Vor uns das Leben

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.332
Gösterim
Adı:
Vor uns das Leben
Baskı tarihi:
2 Ekim 2014
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783863960735
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
INK Egmont
Baskılar:
Tersyüz
Vor uns das Leben
376 syf.
·Beğendi·10/10
Tersyüz öyle iyi yazılmış ki hayran kalacaksınız. Fedakar, temiz kalpli insanlar, dostluk, arkadaşlık, sevgi, aşk, hüzün... Her şey bu kitapta. Benim hayatıma bir anlam daha kattı. Bu kitabı hiç bir zaman kelimelerle tam olarak ifade edemedim. O yüzden hep sadece okuyun dedim. Lütfen sadece okuyun ve görün.
376 syf.
·8 günde·7/10
İlk başta bu kitabın bana hiç uygun olmadığını düşünmüştüm. Hatta ilk 80 sayfadan sonra kitaba ara verdim. Ve başka bir kitabı okuyup bitirdim.

İyiki de yarım bırakmamışım. Bu kitap o kadar duru bir dille yazılmış ki. Anlamakta zorluk çekmiyorsunuz. Konu çok güzel işlenmiş. İlk sayfalarda dişimizi sıkmamız gerekiyor sadece...

Hiçbir şey düşünmeden alın okuyun bence.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Başlarda bu kitap beni pek sarmaz falan diyerek başladım. Ancak daha sonra elimden bırakamadım. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap bana insanların sadece dış görünüşüne bakarak yargılamamayı öğretti. Açıkçası bakış açımı değiştiren bir kitap oldu diyebilirim. Fern ile çok fazla ortak noktamız vardı. Sürekli "Bu kız aynı ben yaa.." derken buldum kendimi.
İşin komik yani sanırım bende de biraz ÇKS (çirkin kız sendromu) var.
376 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Tersyüz şu ana kadar okuduğum en şahane kitaplar arasında. Çok keşfedilmemiş olmasına o kadar üzülüyorum ki... Çünkü Tersyüz, çoğu aşk romanından farklı olarak, okurlara gerçek sevgiyi gösteriyor. Bu incelemeyi yaparken kitaptaki olaylara hiç bir şekilde girmeyeceğim çünkü sizlere en ufak bir ipucu bile vermek istemiyorum.

Tersyüz, içinde çok güzel olaylar bulunduran, içinizi hem ısıtacak hem de soğutacak türden bir kitap. Sonu ağlatan kitaplardan. Son cümlesini asla unutamayacağınız kitaplardan... Okurlarına gerçek sevgiyi gösterebilecek, sevmek için gözlerimize ihtiyacımız olmadığını, gerçek sevgiyi içimizde hissedebileceğimizi tekrar tekrar hatırlatacak, dış görünüşün bizim aynamız değil, sadece seslerin bizi delirtmemesi için baktığımız renkler olduğunu en etkileyici biçimde anlatacak bir roman.

Bunların yanında gerçek dostluk ve arkadaşlıkları içinde bulunduruyor ve içinde harika bir kitap sevgisi var.
Benden kitap tavsiyesi isteyen herkese mutlaka öneririm ve sizlere de büyük bir şiddetle tavsiye ederim, lütfen yarım bırakmadan okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Keyifli okumalar :)
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitabı ilk aldığımda okumaya başladım. İlk birkaç sayfasından sonra konu iyice ortaya çıktı ve sürüklemeye başladı. Kitap o kadar güzel yazılmış ki hissettirdiği duygular ve olaylarda arada durup düşündüm. Gerçekten düşündüren muhteşem bir kitaptı.
376 syf.
·5 günde·9/10
Önümde sınav odaklı bir sene olduğu için bu süre zarfında kurgu bile olsa bana ucundan kıyısından bazı şeyleri öğretecek, şaşırtacak kitaplar okumaya çalışıyorum; bu nedenle bu tarz romanlar okumaya ara vermiştim. Fakat arkadaşım oku diye getirince kıramadım ve doğrusu pişman da değilim. :))

Lise döneminde gözlüklü, diş teli kulllanan, kimsenin dikkatini çekmeyen Fern Taylor ile güreşçi, olağanüstü yakışıklı, her konuda yetenekli olan Ambrose Young kitabımızın ana kahramanları. Bu konu çok klişe bir aşk romanı gibi geliyor ama öyle değil çünkü kitabı klişelerden kurtaran özel yanları var. En büyüğü ise; Fern'in kuzeni, güreş koçunun oğlu Bailey Sheen. Bailey, kas distrofisi hastası. Tekerlekli sandalyesine, sorunlarına rağmen hayatı hiçbir şekilde bırakmıyor. Hatta Ambrose ve Fern bütün mutluluklarını aslında ona borçlu. Bailey kitaptaki her bir karakter üzerinde etkili oluyor, onlara umut oluyor, biz okuyucuları bile gaza getirebiliyor. Ve kesinlikle başına gelenler bu kitabı sıradan bir aşk romanı olmaktan uzağa taşıyor.
Kahramanımız Ambrose Irak'ta askerlik yaparken tüm arkadaşlarını kaybedip, kendisi bütün yakışıklılığını kaybedince işler tersine dönüyor, bambaşka bir insan oluyor. Ama itiraf etmeliyim ki ben Ambrose'u en baştan itibaren sevdim. Normal şartlarda aşk romanlarında erkek kahramanın abartılı şekilde kusursuz tasvir edilmesi bana çok kasıntı gelirdi ama burada o kadar dozundaydı ki, hiç rahatsız olmadım, daha ilk bölümlerinde karakterlere ısındım.

Kitapta geçmişe gidişler de tam yerinde ve hep duygusaldı. Ve bir de, her bölüme koyulmuş isimler var, bunlar başta sıradan geliyor ama kitabın sonunda onun da bir hikayesi olduğunu öğrenince eminim ki bu sizi tebessüm ettirecek. :)

Unutmadan eklemeliyim; bu kitaptan da bazı yeni bilgiler öğrendim. Demek ki insan öğrenmek isteyince her yerden bir şeyler bulabiliyor, değil mi ? :)))
376 syf.
Kitabı alalı nerdeyse aylar oldu, ama rafa koyup bi türlü okuma fırsatım olmadı, bu kitaptan sonra aldığım kitapları okumama rağmen, bir türlü öncelik sırayı bu kitaba vermedim ama okuduktan sonra ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım. Yazarın anlatımı kitabın konusu herşey çok güzeldi. Aylarca rafı beklememesi gereken bir kitap bence. Ben çok beğendim.
376 syf.
·Beğendi
Güzelliğin sadece dış görünüş olmadığını anlatan harika bir kitap. Çok samimi , güzel bir konusu var. Hepimize bir çok şey katabilecek bir kitap. Bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Fern ve Ambrose'nin hikayesini yüreğinizde hissedeceksiniz.
376 syf.
·Beğendi·8/10
Çok anlamlı bir romandı. Fern ve Ambrose kesinlikle çok yakışan çiftlerdi. Aslında Ambrose'u pek sevemedim daha çok adını unuttuğum o fiziksel engelli karakteri en çok sevdim ben, fiziksel engellerine rağmen çok cesurdur ve bu bana ilham verdi. Değişik bir havası vardı kitabın, başlarda klasik bir gençlik romanıydı, yakışıklı okulun popüleri erkek ve çirkin kız falan. Ama o savaş kısmından sonra kitap tamamen farklı bir havaya büründü ve çok daha güzel bir hal aldı. Güzel bir genç yetişkin romanı. Genç yetişkin seviyorsanız kesinlikle okuyun. Kitap güzel bir aşkın yanında güzellik ve çirkinlik algısına da çok güzel bir şekilde değinmiş. Hiçbir zaman unutmayalım; hayatta her zaman ne oldum değil ne olacağım demeliyiz.
376 syf.
·Beğendi·7/10
Romantizmin sınırlarını zorlayan tadı damağımı yakan bir süre sonra evirip çevirip tekrar sil baştan okuyacağım kadar iddialı bir romandır , kendi edebi fikrim okudum beğendim tavsiyedir.
376 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitabı övüp durmak istemiyorum bu yüzden diyeceğim tek şey bu kitap alışılagelmiş bir aşk hikayesinden çok daha fazlasıydı. Güzelliğe olan saplantımızı, çirkin sandığımızın içindeki güzelliği nasıl göremediğimizi muhteşem bir şekilde anlatıyor . Hayatınıza yeni bir bakış açısı katacak bir kitap arıyorsanız hemen alın bu kitabı derim.
376 syf.
(spoiler içerebilir)
Bu kitap beni ne kadar durağanlaştırdı böyle.Kitap için söylenen 'günümüz güzel ve çirkini' kalıbını hiç yakıştıramadım açıkçası, çünkü o kadar basit bulmuyorum(sadece küçük benzerlikler var ama güzel ve çirkinden ayıran büyük farkları da var(bkz: canavar eski yakışıklılığına dönüyor ve bizim canavarımızın başta karakteri de kötü değil).Şunu da söylemeliyim ki kitap başta eğlenceliydi bu kadar çok ağlacağımı tahmin edemedim.Açıkçası kendimi bu denli kaptırmasam da ağlardım çünkü kayıplar derinden yaralıyor beni.Ölen ölüyor(adı üzerinde) ya geriye kalanlar, onların yerine koyarım hep kendimi, bir daha yüzünü görememek, gülüşünü duyamamak,varlığını hissedememek...Öyle acıymış, kedermiş yok bunlar dokunmuyor bana.Okurken ne olacağını biliyorum az çok sayfayı çevirmek gelmiyor içimden, hala yaşıyorlarken bırakayım diyorum ama yarım bırakmayı da yakıştıramıyorum, yazara sitem ediyorum biraz 'neden öldüler ki' diye(kaçılamıyor yine ölümden) sonrası zaten gözyaşları.Bir de şu bölüm başlıkları yok mu yarısında farkettim aslında kime ait oldukalarını, boğazımdaki yumru inmedi 2 gün aşağı
Kitaba gelecek olursak; (evet, biliyorum çok uzattım) Fern(çirkin ama iyi kalpli kızımız) Ambrose'a (atletik yakışıklımız) deliler gibi aşık.Kendini ona hiç layık görmüyor.Ambrose ise Fern'in farkında değil.Tabii hikayemiz bu kadar sığ değil.Ambrose lise arkadaşlarıyla birlikte (kendini sorumlu hissettiği için) askere yazılıyor.Fern'imiz bu sırada serpilip güzelleşirken Ambrose yüzüne aldığı yaralarla tek başına eve dönüyor.Sonra yakınlaşmalar başlıyor.Bir de Fern'in kuzeni Bailey var(onu unutmak mümkün mü).Bailey kas distrofisine sahip ama kendini yıkmıyor bile asıl cesurumuz bence o.(kitabın yıldızı da).Yani yüreğime dokunan bir hikayeydi, okursanız bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum OKUYUN.
(spoiler içerdi)
"Sadece kabullenmen gerek. Boktan durumla yüzleş. ... Durumundaki gerçeği kabul et. Ona teslim ol. Bokun içinde yuvarlan. Bütünleş onunla."
Fern hafitçe gülümsedi. "Bokla bütünleşmek mi?"
"Evet! Eğer yapılması gereken oysa."
"Buna nasıl tahammül edebiliyorsun Bailey? Bu kadar uzun süredir ölümle yüz yüze olmaya?"...
"Sanki en kötü şey ölümmüş gibi davranıyorsun."
"Değil mi?"...
"... Ölüm kolaydır. Zor olan yaşamaktır...."
"Bazen kabullenmek çok zor," dedi ...
"Asla sevilmek istediğin biçimde sevilmeyeceğin gerçeğini kabullenmek zor."
... zamanın kum taneler gibi hızla avuçlarından akıp gittiğini hisseden bir çocuk için ölümsüzlük sarhoş edici bir kavramdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vor uns das Leben
Baskı tarihi:
2 Ekim 2014
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783863960735
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
INK Egmont
Baskılar:
Tersyüz
Vor uns das Leben

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları