Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur

·
Okunma
·
Beğeni
·
905
Gösterim
Adı:
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051923208
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap Yayınları
Baskılar:
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
Kuş sesleri yükseliyordu topraktan. Belki taşların içinde toprak rengi kanatlar beliriyordu. Bir yürek gürültüsü, bir korku işareti. Oysa insan yeryüzünün bunca korkuyu nasıl olup da taşıyabildiğini asla anlayamaz. Elbette, bu korkunun yükselişini, böylece vücudunun bir yerinde, bir uzuv gibi aklınca yaşamaya başladığını...”

Bir gencin, yüksekokulu yarıda bırakıp askerliğini yaptıktan sonra çocukluğundaki kasabaya dönüş hikâyesi bu. Ormanda bir görünüp bir kaybolan parsın ardından gidişinin hikâyesi. Faruk Duman ormanda hiç kaybolmayan sisin içinden, o kendine has diliyle düşle gerçeği iç içe geçiriyor; insana, doğaya, yaşamın gücüne dair kuvvetli bir anlatı sunuyor okura…
104 syf.
·1 günde·10/10
Faruk Duman okumaya devam ediyorum.Geçen hafta Kırk adlı eserini büyük keyifle okumuştum, bugünse Ve Bir Pars Hüzünle Kaybolur, hem keyif verdi hem de beni üzdü açıkçası. Keyif verdi; çünkü yazarın en sade eseri olarak, en anlaşılır, en net eseri olduğu için okuması en kolay kitabı bir yandan da, bu da beni çok zorlamadığı için diğer eserlerine göre daha keyif vericiydi. Peki, neden üzücü? Çünkü Faruk Duman bir kez daha bizi kitaplarının ana mekânlarından, sembollerinden biri olarak ormana götürürken bu sefer 1974'te Adapazarı'nda öldürülen son Anadolu parsının masalsı hikâyesine tanık ediyor. Orman yine aynı: baş döndürücü, sisle belirsiz, ya da her yanı ağaç ve yeşille kaplanmış bir masal diyarı gibi, ama burada herkes olduğu şeyin aynısı bu sefer: tilkiler tilki, parslar pars, kuşlar kuş ve insanlar da insan. Anlatıcımız ormanda dolaşan ve kendisine dostluk gösteren parsı takip edip kendi masalını ya da hikâyesini yaşıyor, aynı anda elinde tüfekleriyle avlanan baba oğulun ormandaki tek kötü varlık olduğunu da görüyoruz; oraya ait değiller, önceki avcılar gibi.

Faruk Duman'ın bütün kitaplarında karşımıza çıkan orman; bütün hayvanlar, ağaçlar, doğa bu eserin veya yazarın diğer eserlerinin atmosferini oluşturan birincil öge gibi. Orman hem anlamların, yaşamın, kişilerin bir başka anlama geldiği hem de bu eserde olduğu gibi kendisi olduğu bir mekân, bir sembol, bir varoluş yeri ya da biçimi. Ancak, bu eserde eserin son Anadolu parsına adanmış olmasını da düşünürsek, avcılar ve avla ilgili her ne kadar masalsı bir havaya büründürülmüş olsa da avcılığın ne olduğu konusunda çok net bir görüntü oluşturması çok iyi olmuş; zira avcılar hakkında söylenebilecek iyi bir şey bulmak zor: çünkü onlar her ne kadar kendileri bunun tersini iddia etse de ormanı, doğayı öldüren ve bunda haklılık payı gören silahlı tüfekli katillerden başka bir şey değiller. Faruk Duman'ın doğayı insanın nasıl yok ettiğini, bu doğal ve yaban güzelliğin insan icadı aletlerle nasıl katledildiğini ve insanın belki de ormana ve yabana ait olmadığını söylemek istiyor ve Anadolu parsı belki tekil bir örnek olarak çok güzel oturuyor bu söylenmek istenen şeye; ancak edebiyatı bir kenara bırakıp en azından ben hayvan hakları açısından bu konuya baktığımda, bu katillerin gerçekten de yaşamı yok etme hakkını kendinde gören ve bunu bir takım bahanelerle açıklama cüreti gösterebilen insanlar olduğunu biliyorum. Faruk Duman sağlıksız bir baba oğul portresi çizerek avcılıkla bu karakterler arasında sağlıksız düşünen, eyleyen insanlar olmaları açısından doğru bir mesaj da vermiş oluyor.

Yazar ormanı kesinlikle bu eserinde en etkileyici, en güzel şekliyle anlatıyor. İncir Tarihi adlı kitabını henüz okumadığım için, bu fikrim sonra değişebilir belki. Parsın güzelliği, eşsizliği; ağaçların sessizliği; bir görünüp bir kaybolan güzel kürklü tilkiler ve parsın avı olan mazlum ceylanlar bütün kitap boyunca anlatıcımız sisli ormanda yürürken ya da parsın yuvasına çöküp otururken yanımızda beliriyor, ya da geçip gidiveriyor; çıtırtılar, sesler ya da gözünü anlatıcımıza dikip onu gözleriyle çağıran yaralı pars kitabın sonundaki nihayetine doğru yürürken her yanımızı kaplayan karanlık ya da heryeri ve herşeyi örten sis bu ormanı olabilecek bütün güzelliğiyle, derinliğiyle hissetmeye davet ediyor bizi...hainlerin kurşunları ormanı yırtana dek bu büyünün içerisinde kalıyoruz.

Elbette, Faruk Duman'ın bu güzel eserini, diğer kitaplarından önce özellikle bu eserini, herkese öneriyorum.
104 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap Yorumu//Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur-Faruk Duman
.
Bir gencin, yüksekokulu yarıda bırakıp askerliğini yaptıktan sonra çocukluğundaki kasabaya dönüş hikâyesi bu. Ormanda bir görünüp bir kaybolan parsın ardından gidişinin hikâyesi. Faruk Duman ormanda hiç kaybolmayan sisin içinden, o kendine has diliyle düşle gerçeği iç içe geçiriyor; insana, doğaya, yaşamın gücüne dair kuvvetli bir anlatı sunuyor okura.
.
Kitap sizi içine öyle bir alıyor ki. Anlatım gücüyle, ifade ve betimlemeleriyle kesinlikle bir modern Türk klasiği niteliğinde. Yazarın birikimi de kesinlikle saygı duyulası. @farukduman9 kalemi ile tanışmadıysanız çok şey kaybedersiniz. Biran önce tanışıp okumanızı tavsiye ederim.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okulu yarıda bırakıp, doğup büyüdüğü köye gelen isimsiz bir kahramanın ormana yaptığı yolculuklara eşlik ediyoruz.
Ne sisli, kasvetli hava ne de çocukluğundan beri büyüklerinden duyduğu 'ormanda göz vardır uzak dur' nasihati O'nu ormandan uzak tutar. Ormanda onu içine çeken bir şey vardır: Pars. Bir de evlenmek istediği Ceren var O'nu yaşama bağlayan. Ceren'in babası ve abisi avcı ve tek hedefleri parsı avlamak.
İnsanların avcılık kisvesi altında hayvanlara olan düşmanlığını ve vahşi dediğimiz o hayvanların bu düşmanlığın karşısındaki masumiyetini okuyoruz.
Orman; şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, oradaki tüm seslere kulak vermek isteyeceğiniz ölçüde cezbedici tasvir edilmiş. Düşle gerçeğin iç içe geçtiği bir kitap. Masalsı bir dil hakim ve Faruk Duman, bunun çok net hatırlayamadığı çocukluğunu anarken kullandığı ifadelerden kaynaklandığını söylüyor. Yazarın kendine has bir uslubu var. Başlarda yadırgasam da sonrasında alıştım ve çok sevdimm.
 
 

Orman, dünyanın bilgisini taşıyordu bana. Uzakta öten kuşları, dalları deviren rüzgârı. Çürümüş yapraklarla ezilmiş yabani meyvelerin kokusunu. Parçalanmış ceylanlarla yaşlı sincapların sonra. Onların insanın içini ezen küfünü. Sümüklü böceklerin bitimsiz tırmanışını. Yılanların esneyişini, ayının suya dalışını ve daha pek çok şeyi..
Bu dünyada, yalnızlığımızın mutlak bir yalnızlık olduğunu anlayamadığımız için acı çekeriz. Ölüm korkumuzun nedeni de herhalde budur.
İnsan annesine neden hiç bakmaz? Oysa insan annesine uzun uzun bakmalıdır. Sonra, aradan bunca yıl geçtikten sonra bunca şeyin nasıl olup da değiştiğine. Yüzündeki çizgilerin ne vakit bunca çoğaldığına...
Faruk Duman
Sayfa 27 - Can Yayınları
Kimi zaman türlü haksızlıklara uğradığı olur, bunu hep olgunlukla karşılardı. Düşmanını, olgunluğuyla bozardı.
Ruh halimiz,bana kalırsa,kapanan havanın,huzursuz yaprağın pesinde yürür.Toprağa sinmiş nem kokusuna,çürüyen bitkinin yaydığı yeniden doğma arzusuna.Bunlara da bağımlıdır biraz.Herhalde,çürüyen bir şey,çok geçmeden hayat bulacaktır.
"Öyle ya, bir ev, çoğunlukla, düşünmek içindir. Karanlık bastığında, kar yolları kapadığında oturup ne düşünür insan?"
Faruk Duman
Sayfa 40 - Can Yayınları
"Soluğu aynı sürede alır, aynı sürede verirsin. Böylece tüm dünyayı birlikte algılamaya başlarsın."
Faruk Duman
Sayfa 92 - Can Yayınları
"Hayatta her şey ansızın değişebiliyor. Böyle durumlarda insan hemen başka bir yerde olmak isteyebiliyor. Yer değiştirmek."
Faruk Duman
Sayfa 24 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051923208
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap Yayınları
Baskılar:
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
Kuş sesleri yükseliyordu topraktan. Belki taşların içinde toprak rengi kanatlar beliriyordu. Bir yürek gürültüsü, bir korku işareti. Oysa insan yeryüzünün bunca korkuyu nasıl olup da taşıyabildiğini asla anlayamaz. Elbette, bu korkunun yükselişini, böylece vücudunun bir yerinde, bir uzuv gibi aklınca yaşamaya başladığını...”

Bir gencin, yüksekokulu yarıda bırakıp askerliğini yaptıktan sonra çocukluğundaki kasabaya dönüş hikâyesi bu. Ormanda bir görünüp bir kaybolan parsın ardından gidişinin hikâyesi. Faruk Duman ormanda hiç kaybolmayan sisin içinden, o kendine has diliyle düşle gerçeği iç içe geçiriyor; insana, doğaya, yaşamın gücüne dair kuvvetli bir anlatı sunuyor okura…

Kitabı okuyanlar 58 okur

  • Ece Ceren

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.8 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0