Adı:
Yağmur Kesiği
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715723
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Lefteri üç gün toprak altında kalmıştı... Sırtında kırbaç izleri. Sırtı paramparça. Karnını deşip kemiğe saplanmış lakerda bıçağı.
Köpekler burunlarını toprağa vermiş, en pes seslerden ağlıyor. Denizkızları bir bir gırtlaklarını kesip kayalara vuruyor diri bedenlerini.
Ave Maria söylüyor koro.
Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed, diye bağırıyor kurbanlık koyunlar.
Karlar örtüyor eflatun şallarını köyün üstüne.
Lefteriyi çarmıha gerdiler.
Ve o hiçbir şey demedi.
Rakılar, esrarlar ağladı.
Ölüm Allahın emri ayrılık olmasa, dedi kedi imam.
Helal ettiler haklarını.
Lefteri gömüldü.
Sevgilisi Melina Ratsisin yanına.
Sarıldılar.
Bıçağı söktü aldı karnından Melina. Bir bir yaralarını sevdi okşadı. Gözlerini öptü. Saçlarını koparıp bedenine sürdü. Mezarın diplerine çekti Lefteriyi. Çekildikçe su geldi çekildikçe deniz, indikçe tuz geldi burnuna. Balıklar öptü gözlerini. Derin nefes al sevgilim, dedi Melina. Son nefesini aldı Lefteri.
Daldılar derinlere derinlere. Denizkızı Melina sevdasına kavuştu. Denizin bittiği yerlere gittiler, Karya mezarlarına, yüksek manastırlara...
Onlar çağırmadı bu olup biteni. Bu felaket klavyeleri. Bu yarılmış kar tepelerinden fırlamış ten kokusu.
Oluk oluk.
Onlar bağırmadı.
Sanırım kitabın üzerinde yazar adı olmasaydı öyküleri okuduktan sonra yine de yazarını tahmin edebilirdiniz. Bir sinemacını kitabı bu. Hep denize kıyısı olan yerlerde geçen öyküler. Karanlık, yağmurlu, fırtınalı öyküler... Sanki film izlermişsiniz gibi zihinsel bir görsellik yaratıyor yazar. Bir de Uğur Yücel'i seviyorsanız eğer ara ara bu öyküleri onun sesiyle dinlediğinizi farz ederek keyif alabilirsiniz. Yine de kitapta dilinin oldukça dağınık olduğunu belirtmeliyim.
Bayağıdır elimde Yağmur Kesiği ...
1) Kendimi rus bi yazarı okuyormuş gibi hissettim. Hani böyle uzun uzun isimleri olur kahramanların bi de kadro genişse kim kimdi diye düşünür durursunuz :))
Ama tabi ki köklü bi rus eser tadı vermedi bana.
2) Çok fazla argo konuşma içeriyor. Ben çok fazla yakıştıramıyorum edebi eserlere.
3) Bi eserin kaliteli bi eser tanımını kazanabilmesi için sadece betimlemeler sıralamak ne kadar doğrudur ?
4) Kitabı alma sebeplerimden biri çok fazla Can Yücel'in kalemiyle alakalı eleştiriler duydum merak ettim ikincisi YAĞMUR ... Çok severim yağmurlu günleri... Yağmurlu günlerde kitap okumayı... Sanırım tek sevdiğim yanı yağmur betimlemeleri olan kısımlar oldu :)
Uğur Yüceli çok severim. Yağmur Kesiği kitabını okuduktan sonra daha çok sevdim. Sinemacı gözüyle okurken gözlerinizin önünde resmoluyor herşey...
Kitabın başında Uğur Yücel 'in de yazdığı gibi tam bir "sinemacı kitabı"
O kadar çok detay veriliyor ki okurken gözünüzde canlandırınca her öykü kısa metraj bir film.
Küçük maceraperest çocuklar için karanlık kutsaldır. Lambalardan yayılan gaz kokusu sihirdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yağmur Kesiği
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715723
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Lefteri üç gün toprak altında kalmıştı... Sırtında kırbaç izleri. Sırtı paramparça. Karnını deşip kemiğe saplanmış lakerda bıçağı.
Köpekler burunlarını toprağa vermiş, en pes seslerden ağlıyor. Denizkızları bir bir gırtlaklarını kesip kayalara vuruyor diri bedenlerini.
Ave Maria söylüyor koro.
Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed, diye bağırıyor kurbanlık koyunlar.
Karlar örtüyor eflatun şallarını köyün üstüne.
Lefteriyi çarmıha gerdiler.
Ve o hiçbir şey demedi.
Rakılar, esrarlar ağladı.
Ölüm Allahın emri ayrılık olmasa, dedi kedi imam.
Helal ettiler haklarını.
Lefteri gömüldü.
Sevgilisi Melina Ratsisin yanına.
Sarıldılar.
Bıçağı söktü aldı karnından Melina. Bir bir yaralarını sevdi okşadı. Gözlerini öptü. Saçlarını koparıp bedenine sürdü. Mezarın diplerine çekti Lefteriyi. Çekildikçe su geldi çekildikçe deniz, indikçe tuz geldi burnuna. Balıklar öptü gözlerini. Derin nefes al sevgilim, dedi Melina. Son nefesini aldı Lefteri.
Daldılar derinlere derinlere. Denizkızı Melina sevdasına kavuştu. Denizin bittiği yerlere gittiler, Karya mezarlarına, yüksek manastırlara...
Onlar çağırmadı bu olup biteni. Bu felaket klavyeleri. Bu yarılmış kar tepelerinden fırlamış ten kokusu.
Oluk oluk.
Onlar bağırmadı.

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Kitap Odası
  • Babasının kızı
  • Atilla Oral
  • Cüneyt Karaağaç
  • Garzanli
  • Ahmet Han Keskin
  • BayBabür
  • Erol Muzaffer
  • Çiğdem Yıldırım
  • Metin Özdemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (1)
9
%9.1 (1)
8
%0
7
%9.1 (1)
6
%9.1 (1)
5
%0
4
%9.1 (1)
3
%18.2 (2)
2
%27.3 (3)
1
%9.1 (1)

Kitabın sıralamaları