Ve Çeliğe Su VerildiNikolay Ostrovski

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.629
Gösterim
Adı:
Ve Çeliğe Su Verildi
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
285
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753852436
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Как закалялась сталь
Çeviri:
Atilla Tokatlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Baskılar:
Ve Çeliğe Su Verildi
Ve Çeliğe Su Verildi
Ve Çeliğe Su Verildi
Nikolay Ostrovski bir yazıncı değil, hiç eksiksiz bir devrimcidir. Katılıp kendi çapında güç verdiği devrim yaratmıştır onu. O da, devrime ve halka karşı duyumsadığı borçluluğu, kızıl orduda yaşadıklarını, deneyim ve algılama birikimlerini romanlaştırarak ödemeye çalışmıştır. Yani onu devrim bir yazıncı yapmıştır. Kitabı yayınlanır yayınlanmaz ülkesinin sınırlarını aşmış, hemen Avrupa dillerine çevrilmiştir. Dahası Andre Gide ve Romain Rolland gibi Avrupa yazının devleri başarısını kutlamak için ona koştular. Kendisi devrimin yapıtı olan Ostrovski, dünya devrimcilerine bir armağan olarak bıraktı romanını...
Yıllar önce üniversitede elden ele dolaşırken rastlamıştım kitaba. Koca üniversitede tek bir kitap vardı ve piyasada kitap  bulunmuyordu. Bu yüzden o tek kitap öylesine rağbet görüyordu ki bazen biri daha bitirmeden başka birince araklanılıyordu. Onlarca kişi de pusuda veya sıradaydı. Sırada bekleyenlerden biri olarak o sıra bir türlü bana ulaşmadı. Okulu bitirip mezun olunca da bu işin peşini bırakmamış, bir gün mutlaka okuyacağımın sözünü vermiştim.
Ancak zaman o kadar acımasız ki geçen yıllar içerisinde kitabı onutup gitmiş adını bile hatırlamaz olmuştum ta ki 1K'de tekrar karşıma çıkana dek. Okurken bu kadar rağbet görmesinin nedenini de çözdüm diyebilirim.
Neyse sözü daha fazla uzatmadan kitaba geleyim. Neredeyse çevrilmediği dil kalmayan Ostrovski'nin bu romanı gerçekten de eşine az rastlanır bir şaheser. Bir devrimin kalbindeki bir özyaşamı ele alışıyla roman her satırında okurunu kitap boyunca peşinden sürüklüyor.
Sanırım Ostrovski bu romanında arada küçük nüans farkları olsa da kendini anlatmış. Romanın kahramanı Karçagin de Ostrovski de hayatlarını devrime adamışlar, ikisi de 15 yaşında devrimle tanışmışlar, ikisi de ün rütbe önemine bakmadan devrimden devrime koşmuşlar, ikisi de savaşta ölümcül şekilde yaralanmışlar, ikisi de önce kör sonra felç olmuşlar, ikisi de yaşamlarının son anlarında anılarını kitaplaştırdıktan, kitap baskıdan çıktıktan sonra ölmüşler. Aradaki tek fark ise Katçagin'in 24, Ostrovski'nin ise 32 yaşında olması.
Tavsiyem, siz benim gibi yapmayın ve hiç vakit geciktirmeden okuyun.
Kitap bir nevi otobiyografidir. Kahraman aslında yazarın kendisidir. Okuyucu yaşanmış bir devrimin canlı tanığını dinlemekten memnun olacaktır. Bunu kitabın akıcılığı sayesinde pek zorlanmadan yapacaktır. Herkesin okuması gereken bir kitaptır.
Hayatı kapitalist sistemin çarkları arasında ezilmekle geçen genç Ada'm pavka'nın devrimci olup olanca gücü ile sosyalizm için savaşını anlatan kitaptır...en vurucu yerlerinden biri lenin'in ölümünü anlatan kısımdır "zalim bir inatla aynı kaldı sözcükler" cümlesi ile aklınıza kazılır kalır...altı çizilecek çok cümle içerir okunmalıdır .tekrar tekrar
Ve Çeliğe Su Verildi Nikolay Ostrovski
8,8/10 (24 Oy) · 59 okunma · 26 beğeni · 1.398 gösterim
Nikolay Ostrovski bir yazıncı değil, hiç eksiksiz bir devrimcidir. Katılıp kendi çapında güç verdiği devrim yaratmıştır onu. O da, devrime ve halka karşı duyumsadığı borçluluğu, kızıl orduda yaşadıklarını, deneyim ve algılama birikimlerini romanlaştırarak ödemeye çalışmıştır. Yani onu devrim bir yazıncı yapmıştır. Kitabı yayınlanır yayınlanmaz ülkesinin sınırlarını aşmış, hemen Avrupa dillerine çevrilmiştir. Dahası Andre Gide ve Romain Rolland gibi Avrupa yazının devleri başarısını kutlamak için ona koştular. Kendisi devrimin yapıtı olan Ostrovski, dünya devrimcilerine bir armağan olarak bıraktı romanını.
Bugün cumartesi, okumakta olduğum, Duvar (Jean-Paul Satre)'ı elime almadım.
Kütüphanemin Raflarına bakarken gözüme ilişti Ve Çeliğe Su Verildi.
İlk sayfasını Açtım, tarih 1968 'i gösteriyor hemen bir parmak hesabı ile bu kitabı rahmetli dayımın kütüphanesinden benimkine nakledişimin üzerinden 47 yılın devrilmiş olduğunu hesaplayı verdim.
Sayfalar arasında dolaştım bir vakit, Hemen anımsadım Pavel'i ve okuyuşumu. Ancak yeniden okuma ihtiyacı hissettim. bu güzel kitabı.
Ne güzeldi o günler. Okuyabilmek için tam iki gün okulu hastalık bahanesi ile ekişimi, yatakda okuyuşumu dürtükledi zihnim. Tebessümü konduruverdim yüzüme.
Hanım Sordu: "hayırdır"
"Hiç" dedim. saklarken arkama kitabı
Acaba şimdi onu okurken neyi bahane edeçektim ki.
Hatıralarım çok eski dsünlere götürdü Ostravski nin bu kitabı beni.
Paylaşayım istedim okuyunca belki yine paylaşırım bir kaç satırı sizlerle.
Şimdi bakalım "ben" benim geçmişte beğendiklerimi yine beğeneçekmiyim acep?
İyi bir hafa sonu diliyorum. Güzel okumalar içersinde...
Bazı karakterler olur ya kitaplarda yakın arkadaş gibi olursun ve kitap bitince bir daha görüşmemek üzere veda etmiş gibi olursun. Hayatını insanlığın onurlu sosyalizm mücadelesi için sarsılmaz bir irade ve varolma inadıyla ortaya koyan Pavka Koçargin de öyle oldu benim için. Çok özleneceksin Pavluşa...
Tess Gerritsen' in yayımlanmasını beklediğiniz piyasa kitapları yerine, okunmayı bekleyen, yıllardır gözlerimizin önündeki başyapıt . '' Umut siz neredeyseniz oradadır. '
Kitap, Bolşevik Devrimi zamanlarında, o zaman Rusya'ya bağlı olan Ukrayna'da geçmekte. Hikaye baş karakter Pavel Korçagin etrafında dönüyor. İşçi sınıfının çektiği sıkıntılar, devrimin sancılı doğuşu, savaşlar, ızdıraplar ve zorlu devrim mücadelesi başarıyla anlatılmış. Bolşevik Devrimi ya da savunduğu değerlerle ilgili siyasi bir yaklaşımım yok ama Pavel Korçagin karakterini çok sevdim. Öyle çok sevdim ki, kitabı okurken devrimci bir ruha büründüğümü söyleyebilirim.
Pavel Korçagi' nin sosyalist saflarına katılması, Rusya 'da rejim tesis edilirken ülkenin zihinsel manada geçirdiği dönüşümle beraber Korçagin'in davaya sahip olmasındaki yoğunluğun eş zaman artması ...Biyografik bir roman denilebilir. Başarılı bir eser mi kesinlikle hayır. Çok yoğun sosyalizm propagandası okuyucuyu rahatsız ediyor. Zaten Sovyet ülkelerinde okullarda propaganda kitabı olarak da okutulmuş. O dönemin propaganda dilini merak edenler okuyabilir. Belki en etkileyici sahne telgraf memurunun Lenin'in ölüm haberini kayda geçerken ki sahneseydi.
Lise yıllarında bilgi yarışmasını kazandığımızda edebiyat öğretmenimin bana vermiş olduğu eserdir. Diğer arkadaşlara Türk edebiyatında öne çıkmış yazarların kitapları verilirken neden bana bu kitabı verdiğini tabiki lise 1 yıllarında okuyana kadar anlamamıştım. Ostrovski'nin gözünden Ekim Devrimi'ne bakmak lise yıllarımda beni çok etkilemişti. Ekim Devrimi'ni merak ediyorsanız başlangıç kaynağı olabilir.
Baksana, kızlar seninle ilgileniyor, sen ise başını kitaptan kaldırmıyorsun.
Nikolay Ostrovski
Sayfa 331 - İtalik Yayınları
Daha dün hayatla ödenen "yoldaş" kelimesi şimdi adımda bir duyuluyordu. Anlatılmaz bir heyecan uyandıran kelime: "yoldaş"
Nikolay Ostrovski
Sayfa 160 - İtalik Yayınları
Sesli dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=IOQu0hBWIWA

Sınır dediğiniz, üzerinde ayrı levhalar taşıyan iki karşılıklı direk demektir. Sessiz ve düşman, iki ayrı dünyayı özetleyerek bakışırlar orada. Aşağıdan yukarıya doğru sivrilen, titizlikle budanmış bir ağaç gövdesidir biri, siyah-beyaza boyalıdır, bir polis kulübesi gibi. Yırtıcı bir kuş vardır ucunda, kanatlarını alabildiğine açmış, pusunun heyecanıyla gagası daha da oburlaşmış bir halde, karşısındaki madenî kalkana dikmiştir karanlık bakışlarını. Kalkan, toprağa iyice yerleşmiş dört köşe kalın bir meşenin zirvesindedir. Ve bir orakla bir çekiç parıldamaktadır bu dövme demirden kalkanın üzerinde. Aralarında altı adım ya vardır ya yoktur ve dümdüzdür toprak altlarında, yataydır, pürüzsüzdür, ama bakmayın siz. Aslında bir uçurum ayırmaktadır bu direkleri.
Ve hiç kimse, hayatını tehlikeye atmaksızın, bu kısa mesafeyi aşamaz.
...
Buz tutmuştu ortalık. Keçe çizmelerin altında çatırdıyordu kar. İriyarı bir siluet belirdi direğin yanında. Kızıl muhafız, üzerinde sımsıkı giysiler, başında kızıl yıldızlı bir kalpakla, nöbete başlıyordu. Karşı tarafta ters yönde de Polonyalı bir asker ilerlemekteydi. Kartallarla süslüydü ince kaputu. Ama, beyaz konfedere kasketinin, apoletlerinin, sayısız madenî düğmelerinin üzerindeki bütün bu kartallar, ne yapabilirdi amansız soğuğa karşı?
Ve sınır boyunda yasaktır konuşmak. Ama iki insan varlığı, puslu bir çölün ortasında başbaşa kalırsa ve kanat çırpan bir kuş bile olmazsa bir kilometrelik bir mesafe içinde, kim denetleyecektir bu uluslararası kanuna uyulup uyulmadığını?
Şöyle rahat rahat bir sigara tüttürmek istiyordu Polonyalı asker. Ama dalgaya gelip kışlada unutmuştu kibritini. Aksi gibi, Sovyetli meslekdaşın oradan doğru tatlı bir duman kokusu geliyordu burnuna. Durdu Polonyalı, buz tutmuş kulağını oğuşturmayı bıraktı, şüpheci bir bakış attı çevresine uzun uzun, ve ilk o çiğnedi kutsal kanunu:
Bir şeyler işitmişti kızıl muhafız işitmiş olmasına... Ama ne? Lehçe cümlenin anlamını kavrayamamıştı pek, askerin karşı taraftaki nöbetçilerle herhangi bir şekilde temasa geçmesi yasaktı tüzüğe göre. Ve sertleşen kar, sıcak rahat çizmelerinin altında çatırdamağa devam ediyordu:
-Bolşevik yoldaş, kibritini atar mısın bana?
Polonyalı, Rusça konuşmuştu bu sefer.
Karşısındaki adama baktı kızıl muhafız: "Anası gevremişti ondan. Bir pan'dan farksızdı soğuk ciğerlerini söküyordu askerin. Burjuvaların emir kuluydu evet, ama burjuva değildi. Üzerinde ipincecik bir kaput, dayanmağa çalışıyordu ayaza karşı. Tavşan gibi oradan oraya sıçrıyor, ısınamıyordu bir türlü. Sigara da içemiyordu üstelik. Bu kadarı fazlaydı doğrusu!" Yolunu değiştirmeksizin, kibrit kutusunu fırlattı ona. Kutu, bir dakika sonra, aynı şekilde geri dönmüştü. Bu sefer de, hiç farkına varmadan, kızıl muhafız çiğnedi kutsal kanunu:
-Bende bir kutu daha var, istersen sende kalsın...
-İstemem, sağol. Cebimde görürlerse zindanı boylarım.
Sovyet nöbetçisi kutuya baktı: Bir uçak resmi, ve uçaktan fışkıran kocaman bir yumruk. Bir de tek bir kelime: "Ültimatom."
"Hakkı var..." dedi kendi kendine. "Öteki taraftakilere göre bir kutu değil bu." Ve iki asker, sınır boyunca gitgellerine devam ettiler.
Bir işçiyi sevmeye cesaretin oldu da, bir fikri mi sevmeye cesaretin yok.
Nikolay Ostrovski
Sayfa 218 - İtalik Yayınları
"Sayısız emekçi kitlelerini ardımızda mücadeleye sürükleyemediğimiz takdirde, asla galip gelemeyiz.."
Nikolay Ostrovski
Sayfa 140 - May Yayınları
Yaşamak gerekiyordu evet, beklemeden, bir an önce yaşamak... Saçmasapan bir hastalık, ya da densiz bir feci tesadüf bir anda kırıp söndürebilirdi hayatı...
Yoldaşlar,
Proletarya birlikleri, dişe diş bir savaşmadan sonra şehri zaptetmiş bulunmaktadırlar. Sovyet iktidarı artık kurulmuştur. Ahaliyi sükunete davet ediyoruz.
Kanlı pogromcular püskürtülmüştür. Uğradıkları bozgunun kesinleşmesi için, Kızıl Ordu saflarına katılınız. Bütün gücünüzle emekçilerin iktidarını destekleyiniz.
Şehrin askeri yönetimi garnizon kumandanına, sivil yönetimiyse Devrimci Komiteye aittir.
Nikolay Ostrovski
Sayfa 131 - May Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ve Çeliğe Su Verildi
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
285
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753852436
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Как закалялась сталь
Çeviri:
Atilla Tokatlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Baskılar:
Ve Çeliğe Su Verildi
Ve Çeliğe Su Verildi
Ve Çeliğe Su Verildi
Nikolay Ostrovski bir yazıncı değil, hiç eksiksiz bir devrimcidir. Katılıp kendi çapında güç verdiği devrim yaratmıştır onu. O da, devrime ve halka karşı duyumsadığı borçluluğu, kızıl orduda yaşadıklarını, deneyim ve algılama birikimlerini romanlaştırarak ödemeye çalışmıştır. Yani onu devrim bir yazıncı yapmıştır. Kitabı yayınlanır yayınlanmaz ülkesinin sınırlarını aşmış, hemen Avrupa dillerine çevrilmiştir. Dahası Andre Gide ve Romain Rolland gibi Avrupa yazının devleri başarısını kutlamak için ona koştular. Kendisi devrimin yapıtı olan Ostrovski, dünya devrimcilerine bir armağan olarak bıraktı romanını...

Kitabı okuyanlar 82 okur

  • Tolga Güney
  • Berfin
  • Gamze Züleyha Üredi
  • Pınar Damlapınar
  • Vural Karasu
  • Seda Bera
  • Levent Öz
  • Turgenyev__
  • Devrim Aydın
  • Repentless

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%8.3
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%5.6
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.3
Erkek
%66.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (12)
9
%18.8 (6)
8
%15.6 (5)
7
%21.9 (7)
6
%3.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0