Vukuat Var

·
Okunma
·
Beğeni
·
2474
Gösterim
Adı:
Vukuat Var
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Vukuat Var (Hanımın Çiftliği 1)
Vukuat Var
Vukuat Var
'Vukuat Var'', emek-üretim ilişkileri henüz bir çözüme ulaşamamış; güçlünün zayıfı ezdiği; paranın gücü temsil ettiği; küçük insanların çoğunlukla hayal kırıklığına mahkûm olduğu adaletsiz bir dünyada, aşka sığınarak teselli bulmaya çalışan iki gencin hikâyesi. Romanın arka planında Orhan Kemal''in pek çok kitabının başkahramanı olan, üç kuruşa ırgat çalıştırılan pamuk tarlaları, emeğin sömürüldüğü çırçır fabrikaları, kir pas içindeki sokaklara sıralanmış pis, bakımsız evleri ve yakıcı sıcağıyla 1950''lerin Adana''sı var.
Dört karısıyla sayısını unuttuğu çocuklarının kazandığı her kuruşa el koyan Cemşir Ağa''nın fabrika işçisi kızı Güllü ile aynı fabrikada işçi olan Fellah Kemal, birbirlerine âşık olur, karşılarına dikilen Engellerle savaşır ve ne yazık ki kaybederler...
Ancak Orhan Kemal, her zamanki gibi, satır aralarında, emeğin değerini bulması, kadınların kişilik kazanması ve bireyin eğitiminin bu karanlığı aydınlatacak tek yol olduğunu fısıldamaya devam etmektedir.
415 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
1958'de basılan bu kitap Hanımın Çiftliği dizisinin ilk kitabıdır. Tasadüfen kitabı ikinciel olarak bulup aldığım için almadan önce hiç araştırmadım. Ve dizinin kitabı olduğundan bir haberdim :( Diziyi çok önceden izlemiştim ama unuttuğum için okurken karakterleri tam olarak gözümde canlandıramadım. Bitirdikten sonra fragmanına baktım ve dedim ki " heee bu güllü o güllü" (Özgü Namal).

SPOİLER!!!
Kitaptaki olay 1946-1950 yıllarında Adananın Karşıkaya mahallesinde geçer. Fabrikada çalışan Güllü ile aynı fabrikada ki Fellah Kemal, iki aşığın kavuşamama hikayesidir. Güllü'nün babası  Cemşir Ağa'nın hovardalıkları, oğlu Hamza'yı da  kendine benzetmesi, bir erkeğin şımartılınca ne hale geleceğini ve bir erkeğin başka bir kadının namusunu sürekli diline dolayıp nasıl namussuz olunduğu hakkında uzayıp giden virgüllerden oluşan uzun cümlelerim var.  Cemşir ağanın hakkını yememek gerek 4 karısı ve sayısını unuttuğu çocuklarının sayesinde dünya üzerinde insan çoğaltma konusunda epey başarısı var. " Yığınla çocuk yapıp sokağa salıvermek hüner değildi. Hüner az ama öz çocuk yapmak, geleceklerini düşünmekti." bu alıntıyı bu gibi karakterlere hediye ediyorum.
Hayta çetenin diğer karakterleri (Berber reşit, Cemşir, Hamza, Zaloğlu vs.) bu eski kafalı insanların gerçekten zamanla nasıl eskidiklerini, eskittiklerini gösteriyor. Bu işsizleri elime sopa alıp öyle güzel bir şekilde haklamak geldi ki içimden sorma gitsin..
 Yazar kendini 'din adamı' olarak gören ama aynı zamanda da dini kötü işlerine alet eden dinsizleri tek bir karakterle güzel betimlemiş. Aynı zamanda okurken bu hayatta yaşananları ve  ahlaksızlığın nasıl bir boyuta ulaşabileceğini görüyorsunuz.
 
 Konuyu şarkıya bağlayıp 'İşte geldik gidiyoruz' diyelim. Linki hepinize  ikram ediyorum.

 https://m.youtube.com/watch?v=-fqF0FVk26M

 Bu incelemeden ve müteşekkir halimden  haberi olmasa dahi hemşerim, canım yazarıma bu güzel kitap için teşekkürlerimi sunuyorum. Allah rahmet eylesin.
410 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Orhan Kemal bu kitabında çalışma ilişkilerine az değinmiş. Okurken ilk gözünüze çarpan kadının toplumda ki yeri olacak sanırım .Erkeği gözünde çok büyüten kadın küçük tanrı olarak bile nitelendiriyor. Istedigi kadar dövsün, çalıştırıp elinden parasını alsın, tüm parayı içkiye versin, yeri gelsin seni insan yerine bile koymasin ama yine de o senin erkegindir sesini cikaramazsin. Bilmiyorum sizde de aynı etki olacak mı ama ben kitabı okuyunca bir kez daha kadının yerini ,1950 'lerden bu yana değişimini gördüm .Belkide çok feminist bir gözle baktım bilmiyorum ama kitabı beğendim Orhan Kemal hayatı tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermiş herkese tavsiye ederim.
410 syf.
·10/10
Yine fevkaladenin fevkinde, unutamadığım bir başyapıt Orhan Kemalden... Orhan Kemal her okuduğum kitabıyla beni büyüleyip, kalemine, kendine hayran bırakmaya devam ediyor halen. Gelmiş geçmiş en iyi, kalemi en güçlü, en deneyimli yazarlar arasında ilk sırada yerini koruyor bana göre. Bu seri kitaplarını okumayan kalmasın. Böylesine kaliteli bir üslupla işlenmiş roman okunmayı ve hak ettiği değeri, ilgiyi görmeli.
403 syf.
·7/10
Orhan Kemal, zamanın insanının yaşadığı geçim sıkıntısını, çileleri ve cefayı kendine has bir üslupla anlatmış. Kendisi de geçim sıkıntısı yaşamış olması hasebiyle sokak diline ve argoya çok hakim bir yazar..
410 syf.
·3 günde·6/10
Hanımın Çiftliği serisinin ilk kitabı. Dizisi var, bilenler bilir. İlk bölümü kitabın ilk iki yüz sayfası. Yani yarısı. Kitap ve dizi arasındaki fark.

Dizisine pek bakmadım ama kitaba başlama sebebim diziydi. Döneme uygun evler, çiftlik, kıyafetler kitabı okumak için merak uyandırdı bende. Böylece okurken tasavvur etmekte zorlanmadım. Hatta dizinin müziklerini bile dinledim okurken, güzel oluyordu.

Kitaba gelecek olursam, kadının aşağılandığı bir kitaptı bana göre. Kitabı okurken o dönemin bütün kadınlarının kötü yollu olduğunu, evliyken bile kocasına boynuz takmaktan çekinmediğini, bir kadının illaki geneleve yolunun düştüğünü düşünüyorsunuz. Bütün kadınlar azgın, bir erkek yetmiyor onlara(!) düşüncesi hakim herkeste. Gerçekten büyük şaşkınlık yaşadım okurken. Hani dizi izlemektense kitap okuyun diyorlar ya! Okumasınlar, özellikle de lise öğrencileri okumasın. Yaşı küçük olanlar bu kitabı okumasın. Kadının hep böyle olduğu vurgulanmakla beraber, erkek kadının küçük tanrısıdır diye bir düşünce de var. Kadın bol bol dayağı yiyor ama yine de erimdir, döver de sever de diyor. Sinirlenmemek elde değil.

Bir sinir olduğum nokta da imam olan birinin yaptığı iğrençlikler. Güya imam ama namazla alakası yok, karı kızın peşinde koşuyor ama vaaz verince de hepsi kul köle oluyor, peşinde koşuyor adamın. Din adamları da aşağılanmış kitapta. Dinine bağlı bir insanın böyle gereksizlikler yapmayacağını herkes bilir. Ama ...

Bunların dışında, diyaloglar uzundu. Bir tiyatro metni okuyormuş izlenimi veriyordu yer yer. Akışı iyiydi, dil sade. Diğer kitapları da okumayı düşünüyorum ama kesinlikle heyecanla değil.
410 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Nisan ayını kendime Orhan Kemal ayı ilan ettim. Vukuat Var ile başlayıp Hanımın Çiftliği ile devam eden ve Kaçak ile bitecek olan Hanımın Çiftliği Üçlemesine başlıyorum.
410 syf.
·39 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tez çalışmamdan beri Orhan Kemal okumayı seviyorum. Onun kalemi hem korkusuzdur hem de gerçekçi. Zaten Adana denince akla gelen bir kaç isimden biri. İçerik bazı okuyuculara “sapıkça” gelse de ilişkilerin boyutunu cesurca anlatıyor. Edebiyatçı da bunu yapmamalı mı zaten?
410 syf.
·9 günde·Beğendi
Acıdan ve yokluktan beslenen hayatların, edebiyata tezahür etmiş halidir Orhan Kemal...
En umarsız anlarda umudun ta kendisi,
Kimsesizlerin kimsesi, terkedilmişlerin tesellisi,emekçilerin sesidir Orhan Kemal...

Hanımın Çiftliği ; Sevgili Orhan Kemal'in aynı adlı üçlemesinin, 1955 yılında yazdığı ancak yayımlanması 1961 yılını bulan ikinci cildidir.

Hanımın Çiftliği'nde, dönemin Çukurovası'nın özelliklerini, kadın erkek eşitsizliğini, erkek egemen toplum düzenini, sınıflar arası farklılıkları, kadının toplumumuzdaki yeri ve önemini, ağalık sistemini, mülkiyet hakkını, toprak emekçiliğini ve emek sömürüsünü ele alan Orhan Kemal, bu eserinde bireysel değil de toplumsal sorunlara ağırlık vererek sosyal adalet düzenine eleştirel bir bakış açısı sunmuş bizlere.

2.Dünya Savaşı'nın ardından başgösteren baskılara ve yokluğa birebir tanıklık eden Orhan Kemal, bu süreci çok iyi gözlemlemiş, değerlendirmiş ve eserlerine aktarmış nadir yazarlarımızdan biridir. Savaş sonrası dönemin, halk üzerindeki etkileri çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Kapitalizmin ülkemize girişi de, ırgatların yerini alarak işsizliği arttıracak olan makineleşme konusu ile gündeme getirilmiş. Modernleşme adı altındaki bu olgu, Amerika'nın "Marşal Yardımı" ekseninde gözümüze çarpıyor ve böylece Amerika emperyalizminin ülkemize nasıl ve ne vakitler giriş yaptığını Orhan Kemal'in engin öngörüsü sayesinde öğrenmiş oluyoruz.

Eserde, çok partili hayata geçiş döneminin siyasi konjonktürü de çok iyi verilmiş. Evrensel demokrat kimliğini yine koruyan Orhan Kemal, sözünü esirgemeden haklıya haklı, haksıza haksız demekten çekinmemiş.

Ana karakterlerimize gelecek olursak, Atatürkçü olması ile bilinen, seçimler yaklaşınca kaybedeceğini anlayıp Halk Parti'den Demokrat Parti'ye geçen, çıkarları uğruna yabancı politikaları destekleyen toprak ağası Muzaffer...

Dört karılı ve yirmi küsür çocuklu, kızlarını bir mal gibi satan, onların üzerinden geçimini sağlayan Cemşir'in mal,mülk, şehvet, gösteriş ve lüks düşkünü kızı Güllü... Sonraları ismini bile beğenmeyip Serap olarak değiştirme gafletinde bulunması da cabası...

Ana karakterler dışında ilgimi en çeken isim ise Kabak Hafız oldu. Kendisi hiçbir dini vazifesini yerine getirmeyen, hiçbir haramdan kaçınmayan, dinini, şahsi menfaatleri doğrultusunda bir araç olarak kullanan bir din istirmarcısı, din tüccarıdır. Kabak Hafız betimlemeleri üzerinden de anlayabiliyoruz ki Orhan Kemal gerçekten laik bir Cumhuriyet insanıdır.

Hanımın Çiftliği, gerek konu, gerek anlatım, gerek uslup gerekse dil olarak çok beğendiğim bir Orhan Kemal romanı oldu benim için. Bir yazarın bizi biz gibi anlatması edebiyat adına çok önemlidir ve bu noktada Orhan Kemal tartışmasız en iyi isimdir. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
410 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Hanımın Çiftliği serisinin ilk kitabı Vukuat Var da Elci Cemşir kızı Güllüyü para karşılığında çiftlik sahibi Muzaffer Beyin yeğenine satmak ister fakat Güllü istemez çünkü sevdiği vardır adı Kemal birbirlerini çok severler ama aile karşı çıkar Güllü bir ara Kemal sağ olduğu sürece başkasıyla evlenmem der ve....
-Öyle mi? Hiç bitmiyecek mi senin bu okuman?
-Bitmiyecek... Hiç bitmeyecek!
-Niyetin kâtip olmak mı yani?
-Hayır.
-Ya?
-İnsan olmak...
"Peki niçin bu kadar kan döküldü? Milli Mücadele ve onun şuuru?"
.....
"Mühim olan, senin ve benim nefsi nefsimizdir. Bunu temin edecek devlet ister laik olsun ister şer'i Haydi şerefe!"
"Peki halk? Fakir fukara?"
"Vız gelir!"
Orhan Kemal
Sayfa 110 - Everest - 20. Baskı - 2014
"Haklısın insanın mal olmaması lazım ama oluyor işte. Ve sen bunu ancak şimdi, yani bıçak kemiğe dayanınca düşünebildin. İğne etine saplanınca..."
Orhan Kemal
Sayfa 336 - Everest - 20. Baskı - 2014
İnsanlardan çok önce var olan bu topraklara dedesi, belki de dedesinin dedesi tırnaklarını geçirmişti ilkin. Kim ne zaman geçirirse geçirsin, bu topraklar onundu. Devlet, sık değişen hükümetlerse, o ve onun gibilerin topraklarına bekçilik, jandarmalık etmekten başka görevi olmayan şeylerdi.
Orhan Kemal
Sayfa 101 - Everest - 20. Baskı - 2014
"Komünizme karşı baraj" olsun diye göz yumulan bu güç, demek günün birinde iyice dal budak salacak, sonrada önüne geçilemez bir hal alacaktı.
Orhan Kemal
Sayfa 110 - Everest - 20. Baskı - 2014
-Erkek karısının küçük Tanrısıdır!
- Nee? Küçük Tanrısı mı?
-Evet küçük Tanrısı!
-Babamla Hamza, senin küçük Tanrıların demek?
-Baban. Hamza değil...
Güllü, bütün küçük Tanrılara sövdü.
-Onlar erkekse, biz de kadınız. Ama, sizin gibi kadınlara müstehak. İçer sızar, her türlü haltı karıştırır, ırz namus bilmezler, sonra da küçük Tanrı! Ben Tanrı manrı bilmem. Sen sensin, ben ben... Sayarlar hatırımı, sayarım hatırlarını. Saymıyorlar mı? Canları cehenneme.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vukuat Var
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Vukuat Var (Hanımın Çiftliği 1)
Vukuat Var
Vukuat Var
'Vukuat Var'', emek-üretim ilişkileri henüz bir çözüme ulaşamamış; güçlünün zayıfı ezdiği; paranın gücü temsil ettiği; küçük insanların çoğunlukla hayal kırıklığına mahkûm olduğu adaletsiz bir dünyada, aşka sığınarak teselli bulmaya çalışan iki gencin hikâyesi. Romanın arka planında Orhan Kemal''in pek çok kitabının başkahramanı olan, üç kuruşa ırgat çalıştırılan pamuk tarlaları, emeğin sömürüldüğü çırçır fabrikaları, kir pas içindeki sokaklara sıralanmış pis, bakımsız evleri ve yakıcı sıcağıyla 1950''lerin Adana''sı var.
Dört karısıyla sayısını unuttuğu çocuklarının kazandığı her kuruşa el koyan Cemşir Ağa''nın fabrika işçisi kızı Güllü ile aynı fabrikada işçi olan Fellah Kemal, birbirlerine âşık olur, karşılarına dikilen Engellerle savaşır ve ne yazık ki kaybederler...
Ancak Orhan Kemal, her zamanki gibi, satır aralarında, emeğin değerini bulması, kadınların kişilik kazanması ve bireyin eğitiminin bu karanlığı aydınlatacak tek yol olduğunu fısıldamaya devam etmektedir.

Kitabı okuyanlar 262 okur

  • Selma

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%1.9 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0