevdiğin yanı ise; kitabın 2. yarısından itibaren artık savaş Hitler Almanyasının aleyhine dönmeye başladığı zaman Alman toplumunun ile ordusunun psikolojisinin ve davranışlarının iyi işlenmiş olması. Özellikle Sovyet birliklerinin Berlin'e ilerleyişinden bahsedildiği yerlerde daha önce hiç bir kitapta okumadığım, hiç bir belgeselde izlemediğim hiç kimseden duymadığım olaylar yaşandığını öğrendim.

Kısaca toparlamak gerekirse, benim gibi 2. Dünya Savaşı meraklıları için gerçekten okunması ve kütüphanede bulundurulması gereken bir kitap.
320 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Genç yaşında SS saflarında silah kuşanıp bir çok cephede inandığı düşüncenin mücadelesini veren Bartmann'ın bir solukta okumak isteyeceğiniz anılarından oluşan eser bizlere 2.Dünya savaşına sadece müttefiklerin penceresinden bakmamamız gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Farklı bakış açıları iyidir mutlaka okuyun derim.
320 syf.
·13 günde·Puan vermedi
2. Dünya savaşına ilgisi olan arkadaşlarımın okumak isteyeceği 1. Tekil kişi ağzından yazılan, tarihsel sürece sizi alıp götüren bir eser. Tavsiye ederim
320 syf.
·12 günde·Puan vermedi
2. Dünya savaşında bulunmuş genç nazi askerinin hikayesini konu alan bir kitap. Günlük tarzında olmadığı için insanı boğmadan akıcı bir üslupla okunuyor. Savaşın acımasız yönlerini özellikle birkaç sayfada görebiliyoruz. Olumsuz söyleyebileceğim tek konu Almanca kelimelerin çok sık kullanılmış olması. Pek hakim olmadığım için zorlandım.
320 syf.
·Beğendi·10/10
2.dünya savaşı ile anı ve hatıralar özellikle dikkatimi çekiyor. Kitap Hitlerin seçkin ss birliğinden bir askerin hatıraları. Doğu seferi sırasında çekilen güçlükler, çekilen çileler kardeşler takımının ss versiyonu gibi.
313 syf.
·3 günde·10/10
Harika bit kitap. Waffen SS askerinin başından geçenler çok çarpıcı. İkinci Dünya Savaşı’na bir de Alman askerinin gözünden bakacaksınız. Sıkılmadan okuyacağınıza eminim.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Bana göre savaş tarihi alanında en iyi eserlerden biri. Okurken tıpkı bir sinema filmi sahnesi gibi zihninizde canlanıyor olaylar ki bu düşüncemi çevirmenine de bildirdim tebrik ettim. Naziler ve hitler konusunda ilgisi olanların mutlak okuması gereken bir eser.
Doyasıya neşeyle yürüdüğüm o yolun, değer verdiğim herşeyi yıkıma götürebileceği düşüncesi, hayal gücümden çok uzaktı.
Her katı nesne gri bir gölge halini almış, renk veya perspektifin bulunmadığı bir dünyada süzülüyordu.
Kimse vatanını seçemez. Bu kader meselesidir. Fakat ona sadık bir şekilde hizmet etmek, bir görev meselesiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vatan ve Führer İçin
Alt başlık:
1.SS Panzer Tümeni'nden Bir Askerin Anıları
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430426
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Birçok Alman gibi, Berlinli okul çocuğu Erwin Bartmann da Naziler tarafından körüklenen Zeitgeist'ın cazibesine kapıldı. Dünyanın en iyi ülkesinde büyüyor olduğuna ikna olan Bartmann, Hitler'in seçkin Waffen-SS birliği Leibstandarte'ye katılma hayali kurdu. Uzun boylu, sarışın, mavi gözlü ve sadece 17 yaşında olan Erwin'in hayali, çırak olarak çalıştığı Memeler Strasse'deki Glaser fırınından ayrılıp Berlin'deki Lichterfelde kışlasına gönüllü olarak adımını atmasıyla 1 Mayıs 1941'de gerçek oldu.

1941 yazının sonlarına doğru Sovyet Cephesi'ne varan Erwin, 4. Bölük'e bağlı bir ileri muhabere mangasında vazifelendirildi ve çok geçmeden hayatta kalmanın şansa veya bir koruyucu meleğin himayesine bağlı olduğunu keşfetti. Bir şarapnel parçasının destansı Kursk-Prohorovka Muharebesi sırasında akciğerine saplanmasıyla iyi şansı 11 Temmuz 1943'te son buldu. Bir nekahet döneminin ve Unterscharführer'liğe yani astsubaylığa terfiinin ardından, Berliner Ring Otobanı'nın doğu kısmına yakın bir noktada konuşlanmış olan Eğitim ve İkmal Taburu'nda makineli tüfek eğitimciliğiyle görevlendirildi.

Kızıl Ordu'nun Seelow Tepeleri'ne yönelik büyük taarruzu başladığında, artık Regiment Falke'yle birleştirilmiş olan Erwin'in birliği, Oder Nehri'nin yakınlarındaki Berlin-Frankfurt Otoban'ının güney kanadına gönderildi. Erwin, Alman savunmalarının çok geçmeden çökmesi ve Hitler Almanyası'nın sonunun kaçınılmaz hâle gelmesiyle, hayatta kalmak için mücadele etmek ile SS'in “ölümüne sadakat” yeminini ifa etmek arasında tercih yapmak zorunda kalacaktı.

Kitabı okuyanlar 85 okur

  • Tolga
  • Hakan Kul
  • Duygu Suludere
  • JOACHİM PEİPER
  • Fox3
  • yasin yeter
  • Akif Kuru
  • Mehmet Efe
  • Kwkwksj
  • Büşra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27 (10)
9
%24.3 (9)
8
%35.1 (13)
7
%10.8 (4)
6
%2.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0