Ve Muhammed O'nun Elçisidir (İslam Dindarlığında Peygamber Saygısı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
144
Gösterim
Adı:
Ve Muhammed O'nun Elçisidir
Alt başlık:
İslam Dindarlığında Peygamber Saygısı
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
529
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971847
Kitabın türü:
Orijinal adı:
And Muhammed is His Messenger:The Veneration of the Prophet in Islamic Piety
Çeviri:
Ekrem Demirli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Hz. Muhammed'in hayatı hiç kimseyle mukayese edilemeyecek kadar kayıt altına alınmış, en ince teferruatlarına kadar bilinmiş bir hayattır. Müslümanlar ilk dönemlerden itibaren Peygamber'in hayatını yazmış, onun sözlerini, fiillerini ve ‘ikrarlarını' kayıt altına alan müstakil bilimler ve bu bilimlerde kullanılan yöntemler geliştirmişlerdir. Bilhassa tasavvuf irfanının ve metafizik düşüncenin gelişimiyle birlikte Hz. Peygamber'in bir ahlak ilkesi, ontolojik bir hakikat ve tüm âlemin varlık sebebi olduğu düşüncesi işlenmiştir. Hz. Peygamber'e yönelik bu ilgi hiç kuşkusuz İslam'ın temel ilkesi olan kelime-i tevhidin ikinci kısmındaki ‘Muhammed Allah'ın peygamberidir' ifadesinin zorunlu ve mantıklı bir neticesiydi.

Bir dini din yapan şey tek başına Allah'a iman etmek ilkesi olamaz. Dinin temelinde Allah'a iman etmekle birlikte peygamber ve peygambere iman ilkesi yer alır. Peygamber Allah'a giden yolu öğrettiği kadar kendisi de bizzat Allah'a giden yol demektir. Allah'ı bilmek peygamberi tanımak ve ona uymak, peygamberi tanımak insanın kendisini tanıması, insanın kendini tanıması ise insanlığa katılmanın ve onları sevmenin yegâne yolu kabul edilmiştir.

Ekrem Demirli tarafından Türkçeye tercüme edilen ve Alman şarkiyatçı Schimmel'in en önemli eserlerinden birisi olan elinizdeki kitapta, Müslümanların Hz. Muhammed tasavvurları maharetle derlenip zengin ve kapsamlı bir malzeme eşliğinde gözler önüne serilmektedir. Aynı zamanda kitap, önümüzdeki yıllarda üzerinde daha çok durulacağı görülen böyle temel bir konu hakkında yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
Hz. Muhammed'in biyografisini ziyade onun efsaneleri, mucizeleri, Müslümanlar arasındaki yüceliği, saygınlığı gibi konulara ağırlık veren çok güzel bir çalışma. Özellikle yazarın kullandığı objektif dil benim gibi bu konulara mesafeli bir insanın kitabı sıkılmadan okumasına neden oldu. Okudukça ne kadar önyargılı olduğumu farkettim. Bu önyargımı az da olsa kırmama sebep oldu bu kitap. Okuyunuz, okutunuz :)
Hıristiyan dünyasında Muhammed' den daha çok korku, nefret ve aşağılama uyandırmış başka bir tarihi kişilik yoktur.
Fakat Kuzey Afrikalı Kadı İyaz'ın bilmediği bir şey vardı:
Güney Hindistan' da kral Shakravarti Farmad, ayın bölünmesini görüp bu olayın gerçekleştiği gece Mekke' de neler yaşandığından emin olunca İslam dinini kabul etmişti.4 Hindistan alt kıtasında­ki ilk Müslüman devletler bu olaydan ötürü oluşmuştur. Bu hi­kayeye, ortaçağın geç dönemlerinde, Güney Hindistan' da Arabça kaleme alınmış bir metinde de yer verilmiştir. İlginç olan diğer bir husus da, 19. yüzyıla ait olan ve bir Hindu sarayında bulunan minyatürde ayın ikiye ayrılmasının en ince detayına kadar temsil edilmiş olmasıdır.
Hıristiyanların, Müslüman dostlarında bilmeden uyan­
dırdıkları en büyük kızgınlık, Müslümanların hayatında
Peygamber'e gösterilen saygının ne kadar önemli olduğun­
dan habersiz olmalarıdır.
İkbal için münferit milliyetçi/ırkçı akımlar, yeni putlar anlamına geliyordu ve nas­yonalizm de [ırkçılık da] bir tür modern Baal [put] tapınmasıydı;
fakat ideal bir Müslüman milletini ayakta tutan, onun kalbi olan
Peygamber' di.
Hıristiyan dogmasında nasıl bakire Meryem lekesizliğin sembolü olarak kabul ediliyorsa, ilahi vahyin yazıya dönüşüp kitap olarak görünür kılınması için de Muhammed' in 'ümmi' olması, yani bu vahye kendi bilgisini katmamış olması şarttı.
Allah'a yakınlaş­ma kavramı, bir Hadis-i Kudsi' den türetilmiştir ve Kendisine nafle ibadetlerle yönelen kişiye Allah şunları vaat eder: "Allah o kişinin gören gözü, tutan eli ve işiten kulağı olacaktır"; yani
insanın Allah'a yönelerek bir değişim geçirmesi mümkündür. Bu yakınlık, aynı zamanda "sarhoşluk, kendinden geçme yolunun" da son bulması anlamına gelmektedir.
Bir gece Peygamber için bütün salat dualarını okuduktan sonra uyudum. Rüyamda bir odadaydım ve Peygamber'in kapıdan bana doğru geldiğini gördüm. Bütün oda o'nun 11uruyla ışıl ışıl aydınlanmıştı. Sonra bana yaklaştı ve "Beni defalarca selamlayan ağzını uzat ki öpeyim" dedi. Fakat terbiyem Peygamber'e ağzımı öptürmekten beni alıkoyduğu için başımı yana çevirdim ve o da yanağımdan öptü. Titreyerek uyandım
ve yanımda yatan karım da uyandı. Bütün ev o'ndan yayılan misk kokusuyla dolmuştu ve öptüğü yanağımdaki misk kokusu sekiz gün gitmedi.

Kaynak. Attar, Tezkiret'ül Evliya, Reynold A. Nicholson yayını, Londra, Leiden 1911, cilt II,
s. 127, İbn i Hafif Şirazi hk.

Kişisel yorumum.
Böyle bir söylem ne denli bir doğruluk taşıya bilir bilemiyorum. Peygamber kendisine salavat getirmesinden dolayı ağzından öpmek istiyor. Fakat şansımız peygamberden daha ahlaklı ve temiz ki, ahlaki izin vermiyor yana dönüyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ve Muhammed O'nun Elçisidir
Alt başlık:
İslam Dindarlığında Peygamber Saygısı
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
529
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971847
Kitabın türü:
Orijinal adı:
And Muhammed is His Messenger:The Veneration of the Prophet in Islamic Piety
Çeviri:
Ekrem Demirli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Hz. Muhammed'in hayatı hiç kimseyle mukayese edilemeyecek kadar kayıt altına alınmış, en ince teferruatlarına kadar bilinmiş bir hayattır. Müslümanlar ilk dönemlerden itibaren Peygamber'in hayatını yazmış, onun sözlerini, fiillerini ve ‘ikrarlarını' kayıt altına alan müstakil bilimler ve bu bilimlerde kullanılan yöntemler geliştirmişlerdir. Bilhassa tasavvuf irfanının ve metafizik düşüncenin gelişimiyle birlikte Hz. Peygamber'in bir ahlak ilkesi, ontolojik bir hakikat ve tüm âlemin varlık sebebi olduğu düşüncesi işlenmiştir. Hz. Peygamber'e yönelik bu ilgi hiç kuşkusuz İslam'ın temel ilkesi olan kelime-i tevhidin ikinci kısmındaki ‘Muhammed Allah'ın peygamberidir' ifadesinin zorunlu ve mantıklı bir neticesiydi.

Bir dini din yapan şey tek başına Allah'a iman etmek ilkesi olamaz. Dinin temelinde Allah'a iman etmekle birlikte peygamber ve peygambere iman ilkesi yer alır. Peygamber Allah'a giden yolu öğrettiği kadar kendisi de bizzat Allah'a giden yol demektir. Allah'ı bilmek peygamberi tanımak ve ona uymak, peygamberi tanımak insanın kendisini tanıması, insanın kendini tanıması ise insanlığa katılmanın ve onları sevmenin yegâne yolu kabul edilmiştir.

Ekrem Demirli tarafından Türkçeye tercüme edilen ve Alman şarkiyatçı Schimmel'in en önemli eserlerinden birisi olan elinizdeki kitapta, Müslümanların Hz. Muhammed tasavvurları maharetle derlenip zengin ve kapsamlı bir malzeme eşliğinde gözler önüne serilmektedir. Aynı zamanda kitap, önümüzdeki yıllarda üzerinde daha çok durulacağı görülen böyle temel bir konu hakkında yeni bir bakış açısı sunmaktadır.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Cebrail Gözen
  • Mehmet Mustafa Erkal
  • Ata Biricik
  • Esra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0