Giriş Yap

Veba

"Bir kenti tanımanın en bilindik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, orada birbirlerini sevdiğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır."
Reklam
Son olarak, sevdiğinden ayrı düşmüş kişilerin başlangıçta kendilerini koruyan o tuhaf ayrıcalıkları artık yoktu denilebilir. Aşka özgü bencillik ve bundan sağladıkları yarar ellerinden gitmişti. En azından, şimdi durum açık seçikti, felaket herkesi ilgilendiriyordu. Kent kapılarında çınlayan bozuk seslerin, yaşamımızın ya da ölülerimizin üzerlerine inen damgaların ortasında, aşağılık ama kaydedilen bir ölüme yazgılı, yangınların ve fişlerin, terörün ve formalitelerin ortasında, ürkütücü dumanlar ve sakin ambulans sirenleri arasında hepimiz aynı sürgün ekmeğiyle besleniyor, farkına varmadan, aynı sarsıcı birlik ve barışı bekliyorduk. Kuşkusuz aşkımız yerinde duruyordu; ama yalnızca artık kullanılmaz durumdaydı; taşınması güç, içimizde bir taş gibi kımıltısız, cinayet ya da mahkûmiyet gibi kısırdı. Geleceği olmayan bir sabırdan ve inatçı bir bekleyişten başka bir şey değildi artık. Ve bu açıdan bakınca yurttaşlarımızdan bazılarının tutumu kentin dört bir yanında, yiyecek dükkânlarının önünde uzayan şu kuyrukla n düşündürüyordu. Hem sınır tanımayan, hem de ayağı yere basan aynı kabulleniş ve aynı katlanıştı. Yalnız, ayrılıkla ilgili olarak, böyle bir duyguyu çok daha büyük bir ölçekte düşünmek gerekiyordu, çünkü bu durumda her şeyi yutabilecek, başka bir açlık söz konusu olabilirdi.
"Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.”
Veba değer yargılarını ortadan kaldırmıştı. Bu da kimsenin giysilerin ya da satın alınan yiyeceklerin kalitesiyle ilgilenmemesinden anlaşılıyordu.
Reklam
Peki bu sevdiğinden ayrı düşmüş insanlar neye benziyordu, diye sorulabilir. Eh, bunun yanıtı basit; hiçbir şeye benzemiyorlardı. Ya da, şöyle de diyebiliriz, herkes gibiydiler, tümüyle genele uygun bir havaları vardı.
·
2
1000
10bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42