Yağmurdan Sonra

7,5/10  (25 Oy) · 
121 okunma  · 
18 beğeni  · 
1.144 gösterim
Birinci mazeret, herhalde bir tür hayata tutunma kaygısı... İkinci mazeret ise bir tür meydan okuma: Yazdığınız yazının zamanın aşındırıcı etkisine direnebilecek güçte olduğunu, bir gün içinde eskimeyeceğini, on yıl sonra, yirmi yıl sonra da okurun belleğinde edebî bir tat bırakabileceğini ummak istiyorsunuz. Kitap, size bunu test etme şansını veriyor.

Ve son mazeret: Her gün yazarken yaşadığınız döneme de tanıklık ediyorsunuz. Bir tür günlük tutuyorsunuz. Bu günlükteki birbiriyle ilintili yazılar bir araya toplandığında hem günlük örülmüş bir dönem profili çıkıyor ortaya hem de o olaylara ilişkin söylediğiniz sözlerle o döneme eleştirel bir bakış açısı ortaya koyma şansı yakalıyorsunuz.

Can Dündar, Yağmurdan Sonra'nın ilk baskısına yazdığı önsözde, basın ve medyayla ilgili yazılarını derlemesinin "mazeret"lerini böyle sıralıyor. Yağmurdan Sonra'yı, yazıldıktan yıllar sonra hâlâ güncel kılan da bu olsa gerek. Zira gittikçe ticarileşen, ticarileştikçe de ilkelerinden büyük tavizler veren basının ve medyanın yakın tarihinden çok önemli anları yorumlayan, basın-iktidar ilişkilerinin dününe ve bugününe bakan Can Dündar, bir yerde bugünlere nasıl geldiğimizi anlatıyor aslında; bilerek ya da farkında olmadan yağmurun ardından çıkacak büyük fırtınanın haberini veriyor....
Yasama, yürütme ve yargının ardından, belki de onlardan daha hayati bir rol oynayan dördüncü güç olan basının, bu ülkede günbegün nasıl kirlendiğini, işlevsizleştiğini ve başka güçlere tabi bir güç haline geldiğini gözler önüne seren Yağmurdan Sonra, insanı hem çok şaşırtan hem de, "Hiç şaşırmadım," dedirten kitaplardan...
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2012
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750714702
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
tuncay 
25 Şub 20:14 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Eğer dikkatli bir izleyici değilseniz medya size zalimi mazlum, mazlumuda zalim olarak gösterir. Reyting uğruna insanların beynini yıkayan saçma sapan program sunan kara kutu dan kurtulun.

Merve Uçaroğlu 
30 Haz 13:57 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Öncelikle bu kitaba sadece merak üzerine başladım. Sürekli gözümün önünde duruyor. Her gün elime alıp bırakırdım. Düne kadar. Bu sefer 'bir bakayım içeriğinde ne var? ' dedim ve başladım okumaya. İyi ki okumuşum. Ele alınan konu tam olarak içinde bulunduğumuz durumu özetliyor.

Yazar kitabın içeriğinde; Basın ve medyayla ilgili yazıların derlemesinin mazeretlerinden bahsediyor. Ve aynı zamanda yaşadığı dönemi bize günlük şeklinde tuttuğu notlarla bize aktarıyor. Kitabı okudukça ne yazık ki değişen bir şey olmadığını görmüş oluyoruz. Basının neleri getirdiği neleri götürdüğü yine basınla birlikte nice yalanları gözler önüne seriliyor. Basının artık işlevini kaybedip, günbegün kirlendiğini ve bununla birlikte insanları hiç olmayacak şaşkınlıklara, cesarete, korkuya kısaca nasıl isteniyorsa o yöne sürüklediği gösteriliyor.

Öyle mi? Bence öyle. Medyanın ağzından çıkanı insanlar düşünmeden , bilgi kıtlığı varmış gibi hemen kabul ediyor. Her kanal kendi çıkarına göre haber yaparken insanlar o haberin doğruluğuna değil de kendilerine hangisi daha yakınsa o kanalı dinlemeyi tercih ediyorlar. Araştırma yapmadan öyle dümdük, körü körüne inanma tercih ediliyor.

Son zamanlar da ise şöyle bir algı ortaya çıktı: 'Düşünceyi her yer ve zaman da söyleyememe...' Vay bee ne trajik bir dünyaya kaldık!!! Adalet işlevini kaybetti artık.( bu kavram bir isimden başka hayatımıza hiç girmedi sanırım) Artık herkes Dünyayı ben kurtaramayacağıma göre "en iyi, en gözde, en cesur, ağzı en iyi laf yapan, en iyi hitap eden" kim varsa onun peşinden gideyim de belki o beni kurtarır düşüncesinde. İdeallerine ters düşse de bunu yapmak mecburiyetinde bırakılıyorlar. Yani hayatı "EN' ler " yönetir durumda... İyilik ve güzellik başkasından beklenir oldu.

İnsan hayatına saygı kalmadı. Her yapılan davranış, söylenen söz eleştirilir oldu. Düşünce özgürlüğünün yerini hakaret ve aşağılama aldı. Bazıları insanları "Aynılaşmaya" yönlendiriyor. Herkes tek bir kalıpta kalsın isteniyor. Ben istediğim zaman çıkarırım bu kalıptan yeniden şekil veririm kafasında... Ve ne yazık ki bu bir şekilde başarılıyor... Zorla ya da güzellikle...

En basiti bu site içerisinde bile farklı görüşe, söyleme müsamaha yok. İnsanlar hep bir muhalefet olma peşinde. Düşünmeden, bilmeden herkes kendi düşüncesini dikte ettirmeye çalışıyor. Bununla kalmıyor bazı arkadaşlar işi hakarete kadar götürüyor. Kitap sayfasında bile eleştiri, düşünce özgürlüğü kalmamış vesselam...

Son olarak; tahammül kalmadı. Sabırsız, korkak, araştırmayan bir topluluk oldu koskoca dünya. Ses çıkarmaya çalışan da bir şekilde susturulur oldu. Haklı ya da haksız...

Dila. 
19 Tem 16:54 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Can Dündar'ın 1996'ya kadar yazdığı köşe yazılarının bir derlemesinden oluşuyor kitap, derlemedeki yazıların odak noktasında ise medya var. Medyadaki değişimler, bunun topluma etkisi eksi ve artılarıyla, birçok katkıyla ve en insancıl yoldan yergiyle anlatılmış.
Televizyonun hayatımıza etkisi, siyasetçi davranışları ve imaj takıntısı ve medyanın bunu körüklemesi gibi konuları okudukça "96'dan 2017'ye ne değişmiş ki?" diye düşünmeden edemiyor insan...
Bu yüzden; elimdeki kitap sahafta bulunmuş bir 2005 basımı olmasına rağmen, çoğu paragrafın yanına "Temmuz-2017" notunu düştüm, sanki Can Dündar şimdi söylemiş gibi güncel ve gerçekti çünkü cümleler.
Peki Can Dündar çok mu ileri görüşlü bu yazılarında? Onu bilemem. Ama emin olduğum şey; derlemedeki birçok yazıyı ordan alıp şimdi bir gazetede köşe yazısı olarak yayınlasa hiç de sırıtmaz ve kimse de bu cümlelerin 20 yıldan daha eski olduğunu fark etmez.

Bunun dışında, köşe yazısının yapısı gereği, yorumlanacak konunun/olayın özeti girizgah olarak pek sunulmaz. Bu nedenle yazıların yazıldığı dönem küçücük çocuk olduğum için, bahsedilen konuyu bilmediğimden veya televizyonda günlerce gösterilmiş bir şeyi hatırlayamadığımdan dolayı bazı yazılar/bölümler/cümleler bana çok yabancı geldi. Evet güzel bir yorum: bir şey hakkında. Ama bu "şey" nedir bilmeden, okuduğum cümleler biraz havada kaldı. Belki sonraki basımlarda bununla ilgili bir şey yapılmış olabilir, emin değilim.

Özetle; kısa sürede çok keyif alarak okuduğum, minik detaylarla büyük düşünceleri şekillendirmeye yardımcı olan bir kitaptı benim için...

Duygu Kr 
27 Haz 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Önsöz de şöyle diyor Dündar, ''.. Bir tür günlük tutuyorsunuz. Bu günlükteki birbiriyle ilintili yazılar bir araya toplandığında, hem günlük örülmüş bir dönem profili çıkıyor ortaya hem de o olaylara ilişkin söylediğiniz sözlerle o döneme eleştirel bir bakış açısı ortaya koyma şansı yakalıyorsunuz.'' Kitap ilk basıldığında memleket hallerinden anlamayacak kadar küçük bir çocuktum, büyüdüm, kendi yolumu çizdim ama anladım ki memleket aynı memleket. Hikayeler aşağı yukarı aynı, sadece isimler değişmiş o kadar.

Kitaptan 23 Alıntı

ali bekdas 
17 Ağu 01:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Atilla İlhan, ünlü romanı Kurtlar Sofrası'nı şu cümleyle bitirir:
"Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır..."

Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 63)Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 63)
h 
15 Haz 10:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Gönül" bağının, ayakkabı bağı kadar değeri yok günümüzde...

Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 78)Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 78)
ali bekdas 
17 Ağu 23:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendimizle barışsak...
Ve yaklaşan seçimlerde miting meydanlarına çıktığımızda o meşhur şarkıyı mırıldansak
hep bir ağızdan..." Başkası olma kendin ol... Böyle çok daha güzelsin... Ya gel bana sahici sahici.. Ya da..."

Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 88)Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 88)
Merve Uçaroğlu 
29 Haz 17:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Kurtlar Sofrası
Memleket, bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır...

ATİLLA İLHAN

Yağmurdan Sonra, Can DündarYağmurdan Sonra, Can Dündar
ali bekdas 
16 Ağu 22:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Edebiyat, sanat ve düşünce yaşamın sınırlarını zorlar. Yeni bir yaşam beklentisi yaratır.

Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 38)Yağmurdan Sonra, Can Dündar (Sayfa 38)
Merve Uçaroğlu 
29 Haz 18:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

BAK SEN ŞU İŞE!!!
"Adalet" değil "güç" önemliydi çünkü... Güçlü olan kazanır ve kendi adaletini tesis ederdi.

Yağmurdan Sonra, Can DündarYağmurdan Sonra, Can Dündar
Merve Uçaroğlu 
29 Haz 20:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Açıl Doğu açıl! Doğu açılsın, Doğu açılacak elbette. Ama yeni bir Akdenizli der ki, hem yeni ayana, hem yeni divanilere; Doğu'ya doğru fazla giden, coğrafya yüzünden, Batı'ya düşer: Tersi de geçerlidir bunun..."

ECE AYHAN

Yağmurdan Sonra, Can DündarYağmurdan Sonra, Can Dündar
3 /