Yağmurun Ülkesine YolculukHaydar Ersöz

·
Okunma
·
Beğeni
·
39
Gösterim
Adı:
Yağmurun Ülkesine Yolculuk
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056722967
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
La Kitap
Çocukken evimiz şehrin dışında, yamaçta, tüm şehri yukarıdan gören bir tepenin yamacında, ufacık bir gecekonduydu.

Tüm tepede üç beş tane ev vardı, kaderleri bize benzeyen. O evlerin çocukları mahalle arkadaşımızdı. O tepelerde boyumuzu aşan çimenlerin içinde kaybolurduk bahar aylarında. Kış geldi mi karda kayardık tepeyi boydan boya, uçardık, donardık, yanardık soğuktan, yara bere içinde kalırdık ama gün batmadan girmezdik eve.

Yaz yağmurlarında tepemizin arkasında gökkuşağı çıkardı, yağmurdan sonra, göğü boydan boya sarar, uzansak tutacak kadar yakın sanırdık maviyi, yeşili, sarıyı.

Anam, gökkuşağının altından geçen cennete gider demişti bir seferinde. Sonrasında ilk gökkuşağında altından geçmek için koşmuştuk, çocukluk işte. Tepeye vardığımızda bir adamla karşılaşmıştık, adam sırılsıklam ıslanmış, tüm yağmuru içine çekmiş gibiydi, burnundan soluyordu, yorulmuştu, belki acıkmıştı da, yorgundu da.

Adamı görünce çok heyecanlanmıştık, adam yağmurun ülkesinden geliyor sanmıştık, gökkuşağının doğduğu yerden, cennetten. Gökkuşağının sahibi gibi görünüyordu uzaktan, sanki onu oraya o adam dizmiş, elceğizleriyle yerleştirmişti.



(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yağmurun Ülkesine Yolculuk
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056722967
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
La Kitap
Çocukken evimiz şehrin dışında, yamaçta, tüm şehri yukarıdan gören bir tepenin yamacında, ufacık bir gecekonduydu.

Tüm tepede üç beş tane ev vardı, kaderleri bize benzeyen. O evlerin çocukları mahalle arkadaşımızdı. O tepelerde boyumuzu aşan çimenlerin içinde kaybolurduk bahar aylarında. Kış geldi mi karda kayardık tepeyi boydan boya, uçardık, donardık, yanardık soğuktan, yara bere içinde kalırdık ama gün batmadan girmezdik eve.

Yaz yağmurlarında tepemizin arkasında gökkuşağı çıkardı, yağmurdan sonra, göğü boydan boya sarar, uzansak tutacak kadar yakın sanırdık maviyi, yeşili, sarıyı.

Anam, gökkuşağının altından geçen cennete gider demişti bir seferinde. Sonrasında ilk gökkuşağında altından geçmek için koşmuştuk, çocukluk işte. Tepeye vardığımızda bir adamla karşılaşmıştık, adam sırılsıklam ıslanmış, tüm yağmuru içine çekmiş gibiydi, burnundan soluyordu, yorulmuştu, belki acıkmıştı da, yorgundu da.

Adamı görünce çok heyecanlanmıştık, adam yağmurun ülkesinden geliyor sanmıştık, gökkuşağının doğduğu yerden, cennetten. Gökkuşağının sahibi gibi görünüyordu uzaktan, sanki onu oraya o adam dizmiş, elceğizleriyle yerleştirmişti.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitap istatistikleri