·
Okunma
·
Beğeni
·
2563
Gösterim
Adı:
Wigan İskelesi Yolu
Baskı tarihi:
1 Şubat 2005
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-9752731684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Road To Wigan Pier
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Wigan İskelesi Yolu
Wigan İskelesi Yolu
Yazarın Yorkshire ve Lancashire''daki iç karartıcı, yoksul sanayi merkezlerinin işçi sınıfı yaşantısından edindiği deneyimlerle yoğun bir hesaplaşması olan Wigan İskelesi Yolu, hem parlak hem acı bir tartışma yaratmıştır ve bu tartışmanın politik gücü, aradan geçen uzun zamana karşın, hala ayaktadır.
George Orwell, bu kitapta, kapitalistleşen ve makineleşen bir toplumda işçilerin, özellikle maden işçilerinin içinde bulunduğu insanlıkdışı yaşamı ve madenlerin işletilişi, kir, açlık, işsizlik kıskacındaki toplumsal adaletsizliği içimize işleyen bir dürüstlük, öfke ve derin bir insanlık yüklü kalemiyle gözlerimizin önünden hiç gitmeyecek biçimde betimler.
"İnsana doğrudan seslenen, zihnimize saplanan, taptaze ve gözüpek bu kitabın neden böylesine güçlü bir etki yaratmış ve hala yaratmakta olduğunu anlamak zor değil... Karşımızda, her şeyden önce, yoksulluğun ve ondan sonra da sınıf ayrımlarında yatan gücün incelenmesi duruyor." - Richard Hoggart- "Tam bir dahi... olanca düş kırıklığı ve öfkesi ilk kez Wigan İskelesi''nde doğru anlatımlarını bulmuş." - Peter Ackroyd - The Times-
240 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Kitabi çok beğendim.
Orwell, İngiltere’nin işçi mahallerinde yapmış olduğu araştırmaları kaleme aldığı bir inceleme kitabı. Kurgu bir eser olmaması benim nazarımda daha bir önem kazandırdı. Biliyorum orada yazılanlar gerçek. Ete, kemiğe, toprağa değmişler. Bunu diyorum çünkü orada yaşananlar gerçek olamayacak kadar acımasız.( belki bana öyle geliyordur) 1984 kitabındaki gibi karanlık, umutsuz ve mutsuz bir toplum... Okurken, yazarın diğer eserlerinde de olduğu gibi, adaletsizlik vurgusu daha belirgin, daha net, daha gerçek. İşçi sınıfının yaşadığı sefaleti, zorluğu, sıkıntıları öyle sağlam, sarsıcı bir şekilde anlatıyor ki, okuyup da kapitalizme lanet etmemek zor. (sinirim yine bozuldu)

Olaya bak.
Orwell Bu kitabı 1937 yılında yayımlandığı sırada faşizme karşı savaşmak için İspanya’daymış. Zaten kitapta yazdıklarına tanık olup, böyle içten bir dille ifade eden birinden böyle bir duyarlılık beklenirdi. ( Benim için bu olay çok önemli. Yazarlar ve yaşadıkları. Yazlık villasında, elinde viski kadehiyle, toplumun dertleri yazıp, bununla yolunu bulan bir yazar, bana göre her zaman sahte, yavan, sahtekar gibi gelir. Ortada yürek yoktur para vardır ve yapılan teknik bir iştir)
neyse..
Kitapta şu tasvir dikkatimi çekti sizinle paylaşmak istedim;
“Kahvaltı masasının altında dolu bir lazımlık kovası olduğu gün ayrılmaya karar verdim. Bu mekan, içimi karartmaya başlıyordu. Bunun nedeni, yalnızca pislik, kokular ve berbat yemekler değil, değişmeyen anlamsız bir çürümenin, insanların hamamböcekleri gibi süründüğü yeraltındaki bir yerde, savsaklanan işlerden ve alçakça yakınmalardan meydana gelen sonsuz bir karmaşanın içinde olma hissiydi.” (s. 22)
Çok güçlü bir tasvir bana göre. Çaresizliği özetler gibi, değişmesi gereken yolunda gitmeyen şeyler var. Düzeltilmesi gereken. Bir şeylerin yapılması, hatta düzelse bile düzelmeyecek şeylerin karmaşası var. ( büyük ihtimalle anlatamadım)

Kitap üzerine çokça yazabilir, günlerce üzerine konuşabilirim ama burada yorumu bitiriyorum. Eğer sen kitabı okursan -ki bence okumalısın. Belki bir gün bir yerlerde karşılaştığımızda sohbetini ederiz. Konusu kanayan yaramızdır, seninde canını acıtırsa aynı yerdeyiz demektir. Görüşürüz... pai...
240 syf.
·4 günde·6/10
Orwell bu kitabında Ingiltere'de yer alan Wigan'a gidip oradaki maden işçileriyle alakalı gözlemlerini betimsel açıdan ele alarak okurlarına sunmuş. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitap yoksulluk, sıkıntı, karamsarlık üzerine yazıldığı için boğucu bir kitap. Orwell maden işçileri ve onların sıkıntılarıyla başladığı kitabına; faşizmin tehlikelerine ve makineleşmenin insan üzerindeki etkilerine yer vererek devam etmiş. Kitabın son kısımlarında ise neden sosyalizmi savunduğu ve neden sosyalizmin gerekli olduğu görüşlerine değinmiş. Tür olarak çok sevdiğim ya da okurken zevk aldıgım bir kitap olmadı malesef. Ama şunu da söylemeliyim ki alıntı yaptıgım ve beni düşünmeye iten çok kısımlar oldu, bu açıdan güzeldi benim için. Kitap bittikten sonra maden işçileriyle ve gözlemlediği yerlerle ilgili görseller de mevcut. Bir inceleme kitabı açısından iyi ve tamamlayıcı olmuş. Ne kadar tür olarak roman diye bahsedilse de bu kitabın kesinlikle inceleme olduğunu kabul ediyorum tür olarak. Çünkü olay örgüsü yok denecek kadar az ve kitap genel itibariyle gözlem ve düşüncelerle dolu. İşçi sınıfının üst tabakalar karşısındaki yerinin ve yaşadığı her zorluğun gözlemlenerek anlatıldığı bu kitabı okumayı size bırakıyorum arkadaşlar, iyi okumalar :)
240 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
"Gerçek deha örneği... Orwell'ın bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu'nda en anlamlı ifadesini buluyor."

Peter Ackroyd


George Orwell'ın okuduğum diğer kitaplarından (1984, Hayvan Çiftliği, Aspidistra, Boğulmamak İçin) çok farklı bir kitap bu eser. "Hayvan Çiftliği" özellikle bir hiciv iken diğer üçü kurgular üzerine gitmiş ve hepsi de karamsar bir tablo çizmişti.

Bu kitabın yazılma hikayesinden başlayalım...

Orwell, sol eğilimli yayıncı ve hümanist Sir Victor Gollancz tarafından işsizliğin yoğun olduğu bölgede araştırma için görevlendirildi. Kitabın ilk bölümü de bu araştırmanın ortaya çıkardıklarını sunuyor bize. Elbette ki, rakamlara boğulmsk yerine Orwell'dan bekleneceği gibi o kasvetli havayı soluyoruz, özellikle madencilerin içinde bulunduğu ortamı daha iyi hissediyoruz. Ekonomik zorluklar, yaşam şartlarının zorluğu gibi konularda böyle eserleri okumak bizim empati kurmamızı kolaylaştırır diye düşünüyorum.

Kitabın esas etkileyici olan bölümü ise ikinci bölüm. Burada, Orwell diğer kitaplarda hiç yapmadığı şekilde işin kuram bölümüne giriyor ve Marx sonrası Marksistler'in en çok geride kaldığı şekilde Marksizm'i geliştirip yaşadığı döneme uyarlamaya çalışıyor. Elbette ki, bu noktada Orwell'ın söylediklerinin üstüne de gidilmelidir ama çoğu Marksist düşünür, Marx'ın öğretilerine sıkı sıkıya bağlı kalmış ve tüm söylediklerinin bugün de aynı şekilde uygulanacağı gibi bir inanca kapılmıştır. Orwell'ın ekleme yönteminin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
240 syf.
·9/10
Kitabın ilk bölümü İngiltere'deki madencilerin yaşam standartları, kaldıkları evler ve geçim koşulları anlatılıyor. İşçi ve işverenin durumu, sendikaların faaliyetleri hakkında da bilgiler var.

İkinci bölümde İngiltere'nin siyasi durumu, yönetim şekli ve özellikle sosyalizmin neden başarıya ulaşamadığının analizi var.
240 syf.
·18 günde·9/10
Okuduğum her kitabında daha da çok seviyorum Orwell'i, 1984'ten sonra okuduğum diğer kitaplarının hep bir kaç tık geride olacağını düşünmüştüm ancak o beni şalırtıyor ve onu tanıdıkça okumaktan daha çok zevk alıyorum.

Wigan İskelesi Yolu roman değil inceleme kitabı, Orwell'in sınıf ayrımlarını, sosyalizm ve diğer bazı yaygın akımları incelediği, bu akımların peşindeki insanları ve görüşlerini değerlendirdiği bir kitap. Kitabın ilk yarısında işçi sınıfının, özellikle maden işçilerinin yaşam tarzlarını göz önüne seriyor ki çok ürpertici sayfalardı, Germinal'de maden işçilerine karşı oluşan hislerim burada çok daha güçlendi. Yazar işçi sınıfının hayatı ile güçlü bir giriş yaparak ve empatiden kaçışa engel oluyor. Kitabın içerisindeki resimlerde tüm yazılanları karşı konulamaz bir gerçeklik haline getiriyor.

Bu kitapta Orwell'in adaletsizliğe, yanlışlara ve sınıf ayrımlarına karşı tutumu, düşünceleri, öfkesini okudum ve ona olan sevgim arttı. Tüm düşüncelerine katılmasam da bir çok noktada çok isabetli görüşleri olduğunu düşünüyorum ve tüm kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.

Dipnot: Kitabı uzun sürede bitirmek zorunda kaldım yoksa anlatıkları ve tarzı ile sizi içine hapseden bir kitap.
240 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sosyalist düşüncenin neden çuvalladığına dair 'bence' oldukça yerinde tespitlerle dolu bir kitaptı. Günümüz Türkiye'sinde de sıkça gözlemlediğim ve Orwell'in de ta 1900lü yıllarda yazdığı gibi devam eden tavırlara ışık tutmuş nedenini nasılını ve çözüm yollarını göstermiştir yazar. Sosyalistlerin ve/veya sosyalizmi savunanların oldukça büyük bir kısmına eleştiri getirmiş bu kitapta. Bahsi geçen ingiliz toplumu olsa da okurken aslında bizde dahi olan sosyal sınıflardan ve bireylerin nasıl da ait oldukları sınıflarından tüm sosyalist düşüncelerine rağmen kopamadığını emekçinin yanında geçinen ve bu yönde bol bol söylem yapsa da emekçilerle vakit geçirmekten kaçınan onlara tepeden bakanlardan bahsetmiş. Kendinden ve geçmişinde de bu eleştirdiği tavırlara sahip oluşundan bahsetmiş. Klişeleşmiş 'kapitalist', 'proleterya', 'mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi' gibi kelimeleri dillere pelesenk etmek yerine sosyal bakımdan aynı gemide olan düşük ve güvensiz gelirli kişileri bir çatı altında toplayarak ve bunu sadece kol işçisi diye bahsettiği hepimizin kafasında oluşturulmuş tipik imge olan baretli, kirli tulumlu işçi yerine aynı zorluklarla yaşamını sürdüren katipler, tezgahtarlar, öğretmenler vs. de katarak sosyalist hareketin başarılı olabileceğinden bahsetmiş.
Kitaptan alıntıladığım bir cümle şöyle ;
''Gerçek şudur ki devrim kendine soyalist diyen birçok insan için birliktelik kurmak istedikleri bir kitle hareketi değil ‘’bizim’’ – zeki olanların- ‘’onlara’’ _ alt tabakalara_ dayatacağı bir dizi reformdur.''
Başlarda çok keyifle gitmedi çünkü para hesapları vardı şilin pound vs bunlar benim kafamda bir fikir oluşturmadığı için sıkıldım ama tespitleri, eleştirileri, çözüm önerileri kısımlarını ki kitabın büyük kısmı bunlardan oluşuyor keyifle okudum. ( Bu kitabı okurken aklıma sık sık Baldırıçıplak Hayırseverler kitabı geldi sanki bribrinin devamı niteliğindeydi yazarları farklı olmasına rağmen.)
Katılmadığım daha doğrusu abartılı gördüğüm makineleşme ile ilgili olan kısımdı belki o dönemdeki insanlarım makineleşmeye yaklaşımıyla alakalı olabilir bu. Sosyalizmle makineleşmeyi birbirine bağlı tutmus fazlaca bunu anlamadım. Sonuçta makineleşmenin kaçınılmaz olduğu fikri elbette bizim yaşayarak gördüğümüz bir gerçek.
240 syf.
·10 günde·5/10
Bence romandan ziyade bir araştırma kitabı olarak bakılıp öyle okunmalı.Çünkü roman olduğunu sanıp aldım elime ama bahsettiğim gibi bir kitap.Kitapta özellikle maden işçilerinin ne zor şartlar altında çalıştığı,geçim sıkıntıları anlatılıyor. Orwell bizzat gidip işçileri,yaşadıkları ve çalıştıkları yeri incelemiştir.Aslında yayıncı ve yazar olan Victor Gollancz tarafından işsizliğin yoğun olduğu bölgeler olan Lancashire ve Yorkshire'a incelemelerde bulunması için gönderilir ve kitap bunun sonucu ortaya çıkar.
240 syf.
·Puan vermedi
Maden işçilerinin yaşadığı zorluklara değinmesi ve madencilerin hayatlarını iyileştirmek adına çektiği sıkıntıları anlatması oldukça başarılıydı. Wigan İskelesi yolundan Orwell dan bütün madencilerin 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı Kutlu Olsun.
240 syf.
·6 günde
Orwell'den muhteşem bir kitap daha. Orwell, işsizliğin yoğun olduğu Lancashire ve Yorkshire gibi bölgelere inceleme yapmak için gönderilmiş. Buradaki madencilerin hayatına birebir katılmış. Gözlemlerini ve kendi görüşlerini, bize harika bir dille anlatmış. Kitap öncelikle madencilerin yaşayışlarıyla başlıyor. Ardından işsizlerin haline odaklanıyor. Ayrıca yazar çok sayıda belge ve fotoğrafta eklemiş. Son kısımda ise kendi sosyalizm serüveni, sosyalizmin ve ülke olarak durumlarının eleştirileri mevcut. Mühendis olduğum için, ilk kısımlar daha da ilgimi çekti. Son kısımlarda da -vay be, ne yemişler dünyayı, hiç mi utanmadılar?- pek çok soruma yanıt buldum. Tavsiye ederim :)
İngiltere ile iligili bir araştırma kitabı .
Açıkçası doğu ülkelerinde daha kötü şartlarda yaşayan bunca insan varken, bu kitap benim ilgimi pek çekmedi .
George Orwell çok sevdiğim bir yazar ancak bu defa çok spesifik bir konu seçmiş.
240 syf.
·79 günde·Puan vermedi
Orwell biraz geçmişi biraz kendini biraz da eleştirilerini anlatmış bu kitabında. Yeni yeni sanayileşme dönemine girmeye çalışan eski Güney ve Kuzey İngiltere’yi kendi üslubuyla gözler önüne sermiş. Bunu yaparken de anılarını ve fotoları kullanmış. Roman-Otobiyografi tarzında güzel bir eser çıkmış ortaya
, değişmeyen anlamsız bir çürümenin, insanların hamamböcekleri gibi süründüğü yeraltındaki bir yerde, savsaklanan işlerden ve alçakça yakınmalardan meydana gelen sonsuz bir karmaşanın içinde olma hissiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Wigan İskelesi Yolu
Baskı tarihi:
1 Şubat 2005
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-9752731684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Road To Wigan Pier
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Wigan İskelesi Yolu
Wigan İskelesi Yolu
Yazarın Yorkshire ve Lancashire''daki iç karartıcı, yoksul sanayi merkezlerinin işçi sınıfı yaşantısından edindiği deneyimlerle yoğun bir hesaplaşması olan Wigan İskelesi Yolu, hem parlak hem acı bir tartışma yaratmıştır ve bu tartışmanın politik gücü, aradan geçen uzun zamana karşın, hala ayaktadır.
George Orwell, bu kitapta, kapitalistleşen ve makineleşen bir toplumda işçilerin, özellikle maden işçilerinin içinde bulunduğu insanlıkdışı yaşamı ve madenlerin işletilişi, kir, açlık, işsizlik kıskacındaki toplumsal adaletsizliği içimize işleyen bir dürüstlük, öfke ve derin bir insanlık yüklü kalemiyle gözlerimizin önünden hiç gitmeyecek biçimde betimler.
"İnsana doğrudan seslenen, zihnimize saplanan, taptaze ve gözüpek bu kitabın neden böylesine güçlü bir etki yaratmış ve hala yaratmakta olduğunu anlamak zor değil... Karşımızda, her şeyden önce, yoksulluğun ve ondan sonra da sınıf ayrımlarında yatan gücün incelenmesi duruyor." - Richard Hoggart- "Tam bir dahi... olanca düş kırıklığı ve öfkesi ilk kez Wigan İskelesi''nde doğru anlatımlarını bulmuş." - Peter Ackroyd - The Times-

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0