Ve O Hiçbir Şey Demedi

8,5/10  (11 Oy) · 
29 okunma  · 
10 beğeni  · 
730 gösterim
Evlilikte yakınlaşma ve yabancılaşma temasını işleyen Ve O Hiçbir Şey Demedi, romanın iki kahramanının sesleriyle ulaşır okura. Her ikisi de değişimli olarak içsel ve dışsal yaşantılarını anlatırlar. Böylece bu iki kişinin birbirine koşut giden yaşamları ve aslında birbirine ulaşmaya çabalayan bu insanların yalnızlığı açığa çıkar. Küçük bir kiralık odada karısı ve üç çocuğuyla bir arada yaşamanın sıkıntısına katlanamayan Fred Bogner, onlardan ayrılır. Kiliseye ait bir büroda telefoncu olarak çalışmaya başlar. Savaş sonrası Almanya'sının bir büyük kentinde sokakları arşınlar, içer ve oyun makinelerinde zaman öldürür. Karısıyla bir otelde geçirdiği hafta sonundan sonra ise kesin ayrılık kaçınılmaz görünür. Ancak çok geçmeden Bogner sevmekten asla vazgeçemediği karısında yepyeni bir insan bulur. Savaş sonrası Alman edebiyatının en gerçekçi ve en sarsıcı romanlarından biri olan Ve O Hiçbir Şey Demedi, Alman yazar Heinrich Böll'ü üne kavuşturan roman olarak bilinir.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2000
  • Sayfa Sayısı:
    187
  • ISBN:
    9789755106779
  • Çeviri:
    Behçet Necatigil
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Zaman zaman Alman Edebiyatı'na dönüş yapar, nasıl geçip gittiğini anlamadığım saatlerin içine dalarım. Felsefe ile karışmış cümlelerin derinliğinde kendimi kaybederim. Hesse'nin içe yolculuğunu, Kafka'nın ucube dünyasını, Nietzsche'nin anlaması zor cümlelerini ayrı ayrı severim. Alman Edebiyatı'nı neden bu kadar seviyorum diye düşünürüm hep, hemen ardından karşıma yeni bir Alman yazar çıkar ve bu sorunun cevabını en güzel şekilde verir. Böll Almanya'nın yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri kesinlikle.

Eser, İkinci Dünya Savaşı Almanyasını anlatıyor ve maddi imkansızlıklar içinde yaşamaya çalışan bir ailenin durumunu gözler önüne seriyor. Kitaptaki bölümlerin yarısı Fred adındaki erkek karakterin, diğer yarısı da Keate adındaki kadın karakterin cümlelerinden oluşuyor. Olaylara bir erkeğin gözünden, ardından bir kadının gözünden bakmak okuru en çok etkileyen kısımlardan biri sanırım.

Böll'ün cümlelerinin güzelliğini daha ilk sayfalarda fark ediyor insan ve bu cümlelerin betimlediği sokaklarda geziniyor. Fred'in istemeye istemeye, karısıyla buluşmak için, bir başkasından borç istemesi esnasında suratı kızarıyor okurun, o adamın karşısında boynu bükülüyor, Keate'nin defalarca silse de geçmeyen kireç lekesi sinirlerini zıplatıyor. Ya o çocuklar... Bu kadar az bahsedilmesine karşın bu denli etkileyebilecek karakterler bulmak çok zordur. Fred'in yoksulluklarına kızıp çocuklarını dövmesi ve sonrasında bunu bir daha yapmamak için evini terk etmesi, kendine kızması, onlara vuran ellerini kırmak istemesi... Kızaran gözlerle okunan sayfalarda yoksulluğa savrulan küfürler... Babalar çocuklarını durduk yere dövmez, onları buna zorlayan şartlar vardır çünkü baba dik durmalıdır, ağlamamalıdır, her ne olursa olsun evini geçindirmelidir, baba kutsaldır, üstündeki yük ağırdır. Aslında babalara dokunsan ağlarlar, onlar için çocukları, bırakın dövülmeyi, üzerine toz düşmesini hak etmeyen canlılardır. Babaların işi zordur, onlar çocuklarını dövdükleri için aylarca kendini affetmeyen kişilerdir, zordur baba olmak.

Okur, Fred'in iç hesaplaşmalarını okurken ezilir, iki büklüm olur, yanına gidip omzuna elini koymak ister. Ama onun, son parasıyla kumar oynayıp, içki içmesine kızar ve bir anda ona karşı derin bir nefret besler. Bırak şu kadehi, defol git çocuklarının yanına, sarıl onlara demek ister, Fred de öyle ister şüphesiz...

Keate'in çaresizliği karşısında boğulur okur, onun bit ısırığından dolayı ölen iki çocuğuna ağlar, geride kalan iki çocuğunu bağrına basar ve onlara cebinden bir çikolata ya da şekerleme çıkartıp vermek ister. Bağrışmalar esnasında çocukların kulaklarını tıkamak, onları güldürmek ister okur ama ,kitap bu, yapamaz, yapamadıkça çıldırır, sayfaları hırpalar... Keate... Onun bölümleri insanı daha da sarıyor ve sayfaların hiç bitmesini istemiyorsunuz.

Bu ne güzel bir kitaptı böyle... Son zamanlarda okuduğum en iyi eserdi. Fred'i, Keate'i, onların çocuklarını, gezdikleri lunaparkı, salak çocuğu ve ablasını, kaldıkları hoteli, hırpane sokakları, savaş sonrası insanların hallerini okumak beni inanılmaz hüzünlendirdi.

Böll'ün cümlelerinin güzelliği karşısında şapka çıkardım. Savaşın insan hayatına etkilerini gördükçe şimdiki savaş çığırtkanlarına yeniden kızdım ve insanı mahvedenin savaş değil sonrası olduğunu anladım. Ölen insanın değil, yaşayan insanın ezildiği şu dünyada savaşmadan yaşanan zamanlara minnettarım.

Son olarak büyük üstat Behçet Necatigil'i bu muhteşem çevirisi bahanesiyle anmak istiyorum. Hayatlarını, başka hayatları anlamlandırmak için harcayan azınlık grubun içinde yer alan birisi. Sevgi dolu ve savaşsız bir hayat için...

Bu kitabı yaklaşık iki yıl önce bir sahafın tozlu raflarından çekip almıştım.
Ve okuması bu günlere kısmet oldu.
İyi ki bu güzel kitabı alıp evlat edinmişim dedim , okuyunca da.
Ruhları yoksulluk ve savaş yüzünden tahrip olmuş bir çiftin hikayesi anlatılmış Nobel’li Heinrich Böll bu romanında. Ama ne anlatma, öyle etkili ki , her söz insanın içine hapsoluyor okudukça.
Romanın iki başkahramanı var. Fred ve Kaete. Bir bölüm Fred, bir bölüm Kaete şeklinde ilerliyor. Savaşın ,yoksulluğun dağıttığı bir ailenin konusu işleniyor.
Ve bence bu kitapla ilgili en önemli ayrıntı , kitabın çevirmeninin Behçet Necatigil olması.
Öyle güzel çevirmiş ki sanki kitap aslında Türkçe yazılmış. Karakterlerin duyguları çok iyi yansıtılmış . Çoğu yerde durup durup daldım. Savaşın binalardan çok ruhlarda yarattığı tahribata şahit olmak çok vurucuydu.

Kitaptan 13 Alıntı

mısra 
05 Nis 00:48 · Kitabı okudu

“Benimle niçin evlendin, meselâ bunu söyle!”
“Kahvaltı için!” dedim. “Ben birisini arıyordum, kendisiyle ömrüm boyunca kahvaltı edebileceğim birisini. Hani derler ya, piyango sana çarptı. Sen bana mükemmel bir kahvaltı arkadaşı oldun, senin yanında hiç canım sıkılmadı. Umarım ki sen de benden sıkılmamışsındır.”

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 145)Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 145)
Black 
10 Eyl 01:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sık sık düşünmüşümdür, ben onu neden seviyorum? Tam bilmiyorum bunu, birçok sebepleri olmalı, fakat bir tanesini biliyorum: Onunla lunaparka gitmek, güzel çünkü.

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 117 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi)Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 117 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi)
mısra 
 05 Nis 00:49 · Kitabı okudu

“Ben onları hiçbir şeyden koruyamıyorum; korkum bu benim. İnsanların kalpsizliğinden."

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 126)Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 126)

Evet, bugün pazar ve odamız ,yan komşudan gelen kızartma kokusuyla dolu ve bu koku beni ağlatabilir, ete hasret çocukların sesine ağlayabilirim...
... and he never said a mumbaling word- diyor zencinin şarkısı.
... ve o hiç bir şey demedi.

https://youtu.be/G1fb-cQP20w

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich BöllVe O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll
Black 
09 Eyl 14:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bazen düşünürüm de ben onu galiba, ancak kanunlardan ne kadar nefret ettiğini anladım anlayalı sevmeye başladım.

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 50 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi)Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 50 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi)

İnsanlar ne hikmetse, karşılarındakinin sesinden ve yüzünden gerçekten darda olduğunu anlayınca, keselerinin ağzını kapatıverirler.

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich BöllVe O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll
Black 
10 Eyl 23:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Haksızlık etmeyelim, hakkaniyet gibi var mı? Hakkaniyet sözünü mütevazi bayrağımıza yazalım, değil mi canımın içi?

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 129 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi)Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 129 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi)

"Dar kapıdan geçiniz çünkü geniş kapı ve geniş yol mahva götürür ve oradan geçenler çoktur. Ama hayata götüren kapı ve yol dardır ve onları bulanlar azdır."

Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 84 - Can Yayınları)Ve O Hiçbir Şey Demedi, Heinrich Böll (Sayfa 84 - Can Yayınları)
2 /