Waldo Sen Neden Burada Değilsin

·
Okunma
·
Beğeni
·
10392
Gösterim
Adı:
Waldo Sen Neden Burada Değilsin
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çıdam Yayınları
Baskılar:
Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
Waldo Sen Neden Burada Değilsin
Waldo Sen Neden Burada Değilsin
240 syf.
·3 günde·9/10
Waldo Sen Neden Burada Değilsin?

Kendisini ''Ben nesli tükenmiş bir insanım'' diye niteleyen İsmet Özel'in, yalnızca ismi için dahi okunması gereken enfes kitabı...

"Bu kitabı, intihar eden birkaç arkadaşıma ve paranoyadan, şizofreniden mustarip birçok arkadaşıma ithaf ediyorum...''

sözleri ile başlıyor İsmet Özel ! Ve şöyle devam ediyor;

''Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır. Doğan her bebek, havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz.

Savaş bitmiştir.

Ana kucağı, bütün saldırılara karşı ilk barınak, ilk sığınaktır.''

Çıtayı çok yükselten bu girişin ardından İsmet Özel'in kendi kaleminden kendi hayatını/masalını okuma şansı buluyorsunuz.

''Benim masalım kısaca şöyle: " Bir varmış bir yokmuş. Bir şair İsmet Özel varmış. Iyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komunist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak iyi şiirler yazmayı başarmış ve hatta yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, İsmet Özel'in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve Müslümanlığı bir hayat yolu olarak benimsemiş. Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine."

Nasıl başka masallarda devler, denizkızları, peri padişahı varsa benim masalımda da bazı isimler geçiyor: Şair, komünist, müslüman..."

Hayatını komünizm ve Müslümanlık gibi iki ayrı döneme ayırsak dahi hep iyi bir şair olarak karşımıza çıkmaktadır Özel. O da bu vasfının farkındadır.

Hep bir anlatma, anlaşılma telaşı var satırlarında. Derin düşünüyor ve kimi zaman kendi derinliğinde boğulurken buluyor kendini. Kelimelere tutunup kurtuluyor. Bazense kelimeler içinde kayboluyor. Nereye gideceğini bilemeyen bir adamın acizliği ile yine kaleme sarılıyor ve şöyle diyor:

''İnsan için önüne çıkan bütün yollar ''yürünebilir'' yollar ise o insan artık kaybolmuştur. Kaybilmak nereye gideceğini bilememek, yani her yere gidebilmektir...''

Ilerleyen sayfalarda kendi hayatına ilişkin birkaç anısını kaleme alıyor Özel . Önce din olgusuna ve dinden uzaklaşmasına- yakınlaşmasına, ardından siyasi arenaya atılmasına ve şiirlerine hep şiirlerine değiniyor...

''Çocukluğumda ve yetişme yıllarımın bana tanıttığı anlayışlar içinde Müslümanlık ağırlıklı bir yere sahip değildi. Annem ve babam Müslüman insanlardı o kadar. Çocuklarını dindar yetiştirme konusunda özel bir gayretleri olduğunu hatırlamıyorum.''

Çocukluk yıllarında din ile olan ilgisini yalnızca bu sözlerle ifade eden Özel, lise yıllarında dine tutunma çabasının neticesiz kalışını ise şu satırları ile okuruna aktarıyor:

" Evde Diyanet İşleri Başkanlığı'nin üç cilt halinde yayınladığı Kur'an-ı Kerim meali vardı. Büyük bir samimiyetle onu okumaya koyuldum. Okumaya başlamadan önce abdest alıyor, Kitab'ı göbeğimin üstünde tutmaya özen gösteriyordum. 1961 yılında, dini düşüncenin niteliklerini hakkında hiçbir temel bilgilenme sağlamamış, genel olarak düşüncenin hangi meseleler çevresinde döndüğü konusunda donanımı olmayan bir lise son sınıf talebesinin ''Bakalım bizim temel dini metnimizde neler var?'' merakıyla giristiği okumadan nasıl bir sonuç doğabilirdi? Olacak olan oldu: Sonuç büyük bir düş kırıklığıydı!''

''Beklentilerimin boşa çıkması din duygusundan ümidi kesmemi kaçınılmaz kıldı. Daha da ileri gittim: Din aleyhtarlığının insan için en uygun tutum olduğu sonucuna vardım.''

Sözlerinin ardından siyasete atılmasından ve o günün Türkiye'sinden, sosyalizmden uzunca bahseden sayfalarla karşılıyor bizi.

Düşünsel yapısının, şiirleri üzerine olan etkilerine de değinen Özel, yoğun gecen siyasi hayatının ardından önce kendini yalnızlığa ardından yeniden İslam'ın sularına bırakıyor kendini.

'' Müslüman olduktan sonra başka Müslümanlarla tanışıp, kaynaşmak için fazla aceleci davranmadım. Esasen mümkün de değildi. Benimle belli bir kültürel dili paylaştığına inandığım hiç-bir Müslüman tanımıyordum. Edebiyat dünyasında, ismen tanıyıp şiirine büyük değer verdiğim bir Sezai Karakoç vardı. Onunla tanışmanın yolunu arayıp buldum.''

Bu satırlardan sonra Ismet Özel sözü, kitabın adını aldığı o muazzam diyaloğa getiriyor.

Thoreau, ABD'nin Meksika'ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına vergiyi, ''ödediği dolar bir adam öldürmek üzere, başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın'' gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapiste yattı. Kendisinden ondört yaş büyük olan ve birçok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Ralph Waldo Emerson, telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında şöyle bir konuşmanın cereyan ettiği anlatılır:
- Henry, neden buradasın ?
- Waldo, sen neden burada değilsin?

Bugün, yukarıdaki her iki sorunun Türkiye'de muhatabı bulunup bulunmadığını anlamak durumundayız. Kim nerededir? Yerimizi biliyor muyuz? Burada size, dilim döndüğünce kendi masalımı anlatmaya çalıştım. Biliyorum sizin de kendinize mahsus bir masalınız var. Bütün masallar bir yana itildikten sonra geride ne kalıyor? Herkes bir diğerine ''Neden buradasın?'' sorusunu soracaksa, onun alacağı cevap bir başka soru, ''Sen neden burada değilsin?'' olacaksa hepimiz masallarımıza umutsuz bir dirençle sarılmışız demektir. Masallarımızı bir kenara itme niyetimiz yok gibi.

Kim olduğumuz sorusuna cevap ararken, aklımız hep, kim olacağımız sorusuyla karışıyor. Kim olacağımızı düşündüğümüzde ise kim olmak istediğimiz sorusu peşimizi koyuvermiyor. Gerçekte, kim olduğumuzu öğrenme süreci içinde bile kimliğimiz yeniden oluşuyor.


Ismet Özel'in hayatını, yaşayışını, neden şiirler yazdığını, neden farklı dönemlerde yazılmış şiirlerinde farklı bir dava taşıdığını merak eden okurlar için tavsiye edebileceğim bir kitaptır. Keyifli okumalar...
240 syf.
·
Herşeyin bir hikayesi vardır. Bir İnsanın,bir eşyanın, Bir şehrin, bir yolun, bir direnişin, bir ismin, bir kitabın...
Ve onu anlamlı kılan her zaman o hikayedir; kendi hikayesi.

Bu kitabın da bir hikayesi var; ona isim olan; değer veren...

WALDO SEN NEDEN BURADA DEGİLSİN?

Henry David Thoreau, Abd'nin Meksika'ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına 1 dolarlık vergiyi; "ödediği dolar bir adam öldürmek üzere, başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın" gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapis yatar.

Kendisinden on dört yaş büyük olan ve bir çok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Raplh Waldo Emerson, telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer:

"- Henry, sen neden buradasın?"
"- Waldo, sen neden burada değilsin?"

"Hukuka aykırı eylemin tek bir faili vardır, şayet devletten kaynaklanıyorsa bu eylem, tüm toplum sorumludur. Hepimiz yani. Bu eylemi şu ya da bu partinin, şu ya da bu bürokratın ya da devlet memurunun işliyor olması değiştirmez bu durumu. Suçlu tüm toplumdur. İşte bu ideaya bağlı biriydi Thoreau ve bu bilinçle soruyordu Emerson’a: NEDEN BURADA DEĞİLSİN, diye.

Bazı sorular cevapsızdır, bazıları cevabı mümkün sorulardır, ama diğer bazıları cevaplamaya zorlar insanı, yüzyıllar sonra olsa bile… Cevaplanmak zorundadır. Bir kez dile getirilmeyegörsünler, er ya da geç cevaplamaya mecbur bırakırlar muhataplarını. Çünkü insan “çözemeyeceği bir sorunu asla önüne koyamaz”. Asla! " diyor yazar.



Kitabı ilk okumak istediğimde ismimin hikayesini hiç böyle düşünmemiştim. Ve öğrendiğim o anda, beni yine kendisine hayran bırakmayı başarmıştı İsmet Özel.

İsmet Özel benim hayata bakış açımı değiştiren bir yazardır. Yaşam hikayesi ile, Fikirleri ile...

Samimiyeti hayatına yansıyan ve bu samimiyeti okura yansıtan "özel yazar"dır benim için.
Tüm eserlerini okumak hedeflerim arasındadır.
Şimdilik geçiyorum bunları.

İsmet Özel, bu eserinde, neden şiirle ilgilendiğini, bu konuda ne kadar iyi olduğunu, siyasetle nasıl bir ilişkisi olduğunu ve neden Müslüman olduğunu anlatıyor. En çok üzerinde durduğu ise elbette ne kadar iyi bir şair olduğu. 

Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır. diye başlıyor yazar.
"Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir."
Sonra yıkmak üzere kendi masalının özetini yazıyor.Ve ekliyor:
Herkes kendi masalını yıkmalıdır.

Benim masalım kısaca şöyle: Bir varmış bir yokmuş. Bir şair İsmet Özel varmış. İyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komünist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak da iyi şiirler yazmayı
başarmış ve hatta böylelikle yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, İsmet Özel’in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda
bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve Müslümanlığı bir hayat yolu olarak
benimsemiş. Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o
erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine. (s. 16)

Masal yıkılmalı ve gerçek egemen olmalıdır.

VE ŞAİR...

Şair kimdir?

Sanat eserlerinin iki sahibi birden olamaz. Bu şartlardanasıl olsa bir sanatçı çıkacaktı diyemeyiz.
İngiliz tarihinin bir başka Cromwell ortaya çıkarabileceğinidüşünebiliriz, ama İngiliz edebiyatının bir başka Milton vereceği söylenemez.Bir şiirin nasıl söyleneceğini hiç kimse söyleyemez, çünkü
şiir söylenen şeyin söylenişinde, söylenişin içindedir. (s. 19)

Ben kendimi şair sanarak değil, şair olmanın gereğine
inanarak ve şiirin gereğini yerine getirmeksizin bu alanda gerçek bir çalışma
yürütülemeyeceğini kabul ederek işe koyuldum.
Bu hazırlığı da doğuştan getirmedim, dünyadan aldım.
Hazırlığımın, bugün de beni ayakta, aklı başında tutan hazırlığımın özelliği
ikidir: Kadirşinas itaatsizlik ve tevarüs edilmemiş
asalet. (s. 21)

Ve şairin şiirde asaletini yansıtan cümleler:

"…benim varlığıma da bir anlam katan bir devlet vardı.
Türkiye Cumhuriyeti, bürokrasiye tanıdığı zabitçe bir yetkiyle bütün toplumu
kuşatmıştı. Cumhuriyet rejiminin temsilcisi olmak, kişinin, toplum içinde
geçerli bir unsur olduğu duygusunu güçlendiriyordu. Buna bir de yerli halkın
memurlara karşı mesafeli tutumunu eklerseniz, ortaya sahte bir soyluluk
manzarası çıkıyor. (s. 23)

Kimseden yardım almaksızın en iyi işi yapmak: Bunun için şiirden daha elverişli bir alan yoktu.(s.24)


Şair demişken, yazarın en sevdiğim şiiri ile incelememe son vermek istiyorum:

YAŞAMAK UMRUMDADIR

Sabah şairin üstüne saldırıyor 
yaşamaktan bir güneşle kaplanıyor onun kalbi 
onun kalbi topraktan sıyrılıyor 
aşk dahi sıyrılıyor topraktan 
gözlerini tanıyorsunuz: çaylak sürüleri 
beyni: aç kuşlardan bir ambar. 
Bir kıyısına ilişmiyor dünyanın 
Allah'ın ve devletin dibinde insanlar 
onu barutla karıştırıyor 
ve zerdali çiçekleriyle. 
Ahali kapısını taşlıyor onun 
onun için develer kesiyor halk 
aşka ve kavgaya aydınlık getiren kalbi 
topraktan sıyrılıyor. 

Ben 
topraktan sıyrılıyorum 
buğular 
ve aşiret rüzgarları kanımda. 
Arklardan gece vakti sular 
kaç zaman ayaklarıma 
yaslı bir selam gibi dokundu 
kopartılmış yapraklarımdan ibaretti hüzün 
dedim rahmet yağar ben yürürken 
gece benim ardımda 
taşıdım kara gençliğimi dağların damarında 
hep döşümde yaratkan, patlayıcı bir kimya 
beynimde hep manalı bir uçurum. 

Benim hayranlığımdan inlerdi şehir 
ben atlara ve uzaklar hayrandım 
kendi ehramlarını bile tanımayan kadınlar 
ansızın patlak verirdi baharda. 
Dudaklarımda çürükler vardı 
dağ çiçeklerinden ötürü. 
Irmaklara salardım kendimi 
ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya 
bana hain sevgilimdi. 

Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan 
beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz 
çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim 
Yürüsem rahmet boşanacak. 
ve sana bir karşılık vereceğim 

Sana bir karşılık vereceğim 
toprağı deşen boğuk sesimle 
sana bir karşılık vereceğim 
amansız kum fırtınası altında 
sana bir karşılık vereceğim 
birbiri üstüne yığılırken günler 
ey taşan suların imkanı 
ey taşan suların bekareti sana 
bir karşılık vereceğim. 

Son olarak, hayatınızda bir İsmet Özel portresi çizilmemiş ise, ufkunuzda kat kat perdeler vardır hayatın gerçeklerini örten...

Mutlaka okunmalı. Keyifli okumalar
240 syf.
·Beğendi·9/10
"Benim masalımda üç önemli kelime var: Şair, komünist, Müslüman" (İ.Özel)

"Akif'in mektupları Safahat'ından, Necip Fazıl'ın O ve Ben'i Çile'sinden, Cemil Meriç'in Jurnal'i Kırk Ambar'ından, İsmet Özel'in Waldo'su Şiir Okuma Klavuzu'ndan daha çok kendilerini söyler ve anlatır kanımca." (Cündioğlu)

D. CÜNDİOĞLU' na ait yukarıdaki değerlendirmeyi okuduğumda Waldo'yu okumalıyım demiştim. İsmet ÖZEL'in şiirlerini okumuştum ama nesir olarak okuduğum ilk kitabıydı. İyi ki de bu kitabından başlamışım. İsmet Özel'in gözünden hem kendi düşünce dünyasında geçirdiği değişimler, arayışlar hemde Türkiye'nin en kritik dönemleri, ihtilaller, sağ-sol meseleleri ile ilgili kısa ama anlamlı bir panorama.
Her şeyden önemlisi İsmet ÖZEL için "şiir" ne demektir? sorusunun cevabı ilmek ilmek kitabın her sayfasına sinmiş.
Herkese iyi okumalar.
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır..."

Kitap bu cümleyle başlıyor. İsmet Özel'i anlamak için başvurulmasi gereken ilk kaynak kitaptır.
Neden çabalıyoruz-çabalamalıyız, neden tutunma ihtiyacı içindeyiz, neden ait olmak istiyoruz, masal nedir, neden önemlidir? Ve bunun gibi birçok şeyde kendi kafa karışıklıklarını anlatmaya çalıştığını fark ederiz İsmet Özel'in.

"İnsan için önüne çıkan bütün yollar "yürünebilir" yollar ise, o insan artık kaybolmuştur."

Hayatımızı kuşatan belaya gönderme yapar. O bizi çepeçevre kuşatan arada kalmışlığa... bütün masallar bir yana itildikten sonra geriye ne kalıyor? Herkes bir diğerine “neden buradasın?” sorusunu soracaksa, onun alacağı cevap bir başka soru, “sen neden burada değilsin?” olacaksa hepimiz masallarımıza umutsuz bir şekilde sarılmışız demektir. Masallarımızı bir kenara itme niyetimiz yok gibi. Bu eserle elbette sorularimiz cevaplanmiyor ama düşünmek için bir zemin hazırlıyor.

Birlikte yasamayi, bunun ne demek olduğunu hissettirir bu eser. Okunması gereken kaynak bir eser. Okurlara kolay gelsin...
240 syf.
·49 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bismillah,

Her şeyden evvel bana insan olmayı ve insan olduğumu hatırlatan bir kitap oldu. İsmet Özel'in değişimine ve derdine bakınca ister istemez kendime; ben bu meselenin ve hayatın neresindeyim sorunu sormak zorunda kaldım. Nerde olduğum, nereye gittiğim ve nereye varmak istediğim kitaba başlamadan önce de benim için bir soru işareti kümesiydi ve halen de öyle kalmaya devam ediyor.

Birinci kitapta İsmet Özel'in yaşadığı değişimini, geçtiği yolları, şiirini ve dönemin siyasi durumunu müşahede ediyoruz. Tarih ve siyasetle arası iyi olmayanların biraz zorlanabileceği malumdur. Fakat tarih, politika ve siyaseti sevmeyenin İsmet Özel ile işi ne diyebilirsiniz, haksınızdır.

İkinci kitap biraz daha akıcı gidiyor. Burda insana ve kapitalizme dair mülahazalar yoğunlaşmaya başlıyor ve bize yutturulan bir çok şeyi kusmaya başlıyoruz ve insan olmanın mahiyetine dair epey kafa yoruyoruz.

Okuduklarımın yüzde kaçını anlayabildiğim sorulacak olsa ortaya çıkan sonuç son derece hazin olur. İfade etmeyelim ki kitaba başlamak isteyenler baştan rahatını kaybetmeyi göze alsınlar çünkü rahat rahat okuyacağınız ve okuduktan sonra da rahata kavuşacağınız bir kitap olmayacak.

Şunları da belirtmek istiyorum ki İsmet Özel okuyan kimselerde İsmet Özel'e karşı bir hayranlık ve ciddi bir sempatizanlık meydana geliyor. Ben ise sadece kutsal ve ilahi olana hayranlık beslenilip, beşeri olanın sadece beğenilmesiyle yetinilmesi gerektiğini düşünen bir kimseyim. İsmet Özel hakikate açılan bir kapı değil, hakikate giderken üzerlerinden geçtiğimiz basamaklardan biridir. Selam ve dua ile.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Öncelikle bir itirafta bulunmak istiyorum.Okumakta ve anlamakta çok zorlandığım kitaplardan biri. İsmet Özel kelimelerle oynamayı çok seviyor. Hiç programımda yokken adı beni meraka ve okumaya sürükledi adeta. Yarı biografik bir eser.Kim olduğunu arama sürecinde, kim olacağı merakına akan muhteşem bir birikim.Şiirleri ile gönlümüzde taht kuran İsmet Özel'in etkileyici ama bir o kadar ağdalı dili sizi kendi özeli üzerinden kendinizle bir hesaplaşmaya götürecek.Her ne kadar onun hikayesini okuyor olsanızda yansıması siz olacaksınız.Evet zor du hem de çok zor.Ama güzeldi.
240 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Beni okuma etkinliği ile (#57154274) İsmet Özel ve eserle tanıştıran GONCA ERTUĞRUL Hanıma teşekkür ediyorum.
Yazar kitabı şöyle nitelendiriyor;
Benim masalım kısaca şöyle: «Bir varmış bir yokmuş. Bir şair İsmet Özel varmış. İyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komünist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak da iyi şiirler yazmayı başarmış ve hattâ böylelikle yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, ismet Özel 'in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve
müslümanlığı bir hayat yolu olarak benimsemiş.
Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine».

Yazar hayat serancamesini anlattığı bu kitapta hayatını şöyle özetlemiş;
"Benim masalımda üç önemli kelime var: Şair, komünist, Müslüman"

Yazar kitabın ithafını şöyle belirtmiş;
"Bu kitabı, intihar eden birkaç arkadaşıma ve paranoyadan, şizofreniden mustarip birçok arkadaşıma ithaf ediyorum...''

İsmet Özel'i ilk defa okumaya başlayan biri olarak hayatını anlatan bu kitap ile başlamamın isabetli olduğunu düşünüyorum.
240 syf.
Kitabın isminin hikayesi malum. Henry david thoreau politik sebeple hapse girer. Arkadaşı waldo emerson ziyaretine gelir ve sorar:
-henry neden buradasın ?
O da cevap verir:
-waldo sen neden burada değilsin ?

Etkileyici bir söz ama bir yandan da arkadaşın ziyaretine gelmiş ona da mı politik ajitasyon ayıp yani. Her neyse.

Ismet ozel'in dönüşüm hikayesini bir de kendi ağzından dinleyeyim diye okudum. Kafamdaki bazı cevaplar onaylanmış oldu diyebilirim. Erbain incelemesinde 12 mart etkisine işaret etmiştim. Bunu söylerken kastettiğimkorku ya da sadece korku değildi. Bazı insanlar için bir görüş onu sahiplenenlerin tavrıyla çok ilişkilidir. Çevresine karşı çok duyarlıdır bu insanlar. Onlar için bir görüşün haklılığı büyük ölçüde onu savunanların davranışları oranında değer kazanır ya da yitirir. Ismet özel için de böyle düşünüyorum. Baskı döneminde sinen yitip giden kimi arkadaşları onun için bir bakıma savunduğu görüşün anlamsizligina delil teşkil etmiş sanki. Çevresindekilere duyduğu kin zamanla görüşün kendisine yönelmiş gibi. Bu çok bilindik bir his aslında. Bir düşünceyi kafasında icsellestirememis kimi insanlar için yuzeydeki gel gitler çok belirleyicidir. Kafasındaki idealizmin pratikte çok ters yansımalarına şahit olanlar için en ufak bir olay bile çok büyük tepkimelere yol açar. Özel in coşkulu ve de kibirli kişiliğinde gördüğüm bu. Ilk büyük baskı ve yilginlikta cocukluundaki dinsel öğelere sığınıyor. Kimi dostlarına duyduğu nefret onu bambaşka bir yola taşıyor. Karakterinde var olan aşırılıklar ve marazlarla birlikte.

Ismet the special çözümlemesi burada sona eriyor. Okuyandan aro.
240 syf.
·6 günde
Herkesin herkese sen busun şeklinde hitabı olan bir dünya da biraz kendi tarzında sorguya geçmiş yazar. Neden illa bir "şey" le yaftalanıyor insan ya da yaftalıyor. Bir yere, bir kalıba sığmak zorunda mıyız? Öncelikle insan olalım. İnsan rengarenktir.. Bir çok şey olabilir, düşünebilir, hissedebilir. Bir renkle boyamaya çalışmaktan vazgeçmeliyiz birbirimizi. İnsanın izmlerin dar kalıpları içine sıkıştırılmasına, sağcı solcu diye ayrılmasına da karşıyız İsmet Özel'le.
Siyaset terimlerine yabancı olmamdan dolayı okurken çok zorlanmama rağmen, bir bakış atmak güzel bir tecrübeydi. Bütün sınıflara, insan kategorilerine bakınca kendime uygun ve yakışanı tekrar gördüm. Ölüyoruz arkadaşlar; ne kadar yaşasak da..
Ne kadar ölüm bir son değildir desek ve inansak da: aslında sondur. "Siz şimdi ahiret hayatının gerçekliğine bütün varlığıyla inanan biri olarak benden şunu işitin: Ölüm bir sondur, insanın tazelenebilmesinin sonudur. Öldükten sonra ne günah, ne sevap işleyebilir, ne hatalarımızı telafi, ne de tövbe edebiliriz." Bu bakıma sondur.
"Bir muamma olarak doğdum ve bir bilmece olarak öleceğim." Yaşarken bizi neyin beklediğini bilemeyiz, öldükten sonra da keza, emin olamayız. İnsan tabiatına uygun yaşayabilmemiz dileğiyle..
240 syf.
·Beğendi·10/10
Benim efkar ve güç kitabımdır evet öyle canım kitabım.Genelde Uyumadan çoğu kez aklıma geliyor ya da öyle tutmaya çalışıyorum icerigi ve hadiseler dünyanın durumu geçmiş gelecek insanlar zulüm dava vs tabiki Şair ve üstad Ismet özelin hayatını anlattığı kısımlar düşünceler içinde kayboluyorum.Kitabın kapagindan belli oluyor zaten.

Şuan kitabıma baktığımda birçok cümlenin alti çizili ekstra notlarla dolu Hasan el bennadan Aliyadan seyyid kutuptan Erbakan hocadan Sezai hocadan vs sözler eklemişim bazi cümleler de artik okunamiyor sanki ve yıpranmış durumda oldugunu görüyorum sadece havanın iyi oldugu(!)mutlu olduğum zaman okumuyorum ondan belki yagmur çamurda okumaya çalışmaktan bilmiyorum siz kitap severler belki kızar icerlersiniz bu duruma ama bu kitap ve anlatilanlar akıl da tutulmalı sonra tabiki fiile geçmeli. Işte kitabım beni yansıtıyor sanki öyle olsun istiyorum..bilmiyorum deger verdigim icin böyle önemsediğim icin.Sonra tekrar okuyorum huzunleniyorum ardından önsöz kısmını okuyorum varoluyorum tekrar güç kazaniyorum Waldo orada vaktinde olmalısın engel olmalısın yanlışa diyorum en başta.Nedenini biliyorum çünkü. Zihnimde gozlerimin önünde milyonlarca fotograf Aklıma üstadın şu siiri geliyor aynı zamanda;

https://www.antoloji.com/...-being-a-jew-siiri/#

Ve tabiki islam ülkelerinde olan savaşlar Kudüs mekke medine vs sahip olduğunuz yüce değer ve davamızın eserleri dünya da olmanın zorluğu ve üstadın deyimiyle saldırı...

Her neyse burayi duygusalliga boğmak günlüğe çevirmek ve lafı uzatmak istemiyorum Ismet Özeli ve kalemini anlamak isteyenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm değerli eseridir.ismet özel şiirlerini ve ismet özel’in kendisini gerçekleştirme sürecini anlamak için şahane bir kitaptır ayni zamanda. tavsiye ediyorum .kendisine bu değerli eser için teşekkür ediyorum.İsmet özel'in serencamını açtığı, kendi adıma aradaki perdeyi bir nebze olsun araladığımı hissettirdiği güzel bir eserin Hikayesi şöyle efendim;

WALDO VE HENRY MESELESI

Henry David Thoreau, ABD'nin, Meksika'ya karşı yürüttüğü savaş sırasında, 'ödediği dolar, bir adam öldürmek üzere tüfek satın almaya yaramasın' gerekçesiyle nüfus başına konan vergiyi vermediğinden bir gece hapiste yatıyor Thoreau'nun özgürlükçü arkadaşı Ralph Waldo Emerson, arkadaşını görmek üzere Thoreau'nun hücresine girdiğinde aralarında aşağıdaki konuşmanın geçtiği anlatılır dostlar :

- Henry, neden buradasın?

Cevap:
-Waldo, sen neden burada değilsin?''
 
‘'Thoreau gibi bir adamın “Waldo Sen Neden Burada Değilsin?” demesi, tam olarak soru sayılmazdı. Zira bu sözler kendisine yöneltilen bir soru üzerine, yani cevap mahiyetinde sarf edilmişti. Emerson'un hapishanede arkadaşını görür görmez kendisine hayretle yönelttiği soru şuydu:

+Henry, Sen Neden Buradasın?
 
Yaşadığım ülkede herkes birbirine yan gözle bakıyor. Ben ise onların hepsine cepheden bakıyorum. Cepheden, siperden… Hangi cepheden, hangi siperden? Bunu bilmeyi göze alabilecek insanla karşılaşmadım.'

"İnsanı haksız yere hapse atan bir yönetim altında dürüst bir insanın asıl yeri cezaevidir.”öyle diyor Thoreau..
Ve benim kulaklarımda Thoreau’nun sorusu yankılanıyor:

“WALDO NEDEN HÂLÂ BURADA DEĞILSIN ?”
Hukuka aykırı eylemin tek bir faili vardır, şayet devletten kaynaklanıyorsa bu eylem, tüm toplum sorumludur. Hepimiz yani. Bu eylemi şu ya da bu partinin, şu ya da bu bürokratın ya da devlet memurunun işliyor olması değiştirmez bu durumu. Suçlu tüm toplumdur. İşte bu ideaya bağlı biriydi Thoreau ve bu bilinçle soruyordu Emerson’a: NEDEN BURADA DEĞİLSİN, diye.

Köleliğin Amerika’da 1862 yılında kaldırıldığını hatırlatmak isterim dostlarım , korkunç bir iç savaşın ardından; Throeau’nun isyanını romantik bir direniş sayanlar için elbette bu hatırlatma bahsettiğim...

Evet Henry oradadır, Waldo orada değildir de bizim "neden burada değilsin"diye sorabileceğimiz kimseler var mı ve burası derken işaret ettiğimiz aidiyet yerimiz neresidir..?Kendisi devamında şöyle söylüyor;

"Bütün masallar bir yana itildikten sonra geriye ne kalıyor? herkes bir diğerine “neden buradasın?” sorusunu soracaksa, onun alacağı cevap bir başka soru, “sen neden burada değilsin?” olacaksa hepimiz masallarımıza umutsuz bir şekilde sarılmışız demektir. masallarımızı bir kenara itme niyetimiz yok gibi."
Ismet Özel/S=124

Kitabı okuduğumda henry olmak mı yoksa waldo olmak mı daha zor diye düşünmüştüm kendimce cevaplamaya çalışmıştım ikisi olmakta zor.biri özgurluk kimliğiyle yargılanıyor diğeri parmaklıklar ardında aynı durumla.
Bu kısmi eserle ilgili okumanızi tavsiye ediyorum önemli zira;

https://www.sosyalbilimler.org/...den-burada-degilsin/

HEP BERABER ZULME ENGEL OLALIM..DOĞU TÜRKİSTAN ZULÜM GÖRÜYOR VE DAHA NICE KARDESIMIZ KUDÜS aynı sekilde ve hepimiz durumu biliyoruz emperyalistlerinin oyunlarını bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ilk bizi öldürür..bir zulme engel olmuyorsanız da yayın konuşun yazın ama SUSMAYIN !!!
amacım duyar muyar değil tek istediğim orada olmak ve hepimizin bunları düşünmesi sadece ve ağlayıp ertesi gün acısının geçtiğini düşünmemek bununla paylaşmakla yetinmemek sadece.yapacak çok şey var ve üstadin deyimiyle yaşamak umrumuzda olmalı.Ve çalışmalıyız okumalıyız düşünmeliyiz.

Ben temiz havaya çıkmak istiyorum, onlar bana soğuk algınlığından bahsediyorlar.(s=73)
bunu yapmayalım temiz havayı oluşturalım gidelim.

Bu arada bu köse yazısını okumanızı tavsiye ederim konumuzla ilgili bilhassa;

https://m.hurriyet.com.tr/...orsun-waldo-30221138

Iyi okumalar selametle..
240 syf.
·12 günde
"Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır" cümlesiyle başlıyor bu güzel kitap.

Bence önce kitabın ismini anlamalıyız; nereden geliyor, nedir işin aslı diye. Kısaca açıklamak gerekirse:
Henry David Thoreau, ABD'nin, Meksika'ya karşı yürüttüğü savaş sırasında, 'ödediği dolar, bir adam öldürmek üzere tüfek satın almaya yaramasın' gerekçesiyle nüfus başına konan vergiyi vermediğinden bir gece hapiste yattı. Thoreau'nun özgürlükçü arkadaşı Ralph Waldo Emerson, arkadaşını görmek üzere Thoreau'nun hücresine girdiğinde aralarında aşağıdaki konuşmanın geçtiği anlatılır:
"- Henry, neden buradasın?
- Waldo, sen neden burada değilsin?"

İsmet Özel o karmakarışık kafasını, derin his ve birikimlerini yazıya dökmeye çalışıyor elinden geldiğince. Tabii böylesine dolu bir insanın kalemi de şaşırtmayacak ölçüde ağır ve zor anlaşılır gelebiliyor.

Kendini anlatıyor şair. Gençliğini, ara sıra çocukluğunu, ilerleyen yaşlarını... Yaşlanmanın neler kattığını, nelerden pişman olup olmadığını...

Başta şiirden bahsediyor; şiir nedir ne değildir diye. Sonra komünistlik zamanlarından, İslamiyet'i hayat yolu olarak benimsediği zamanlardan. Sonra da her konudan serpiştirmeye başlıyor. Kocaman, karışık bir dünya oluyor kitap bir anda.

Özellikle İsmet Özel'i anlamak isteyen, düşünce yapısını ve bu düşünce yapısının nasıl geliştiğini merak eden herkesin okuması gereken bir kitap.
İnsanı insanın kurdu değil, ümidi olarak görenlerdenim. İnsan insanı ümit diye beller; ama insan ümidini insana bağlamaz. Allah'tan ümit ederiz.
Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. Doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. Savaş bitmiştir.
Doğan her bebek, havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey degildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz.

Savaş bitmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Waldo Sen Neden Burada Değilsin
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çıdam Yayınları
Baskılar:
Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
Waldo Sen Neden Burada Değilsin
Waldo Sen Neden Burada Değilsin

Kitabı okuyanlar 755 okur

  • mey
  • Eda Cesur

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0