Vatandaş Abuzer

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.599
Gösterim
Adı:
Vatandaş Abuzer
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757837138
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
Baskılar:
Vatandaş Abuzer
Vatandaş Abuzer
General bir başka gardiyana döndü: "Buradaki tutukluların statüsü nedir?" Gardiyan soruyu pek anlayamamıştı. Bir şeyler söylemek istiyordu ama kem küm ediyordu. General bu kez soru şeklini değiştirdi: "Yani evladım" dedi "Buradaki tutuklular normal tutuklular mıdır?" Asker bu kez soruyu anlamanın şevkiyle cevap verdi. "Hayır komutanım?" "Ya Nasıl tutuklulardır?" "Anormal tutuklulardır komutanım." "Peki normal tutuklularla, anormal tutuklular arasındaki fark nedir?" "Normal tutuklular, normal cezaevlerinde bulunurlar komutanım. Hırsızlar, esrarcılar, ırza geçenler normal tutuklulardır. Vatanı yıkmaya kalkışanlar anormal tutuklulardır!" "Peki bunlara nasıl davranırız?" "Anormal komutanım"
(Arka Kapak)
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarın o kadar büyük bir hayranıyım ki üniversite fan clup açtık yüzlerce kitap sattık ve hediye ettik kendi emeğimizle.
Şiddetle tavsiye ederim 12 eylül darbesini en iyi anlatan kiyaplardan biridir.
288 syf.
Malumunuz 12 Eylül darbesi, ülkemizi ve demokrasimizi ciddi boyutta sekteye uğratan en şiddetli müdahale olarak tarihimizde bir utanç sayfası olarak yer alıyor. Bu elim olayın amaçlarını, işleyiş sürecini, sonuçlarını ise hemen hemen hepimiz ezbere biliyoruz artık. İnsanları işkence kapsamına almak, gözaltlarında tutmak, yargılamak ya da cezaevlerine tıkmak için makul sebepler öne sürülmediği, sürülme gereği bile duyulmadığı da bir başka gerçek.

Tarihler 80'leri göstermekte. 12 Eylül'ün hemen ertesi...
İş bulabilmek ve ekmek parası kazanabilmek umuduyla Anadolu'nun bağrından kopup İstanbul'a gelmiş sıradan bir Türk köylüsü Abuzer. Okumamış, dünya nimetlerinden faydalanma şansı bulamamış, sanattan, siyasetten ve ekonomiden oldukça uzak bir hayat idame ettiren, vasıfsız, bahtsız bir bedevi, adı üstünde Vatandaş Abuzer...

İstanbul'a adım attığı gün, elinde taşıdığı günlük gazete bahane edilerek, sokak ortasında karga tulumba göz altına alınan, emniyette hakkında yapılan soruşturmalarda herhangi bir siyasi bağlantısı bulunamamasından dolayı, yasadışı sol bir örgütün üst düzey yöneticisi olduğu düşünülerek azılı komünist yaftası vurulan Abuzer'in öyküsünü dinliyoruz Yücel Sarpdere'den. Okurken güldüren, güldürürken düşündüren, düşündürürken de hüzünlendiren nefis bir kara mizah örneği. Yalnız şunu belirtmekte fayda görüyorum; öyle roman sanatı detayları, edebi kriterler, teknikler anlamında lütfen bir beklenti içine girmeyin. Çünkü Vatandaş Abuzer, son derece basit bir sokak dili ile kaleme alınmış, anlatımı basit bir kitap. Lakin bu basitlik sadece dilde, konu, kurgu ve akış olarak eserimiz ziyadesiyle derin ve doyurucu.

12 Eylül'ün acılarını, bilhassa cezaevleri cephesindeki sancıları olanca çıplaklığı ile gün yüzüne çıkaran romanda, ülkemizdeki hiyerarşik yapılanmanın yerden yere vurulduğunu görüyoruz. Ast-üst ilişkileri, dostluk, insanlık, hükümetler ve yanlış politikaları, propaganda, grev, işkenceler, ölümler, faili meçhuller gibi konuları masaya yatıran Sarpdere, tüm bu olguları Abuzer ekseninde ele alıyor.

"Önce vücuduna elektrik verdiler, sonra ellerini arkasından bir kalasla bağlayıp, iki dolabı araladılar, bu dolapların arasına kalın bir kalas daha koyup Abuzer'in ellerinin arkasına bağladıkları ka­lası urganla yukarıdaki kalasa astılar ve urganı çekip Abuzer'i ha­valandırdılar. Aynı anda elektrik verdiler. Müthiş acılar içerisinde kıvranıyordu ve kulağında onlarca soru çınlıyordu. Belli aralık­larla aşağı indiriyorlar, çeşitli sorular sorup birden ters askıya alı­yorlardı."

Kitabı çok dikkatle okumama, hatta bazı yerleri çift dikiş geçmeme rağmen, Abuzer'in gerçekten saf mı yoksa saf rolüne bürünmüş bir uyanık mı olduğunu kesin olarak idrak edemediğim anlar yaşadım. Onca zulme karşın insanlığını ve insan olma mücadelesini yitirmeyen bir direnişçiydi Abuzer.

"Bu memlekette herkes, tasar­ruf yapın, fazla elektrik harcamayın diye öğütler verirken, sizin bu kadar elektriği benim vücudumda israf etmeye ne hakkınız var? Yazık değil mi bu memleketin parasına?"

Madalyonun öteki yüzü ise, zulme seve seve alet olan bürokratlar, üniformalılar. Özde değil sözde görev aşıkları, sözde vatansever, sözde milliyetçi, sözde ulus kurtarıcıları.Bakın cezaevi komutanı neler söylüyor bir konuşmasında :

"Komutan önündeki kitapta aradığı bölümü bulmuştu, oku­maya başladı:

-Biz topraktan ateşten doğduk.
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karılarımız.-"

Bakın bakın, materyalistlik dedikleri bu işte. Herif anasından doğduğunu bile inkar ediyor. Şimdi siz bu heriften ne beklersiniz? İşte açıkça inkar ediyor. Ne diyor? Topraktan ateşten doğ­muş! Ulan sen topraktan ateşten doğduysan toprağı, ateşi kim becerdi? Baban kim oluyor o zaman? İşte görüyorsunuz herifte­ki sapıklığı."

Bu cümleler ile Nâzım'ı ve sanatını aşağılayan bu kumandan, akabinde kendi şiirini okuyarak, sanatın nasıl olacağı hususunda gövde gösterisi yapıyor ve takdiri şakşakçı emir erlerine bırakıyor, buyrun işte o şiir:

"Önce soğuktan başlayalım
Ardından bir körpe piliç haşlayalım
Yanında güzel bir salata
İstanbul'un en sevdiğim yeri tarihi Galata"

Birtakım çirkeflikler karşısında, günümüzün, koca koca kitaplar yutmuş, çifter çifter fakülteler bitirmiş, ama yine de bilgiden görgüden bir gram nasibini almamış içi boş teneke misali insanlarının karşısında, sözde cahil bir bireyin sergilediği tutum ve tavırlar eminim sizleri de çok etkileyecek. Ben çok sevdim Abuzer'i...Duruşunu sevdim, çizgisini, istikrarını, direnişini, ruhunu, masumiyetini sevdim. Çevresinde cereyan eden olayların derinliğinden bihaber şekilde, koğuş arkadaşlarının başlattığı açlık grevine destek olmak, sırf onları mücadelelerinde yalnız bırakmamak adına greve katılan, gardiyanlara ise " Grev değil benimki, oruç!" cevabı veren, yüce gönüllü Abuzer...Doktora çıkma hakkı kazandığı her seferde, günde 3 öğün dayak+işkence reçetesi ile koğuşuna dönen, dönmeden önce de doktora"yemekten önce mi, sonra mı? "diye sormayı ihmal etmeyen saygılı Abuzer... Müdür, kumandan ve gardiyanlara söven kader arkadaşlarını," Günahtır, etmeyin, onlar görevlerini yerine getiren emir kulları"diye susturan Polyanna Abuzer...

Ve öngörüleri yüksek olan sevgili yazarımız Yücel Sarpdere, mahkum Mehmet Ali üzerinden, günümüzün açgözlü simsarlarına, taaa o günlerden bir selam vermeyi de ihmal etmiyor:

" Biz yaşamı seviyoruz, ey kan emici efendi! Hem de senin sevdiğinden çok fazla seviyoruz. Bu yüzden de yaşamı senin çizdiğin sınırlar içerisinde kabullenmiyoruz ve yaşamımızı senin izin verdiğin ölçüde sürdüremeyiz. İşte sana başkaldırıyo­ruz! Ve üç beş şiş göbeklinin milyonlarca insanı sömürüp, eze­mediği yepyeni bir dünya kurmak istiyoruz. İşte biz bunun için yaşıyoruz. Bedeli çok ağır, acılı ve meşakkatli de olsa böyle bir yaşamı seviyoruz ve savunuyoruz."

Okuyun, okutun, unutmayın, unutturmayın!
288 syf.
·Puan vermedi
Hayat planlanabilir bir şey değildir. Bir gün, bir bakarsın bilmediğin bir gerçek olmuşsundur. Bu gerçek bir zamanlar farkında bile olmadığın bir yaşam tarzı olmuştur.
304 syf.
·Puan vermedi
12 Eylül dönemi. Türkiye'nin karanlık yüzü. Darbeyle beraber Cuntanın askerleri ve polisleriyle ülkeyi karanlığa, kana ve işkenceye boğduğu dönem.

İşkenceci polis ve askerlerin ve yalaka komutanların zalimce uygulamaları karşısında çoğunlukla sol görüşlü, direnişçi genç, yaşlı, kadın-erkek, çocukların mücadeleleri ile zindanlarda, hücrelerde, tutuldukları nezarethanelerde gördükleri ölümcül işkenceleri anlatırken tüm bunları ve uygulayıcılarıyla dalga geçen bir roman Vatandaş Abuzer. Ve tabii kahramanımız da Abuzer adlı karakter.

Abuzer hiçbir şelilde bağlantısı olmadığı örgütlerle ilişkilendirilmiş, hiçbir şey anlamadığı konuların liderli hem de özel eğitimli lideri ilan edilip yıllarca kapalı tutulmuştur. Hayata olan umudu ve sıradan bir insanın yaptıklarını yaparak geçinirken cunta şaklabanları bu davranışları farklı yorumlayıp onu örgüt liderlerinden biri olarak kabul etmiştir.

Yazarın sadece Abuzer karakterinin tutuklanma yönüyle bile başlattığı dalga geçmeleri, karakollarda, emniyet müdürlüklerinde ve cezaevindeki uygulamaların hiçbir anlam ifade etmeyen şekilleriyle devam etmiştir. Abuzer sıradan olarak her yaptığı özel ve şifreli anlamlar taşıyan biri olarak görülür ve sürekli işkenceler altındadır.

Cuntanın ve bu hiyerarşik yapılanmanın saçma yaklaşımları kara mizah şekliyle ele alınıyor kitapta.
288 syf.
·2 günde
Tarih: 12 Eylül 1980. Saat: 04.00

Türk Silahlı Kuvvetleri, 1960 Darbesi ve 1971 Muhtırasının ardından cumhuriyet tarihinin üçüncü açık müdahalesini gerçekleştirdi. Meclis lağvedildi, Başbakan Süleyman Demirel görevden alındı, bütün siyasi partiler feshedildi, parti liderleri gözetim altında tutulmak için götürüldü ve yargılandı. İlk bildiriyi TRT spikerlerinden Mesut Mertcan sesiyle dinledi bütün Türkiye. Ardından da ülke yaklaşık 7 yıl süren bir sıkıyönetime girdi. Bu süreçte 650 bin kişi gözaltına alındı. 1.5 milyondan fazla insan fişlendi. 50 kişi idam edildi, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

Vatandaş Abuzer de, 12 Eylül Darbesi’nin hemen sonrasında geçen bir kurguya sahip. Abuzer, sizin benim gibi sıradan bir vatandaş aslında, tek farkı ise biraz daha şanssız olması. Hiç yok yere türlü türlü işkence ve sorgulardan geçip, yıllarca hapis yatıyor. Üzücü olan bir diğer kısım ise koğuş arkadaşlarının da ondan şüpheleniyor olması. Çünkü polisler Abuzer hakkında siyasi bir bağlantı bulamıyorlar ve O’nun üst düzey yönetici olduğunu düşünüyorlar, koğuş arkadaşları ise O’nun siyasi hiç kimseyi tanımamasından dolayı polisle işbirliği halinde olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden her iki tarafa da hiçbir şekilde yaranamayan bir adam Abuzer. Bazen ettiği gereksiz gevezelikler –aslında gevezelikten daha çok Abuzer’in art niyet gütmeden, saf bir şekilde konuşmasından kaynaklı- başını belaya sokuyor. Tabii bu belalar siyasi şube veya cezaevinde olunca dayak ve işkence olarak geri dönüyor. Abuzer aslında oldukça iyimser bir insan, düşündüklerinden vazgeçmeyecek, arkadaşlarını yarı yolda bırakmayacak kadar da özü sözü bir biri. Aslında tipik bir Anadolu insanı. Bazen karşısındaki insanları sinir etmek için yarı ciddi, yarı alaycı laflar da ediyor. Karşısındakiler ise genelde bu ciddiyeti anlamadığı, alaycı kısmını da işine geldiği gibi anladığı için karşılık olarak şiddetten başka bir şey göstermiyorlar.

-SPOILER-
Abuzer, elinden her iş gelen, çalışmak için İstanbul’a arkadaşlarının yanına giden bir vatandaştır. İstanbul’a ayak basar basmaz, daha arkadaşının evine varamadan polisler tarafından yakalanır ve önce nezarete, daha sonra da İstanbul’un dışına atılmak üzere bir trene bindirilir. Simit almak için simitçinin peşinden koştuğu sırada treni kaçırır ve başka bir trene biner. Oysa bindiği tren de gerisin geri İstanbul’a gitmektedir. Abuzer, İstanbul’a varınca aklını kullanarak gardaki askerlerden kurtulmayı başarır ve arkadaşının evine gider. Balıkçılık yapmaya başlayacağı gün, sabah erkenden evden çıkar ve günlük bir gazete alır. Bu sırada polisler tarafından yakalanıp siyasi şubeye götürülen Abuzer, türlü işkence ve sorgulardan geçtikten sonra cezaevine gönderilir. Cezaevinde de, koğuş arkadaşları ile beraber işkence görür. En sonunda koğuş arkadaşları ile beraber bir tünel kazıp cezaevinden kaçar.
-SPOILER-

Yücel Sarpdere, darbe sonrası yaşananları sade bir vatandaş olan Abuzer üzerinden oldukça güzel özetleyen, mükemmel bir kara mizah örneği kaleme almış. Hiç sıkmadan, hem o dönemleri anlatıyor, hem de sistemi ve yapılan yanlışları mizah üzerinden eleştiriyor.

Başlıktaki şarkı için: https://m.youtube.com/watch?v=0ux2ybYFOKk
288 syf.
·Puan vermedi
Çok farklı hisler bırakan bir kitap : abuzer kendi halinde çok saf vasıfsız bir insan ,bir gün dışarı gazete almaya çıkar ve çıkış o çıkış gazete aldığı için tutuklanır ,çete başı olmakla suçlanır üstüne atılmadık suç kalmaz ama o masumdur ,hapishanede hücreye atılır türlü türlü işkenceler görür ama hiç bir zaman gülümsemesinden birşey kaybetmez ,kitabı okurken bir taraftan ağlatan ve bir tarafta güldüren yanlar bulacaksınız ama asıl gerçek bu kitapta ağlanacak halimize gülmemiz
288 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ağlayarak güldüğüm ilginç bir eserdi. Yapılan işkenceyi bile böylesine bir dille anlatan nadir eserlerden biri. Yıllar oldu okuyalı, hatta bir kaç tane aldım sonra ve yakınlarıma hediye ettim.
288 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Aslında doğru düzgün yorum yapmak gibi bir yeteneğim yoktur. Sadece 3-5 cümleyle birşeyler yazar bırakırım ama bu guzel kitap hakkında hiçbir yorum yok ve çok az okunmuş sırf bunun için biraz uzun ve ayrıntılı bir yorum yapmaya çalışacağım.

İlk olarak kitabın konusu Abuzer isimli bir adamın 12 eylül döneminde yaşadıklarıdır. Abuzer vurdumduymaz, saf ve açık sözlü biridir.

Abuzer İstanbul 'a çalışmak için gelir, gelir fakat geldiği gibi şehirden çıkartılır. Çıkartıldığı gibi şehre yeniden girer. Daha sonra kendini karakolda sorgulanırken bulur...

Yazarı ilk kez duydum arkadaşın önerisi ile okuduğum bu yazardan bu kadar güçlü bir kalem beklemiyordum açıkçası.

Hiyerarşik düzeni her bölümde müthiş bir şekilde iğneleyerek asıl yüzünü göstermeyi çok net bir şekilde başarabilmiş. 12 eylül dönemi hakkında pek bir bilgim olmasa da cezaevlerinde neler olduğu konusunda az buçuk bir bilgim var ki kitapta zaten en çok eleştirilen ve yerden yere vurulan tam anlamıyla ALAY EDİLEN ,Tİ'YE ALINAN konu hiyerarşi ve cezaevlerinin durumudur.

Her ne kadar yazar bunu Abuzer ile güldürerek anlatsa da karanlık dönem, siz gulerken arkaplanda sıkı bir şekilde eleştirilmiş...

Hatta size şöyle açıklayayım: eğer siz kitaptan Abuzer'i cıkarırsanız elinizde "cezaevleri ve hiyerarşik düzen" adlı bir kitap kalacaktır...

Son olarak siyasetten sıkılanlar ya da siyasi kitap okumak istemeyenler ya da 12 Eylülü merak edip deneme inceleme şeklinde değilde tam bir roman tadında okumak isteyenler bu kitabı alın okuyun. Hiç kaçırmayın derim...

Bittikten sonra Abuzer'i özlemedim değil... Vay be...
288 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuduğum ilk Yücel Sarpdere kitabı ve tek kelime ile şahane bir kitaptı. Daha önce Evrensel dergide yazı yazan Yücel Sarpdere ele aldığı bu kitapta 12 eylül olaylarının geçtiği zor zamanları ve acı veren olayları şahane bir karakter ile hem güldürüp hem gerçeği anlatmış. Yazdıkları ile tutum ve davranışları ti"ye alan Yücel Sarpdere'nin diğer kitaplarını ise heycanla okumak istiyorum. Yazarın genel olarak mizah anlayışı olduğu için bunu eserlerine iyi aktardığını düşünüyorum. Bu kitapta iste anlatımı yalınlığı sadeliği ve bi okadar da akıcılığı ise kitaba ayrıca değer katıyor. Eser 1991 yılında yayinlanmasina rağmen bence her dönemde güncelliğini koruyacak bir kitap. Eserde bahsedilen Abuzer ise beni sık sık güldüren yaşadıkları ve arkadaşlarının yaşadıkları ile bi okadar hüzünlendiren bi karakter oldu. Harika bir kitaptı herkese okunmasını tavsiye ettiğim bir kitap. Şimdiden herkese iyi okumalar.
288 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
12 Eylül gençlere nasıl anlatılır, derseniz işte listenin başına geçecek kitaplardan biridir Vatandaş Abuzer! Basit, hoş, yer yer provokatif, bazen de ajitatif bir roman. Yer, yer gülmekten kitaba ara verirken yer, yer yemek yemeyi bile unutup kitabı hemen bitirmek isteyeceksiniz; bitince de böyle -hemen- bitmeseydi diyeceğiniz bir kitap. Aslan Asker Şvayk’ı bildiniz mi? Yer, yer onu da anımsatır. Yücel Sarpdere severseniz, Can Dostu kitabını da mutlaka okumalısınız.
288 syf.
·56 günde·Beğendi·10/10 puan
Milyonlarca doları, markı bomba yapıp insanları öldürmek için ayırıyorlar, sonra bunları da yetersiz görüp daha büyüğünü daha gelişmişini nasıl yaparız da daha fazla insanı öldürürüz, diye daha büyük paralar harcıyorlar ve aynı devletler, bu tip hastalıkların insanları göz göre göre yok edip öldürmesi karşısında çaresizlikten yakınabiliyorlar.
Milyonlarca doları, markı bomba yapıp insanları öldürmek icin ayiriyorlar, sonra bunları da yetersiz görüp daha büyüğünü daha gelişmişini nasıl yaparız da daha fazla insanı öldürürüz, diye daha büyük paralar harcıyorlar ve aynı devletler, bu tip hastalıkların insanları göz göre göre yok edip öldürmesi karşısında çaresizlikten yakınabiliyorlar.
Mutluluk, kendin ve başkaları için doğru bildiğin yolda bazen rüzgarı arkana alarak, bazen de rüzgara karşı, önüne çıkan engelleri bir bir aşarak ilerlemektir.
Abuzer biraz daha dikkatli bakınca, yeni gelenin parmağındaki elektrik yanıklarını fark etti. Ve üzüldü. Yalnızlık daha iyiydi, diye düşündü. Hiç değilse yalnızca kendi ıstıraplarınla başbaşasın. Oysa şimdi, başkasının da ıstıraplarına ortak olmak zorundasın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vatandaş Abuzer
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757837138
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
Baskılar:
Vatandaş Abuzer
Vatandaş Abuzer
General bir başka gardiyana döndü: "Buradaki tutukluların statüsü nedir?" Gardiyan soruyu pek anlayamamıştı. Bir şeyler söylemek istiyordu ama kem küm ediyordu. General bu kez soru şeklini değiştirdi: "Yani evladım" dedi "Buradaki tutuklular normal tutuklular mıdır?" Asker bu kez soruyu anlamanın şevkiyle cevap verdi. "Hayır komutanım?" "Ya Nasıl tutuklulardır?" "Anormal tutuklulardır komutanım." "Peki normal tutuklularla, anormal tutuklular arasındaki fark nedir?" "Normal tutuklular, normal cezaevlerinde bulunurlar komutanım. Hırsızlar, esrarcılar, ırza geçenler normal tutuklulardır. Vatanı yıkmaya kalkışanlar anormal tutuklulardır!" "Peki bunlara nasıl davranırız?" "Anormal komutanım"
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 443 okur

  • Si Bel
  • bênav
  • Mehmet Çelik
  • Ulaş Ü.
  • Bora kartal
  • Elif Küçük
  • Bibliyofil
  • öz
  • Duygu
  • Barış

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.5
13-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%35
35-44 Yaş
%35
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.5
Erkek
%52.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.7 (57)
9
%20.5 (31)
8
%16.6 (25)
7
%8.6 (13)
6
%4.6 (7)
5
%2 (3)
4
%1.3 (2)
3
%2 (3)
2
%0
1
%0