Vücudunuz Hayır Diyorsa (Duygusal Stresin Bedelleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3182
Gösterim
Adı:
Vücudunuz Hayır Diyorsa
Alt başlık:
Duygusal Stresin Bedelleri
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750510328
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir.
382 syf.
·Beğendi·9/10
Hastalıklar hiçbir sebep yokken, öylesine hayatınıza girmez. Hastalıklar, Çocukluk yıllarınızdan başlayan duygusal deneyimler, kodlamış olduğunuz sağlıksız inançlar ve bu inançların bilinçaltı yönlendirmesiyle yaptığınız davranışlar sonucunda bedeninizin sizi uyarma şeklidir. Ruh, beden, zihin dengesi bir insanın bütünlüğü açısından elzemdir. Hastalıklar da bize bu dengenin bozulduğunu işaret eden pusulalardır.
Çocuklukta öğrenilen hayatta kalma öğretileri yani savunma mekanizmalarımız, dün bizi hayatta tutmakta başarı sağlamış olabilir, ancak bugün o çocuğun geliştirdiği hayatta kalma mekanizması size zarar da veriyor olabilir. Bunu anlamanın yolu hayatınızda yolunda gitmeyen şeylere bakmak ve hikayenizde değiştirmeniz gereken o sağlıksız inanç kalıbını ve sağlıksız savunma mekanizmanızı keşfetmektir. Keşfettiğiniz şeyin dönüşümü ardından gelecektir.
Bugün hayatınızın kontrolü bilincinizde değil, bilinçaltınızdadır ve bilinçaltı zifiri karanlık bir odaya benzer. Işıkları açmaya cesaret edemezseniz, neyle savaştığınızı asla bilemezsiniz. Şifa sizin o ışıkları açmanızla gelecektir.
Duygularınız kilit noktalarınızdır. Onlara kulak verin. Her duygu özeldir; suçluluk, öfke gibi sevmedikleriniz bile. Bastırdığınız her duygu karşınıza daha güçlenmiş olarak çıkar.
Bu kitabı okuyun, okutturun. Özellikle çevrenizde ciddi sağlık problemi yaşayan birileri varsa.
382 syf.
·Beğendi·8/10
Alttan almanın, kalp kırmamak uğruna kalbimizin kırılmasına razı olmanın bedelini gün gelir vucüdunuz ödeyebilir diyen bir kitap. Verdiği ana mesaj şu: önce kendinize sahip çıkın, sizi duygusal olarak hırpalamalarına izin vermeyin..
382 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Gabor Mate ile tanışmam ilk olarak https://youtu.be/HZsuBKDSEm4 konuşması ile oldu ve kendisine bayıldım! .. Hemen Türkçe ye çevrilmiş bir kitabı var mı yok mu diye bakındım ve olduğunu görünce, vakit kaybetmeden aldım :)

Kitabın içeriğinde; konu stres kavramı ve insan vücudu üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Sonrasında; ALS, MS, Skleroderma, kanser türleri (meme, testis, bağırsak,yumurtalık, akciğer, cilt, prostat vb.), iritabl bağırsak sendromu, alzheimer ve astım hastalıkları üzerinde durulmuştur. Çocukluktaki yoksunluk ve bunun bastırma davranışı ile ilişki ve bağlantıları incelenmiş, anlatılmaya çalışılmıştır.
Bahsetmek istediğim ve çok önemli olduğunu düşündüğüm başka bir terim ise “Psikolonöroimmünoloji” kavramıdır ve kitapta çokça üzerinde durulmuştur. Bu kavram; zihin ile bedenin birbiri ile etkileşim halinde olduğunu, ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini anlatır. (Kitapta ayrıntılı olarak açıklanmıştır)
Sonrasında, kitap 19 bölümden oluşmakta ve yazar her bir bölümde farklı bir konu işlemektedir. Verdiği örnek vakalar kendi hastalarındandır.
Bunun haricinde; ünlü fizikçi Stephen Hawking, eski ABD başkanı Ronald Reagan, Gulliver’in Gezileri yazarı Jonathan Swift gibi ünlü kişilerin hayat ve hastalıkları hakkında örneklerde mevcut bu müthiş eserde.
Zihin ve beden ilişkinizi, ayrıca geçmiş yaşantınızı da dahil ederek ilginç bir yolculuğa çıkmak isterseniz bu kitap tam sizlik emin olun :)
Bir kaç alıntı yaparak keyifli okumalar dilemek isterim :)

“Ciddi bir hastalıkla boğuşan hastalarımın hemen hepsi yaşamlarının önemli bir alanında hayır demeyi öğrenememiş kişilerdi.”

“Ünlü fizyolog Walter Cannon’ın telkin ettiği üzere, bedenlerimizde bir bilgelik yatıyor.”

“Kanserin en çok ‘çaresizliğe meyilli kişiliğe’ sahip ve önceki altı ayda çözülmemiş çaresiz bir hüsran duygusu yaşamış kadınlarda oluşma eğilimi gösterdiğini tespit etmişlerdir.”

“Sağlık üç temele dayanır: beden, zihin ve spiritüel bağlantı. Bunlardandır herhangi birinin yok sayılması denge yitimine ve hastalığa davetiye çıkarmak anlamına gelir.”
382 syf.
·8 günde·Puan vermedi
İletişim yayınlarından başka bir güzel kitap daha..
Yaşadığımız fiziksel rahatsızlıkların temelinde baskılanmış duygusal travmaların bulunduğunu anlatıyor özetle. Duygusal stresin getirileri...
Yalnız kitabı okurken bu kadar hastalık detayına boğulmak insanı biraz daraltıyor açıkçası. Hastalık hastası bir insanın uzak durması gereken türden bir kitap bu.
Hastane işi ile o kadar iç içe olmama rağmen beni bile yordu diyebilirim.
Kısacası içinize atmayın annem biri biter ötekisi dert olur.
Haluk Leventizm <3 Ben
382 syf.
·1 günde
Strese ve kaygıya karşı verdiğimiz duygusal ve fizyolojik tepkilerin incelendiği;birçok vaka ile desteklenen ve bol açıklamalı bir kitap.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
382 syf.
·49 günde·Beğendi·10/10
Bizler gibi Hassas ruhlara sahip insanların okuması lazım öncelikle, hayatımızı nasıl mahvettigimizi, canlı ve çarpıcı örneklerle yansıtan, tamamen hayatın içinden ders niteliğinde örneklerin çok çarpıcı ve dehşetli anlatimlarini hissederek okumak mümkün. Günümüz tıbbının yüzeysel bir hale geldiğini ve birçok ağır hastalığın tamamen insanların geçmişi ve çocukluk yaşantısına dayandığını çok güzel ozetlendigini düşünüyorum yazarın. Bana şöyle bir fikirde sundu bu kitap; insan önce kendini sonra başkalarını düşünerek yaşamalıdır. Her insan diğer insanlar kadar özgür ve mutlu yaşama hakkına sahiptir.
%57 (216/382)
·Puan vermedi
Yararli bilgileri roman tadinda deneyimleyince , hic bitmesin ya da bu adam hep yazsin istemek... psikolojik temelli bilgileri sıkılmadan öğrenmek gercek anlamda edinmek
382 syf.
·Beğendi·9/10
Vücudum zihnimden akıllı!
Vücudum benim söylemekte zorlandıklarımı söylemek için benden daha cesaretli davranır.
Hafızam yaşananları saklayamayabilir ama vücudum asla unutmaz.
Stres bir kötü duygular yumağı değil sorunlarla ilgili bizi uyaran bir alarm sistemidir.
Sağlıklı sınırlar inşa edemeyen ve öfkeyi ifade etmenin sağlıklı bir yolunu bulamayan kişilerin bağışıklık sistemi zayıflığından kaynaklı hastalıklara yakalanma ihtimali çok fazladır.
Ölüm var; hayatı geri saramıyoruz; hayatı kendimizden başka biri için yaşamıyoruz; kendimize başkalarına davrandığımız kadar şefkat ve nezaketle davransak ihya oluruz...
382 syf.
·29 günde
Kitap doktor gabor mate tarafından yazılmış. Doktor otoimmün hastalıklar üzerine epey kafa yormuş. Kitap tamamen biyoloji anlatan bir kitap değil. Vakalar üzerinden ilerliyor ve görüştüğü hastalrdan örnek yaşam hikayesi sunarak anlatımı uzatsa da ilginç kılıyor. Söylediklerini dipnotlardaki makalelerle destekliyor bu da okuma alanını hayli genişletiyor.
Kitabın yazılış amacı, kadim bilgeliğe dayanan sezgileri doğrulayan tıp bulgularını paylaşmak ve yaşadığımız hastalıkları bilinçsiz şekilde nasul yarattığımızı fark etmek ve duygusal içgörüyü arttırmak.
"Reçeteler dışarıdan gelir, dönüşüm ise içeriden yaşanır."
Vücuttaki bu iç savaşa yol açan şey nedir?
Stres hayatımızın ilk yıllarında, öz benliğimizin bir parçası zannedilecek kadar derin yerleştiğinde kronik olarak bedenimize konumlanır.
Psikoimmünoloji de tam bu zihin ve beden etkileşimlerini inceleyen bilim dalı. Pşisenin -ruh ve kapsadığı duygular- vücudun sinir sistemi ile etkileşimini ve bedenin bağışıklık sistemi ile sıkı bağlantısını irdelemek için yola çıkıyoruz.
ihtiyaçlarımızı duymayan kişilerle yetersiz ilişkiler yaşarız ve tatmin olmayız. Kendi sınırlarımızı belirtemeyiz, tatminsizliğimizi de kendi içimize gömeriz. Bastırma -duyguları farkındalıktan koparma ve bilinçaltına itme- durumu fizyolojik savunmalarımızın dengesini bozar, bazı durumlarda -otoimmün hastalıklarda- kişinin kendine yönelir ve içten saldırıyı kendine yöneltir. Bu durum elbette demek değildir ki hastalık ve ölüm kişinin kişisel başarısızlığıdır. Bu durumda alacağımız pozisyon sadece başımıza gelen olaylara tepki vermeyi - tepkiselliği- bırakıp daha farkındalıklı bir yanıt verme becerisidir. Çünkü "Farkındalık olmadan gerçek bir sorumluluk olamaz."

"Batı tıbbı yaklaşımının zayıf yönlerinden biri, hekimi tek otorite kılıp, hastayı çoğu zaman sadece tedavi ve ilaç alıcı konuma sokmasıdır. Hiçbirimiz hastalığa veya ölüme yenik düştüğümüz için suçlanacak değiliz. Fakat içimiz hakkında ne kadar farkındalıklı olursak, pasif kurban olmaya o kadar az meyilli oluruz."

"Habis tümörlü insanların birçoğunda, ruhsal veya fiziksel acı ve öfke, üzüntü, reddetme gibi huzursuzluk veren duyguların otomatik bir şekilde inkârı gözlenmekteydi."

Stres, yalnızca subjective bir duygusal his değildir. Fizyolojik olarak kimyasallarla ve birçok etkiyle seyreder ki biz stresli hissetmesek de vücudumuzda stres işini sürdürmektedir. Stres, organizma kendi varlığına bir tehdit algıladığında oluşan tepkilerdir. Vücut bazen bir stres yanıtı geliştirir ve zihin bunun farkında değildir. Belki de sanayi toplumu olmanın getirdiği bir olumsuzluk olarak şehrin devamlı stres dolu yaşamı da bunu beslemektedir. Ayrıca ne kadar doğadan içgüdülerimizden uzaklaşırsak, bedenimizi duymamız duygularımızı kavramamız o kadar zor olmakta.

Sayfalar ilerlerken bazı hastalıkları yaşayanların ortak davranış ve hissediş kalıplarına sahip olduğunu görüyoruz.
İlk olarak ALS ( amyotrophic lateral scleroz) hastalarının dinlenmek bilmediği her işe koşturup yardım etmeye uğraştığı fakat yardım istemekten şiddetle kaçınması tipik özellikleriymiş. Ki ALS kasların işlevini yokeden bir hastalıktır.
Meme kanseri de öfke bastırmasıyla alakalı olarak ele alınmış. Bu duygu ile usulünce başa çıkmadaki başarısızlık vücudun uyarı vermesine neden olarak görülüyor. Gabor Mate'ye göre ise kanser, ALS, MS, romatoid artrit ve diğer bazı rahatsızlıklar kendilerini bağımsız bir şahsiyet olarak ifade edemeyen insanların karşı karşıya kaldığı hastalıklar.
Kanser gibi genetik olarak nitelendirilebilecek sorunlarda da DNA hasarı yeterli bi sebep değildir. DNA tamir mekanizmaları bozulmuş yahut programlı hücre ölümü gerçekleştirilmesini engelleyn bir durum gereklidir. Stres bu durumları ortaya çıkarabilir. Öfkenin bastırılması da sadece hissel bir gerilim yaratmayıp fizyolojik olarak stres yanıtları doğurur.
İnsanı merkeze alan bütünsel yaklaşım sadece kan testlerini veya patoloji raporlarını değil, yaşam öyküsünü de dikkate alır diyor.

İlginç noktalardan biri şu: Vücutta ağrının işlevi, içgüdülerinden uzak kişinin çevreyi değerlendirip durumların güvenli olup olmadığını anlamasındaki görmezden gelmenin alarm görevini yapmasıdır. Modern insanın bu kadar ağrıya yakalanmasındaki sebeplerden biri de budur belki: içgüdülerini duyamaması. "Ağrı temel algı yollarımız kapalı olduğunda bizi uyarmakta kullanılan bir ikincil algı yoludur.

Öfkeye dair şunlar önemli noktalar:
Hayvanlar dünyasında öfke olumsuz bir duygu değildir. Bir hayvan temel bir ihtiyacı riske girdiğinde ya da engellendiğinde öfkeleniyorsa, öfkesiz insanların ne kadar sağlıklı olduğunu söyleyebiliriz ki? Öfkesiz insan ya sınırlarına sahip çıkmıyordur ya da öfkesini görmezden gelerek bastırıyordur.
Sağlıklı öfke bir güç ve gevşeme sağlamalıymış. Gerçek öfke patlamadan gerçekleşen fizyolojik bir deneyimmiş. Gergin ses, darlaşan nefes ve kasılan kaslar öfkenin değil, anksiyetenin işaretleriymiş. Öfke sağlıklı şekilde yaşamadığında tek çıkar yol anksiyete oluşması oluyor maalesef. Öfke silahını kaybedince, paralel olarak bağışıklık sistemimiz de silahını kaybetmiş oluyor. Eğer öfke enerjisi dışa çıkmaz da içimize yönelirse de, kendi hücrelerimiz yine kendi hücrelerimize saldırıyor. Öfkeyi, kızgınlığımızı tetikleyen şeyin ne olduğunu düşünmeye fırsat olarak görüp hangi sınırımızın ihlal edildiğini tespit edebilirsek, bir çözüm getirebiliriz.

Genel olarak yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığı hasmane duygular besleyen kişilerde daha sık görülüyor. Tahakküm güdüsü ve hiddet sempatik sistemi devreye sokar. Damarkar daralır, tansiyon yükselir kalbe giden oksijen azalır. Stres esnasında salınan hormonlar kandaki kolesterol seviyesini yükseltir. Pıhtılaşmaya hazır halde akan kan damar tıkanma riskini hayli arttırır.
Astım hastası olan çocukların ailelerinin ortak özelliğini araştıran Dr. Minuchin 4 madde belirlemiş:
1- Sarıp sarmalama
2- Aşırı korumacılık
3-Esnek olmama anlamında katılık
4- Anlaşmazlık, çözüm mekanizması eksikliği
Bu aileler, patalojik olarak bağlılık ve kişisel sınırların ihlalini içerir.
Her ne kadar bağlılık patalojik olabilirse de sosyal bağlar özellikle meme kanseri riskini oldukça azaltıyor. Destekleyici güven dolu pozitif ilişkilerin eksikliği meme kanseri riskini 9 kat artırıyor. Burada insana gereken ise, başkaları ile duygusal temasta olmak ancak duygusal işleyişte özerk olabilme yetisi. Duyguları ne bastırmak ne de fevri bir biçimde boşaltmak işe yarar.

Zorlayıcı iyimserlik var bir de:"Kaygılarımızla yüzleşmemek için onları bastırıp boğma yollarından biri." Pozitif düşünmeye aşırı çabalamak bizim gerçeklikle başa çıkabilecek kadar güçlü olmadığımız varsayımına dayanıyor. Ruhsal sıkıntıları duymazdan gelmek için yaratılan "pozitif" haleti ruhiyeler hastalığa direnci azaltıyor. Çünkü "Sıcağı hissetme yetiniz olmadığında, yanma riskiniz artar."

Hastalığa yanıtımız ne olsun? Vücudumuzda çalışmayan, işlemeyen şeyin ne olduğunu inceleyip ele alma iradesini göstermeye çalışabiliriz. "Denge nerede bozulmuş? Neyi görmezden gelmişim? Bedenim neye hayır diyor?"
382 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Büyüme şartlarının ve beraberinde gelen kişilik özelliklerinin ve tüm bunların içinde stresin fiziksel etkilerini tüm açıklığı ile yazmış yazar. Bu kitabı okuduktan sonra hayatınız aynı olmayabilir. Bence herkes en az 1 kere okumalı.
“Ciddi bir hastalıkla boğuşan hastalarımın hemen hepsi yaşamlarının önemli bir alanında hayır demeyi öğrenememiş kişilerdi.”
Gabor Mate
Sayfa 23 - İletişim Yayınları
'Annem sevecen ve sevgi doluydu. Ağabeyimi ve kız kardeşimi daha çok sevdiğini hep bilsem de, o kadar sevgi doluydu ki benim payıma da biraz düşerdi.' Bir çocuk bu durumda ne hisseder
Örneğin, bir kişi kendisini "kontrol manyağı" olarak nitelendirdiğinde hal böyledir. Oysaki kontrolcü olmak gibi doğuştan gelen bir insan temayülü yoktur. "Kontrolcü" kişilikte var olan şey derin anksiyetedir. İhtiyaçlarının karşılanmadığı algısına sahip bebek ve çocuk, her bir ayrıntıya ilişkin kaygı duyan, obsesif bir başa çıkma tarzı geliştirebilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vücudunuz Hayır Diyorsa
Alt başlık:
Duygusal Stresin Bedelleri
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
382
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750510328
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir.

Kitabı okuyanlar 93 okur

  • Deniz
  • Sude eviz
  • CUCU
  • sultan
  • irem kebabcı
  • Ersin Atar
  • marlaginger
  • Osman günaydın
  • Sena Nur Önder
  • PB

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.2 (22)
9
%25.6 (11)
8
%14 (6)
7
%7 (3)
6
%0
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0