Vor uns das Leben

·
Okunma
·
Beğeni
·
14,8bin
Gösterim
Adı:
Vor uns das Leben
Baskı tarihi:
2 Ekim 2014
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783863960735
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Making Faces
Dil:
Almanca
Yayınevi:
Egmont INK
Baskılar:
Tersyüz
Vor uns das Leben
Ambrose, der Star der Highschool, der Held einer ganzen Stadt. Er scheint alles zu haben - und doch kämpft er mit Problemen, die der Außenwelt verborgen bleiben. Bailey, der Junge im Rollstuhl. Er ist krank, weiß, dass er sterben wird. Und er lebt jeden Tag seines Lebens, als wäre es sein letzter. Fern, die schlau ist, aber nicht hübsch, und trotzdem in allem um sich herum das Schöne erkennt. Fern, Bailey und Ambrose. Drei Jugendliche in einer Kleinstadt in den USA, die unterschiedlicher nicht sein könnten. Drei Jugendliche, die dachten, sie wüssten, was das Leben für sie bereithält. Und denen das Schicksal in die Quere kommt ...
376 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Tersyüz öyle iyi yazılmış ki hayran kalacaksınız. Fedakar, temiz kalpli insanlar, dostluk, arkadaşlık, sevgi, aşk, hüzün... Her şey bu kitapta. Benim hayatıma bir anlam daha kattı. Bu kitabı hiç bir zaman kelimelerle tam olarak ifade edemedim. O yüzden hep sadece okuyun dedim. Lütfen sadece okuyun ve görün.
376 syf.
Tersyüz şu ana kadar okuduğum en şahane kitaplar arasında. Çok keşfedilmemiş olmasına o kadar üzülüyorum ki... Çünkü Tersyüz, çoğu aşk romanından farklı olarak, okurlara gerçek sevgiyi gösteriyor. Bu incelemeyi yaparken kitaptaki olaylara hiç bir şekilde girmeyeceğim çünkü sizlere en ufak bir ipucu bile vermek istemiyorum.

Tersyüz, içinde çok güzel olaylar bulunduran, içinizi hem ısıtacak hem de soğutacak türden bir kitap. Sonu ağlatan kitaplardan. Son cümlesini asla unutamayacağınız kitaplardan... Okurlarına gerçek sevgiyi gösterebilecek, sevmek için gözlerimize ihtiyacımız olmadığını, gerçek sevgiyi içimizde hissedebileceğimizi tekrar tekrar hatırlatacak, dış görünüşün bizim aynamız değil, sadece seslerin bizi delirtmemesi için baktığımız renkler olduğunu en etkileyici biçimde anlatacak bir roman.

Bunların yanında gerçek dostluk ve arkadaşlıkları içinde bulunduruyor ve içinde harika bir kitap sevgisi var.
Benden kitap tavsiyesi isteyen herkese mutlaka öneririm ve sizlere de büyük bir şiddetle tavsiye ederim, lütfen yarım bırakmadan okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Keyifli okumalar :)
376 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
'Güzellik içten geliyor' mesajıyla, size derinden dokunacak karakterlerle ve size birçok yaşam dersi verecek bir hikaye çizgisiyle güzel bir kitap...

Kesinlikle en sevdiğim karakter Bailey oldu. Çok güzel ve akıllı bir çocuk. Hikayesi yürek parçalayıcıydı. Gücünü, dürüstlüğünü ve çok hasta olmasına rağmen hayatını sonuna kadar yaşama kararlılığını sevdim. O küçük, zayıf beden çok büyük bir ruha sahipti. Fern ile olan bağlantısını da çok sevdim ve yakınlıklarına bayıldım...

Acı, sevinç, üzüntü, zafer...

Hissetmeyi seviyorum ve bu kitap da bana bunu verdi...
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Başlarda bu kitap beni pek sarmaz falan diyerek başladım. Ancak daha sonra elimden bırakamadım. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap bana insanların sadece dış görünüşüne bakarak yargılamamayı öğretti. Açıkçası bakış açımı değiştiren bir kitap oldu diyebilirim. Fern ile çok fazla ortak noktamız vardı. Sürekli "Bu kız aynı ben yaa.." derken buldum kendimi.
376 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10 puan
İlk başta bu kitabın bana hiç uygun olmadığını düşünmüştüm. Hatta ilk 80 sayfadan sonra kitaba ara verdim. Ve başka bir kitabı okuyup bitirdim.

İyiki de yarım bırakmamışım. Bu kitap o kadar duru bir dille yazılmış ki. Anlamakta zorluk çekmiyorsunuz. Konu çok güzel işlenmiş. İlk sayfalarda dişimizi sıkmamız gerekiyor sadece...

Hiçbir şey düşünmeden alın okuyun bence.
376 syf.
Kitabı alalı nerdeyse aylar oldu, ama rafa koyup bi türlü okuma fırsatım olmadı, bu kitaptan sonra aldığım kitapları okumama rağmen, bir türlü öncelik sırayı bu kitaba vermedim ama okuduktan sonra ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım. Yazarın anlatımı kitabın konusu herşey çok güzeldi. Aylarca rafı beklememesi gereken bir kitap bence. Ben çok beğendim.
376 syf.
·2 günde
Modern "Güzel ve Çirkin". 

Ambrose Young ve Fern Taylor'un yaşadığı eşsiz aşkı anlatan, aynı zamanda Fern'in kuzeni sayesinde sizi çok farklı duygulara sürükleyen kitabımız, verdiğiniz paranın her kuruşuna değecek bir kitap.

"Solmayan ve aşınmayan gerçek güzelliği keşfetmek, zaman alır. Sıkıntılı bir süreçtir bu. Olağanüstü bir tahammül gerektirir. Yavaş yavaş akarak sarkıtları oluşturan damladır, dünyanın dağlarını yaratan sarsıntısıdır, kayaları parçalayan, sert kenarları yumuşatan damlaların sürekli çarpışıdır. Ve rüzgârı şiddetinden, hiddetinden ve öfkesinden güzel bir şeyler çıkar ortaya; başka türlü asla var olmayacak bir şeyler..."

"Bu yüzden acıya katlanırız. Bir amaç olduğuna inanırız. Göremediğimiz şeyler için umudumuz vardır. Her kayıkta bir ders, sevgide güç ve içimizde bedenlerimizin sınırlamayacağı, henüz ortaya çıkmamış, muhteşem güzellik olduğuna inanırız."
- Hannah Lake Kasabası pederi, Fern'in babası Joshua Taylor - Bailey Sheen cenaze töreninden.

Fernie Taylor; dişleri telli, hiçbir şekilde kendini beğenmeyen, kızıl saçlı, kahverengi gözlü hafif çilli ana karakterimiz. Küçüklüğünden beri hem en yakın arkadaşı olan hemde kuzeni olan Bailey Sheen 'le çok yakından ilgilenmektedir. Duchenne Kas Distrofisi adında ciddi bir rahatsızlığı vardır. Fern, tam bir aşk romanı tutkunu ve kitap yazarı. Ambrose Young'a 1994'ten (on yaşından itibaren) kalpten bağlı ve ona olan aşkı kesinlikle gerçek.

Ambrose Young; kelimenin tam anlamıyla ve -tekrar- Bailey'in deyimiyle bir Herkül. Fakat düşünceleri, hisleri diğer yaşıtlarından çok daha farklı. Ambrose lisede olmasına rağmen yapılı vücudu ve eşsiz yüzü ile herkesin âşık olduğu ana karakterimiz. Güzel Rita'nın aslında mektuplardaki o saf aşık olmadığını öğrenince sinirden deliye dönüyor. Ve asıl yazanın Rita kadar güzel olmayan Fern olduğunu öğrenince kabul edemese içten içe ondan hoşlanıyor.
Kitap zaten genel anlamıyla güzellik-çirkinlik, kusurlu-kusursuz ikilemi üzerine kurulmuş. Arkadaşlarıyla orduya yazılıp savaşa gidene kadar hayatı çok güzel ilerler. Aile yönünden şanssız olsa da, bu genç yaşında güreşerek sayısız şampiyonluk kazanmış bir sporcudur.

Rita Marsden; Fern'in en yakın arkadaşı. İyi bir kız fakat yanlış seçimler yapıyor ve bu seçimleri kurgunun seyrini ciddi şekilde değiştiriyor. Aşırı güzel bir kız ve Fern'in özgüvensizliğinin bir sebebi de yakın arkadaşının bu kadar güzel olması. Bir ara Rita ve Ambrose'un bir beraberlikleri oluyor ve Rita, Ambrose'un kalbini kazanmak için Fern'e aşk mektuplar yazdırıyor. Bu mektuplardan aşırı etkilenen Ambrose, sonradan mektupları yazan kişinin Fern olduğunu öğreniyor. 

Bailey Sheen; Fern'in kuzeni. Babası Hannah Lake Lisesi Güreş Antrenörü Mike Sheen'dir. Bailey 'in çok ciddi Duchenne Kas Distrofisi hastalığı var ve bu hastalık onu gün geçtikçe öldürüyor. On bir yaşından sonra tekerlekli sandalyeye mahkum fakat inanılmaz bir enerjisi var. Ya en sevdiğim karakter sanırım Bailey benim. Kendisiyle dalga geçmesi, umuda ihtiyacı olduğu halde başkalarına umut aşılaması, insanlar pes ettiğinde onları yüreklendirmesi o kadar güzeldi ki... Bunları okumak ise ayrıca güzeldi tabii ki...

11 Eylül 2001 zamanlarında liseden mezun olunca, Ambrose ve en yakın arkadaşları Paul, Jesse, Bean ve Grant orduya yazılıp Irak'a gidiyorlar.

Ve sadece Ambrose sağ olarak dönüyor.

Connor Lorenzo "Beans" O'toole
8 Mayıs 1984 - 2 Temmuz 2004
Oğlum, Canım Benim

Paul Austin Kimball
29 Haziran 1984 - 2 Temmuz 2004
Sevgili Dost, Kardeş ve Evlat

Grant Craig Nielson
1 Kasım 1983 - 2Temmuz 2004
Her Zaman Kalbimizdesin

Jesse Brooks Jordan
24 Ekim 1983 - 2 Temmuz 2004
Baba, Oğul, Asker, Dost

"Zafer, sadece savaş alanında kazanılır."
- Hannah Lake Lisesi Güreş Antrenörü Mike Sheen

"Biz soyulduk. Bailey 'in ışığı, Paulie 'nın tatlılığı, Grant'in dürüstlüğü, Jesse 'in tutkusu, Beans'in yaşam sergisi bizden çalındı. Biz soyulduk. Ama gülümsemeye karar verdik. Tıpkı Bailey 'in yapıp hırsızdan bir şey çaldığı gibi."
- AMBROSE Young - Bailey Sheen cenaze töreninden.

Ama Ambrose'un gözünde bu pek sağ dönmek değil, hem sağ gözü ve sağ kulağı işlevsiz kalırken, hem de manevi ciddi hasarları var. Bunun çözümüyse biricik Fern'de. Ve Bailey, bu buhrandan kurtulmasına en çok yardım eden kişi.

Ve gelelim en büyük yarama.

Buruk bir mutlu sonla tamamlamış kurguyu yazar. Gerçekten beğendiğim, hayatın içinden temalarla işlenmiş bir fenaydı.

Ambrose ve arkadaşları bambaşka bir olaydı zaten. Savaşın iyisi yok. Savaştan sonra yetim kalan çocuklar, evladını kaybeden aileler var. Ne amaçla olursa olsun savaşın herkesten götürdüğü şeyler var.

Kitap değeri çok fazla bilinmeyen bir hit değerinde. Bencil yanım bundan sayılı kişinin faydalanmasına seviniyor fakat çok daha fazla kişi okusun isterdim bu emeğin karşısında.
376 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Genel olarak kitap alısverişi yaptığım zaman alacağım kitapla ilgili çok fazla yorum okumam, okumamaya çalışırım.
Bunun sebebi kitapla ilgili çok bilgi sahibi olmak istememem. Ama Tersyüz kitabını almadan önce sıkı bir araştırma yaptım. Kitapla ilgili o kadar fazla yorum okudum ki... Amacım olumsuz bir yorum bulmaktı ancak bulamadım. Bu sebepten dolayı kitabı aldım ve hemen okudum. İyi ki de okudum. Çünkü çok fazla beğendim. Zaten arka kapağını okuduğum zaman "Bu benim kitabım" demiştim

Güzel ve Çirkin'i bilmeyeniniz yoktur. İşte Tersyüz kitabıda modern zamanın Güzel ve Çirkini. Ambrose okulun en çekici çocuğu, kasabanın ise gözde güreşçisidir. Fern ise Ambrose Young'a aşık olan kızlardan yalnızca biridir. Ambrose o kadar yakışıklıdır ki Fern Taylor ona aşık olsa bile birlikte olamayacaklarını düşünür. Ancak bir şey olur ve her şey değişir.

İlklerde biraz sıkılmıştım ancak kitap ilerledikçe konu ve karakterler daha fazla sardı. Kitap beni çok fazla ağlattı. Çok duygusal ve dolu dolu bir kitapti bence. Fern en sevdiğim karakterdi. Çok olgun, anlayışlı ve gerçek bir âşıktı. İşlediği konu, karakterler ve olay çok iyi bir şekilde kaleme alınmış. Çok fazla güzeldi. Mutlaka ve mutlaka alıp okumanızı öneririm.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Tersyüz'ü ilk kez seneler önce, ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. O zamanlar kitabı o kadar çok sevmiştim ki, çevremdeki tüm arkadaşlarıma da okutmuştum. Kitabı böylesine sevince, bu okuma serüveninin bir kereyle sınırlı kalmayacağını da tahmin etmiştim. Zira sevdiğim kitapları tekrar tekrar okumayı çok severim ve Tersyüz benim en sevdiğim kitaplardan biri.

Bu kitap, benim için o kadar anlamlı bir kitap ki ne yazsam da bana hisettirdiklerini anlatsam bilmiyorum. Güzel-çirkin kavramına bu kadar doğru yaklaşması, sevginin, dostluğun, yaşamın ve ölümün bu kadar anlamlı anlatılması, Fern'in, Ambrose'nin ve Bailey'in bu kadar harika karakterler olması, her şeyi ya her şeyi! Her açıdan bu kadar mükemmel olan, konusuyla, karakterleriyle böylesine güzel, aynı zamanda bu kadar etkileyici olan bir kitabı sevmemek mümkün mü?

Tersyüz'ü, seneler önce nasıl severek okuduysam şimdi de aynı hislerle okudum. Defalarca kez okusam da asla bıkmayacağım kadar özel bir kitap olduğu için sanıyorum bu son okumam da olmayacak.
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Tersyüz, 4-5 yıldır deli gibi merak ettiğim ama alma fırsatını bulamadığım bir kitaptı. Herkesin favorilerinde olmasından dolayı beklentim de yüksekti. Ve kitap sonuna kadar abartılmayı hak ediyor, hiç hayal kırıklığına uğratmadı çünkü mükemmeldi.

Kitap, Güzel ve Çirkin retellingi. Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Fern Taylor, Ambrose Young’a âşıktı ama asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tam tersi haline gelene ve Ambrose’nin eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar.

Not=kitabın arka kapağında en önemli olaylardan biri dan diye yazılmış o yüzden bence arka kapağını okumayın.

Tersyüz, genç-yetişkin türünde okuduğum en iyi eserlerden biriydi. Bu türdeki kitapları zor beğenirim çünkü hep bir şeyler eksik olur. Ama Tersyüz kesinlikle harikaydı. İçindeki aşk, arkadaşlık, aile ilişkileri hepsi dozundaydı. Aşırı sürükleyici ve akıcıydı; kitap öylesine bağlıyor ki kendisine sonunu merak etsem de asla bitirmek istemedim. Yazar verdiği mesajlarla bol bol düşündürüyor, hayatınızı sorgulatıyor, değerini bilmediğiniz güzelliklerden bahsederken canınızı yakıyor.

Her şey olması gerektiği gibi, aceleye gelmeden, belli bir süreç içerisinde gerçekleşiyor. Karakterlerimiz 2 günde tanışıp 3.günde ben sensiz yaşayamam moduna girmiyorlar. Hepsini yakından tanıyabilme fırsatı bulduğumuz için çok bağlandım onlara. Yazar kalbimi o kadar çok kırdı ki bir ara ağlamamın bitmesini bekledim devam edebilmek için. Düşününce bile gözlerim doluyor.

Karakterler harika kurgulanmış; günlük hayatta karşılaşabileceğimiz, hatalar yapabilen kusursuz olmayan kişilerdi. Bailey, Fern, Ambrose, Rita, Ambrose’un arkadaşları ve aileleri... Hepsinde kendinizden bir parça bulabiliyorsunuz; acılarını, pişmanlıklarını, mutluluklarını kalbinizin en derinlerinde hissediyorsunuz. Becker hariç. Çünkü tam bir aptaldı. O kadar sinirliyim ki. Yaptıklarının bedelini umarım ödemiştir.

Ah tatlı Bailey. Favorim açık ara Bailey’ydi. Duchenne kas distrofisi hastalığına sahip olmasına rağmen zorlukları bir kenara bırakıp yaşadığı her günün kıymetini bilen, ölümle iç içe bir o kadar da hayata sıkıca tutan sevimli, espritüel Bailey. Hem güldürdü hem ağlattı beni. İyi ki tanıştım seninle.

Fern ve Ambrose’un ilişkisi de çok sevimliydi. Böyle güzel bir ilişkiyi okumaya ihtiyacım vardı. Birbirlerine sordukları o mu bu mu soruları, hep destek olmaları, eğlenmeleri... Çok güzellerdi. Rita’yı da yaptığı yanlış seçimlere kızsam da çok sevdim.

Niye böyle yazıldı dediğim tek şey var o da sürekli Fern ve Rita’nın güzelliklerinin karşılaştırılmasıydı. Fern için herkesin hatta annesinin bile “Rita kadar güzel değil, onun güzelliği içte.” gibi cümleler sarf edip durması sinirimi bozdu. Ya neden herkes en yakın kız arkadaşıyla güzellik anlamında rekabet içerisine sokuyor bu kızı? Bunu Fern de çoğu zaman kendine yaptı ve bence buna hiç gerek yoktu.

>SPOILER BAŞLANGICI<
Yalan yok verdiği karar yüzünden Ambrose’a çok kızdım. Hayır sen gitmek istiyorsun anladık ama niye arkadaşlarının da peşinden gelmesini bekliyorsun. Sanki alışveriş yapmaya gidiyor. Lise bittikten sonra boşluğa düşen ve gelecekle yüzleşmekten korkan arkadaş grubu askerliğe gitme teklifini kabul etmeseydi acaba her şey nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim. Ayrıca Grant, Paulie, Jesse ve Beans’i daha fazla okumak isterdim bence harika bir gruptular.
Rita ve Becker evlendiğinde neden Bailey dışında kimse evlenmemesi gerektiğini bu kıza söylemedi? Siz Rita’nın iyiliğini düşünmüyor musunuz? Herkes Becker’ın kötü bir kişi olduğunu bilmesine rağmen bir Allah’ın kulu da (Bailey hariç) sen napıyorsun, mahvedeceksin hayatını demiyor.
Bailey’nin başına ne geleceğini tahmin etsem de böyle bir şeye ihtimal vermemiştim. Keşke daha farklı bir sonu olsaydı. Hep kahraman olmak istedi ama keşke daha mutlu bitseydi hikayesi. Sen gönüllerimizin Herkül’üsün Bailey.
>SPOILER SONU<

Tersyüz’ü okuduğum için o kadar mutluyum ki bu hissi daha iyi nasıl anlatabilirim bilemiyorum. Bana çok şey katan bu kitabı iyi ki okumuşum. Eğer okumadıysanız lütfen lütfen lütfen bir şans verin. Asla pişman olmayacaksınız.
"Buna nasıl tahammül edebiliyorsun Bailey? Bu kadar uzun süredir ölümle yüz yüze olmaya?"...
"Sanki en kötü şey ölümmüş gibi davranıyorsun."
"Değil mi?"...
"... Ölüm kolaydır. Zor olan yaşamaktır...."
"Sadece kabullenmen gerek. Boktan durumla yüzleş. ... Durumundaki gerçeği kabul et. Ona teslim ol. Bokun içinde yuvarlan. Bütünleş onunla."
Fern hafitçe gülümsedi. "Bokla bütünleşmek mi?"
"Evet! Eğer yapılması gereken oysa."
"Güzelliğin aşkı önleyici bir şey olabileceğini düşünürüm sık sık," dedi düşünceli bir ifadeyle.
"Neden?"
"Çünkü bazen bir yüze aşık oluruz, onun ardındakine değil ..."
... zamanın kum taneler gibi hızla avuçlarından akıp gittiğini hisseden bir çocuk için ölümsüzlük sarhoş edici bir kavramdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vor uns das Leben
Baskı tarihi:
2 Ekim 2014
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783863960735
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Making Faces
Dil:
Almanca
Yayınevi:
Egmont INK
Baskılar:
Tersyüz
Vor uns das Leben
Ambrose, der Star der Highschool, der Held einer ganzen Stadt. Er scheint alles zu haben - und doch kämpft er mit Problemen, die der Außenwelt verborgen bleiben. Bailey, der Junge im Rollstuhl. Er ist krank, weiß, dass er sterben wird. Und er lebt jeden Tag seines Lebens, als wäre es sein letzter. Fern, die schlau ist, aber nicht hübsch, und trotzdem in allem um sich herum das Schöne erkennt. Fern, Bailey und Ambrose. Drei Jugendliche in einer Kleinstadt in den USA, die unterschiedlicher nicht sein könnten. Drei Jugendliche, die dachten, sie wüssten, was das Leben für sie bereithält. Und denen das Schicksal in die Quere kommt ...

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları