Veronika Ölmek İstiyor

·
Okunma
·
Beğeni
·
65732
Gösterim
Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Ciltli
ISBN:
9789750740961
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decides to Die
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Veronika görünüşte her istediğine sahip, renkli bir yaşam süren, erkeklerle gezip tozan genç ve güzel bir kadındır. Buna karşın bir şeylerin eksik olduğu hissiyle mutsuz bir hayat sürer. Başarısız bir intihar girişiminin ardından kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika, bu süreçte başka dünyaların insanlarını tanırken kendi benliğini de keşfetmeye başlar.

Paulo Coelho, Bosna ve Slovenya’da geçen, en sevilen romanlarından biri olan Veronika Ölmek İstiyor’da, varoluşumuzun her dakikasında yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapıyormuş gibi hissetmemizi istiyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkanları, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalanları ve tüm olumsuzluklara rağmen hayatın sonsuz değerini anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)
201 syf.
·3 günde·Beğendi
Söylesene: Hiç intihar etmeyi düşündün mü? Hiç mi? O halde okumaya yeltenme! Peki neden? Bir travma mı yaşadın? Bıçağı bileklerine geçirmeden veya soğukkanlı bir şekilde şah damarını kesmeden önce soğuğu hissettin mi? Ürpertiyi ensende alabildin mi? Yoksa bütün bunlara rağmen hayati zevkler, şaşalı geçici hevesler ve korku seni alıkoyup vaz mı geçirdi? İntihar mı etmek istiyordun, yoksa edebilmeyi mi? Hiçbiri mi, koca bir hayır mı? Yoksa ağlıyor musun?...

İntihar etmek zeka işidir. Sıradan insanlar sıradan şekilde hayatlarına son verirler. Sanki hiç var olmamış gibi geldikleri gibi giderler. Kim bilir, belki böylesi daha iyidir...

Peki en son ne zaman intihar etmek istedin? Sahiden bunu içten bir şekilde isteyip denemeye kalktın? Bu düşünce oluşmadan önce ne yapmıştın peki? Bir dakika, bir saat, bir gün öncesinde neyle meşguldün? Şimdi sorayım: Bir insan neden intihar etmek ister? Hayattan sıkıldığı için mi? Yoksa umutsuzluktan mı? Hiçbiri. Çünkü bunlar çoğaltılması doğal varsayımlar. Neden mi?İntihar etmek ister çünkü başka çaresi yoktur. Ama her zaman bir çare vardır! Evet, her zaman bir çare vardır ama istisnalar kaideyi bozar...

Bir hafta ömrünüz kalsaydı, ilk yapacağınız şey, son kez yapacağınız deneyim veya hep isteyipte ertlediğiniz şey ne olurdu?

Veronika, 22 yaşlarında genç, güzel, gezmeyi ve sosyal takılmayı seven bir kadın olmasına rağmen hayattan zevk alamıyor, her daim bir şeylerin eksik olmasından kaynaklı yeterince mutlu olamayan bir kadındır. Bir gün intihar girişiminde bulunur ve hayata veda ettiğini sanarken, gözlerini açar. ''Burası cehennem mi?'' dedi Veronika. Derinden bir ses, 'hayır, daha vaktin var.' dedi. Veronika intihar girişiminin başarsızlıkla sonuçlandığını ve kendisinin bir akıl hastanesinde olduğunu anlar. İntihar girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını öğrenen ve hoşnutsuz olan Veronika'ya iyi haberi Dr.İgor, "Yarım bıraktığın iş tamamlanacak, çünkü en fazla 1 hafta ömrün kaldı.'' der. Veronika, ilk birkaç günde hastaneyi pek umursamaz, çünkü birkaç gün sonra hayatta olmayan biri için yapacak pekte bir şey yoktur. Ama 3-4 gün geçtikten sonra hastanedekilerle arkadaşlık kurmaya çalışır. Bunlardan biri şizofreni hastası Eduard'dır. Eduard, Veronika'nın piyano çalmasına tutulmuş bir gençtir. Veronika Eduar'da karşı tarifi olmayan birtakım duygular besler, ölümün yaklaştığı günlerde onunla beraber olmak ister. Ancak Eduard, kimseyle konuşmamış ve herkese konuşmadığını sahiden bir şizofreni olduğuna ikna etmiştir. Vaktinin dolmasına sadece 1 gün kalan Veronika, Eduard ile yürüşteyken Eduard konuşur ve ona bu son günü dışarda geçirmek gerektiğini söyler ve elinden tutup firar ederler. Lüks bir lokantada yemek yerler, gece boyu şarap içerler ve birbirlerine sarılarak ağlamaya başlarlar...

Kitap son derece sürükleyici, düşündürücü, imgelere ve kısa sözlere yer verme açısından tatmin edecek şekilde yazılmış. Özellikle kapak fotoğrafı olan fotoğraf gerçekten okumayan birini, 'Hımm, acaba nasıl bir şey, nasıl bir hikayesi var.' dedirtebilecek türden.

Karakter isimleride son derece akılda kalıcı, bölgesel isimler olmasından beğenilecek ve kitabın yer yer kopmasından dolayı bile olsa akıldan çıkmayacak ve kopmasına izin vermeyecek türden önemliydi. Veronika, Eduard, İgor...

Kitaptan birkaç bölüm paylaşmak istiyorum:

''Kendini vurmak, yüksek bir yapıdan atlamak, kendini asmak, bu seçeneklerden hiçbiri onun kadınsı doğasına uymuyordu. Kadınlar kendilerini öldürek için çok daha romantik yöntemler seçer; bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi.'' (15)

Kadınlar üzerindeki bu tespiti beni mestetti diyebilirim. Ama bu tespit sadece kadınlar üzerinde mi etkili emin değilim. Paulo Coelho belki de, kadınların ağır duygusal yönlerine dikkat çekmek için bu tespiti yapmış ve intihar girişiminde olan birinin, bir kadının farklı düşüncelerine ve duygusal açıdan şiddet eğilimi gösterdiğini vurgulamıştır.

2-''İki dileğim olacak. Birincisi bana öyle bir ilaç verin ki uykum gelmesin ve yaşamımın geri kalanının her anını yaşayabileyim. Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da...''

Okurken acıyı hissettiniz mi? Problem değil, o da hissetti.

Kitaptan bir söz:

''Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani başkalarından farklı olanlar.''

Keyifli okumalar.
201 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Okuduğum ikinci Paulo Coelho kitabı ve bir birinden zıt iki kitap, çok yönlü bir yazar olduğunu düşünüyorum.

“Paulo Coelho gençken anne ve babası tarafından üç kez akıl hastanesine gönderildi. Aylarca hastanede kaldı. Sakinleştiriciler ve elektroşok verilerek tedavi uygulanmaya çalışıldı.” Bu deneyimleri üzerine kurulu bir kitap aslında.

Delilerin dünyasında kuralsızlık hakim yasa yok,ceza yok...Aslında kitapta delilikten kasıt şizofrenler,panik atak krizleri geçirenler, intihar teşebbüsünde bulunanlar bunların hepsi bir çatı altında toplanmış.Bu kitabı kendinizi güçsüz ve yaşamdan soğumuş hissettiğiniz bir dönemde okursanız size kendinizi ve yaşamınızı sorgulatır, her günümüzün bir birinden özel ve kıymetli olduğu bilincine kavuşursunuz.İçinize umut aşılar.Kitabı 5 ay önce aldım pişmanım aldığım gibi hemen okumadığım için.Sağlıcakla kalın.
201 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bu yıl okuduğum en iyi 10 kitap listesine girecek Veronika ..
Neden :
Çünkü bu kez yazar beni yakalamayı başardı. .çok keyifle okuduğum"" veronika ölmek istiyor "" aslında kimin akıllı kimin deli olduğunu bir kez daha düşünmemizi sağlayan bir kitap .
İntihara meyilliler ,panik ataklılar, şizofrenler dünyasına ufak bir yolculuk yaptırıyor bize ..

Kendi kendimize sorduğumuz soruları, günlük yaşamda bize "mutlaka" olmalı diye dayatılan olguların aslında olmasada olabilirligini....

Başkaları icin mi , kendimiz icin mi yasadigimiz ,aslinda kim olduğumuz yada kim olmak istediğimiz gibi milyon şimsek çakışı sorular yüklüyor bize ve bunu yaparken bir müzik eşliğinde kayarcasina alıp giden bir roman ...

Coelho nun bu kadar kadın gözüyle dıştan bakış -iç dünya yansıması beni baya baya şaşırttı ...

Dip Not.

Bu kitabi okuduktan sonra insanda piyano klasikleri dinleme isteği uyanıyor :)
Özellikle johan sebastian bach / adagio

Hayata bir mola vermek istediğiniz an veronika yı okuyun lütfen ...benden tavsiyedir
Aklı selim ve huzurla kalın. .
201 syf.
Kitap hayattan bıkmış genç bir kızın intiharıyla başlıyor.Fakat kurtarılan kız akıl hastanesine yatırılır ve intihardan dolayı bir haftalık ömrü kaldığını öğrenir.Bu bir haftada kahramanımızın yaşadıklarını çok güze bir dille anlatmış yazar.Yine Paulo Coelho yine güzel akıcı bir kitap.
201 syf.
·8 günde·6/10
Veronika Ölmek İstiyor Mu?

Gayriciddi bir inceleme ve kitap ile ilgili ufak tefek bilgiler içerir.

Coelho Tarzı
Öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki kitabı okurken yazarın bir diğer kitabı olan Aldatmak ile bunun ne farkı var diye düşündüm. Baş rolde yine hayatta her şeyi yolunda giden ama nedense bundan müthiş rahatsızlık duyan bir kadın var. Aslında yazar Veronika için sudan bir iki sebep vererek okuyucuyla arasında bir bağ yakalamaya çalışmış ancak bana yine yeterli gelmedi. Nedir bu sebepler yaşlandıkça içine düşülecek halden korkmak ve dünyadaki kötü ve ters giden şeylere karşı etki edememek. Kısaca Aldatmak ile kıyasladığımızda oradaki kadınımız düzenli ve konforlu hayatından bunalıp çılgın atıyor ve kocasını doya doya aldattıktan sonra alim oluyordu. Bu kitapta ise görece daha somut sebepleri olan Veronika intihar etmeye karar veriyor ve yaşadığı aydınlatıcı deneyimlerden sonra yaşamın değerini anlıyor.

İkna Edememe Sorunu
İki kitapta da beni asıl rahatsız eden konu belirlenen konunun ve işlenişin ikna edici olmaması. Aldatmak ile ilgili ayrı bir inceleme yapmıştım bu sebeple burada Veronika’ya yoğunlaşmak istiyorum. Hayatımda işlerim yolunda, karnım tok sırtım pek; gencim, güzelim günümü gün ediyorum. Çok sığ biri değilseniz hayatta bunlar yeterli gelmeyebilir ancak insanda intihar edecek kadar bir doyum yaratır mı, sanmıyorum. İkinci aşama da şöyle: Yaşlanınca halim ne olacak ve dünya çok kötü ben de bunu düzeltemiyorum dolayısıyla intihar ediyorum. Size nasıl geliyor bilmiyorum ama bana yine ikna edici gelmiyor. Dolayısıyla inandırıcı bir çıkış noktası olmayan bir olay sonucu karakterin yaşadığı içsel gelişim ve varılan sonuç bana yine inandırıcı gelmiyor. Kaldı ki çıkış noktasını geçtim kitapta karakter gelişimini ve değişimini hissettirecek doğru düzgün bir şey bile olmuyor.

Çılgın Mastürbasyon Seansı?
Girdiği derin bunalım sonucu yaşamını sonlandırmak isteyen biri var ve vazgeçirmeniz lazım. Hangi yolu izlersiniz?
- Ya zaten herkes deli takma sen kafana.
- Her şeyin başı sevgi, aşk bırak bu intihar işlerini.
- Çılgın bir mastürbasyon yap bak nasıl kendine geliyorsun.
İncelemeyi gayriciddi yazdığımı belirtmiştim ancak kitabın içeriği de benim için bir o kadar derinlikten yoksun. Her yazardan derin bir varoluş sorgulaması beklemek yersiz ama Coelho’yu da bu kadar ünlü yapan nedir anlayamıyorum.

Sözün Özü
Coelho’nun okuduğum dördüncü ve belki de son kitabı. Simyacı da dahil maalesef hiçbir kitabından tatmin olamadım yazarın. Kibirden veya kendimi beğenmişlikten söylemiyorum bunu. Yazarın ününe kıyasen kitaplarındaki içeriği yetersiz bulduğumu söylüyorum sadece. Beğenenlere her zamanki gibi saygım sonsuz. Yanlış bulduğunuz bir noktayı paylaşabilirsiniz, iyi okumalar.
201 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yaklaşık bir buçuk iki aylık kitap anlamama evresini atlatmama vesile olan bu kitap hakkında ufak tefek bir şeyler karalamak istiyorum.

Öncelikle şunu söylemeliyim , Paulo Coelho bulunduğu ülke ve yaşam koşullarının ötesinde bir yazar,yazarı ilk olarak Simyacı ile tanımış ve etkilenmiştim. Fakat Veronika ölmek istiyor bende apayrı bir tesir bıraktı.Deliliği onun deyimiyle toplumla birlikte hareket etmeyen insan davranışlarını , ruh hallerini, toplumun gözünde normal sayılamayacak davranışlar gösteren bir genç kızın öyküsünü öyle güzel bir hikaye çerçevesinde bize sunmuş ki okuyup etkilenmeyecek , kendi davranışlarını , çevresel faktörleri sorgulamayacak pek az insan vardır.

Veronika aslında ölmek istemiyor, toplum onun ölmesini istiyor. Günlük yaşamın sıradanlığını, her gün aynı yüzlerin umarsızca dümdüz yaşayışını, kendilerinden farklı düşüncelere sahip insanları ötekileştirip toplum dedikleri olgunun dışında bırakmaya çalışmalarını, esasında her insanın zaman zaman farkına varıpta kimimizin görmezden geldiği detayları irdelemiş yazarımız ve bunu öyle akıl dolu bir şekilde yansıtmış ki beni epey etkiledi. Mutlaka tavsiye edebileceğim ve gerek kendi yaşantımda gerek bulunduğum çevrede tavsiyelerine ihtiyaç duyabileceğim türden bu kitaba kesinlikle tam puan veriyor,okumak isteyen arkadaşlara şimdiden keyifli yolculuklar diliyorum.
248 syf.
·13 günde·7/10
Ah veronika bi ölmedin gitti

Bu hayat iki şekilde yaşanır . Ya hayatı deli dolu yaşarsınız kimsenin ne dediğine aldırış etmeden, ya da yaşıyormuş gibi yaparsınız elalem ne der, ya adım deliye çıkarsa diye korkarak doğallıktan uzak yapmacık bir kişiliğe bürünürsünüz. Tabiki de seçim sizin

Bu kitap da şunu öğrendim toplumda deli olarak tanınan kişilerin akıl hastanesinde tutulma sebebi
Duvarların dışındaki sağlıklı bireylere zarar vermesinler diye değil aksine, onları dışarıdaki toplumdan zarar görmesin, masumiyetleri aşınmasın diye koruyorlarmış
201 syf.
Akıcılığı ve ele alınan konusu ile keyifle okuduğum, körelmiş bilincimizi, ölecek olduğumuz bilincini bende tekrar oluşturan, hayatı dolu dolu yaşamak adına yazılmış bir kitap. Özellikle ara verilmiş okuma durumum sonrası başlangıç için doğru bir seçim yaptığımı görmek beni memnun etti. Konusuna gelecek olursak;

-Spoiler içerebilir-


Bir 11 Kasım günü Veronika intihar vaktinin sonunda geldiğine karar verir.
Bu kararı iki sebep nedeniyle almıştır. Birincisi, yaşamını sürdürmek ile acı çekme olasılığının artacağı düşüncesi. Bir diğeri ise, dünyadaki her şeyin yanlış işlemesi ve kendisinin aksini sağlayamaması dolasıyla hissettiği acizlik.

'Ömrünün son yaşantısı' olarak tanımladığı ölümü 4 kutu uyku ilacı ile sağlamak niyetindedir. Fakat hesaba katmadığı şekilde kurtarılır ve kendisini Villete adındaki akıl hastanesinde, komadan çıkmış şekilde bulur.

Buna rağmen başarısız bir intihar sayılamaz çünkü aldığı haplar kalbine hasar vermiş durumdadır ve doktor bir hafta içerisinde kalbinin duracağı haberini verir. Evet, intiharı başarılıdır fakat ölüm planladığı şekilde anlık, acısız ve korkusuz değil; acı vererek, korku salarak kendisini bulacaktır.

Ölümü hâlâ dileyen fakat ölme yolundan rahatsız Veronika, Villete'deki diğer delilere yanaşarak canını alacak haplar bulmaya çalışır. Fakat yine planladığının aksine, kendisine aklı başında görünmeye başlayan deliler onu etkilemeye başlar. Deli denen bu farklı insanlardan birinin ''Hayatını onaylatmayı bekleme.'' tavsiyesi ve akıl hastanesi sınırlarında yargılanmayacağını fark edişi, genç kıza hayatında tatmadığı bir özgürlük tanır. Sınırları zorlayan, kendini, bedenini, zihnini, piyanodaki hakimiyetini keşfeden Veronika, yanlışlıkla yaşam dolar. İntiharından pişmanlık duyan bu kadın artık ölüme mahkûmdur ve pişman olmayı kenara bırakıp ömrünün son birkaç gününü içindeki tutkuları serbest bırakarak geçirmeye karar verir.

Villete onu etkilemişken, kendisi de diğerlerini etkiler ve genç kadının yaşam dolması, hayatını sadece akıl hastanesinde değil dışarıda da özgür ve farklı geçirebileceğini görmesi diğer hastaların kendilerini sorgulamasına sebep olur. Birçoğu akıl hastanesinin güvencesine sığınmış, 'normal'lerin tabularının kendilerinin hayatlarını kısıtlamasına göz yummuştur. Başkalarının beklentilerini gerçekleştirememek onlara Villete'de kalmalı oldukları düşüncesini kabul ettirmiştir.

Yaşamın anlamsızlığının bile kendi suçu olduğunu kabullenen Veronika, ölümü gerekli kılan iki nedenini de çürütür aklında. İstese, her günü ayrı şekillenecek, monotonluk son bulacaktır. İstese, dünyayı kurtarmanın gerçekten gerekli olup olmadığında karar kılabilecektir.
201 syf.
Başlangıcı bu şekilde kitabın, korkmayın spoiler vermedim :).
Kitap aslında bir sonla başlıyor: Veronika'nın intiharı. Ama beklenmedik bir şekilde -kısa süreliğine- kurtuluyor. Çünkü içtiği haplar kalbinde onarılamayacak bir hasara neden oluyor. Şimdi bir haftalık ömrü kalan Veronika o kalan ömrünü de akıl hastanesinde geçirmek zorunda.

Kitapta anlaşılır bir dil kullanılmış ama yine de belli bir felsefesi var. "Yaşam nedir?", "Delilik nedir?", "Tanrı var mıdır?" gibi sorularla haşır neşir olmak gerekiyor. Söylemeden edemeyeceğim hem kitabın ismi hem de Can Yayınlarının kitap kapağı o kadar kötü ki kitaba az da olsa bir haksızlık yapılmış. Son derece ergenlik kitabından hallice duruyor. Orta yaşlı bir okurun rafta beğenip almasına imkan yok yani.

Kitaba dönecek olursak; evet maddi sıkıntı çeken birinin, ailevi problemlemleri olan birilerinin, çocukluk travmalarını atlatamayan birilerinin intihar etmesi bize normal geliyor. Peki ya genç, güzel, bunların hiçbirini yaşamamış Veronika'nın intihar etmesi? Delilik. Öyle değil mi? Yo, aslında hiç de öyle değil.

Hayat artık ilk çağlar kadar basit değil. İlk çağların da zorlukları vardı tabii, bir kaplan tarafından öldürülmek veya da donarak ölmek gibisinden. Ama yaşamımız kimin neden öyle yaptığını bilmediği bir kurallar örgüsüne dönüşmemiş, daha da güzeli normallik algımız insanın kendisine yönelik olmuştu. Şimdi ise her adımımız normallik algısı üzerine kurulu. Normal bir şekilde giyinmeli, normal bir şekilde oturmalı, normal bir şekilde davranmalı... Doğuştan bacakları kıllı olan bir kadının bacaklarını almayı reddetmesi bir delilik. Bir akşam yemeğine spor ayakkabıyla gitmek, kahvaltıda pilav yemek...
Bu normalliği belirleyen tek şey ise çoğunluk. Çoğunluğun sağlandığı her yer, bir yerden sonra azınlıklar için tehlikeli olmaya başlıyor. Bu da diğerlerinden daha farklı düşünen insanlar için bir baskı haline geliyor. İnsanın içinde belli bir yere ait olmak isteme güdüsüyle, kendi istekleri çatışıyor. Toplumu seçen insan, bilinçaltına attığı günden güne büyümekte olan fantezilerini, isteklerini doyuramamaya başladığını anladığı an ikinci bir bunalıma giriyor. Bazen o kadar çok bastırıyor ki isteklerini "Her şeyim var ama gene de mutsuzum," diyor. Zaman zamansa çevresi tarafından şımarıklıkla da suçlanabiliyor. Halbuki paraya sahip olmaktan çok daha önemlidir, içsel istekler.

İçsel isteklerini bastırmayıp tüm topluma açıklayabilecek cesarete mevcut olabilenler, savaşanlarsa bu dünyaya isimlerini yazdırabilmiş olanlar. Onlar, şuanda okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzikler, tablolar. Bunun için savaşmak da anlamsız gelebilir en nihayetinde. Zaten yaşamak da bunun saçmalığını kabullenmektir, bana kalırsa. İntihar etmek de sadece yaşamak gibi bir tercih.

Not: Paulo, bebeğim kitabında çok güzel konulara parmak basmışsın ama astral seyahattan bahsetmek hiç sana yakıştı mı? Oldu olacak kuantum fiziğini de üçüncü göz, ruh, terapi diye açıklasaydın.
248 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazarın Simyacı'dan sonra okuduğum ilk kitabı.

Zahiren bir eksiği, derdi yokmuş gibi gözüken genç bir kızın intihar girişimi sonrası yattığı klinikte başından geçenler etrafında delilik, velilik, Tanrı, adalet, ölüm ve yaşama dair felsefi sorgulamalar bolca karşımıza çıkıyor.

Tanrı, elbette değiştirilmiş İncil'in aciz ve zalim tanrısı.
"Tanrı varsa bu dünyayı erken terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir."
"Mari bir avukat olarak o çifti (Adem ve Havva) savunacak olsa hiç kuşkusuz Tanrı'yı idari ihmalle suçlardı."
Bu iki çarpıcı örnekte gördüğümüz gibi, kendisiyle bağ kurması zor, klasik batılı bir Tanrı algısı. Nietzsche'nin ölüm fermanını imzaladığı yahut batılı insanın kendi hayatında öldürüp de "Nietzsche öldürdü" diye kendi vicdanlarını rahatlatmaya çalıştığı Tanrı.

Baş kahramanımız Veronika'nın kısaca psikososyal tahlilini yapmak gerekirse; kapakta genç, güzel ve erkeklerle gezip tozan bir kız olarak tanıtılıyor bize. Halbuki sayfalar ilerledikçe görüyoruz ki oldukça kırılgan, aile ve toplum tarafından bastırılmış, bir türlü kendi olamamış -bundan utan(dırıl)mış-, piyano bile ileride evleneceği adam çevresine hava atabilsin diye öğretilmiş bir aile/toplum yapısı... Bu bastırılma haliyle kitap boyunca dışa "boşalıyor". Çünkü artık mazereti var: Asabi ve deli o.

Farklı karakterler ağzından deliliğin ne olduğuna dair de bir şeyler söylüyor kitap: Bir yerde "kendi dünyasını yaşayan ve başkalarından farklı olan herkes" deli olarak tanımlanırken başka bir yerde "aynı kuyunun suyunu içmiş olan, her aynı şeyi yapan ve birbirine benzemeye çalışanlar" deli olur. Başka bir yerde deli olmak, yabancı bir ülkede dil bilmediği için iletişim kuramayan ve yardımsız, çaresiz insanlara benzetiliyor. Hatta deliliğin ermişlik yolunda bir ön koşul olduğu yahut Sufi üstad Nasruddin'e imrenmeyle atfedildiği gibi deliliğin (numarasının) topluma normalde söylenemeyen ama söylenmesi gerekenleri söyleme noktasında oldukça faydalı bir araç olduğu ortaya konuyor.
...
"Normallik fikir birliğinden başka bir şey değildir."
...
"Gerçeklik nedir?
Çoğunluk ne diyorsa odur."
Bu belki de kitabın en vurucu tespitlerinden biri. Modern çağların belki de delirme sebeplerinin en birincisi. Tüm o kişi hak ve hürriyetleri kılıfında saçmalık, hak ve adaletten yoksunluk hâli; aslında bildiğimiz intihar sebeplerinin en başında gelen hissiyat olan çaresizlik ve yardımsızlığın doğurucusu. Çoğunluğun haksız ve nobran tahakkümü.

Toplumun ilk ayağı kayışta üstünü çizdiği Mari (akvaryumdaki balık metaforu için ayakta alkış) ve ailesinin ilk tercihinde yani kendi oluşunda reddettiği Eduard'la ilgili pedagojik açıdan ve toplumun psikiyatrik hastalıklara bakışına dair söylenecek çok şey var belki ancak günümüzde en azından ikinci kısımla ilgili baya bir yol aldığımızı söyleyebilirim.

Lafı çok uzatmadan, sırf güle bakarak kim olduğunu gören, gördüğü hoşuna giden ve böylece tanrısını bulan Veronika'lara selam olsun... Asla yalnız değildiniz ve yalnız değilsiniz!
201 syf.
·3 günde·10/10
" Bir Paulo Coelho Klasiği "
' Simyacı ' eseri ile tanıdığım yazar Paulo Coelho kalemini bu kitabında da ustalıkla sergilemiştir .
Eşsiz bir anlatımı sizi öyle düşünmeye sevk ediyor ki hayran kalıyorsunuz .
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim .
Paulo Coelho okumaya devam ...

Alıntılar ;
" Herkes bizi mutlu bir çift olarak görecek , yüzeyde görünen mutluluğun altındaki yalnızlıklardan , öfkeden , tevekkülden kimsenin haberi olmayacak ."
" Deliler çocuklar gibidir , istedikleri yapılmadıkça yerlerinden kıpırdamazlar . "
" Ruhunun gözleriyle hatırla beni ki bir gün resmimi yapabilesin . "
216 syf.
·2 günde·8/10
Veronika'nın mutlu olmadığından ölmeye karar vermesi, bu nedenle hastahaneye kaldırılması ve burada yabancısı olduğu duyguları keşfetmesidir.
Sıradan olmaktan nefret eder. Bir gün hayatına son vermeye karar verir. Uyku hapı ile intihara kalkışır.
Alışılmışın dışında durumlardan korkan insan, farklı olanları “deli” kategorisine koyuyor. Veronika da bunu anlayınca özgürlüğünün farkına varıyor.
'' - Deli olmak ne demek , bilmiyorum.
+ Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Yani başkalarından farklı olanlar. ''
"Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bîr tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz."
Bir psikiyatriste içini döken insanlar, bir papazla günah çıkarırken olduğundan daha rahat konuşuyorlardı, çünkü hekimler onlara Cehennem ateşinden söz etmiyorlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Ciltli
ISBN:
9789750740961
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decides to Die
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Veronika görünüşte her istediğine sahip, renkli bir yaşam süren, erkeklerle gezip tozan genç ve güzel bir kadındır. Buna karşın bir şeylerin eksik olduğu hissiyle mutsuz bir hayat sürer. Başarısız bir intihar girişiminin ardından kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika, bu süreçte başka dünyaların insanlarını tanırken kendi benliğini de keşfetmeye başlar.

Paulo Coelho, Bosna ve Slovenya’da geçen, en sevilen romanlarından biri olan Veronika Ölmek İstiyor’da, varoluşumuzun her dakikasında yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapıyormuş gibi hissetmemizi istiyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkanları, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalanları ve tüm olumsuzluklara rağmen hayatın sonsuz değerini anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 12.967 okur

  • semanur şahin
  • Toprak️
  • özlem Altundağ
  • Büşra adar
  • Badel durmuş
  • Şevval
  • Aslı pırnal
  • Selin
  • Eda
  • hande Fındık

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (27)
9
%0.5 (20)
8
%0.5 (21)
7
%0.4 (15)
6
%0.1 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları