Ve Çeliğe Su Verildi

8,7/10  (21 Oy) · 
47 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.191 gösterim
Nikolay Ostrovski bir yazıncı değil, hiç eksiksiz bir devrimcidir. Katılıp kendi çapında güç verdiği devrim yaratmıştır onu. O da, devrime ve halka karşı duyumsadığı borçluluğu, kızıl orduda yaşadıklarını, deneyim ve algılama birikimlerini romanlaştırarak ödemeye çalışmıştır. Yani onu devrim bir yazıncı yapmıştır. Kitabı yayınlanır yayınlanmaz ülkesinin sınırlarını aşmış, hemen Avrupa dillerine çevrilmiştir. Dahası Andre Gide ve Romain Rolland gibi Avrupa yazının devleri başarısını kutlamak için ona koştular. Kendisi devrimin yapıtı olan Ostrovski, dünya devrimcilerine bir armağan olarak bıraktı romanını...S
  • Baskı Tarihi:
    1996
  • Sayfa Sayısı:
    285
  • ISBN:
    9753852436
  • Orijinal Adı:
    Как закалялась сталь
  • Çeviri:
    Atilla Tokatlı
  • Yayınevi:
    Oda Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sadettin TANIK 
20 Nis 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap bir nevi otobiyografidir. Kahraman aslında yazarın kendisidir. Okuyucu yaşanmış bir devrimin canlı tanığını dinlemekten memnun olacaktır. Bunu kitabın akıcılığı sayesinde pek zorlanmadan yapacaktır. Herkesin okuması gereken bir kitaptır.

göziizm 
07 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Hayatı kapitalist sistemin çarkları arasında ezilmekle geçen genç Ada'm pavka'nın devrimci olup olanca gücü ile sosyalizm için savaşını anlatan kitaptır...en vurucu yerlerinden biri lenin'in ölümünü anlatan kısımdır "zalim bir inatla aynı kaldı sözcükler" cümlesi ile aklınıza kazılır kalır...altı çizilecek çok cümle içerir okunmalıdır .tekrar tekrar

Halil Yavuz KAYA 
07 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bugün cumartesi, okumakta olduğum, Duvar (Jean-Paul Satre)'ı elime almadım.
Kütüphanemin Raflarına bakarken gözüme ilişti Ve Çeliğe Su Verildi.
İlk sayfasını Açtım, tarih 1968 'i gösteriyor hemen bir parmak hesabı ile bu kitabı rahmetli dayımın kütüphanesinden benimkine nakledişimin üzerinden 47 yılın devrilmiş olduğunu hesaplayı verdim.
Sayfalar arasında dolaştım bir vakit, Hemen anımsadım Pavel'i ve okuyuşumu. Ancak yeniden okuma ihtiyacı hissettim. bu güzel kitabı.
Ne güzeldi o günler. Okuyabilmek için tam iki gün okulu hastalık bahanesi ile ekişimi, yatakda okuyuşumu dürtükledi zihnim. Tebessümü konduruverdim yüzüme.
Hanım Sordu: "hayırdır"
"Hiç" dedim. saklarken arkama kitabı
Acaba şimdi onu okurken neyi bahane edeçektim ki.
Hatıralarım çok eski dsünlere götürdü Ostravski nin bu kitabı beni.
Paylaşayım istedim okuyunca belki yine paylaşırım bir kaç satırı sizlerle.
Şimdi bakalım "ben" benim geçmişte beğendiklerimi yine beğeneçekmiyim acep?
İyi bir hafa sonu diliyorum. Güzel okumalar içersinde...

Gökhan Parlaktaş 
26 May 21:50 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bazı karakterler olur ya kitaplarda yakın arkadaş gibi olursun ve kitap bitince bir daha görüşmemek üzere veda etmiş gibi olursun. Hayatını insanlığın onurlu sosyalizm mücadelesi için sarsılmaz bir irade ve varolma inadıyla ortaya koyan Pavka Koçargin de öyle oldu benim için. Çok özleneceksin Pavluşa...

Adar Erdem 
14 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tess Gerritsen' in yayımlanmasını beklediğiniz piyasa kitapları yerine, okunmayı bekleyen, yıllardır gözlerimizin önündeki başyapıt . '' Umut siz neredeyseniz oradadır. '

Pavel Korçagi' nin sosyalist saflarına katılması, Rusya 'da rejim tesis edilirken ülkenin zihinsel manada geçirdiği dönüşümle beraber Korçagin'in davaya sahip olmasındaki yoğunluğun eş zaman artması ...Biyografik bir roman denilebilir. Başarılı bir eser mi kesinlikle hayır. Çok yoğun sosyalizm propagandası okuyucuyu rahatsız ediyor. Zaten Sovyet ülkelerinde okullarda propaganda kitabı olarak da okutulmuş. O dönemin propaganda dilini merak edenler okuyabilir. Belki en etkileyici sahne telgraf memurunun Lenin'in ölüm haberini kayda geçerken ki sahneseydi.

Kitaptan 10 Alıntı

Ahmet Samsa 
01 May 23:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sınır Dediğin...
Sesli dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=IOQu0hBWIWA

Sınır dediğiniz, üzerinde ayrı levhalar taşıyan iki karşılıklı direk demektir. Sessiz ve düşman, iki ayrı dünyayı özetleyerek bakışırlar orada. Aşağıdan yukarıya doğru sivrilen, titizlikle budanmış bir ağaç gövdesidir biri, siyah-beyaza boyalıdır, bir polis kulübesi gibi. Yırtıcı bir kuş vardır ucunda, kanatlarını alabildiğine açmış, pusunun heyecanıyla gagası daha da oburlaşmış bir halde, karşısındaki madenî kalkana dikmiştir karanlık bakışlarını. Kalkan, toprağa iyice yerleşmiş dört köşe kalın bir meşenin zirvesindedir. Ve bir orakla bir çekiç parıldamaktadır bu dövme demirden kalkanın üzerinde. Aralarında altı adım ya vardır ya yoktur ve dümdüzdür toprak altlarında, yataydır, pürüzsüzdür, ama bakmayın siz. Aslında bir uçurum ayırmaktadır bu direkleri.
Ve hiç kimse, hayatını tehlikeye atmaksızın, bu kısa mesafeyi aşamaz.
...
Buz tutmuştu ortalık. Keçe çizmelerin altında çatırdıyordu kar. İriyarı bir siluet belirdi direğin yanında. Kızıl muhafız, üzerinde sımsıkı giysiler, başında kızıl yıldızlı bir kalpakla, nöbete başlıyordu. Karşı tarafta ters yönde de Polonyalı bir asker ilerlemekteydi. Kartallarla süslüydü ince kaputu. Ama, beyaz konfedere kasketinin, apoletlerinin, sayısız madenî düğmelerinin üzerindeki bütün bu kartallar, ne yapabilirdi amansız soğuğa karşı?
Ve sınır boyunda yasaktır konuşmak. Ama iki insan varlığı, puslu bir çölün ortasında başbaşa kalırsa ve kanat çırpan bir kuş bile olmazsa bir kilometrelik bir mesafe içinde, kim denetleyecektir bu uluslararası kanuna uyulup uyulmadığını?
Şöyle rahat rahat bir sigara tüttürmek istiyordu Polonyalı asker. Ama dalgaya gelip kışlada unutmuştu kibritini. Aksi gibi, Sovyetli meslekdaşın oradan doğru tatlı bir duman kokusu geliyordu burnuna. Durdu Polonyalı, buz tutmuş kulağını oğuşturmayı bıraktı, şüpheci bir bakış attı çevresine uzun uzun, ve ilk o çiğnedi kutsal kanunu:
Bir şeyler işitmişti kızıl muhafız işitmiş olmasına... Ama ne? Lehçe cümlenin anlamını kavrayamamıştı pek, askerin karşı taraftaki nöbetçilerle herhangi bir şekilde temasa geçmesi yasaktı tüzüğe göre. Ve sertleşen kar, sıcak rahat çizmelerinin altında çatırdamağa devam ediyordu:
-Bolşevik yoldaş, kibritini atar mısın bana?
Polonyalı, Rusça konuşmuştu bu sefer.
Karşısındaki adama baktı kızıl muhafız: "Anası gevremişti ondan. Bir pan'dan farksızdı soğuk ciğerlerini söküyordu askerin. Burjuvaların emir kuluydu evet, ama burjuva değildi. Üzerinde ipincecik bir kaput, dayanmağa çalışıyordu ayaza karşı. Tavşan gibi oradan oraya sıçrıyor, ısınamıyordu bir türlü. Sigara da içemiyordu üstelik. Bu kadarı fazlaydı doğrusu!" Yolunu değiştirmeksizin, kibrit kutusunu fırlattı ona. Kutu, bir dakika sonra, aynı şekilde geri dönmüştü. Bu sefer de, hiç farkına varmadan, kızıl muhafız çiğnedi kutsal kanunu:
-Bende bir kutu daha var, istersen sende kalsın...
-İstemem, sağol. Cebimde görürlerse zindanı boylarım.
Sovyet nöbetçisi kutuya baktı: Bir uçak resmi, ve uçaktan fışkıran kocaman bir yumruk. Bir de tek bir kelime: "Ültimatom."
"Hakkı var..." dedi kendi kendine. "Öteki taraftakilere göre bir kutu değil bu." Ve iki asker, sınır boyunca gitgellerine devam ettiler.

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay OstrovskiVe Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski
Ilayda Caner 
21 Tem 17:04 · Beğendi · Puan vermedi

Lenin
"Sayısız emekçi kitlelerini ardımızda mücadeleye sürükleyemediğimiz takdirde, asla galip gelemeyiz.."

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 140 - May Yayınları)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 140 - May Yayınları)
Ilayda Caner 
21 Tem 16:28 · Beğendi · Puan vermedi

Şepetovka Şehri Emekçilerine:
Yoldaşlar,
Proletarya birlikleri, dişe diş bir savaşmadan sonra şehri zaptetmiş bulunmaktadırlar. Sovyet iktidarı artık kurulmuştur. Ahaliyi sükunete davet ediyoruz.
Kanlı pogromcular püskürtülmüştür. Uğradıkları bozgunun kesinleşmesi için, Kızıl Ordu saflarına katılınız. Bütün gücünüzle emekçilerin iktidarını destekleyiniz.
Şehrin askeri yönetimi garnizon kumandanına, sivil yönetimiyse Devrimci Komiteye aittir.

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 131 - May Yayınları)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 131 - May Yayınları)
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yaşamak gerekiyordu evet, beklemeden, bir an önce yaşamak... Saçmasapan bir hastalık, ya da densiz bir feci tesadüf bir anda kırıp söndürebilirdi hayatı...

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 228)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 228)
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ve insanın insana artık el kaldırmayacağı gün gelsin diye öldürüyordu.

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 153)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 153)
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hayat
Nasıl da gayrete gelip coşmuştu akordeon! Direnip de dansetmemek mümkün değildi. Türkünün ahengine çoktan kaptırmışlardı kendilerini. Hayat bu, yaşanacaktır elbette!

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 37)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 37)
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kahramanlık
İnsan boşu boşuna ölmüyorsa o vakit ölmeğe değer. Çünkü o vakit acayip bir kuvvet sarar insanın benliğini ve sürükleyip götürür, ölümü düşünmezsin. Hatta ölmek mecburi olur artık. Bir an gelir ki, bile bile ve sabırla yürümek gerekir ölümün üzerine... Ama hakikatin senin ardında olduğunu bilmek şartıyle! Asıl kahramanlık da budur bence...

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 156)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 156)
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ve işte burada ölmüştü kardeşleri. Sefalet içinde doğanlar ve doğuşları bugüne kadar bir köleliğin başlangıcı olanlar daha güzel bir hayat sürsün diye kahramanca, gözlerini kırpmadan ölmüşlerdi.

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay OstrovskiVe Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sınır
Sınır dediğiniz, üzerinde ayrı levhalar taşıyan iki karşılıklı direk demektir. Sessiz ve düşman, iki ayrı dünyayı özetleyerek bakışırlar orada. Aşağıdan yukarıya doğru sivrilen, titizlikle budanmış bir ağaç gövdesidir biri, siyah-beyaza boyalıdır, bir polis kulübesi gibi. Yırtıcı bir kuş vardır ucunda, kanatlarını alabildiğine açmış, pusunun heyecanıyla gagası daha da oburlaşmış bir halde, karşısındaki madenî kalkana dikmiştir karanlık bakışlarını. Kalkan, toprağa iyice yerleşmiş dört köşe kalın bir meşenin zirvesindedir. Ve bir orakla bir çekiç parıldamaktadır bu dövme demirden kalkanın üzerinde. Aralarında altı adım ya vardır ya yoktur ve dümdüzdür toprak altlarında, yataydır, pürüzsüzdür, ama bakmayın siz. Aslında bir uçurum ayırmaktadır bu direkleri.
Ve hiç kimse, hayatını tehlikeye atmaksızın, bu kısa mesafeyi aşamaz.

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 241)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 241)
Ahmet Samsa 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Gece
Karanlık, bir sürüngen gibi yavaş yavaş ilerleyip yükselerek bütün köşelere siniyordu. Gece bastırmaktaydı gene, boğucu ve ıstıraplarla dolu bir gece. Yarın ne olacaktı peki?

Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 106)Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski (Sayfa 106)