Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.414
Gösterim
Adı:
Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
389
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756865705
Kitabın türü:
Çeviri:
Tektaş Ağaoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
Baskılar:
Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt
Durgun Don 1.Cilt
Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt
Durgun Don Cilt 1
Durgun Don
Bu kitap Don bölgesinin destanıdır. Şolohov; savaş, devrim ve iç savaşı bir Kazak ailesinin yaşamı etrafında olanca canlılığı ile sunuyor. Birinci ciltte Don Kazakları'nın Çar dönemindeki yaşam koşulları ve gelenekleri değişmesi gereken bir düzenin iç çelişkileri içinde resmediliyor. Akıcı dili ve gerçekçi anlatımıyla elinizden düşüremeyeceğiniz bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
512 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
#spoiler#
Hangi birini yazayım şimdi a dostlar..öyle hadi bakalım inceledim sizin için diye yazılacak kitaplar değil ki bunlar ..insanı adım adım köylerin, tarlaların,evlerin ,insanların içinde gezdiren yazarları, hikayeleri,nasıl anlatayım? Karakter şu idi ..anası TÜRK 'tü öldürdüler, babası topaldı çocuklarını simartmazdı mı diyeyim ?..yan bahçede komşunun karısına göz dikti Grisa ne it oğluydu mu diyeyim? Unuturum diye evlendide ,yaktı ömrünü. .Natalyayıda ne hallere koydu ...
Kız kendi boğazını orakla kestide ölmedi mi diyeyim ?? Kazak türküleri dağlarda yankılar yaparken ,harmanı hasatı bir an önce kaldıralım derken "savaşşş" diye nağralar atan ....atını köyden köye sürerken hayvanın sırtından köpükler çıkartan ulakları ne edelim?...
öldü dediler yaslara girdim Grisa ..
Ölmedim diye mektubun geldi şapşal şapsaĺ gülümsedim :) ve bunu otobüste yaptım :)
ama son bir darbe vardi ya.. iste onu hazmedemedim de kitabı elimden fırlatıp attım. ..yanimda oturan emekli öğretmen Ayfer hocama anlattım böyleyken böyle oldu diye ...doğru dürüst oku şu kitaplarını dedi :) senin yüzünden hop oturup hop kalkıyoruz :) olmaz ki canım, böyle de kitap okunmaz ki tövbe tövbeeee...:)

Soolohov efendim yazmış ..
tanismadı -iseniz beyninizdeki gerçekçi öykü -roman kütüphaneniz hep eksik kalır. .benden söylemesi. .şimdi benim önümde 3 ciltlik merak dolu bir serüven var ..bir de Don nehrinde buzlar kırılırken çıkan seslerin uğultusu...

savaşsız, saf sevgiyle kalın...iyi geceler
470 syf.
Durgun Don 20. yüzyıl Rus edebiyatına damgasını vuran muhteşem bir epik roman.
Şolohov toplumsal gerçekçilik alaninda da önemli bir isim, o yüzden kitabı her klasik eser sevene ve Rus edebiyatı sevene önerebilirim.

Boşuna dememişler Rus edebiyatının Yaşar Kemal'i diye.. Şolohov da tıpkı Yaşar Kemal gibi o köyde yaşıyormuşum, konuşmalarına tanık oluyormuşum gibi hissettirdi.. Hem kurgu hem anlatım sizi hikayenin içine çekiyor.

Doğa tasvirleri, köy yaşamı, aile ilişkileri savaş sahneleri, savaş psikolojisi, yaralı askerlerin durumu gerçekçi dille anlatılmış, çok severek okudum. Önümde okunmayı bekleyen 3 cilt daha olması beni mutlu ediyor.
389 syf.
·Puan vermedi
Cok uzun yıllar oldu okuyali. Rusya iç savasi'nda yasanan ve Don Nehri kiyisinda geçen, toplumsal olaylari etkileyici bir sekilde anlatan bir kitap. Cok iyi hatirliyorum bu kitap ile klasikleri sevmeye baslamistim.
389 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Rus edebiyatının Yaşar Kemal'i... Betimlemeleri, şiirsel dili, topluma olan yönü, her hali Yaşar Kemal okumuş bir okura, onu hissettirir. 1. Dünya Savaşi ve Ekim devrimi ile gelişen iç savaşı nesnel bir bakışla anlatan çok iyi, kaynak niteliğinde eser.

Şimdi, insanları savaşın vahşetinden ve acılarından korumak, uzak tutmak için, onlara sürekli savaşı anımsatmak gerektiğine inanıyordu. Türkçeye çevrilen öteki önemli yapıtları "Alyoşa'nın Yüreği", "İnsanın Yazgısı" ve "Mavi Bozkır"dır.

Şolohov; hayata ayna tutan bir yazar. Coğrafyasında yaşayan Tatarları, Kazakları, Rusları...öyle bir anlatmış ki zihnimizin bütün kivrimlarinda olaylar capcanlı yer tutar.

Okumayi düşünen arkadaşların arafta kalmalarına hiç gerek yok! Okumali/Okutmali...
389 syf.
·12 günde·Beğendi·7/10
Şolohov'un bu şaheserini okumaya başlayanlar yani bizler,bu lezzeti çok daha önce tatmalıydık,öyle değil mi?
Şolohov bu eserinin her satırında "ben ustayım"diyor.Klasikleri seviyorum.
416 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Aloha!! durgun don! Her şey o kadar bozkır o kadar ayazdı ki kuzeyin bozkırlarında adım adım gezdim. insanoğlunun irinini, pisliğini, haysiyet-sizliğini bir kere daha gördüm, okudum. Rus edebiyatı zaten severim. Ama ben de cengiz aytmatov özlemi uyandırdı. rüyalarını, efsanelerini özlemişim onun. Şunu da eklemeliyim Savaş alanında tırıs giden terli atlar kaldı hep aklımda ben de onları kovaladım. Dar zamanda çabuk bitirmek için uğraştım...
389 syf.
·10/10
okumaktan çok keyif almakla birlikte Büyük usta Orhan Kemal' in de en sevdiği romanlardan olan ve kütüphanesinde bulunan bu nehir romanı okurken aynı zamanda da onur duydum. Muhteşem bir roman okuyun okutturun.
(4 cilt için de geçerlidir bu yorumum.)
389 syf.
Əslində, düşünülə bilər ki, bu əsərdə müharibə, kazakların həyatı əsas xətdir. Zənnimcə, bir aspektdən baxmaq doğru olmaz. Qriqorinin müharibə səhnəsindəki daxili sarsıntıları, Natalyanın sevgisi, Qriqoriyə həsrəti, ağrıları müharibəni ikinci plana salır.
Əsər boyu Dunyaşkanın sevincinin, şad hərəkətlərinin şahidi oluruq. Kitabda da qeyd edilən "mən ona görə şadam ki, gömgöy saf və mavi səma da safdır" cümləsi müharibənin puçluğunu gözlər önünə sərir bir daha...
Eyni zamanda, biz Aksinya Qriqori Natalya məhəbbət üçbucağını da görürük. Əsərdəki bir hissəyə diqqət edək;
"Əgər Aksinya ilə Qriqori bu münasibəti gizli saxlasaydı Xutor camaatı azca danışıb səsini kəsərdi. Ancaq bunun açıq-açıq yaşanması əxlaqsızlıqdır. "
Həqiqətən də, gizlin tutmağa çalışılan bir yalnış, "əxlaqsızlıq", açıqca olandan daha doğru hesab olunur?!
Bəlkə də, heç Xutor camaatını narahat edən bu münasibət deyildi. Bu münasibətin onlara xatırlatdığı yaşadıqları ancaq istəmədikləri, məmnun olmadıqları həyatları idi?!
Xutor mühitinə və müharibəyə baxsaq və müqayisə etsək görərik ki, cəmiyyətin qamçısı, sözlərinin itiliyi müharibədən daha dəhşətlidir...
Zənnimcə, Aksinya`nın Qriqori`yə hissi arzulanmaq, bəyənilmək idi... Ehtirasdan doğan bir hiss.. Sevgi əgər sonsuz fədəkarlıq idisə, əsərdə də qeyd edildiyi kimi, Aksinyanın sevgisi qanqal otuna bənzəyirdi. Özü daxil hər kəsin ağrı-acısına səbəb olurdu.
Digər tərəfdə isə Natalya Qriqori üçün fədəkarlığa hazır idi. Hətta bir məqamda Qriqori üçün Qriqori`dən belə keçməyə hazır idi..
İnsan canına qıydığı üçün vicdan əzabı çəkən, müharibə şəraitində insanların "vəhşiliyi"ni görüb sarsılan Qriqori ilə Qaranja`nın diyaloqu müharibə dəhşətlərini bir daha gözlər önünə sərirdi.
Əslində, müharibə oyuna bənzəyirdi. Burada oynayanlar deyil, oyunu quran qazanırdı. Ona görə silahı "düşmən"ə deyil, oyunu qurana çevirmək lazım idi...
Müharibədə can ala bildiyin qədər, insan olduğunu unutduğun, özündən keçdiyin qədər "qəhrəman" sayılırdın.. Kryuçkov kimi..
"Müharibə bəlasını hərə bir cür çəkirdi". Kimi canından olurdu, kimi insanlığından..
416 syf.
·9 günde·10/10
Nasıl anlatsam, nasıl anlatmaya çalışsam bilemiyorum. Durgun Don benim Rus Edebiyatı ile ilk tanışmam değildi. Tamam belki çok da bir samimiyetimiz olmayabilir ama Rus Edebiyatına dair okuduğum 3. Kitaptı fakat şu kadar net söyleyebilirim ki “Edebiyat ile ilk taşımam” gibi hissettim.
Uzun zamandır hissedemediğim, kaybettiğimi sandığım okuma bağımlılığım geri döndü :) Öncelikle bu kitabı okumamda güzel tavsiyeleriyle aracı olan Begüm sana ne kadar teşekkür etsem azdır çünkü bu kitap “Sizi en çok etkileyen kitap” sorusunun cevabını değiştirdi..
(Bir zamanlar yine değerli bir arkadaşımla ortak okumalar yaparken Fakir Baykurt- Kaplumbağalar kitabını okumuştum ve bu kitapta tam olarak o tadı aldım.)
Neyse efendim kısacası böyle bir anlatım olamaz ben ben olmaktan çıktım önce Melehovların küçük kızı oldum, sonra Aksinya’ya komşu oldum, Natalya’ya kardeş oldum, savaşa gittim,korktum, vuruldum, yas tuttum, kendi koltuklarında oturup halkın savaşmasını izleyen burjuvalardan nefret ettim ve en sonunda derin bir “ohhhh” çektim.
İşte bu kitap tam olarak böyle bir kitaptı..
Daha şimdiden geri kalan 3 cilt için sabırsızlanmaya başladım.
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın Melehov ailesi..
389 syf.
·17 günde·Puan vermedi
insanların savaştaki psikolojilerini çok iyi tahlil etmiş, insanlar savaşıyorlar ama ne için savaştıklarını bilmiyorlar, savaşın sonucunda ölen,acı çeken hep masum insanlar oluyor. Okumanızı tavsiye ederim.
389 syf.
·Beğendi·10/10
4 ciltlik harika bir klasik...

2. cildi her ne kadar savaş sahnelerinin detaylı anlatımıyla elimde uzadıysa da okunması gereken klasiklerden. Eserin kahramanı bir Kazak köyü olan (aynı zamanda yazar Mihail Şolohov'un da doğum yeri olan) Vyeşenskaya'lı Gregor Melehov'dur. Gregor'un gençlik dönemindeki köy yaşantısından başlayarak, I. Dünya Savaş'ına katılması, cephede yaşananlar ve aynı süreçte Çarlığın yıkılışı ve Sovyetler Birliği'nin kurulması sürecinde Kazaklar'ın neler yaşadıklarını ve bu sürecin neresinde olduklarını benzersiz betimlemelerle anlatan dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri. Eser I. Dünya Savaşı'ndaki Rus Devrimini ve o dönemdeki toplumun sosyal ve politik duruşunu tarafsızca ve gerçek anlamıyla okuyucuya yansıtıyor.
389 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
1.cilt Don kazaklarının Çar dönemindeki yaşam koşulları,köy yaşamının renkli ve bozulmamış değerlerinin yoğun bir şekilde işlendiği,roman karakterlerinin ruh durumlarını detaylı olarak tanıtıyor.
Tuhaf bir insansın sen! Aya benziyorsun; bir erkeği ne üşütürsün ne de ısıtırsın.
Mihail Şolohov
Sayfa 159 - yordam edebiyat
... çok idareli yaşardı. Yalnızca kitap satın alma konusunda kendisini böyle bir sıkıntıya sokmazdı.
Mihail Şolohov
Sayfa 134 - yordam edebiyat
Tuhaf bir insansın sen ...
Ay'a benziyorsun : bir erkeği ne üşütürsün, ne ısıtırsın....Seni sevmiyorum .
Mihail Şolohov
Sayfa 193 - Altın kitaplar 1967/Moskova baskısı nüshasından
Bak şu ay var ya, tıpkı onun gibisin, ne ısıtıyorsun, ne üşütüyorsun insanı.
Mihail Şolohov
Sayfa 152 - Evrensel Basım Yayın
"Bizleri ,insanoğullarını birbirimize karşı çıkardılar ; kurt sürülerinden beter.Ne yana baksan nefret .Bazen kendi kendime ,acaba bir insanı ısırsam kudurur mu? , diye sorduğum oluyor. ..
Mihail Şolohov
Sayfa 397 - Altın kitaplar 1967/Moskova baskısı nüshasından

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
389
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756865705
Kitabın türü:
Çeviri:
Tektaş Ağaoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
Baskılar:
Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt
Durgun Don 1.Cilt
Ve Durgun Akardı Don - 1. Cilt
Durgun Don Cilt 1
Durgun Don
Bu kitap Don bölgesinin destanıdır. Şolohov; savaş, devrim ve iç savaşı bir Kazak ailesinin yaşamı etrafında olanca canlılığı ile sunuyor. Birinci ciltte Don Kazakları'nın Çar dönemindeki yaşam koşulları ve gelenekleri değişmesi gereken bir düzenin iç çelişkileri içinde resmediliyor. Akıcı dili ve gerçekçi anlatımıyla elinizden düşüremeyeceğiniz bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 166 okur

  • Emrah Alagöz
  • Fatih Demirci
  • saliha başarır
  • Talar Karanfiloğlu
  • Yagmurdakisessizbulut
  • Murat Taş
  • Ali
  • Altunay Muxtarli
  • Kalbimunutburuyayi
  • Hasan Fuat Bayrak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%7.4
25-34 Yaş
%24.1
35-44 Yaş
%29.6
45-54 Yaş
%27.8
55-64 Yaş
%5.6
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.9
Erkek
%48.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.4 (25)
9
%10.2 (6)
8
%16.9 (10)
7
%1.7 (1)
6
%0
5
%3.4 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0