Yabancıların Gözüyle Bizans İstanbul’uSemavi Eyice

·
Okunma
·
Beğeni
·
72
Gösterim
Adı:
Yabancıların Gözüyle Bizans İstanbul’u
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059787857
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Şairlerin güzelliğini anlatmak için yeterli kelime bulamadığı, tek taşına bile bütün Acem mülkünü feda ettikleri medeniyetler şehri İstanbul. Şüphesiz her dönemde olduğu gibi Bizans ya da bir başka değimle Doğu Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü yıllarda da birçok sebeple İstanbul’a gelen yabancılar vardır. Fetihten önce çeşitli ülkelerden değişik sebeplerle buraya gelen veya başkalarından öğrendiklerini yazan seyyah ve yazarların günümüze kadar ulaşabilen hatıraları Ortaçağ dünyasının bu önemli şehrinin görünümünü bir dereceye kadar tanıtmaktadır. 1996 yılında başlayan bu çalışma ile Bizans döneminde İstanbul’a gelen Hacılar, Haçlı askerleri, seyyahlar ve elçilerin tarihe tanıklıkları eşliğinde 1453’den önceki Konstantinopolis’e ışık tutulmaktadır.
Öncelikle hocamızı rahmetle anıyorum. Tam bir derya, ilim adamı, muhteşem bir değer ve İstanbul aşığı bir ruh. Eseri, kendisi kadar İstanbul'u seven herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Kitabı bitirdikten sonra içinde yer alan ve tanıtılan eserleri keşfetme isteği ile dolup taşacaksınız.
Benim incelemelerim sonucunda kitapta bahsi geçen bir kaç eserin listesi aşağıdadır. Gelin, gezip görelim.
1- Silifke- Aya Tekla kilisesi ( Hagia Thekla)
2- Khakledon – Hagia Euphemia – Konstantinapolis’e – Martyrion olarak taşınmış ( Kalıntıları var.)
3- Aziz Georgios Röliki
4- Hodegetria (Yol gösterici) Meryem – Kariye Müzesi- Aziz Luka (İncil Yazıcısı ) yaptığına inanılıyor.
5- İstanbul’un kuzeyinde kutsal hacın (İsa’nın çarmıha gerildiği) bulunduğuna inanılıyor.
6- Ayasofya – Horologion (Saat)
7- Büyük Saray’ın Khalke kapısı
8- Havariyun Kilisesi- Fatih Camii (Aziz Andreas, Aziz Thmoteus, Lukas ve Aziz Flistomos’un burada yattığına inanılır.
9- Hipodrom kalıntıları (Sultanahmet Lisesi)
10- Altın Kapı (Porta Aurea)- Yedikule -
11- Yedikule Küçük altın kapı – Samatya
12- Pighi Kapısı
13- Nea Kilisesi
14- Byras Sarayı
15- Blakhernai Sarayı (Tekfur Sarayı)
16- Teodosios Anıtı
17- Arcadius Anıtı
18- Pantokrator Kilisesi (Zeyrek Camii)
19- Mangana sarayı – Hagios Georgios
20- Aziz Zootkios Cüzzamhanesi
21- Karaköy Yeraltı Camii
22- Beyazıd hamamı (Theodisos sutunu)
23- Konstantin’in lahdi
24- Lips Manastırı (Feneri İsa Camii)
25- Konstantin Anıtı (Çemberlitaş)
26- Sergios- Bakhas Manastırı
27- Studios Manastırı – İmrahor İlyas Bey Camii- Lukasın Meryem Röliği- Uykusuzlar
28- Hagia Teodosia –Gül camii
29- Burmalı / Yılanlı Sütun
30- Peribleslos Manastırı
31- Pege Manastırı
32- Sarazin –Hagios Nikolos Kilisesi
33- Hodegetria Meryem manastırı
34- Hagios Basileios Manastırı
35- Soter Kilisesi
36- Pege- Balıklı Manastırı
37- Pammakaristos Manastırı- Fethiye Camii
38- Petra İoannes Kilisesi
39- Hagia Andreas Krisei Manastırı- Koca Mustafa Paşa Camii
40- Saint George burnu – Sarayburnu
41- Surp Kevork Ermeni Kilisesi – Sulu Manastır
42- Porphigos anıtları- Hipodrom’da yarış arabası sürücüsü
43- Mahroutas
44- Tzyganesterion
45- Bukoleon (Boğa parçalayan) Sarayı
46- Porphrogennetos (Mor odada doğan)
47- Anemas Zindanları
48- Assızlı Aziz Franceskus- İstanbul’da Latin egemenliği
49- Barletta heykeli
50- Pala De’oro
51- Marcadius anıtı (Kız taşı)
52- Bindirek sarnıcı
53- Mese Caddesi
54- Aslanhane
55- Hipodrom Obeliski
Kitap, 384 yılından başlayarak 1453 yılına kadar “geliş tarihlerine göre” Doğu Roma İmparatorluğuna gelen toplam 61 hacı, seyyah, elçi, tüccarın hatıralarını içermektedir. Her millet ve her dinden hatırat olmasına rağmen bunların içinde Türkler’e ait bir yazılı kaynağın olmaması elbette dikkat çekici ve üzücü.
Kitabın sonunda Semavi Eyice’nin kapsamlı bir değerlendirmesi de var.
1203 yılındaki Haçlı İstilasından sonra Bizans ve İstanbul’un çöküşe geçtiği ve bir daha da toparlanamadığı açıkça görülüyor. Bu çöküşün günümüzde de devam ettiği aşikâr olmakla birlikte, tabi ki okuyucuların görüşlerine de saygısızlık etmek istemem.
Fakat bir Arap seyyahın “biraz abartılı da olsa” XII. Yüzyıl sonları, yani Bizans yıkılırken “İstanbul’da yüz bin kilise ve sadece Ayasofya’da altı bin rahip olduğundan” söz etmesi galiba ne demek istediğimi anlatmaya kâfi bir izah olsa gerek.
İstanbul’a gelen batılılar başta Aysofya olmak üzere, kiliseler ve içindeki kutsal olduğuna inanılan hatıralarla (rolik) ilgilenirken, Müslüman Seyyahlar gösteriş, şaşa peşindeler.
Özellikle din ve mabetlerle perdelenerek icra edlinen zulüm, yağma, talan, hırsızlık ve yolsuzlukların bir sınırı olmadığını görebilmek için, bu kitabın okunması çok faydalı olur.
Kitapta anlatılan Bizans ve günümüz İstanbul’unu en iyi anlatan Tursun Bey’in fetih sırasında söylediği şu iki beyittir herhalde.
Örümcek, Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor,
Baykuş, Efrasiyab’ın kalesinde nevbet vuruyor.
“1204’de Haçlıların işgali altında olan Konstantinopolis’i VIII. Mikhail Palaiologos 1261 yılında geri almıştı fakat Haçlılar şehri öyle yağmalamış, öyle tahrip etmişlerdi ki artık şehir “dünya devleti” olma vasfını kaybetmiş bulunuyordu.”
“Fatih'in topları İstanbul surlarında gedikler açtıkça Bizanslılar Ayasofya’da ayinler yapıyor, bütün kiliselerin çanlarını durmaksızın çalıyor, bin yıldır Konstantinapolis’i koruduğuna inandıkları Meryem'in çok değerli ikonunu (Hodigitira=Yol Gösterici) Sarayburnu'nda, kendi adını taşıyan kiliseden alıp koruması için, surların yakınına getiriyorlardı.”
“1107 yılında İstanbul’a gelen Norveç Kralı I. Sigurd mahiyetindekilere: Dünyanın en zengin şehrine girmekte olduklarını, bu şaşaa karşısında hayran kalıp her şeye öyle uzun uzun bakmamaları konusunda uyarıda bulunmuştur.
Hatta şehirde ilerlerken Sigurd’un atnın altın olan nallarından biri koptuğu halde tembihli olan Norveç askerleri, hiç durmadan nalı düştüğü yerde bırakıp ilerlemişlerdir.”
“Grekler hepsi de barbarlardan olan her milletten askerler toplarlar ve bunları Türklere karşı olan savaşlarda hizmet ettirirler.
Kendilerinin askeri ruhları gelişmemiştir ve adeta kadınlar gibi savaş yetenekleri yoktur.”
Örümcek, Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor,
Baykuş, Efrasiyab’ın kalesinde nevbet vuruyor.

Tursun Bey'in fetih sırasında söylediği iki beyit.
Mesudi şehir adı hususunda bazı fikirler vermekte ve bu şekilde "Rumların Konstantinopolis'e Bolin veya imparatorluğun başkenti olduğunu ifade etmek istedikleri zaman, İsten Bolin dediklerini, Konstantiniye adını kullanmadıklarını, sadece Arapların kenti bu isimle andıklarını" belirten ilk Arap yazardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yabancıların Gözüyle Bizans İstanbul’u
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059787857
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayınevi
Şairlerin güzelliğini anlatmak için yeterli kelime bulamadığı, tek taşına bile bütün Acem mülkünü feda ettikleri medeniyetler şehri İstanbul. Şüphesiz her dönemde olduğu gibi Bizans ya da bir başka değimle Doğu Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü yıllarda da birçok sebeple İstanbul’a gelen yabancılar vardır. Fetihten önce çeşitli ülkelerden değişik sebeplerle buraya gelen veya başkalarından öğrendiklerini yazan seyyah ve yazarların günümüze kadar ulaşabilen hatıraları Ortaçağ dünyasının bu önemli şehrinin görünümünü bir dereceye kadar tanıtmaktadır. 1996 yılında başlayan bu çalışma ile Bizans döneminde İstanbul’a gelen Hacılar, Haçlı askerleri, seyyahlar ve elçilerin tarihe tanıklıkları eşliğinde 1453’den önceki Konstantinopolis’e ışık tutulmaktadır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Kozmos
  • Halil Korkmaz
  • metin talay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0