Vitrinde Olmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
1653
Gösterim
Adı:
Vitrinde Olmak
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
314
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759956066
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
"Geçen asrın (XIX.) ortalarına kadar ülkemiz esnafı dükkânına vitrin yapmıyordu. (Vitrin bize batıdan gelmiş, önce azınlıklar uygulamıştır.) Kepenkleri ve kapıyı açıyor, uygun bir yerde ise malının bir kısmını dükkânın önüne koyuyordu. Malın satışı hususunda özel bir gayreti, (süsleme-paketleme-cilalama vb.) görülmüyordu. Zaten malı olduğundan farklı göstermek (yani çirkini güzel kılmak, malı olduğundan fazla parlatarak müşterinin aklını çelmek) âdaba aykırı sayılırdı. Sonunda bizde de şu söz kanun oldu: 'Vitrinde olmaz isen satış şansın yoktur.'"

Yirmi yıllık bir süre zarfında yazdığı gazete yazılarından hazırlanan seçkinin bu üçüncü kitabında Mustafa Kutlu bizlere, hikâyelerinde olduğu gibi yine insanı ve hayatı anlatıyor; kaybettiklerimizi hatırlatıyor…
(Tanıtım Bülteninden)
314 syf.
·6/10
Yazar kitabında modern zamanları eskilerden örnekler vererek eleştiriyor.Tarım,hayvancılık,ekonomi,çevre,şehirleşme,modernleşme,eğitim vs.konulardaki sorunların çözümüne yönelik görüşlerini aktarıyor.Bu konulara farklı bir bakış açısından bakmak adına okunabilir.
314 syf.
Tam iki ay elimde sürüklenen bir kitap oldu. Daha önce yazarın okuduğum kitaplarına baktığımda bu kitap akıcı olmasına rağmen bitmek bilmedi. Geçmişten günümüze bir değerlendirme olmuş.
314 syf.
·7 günde
Mustafa Kutlu'nun kitaplarını ve kendisini severim ancak bu kitabını çok beğenmedim ve biran önce bitirmek istedim. Başlarda çok güzeldi ancak sonlara doğru konular hep tekrar etti. Aynı şeyleri okumak sıkıcıydı. Sayın Mustafa Kutlu hikaye yazmalı.Kitap 312 sayfa. 150 sayfada derdini anlatabilirdi diye düşünüyorum. Yine de okunabilir. Derdi güzel.
314 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Gerçekleri söyleyecek "açık sözlü" insanlara ihtiyacımız var. Toprağa gömülmüş kafalar gerçekleri görmek istemese de birileri "aydınlık!" gerçeği söylemeli. Bunu yapan da çıkar gözetmemeli, duyguları halis olmalı. Sayın Kutlu' nun zaman içinde muhtelif yerlerde kaleme aldığı yazıların derlemesi şeklinde neşredilmiş bir eser. Maziye olan özlem, doğa, ağaç, kitap, öğretmen, köylerin durumu, tarım, sanayileşme... Pek çok konuya getirdiği bakış açısıyla Kutlu bize görünenin ardındakine bakmayı öğretiyor. Yazılar derleme olduğundan aynı konular tekrara düşmüş görünse de yazılara öğüt nispetinde bakıldığında her seferinde " aldım, kabul ettim" demek gerek. Öğüt almak için sabırla okunmalı.
314 syf.
·Beğendi·8/10
Mustafa Kutlu'nun yaklaşık son beş yıldır yazdığı köşe yazılarından bir seçki olarak sunulmuş bu denemeler... Mustafa Kutlu'nun özellikle hikayeleri olmak üzere tüm kitaplarını severek okuyan biri olarak bu kitabı beklentilerimi karşılamayan ilk kitabı oldu. Diğer eserlerine göre nispeten daha hacimli fakat tekrar edilen konular veya ifadeler sıkıcı bir hal aldı bir süre sonra. Çünkü değişik zamanlarda yazdığı köşe yazılarında benzer konulara temas ettiğinden bunların bir araya getirilmesi bu duruma yol açmış. Yine de bendeki Mustafa Kutlu'nun olumlu algısı, bu kitabın olumsuz yanlarına rağmen içindeki kimi güzel yazılarından dolayı da okuttu kendini...
314 syf.
·Puan vermedi
Bu zamana kadar okuduğum kitapları ile kıyaslayacak olursam biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim ancak yine de kaleminin gücünü gösteriyor bizlere sayın Kutlu. Daha çok köşe yazılarının derlemesi ile oluşan bir denemeler zinciri olmuş. Allah kalemine zeval vermesin.
314 syf.
·Puan vermedi
mustafa kutlu yazdigi yazilardan secme bi eser. Yazar gunumuz degerlerinin nasil metalastigini parasal olmasa bile para yerine ikame edilen populer kültürun sermayesi haline geldigini insanın insan olma ozelliginden kaynaklanan duygu dunyasinin nasil bi vitrin malzemesi oldugunda. bahsediyor. Gunumuz dunyasinda okunmasi gereken nadide bir eser.
314 syf.
·10/10
Mustafa Kutlu deyince aklıma; çiçeklerin türlüsü, kuşların türküsü, köydeki üzüm salkımı, horozların ötüşü, toprağın işlenişi, tek kat bahçeli ev ve kanaat ekonomisi geliyor aklıma. Tabi dua ve şükrü de unutmamak lazım. Son kitabı Vitrinde Olmak dün bitti.

Mustafa Kutlu’nun okumadığım es geçtiğim kitabı var mıdır, belki pek azdır. Mustafa Kutlu hem hikâyeci hem de bir köşe yazarı. Yaklaşık yirmi yıldır bir gazetede yazıyor. Bazen güncel siyaseti, bazen gördüğü bir fotoğrafı, bazen artık göremediği resimleri, bazen umutlarını bazen hayallerini ve çoğu zaman da gönlündekini yazıyor. Gün oluyor, alıp bizi götürüyor bir taşlı tarlaya, alın diyor, ter diyor, istikbal burada diyor; gün oluyor alıyor eline bir portakalı, “Portakal işte böyle yenir.” diyor. Ve bizim de ağzımızın suyu akıyor.

Mustafa Kutlu’nun senaristlik yönünü, sinemacı yönünü unutmamak lazım bu yazılarda. Sade, anlaşılır ve samimi bir üslubu var. Yazmıyor oynatıyor hayatı kaleminde. Mustafa Kutlu halktan biri. Onlar gibi inanıyor, onlar gibi yaşıyor, onlar gibi düşünüyor. Bakmıyor üst perdeden. Tam bir Müslüman. Bazen kitaplarında dualarına rast geliyorum, canı gönülden âmin diyorum.

Kitabı okurken ara ara gaza geliyordum hani. O aralar şöyle bir not almışım:

“Ne zaman Mustafa Kutlu okusam, tası tarağı toplayıp köyüme gidesim gelir. Bakmayın siz köyüm dediğime, bir günlük de olsa şöyle ahım şahım bir köy hayatım yoktur. Zaten benim bir köyüm de yoktur. Kendi köyüm olmasa da bir köy buluruz. Gidersin yaparsın iki göz oda. Ah bir de bahçe. Bahçenin yanında iki evlek sebze. Etrafı meyve ağaçları. Köşede bir ahır, birkaç inek, üç tavuk. Karabaş kapının yanında. Şöyle üç beş dönüm tarla. Öyle beklemeyeceksin çok para. Her şey organik. Tesbih bir yanda. Kitap bir yanda. Bilgisayar mı, at onu, at onu. Kalem kâğıt, tamam o olur. Atımı getirin dayanamıyorum, deehh! Hadi oğlum, kurtul betondan, çık asfalttan, gir toprak yola, şöyle çağıl çağıl akan dereye doğru uçur beni...”

Mustafa Kutlu’nun kitabında ne mi var? Ne yok ki! Silaha Hayır’dan, Aç Doyuran Aç Kalmaz’a; Kainat Kitabı’ndan Kavun Karpuz’a; Kalbin Sesi’nden Toprak Dede’nin Sesi’ne kadar her şey. Öteki Diye Biri Yok, Aramıza Kim Girdi diye soruyor Kutlu.

İşte kitaptan altını çizdiğim satırlar:

(İnsanları) Hazreti Peygamberin hayatına çağırıyorum. Bir öğünde kaç kap yemek yiyordu? Kaç kat elbisesi vardı? Nasıl bir evde otururdu? Ne kadar sadaka veriyordu? O devir başka, bu devir başka. Eh, ahir zamandayız. İnsanoğlu ahir zamanda azacak.

Gençleri bezgin olan bir ülkenin istikbali karanlıktır.

Çocuğun tabiatı sevmesi onu tanımasına bağlı. Ayakları toprağa değecek, eliyle fidan dikecek, çiçek dikecek ona bakacak, sulayacak, dibini çapalayacak; büyüdüğünü, fidanın meyve verdiğini, saksıdaki çiçeğin açtığını görecek, işte o zaman toprağa ve tabiata bağlanır. Ağacın, kuşun, böceğin, çiçeğin kıymetini bilir. Kalbi yumuşar, sevgisi artar, insanlara karşı daha müşfik davranır.

Güneş mor dağların ardına çekiliyor. Daha karanlık basmadan tepsi gibi bir ay doğuyor. Bir kuş dertli dertli ötüyor. Aklımdan çocuklar, aile, komşuluk, sevgi, saygı, merhamet, şefkat, feragat, cömertlik, sabır, şükür, öte dünya, hesap günü geçiyor. Eski bir şarkı geçiyor: “Kavuşmamız mahşere kaldı.” diyor.

Bizler soğuk pınarlardan çok sular içtik, billur gibi derelerde alabalıkları seyrettik, korkarım bizden sonraki nesiller suyu sadece şişelerde görecek.

Hem konforun kuş tüyü kucağında yiyip, içip şişeceksin; hem de dal gibi kalmaya kalkacaksın. Nerede o pırasanın bolluğu.
Şunu unutmayın bir yer 'turistik' hale gelince oranın bekaretinden bahsedilemez.Turistin arzusuna göre biçim alır ve otantik halini kaybeder.Bir kartpostal olarak belki gelir getirebilir ama asla estetik sayılamaz.Kainatın kitabından bir sayfayı yırtıp almış olursunuz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vitrinde Olmak
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
314
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759956066
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
"Geçen asrın (XIX.) ortalarına kadar ülkemiz esnafı dükkânına vitrin yapmıyordu. (Vitrin bize batıdan gelmiş, önce azınlıklar uygulamıştır.) Kepenkleri ve kapıyı açıyor, uygun bir yerde ise malının bir kısmını dükkânın önüne koyuyordu. Malın satışı hususunda özel bir gayreti, (süsleme-paketleme-cilalama vb.) görülmüyordu. Zaten malı olduğundan farklı göstermek (yani çirkini güzel kılmak, malı olduğundan fazla parlatarak müşterinin aklını çelmek) âdaba aykırı sayılırdı. Sonunda bizde de şu söz kanun oldu: 'Vitrinde olmaz isen satış şansın yoktur.'"

Yirmi yıllık bir süre zarfında yazdığı gazete yazılarından hazırlanan seçkinin bu üçüncü kitabında Mustafa Kutlu bizlere, hikâyelerinde olduğu gibi yine insanı ve hayatı anlatıyor; kaybettiklerimizi hatırlatıyor…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 144 okur

  • Esra değer
  • Ebrar Feyza Vurmaz
  • Robin Hood
  • Mehmet şah güneş
  • merve
  • Melisa Çalıkoğlu
  • Fahrettin KAYA
  • Dilara Göksu
  • Sinem
  • SPOR TRABZON

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%25.5
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%17.6
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%7.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.2
Erkek
%61.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.3 (10)
9
%5.3 (2)
8
%23.7 (9)
7
%18.4 (7)
6
%5.3 (2)
5
%7.9 (3)
4
%2.6 (1)
3
%2.6 (1)
2
%5.3 (2)
1
%2.6 (1)