·
Okunma
·
Beğeni
·
5.595
Gösterim
Adı:
Wateya Jiyane
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
Dil:
Kürtçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hivda İletişim
Baskılar:
Hayatın Anlamı
Hayatın Anlamı
Yaşamın Anlamı
Wateya Jiyane
Rojeke ji qencan yeki pirsine: Gelo di mavbera kesen tene behsa hezkirine dikin u kesen birasti hezdikin de çi ferq heye? Qene gotiye: Meza bikin, eze bibejim Sivrek amede kiriye. Cara peşin kesen qala heskirine dikin, le ji deve xwe dana xine dile xwe vexwandiye. Hemu li ciye xwe runiştine. Peşiye şorben kel u ji pey re ji kevçiye derweşan hatine. Qenc, şert li wan biriye: Hune di bistiye van kevçiyan de bigrin, wisa bixwen. Naxwe li ber deve kevçi de girtin tuneye...
240 syf.
HAYATIN ANLAMI
Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek
için onu bir köye götürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken
baba oğluna sordu: “Yolculuğumuzu nasıl buldun?” “Çok güzeldi babacığım” diye cevap verdi oğlu.
“İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?” “Evet.” “Peki ne öğrendin?” “Şunu
gördüm” dedi oğlu: “Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin
yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede
ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar
uzanıyor.” Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi: “Ne
kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!”
240 syf.
·19 günde·9/10
Tolstoy her zamanki gibi yalın bir dille yazmış.Ama her yazdığında derin anlamlar var.Genel olarak ölüm ve hayat ikilemi üzerinde durulmuş.Hayatı sorgulatıyor.Biraz depresif bir kitap.Kesinlikle okunmalı.Aşağıda, kitaptan beğendim bölümlerden alıntılar var.
İvan ilyiç'in en çok üzen, herkesin yalan söylemesiydi.Sanki ölmek üzere değişmiş de yalnızca hastaymış, sinirlenmez, tedavi görürse her şey düzelecekmiş gibi bir tavır takınıyorlardı.Oysa o denli uğraşırlarsa uğraşsınlar durumun düzelmeyeceğini, üstelik ağrılarının artıp öleceğini adı gibi biliyordu.İşte herkes gibi onun da bildiği bu gerçeği örtbas ederek gözüne baka baka yalan söylemeleri, ayrıca bu yalana katılması için onu da zorlamaları kendisini kahrediyordu.Ölmek üzereyken çevresini saran bu yalanlar ne kadar aşağılıktı! Ölüm gibi korkunç, görkemli bir olayı günlük ziyaretler, ev eşyaları, yemek gibi alınan mersinbalığı türünden olağan şeylere indirgemeleri İvan İlyiç'e büyük bir azap veriyordu.İşin tuhafı, onlar böyle gözüne baka baka yalan söylerken kimbilir kaç kez ,"Bırakın artık şu yalanları!Ölmek üzere olduğumu siz de biliyorsunuz, ben de.Hiç olmazsa yalan söylemeyin!" diye bağıracak olmuş, ama hiç bir zaman kendinde bu gücü bulamamıştı.Korkunç, feci bir şey olan ölüme çevresindekiler herhangi tatsız bir şey, hatta yakışıksız bir davranış gözüyle bakıyorlardı.Kalabalık bir salona girerken pis kokular saçan bir adammış gibi tavır takınıyorlardı ona karşı.bütün bunları yaptıran da, İvan İlyiç'in hayatı boyunca sıkı sıkıya uyduğu nezaket kurallarıydı.Ona kimse acımıyordu, çünkü durumunu anlamak isteyen tek bir Tanrı'nın kulu yoktu...
Bacaklarını indirdi, kolunun üstüne yan yattı.Kendisine çok acıyordu...Gerasim"in bitişik odaya gitmesine kadar zor bekleyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamaya başladı.Zavallılığına, korkunç yalnızlığına, insanların, Tanrı'nın acımasızlığına, belki de Tanrı'nın yokluğuna ağlıyordu..."Bütün bunları niçin yaptın?Niçin beni buraya getirdin?Ben ne yaptım da bana bu acıları çektiriyorsun?..."
Sorularına yanıt beklemiyordu.Yanıt alamayacağı için de ağlıyordu.Ağrılar yine depreşti, ama o kıpırdamıyor, kimseyi yardıma çağırmıyordu.Kendi kendine "Haydi, daha vur!.. Ne duruyorsun?Vursana!...Ama neden?Ben sana ne yaptım?..."diyordu
Sonra sustu, yatıştı.Yalnız ağlaması değil soluk alması bile durdu; dikkat kesilip dinlemeye koyuldu.Dinlediği şey, bir ses ya da bir konuşma değildi; ta derinden gelen düşüncelerinin kıpırdanışını dinliyordu sanki."Ne istiyorsun?"Ruhu ona açıkça böyle sesleniyordu."Ne istiyorsun?Ne istiyorsun?" diye üsteledi birkaç kez daha.
O zaman İlvan İlyiç, "Ne mi istiyorum?Acı çekmemek.Yaşamak,"dedi.Sonra yeniden dinlemeye başladı.Öyle dikkatli dinliyordu ki ağrıyı bile hissetmez olmuştu.Ruhunun sesi, "Yaşamak mı?Nasıl yaşamak? diye soruyordu.
"Eskiden nasıl yaşıyorsam öyle.Rahat, tatlı yaşamak""Eskiden rahat, tatlı mı yaşıyordun?"İvan İlyiç hayalinde tatlı yaşantısının en iyi zamanlarını gözden geçirmeye başladı, işin tuhafı, tatlı yaşantısının en hoşa giden anları şimdi ona eskisinden çok farklı görünüyordu.Çocukluk dışında yaşamının en zevkli anı bile değerini yitirmişti.Yalnız orada, çocukluğunda, gerçekten tatlı olan, yeniden döndürülebilse yaşamaktan zevk alacağı çok şey vardı.Ama bu zevkleri tadan adam o değildi artık...Sanki başka birine ait anılardı bunlar.Bugünkü İvan İlyiç içinse, o zaman erinç saydığı her şey şimdi gözünde eriyor, çoğu kez iğrenç bir şeye dönüşüyordu.Çocukluğundan uzaklaşıp bugüne yaklaştıkça sevinç diye bir şey kalmıyor ya da sevinç olma özelliğini kaybediyordu.Bu dönem hukuk okulu ile başlıyordu.O zaman gereçekten tatlı olan bir şeyler vardı yine de.Neşe vardı, arkadaşlık vardı, umut vardı...Ama üst sınıflarda bu tatlı anlar iyice seyrekleşiyordu.Sonra, valinin yanında ilk görevi sırasında yeniden güzel bir dönem başlıyordu. Ancak İvan İlyiç'i bu dönemde en çok heyecanlandıran, bir kadının sevgisiyle ilgili anılardı.Sonra her şey karışıyor, iyi zamanlar yeniden azalıyordu.Daha sonra büsbütün azalıyor, böylece gitgide kayboluyordu.
Hiç beklemediği anda gelen evlilik, karısının yapmacık davranışları...Ve o öldürücü çalışma isteği, o para hırsı;böylece geçen bir, iki, on, yirmi yıl...Yıllar ilerledikçe ağırlık omuzlarına daha çok biniyordu.Meğer başarılı bir yolda yürüdüğünü sandığı halde başarısızlığa doğru dört nala koşuyormuş da haberi yokmuş.Gerçekten de öyleydi."Başkalarının gözünde iyi yaşıyor görünürken hayat ayaklarının altından akıp gidiyormuş..Şimdi de ölmeye hazırlan bakalım."Ama bunun anlamı ne?Neden böyle oluyor?Olamaz, yaşam böylesine anlamsız, böylesine çirkin olamaz!Yaşam böylesine çirkin ve anlamsızsa, bu, ölmek için bir neden mi?...Başka bir iş var bunun içinde...
"Belki de gerektiği gibi yaşamadım?" diye geldi aklına.Kendi kendine, "Ama nasıl olur, her şeyi gerektiği gibi yaptım," dedi.Sonra hayat ve ölüm bilmecesinin bu biricik çözümünü, olmayacak bir şeymiş gibi hemen kafasından uzaklaştırmaya çalıştı."Peki, şimdi isteğin nedir?Yaşamak mı?Nasıl yaşamak?Mahkemedeki mübaşirin, 'Mahkeme başlıyor,' diye bağırdığı gibi mi?""Mahkeme başlıyor, mahkeme başlıyor," diye tekrarladı kendi kendine."Al işte sana mahkeme!" "Ama ben suçlu değilim!" diye bağırdı öfkeyle. "Niçin yapıyorsunuz bunları?" Ağlamayı kesti, yüzünü duvara döndürerek hep aynı şeyi düşünmeye başladı:"Nedendir bu korkunç acılar?Nedendir?Ha?"Ne kadar düşünürse düşünsün, soruları yanıtsız kalıyordu.Her zaman olduğu gibi, gerektiği gibi yaşamadığı aklına gelince hemen doğru yaşadığında direterek bu garip düşünceyi zihninden kovuyordu...
İçinde ölüme karşı duyduğu her zamanki korkuyu arıyor, bulamıyordu.Nerede?...Ne ölümü?...Korkunun zerresi yoktu, çünkü ölüm yoktu.Ölüm yerine aydınlık vardı."Demek öyle!Ne büyük mutluluk!..."Bütün bunlar onun için bir anda oluverdi ve bu anın anlamı artık değişmedi.Orada bulunanlar içinse can çekişmesi iki saat daha sürdü.Göğsünde bir şeyler hırıldıyor, bitkin bedeni tir tir titriyordu.Sonra hırlamalar, titremeler gitgide azaldı.Birisi üzerine eğilerek, "Bitti!" dedi. İvan İlyiç bunu işitti, içinden aynı sözü yenileyip, "Ölüm bitti, o yok artık," dedi.Derin bir nefes aldı.Daha aldığı nefesin yarısındayken durdu,gerindi ve can verdi.
%5 (10/240)
·Puan vermedi
Kötü çevirileri okumuyorum artık.

Tolstoy koyu bir Hristiyan ahlakçısı. Ortodoks Kilisesi'nden aforoz edilmiş. Tüm hayatı değilse bile hayatının son 30 yılı her türden baskıya, yoksulluğa, şiddete karşı mücadele etmekle geçmiş. Neredeyse bütün dinleri incelemiş. Üstelik çok derinlemesine yapmış bu işi. yaşamı Budist bir Hristiyan(!) olarak geçmiş neredeyse. 82 yaşında ölmeden evvel Ortodoks Kilisesi onu söylediklerini geri almaya, dolayısıyla Ortodoks Kilisesi'ne tekrar dahil olmaya davet etmiş. Tolstoy bunu bile elinin tersiyle reddetmiş. Yaşlı bir bilge, manevi bir çar, Lenin'in, Gorki'nin, Çehov'un, Gandhi'nin, Witgenstein'in ve daha birçok dev ismin esin kaynağı olmuştur. Ortodoks Kilisesi Tolstoyculuğu resmi olarak bir mezhep olarak değerlendirmiştir. Hal böyleyken Tolstoy'un Tanrısını Allah olarak çevirmek, kitabı bismillahlarla, dualarla bezemek nasıl bir aklın ürünüdür? Bu mudur çeviri? Bence rezil bir çeviri. İlk öyküden sonra okumadım.
Not: Öküzün altında buzağı arayacak olanlar boşuna aramasın. İslami eserleri de okudum, burada mesele Allah değil. Adam yaratıcısına Tanrı diyor, sen de öyle diyeceksin. Bu kadar basit.
240 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Okurken kendimi bir cemaatte, bir camide veya bir taziyede anlatılan hurafelerle dolu dini hikayeleri dinlerken hayal ettim. Kitapta geçen hikâyelerde aynen öyleydi. Tamam tanrının varlığını ve insanlara biçtiği görev ve sorumlulukları işleniyor ama Tanrının hurafelerle bu kadar da küçültülmesi zannımca doğru değil. Sen koskoca Tolstoy'sun, 82 yaşında inandığın değerler uğruna küçük bir çocuk gibi her şeyi geride bırakıp evden ayrılansın, hangi ara yazdın bu kitabı :))
240 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabın içeriğinde kısa kısa anlatılan hikayeler ve o hikayelerden alacabileceğiniz kıssadan hisseler var. Asıl insan mutluluğunu nasıl yaşanması gerektiğini ona nasıl ulaşabileceğini belirtip dünyada ki mutluluk sanarak yaptığımız yaşamı kıyaslayp kendi inançlarına göre nokta atışlarıyla belirtmiş. Zaten Tolstoy'a bakacak olursak dini inançları yoğun olan bir yazar. Vermek istediği mesajını harika örneklerle kitabında da belirtmiştir. O dönem ülkesinde de hem düşünceleriyle hem de davranışlarıyla halkın ve birçok aydının ilgisini toplamış birisi... Kitabı okurken kendimi göz önüne alabildim kendi açımdan söylüyorum bir kitapta kendimi bir yere koyabiliyorsam o kitap benim için güzel ve anlamlıdır. Sonuç itibari ile beğendim ve okumanızı tavsiye ederim.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitap adı gibi hayatın anlamını anlatan 12 hikayeden oluşuyor. Okurken diyorsun ki vay be gerçekten öyle, iyilik, güzellik, sevgi ve dürüstlük dolu hikayeler. Tolstoy bu hikayelerin de Allah inancını anlatmaya çalışmış. Hikayeler masalımsı gelebilir, çünkü şu an ki dünya düzeni o kadar değişmiş durumda ki maddiyat maneviyatın önüne fazlası ile geçmiş durumda.
Üç Soru adlı hikayesi en beğendim hikaye oldu. Bir işe ne zaman başlanılacağı, kimlerle çalışıp kimlerle çalışılmayacağı, hangi işin daha önemli olduğu sorularını bizde bugün kendimize ara ara sormuyor muyuz. Daha ilkokul yıllarında ileride ne olacağımız sorusu ile karşılaşıp, hayatta kimlerle birlikte olacağımızı ve en önce ne yapmamız gerektiğini aramıyor muyuz.
Tolstoy okurken düşüncelerimiz ağırlaşabiliyor, ruh halini çözebilmek için kendinizi onun yerine koymaya çalışıyorsunuz. Öyle bir yazar ki hayat ona vermiş ama o yine de aramış aramış. Keyifli okumalar...
240 syf.
·Beğendi·9/10
Tüm hayatını arayışla geçiren Tolstoy birikimlerini bu harika kitapta toplamış. Yazar, hayatınıza hangi kuralları koymaktan ziyade nasıl yaşamanız gerektiği hususunda yol gösteriyor. Türk-İslam edebiyatının ağır bir dille yazılmış didaktik eserlerinden sıkılanlar için bulunmaz bir alternatif.
240 syf.
·40 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten okuduktan sonra hayatı anlama yönünde ufkumu genişleten bir kitap oldu. İsminin hakkını veren çok çok mühim bir yapıt. Hayatımızda yaşadığımız ve çokta önemsemediğimiz bir takım olaylara, insan hırsına, inancın gerçek amacına ve inancın hayatımızdaki tezahürünü anlamayı sağlayan ve bize bu konular hakkında yeni ufuklar açan bir kitap.Okuduğunuz her hikaye de anlatılan olayın üzerinizde bıraktığı etki ile kitabı hayatınız da bir başyapıt yapacağınız ve hayatınızın her dönemin de dönüp dönüp hikayeleri tekrardan okuyup anlamak isteyeceğiniz bir kitap. Özellikle insan psikolojisine eğilişi ve bunu Allah inancı etrafında gelişen hikayelerle insan inancı ve insan inancının amacını her hikayede başarılı bir şekilde anlatışı beni Tolstoy'a bir kez daha hayran bıraktı.İnsanların hırs ve nankörlüklerin insan hayatı ve psikolojisine etkisi bunun hayatta ki tezahürü ve Allah'ın bu hayatlarda biz insanlara vermek isteği mesajları çok güzel bir dille anlatıyor Tolstoy. Kitabı okuduktan sonra yaşama, inanca ve inanmanın hayatımızda ki etkisine olan bakış açım çokta değişti. Bu değişimi ufuk genişlemesini bana sağladığı için Tolstoy'a sonsuz teşekkürler. Mutlaka okumanızı öneririm.
380 syf.
·7 günde·5/10
Adam bildiğin din kitabı yazmış. Hikayelerden oluşan ve bireylerin tanrı sevgisini vurgulamak için yazılmış bir kitap, yanılmıyorsam 7-8 hikaye vardı. Arkadaşıma göstermek için bir sayfadaki Allah kelimelerini saydım 14 çıktı. Kitap akıcılığı fena değil bağlıyor. Ama bu kadar yoğun din vurgusu benden eksi not almasına neden oldu, siz yine de alın bir okuyun belki beğenirsiniz.
İyi okumalar efenim.
240 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Güzel bir kitaptı insanlığı öğreten hayatın anlamını gösteren bi kitaptı. Kısa hikaylerden oluşuyo birbirine benzeyen hikayeler ama güzeldi insan gerçekten de kendi içinde ve kalbinde sevgi olmadan yaşıyamaz bunu öğretti bu kitap bana :)
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Tolstoy hikayeleri samimi sıcak ve sevgi doludur.
bu kitapta da toplam olarak 11 hikaye derlenmiş.
Hayatın Anlamı
Nerede Sevgi Orada Tanrı
Üç soru
İnsan Ne İle Yaşar
Allah Gerçeği Bilir Ama Geç Söyler
Gerçek Mutluluk
Irgat Emelyan Ve Davul
En Büyük Ceza
İki Kardeş Ve Altın
Küçükler Büyüklerden Akıllı Çıktı
Üç İhtiyar
İnsanlara sevgi, saygı ve inanç aşılayan o dönemin insanlarının iyi gözlenmiş oldu belli hikayeler.
illaki okunmalı diyorum
240 syf.
·Puan vermedi
️Kitap adı gibi hayatın anlamını anlatan 12 hikayeden oluşuyor.İyilik, güzellik, sevgi ve dürüstlük dolu hikayeler.Kitabı okurken Tolstoy'un neden dünyaya mal olmuş bir yazar olduğunu kesinlikle anlıyorsunuz. Böyle devasa evrensel mesajlar, öğütler ancak bu kadar güzel bir dil ve düşünceyle verilir.
️Tüm hayatını arayışla geçiren Tolstoy birikimlerini bu harika kitapta toplamış. Yazar, hayatınıza hangi kuralları koymaktan ziyade nasıl yaşamanız gerektiği hususunda yol gösteriyor.‍
️Hemen hemen her öyküde dini temalar görmek mümkün. Hele hele "Aydınlık Varoldukça Aydınlıkta Dolaşın" öyküsü tamamen Hristiyanlığı övücü diyaloglarla dolu. Sakın aklınıza propaganda gelmesin bütün dinlerde olması gereken ya da olan öğretiler var. Karakter üzerinden o kadar güzel çelişkiler aktarılmış ki mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
️Gerçekten okuduktan sonra hayatı anlama yönünde ufkunuzu genişleten bir kitap olacaktır. Hayatımızda yaşadığımız ve çokta önemsemediğimiz bir takım olaylara, insan hırsına, inancın gerçek amacına ve inancın hayatımızdaki tezahürünü anlamayı sağlayan ve bize bu konular hakkında yeni ufuklar açan bir kitap.Okuduğunuz her hikaye de anlatılan olayın üzerinizde bıraktığı etki ile kitabı hayatınız da bir başyapıt yapacağınız ve hayatınızın her dönemin de dönüp dönüp hikayeleri tekrardan okuyup anlamak isteyeceğiniz bir kitap.İnsan psikolojisine eğilişi ve bunu Allah inancı etrafında gelişen hikayelerle insan inancı ve insan inancının amacını her hikayede başarılı bir şekilde anlatışı beni Tolstoy'a bir kez daha hayran bıraktı.
Keyifli okumalar diliyorum. 🤓
Kımızı hazırlayanlar, peyniri yapan kadınlardı. Erkeklerin bütün yaptığı ise kımız ve çay içmek, koyun eti yemek ve kaval calmaktı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Wateya Jiyane
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
Dil:
Kürtçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hivda İletişim
Baskılar:
Hayatın Anlamı
Hayatın Anlamı
Yaşamın Anlamı
Wateya Jiyane
Rojeke ji qencan yeki pirsine: Gelo di mavbera kesen tene behsa hezkirine dikin u kesen birasti hezdikin de çi ferq heye? Qene gotiye: Meza bikin, eze bibejim Sivrek amede kiriye. Cara peşin kesen qala heskirine dikin, le ji deve xwe dana xine dile xwe vexwandiye. Hemu li ciye xwe runiştine. Peşiye şorben kel u ji pey re ji kevçiye derweşan hatine. Qenc, şert li wan biriye: Hune di bistiye van kevçiyan de bigrin, wisa bixwen. Naxwe li ber deve kevçi de girtin tuneye...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 4 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0