Ve Tanrı Delileri Yarattı

·
Okunma
·
Beğeni
·
463
Gösterim
Adı:
Ve Tanrı Delileri Yarattı
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059444941
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Post Yayın
Okyanuslar kadar derindir yüreğin. Çocukların ellerinden öp ki kıyılarına tebessüm vursun. Karanlığın mehtabında sevgiliye giden, gülden yollar aç. Gül kokulu azıklarla besle dalgalarını.

Dalgalar: ‘aşk’ diye koksun.
Ve işte göreceksin o vakit, nasıl da oynaşıyor gümüş kanatlı balıklar semalarda…
Dizelerin gül yapraklarına dönüşüp değsin yanaklarıma.
Bir nefes ver ne olur, şiiri olmayan yarınlarıma!
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki “Tanrı Delileri Yarattı”
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ve Tanrı Delileri Yarattı / Kürşat Yozcu
Sayfa sayısı: 336
Okyanuslar kadar derindir yüreğin. Çocukların ellerinden öp ki kıyılarına tebessüm vursun. Karanlığın mehtabında sevgiliye giden, gülden yollar aç. Gül kokulu azıklarla besle dalgalarını.
Dalgalar: ‘aşk’ diye koksun.
Ve işte göreceksin o vakit, nasıl da oynaşıyor gümüş kanatlı balıklar semalarda…
Dizelerin gül yapraklarına dönüşüp değsin yanaklarıma.
Bir nefes ver ne olur, şiiri olmayan yarınlarıma!
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki “Tanrı Delileri Yarattı”
(Tanıtım Bülteninden)
kitap yorumum:
Ve Tanrı Delileri Yarattı cümlesinin ne anlama geldiğini 3 iyi arkadaş olan Şeyma , Arda ve Sabit oturmuş çay bahçesinde bunu düşünüp, tartışıyorlardı. Şeyma eskiden beri hemcinsleri ile değil de erkekler ile anlaşan bir karaktere sahip. 3 kafadar yolunu bulmaya çalışırken ne gibi maceralar ile sınanacak?
Karşılarına çıkan Yakup ile tanışmaları acaba ne gibi şeyler hayatlarına katacak?
Babalarının baskısından sıkılmış 3 arkadaş acaba doğru yolu bulabilecek mi?
Yazarımız Yazan kişilere, yayınevlerine, Türkçeyi doğru kullanamayanlara da değinmiş. Karakterlerin konuşturma ve bir çok ayrıntıdan söz edilmiş. Bence kaliteli bir eser . Mutlaka okuyun derim.
Yazarın duygu aktarımı gayet güzeldi.
#alıntı
"Ve Tanrı Delileri Yarattı.
Kendini akıllı sananlara akıl versin diye..."
#alıntı
Anlaşılamamak birçok insanın dert yandığı bir mevzuydu. Fakat anlaşılamadığı konusunda dert yanan insanların da diğerlerini anlamak için bir kaygısı yoktu.
336 syf.
·7/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bir kitaba başlarken hâlâ önce yazarını araştırma işini beceremiyorum. Her ne kadar kitap şuuru faaliyetlerine gönülden destek olmaya çalışsam da o şuura eremiyorum. Erebilenlerden olmak niyetiyle. Önce kitabı okudum sonra Kürşat Yozcu Hocamı araştırdım. Şimdilerde kendisini sosyal medya üzerinden günlük olarak takip ediyorum. Kendisi öğretmen, mesleğinde yılları devirmiş olmasına rağmen mini mini birlerini heyecan ile bekleyen bir öğretmen. Var olunuz hocam!

Kitabın ilk sayfalarında çok sıkılmış sadece içerisinde zihin engelli bireylerle ilgili bir konu geçtiğini zannettiğim için hadi bi' sonunu göreyim dediğim belli bir yerden sonra kitabı elimden bırakamadığım gerçeğini sizlere itiraf etmekten çekinmiyorum.

Toplumun zengin çocuğu olarak ifade ettiği, bir şeylere havai baksalar da idealleri olan üç gencin oturdukları bir çay bahçesinde karşılarına çıkan başta üzerine durmayıp sonrasında hayatlarını değiştiren bir duvar yazısıyla başlıyor kitap. Bu gençlerin toplum tarafından deli diye adledilen zihin engelli bireyler ile ilgili bir televizyon programı yapma istekleri ile bir deli arayışına başlamaları ile devam ediyor. O deliyi böyle yerler kaldı mı yahu dediğimiz bir mahallede buluyorlar. Ve başlıyor hikaye. :) Ne olup bittiğini anlatmak haddimiz değil.

Kitapta bolca edebiyat var ama sıkanlardan değil. Keyiflendirenlerden. Fuzuli var, Yunus Emre var. Yakalayabilirseniz Tevfik Fikret var. Duyabilirseniz eğer o satırların sesini adını duymadığınız insanlardan, kendisini görmediğiniz kapılardan ses var. Gözlerinizi ve kulaklarınızı değil gönlünüzü açmalısınız bu kitabı okurken.

İlk sayfalarda biraz sıkılabilirsiniz ama sonra dolu dizgin gideceksiniz sayfaların peşinden. Sakın bırakmayın. :) Okumayı düşünen arkadaşlara hemen tavsiyemdir, okusam mı diyenler çok geç kalmayın. :)

Keyifli okumalar. :)

Bizim okumamıza katkı sağlayan Oğuzhan Saygılı Hocama ve Kitap Şuuru ailesine yürekten sevgiler.
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Değişen ve gelişen dünyanın bize sunduğu uçsuz bucaksız düşünce özgürlüğü ile yola çıkıyoruz. Çıktığımız yolarda kimimiz bir avuç kelime alıyoruz heybemize, kimimiz bir dünya cümle. Kimimizde sessizlik katıyoruz avuç içlerimize. Her çıktığım yolda yanımda bir kitap olsun, olsun ki cümlemde sessizliğimde kitaplarla yoldaşlık etsin düşüncelerime istemişimdir. Yine düşünce alemine daldığım bir günde harika bir eser yoldaşlık etti bana. Kelimelerin bazen hiç olduğunu, sessizliğin bir çok kelimeye değer olduğunu fark ettirdi. Kürşat YOZCU’ nun kaleme aldığı Ve Tanrı Delileri Yarattı eseri sizleri önce sessizlik alemine çekiyor fakat eserde ilerledikçe aslında her sessizliğin bir çok haykırış barındırdığının ipuçlarını veriyor.

Eser az sayıda ki kadrosuyla aslında birçok kişinin hayatını anlatıyor. Babaları aynı işle meşgul üç arkadaşın üniversiteden mezun olduktan sonra meslekleri ve ailelerine yaranmak adına sosyal sorumluluk projesi tarzında bir tv programı düzenlemeye karar veriyorlar. Üç gençte birbirinden heyecanlı, dinamik ama bir o kadar da acemi. Zihinsel engellilerin hayatlarını konu alan bir belgesel çekmeye karar verdikleri an yolları daha önce hiç uğramadıkları bir mahalleye düşüyor ve hikayeleri tamda burada başlıyor.
Ömrümüz boyunca birçok kitap okuruz. Her okuduğumuz kitap iki satırlıkta olsa bir iz bırakır hayatlarımızda. Ama her kitapta toplumsal yaşamı, toplumsal düşünceleri ince ayrıntıları göremeyiz. Bu eser her ikisini de itina ile bünyesinde barındırıyor. Üç gencimiz toplumun en derin noktasındaki mahallede eserin baş karakteri Yakup ile tanışıyor ve bizde onların sayesinde tanıyoruz Yakup’u. Sadece Yakup’u değil onun sessizliğinin ardında saklanan haykırışlarını, bir filozof edasındaki düşüncelerini, bir tahta kapıya yüklediği anlamlarını, her gün gördüğümüz ama aslında hiç göremediğimiz güneşin gizemini de öğreniyoruz Yakup’la. Yakup ile beraber her cümlesinde bizleri mest eden Haluk ile de tanışıyorsunuz eserde. Üç gencin babaları sayesinde tanıştıkları Haluk, gençlere yol gösteren ve yolu kullanmayı bilen bir pusula görevin, görüyor. Eserin arka boyutunda gibi gözükse de Bakkal Amca ve Fadıma Ana başka bir güzellik katıyor hikayeye.
Yazarımızın dili akıcılığı ile göz dolduruyor. Kelimeleri kullanış biçimi, cümleleri harmanlayışı bir cümleyi okuduktan sonra hemen bir sonrakine geçme isteği uyandırıyor insanda. Kitabın kurgusu, Mecnun’u ve Leyla’yı anlatış biçimi, her insanın ön plana çıkaramadığı düşüncelerini yüreklice açığa vuruşu, sessizlik ardına bürünen cümleleri ile okunmaya, okutulmaya, tavsiye edilmeye değer bir eser. Yazarımızın şu çok beğendiğim cümlesini sunarak bitirmek isterim ‘ Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
“Ve tanrı, delileri yarattı. Kendini akıllı sananlara akıl versin diye…” cümleleriyle başlıyor kitap. Kitabın sonunu getirdiğinde siz diyorsunuz “İyi ki tanrı delileri yarattı…”
Gazetecilik bölümünden mezun üç kafadarın(Şeyma, Arda ve Sabit) idealleri peşinde koşarken toplumdan soyutlanmış, engelli bir insanın belgeselini çekmek istiyorlar. Araştırmaları sonucunda belki de hayatları boyunca uğramayacakları bir mahallede Yakup ile tanışıyorlar ve roman burada başlıyor.
Kitabı beş-altı ay önce okudum. Kitaba ilk başladığımda sıkıldım. Sonrasında ise elimden bırakamadım. Üzerinden zaman geçmesine karşın Fadıma ninenin yöresel ağzı, eski yazar Haluk beyin filozofça sözleri , bakkal Nuri amcanın sessiz Yakup ile sohbetini hala unutamadım. Roman belli bir kesime ve okuyucuya yönelmiş gibi dursa da her okuyanın Yakup’un hikayesinde, Şeyma’nın arayışında, kendini toplumdan soyutlayan Haluk ve Münir beylerde, torununu büyüten Fadıma ninede, konuş(turul)an tahta kapıda kendinden bir şey bulacaktır.
Kitabı okursanız dil akıcılığı, harika betimler , tespitler, cümle kurgusu sizi bekliyor. Güzel dilimiz Türkçenin ehil insanların elinde, edebiyat şölenine döndüğünü görüyorsunuz. Yazarımız Kürşat YOZCU’ nun kelime dağarcığına hayran oluyorsunuz.
Ülkemizin menfaatsiz en büyük okuma ve okutturma projesi Kitap Şuuru sayesinde “Ve Tanrı Delileri yarattı” kitabını okudum. Teşekkür ediyorum.
#kitapşuuru
336 syf.
·9 günde·10/10 puan
nefse ağır gelen kahrın en güzel yansıması. melal ile yoğrulmuş yüreğin yangınında, hüzün ile tüten aklın dumanı savrulup bir bedene saplanmış ve lâl etmiş işte. acının terbiyesini sükût ile sağlamış bir aşığın hali nice olur görmüş oldum. keyifi okumalar...
336 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Betimlemeler, kişileştirmeler,tespitler, öneriler mükemmel
Bu kadar güçlü karekteri bir romanda toplamak ustalık ister. Kürşat yozcu bu ismi not alın Türk edebiyatının büyük yazarlarından olacak.
İyiki Tanrı delileri yarattı.
İyiki Kürşat hoca delileri yazdı.
336 syf.
·10/10 puan
Edebiyat deliliktir. Kimi zaman hayatı ifade etmek için en az hayat kadar çılgınca davranmak gerekir. Çünkü kurgulanan hayatları sağlam kafayla ifade etmeye bazen güç yetmeyebilir. İnanılmazlar ilhamın sınırlarının aşılmasıyla ortaya çıkar. Romanda üç karakterle başlayan delilik furyası, gerçek bir deliyle yolunu buluyor. İzahı zor okuması kolay, edebi yönü ağır şiirsel bir dille okuyanı kendine hayran bırakıyor. Kürşat Yozcu'nun bu kitabı edebiyata deli olanlar için birebir...
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
#MAYISYORUM
#MAYISAYINDANEOKUYORUM
#VETANRIDELİLERİYARATTI
#KÜRŞATYOZCU

"Ve Tanrı,delileri yarattı.
Kendini akıllı sananlara akıl versinler diye..."

Bir okulun bahçe duvarına kırık dökük harflerle yazılmıştı bu yazı.Üç kafadar her daim gittikleri çay bahçesine oturmuş,bu cümlenin ne anlama geldiğini düşünüyorlardı.Bu üç kafadarın ismi Şeyma,Arda ve Sabit.Bu üçlü aynı ortamda büyümüş,çocukluklarından bugüne dek hiç ayrılmamışlardı.Aynı yaştaydılar üçü de ve babaları aynı şirketin üç ortağı ve komşuydular.
Babaları bu üçlünün ayaklarına tüm fırsatı sermişlerdi.İşin başına geçsinler diye ama bu üçlü bu fırsatları değerlendirmeyip haylazlık yapmışlar ve babalarının eğitim için gönderdikleri Londra'dan kaçıp Türkiye'ye gelmişlerdi.Ve babalarıyla karşılaşmaları tam bir komedi olmuştu.Çünkü bu üçlü son paralarını pahalı bir lokantada yerken kapı çıkışında babalarıyla karşılaşırlar tabi bir süre küs kalırlar ama evlat bu baba yüreği dayanamaz affederler bu üçlüyü.Londradan döndükten sonra bu üçlü babalarının servetlerinin kendilerine ve sonraki nesillere yeteceğini hesap etmişler ve babalarının işleri yerine zevk alacakları meslek olan gazetecilik bölümünü okumuşlar.Mezun olalı bir yıl olmasına karşın henüz hayata geçirdikleri bir fikirleri yoktu.Oturup sürekli bu konuda yakındırlar.Bunun üzerine bu duruma üzülen babaları onlara Haluk'un yardım edeceğini düşünüp ona yönlendirirler çocukları.Çocuklar yanlarına gider ama baya garip bir adamla karşılaşırlar üstelik sert bir üslupla konuşur.Onlara bir mektup verir ve birdaha buraya gelmemelerini söyler.Gençler çıkar ve mektubu okur ama hiçbir şey anlamazlar.Kaçık olarak adlandırırlar adamı.Gel zaman git zaman bunlar kafayı yiyecekleri sırada Sabit zihinsel engellilerin programını yapalım.Onları tedavi ettiririz,iç dünyalarını anlamaya çalışırız der.Maddi yardım yapar,hatta vakıf bile kurarız der.Bu fikir hepsinin aklına yatar ve hazırlıklara başlarlar.Yola koyulurlar ve araştırma yapacakları mahalleye gelirler.Buralar üçlü için yabancıdır.Çünkü onlar zengin çocuğu oldukları için büyük binalar, büyük mağazalar dışındaki bu yerler onlara garip gelmiştir.Dolaşırlar mahallede ve engelli biri olup olmadığını sorarlar sonunda camide Osman adında bir çocukla karşılaştıklarında ileride Yakup abinin olduğunu söyler.Bizimkilerde oraya doğru yönelirler.Kapiya geldiklerinde içeriye girerler fakat ilerde yerde oturan adam kapının açılma sesine rağmen tepki vermedi.Yanına gittiler konuşmaya çalıştılar ama yine cevap vermedi.Adam yüzünü Güneş'e dönmüş izliyordu ama tepki vermiyordu.Şeyma şansını baya denedi ama hiç tepki alamadı.Sabit ve Arda biraz ağır konuşmaya başlayınca Şeyma onları uyarır ve ordan ayrılıp sonra yine gelme kararı alıp çıkacakları zaman kapı açılma sesini duyan yaşlı kadın seslendi.Bunun üzerine hemen geri dönen bu üçlü yaşlı teyze ile röportaj yapmaya başlarlar.Yaşlı kadının ismi Fadıma idi.Yakup ve yaşlı teyzenin kendilerine göre kimseleri yoktu birbirlerinden başka.Derken röportaj bitmek zorunda kaldı çünkü Şeyma yaşlı kadına uzulecegi bir soru sorunca yaşlı kadın istemedi ve ordan ayrılmak zorunda kaldılar ama tekrar gelmek istediklerini belirtirler.Eeeee sonra ne olur acaba? Bu üçlü neler yapmışlardır
Okuma sırası sizde
Emeğinize, yüreğinize sağlık hocam
336 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ve Tanrı Delileri Yarattı, Kürşat Yozcu hayatın hengamesinde, koşuşturmaca ile ömrünü sonlandıran insanlara Yakup’un tenekesine vura vura durun ve bir soluk alın bu koşturmaca nedir ve ne içindir diye seslendiği eseri. Eser ile güneşe bir başka bakmayı, önümüzden akıp geçenlere daha bir başka görmeyi, insanları her zaman gördüğümüz yada bakıp geçtiklerimizi, rüzgarın bile tenimize değmesini hissetmeyi öğreten bir kitap Ve Tanrı Delileri Yarattı.
Eser toplumsal duyarlılıkla bezenmiş her bir sayfasında manalar gizli veya açık serpiştirilmiş. Toplumumuzun kaybetmeye başladığı hoşgörüyü, yardımlaşmayı, komşuluğu, arkadaşlığı, birbirine saygıyı ve sevgiyi bizlere hatırlatırken dilimize de sahip çıkıyor hem dilimizin, dilimizden akıp gittiğini anlatırken hem de eserini güzel bir Türkçe ile bizlere okutmayı başarıyor yazar. Akıcı dili, kelimeleri kullanışındaki ustalığı, tahta bir kapıyı bize dost ederken onu konuşturması bile yazarı bizlere anlatıyor tanıtıyor aslında.
Yazar eserinde az sayıda kişiyi eserine alırken onları iç dünyaları ile kalabalıklaştırıyor önde Babalarının maddi güçlerini almış üç kafadar gazeteci genç ve Yakup yer alırken, yanda fakat bir o kadar da olayların içinde hayatını anlamlandırmış okuyucusuyla buluşturmadığı eserleri ile bir yazar, söylediği sözler ve düşünce alemi gelişmiş bir bakkal ile Yakup’un yanında kaldığı yaşlı bir kadın Fadıma Ana.
Kitap konusunun düşündürücülüğü ve dersler ile devam ederken günümüz insanlarının geçim kaygısında olması hasebiyle bırakın iç dünyasını var olan anını bile doğru düzgün değerlendiremediği, düşünmeye vakit bulamadığı için koşturmaca içindeyken bu kitap ile düşünmeye de vakit ayırmak gerektiğini hayatın koşuşturmalardan ibaret olmadığını da anlıyor bir nebze olsa hissediyorsunuz. Üç kafadarımız, Babalarının onlara sağladığı imkanlar ile bu iş-güç telaşesin den uzak deliler ile hemhal olacak kadar dünya koşturmacasın dan kendilerini soyutlayabiliyorlar bu ekonomik derdi olmayan eski Cihan Devleti olduğumuz vakitte sadece leyleklerin tedavisi bakımı ile ilgilenen Gurabahane-i Laklakan’da çalışan insanlar yada Lale devrinde ömrünün çoğunu sadece paha biçilmez kapılar,masalara harcayan insanlar geliyor akla.
Kitabın konusu ise üç kafadar gazeteci gencimizin okulu bitirip, Babalarının yaptığı işten başka işlerde çalışmak istemeleri hatta insanlara faydalı olmak adına bir şey yapma isteklerinden dolayı bir televizyon programı hazırlamak istemeleri ile başlıyor, programda zihinsel engellileri konu alıp onları toplumla buluşturmak hem onlara hem de topluma faydalı olmayı amaçlıyorlar ve roman da bu şekilde başlıyor. Seçtikleri yolun göründüğü kadar kolay ve istedikleri ünü getirmeyeceğini kısa zamanda keşfediyorlar. Zihinsel engelli olarak seçtikleri kahramanları Yakup’un dünyasına girmeye başlamaları ile işlerin hiç de öyle kolay olmadığı Yakup’un düşündükleri gibi bir olmadığı üstüne üstlük ona yardım için çıktıkları yolda kendileri ile hayatla yüzleşmeleri, yaşama daha bir başka bakmayı öğreniyorlar bu arada Babaları vasıtasıyla bir başka tanıştıkları Haluk adlı yazar ile tanışmaları onları daha zorlu ve bir o kadar da düşüncelerini derinleştiren yola sevk ediyor. Fadıma Ana hoş konuşması ve sözlerindeki samimiyet ile sizi başka iklimlere sevk etmese deliler arasında sizde delirebilirsiniz aman dikkatli olun levhası ile karşılaşıyorsunuz.
Filozoflara taş çıkartan, bildiği yoldan dönemeyen Bakkal amcamız ve onun kendi kendine işleyen bakkalı da ayrı bir renk katıyor romana. Haluk’un yazarlığı sonunda üç kafadarımızdan en çalışkan olan Şeyma’yı etkiliyor o da yazma serüvenine merak sarıyor işi daha ileri götürüp kahramanı olarak Yakup’u seçiyor ona yakın olmak için onun kaldığı yerde bir süre yaşamaya karar veriyor. Haluk sayesinde yazma eylemine girecekler bol bol tüyoyu da almaya başlıyorlar eserde. Ama yazarın Haluk’un ile dillendirdiği ikazlarda bulunduğu en ciddi meselelerden biriside dilimiz Türkçemiz. Bu konuda azımsanmayacak nasihat ve uyarıları mevcut eserde. Eser Yakup’un bilinmeyen mazisi ile okuyucu şaşırtırken baştan sona merakla ve ilgiyle okunacak bir eser.
Eser hayattaki koşuşturmaca bir mola vermek, baktığımız göremediklerimizi bundan sonra görmemiz için okunacak listesine yazılmalı ve kütüphanelerimizde yerini almalı.
#KitapŞuuru
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Ve Tanrı Delileri Yarattı" kitabına kavuştuk.
"Kitaplar, sesiz öğretmenlerdir."
Kitap delilerine,
Kültür delilerine,
Aykırı düşünenlere, hayırlı olsun.
Okuru bol olsun, yolu açık olsun. 2.baskıya geçmiş. Yazarı kutluyorum.
336 syf.
·9/10 puan
Kürşat Beyin okuduğum ilk kitabı ve iyiki okumuşum dediğim kitaplar arasındadır. Kitap sonunda söylebileceğimiz en güzel söz de "Ve Tanrı Delileri İyiki yarattı" olacaktır. Kürşat beyin kalemine kuvvet... Teşekkürler Kürşat Yozcu.
336 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
#kitapyorum
#vetanrıdelileriyarattı
#kürşatyozcu
#2019
-37.kitap
#sayfasayısı 336
Muhteşem bir son ile bitirdik kitabımızı.Böyle bir süpriz ile son bulacağını tahmin ettim desem yalan olur.Yazarımız Kürşat Yozcu sanki şöyle sağ gösterip soldan vurmus gibi Tebrikler doğrusu kaleminiz dâim olsun. Kendisinin kelime dağarcığına da bayıldım.Ya o herşeyi konuşturmasına ne demeli bilmem ki Tahta kapıdan ,kümesimizin horozuna kadarAraya serpilen nüktedanlar da yüzümüzde gülücüklerin açmasına sebep oldu.Yazarımızın ayrıca edebiyatı ve toplumu kazanma çabalarını,kültür sorgulamalarinı kâh onun dilinden kah kitaptaki kahramanlarımizın dilinde n hissettim.Bu konularda hepimizin bir yakarışı var tabi ki.Okuyan bir toplumu kim istemez kiYalnız şu bakkal Münir 'den bizim mahalleyede istiyorum
Nasıl başlayıp nasıl bitireceģimi kimin deli ,neye göre deli,neden deli olduğunu bende bilemedim şimdi.
Ufaktan kitabımızin konusuna gelince yeni gazeteci olmaya heveslenmiş 3 arkadaşımız var.Tabi bu arkadaşlar paradan ve maddiyattan yana sorun yaşamadan büyümüşler.Yapmak istedikleri bir proje var.Bu projede toplumdan uzaklaşmış bir insanı geri kazanmak için film çekmeyi düşünüyorlar.Genclerden birinin babası eski bir yazar arkadaşını yol gösterici olarak tavsiye eder.Sonrasında olaylar çorap söküğü gibi gelişir.Daha fazlası tabi ki kitabımızda.kitapla ,esenlikle kalınız
Okyanuslar kadar derindir yüreğin. Çocukların ellerinden öp ki kıyılarına tebessüm vursun. Karanlığın mehtabında sevgiliye giden, gülden yollar aç. Gül kokulu azıklarla besle dalgalarını.
İlk insanın söylediği ilk sözü merak etmişimdir hep. Kim bilir, belki bir dua, belki bir ümit, belki gönderilen nasihat binlerce yıl sonraya.. İlk insanın söylediği ilk söz; sonsuza dek çözülemeyecek bir muamma..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ve Tanrı Delileri Yarattı
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059444941
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Post Yayın
Okyanuslar kadar derindir yüreğin. Çocukların ellerinden öp ki kıyılarına tebessüm vursun. Karanlığın mehtabında sevgiliye giden, gülden yollar aç. Gül kokulu azıklarla besle dalgalarını.

Dalgalar: ‘aşk’ diye koksun.
Ve işte göreceksin o vakit, nasıl da oynaşıyor gümüş kanatlı balıklar semalarda…
Dizelerin gül yapraklarına dönüşüp değsin yanaklarıma.
Bir nefes ver ne olur, şiiri olmayan yarınlarıma!
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki “Tanrı Delileri Yarattı”

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • lili
  • Duygu Songül Kahraman
  • füruğ
  • Sabahat
  • İsmail Kılınç
  • fatih oğhan #KitapŞuuru
  • Fidan Doğruer
  • Celal Taşdoğan
  • Zerrin Kamer
  • Üzeyir Bayındır

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60.9 (14)
9
%13 (3)
8
%8.7 (2)
7
%8.7 (2)
6
%4.3 (1)
5
%4.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0