Veronika Ölmek İstiyor

·
Okunma
·
Beğeni
·
144bin
Gösterim
Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Ciltli
ISBN:
9789750740961
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decides to Die
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Veronika görünüşte her istediğine sahip, renkli bir yaşam süren, erkeklerle gezip tozan genç ve güzel bir kadındır. Buna karşın bir şeylerin eksik olduğu hissiyle mutsuz bir hayat sürer. Başarısız bir intihar girişiminin ardından kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika, bu süreçte başka dünyaların insanlarını tanırken kendi benliğini de keşfetmeye başlar.

Paulo Coelho, Bosna ve Slovenya’da geçen, en sevilen romanlarından biri olan Veronika Ölmek İstiyor’da, varoluşumuzun her dakikasında yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapıyormuş gibi hissetmemizi istiyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkanları, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalanları ve tüm olumsuzluklara rağmen hayatın sonsuz değerini anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)
201 syf.
·3 günde·Beğendi
Söylesene: Hiç intihar etmeyi düşündün mü? Hiç mi? O halde okumaya yeltenme! Peki neden? Bir travma mı yaşadın? Bıçağı bileklerine geçirmeden veya soğukkanlı bir şekilde şah damarını kesmeden önce soğuğu hissettin mi? Ürpertiyi ensende alabildin mi? Yoksa bütün bunlara rağmen hayati zevkler, şaşalı geçici hevesler ve korku seni alıkoyup vaz mı geçirdi? İntihar mı etmek istiyordun, yoksa edebilmeyi mi? Hiçbiri mi, koca bir hayır mı? Yoksa ağlıyor musun?...

İntihar etmek zeka işidir. Sıradan insanlar sıradan şekilde hayatlarına son verirler. Sanki hiç var olmamış gibi geldikleri gibi giderler. Kim bilir, belki böylesi daha iyidir...

İyi olan ve bir o kadar spesifik olan sorgulamaktan kaçınmaktır. Hiçlik o kadar içe siner ki; basit olmak, bir hiç olmak, sessizliği kulak delercesine, hissedercesine paralar benliği. İnsan sorguladığı andan beri anlam arayışının boşluğa sürüklendiğini düşünür, evre oraya doğru sürüklenir. Tamamlanması ise uyku gibidir: üzerine gitmek tatlı, devam ettirmek kâbusun dozunu artırmaya sebebiyet verir...(tekrar ve tekrar)

Peki en son ne zaman intihar etmek istedin? Sahiden bunu içten bir şekilde isteyip denemeye kalktın? Bu düşünce oluşmadan önce ne yapmıştın peki? Bir dakika, bir saat, bir gün öncesinde neyle meşguldün? Şimdi sorayım: Bir insan neden intihar etmek ister? Hayattan sıkıldığı için mi? Yoksa umutsuzluktan mı? Hiçbiri. Çünkü bunlar çoğaltılması doğal varsayımlar. Neden mi?İntihar etmek ister çünkü başka çaresi yoktur. Ama her zaman bir çare vardır! Evet, her zaman bir çare vardır ama istisnalar kaideyi bozar...

Bir hafta ömrünüz kalsaydı, ilk yapacağınız şey, son kez yapacağınız deneyim veya hep isteyipte ertlediğiniz şey ne olurdu?

Veronika, 22 yaşlarında genç, güzel, gezmeyi ve sosyal takılmayı seven bir kadın olmasına rağmen hayattan zevk alamıyor, her daim bir şeylerin eksik olmasından kaynaklı yeterince mutlu olamayan bir kadındır. Bir gün intihar girişiminde bulunur ve hayata veda ettiğini sanarken, gözlerini açar. ''Burası cehennem mi?'' dedi Veronika. Derinden bir ses, 'hayır, daha vaktin var.' dedi. Veronika intihar girişiminin başarsızlıkla sonuçlandığını ve kendisinin bir akıl hastanesinde olduğunu anlar. İntihar girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını öğrenen ve hoşnutsuz olan Veronika'ya iyi haberi Dr.İgor, "Yarım bıraktığın iş tamamlanacak, çünkü en fazla 1 hafta ömrün kaldı.'' der. Veronika, ilk birkaç günde hastaneyi pek umursamaz, çünkü birkaç gün sonra hayatta olmayan biri için yapacak pekte bir şey yoktur. Ama 3-4 gün geçtikten sonra hastanedekilerle arkadaşlık kurmaya çalışır. Bunlardan biri şizofreni hastası Eduard'dır. Eduard, Veronika'nın piyano çalmasına tutulmuş bir gençtir. Veronika Eduar'da karşı tarifi olmayan birtakım duygular besler, ölümün yaklaştığı günlerde onunla beraber olmak ister. Ancak Eduard, kimseyle konuşmamış ve herkese konuşmadığını sahiden bir şizofreni olduğuna ikna etmiştir. Vaktinin dolmasına sadece 1 gün kalan Veronika, Eduard ile yürüşteyken Eduard konuşur ve ona bu son günü dışarda geçirmek gerektiğini söyler ve elinden tutup firar ederler. Lüks bir lokantada yemek yerler, gece boyu şarap içerler ve birbirlerine sarılarak ağlamaya başlarlar...

Kitap son derece sürükleyici, düşündürücü, imgelere ve kısa sözlere yer verme açısından tatmin edecek şekilde yazılmış. Özellikle kapak fotoğrafı olan fotoğraf gerçekten okumayan birini, 'Hımm, acaba nasıl bir şey, nasıl bir hikayesi var.' dedirtebilecek türden.

Karakter isimleride son derece akılda kalıcı, bölgesel isimler olmasından beğenilecek ve kitabın yer yer kopmasından dolayı bile olsa akıldan çıkmayacak ve kopmasına izin vermeyecek türden önemliydi. Veronika, Eduard, İgor...

Kitaptan birkaç bölüm paylaşmak istiyorum:

''Kendini vurmak, yüksek bir yapıdan atlamak, kendini asmak, bu seçeneklerden hiçbiri onun kadınsı doğasına uymuyordu. Kadınlar kendilerini öldürek için çok daha romantik yöntemler seçer; bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi.'' (15)

Kadınlar üzerindeki bu tespiti beni mestetti diyebilirim. Ama bu tespit sadece kadınlar üzerinde mi etkili emin değilim. Paulo Coelho belki de, kadınların ağır duygusal yönlerine dikkat çekmek için bu tespiti yapmış ve intihar girişiminde olan birinin, bir kadının farklı düşüncelerine ve duygusal açıdan şiddet eğilimi gösterdiğini vurgulamıştır.

2-''İki dileğim olacak. Birincisi bana öyle bir ilaç verin ki uykum gelmesin ve yaşamımın geri kalanının her anını yaşayabileyim. Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da...''

Okurken acıyı hissettiniz mi? Problem değil, o da hissetti.

Kitaptan bir söz:

''Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani başkalarından farklı olanlar.''

Keyifli okumalar.
216 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Dürüst davranmak gerekirse inanın bu kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim. Merakımı gidermek adına almış olduğun bu kitap en sevilenler arasında ki yerini almıştır benim nezdimde. Psikanalizlerin ve deneyin, duygusal anaforların ve davranış biçimlerinin, isterik ve tepkilerin ortaya döküldüğü harika bir kitap.
Bu yazar bir kez daha beni şaşırttı...
Tavsiye ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum..
201 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Okuduğum ikinci Paulo Coelho kitabı ve bir birinden zıt iki kitap, çok yönlü bir yazar olduğunu düşünüyorum.

“Paulo Coelho gençken anne ve babası tarafından üç kez akıl hastanesine gönderildi. Aylarca hastanede kaldı. Sakinleştiriciler ve elektroşok verilerek tedavi uygulanmaya çalışıldı.” Bu deneyimleri üzerine kurulu bir kitap aslında.

Delilerin dünyasında kuralsızlık hakim yasa yok,ceza yok...Aslında kitapta delilikten kasıt şizofrenler,panik atak krizleri geçirenler, intihar teşebbüsünde bulunanlar bunların hepsi bir çatı altında toplanmış.Bu kitabı kendinizi güçsüz ve yaşamdan soğumuş hissettiğiniz bir dönemde okursanız size kendinizi ve yaşamınızı sorgulatır, her günümüzün bir birinden özel ve kıymetli olduğu bilincine kavuşursunuz.İçinize umut aşılar.Kitabı 5 ay önce aldım pişmanım aldığım gibi hemen okumadığım için.Sağlıcakla kalın.
216 syf.
·8 günde·8/10 puan
Aslında hepimiz ölümü bekleyen canlılarız. Kimimiz erken veda ediyor, kimimiz geç, kimimiz hayatını sonlandırmak istiyor, kimimiz devam etmek...
Veronika hayatı fark etmeyip yaşamını sonlandırmak isteyenlerden. Hayatının her günün aynı geçmesinden sıkılmış, acı çekmek istemediğinden hayatını sonlandırmak isteyen bir kız.
Villette yaşadığı olaylar, tanıştığı insanlar sayesinde bazı şeyleri farkına varıyor.
Dr. İgor Veronika üzerinden bir şey deniyor.
Denediği şey hem ilginç hem başarılı.
Ben bu kitabı okuduktan sonra şunu düşündüm; hepimiz bazen bazı olaylara katlanamıyor, yaşamımıza son vermek istiyoruz.Bu kitabı okuduktan sonra tekrar bir düşünün derim, gerçekten yaşamak istemiyor musunuz?
216 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bence tam günümüzü anlatan bir roman. Hayattan hiçbir tat almayana yaşamak için sebebi olmadığını düşünen insanların yaptığı gibi intihar eden kızın ölümü beklemesini anlatıyor. Doktor müdahalesi ve en önemlisi ise sevgi ile hayata tutunma hikayesi.
248 syf.
·3 günde·8/10 puan
Coelho'nun kitapta geçen tanrı ve insanoğlu arasındaki çıkmazın bir sokaktan ibaret olduğunu gözler önüne sererken o sokağın bir dünyaya ait oluşunu da görmemiz için bize vasıflar sunuyor.
Veronika aslında ölüme giden yolda sadece kendini tanımıyor aynı zamanda ölümün, hayatın, ve hayatımıza girebilecek insanların etki, tepki ve amaçları doğrultusunda bizleri nasıl etkilediğini de görüyor.
Kitabın sonuna doğru Veronika ile beraber sizde ölüm korkusunun acı tadını alıyorsunuz. Yaşama olan inançlar bizi sadece varoluşumuzla bağlamıyor bize kendimizin, isteklerimizin ve arzularımızın da gün yüzüne çıkmasında etkili oluyor.
Veronika bunların tadına yaşama susamışcasına bakıyor.
Fakat ölümün ona hissettireceği duyguları basite alan Veronika heykellerle inançlarını, müziklerle ruhunu, insanlarla da duygularını tamamlamaya çalışıyor.
Ben okurken keyif aldım. Sizlerin de okurken içinizden karanlığa hapsolmuş ve içten içe size hükmeden duyguların kitaba aktığını hissedeceğinizi düşünüyorum.
Keyifli okumalar dilerim.
:)
201 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu yıl okuduğum en iyi 10 kitap listesine girecek Veronika ..
Neden :
Çünkü bu kez yazar beni yakalamayı başardı. .çok keyifle okuduğum"" veronika ölmek istiyor "" aslında kimin akıllı kimin deli olduğunu bir kez daha düşünmemizi sağlayan bir kitap .
İntihara meyilliler ,panik ataklılar, şizofrenler dünyasına ufak bir yolculuk yaptırıyor bize ..

Kendi kendimize sorduğumuz soruları, günlük yaşamda bize "mutlaka" olmalı diye dayatılan olguların aslında olmasada olabilirligini....

Başkaları icin mi , kendimiz icin mi yasadigimiz ,aslinda kim olduğumuz yada kim olmak istediğimiz gibi milyon şimsek çakışı sorular yüklüyor bize ve bunu yaparken bir müzik eşliğinde kayarcasina alıp giden bir roman ...

Coelho nun bu kadar kadın gözüyle dıştan bakış -iç dünya yansıması beni baya baya şaşırttı ...

Dip Not.

Bu kitabi okuduktan sonra insanda piyano klasikleri dinleme isteği uyanıyor :)
Özellikle johan sebastian bach / adagio

Hayata bir mola vermek istediğiniz an veronika yı okuyun lütfen ...benden tavsiyedir
Aklı selim ve huzurla kalın. .
216 syf.
·Puan vermedi
Söylesene: Hiç intihar etmeyi düşündün mü? Hiç mi? O halde okumaya yeltenme! Peki neden? Bir travma mı yaşadın? Bıçağı bileklerine geçirmeden veya soğukkanlı bir şekilde şah damarını kesmeden önce soğuğu hissettin mi? Ürpertiyi ensende alabildin mi? Yoksa bütün bunlara rağmen hayati zevkler, şaşalı geçici hevesler ve korku seni alıkoyup vaz mı geçirdi? İntihar mı etmek istiyordun, yoksa edebilmeyi mi? Hiçbiri mi, koca bir hayır mı? Yoksa ağlıyor musun?...

İntihar etmek zeka işidir. Sıradan insanlar sıradan şekilde hayatlarına son verirler. Sanki hiç var olmamış gibi geldikleri gibi giderler. Kim bilir, belki böylesi daha iyidir...

İyi olan ve bir o kadar spesifik olan sorgulamaktan kaçınmaktır. Hiçlik o kadar içe siner ki; basit olmak, bir hiç olmak, sessizliği kulak delercesine, hissedercesine paralar benliği. İnsan sorguladığı andan beri anlam arayışının boşluğa sürüklendiğini düşünür, evre oraya doğru sürüklenir. Tamamlanması ise uyku gibidir: üzerine gitmek tatlı, devam ettirmek kâbusun dozunu artırmaya sebebiyet verir...(tekrar ve tekrar)

Peki en son ne zaman intihar etmek istedin? Sahiden bunu içten bir şekilde isteyip denemeye kalktın? Bu düşünce oluşmadan önce ne yapmıştın peki? Bir dakika, bir saat, bir gün öncesinde neyle meşguldün? Şimdi sorayım: Bir insan neden intihar etmek ister? Hayattan sıkıldığı için mi? Yoksa umutsuzluktan mı? Hiçbiri. Çünkü bunlar çoğaltılması doğal varsayımlar. Neden mi?İntihar etmek ister çünkü başka çaresi yoktur. Ama her zaman bir çare vardır! Evet, her zaman bir çare vardır ama istisnalar kaideyi bozar...

Bir hafta ömrünüz kalsaydı, ilk yapacağınız şey, son kez yapacağınız deneyim veya hep isteyipte ertlediğiniz şey ne olurdu?

Veronika, 22 yaşlarında genç, güzel, gezmeyi ve sosyal takılmayı seven bir kadın olmasına rağmen hayattan zevk alamıyor, her daim bir şeylerin eksik olmasından kaynaklı yeterince mutlu olamayan bir kadındır. Bir gün intihar girişiminde bulunur ve hayata veda ettiğini sanarken, gözlerini açar. ''Burası cehennem mi?'' dedi Veronika. Derinden bir ses, 'hayır, daha vaktin var.' dedi. Veronika intihar girişiminin başarsızlıkla sonuçlandığını ve kendisinin bir akıl hastanesinde olduğunu anlar. İntihar girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını öğrenen ve hoşnutsuz olan Veronika'ya iyi haberi Dr.İgor, "Yarım bıraktığın iş tamamlanacak, çünkü en fazla 1 hafta ömrün kaldı.'' der. Veronika, ilk birkaç günde hastaneyi pek umursamaz, çünkü birkaç gün sonra hayatta olmayan biri için yapacak pekte bir şey yoktur. Ama 3-4 gün geçtikten sonra hastanedekilerle arkadaşlık kurmaya çalışır. Bunlardan biri şizofreni hastası Eduard'dır. Eduard, Veronika'nın piyano çalmasına tutulmuş bir gençtir. Veronika Eduar'da karşı tarifi olmayan birtakım duygular besler, ölümün yaklaştığı günlerde onunla beraber olmak ister. Ancak Eduard, kimseyle konuşmamış ve herkese konuşmadığını sahiden bir şizofreni olduğuna ikna etmiştir. Vaktinin dolmasına sadece 1 gün kalan Veronika, Eduard ile yürüşteyken Eduard konuşur ve ona bu son günü dışarda geçirmek gerektiğini söyler ve elinden tutup firar ederler. Lüks bir lokantada yemek yerler, gece boyu şarap içerler ve birbirlerine sarılarak ağlamaya başlarlar...

Kitap son derece sürükleyici, düşündürücü, imgelere ve kısa sözlere yer verme açısından tatmin edecek şekilde yazılmış. Özellikle kapak fotoğrafı olan fotoğraf gerçekten okumayan birini, 'Hımm, acaba nasıl bir şey, nasıl bir hikayesi var.' dedirtebilecek türden.

Karakter isimleride son derece akılda kalıcı, bölgesel isimler olmasından beğenilecek ve kitabın yer yer kopmasından dolayı bile olsa akıldan çıkmayacak ve kopmasına izin vermeyecek türden önemliydi. Veronika, Eduard, İgor...

Kitaptan birkaç bölüm paylaşmak istiyorum:

''Kendini vurmak, yüksek bir yapıdan atlamak, kendini asmak, bu seçeneklerden hiçbiri onun kadınsı doğasına uymuyordu. Kadınlar kendilerini öldürek için çok daha romantik yöntemler seçer; bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi.'' (15)

Kadınlar üzerindeki bu tespiti beni mestetti diyebilirim. Ama bu tespit sadece kadınlar üzerinde mi etkili emin değilim. Paulo Coelho belki de, kadınların ağır duygusal yönlerine dikkat çekmek için bu tespiti yapmış ve intihar girişiminde olan birinin, bir kadının farklı düşüncelerine ve duygusal açıdan şiddet eğilimi gösterdiğini vurgulamıştır.

2-''İki dileğim olacak. Birincisi bana öyle bir ilaç verin ki uykum gelmesin ve yaşamımın geri kalanının her anını yaşayabileyim. Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da...''

Okurken acıyı hissettiniz mi? Problem değil, o da hissetti.

Kitaptan bir söz:

''Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani başkalarından farklı olanlar.''

Keyifli okumalar.
216 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Puan: 4.5/5

Bu yıl okuduğum en güzel, en favori kitaplardan biri oldu. Kendinizi kötü hissettiğiniz, içinizde yaşamaya dair hiçbir umudunuzun olmadığı bir zamanda bu kitabı okuyun.

Hayatında başarılı, güzel, her anlamda ailesinin desteğini alan, her şeye sahip olan fakat buna rağmen mutsuz olan, acı çeken Veronika'nın başaramadığı intihar girişimini ve başarısızlıktan sonra yatırıldığı Villette Hastanesi'nde geçen 1 haftalık zaman dilimini okuyoruz. Veronika için o bir haftalık süreç hem çok hızlı hem çok yavaş geçtiğini söyleyebilirim.

Kitapta hastanede şizofren tanısı konulan ve panik atak sorunları olan iki kişininde görünmeyenin ardındaki gerçekleri, asıl hikâyelerini de okuyoruz. Kitabın bu yönünü çok sevdim. Bu hayatı gerçekten hakkını vererek yaşıyor muyuz? Benliğimizi tam anlamıyla keşfetmiş, nasıl bir insan olduğumuzu, eksiklerimizi, fazlalıklarımızı biliyor muyuz? Sadece bir hafta yaşayabileceğinizi söyleseler hissedemediğiniz her duygunun peşinden gidebilme cesaretini gösterebilir miydiniz?

Psikanalizlerin, sorgulamaların, düşüncelerin, Tanrı-insan arasındaki ilişkiyi derinlemesine anlatan bir o kadar da sayfaların akıp gittiği çok kolay okunan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Çok beğendim, herkesin en kötü zamanlarında okumasını tavsiye ettiğim ve o zamanların kurtarıcısı olacağına eminim. Okuyun, okutun.
216 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu Kitap kendi kendimize sorduğumuz soruların cevabı resmen.
Biz kim için yaşıyoruz?
Kendi istediğimiz yaşam mı bu yoksa başkalarını hayal kırıklığına uğratmamaya çalıştığımız yaşam mı?
Üstümüze yıkılan sorumlulukları yerine getirme çabasından mı geçiyor sadece hayatımız?

Kendinizi güçsüz ve çaresiz hissettiğiniz anda okuyabileceğiniz bir kitap. İyi bir yol gösterici.
Her günün her anın önemini çok güzel vurguluyor.

İnsan bir şeyler elinden kayıp gitmedikçe değerini anlayamaz.

Paulo Coelho
213 syf.
·4/10 puan
Kitap hakkında söylenebilecek bariz en saçma şey akıl hastanesine herkesin rahatlıkla girip çıkması olur ayrıca karakterlerin her hareketinin detaylı anlatılmış olması bu kitap neden 213 sayfa sorusunu sordurdu bana.

Kitaptaki en çarpıcı olaya gelecek olursak sanırım eduard ile veronika arasında geçen gereksiz uzatılan ve aslında yer bile verilmemesi gereken kısım diyebiliriz bir kadının kendini tatmin edici eylemde bulunması (üstü kapalı tabir ile) bence bu kadar hayatı sorgulatacak bir mesele haline gelmemeliydi.

İnsanların bu kitaba olan pozitif geri bildirimlerinin yanı sıra yazarın ilk kitabı olan "simyacı" romanı beni bu eseri almaya iten en büyük 2 etken ama her konuda olduğu gibi beklenti büyüdükçe,romanın da bir o kadar kalitesi olması gerekiyor fakat istenen ve verilen düzey arasında bariz bir fark var.Bunu düşünme sebebim temel olarak arka kapaktan farklı olarak hayatında her istediğine sahip olmuş birisinin aslında ne kadar boş bir amaç için intihar ettiğini okuduğumda başladı

sonuç olarak hepimiz hayatımızın bir döneminde özellikle içinde bulunduğumuz pandemide tekdüze hayat sürüyoruz fakat bu romandaki karakterimiz olan ve üstüne üstlük her şeye sahip karakterimiz için ölüme gidebilecek bir durum.

İnsan kendi yolunu kendi çizer,tutkularını kendi bulur ve hayatta tek bir amacınız yoksa bile şu cümleyi hayatınıza empoze edin ;

"nefes alıyorsak umut var demektir"

sevgiyle..
163 syf.
·Puan vermedi
*Veronika her gün aynı şeyleri yaşamaktan bunalmış bir kadın. Hayatının hep aynılık üzerine inşa edilmesi artık onu sonsuz bir yoksunluğa itiyor. Bu yoksunluğunun sonucunda hayatını sonlandırma kararı alıyor. Kendisini daha özgür hissedebilmek için kiraladığı bir manastır odasında uyku ilaçları içip intihar girişiminde bulunuyor. Gözünü açtığında, başucunda birkaç hemşirenin onunla konuşmaya çalıştıklarını anlıyor. Kendini öldürmeyi bile beceremediğini anlıyor. Birdenbire kendini bir akıl hastanesinde buluyor ve oradaki türlü "hasta"ların hikâyelerine dalıyor. Bazılarının iyileştiklerini ama hâlâ hastanede kalmak istediklerini fark ediyor ve hak da veriyor onlara. Çünkü insanlar size "deli" gözüyle baktıklarında saf özgürlüğü elde etmiş oluyorsunuz. Toplum tarafından belirlenen tüm kalıp ve normların dışında yargılanıyorsunuz. Normal olanın doğru sayılma gerçeği, insanın kendisini keşfetmesindeki en büyük engellerden biri olduğunu da fark ediyor Veronika. Hastanedeki doktor İgor'un onun az bir vakti kaldığını söylemesiyle Veronika hayata başka bir pencereden bakmaya başlıyor. Veronika'nın öleceği gerçeği orada yaşayan birkaç hastaya da ilham oluyor. Toplumdan kaçmaktansa, onların yanında da "deli" yani özgür olabiliriz düşüncesine kapılıyorlar. Veronika tanıştığı bir erkek hasta Eduard ile duygusal bağ kuruyor. Sevginin en büyük "deli"lik olduğunun farkına varıyor ve son günlerini bu delilikle geçiriyor. Kendimizi, sırf normlara uymuyor diye keşfetmemiş tüm "normal" insanlara yani bize birer eleştiri var kitapta. Toplumun belirlediği ve çizdiği yolda aklıselim ilerlemeye devam ettikçe, delilere ve delirmekte olanlara dışlanmış gözüyle bakmaya devam edeceğiz. Oysa akıllı olmak neyimize yaradı ki ?

"Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz."
Bir psikiyatriste içini döken insanlar, bir papazla günah çıkarırken olduğundan daha rahat konuşuyorlardı, çünkü hekimler onlara cehennem ateşinden söz etmiyorlardı.
Paulo Coelho
Sayfa 150 - Can yayınları
Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha kötü bir yer mi olurdu? Hayır insanlar daha yürekli daha mutlu olurlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Ciltli
ISBN:
9789750740961
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decides to Die
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Veronika görünüşte her istediğine sahip, renkli bir yaşam süren, erkeklerle gezip tozan genç ve güzel bir kadındır. Buna karşın bir şeylerin eksik olduğu hissiyle mutsuz bir hayat sürer. Başarısız bir intihar girişiminin ardından kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika, bu süreçte başka dünyaların insanlarını tanırken kendi benliğini de keşfetmeye başlar.

Paulo Coelho, Bosna ve Slovenya’da geçen, en sevilen romanlarından biri olan Veronika Ölmek İstiyor’da, varoluşumuzun her dakikasında yaşam ile ölüm arasında bir seçim yapıyormuş gibi hissetmemizi istiyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkanları, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalanları ve tüm olumsuzluklara rağmen hayatın sonsuz değerini anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 32bin okur

  • Deniz
  • eda Katipoğlu
  • Evrim erdoğan
  • Esen Demir
  • Ömer Faruk Yazıcı
  • merve
  • Mehmet Ilgen
  • Ilaha Jabbar
  • İçindekikahkaha
  • Mehmet Görkem GÜNDOĞDU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.5 (141)
9
%1.3 (129)
8
%1.6 (149)
7
%0.7 (65)
6
%0.3 (27)
5
%0.1 (11)
4
%0 (2)
3
%0 (1)
2
%0 (1)
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları